Abdalın Bir Günü

·
Okunma
·
Beğeni
·
7927
Gösterim
Adı:
Abdalın Bir Günü
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
196
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731820
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Abdalın Bir Günü
Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê
Abdalın Bir Günü, geleneksel edebiyat içerikleriyle modern edebiyat biçimlerini buluşturan, çok katmanlı, deneysel bir roman.
Sözlü anlatı geleneğinin modern bir üslupla harmanlandığı, geleneksel içeriklerin modern biçimlerle yeniden üretildiği Abdalın Bir Günü’nde, Uzun, ünlü dengbej, Evdalê Zeynikê’nin trajik yaşamını tek bir günde toplayarak, nesnel zamanı öznelleştirip, bir günü tüm yaşamın özeti haline getirerek, ustalıkla betimliyor.

Mehmed Uzun’un romanları günümüzde yazılan en iyi romanlardır.
Edebiyata yeni olanaklar getirmiş, birçok ülkede de bu romanlar çok sevilmiştir.
Yaşar Kemal

Mehmed Uzun, bir Kürt, dünyanın en büyükleri arasında yer alan
bir yazar... Dili olağanüstü sade ve yoğun, etkisinden kurtulmak olanaksız.
Olav Egil Aune, Norveç
196 syf.
Mehmed Uzun' u yakın dostu Yaşar Kemal sayesinde tanıdım. Bir paylaşım sitesinde hakkında söylediği sözler beni çok etkilemişti. " Bir edebiyatçının cenazesine bu kadar kalabalığın gelmesi ilk defa oluyor. Siz hepiniz sağ olun. Mehmed her şeyimdi. Bu adam büyük bir adamdı. Mehmed için kitaplar yazılacak, destanlar, şiirler yazılacak. Bunca zorluklar içinde başeserler yazmayı başardı. Mehmed bir halkın gözbebeği olacaktır. Buna inanıyorum. Mehmed modern Kürt romanını yaratmış bir ustadır..." Yaşar Kemal gibi değerli bir yazarın takdirini almış insan da en az onun kadar iyi olmalı dedim ve kesinlikle umduğumdan çok daha fazlasını buldum.


Mehmed Uzun, yok edilmeye çalışılan bir dili ayakta tutmak için kendi savaşını vermiştir. Kürtlerin toplumdan izole edilmeye çalışıldığı, Kürtçe kitap ve kasetlerin yakıldığı, gömüldüğü, sırf Kürtçe konuştuğu için, insanların hapishanelerde işkence gördüğü bir dönemde, dilinin arkasında durmuş, asimile olmamış bir insandır. Sırf bu yüzden ülkesinden sürgün edilmiş, vatanına hasret bırakılmış olması da davasının ardında dimdik durmasına mani olmamıştır. Ve yaşadıklarının, azminin karşılığını da sadece ülkemizde değil, dünyanın birçok yerinde almıştır. Ben bu kitabı bir Kürt olarak değil, Yunan göçmeni olarak okudum. Ve kitaplarında sadece Kürtleri değil bu topraklarda daha önce yaşamış uygarlıkları, halkları da anlatması, bize zamanında bu insanlar da burada yaşadı diye hatırlatması, onu daha da sevmeme, takdir etmeme sebep oldu.


Kısacası Uzun hakkında yapmak istediğim çok fazla yorum var. Bitmeyeceği için onu bırakıp kitap hakkında konuşmalıyım. Kürtlerde dengbejler çok kıymetlidir. Dengbej Kürt sözlü edebiyatında kilam ve stran (şarkı ve ağıt karışımı parçalar) söyleyen sanatçılardır. Mehmed Uzun da bu kitabında Kürt dengbejlerin en önemlisi olan Evdale Zeynike' nin acı hayatını, ajitasyon yapmadan, tek birgüne sığdırıp romanlaştırarak bize sunmuş. Benim gibi Kürt kültürüne, müziklerine, değerlerine ilgili olan arkadaşlara tavsiye ediyorum...
196 syf.
·3 günde·10/10
.

Bu güzel kitabı okumayı bana bahşettiği için Allah'a ne kadar şükretsem azdır. Böyle havadan atıp söylüyor demeyin, onlarca şey kattı bana bu kitap.

Öncelikle şunu söylemem gerek; Mehmed Uzun her ne kadar modern Kürt Edebiyatı'nın en önemli yazarı olsa da, aslında tüm dünyaya seslenen bir yazardır. Kürt kültürü ve gelenekleri üzerinde durduğunu biliyorum fakat dikkatle incelediğinizde en çok da "insanlık" a dair şeyler öğreneceksiniz ondan. Bunun için -yine abartmıyorum- okullarda ders kitabı olarak bile okutulmalı...

Kitabın orijinal ismi Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê'dir. Fakat Türkçe'ye çevrilirken "Abdalın Bir Günü" olmuştur. Abdal dediğimiz, Evdalê Zeynikê'dir. Hikaye, onun etrafında döner; yaşadığı zorlukları,mücadeleleri, göçleri, savaşları ve hastalıkları anlatır. Bu hikayede yalnızca Kürt Kültürü ve Edebiyatı'na değil; zamanın Osmanlı Tarihi'ne, yapılan adaletsizliklere, Ermeniler'e ve Yezidiler'e de yer verilir.

