Nar Çiçekleri

9,1/10  (61 Oy) · 
203 okunma  · 
62 beğeni  · 
2.021 gösterim
"Nar Çiçekleri", Mehmed Uzun’un Türkçe yazdığı, hayatımıza değen dokuz denemeden oluşuyor. Çokkültürlülüğün, azınlık ve öteki olma sorununun, sürgün ve aydın olmanın onulmaz ağırlığının merkezde olduğu bu denemeler, şiddetin ve reddetmenin çözüm olamayacağını, ancak anlayarak, empati kurarak bir arada yaşanabileceğini savunuyor.

Kırık bir hüznün egemen olduğu bu denemeler, aynı zamanda arada kalanların dünyasına içerden bir bakış.
  • Baskı Tarihi:
    2012
  • Sayfa Sayısı:
    167
  • ISBN:
    9789752732339
  • Yayınevi:
    İthaki Yayınları
  • Kitabın Türü:

İncelemeye başlamadan önce beni Mehmed Uzun ve 1000kitap sitesiyle tanıştıran kuzenim Elif Kimya S. a teşekkür ederim.

Kitapta öyle güzel betimlemeler, akıcı bir anlatım tarzı var ki kitabın nasıl bittiğinin farkına bile varmıyorsunuz. Mehmed Uzun' un bir zamanlar yasaklanmış sonra tekrar yasağı kaldırılmış iki kitabından biri Nar Çiçekleri. Bu kitabında Kürtlerden ve kendi hayatından bahsediyor. Mehmed Uzun ' un vatan özlemine ve davasının ardındaki dik duruşuna hayran kaldım. Böyle değerli insanlara zamanında hak ettikleri saygıyı göstermemek, öldükten sonra kıymete bindirmek bizim ülkemizde hatta dünyada olmazsa olmaz. Ayrıca Türkiye' nin Kürtler hakkında uyguladğı yanlış politikaları eleştiriyor bu kitabında. Çok beğendim ve tavsiye ediyorum.

