'Ah Zerdüşt, diye söylendi alaycı bir şekilde, Gümüş rengi taşları yukarı atan, sen bilgin! Kendini çok yukarılara atmışsın ancak her fırlatılan taş, düşmeye mahkumdur!
Sayfa 141·Kitabı okudu
“İstanbul vefasız bir sevgiliye benzer. Sana hep ihanet eder ama sen yine de onu sevmeye devam edersin.”
Sayfa 46
Kendi kendini gören bir Göz gibi oldun mu hiç. İçe dönük bir göz gibi? Gözünün bebeğinden Kaç fersah gördün içini? Nereye kadar sürdü yolculuğun, Dehlizin sandığından derin miydi? Söyle nerede buldun kemiklerimi? Yüzüğüm herhalde parmağımda değildi! Bazen düşünür müsün sen de Başka bir şeymiş gibi kendini?
Sayfa 99·Kitabı okuyor
Alıntı
Eğer halk birleşirse, bir önder ortaya çıkar. Çıkması gerekır. Başka türlü olamaz... Yani, sôz söyleyecek bir adam. Bu adam, daha ağzını açar açmaz onu yakaladıkları gibi kodese atarlar. Başka biri daha çıkarsa, onu da kodese atarlar. "Eh, ne olur, kodeste aç kalmaz ya!" dedi. "Iyi ama, çocukları aç kalır. Sen içeride keyif çatarken çocuklarının açlıktan ölmesine gönlüm razı olur mu?"
Sayfa 299·Kitabı okuyor
Erkeklerin işkolikliği üzerine bahaneleri
Ya bu latince öğretmeni şaka mı? Oğlu yeni ölmüş tiyatroya dönmesi gerekiyormuş. Agnes gidemezsin londraya diyor. Gitcem de gitcem mecburum… kadın ne dedi ama? “ Oltaya takılan balık gibi, o yere takılıp kaldın sen. Kafanın içindeki o yere. Uzun zaman önce orada koca bir ülke, göz alabildiğine uzanan bir manzara görmüştüm. Oraya gittin ve orası artık senin için her yerden daha gerçek. Hiçbir şey seni oradan uzaklaştıramaz. Bunu görebiliyorum. Görmediğimi zannetme.” Heheeyyyyt latince öğretmeni sen bu kadını hiç mi tanımadın… Ha
Hamnet
Hamnet