Her zaman duyduğumuz bir şeydir ki; Kürt ve Ermenilerin Kürdistan topraklarında kardeşçe yaşadıkları... Bu yüzdendir ki çoğu defa bizlere dinsiz denmesi... Fakat okuduğunuzda anlayacaksınız ki bu bir dinsizlik değil, aksine bir dayanışmadır. Kardeşçe yaşamanın temellerini atan Kürtler'e ve Ermeniler'e onlarca zulüm yapılmıştır... Yine okuduğunda anlarsınız ki, onlar hiçbir ayrım yapmadan birbirlerini severler, hem aşık olurlar ve evlenirler, hem o topraklarda kardeşçe yaşar ve kültürlerini yaşatırlar. Bu bağlamda Mehmed Uzun'un kitapları ve bu kitapta anlatılanlar, bizim bu ırk düşmanlığımızı yıkar ve yerine kardeşliği getirir. Aslında hikayede geçen temsili ırklar kardeşliğe, barışa ve adalete birer örnektir, Mehmed Uzun tüm dünyaya seslenir derken bunu kastediyorum. Vermek istenilen mesaj şudur ki; "tüm dünyada kardeşlik, birlik ve beraberlik egemen olmalı; tüm ırklar ayrım yapılmaksızın kardeşçe yaşamalı..."

Yine kitapta üzerinde özellikle durulan konulardan bazıları dengbejlik ve stranlardır. Selim Temo'nun incelemesini okuduğunuzda daha net göreceksiniz ki aslında dengbejliğin ve stranların Türkçede tam bir karşılığı yoktur. Fakat benzetmelerden yararlanarak biraz daha somutlaştırabiliriz. Örneğin Selim Temo'nun deyimiyle "Stranlara türkü demek pek mümkün değildir. Çünkü hece ölçüsü kullanılmamıştır ve her zaman enstrüman ile seslendirilmez. Dengbejlere de aşık, ozan abdal demek doğru olmaz. Çünkü dengbej masal da anlatır, stran da okur, enstrüman da çalar..."

Sözün özü, sevgili kitapseverler;

Lütfen önyargılarınızı bir kenara bırakın. Dilinize, dininize, tarihinize, ırkınıza sahip çıkın. Fakat şunu da unutmayın: kardeşçe yaşamayı, dillere, dinlere, ırklara, mezheplere saygı duymayı...

Kitapla kalın efendim... :))
196 syf.
·2 günde
Merhaba arkadaşlar. Uzun bir süre sonra tekrar aranızdayım. Başlamadan önce, bana bu güzel kitabı hediye eden değerli kardeşime sevgilerimle...

Abdalın Bir Günü, geleneksel edebiyat içerikleriyle modern edebiyat biçimlerini buluşturan, çok katmanlı, deneysel bir roman. Sözlü anlatı geleneğinin modern bir üslupla harmanlandığı, geleneksel içeriklerin modern biçimlerle yeniden üretildiği Abdalın Bir Günü'nde Uzun, ünlü dengbêj, Evdalê Zeynikê'nin trajik yaşamını tek bir günde toplayarak, nesnel zamanı öznelleştirip, bir günü tüm yaşamın özeti haline getirerek, ustalıkla betimliyor... (Giriş)

Denbêjlik; Kürt toplumunun yazılmamış hafızasıdır. Bir çığlıktır yüzyıllardan bu yana...
Haksızlıkları, kahramanlıkları, yiğitlikleri, çatışmaları, sürgünleri, yıkılmış şehirleri, sönmüş ocakları, çaresiz sevdaları ve sevdalıları anlatır bizlere, tarihin en bilinmeyen zamanlarından beri...
Tarihin sözlü olarak destansı bir biçimde kuşaktan kuşağa zincirleme aktarılmasının dünya milletlerindeki yegane örneği de diyebiliriz...Yüzlerce, hatta binlerce Dengbêj gelip geçmiştir bu topraklardan, ama bir tanesi vardır ki kendisine layık görülen Dengbêjlerin Piri (Pîrê Dengbêjan) lakabını tam anlamıyla hak etmiştir. Hatta hayat hikayesini okuyup, yarattığı stran ve kılamları duyunca, kendisi hakkında az bile söylenmiş denilebilecek bir tarihi şahsiyettir kendisi. Evet, Evdalê Zeynikê'den söz ediyorum ve bu incelemede bize göre Kürt kültür ve tarihinin en değerli dengbêji olan bu önemli kişiliği tanıtmaya çalışacağım sizlere. Hayatı: https://www.insanokur.org/...-zeynike-ahmet-aras/ (sıkmamak adına...)