mehmet pak 
 29 Tem 22:27 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Fikirleri ve düşünceleri yüzünden, kendi ülkesinden ,kendi tarihinden,kendi insanlarından koparılmış; kalemine kelepçe vurulmuş, Diyarbakır Zindanlarında işkence görmüş, hasreti ve özlemi yüreğine, umutlarını kalemine akıtmış Mehmed Uzun, sürgün Zordur diyor; ama bir yazar için o kadar yaratıcıdır...Dokuz denemeden oluşan bu eseri yazdığı için yargılanan Mehmed Uzun her şeye rağmen ötekileştirilmiş, dışlanmış, sömürülmüş, aşağılanmış,dili, dini, kültürü yüzünden hor görülmüşlerin kalemi olmaktan vazgeçmemiştir. Çok renkliliğe tahammül edemeyen zihniyetlerin Mehmed Uzuna saldırmasını anlamak zor olmasa gerek. Oysa ne kadar da güzeldir gökkuşağı, hele tavus kuşu... Irkçılık, milliyetçilik ve şovenizm karşısına çok kültürlü insan sevgisini dayatmadığımız sürece gelecek günler daha fazla kıyım, daha fazla baskı, daha fazla ölüm getirecektir. Dünya tarihi bunu ispat etmektedir, ırkçılık ve milliyetçilik aklın ve vicdanın önünde yıkılmaz bir duvar olarak varlığını korumaktadır. Kin ve nefretle dolu , öteki düşmanlığı; milliyetçiliğin ve ırkçılığın taşlaştırdığı yüreklerin açtığı katliamları görememek için doğuştan kör ve sağır olmak gerekir. Körlüğü doğuştan olmayan herkesin bu çürümüş ideolojinin dünyanın her yerinde vatanseverlik olarak yutturulduğunu görmesi gerekir. Milliyetçilik ve ırkçılık ayrıştırır, kutuplaştırır ve böler. Kendisinden olmayana yaşam hakkı tanımaz. Kendisiyle öteki arasında aşılması zor duvarlar ören, başka dillere, kültürlere ve dinlere hem akıl yolunu, hemde yüreğini kapamış ve bunu daha uç bir noktaya yanı ırkçılık, milliyetçilik ve şovenizm noktasına taşımış insan oğlu korkma, onlar ne senin için ne de ülken için bir tehdit değil, bir zenginliktir. Ermeniyi Müslümanlaştırmak, Kürdü Türkleştirmek, Aleviyi Sunnileştirmek isteyen siyasi devlet politikalarının açtığı yaralar kanamaya devam ederken, birlikte yaşamın güzelliğini göremeyecek beyinler unutmasın ki bir ötekinin, başka bir ötekisi vardır... İnsan sevgisinden yoksun devlet politikalarına alet olmamak bizlerin elinde.Siyasi, bağnaz ve çürümüş ideolojiler bizlere tek düzeliği dayatmakla yetinmediği gibi,aynı zamanda yüreklerimizde kalmış insanlık kırıntılarını da yok etti.Keskin ön yargılar ile halkların arasına kin ve nefret tohumlarını ekenlere karşı, kanlı tarihten dersler çıkarıp birlik olmanın vakti gelmedi mi ? Yok oğlum Mehmet Pak hayal dünyasında yaşıyorsun sen...İnsanlığa öyle bir zehir enjekte edilmiş ki temizlemek na mümkün. Bu ülke, Kürt olduğu için katledilen, bombalanan,alevi olduğu için diri diri yakılan, Yahudi olduğu için iş yerleri basılıp yağmalanan, Ermeni olduğu İçin sürgün yollarında öldürülen, eş cinsel olduğu için memesi kesilen,İncil sattığı için dükkanı tarumar edilen, Suriyeli olduğu için kaldırılıp yere çarpılan ve bunlara sessiz kalanların ülkesi yorma kendini boşuna...Bu ülke Hasan Fehmiden bu yana Ermeni olduğu için Hrant Dinki, Kürt olduğu için Musa Anteri, devrimci olduğu İçin Erdal Ereni, Solcu gazeteci olduğu için Metin Göktepeyi, Uğur Mumcuyu,Sabahattin Aliyi, Gani Bozarslanı, Engin Çeberi, Türk gazeteci olup kendisi gibi düşünmediği için öldürülen gazetecileri ,Katledenleri alkışlayanların ülkesi... Bu köhnemiş, gözü dönmüş, yüreği kararmış, beyni durmuş,akıl ve mantığın devre dışı olduğu insanlar yığınına, milliyetçiliği, ırkçılığı, çok renkliliği, birlikte yaşamı anlatmak şaka gibi değil mi ? Sevgili Mehmed uzun bir şaka yaptı bende bu hümanist tutumuna ayak uydurayım dedim...Olamıyorum ağbi ne yapayım elimde değil ne yapsam da ne etsem de Mehmed Uzun gibi Liberal bir eksende kalamıyorum..Diri diri insanlar yakılırken halay çekip izleyen yaratıkların olduğu bir coğrafyada kendi kabuğuma çekilmeyi de başaramıyorum. Neyse kitaptan devam edelim sırada ne vardı.

Sürgün diyor Mehmed uzun sürgündeki insanın geleceği yoktur geçmişi vardır. Bütün sevdikleri geçmişte kalmıştır.Annesi, babası, kardeşi, sevgilisi ve çok sevdiği halkı.Artık bir adım ilerisi yoktur. Sadece geçmiş vardır ve hatıralar. Bir parçada umut.Ha bir de sürgün yollarına akıtılan bir kaç damla göz yaşı...