1991'de yayınlanan, orjinal ismi "Rojek ji rojên Evdalê Zeynikê" isimli romanında Evdal'ın bir gününü mükemmel bir üslûp ile anlatmaya çalışmış, bunda da başarılı olmuş ve romanında yer yer kurguya yer vererek belgesellikten ziyade edebi bir dil ile efsane dengbêji bizlere tanıtmaya çalışmıştır. Uzun, Evdal'ın bir gününü bir dengbêjin dilinden aktarır. Bu dengbêj de Ehmedê Fermanê Kiki'dir. Roman, Bedirhanilerin, Ehmedê Fermanê Kiki'den, Evdal'ı yazıya geçirmeyi istemesiyle başlar.
Romanın başında, Ehmedê Fermanê Kiki'nin ağzından, şu sözler dökülür; "Gözlerimi ben Evdalê Zeynikê'nin stranlarıyla açtım. Babam bana ondan stranlar okudu sık sık. Kürt Ülkesi'nde hangi dengbêj onun stranları, hikayeleriyle büyümedi ki? Evdal biz Kürt dengbejlerinin piri ve miridir...
Evdalê Zeynikê'nin sesine sesleneceğim ve onun bir gününü çağıracağım. Evet yalnız bir gününü. Ne yazık ki bir gününden fazlası gücümü aşar..."

Roman sözlü tarih kültürünü yazıya geçirme denemesidir ve edebi anlamda da başarılı olmuştur. Yapılan iş çokça risk taşıyor olmasına rağmen Mehmed Uzun'un eşsiz anlatımları ve eseri daha sonra Türkçe'ye çeviren Selim Temo'nun dil hassasiyetleri sözlü tarih anlatımlarının roman tadında okuyucuyla buluşturulabileceğinin belki de en önemli örneğidir. Selim Temo romanın çevirisinin sonuna eklediği yazısında, "Mehmed Uzun'un romanda yeğlediği dilin, başka dillere çevrilebilir olduğunu söylemek güçtür. Zira bu dil, Dengbêj geleneği gibi son derece zengin ve tamamen üslûp üzerine kurulu bir dili yakından tanımaktadır. Kürtçe'nin adeta yeniden dirildiği metinlerde Uzun, bir anlamda modernleşmekte olan Kürt Toplumu'nu kopmakta olduğu gelenekle yüzleştirir...
Evdalê Zeynikê en ünlü dengbêjdir demek yanlış olmayacaktır. Bu romanda Evdal'ın hayatı anlatılmıyor, yani bu roman bir tür biyografi değildir" demiştir. Özgür kalın.
196 syf.
·2 günde·3/10
Kültürel tarih matbaanın icadına kadar sözlü; matbaanın icadından 2. Dünya Savaşı’na kadar yazılı ve 2. Dünya Savaşı’ndan 1960’lara kadar 2. Sözlü; 1960 ile günümüz ise görsel çağdır. Yazarın ağır eleştirisine hedef olan sanat ve sanatçılar kitapta bol bol geçmektedir. Bulunduğu döneme sıkça atıfta bulunmasına rağmen; ağır eleştirilerde yapmaktadır. Mevcut düzende ve günümüzde “iyi kadın” film ve kitap konusu olmaz. Eğer ki Nobel Ödülü ile de taçlandırmak istiyorsan eserini “aykırı” ve “öteki” olmak zorundasınız. Afrika’da ırkçılık ve kahrolsun İslam tutar ve Nobel aldırır; Türkiye’de Kürt Meselesi Nobel aldırır ve hatta sinemaya uyarlayın Oscar’ınız dahi garanti. Yok mu böyle eserler elbette var. Bknz; V. S. Naipaul hem Nobel hem de Oscar; konu ise ırkçılık ve din...

Keza Almanya’da ya da farklı Avrupa ülkelerinde de durum budur. Örneğin; İspanya ve amacınız Nobel ise yapmanız gereken tek şey “Özgür Katalonya” demenizdir. Bakın 2000 yılı ve sonrası Nobellerine hepsi ülkesi ile sorun yaşayan tipler ve hatta ülkelerine dahi giremiyorlar. Neymiş kısas peki; “aykırı” ve “öteki.” Bu eserler bir daha asla bu şekilde kaleme alınamayacaktır. Gerek buna dönem izin vermeyecektir, gerekse kültür. Ancak değerli midir bu tartışılır. Kısacası 1987’den sonra alınan Nobel Ödüllerine itibar pek etmeyin.

Yukarıdaki paragraf Palyaço isimli kitabı bitirdiğimde yazdığım bir incelemenin ilk paragrafıydı. Bu paragraf üzerinden gitmeyi de uygun gördüm. Eserin bir sözlü edebiyatı konu alması ve kültürlerimizdeki bir abdalın bir gününü yazıya dökülmesi imkânsız değildir ancak çok zordur. Kendi doğduğum bölgeden ve İstanbul’da bulunduğum konum itibariyle bir sene içerisinde sayısız kere “âşık atışmaları’na” katılıyor ve bu edebiyatın asla yazıya dökülemeyeceğini savunuyorum. Genellikle doğaçlama yapılan bu etkinlik yazarların ya da âşıkların kelime haznelerine, bilgilerine ve laf ebeliklerine göre ortaya çok eğlenceli anlar ortaya çıkarabilmektedir. Hayranı olduğum birkaç tane de aşığın olması beni bu türden uzaklaşmamaya yetmektedir.

Çok umut bağlayıp da başladığım kitabı ilk yarıdayken itici buldum ve kendimi rahatsız hissettim. Daha fazla okumak istiyor ancak zoraki bir okumaya dönüşsün istemiyordum ancak öyle de oldu. Romanların dilin en üst eseri olması ve karşısında yine kendisi gibi çok katmanlı bir dil yok ise anlatının yavan kaldığı ortadadır. Kürtçe bir kitap kendi dilinde şiirsel ve edebi olabilir ancak benim anladığım kadarıyla bu eserler çeviriye girdikten sonra bütün yetilerini kaybedip sıradanlaşıyor ve okuyanlarda herhangi bir hissiyat yaratmıyor. Durum ise sadece kitap okumak için okumak adı altında okuruna kambur olarak geliyor.

Kitap seçim hatasına hiç girmiyorum bile. Gerçekten bir roman okuyacağım hissiyatıyla başlayıp, beni hiç alakadar etmeyen bir konuda, beni şevke getirmeyen cümleler arasında kaybolduğumdur. Eğer ki Mehmed Uzun’u ilk okuyacaksanız benim yaptığım hataya düşüp lütfen bu eserinden başlamayınız. Yazıya aktarış türü ve hikâyelemesi karşısında yetişkin bir okur değil de sanki 12 14 yaşlarında bir çocuğa anlatırcasına sade ve masalımsıydı.

Yazarın ufaktan ve alttan bir misyonerlik hizmetini başlattığını, bilinçaltına göndermeler yaptığını az da olsa fark ettim ve hiç hoşuma gitmedi. Etnik kökeni ne olursa olsun bir taraf gösteren ya da bir tarafa çekmeyen çalışan her sanatçı benim gözümde sanattan uzaktır. Herkesin ideolojisi ve düşüncesi kendinedir. Evrensel bir mecrada bunu yaymanın bir gereği yoktur. Yazarın Kürt ya da Türk olması hiç önemli değildir. Nasıl Atsız’a mesafeli bakmana sebep olan tutum kafamda var ise Uzun’a da o nazarla bakacağım kesindir.

Bunlar benim tek bir kitabını okuyup düşündüklerimdir. Başkaca yazar hakkındaki şeyleri okuduğumda ise gerçekten mükemmel bir yazar olduğundan bahsedilmesi ya benim yazarı anlayamadığımdan kaynaklanıyor izlenimi veriyor bana ya da yazar bir şekilde parlatılıyor düşüncesi yayıyor. Lakin uzun bir süre sonra yazarın bir kitabına daha şans verip okumak niyetindeyim. Eğer ki o eserinde de bu hissiyatım devam ederse yukarıdaki bilgilerimin kendi aklımca kati olduğunu beyan ederim.

Kitabım İttihaki Yayınları’ndan, çevirisi kusurlu. (Ş) kelimesine bir garezi mi var çevirmenin ya da yazarla kitapla alakalı bir durum mudur bilmiyorum ama şimdi’ye –fiiimdi- şu’ya –fiu- gibi yayımlanmasına ya da çevrilmesine anlam veremedim. Onun dışında sayfa kalitesi gayet yerinde ve iyi bir kapak resmiyle sunulmuştur.

Sözün özü; benim için kitap beklentimin çok altında ve gereksiz bir okumaydı. Okuyanına bir şey katacağına inanmadığım için okunası ve tavsiye edilesi değildir. Yalın bir yazım, kurguyla desteklenmemiş bir anlatıydı.

Sevgi ile kalın.
196 syf.
·2 günde·Puan vermedi
İkinci defa okuduğum bir kitap abdalın bir günü ben biraz geri kafalıyım sanırım kitabın kokusunu hissetmeden elime almadan okuyamıyorum tadınıda alamıyorum içine giremiyorum okuduğum şeyi hissedemiyorun ...
Eeeee malum covit19 salgını var çıkamıyorum alamıyorum da neyse gene dağattım konuyu ...