Eğer Almanya ataları olan Nazilerle gurur duyuyor olsaydı bugün Almanya olmazdı. Bulgaristan, atalarının Türklere yaptıklarıyla gurur duyuyor olsaydı bugün Bulgaristan olamazdı. Ya Katalonya. Hele İsveç 1900 lü yılların en barbar ülkesi totaliter rejim yıkıldıktan sonra inanılmaz bir değişim.Azınlıklara kucak açan, ana dillerinde eğitim hakkı veren, kendi dillerinde, dinlerinde,kültürlerinde, sözde değil özde yaşam hakkı tanıyan ve ötekileştirme dilinin bile cezası olan bir ülke düşünün. Yaşadığınız şehirden binlerce uzaklıkta bir şehirde tabelada bixêrhatin yazmasının kime nasıl bir zararı olabilir ?

Halklar arasına kin ve nefret tohumları eken,diğer din ,dil ve kültürlere karşı bağnaz ön yargıları pompalayan ve bunları sistematik bir şekilde arttıran sermaye devletinin karşısında çok renkliliği, kardeşliği,birlikte yaşamı bir tehdit olarak değil,bir zenginlik olarak görebilmek ve uygulamak umuduyla. Sevgili Mehmed uzun kitapta değinmemişse de kitabın dışına çıkarak şu yorumu eklemek istiyorum; emperyalizmin böl - parçala- yönet ideolojisi bu düşmanlık tohumlarını ekmeye devam ediyor... İşçi ve emekçi sınıfının birliğinin önünde engeller oluştururken, bu birliği parçalamak için her türlü taktiği denemeye devam ediyor. Milliyetçilik, ırkçılık, şovenizim, fantazim gibi ayrışıtırıcı, kutuplaştırıcı,bölücü taktikleri çok iyi tutmuş durumda.

Mehmed Uzunun Musa Anter üzerine yazdığı ağıtla yüreğimden bir şeyleri söküp aldı. Cezaevinde ıslık çalarken kendisine uyarıda bulunan asker; '' sus Kürtçe ıslık çalmak yasak. '' Bu vesileyle sevgili Musa Anteri selamlıyorum...

Sinan yaprak 
 08 Nis 01:06 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

İyi bir İnceleme ve denemeydi. Musa Anter'e yazdığı kısa, ağıt niteliğindeki yazıda bambaşka güzeldi. Ve nem u zine de ayrı bir güzel yazı idi. Eline sağlık büyük usta...

Dicle Tuba 
28 Mar 14:57 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

'Bana denemeyi sevdiren betimlemeleriyle beni kilometrelerce ötedeki şehirlere ve bir miktarda çocukluğumun güzel yaz akşamlarına götüren buram buram toprak kokusunu ve kültürümü hissetiren bir şaheser en çokta mahkemede savcıyla olan konuşması hoşuma gitti birde çocukluğumun bir simgesi sayılan nar çiçekleri.Eseri elimden bıraktığımda diyar-ı bekirli arkadaşıma ya bu gavur mahallesi Diyarbakırın neresinde diye sorduran eser.'

mahmut yiğiter 
31 May 01:33 · Kitabı okudu · 3 günde · 8/10 puan

Mehmed Uzun'un Türkçe yazdığı tek kitaptîr. . Mehmed Uzun 2001'de bu kitaptan dolayı yargılanmış ve beraat etmiştir. . Nar çiçekleri geçmişe olan bir özlemdir, sürgündür. biraz Nazım Hikmet biraz Ahmet Kaya dır.