Evet Kürtlerin içinde deyim haline gelen bir cümle var tü rengî êvdalî zeynî dıde ( abdalı zeynekeye benzemişsin ) lakin kaç kişi bu abdalın hikayesini bilir. Orası muamma . Belki bu hikayeyi başka bir yazar yazsaydı hikayeyi biliyor olmama rağmen okumazdım . Evet abdalın bir günün geleneksel bir hikaye ama moderın şekilde daha iyi ele alınamazdı . Okuyun arkadaşlar hayran kalacağınız bir kitap tek kelime mükemmel :)...
196 syf.
Geleneksel edebiyat içerikleriyle modern edebiyat biçimlerini buluşturan ,çok katmanlı ,deneysel bir roman.
Sözlü anlatı geleneğinin modern bir üslupla harmanlandığı ,geleneksel içeriklerin modern biçimlerle yeniden üretildiği kitabın içinde Evdalê Zeynikê'nin trajik yaşamını anlatır.
152 syf.
·5 günde·10/10
Çiyayê Sipanê Xelatê bi mij û duman e, ji çavê Evdal û baskê Qulingê re derman e. Ji milekî pirtûka êş û kul û şînê, lê ji milê din re pirtûka kêf û xweşî û evînê. Cudahîyên wext û dewr û însanan lê hemanên bûyer û siud û qederan.
Kekê Mehmed Uzun bi vê pirtûkê dîsa huner û hostetîya xu ya nivîsê nîşanî me dike. Beguman hemû pirtûkê wî xweş û bi tam in. Lê ev pirtûk ji wan pirtûke wî ê dî cuda ye. Çima gelo? Wek min li sernivîsê jî gotîye ev pirtûk mîna helbestê ye. Helbesteke ku wek kanîyê diherike û di vê kanîyê de ji serî heta binî rewşekê sipehî tê de xuya dike.
Evdalê Zeynikê û wek ku ew dibêjê mehruma wî Gulê bi stranan dilê xwe ji hev re vedikin û jîyana xu dikin yek. Zarokê wan Temo, Meyro yan jî wek ku Evdal jêre digot Tavbanu û Bengîn û qulinga ku baskên we şikestî bûn perçeyek ji jîyana wan.
Jîyana Evdal û kilamên wî piştî ku reşahî ket ser çavê wî qulipî û ew kilamên bi kêf bûn bi xemgîn.
Eger hûn jî bixwazin gotin û peyvên Evdalê Zeynikê li ser dil û rûhê we hêlîna xu çêkê rajin vê pirtûkê û bixwênin.
152 syf.
·3 günde
Silav û rêz hevalino. Ji bo salvegera nivîskarê Kurda ê mezin Mehmed Uzun koma xwendina pirtûka wî a 'Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê' hat avakirin û min xwend û bi dawî kir... #52322948
Vêya jî lêkolîna min e, fermo:

Romana 'Rojek ji Rojên Evdalê Zeynikê', cara pêşîn di sala 1991'an de li Stockholmê ji Weşanên Welat derketiye. Pişt re di sala 2002'an de Avesta ji nû ve çap kiriye. Ji sala 2010'an vir ve weşanxaneya İthakiyê romanê çap dike...
Mijara Romanê:
Mijara romanê çîroka dêngbêjê navdar Evdalê Zeynikê ye. Ji ser vê çîrokê çanda dengbêjiyê û her wiha çanda civaka Kurdan hatiye vegotin.
Navê Romanê:
Roman navê xwe ji serlehengê xwe, Evdalê Zeynikê girtiye. Ji ber ku roman wek rojek (Berbang, piştî nîvro, şev, Berbang) hatiye dabeş kirin, navê rojek lê hatiye kirin.

Lehengên Romanê:
Evdalê Zeynikê: "Evdal dengbêjekî navdar û stranvanê mirê kurdan Tahar Xan bû." (r, 29)
Evdal wek sembola dengbêjan e ku hemû dengbêjên piştî wî di şopa wî de diçin.  "Deng, dengê Evdalê Zeynike bû ku bavê dengbêjan, kokimê civata kurdan û qehremanê vê çîrokê bû." (r, 22) Evdal di dîwana Mîr Tahar Xan de dema ku bi Şêx Silo re dikeve nav şerê dengbêjiyê, kor dibe. "Guhdar û xwendevanên ezîz, we ji strana wî derxist, belê, Evdalê Zeynikê kor bû û jê re tu çare nîn bû." (Uzun,1991, r 22) Evdal lehegeke ji jiyana rastî ye ku di folklora Kurdan de wek Homerosê Kurdan tê dîtin. Dîsa dema em li romanê jî dinihêrin Evdal di nav gundan de digere, diçe şahiyên wan û bi vî awayî dengbêjî dike. "Wî cîh nehîştibû, lê geriyabû, li welatê kurdan, ecem û ereban... gav bi gav." (r, 25) "Ew ji maleke neçar, lawê Zeyne bû, bêkes û sêwî bû. Ew evîndarê dengbeja delal Gule, bavê Temo, zirbavê Meyro, xwediyê qulingê birîndar bû. Ew dengbêjê mîrê kurdan Tahar Xan, siwarê hespê kihêl Gogerçîn, heval û dostê giregir, beg, mîr û zanayên kurdan bû. Ew dengbêjê welêt bû. Bi dengê wî çiya dihejî, birûsk digurî, ava golên girtî û genî diherikî û pelên darên behîf û hinaran heşîn dibû. Ew merivê civat, dîlan û govendan bû. Wî bi denge xwe birînên birîndaran dicebirand, dilê bêkes, bî û sêwiyan germ dikir, xewn û xeyalên keçên destgirtî û qelindayiyan dineqişand. Ew ne bi tenê dengbêjê merivan, herweha dengbêjê teyr û tilûr û heywan û rawiran bû." (r, 24)
Gulê: Gulê jina Evdal e. Di her xetereya jiyana Evdal de li cem wî ye. Her tim ji bo dilxweşiya Evdal dixebitê. Di romanê de em baş nikarin Gulê nas bikin. Lewrapir behsa Gulê nehatiye kirin û Gulê di bin siya Evdal de hatiye vegotin. Dema evdal wê di govendê de dibîne û aşiqê wê dibe, ew wiha tê teswîrkirin. "Ew çilkeke zer, dilopeke şîr bû. Porê wê zer û direj, bejn û endama wê wekî periyan bû. Bi narinî û bedewiyê kes nedigihîşte wê. Umre wê nû ji çardan derketibû û ketibû panzdan." (r, 30) Gulê her wiha wek Evdal dengbêj e. "Gule ne bi tenê keçeke delal û sergovendeke jîr, lê dengbêjeke bi dilê we bû." (r, 32)
Temo:  Temo kurê Evdal e. Dereng dest bi axaftinê dike û hinek gêj e. "Temo gêjokî bû. Ne bi temamî gêj, lê nîvgêj. Wî tiştên sivik û basîd fahm dikirin. Lê ne zêdeyî wan." (r, 40) Temo bi vî awayî hêviyên Evdal dişkêne. Evdal li benda Temo ye ku bibe mêrxas û dengbêjekî û piştî wî şopa wî bidomîne. Lê temo dibe heviyek şikestî di dilê Evdal de. "Haslî kelam, em dirêj nekin... her çi ku Evdal ji Temo hêvî dikir, bervajiyê wî bû. Temo ne bû timsalê xurtiye, ne bû alîm û zana, ne jî bû dengbêj û nêçîrvan."  (r, 41)
Tahar Xan: Tahar Xan mîreke Kurdan e. Ew di romanê de wek sembola mîrê Kurdan hatiye bikaranîn. Lewra her yek mîrê Kurdan dengbêjek wî heye û dengbêj serpêhatî, şer û şahiyên malbata mîr bi hafizaya xwe qeyd dike û bi dengê xwe belav dike. Dîsa ji ser Tahar Xan vebêjer ji me re qala şerên di navbera Osmaniyan û mîrê Kurdan vedibêje. Di romanê de Tahar Xan xwedî tî li Evdal dike. Tahar Xan wiha tê teswîrkirin. "Tahar Xan hebû, kalemêrekî rind, yek ji mîrekên kurdan, bavê feqîr û fiqaran, dostê alîm û zaneyan, xwediyê heq, hiqûq, edalet, edet û toreyan." (r, 65)
Egîd Beg: Egîd Beg qehremanê xirab ê vê romanê ye. Ew li Tahar Xan xirabiyê dike, bi Osmaniyan re hevaltiyê dike û mîrîtiya Tahar Xan ji destê wî distine, wî jî dide surgun kirin. Her wiha ew dixwaze hemû nas û dostên Tahar Xan bixe nav azarê. Yan wan bikuje an jî surgun bike. Bi vî awayî têkiliya wî û Evdal çêdibe. Egîd Beg Evdal wek sucdarê mirina kurê xwe dibîne û êrîş dibe ser. Her wiha ew dibe kujerê Meyro û Bengîn. "Herçî Egîd Begê bû, merivekî zikreş, çavbirçî, jixwerazî, xayîn, sextekar, zalim û hîlebaz bû. Wî, ji mêj ve, dijminatî li Tahar Xanê dikir û digel ku ew meriv û pismamê Tahar Xanê bû, dek û dolab li dora Tahar Xanê digerand û alîkarî li fêlbazî û sextekariyên Osmaniyan dikir" (r, 114)

Mekan:
Sîpanê Xelatê: Mekanê herî zêde hatiye bikaranîn Sîpanê Xelatê ye. "Sîpanê Xelatê helîna Xecê û Siyabend e, bi serpêhatiya wan navdar e." (r, 52)  "Sîpanê Xelatê bilind e û serî bi mij û dûman e. Ew hevalê ewr û esmanan, heyv û sterikan e. Dengê ba û bahozê, baran û birûskê, rawir û teyr, av û kahniyê û dengê Evdalê Zeynikê jê kêm nabe. Ew çiyayê destan û efsanan, helîna Xecê û Siyabend e û warê Evdalê Zeynikê ye." (r, 91)  Dema ku Evdal dikeve nav zoriyê û dilê wî tebat nake berê xwe dide Sîpanê Xelatê. Ev jî nîşan dide ku Sîpanê Xelatê sembola hêvî û xeberên xweş e.

Bajarê Xamûrê: Bajarê Xamûrê destpêka evîna Evdalê Zeynikê ye. ji ber vê yekê ye ku ev mekan di jiyana Evdal de destpêka guherînekê ye û qonaxek girîng e. "Begekî bajarê Xamûrê Evdal ezlmandibû daweta lawê xwe." (r, 30) Bi vê ezimandinê Evdal çûbû Xamûrê û li wê derê aşiqê Gulê dibû.

Mîrektiya Tahar Xan: Mîrektiya Tahar Xan war û welatê Evdal e jî. Evdal li wê derê dijî û dengbêjiya xwe jî li wê derê pêk tîne. Ev mekan li ser jiyana Evdal tesîreke erînî dike. Lewre Tahar Xan ji evdal hez dike û wî di nav mîrektiya xwe de bi cih dike. "Erdê Tahar Xanê fireh û terzad, hikmê wî nerm û adilane bû. Heta bi deriyê tixûbê welatê Ecemê, bi deriye tixûbe welatê çiyayên Qafqasê, deriyê mîrekanên Kurd Bedlis û Heqarê hemû li ber hükmê wî bû. Koşk û qonaxên wî mezin, avahiyên wî xweşlihevhatî, meclîsa wî her tim geş bû." (r, 65)