Mihemedê NOJDAR 
20 Oca 09:34 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Min dema ku ewil car lîseyê bûm xwend. Berîya wê min 2 pirtûkên wî bi tirkî xwendibûm. Piştî vê ev nivîsên ceribandinê min got madem ez kurd im û ev camêr ji bo kurdî ev qas zilm û zorî dîtiye.. ji min re ferze ku ez kitêbên wî bi kurdî bixwînim. Elhamdülillah min kitêbên wî bi kurdî qedand. Û tama ku min kurdî de dît min tirkî de nedît. Divê her kurd kurdan bi kurdî bixwîne

Emine Sevgin 
22 Ağu 14:31 · Kitabı okudu · 18 günde · Beğendi · 9/10 puan

"Nar Çiçekleri"... Ve diğer kitapları gibi yine kendini gösteren "Yaşar Kemal " ama bir farkla. Bu sefer kitap Yaşar Kemal'e ithaf ediliyor. Mehmed Uzun her zamanki gibi doğal, yalın, akıcı anlatımıyla okuyucuyu kendine çekmeyi başarıyor. Her zamanki gibi Mem û Zin, Siyabend û Xecê, Cembelî û Binevşa Narîn aşkı yüreğinize serpiyor. Her zamanki gibi Memduh Şevket, Celadet Bedirxan, Musa Anter, Ahmed Arif... vs satırlarda yerini alıyor. Çokkültürlülük, öteki, sürgün, özlem, aydın olma, dengbejlik, azınlık, yaşam mücadelesi, insanlık, var olma... çok güzel hayat hikayeleriyle kafalarımızda yer ediniyor.

Hatice 
02 Ağu 14:25 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mehmet uzun okurken kendimi çok iyi hissederim..
Nar çiçekleri kitabı bu iyi hissetmeyi kat be kat arttıran bir kitaptı.
İçinde sayısız okuma tavsiyesi bulduğunuz ,okunmaya değer bir kitap...
Not: Mehmet uzun'un her kitabı okunmaya değerdir...;)

Selim KOÇ 
06 Şub 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Eserinde içinde yaşadığımız çok kültürlü toplumsal yapıda sürekli karşılaştığımız temel sorunları ve bu sorunların çözümüne yönelik çabayı kendi hayatından örneklerle aktarmaya çalışan Mehmed Uzun, üzerinde yaşadığımız kadim coğrafyada biz ve öteki arasındaki etkileşimin nasıl olması gerektiğini hakkıyla dile getirmiş ve toplumsal yapının anlaşılması ve toplum olarak ortak bir iyiye ulaşabilmemiz için bir yol haritası çizmiştir.

Üç Renk 
06 Eyl 22:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Mehmed Uzun'un Türkçe yazdığı, dokuz denemesinden oluşuyor. Çokkültürlülüğün, azınlık ve öteki olma sorununun, sürgün ve aydın olmanın onulmaz ağırlığının merkezde olduğu bu denemeler, şiddetin ve reddetmenin çözüm olamayacağını, ancak anlayarak, empati kurarak bir arada yaşanabileceğini savunuyor. Kırık bir hüznün egemen olduğu bu denemeler, aynı zamanda arada kalanların dünyasına da içerden bir bakış niteliği taşıyor.

Nar Çiçekleri bir zamanlar yasaklanmış sonra yasağı kaldırılmış Mehmed Uzun'un 2 kitabından biri aynı zamanda... Temennim bu kitabın daha çok okunması ve daha çok okuyucuya ulaşmasıdır.

"Yaşam buydu işte, çatlayan olgun narlar, bembeyaz tüller ve kan kırmızısı damlalar."

2 /

Kitaptan 96 Alıntı

Sinan yaprak 
 07 Nis 21:52 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"xwin bi xwnle na ye şuştin"(Kan kanla yıkanmaz)
"Kan, ancak adalet duygusu, insani ve vicdani yaklaşımla yıkanabilir, temizlenebilir. Adalet anlayışının, insani ve vicdani duyguların kaynağı da edebiyattır. Edebiyat insanların birbirlerini daha iyi anlamalarının yolu, kültürlerin birlikteliğinin vazgeçilmez köprüsüdür."

Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 113)Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 113)

Tüm insanlık tarihinin, hiçbir zaman tedavi edemediği, en önemli hastalığı olan ön yargılar, farklı ve değişik olana karşı duyulan düşmanlık, kuşku ve tedirginlikler sürüp gidecek mi? Bu hastalık tedavi edilemeyecek mi?

Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 49)Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 49)
Sinan yaprak 
06 Nis 21:46 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

kayıplar süreci
"Her şeyden önce dilimi, benim için çok kutsal olan varlığımı, Albert Camus'un deyimiyle ana yurdumu kaybettim."

Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 70)Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 70)
Sinan yaprak 
06 Nis 23:13 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

işte bu benim dilim
"Kendim seçmediğim ama içinde doğduğum öğrendiğim, büyüdüğüm ve kendimi ifade ettiğim anadilim..."

Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 83)Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 83)

Uygar bir yurtseverliğin konseptleri ancak ahlak, vicdan, tolerans ve insanlık olabilir.Her şeye rağmen bir nehir gibi akan insanlık, başka hiçbir şey değil.

Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 39)Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 39)
Visal... 
06 Nis 09:24 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Sanki dünya, dünya değil bir ölüm tarlası, ölüm üreten, ölüm saçan bir makine.

Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 37 - İthaki Yayınları)Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 37 - İthaki Yayınları)
mehmet pak 
 27 Tem 12:20 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Sürü Psikolojisi
Kestiği Ermeni başarıyla cennetin kapılarını açacağına inandırılan cahil Kürt köylüsü, Osmanlı askerlerinden sakladığı paslı hançerini çıkarıp, komşu köydeki yaşlı Ermeniyi yere yatırır ve hançeri doğduğu günden bu yana tanıdığı Ermenin boynuna dayar. Yaşlı Ermeninin döktüğü diller işe yaramaz, komşuluk hakkı, dostluk, vicdan, merhametle ilgili söylediği hiç bir şey köylüyü ikna etmez. Köylünün buyruğu kesindir, ya Ermeni imana gelecektir ya da boynu kesilecektir. Köylü, " kelime-i şahadet getir, imana gel, kafir" der.Can havliyle, köylünün altında, bir serçe gibi titreyen Ermeni, "peki" der, imana geliyorum, nasıl olacağını söyle, senin gibi yapayım." Köylü birden durur, köylü şaşkındır. Sahi nasıl imana geliniyor ? Ne yapılıyor, hangi dualar okunuyor? O dualar nasıldır?
Köylü bunların hiç birini bilmez ama perde perde yükselen çılgınlık ve kan onu da esir almıştır. Çılgınlığa ortak olmaktan değil, tersine dışında kalmaktan rahatsızdır. Bir "biz ve onlar "psikolojisi yaratılmıştır, "onlara" karşı olduğunu kanıtlamak, "bizden" olduğunu göstermek için yaşlı komşusunu bile boğazlayacak hale gelmiştir.

Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 31 - İthaki  Yayınları)Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 31 - İthaki Yayınları)
mehmet pak 
27 Tem 11:26 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Hepimizin başından geçmiş insani bir deneydir; bir şeyi, bir dönemi, olayı, insanı, ilişkiyi, ya da güzelliği ölçüsüz hisseder, duyar ve yaşarız. Ancak zamanla, kimi kez farkında olmadan, egemen olamadığımız, kontrol edemediğimiz nedenlerle, o doyasıya yaşadıklarımızdan uzaklaşır ve onları yitiririz. Ve zamanla, yitirdiklerimize ilişkin, şu duygu egemen hale gelir; kendileri artık yitip gitmiştir, bir tek, yüreğimiz ve ruhumuzda onların kıpırdayan gölgeleri, silikleşen sesleri ve belirsiz renkleri kalmıştır. Yani, yeniden, zamanı geldiğinde " yitik bir zamanın peşine" düşebilmek için zorunlu olan şeyler yürek ve ruhumuzun gizli köşelerinde kalmıştır artık...

Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 24 - İthaki  Yayınları)Nar Çiçekleri, Mehmed Uzun (Sayfa 24 - İthaki Yayınları)