Armanca Romanê:
Armanca romanê vegotina jiyana mîrê Dengbêjên Kurdan Evdalê Zeynikê ye. Bi min nivîskar dixwaze ku folklora Kurdan dîsa geş bike û di nav civakê de dîsa bixe rojevê. Her wiha berhemek binvîse û bi vî awayî Evdalê Zeynikê neyê ji bîr kirin. Di beşa yekem de vebêjer dibe berdevka nivîskar û weha dibêje; "Belê, ew dixwazin ku ez çîrokê binivîsim û bavê stran û gotinên kurdî Evdalê Zeynikê ji nû ve vejînim!.." (r, 13)
Stran û çîrokên kurdî heyîn û dewlemendiya me ya heri mezin e. Heyam diguher in. Heke em lê xwedî dernekevin, ew ê winda bibin, ew divê bikevin defteran...

Evdalê Zeynikê dengbêjê Mîr Tahar Xan e û di dîwana wî de ye. Evdal di 30 saliya xwe de diçe gundê Xamûrê û li wê derê Gulê dibîne û aşiqê wê dibe. Ji ber baweriyên wan pêşî hin pirsgirêk derdikeve jî Evdal bi Gulê re dizewice. Piştî demekê Xweda lawek dide wan û navê wî datînin Temo. Evdal, dema ku dewleta Osmaniyan û hin Kurd bi hev re Ermenan dikujin, diçe gundan da ku xelkê bide sekinandin û nehêle Ermenan bikujin. Di gundek de, gundiyek çend zarokên Ermen di nav daristanê de dibîne. Evdal yek ji wan zarokan distîne ba xwe, wek keça xwe lê xwedî derdikeve û navê wê jî datîne Meyro. Di wî navberî de hevalê Evdal, Biroyê Dengbêj tê gundê wan û li wê derê nexweş dikeve dimire. Kurê wî yê Bengîn bi tena serê xwe dimîne. Evdal û Gulê wî jî hildidin cem xwe û wek lawê xwe lê dinihêrin. Rojek Dengbêjek bi navê Şêx Silê tê Bajarê wan. Şêx Silê û Evdal di dîwana mîr de davêjine ber hev û distirên. Ji ber ku Evdal nexweş e û hêza wî kêm bûye, ava reş dikeve ser çavên Evdal û Evdal kor dibe. Piştî korbûnê Evdal têdigihîje ku êdî nikare di dîwana mîr de dengbêjiyê bike, cihê xwe ji Şêx Silê re dihêle û bi malbata xwe re diçe gundek bi cih dibe. Bengîn û  Meyro jî ji zaroktiya hev ji hev hez dikin û li wê gundê aşiqê hev dibin. Di wî navberî de bi îxaneta Egîd beg û zordestiya Osmaniyan Tahar xan tê surgunkirin û li surgunê dimire. Egîd Beg dibe mîrê nû. Lawê Egîd beg Çeto jî aşiqê Meyro dibe û xwezginiyên xwe dişîne da ku Meyro ji xwe re bixwaze lê Evdal û Gulê dibêjin ew bi Bengîn re destgirtî ye. Çeto ji ber kerb û derdê vê yekê xwe ji kendalek davêje û dimire. Egîd beg vê yekê ji xwe re wek meneyek dibîne û êrîş dibe ser gundê Evdal. Evdal Bengîn û Meyro dişîne Şengalê da ku xwe biparêzin. Egîd Beg wan li Şengalê desteser dike. Evdal ji ber vê yekê berê xwe dide çiyayê Sîpanê Xelatê. Xelk bpê dihesin û ew jî li pey dengbêjê xwe diçin Sîpanê Xelatê. Evdal li wê derê bi hêviya xeberek xweş şev û rojan dimîne lê rojek xeberek jê re tê ku Egîd Beg jahr daye Meyro û Bengîn û wan kuştiye. Evdal ji ber vê xeberê bêhawil dikeve û ji gulê dixwaza ku wî bibin sertara çiyayê Sîpanê Xelatê. Li wê derê Evdal diçe ser dilovaniya xwe. Û xelas. Spas dikim ji bo kesê ku heta dawiyê xwendi be.
196 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Mehmet Uzun'un şu ana kadar okuduğum eserleri arasında en sade ve en masalsı anlatıma sahip olan eseri.

Mehmet Uzun bu kitabında ünlü Kürt dengbeji Evdalé Zeyniké'nin hayatını tek bir güne sığdırmayı, onu hem gerçek hem de masal motifleriyle işleyerek anlatmış.

Kürt sözlü edebiyatının incisi sayılabilecek Evdalé Zeyniké, modern yazılı edebiyatla kısa ve öz olarak, ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Bir solukta bitirilebilecek bir eser.

Herkese keyifli okumalar...
196 syf.
Kitapları çeşitli dillere çevrilen Kürt edebiyatının en büyük yazarlarından Mehmed Uzun'un kaleminden çıkmış, dengbejlik kültürünün en önemli kitapları arasında yer alır. Yaşar Kemal tarafından Kürtlerin "homerosu" olarak nitelendirilen Evdalé Zeyniké'nin trajik hayatı bir güne sığdırarak anlatılır. Sözlü anlatım geleneğiyle yazılmış bu eser aynı zamanda o dönemde yaşamış Kürtlerin yaşam biçimi ve kültürleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlıyor.
152 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Rojek ji rojên Evdalê Zeynikê, Türkçe manası Abdalın bir günü adıyla anılan eser akademik Kürtçe ile yazıldığı için dil zaman zaman ağırlaşabiliyor. Sürükleyici bir anlatım ve güzel olay örgüsü ile okunmaya değer eserlerden biri. Kürtçe'si olanların eseri anadilde okumalarını tavsiye ederim. Sonuçta bütün eserler anadilinde daha güzeldir. Bunu yaptığım alıntılarda bile çevirme işlemi yaparken farkedebiliyordum. Herkesin okumasını tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
"Kürtlerin ülkesindeki âdet ve usûl şudur ki, kimse yaşlılara, kocakarılara, yaralılara çocuklara, dullara, düşkünlere ve yetimlere el kaldırmaz. Hele aşıklara, sevdalılara asla."
Mehmed Uzun
Sayfa 140 - İthaki Yayınları - 14. Baskı - 2019
"Aydınlıktan daha güzel başka bir şey olamaz... dünya aleme duyurun, aydınlık karanlığı yenmiştir,"
Mehmed Uzun
Sayfa 183 - İthaki Yayınları - 14. Baskı - 2019
Kürtlerin pek çok mollası, şeyhi ve ağası da Osmanlıya destek veriyordu; onların kirli işine ortak olarak Ermenileri öldürüyorlardı.

Sebebi, Ermenilerin Hıristiyan olmasıydı.

Din, insanlığı yenmişti.
Mehmed Uzun
Sayfa 111 - İthaki Yayınları
Dünya çarkı felektir, dolaptır, devrandır. Feleğin rüzgarı oradan peyda olup öte tarafa devirir. Bugün neşe ve şenlik olur, yarın inleyiş ve yas. Viran bir dünyadır bu dünya, sultana, hakime, beye, mîre kalmaz. İyiler erken gider, kötüler kazıklarını çakarlar dünyanın meydanına ve kalırlar.
Mehmed Uzun
Sayfa 74 - İthaki
Û Evdal digot,

Gulê, tu were, em herin mala me ye,
Ji te re daynim balgih-doşegê çi dare ye,
Her kî xelkê got, "îkrama Gulê ji te re çi ye?"
Ez ê bêjim, "îkrama Gulê ji serê heft bavê min zêde ye."

Gulê li bin gotin u gisên Evdal nedima û hema lê vedigerand,

Evdal çavê min reş e, bela ne,
Min rojê heft caran bi kilê sibhanê kil dane,
Lê heft dengbejê mina te, ji bo min jinên xwe berdane.

Evdal, dîsan, davête serê,

Gulê, mehrûmê, hatime Xamûrê, defê nav dawetê,
Gula Xamûrê xemilî bû, ketibû ser govendê,
Dilê min Evdalê Xwedê çiqas ketê.

Bêyî ku Gulê bisekine û li gotinên Evdal guhdarî bike, wê hema gotina xwe digot,

Evdal, mehrûmo, ji erdê mîrê te Tahar Xanê heta vira,
Xwîna sor neqitî ser keviran,
De tu were ji min re bêje "xwişkê",
Ez bêjim, "lo, bira..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Abdalın Bir Günü
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
196
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731820
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Abdalın Bir Günü
Rojek Ji Rojên Evdalê Zeynikê
Abdalın Bir Günü, geleneksel edebiyat içerikleriyle modern edebiyat biçimlerini buluşturan, çok katmanlı, deneysel bir roman.
Sözlü anlatı geleneğinin modern bir üslupla harmanlandığı, geleneksel içeriklerin modern biçimlerle yeniden üretildiği Abdalın Bir Günü’nde, Uzun, ünlü dengbej, Evdalê Zeynikê’nin trajik yaşamını tek bir günde toplayarak, nesnel zamanı öznelleştirip, bir günü tüm yaşamın özeti haline getirerek, ustalıkla betimliyor.

Mehmed Uzun’un romanları günümüzde yazılan en iyi romanlardır.
Edebiyata yeni olanaklar getirmiş, birçok ülkede de bu romanlar çok sevilmiştir.
Yaşar Kemal

Mehmed Uzun, bir Kürt, dünyanın en büyükleri arasında yer alan
bir yazar... Dili olağanüstü sade ve yoğun, etkisinden kurtulmak olanaksız.
Olav Egil Aune, Norveç

Kitabı okuyanlar 1.123 okur

  • Malik Doksal
  • garcelmujik
  • Prenses gulumser
  • Selomerci
  • Elif Altunışık
  • İbrahim Peri
  • Mehmet uzan
  • Canan kezer
  • Newal
  • rojda

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.8
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%33.3
25-34 Yaş
%40.6
35-44 Yaş
%13
45-54 Yaş
%1.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%39.4
Erkek
%60.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%45.4 (132)
9
%18.9 (55)
8
%13.4 (39)
7
%5.8 (17)
6
%1 (3)
5
%2.1 (6)
4
%0.3 (1)
3
%1 (3)
2
%0
1
%0.7 (2)