Tahmini Okuma Süresi:
5 sa. 59 dk.
Sayfa Sayısı:
211
Basım Tarihi:
Ocak 2021
İlk Yayın Tarihi:
Nisan 2011
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Orijinal Adı:
Tu
Orijinal Dil:
Kürtçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9786057728814
Ülke:
Türkiye
Dil:
Kürtçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

BAŞLIK ''İNSAN'' OLSUN...
9/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2021 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2021 15:28
Tarih her zaman insanın insana,insanın doğaya ve diğer canlılara yaptıkları üzerine dönmüştür. Hiç bir tanrı, hiç bir canavar ve doğa olayı insanların birbirine yaptıklarını,ne insana nede başka bir varlığa yapmamıştır.Biz birbirimizin felaketiyiz kısacası hobbesin dediği gibi ''insan insanın kurdudur'' Biz birbirimizle uğraşarak aslında kendimizi tüketen tek canliyiz bu konuda çok doluyum neyse... Ben incelememe geçeyım ''TU'' (SEN) Kitabını daha önceden orjinal dili olan Kürtçe okumuştum çevirisi de çok güzel,(arada yazım yanlışları olmasaydı daha iyi olurdu ama takılmamak gerek bu tür şeylere.)Yazarın dili ve Kalemine gerçekten diyecek yok Mehmet Uzun okuyanlar bilir çok sıcak çok sade ve çok zengin bir dili var. Kitap bir insanın Diyarbakır zındanında yaşadığı işkenceleri,yanlızlığı ve çaresizliği anlatıyor karanlık bir hücrede sahip olabileceğiniz tek dost olan bir böcekle yapılan sohpeti,işkence gören arkadaşlarının seslerini bastırmak için okunan şiir ve stranları (şarkı) insanların nasılda bir anda vahşileştiğini... Kitap kahramanının ismi yok ama biz şunu biliyoruz ki bu yazılanlar Mehmet Uzunun kendi yaşadıklarıdır keza o da bir söyleşide bunları dile getirerek bizi onaylıyor: “Diyarbakır Askeri Cezaevi benim ilk üniversitem oldu, burada Musa Anter ve Ferit Uzun'un, ki sonradan ikisi de öldürüldü, yardımlarıyla kendi dilimle okuyup yazmayı öğrendim. Ben orada kendi kültür mirasımla ilişkiye geçtim. İşte orada kendi dilimin, Kürtçenin, sözlü anlatım geleneğiyle tanıştım. Ayrıca dünya edebiyatının Türkçe çevirilerini okuma fırsatı buldum. İnsan içerideyse çok okur, ki ben de öyle yaptım. Orada, doğal olarak Kürtçe olan her şey yasaktı ama vardı''... Ben size biraz da yazardan bahsedeyim. Mehmet Uzun, gençlik yıllarımın kitapları gazete kağıtlarıyla
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
Puan vermedi·215 syf.··
2023 3. kitabı
" Kader, hoş geldin Dayak, hoş geldin Yalnızlık sen de hoşgeldin." Syf.159 Umudunu koğuşunu cocukluk masallarıyla özdeşleştirdiği böceğe yükleyen bir mahpusun romanı : Sen. Mehmed Uzunun yine harika bir romanıyla karşı karşıyayız. Her zaman ki akıcı dili, zengin üslubuyla buluşturduğu "Sen" romanını okurken romanın içinde buldum kendimi, onunla birlikte yaşadım olan biten her şeyi, beni derinden etkileyen ve bazı gerçekleri tekrar hatırlamama neden oldu. Konu olarak Diyarbakır Zindanlarında yaşanan acının, işkencenin, zulmün, baskının gerçek yüzünü tekrar gözler önüne serdi bu roman. Yine hiçbir düşüncenin özgür olmadığı, Kürtçe dilinin, Kürtçe kitaplarının yasaklı olduğu yıllardan yola çıkıyor Uzun. Romanda geçen karakterin ismi belirtilmemiş bu da akıllara yazarın kendinden yola çıkarak bu romanı yazdığına işaret ediyor. Bildiğiniz gibi sürgün yemiş, hapis yatmış zamanında. Diyarbakır zindanından söz ederken ; "Buradaki dünya, zulüm, işkence, zorbalık, haysiyetsizlik, ahlaksızlık üzerine inşa edilmişti." Syf.170 Onun gibi bir sürü kişi tek hücrede, aç ve sussuz, dayaktan tüm kemikleri kırılmış vaziyette, hiçbir yerleri sağlam kalmamış, hangi sebepten, neden burda olduklarından habersiz, sahi suçları neydi ? Sahip oldukları dilleri mi ? Kürt olarak doğmaları mı ? ... İşkence yapılırken çıkan sesleri söylediği stranlarla( şarkılarla), beyitlerle, şiirlerle bastırmaya çalışan, koğuşunu paylaştığı tek canlıyayla konuşmaya çalışan bir mahpusun romanıdır:Sen " Ve vurmaya başladılar. Dövdüler oğul saatlerce dövdüler.
1000k
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
10/10
·215 syf.··
2021 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2021 14:19
İnsanın dünya üzerinde "yalnız" kaldığı anlar vardır... Böylesi anlarda, içini dökebileceğin tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir. Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı, sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi? "Sen", acılı, trajik bir yaşamdan, doğunun renkleriyle benzemiş pastoral bir manzara... Aynı insanın dününü bugününü iki farklı üslupla anlatan uzun, bu ilk romanında insanın zor şartlar altında verdiği yaşam mücadelesini, dayanma gücünün sınırlarını ve Doğu insanının Hayata bakış açısını bu manzaranın çerçevesi içine yerleştiryor... Buda tavsiyelerimin içine girmiş bir kitap oldu, bir solukta okursunuz o derece akıcı, benim geç okuma nedenim de yks sınavına hazırlanışım, lise son sınıf olduğum için yazılılar ayrı ödevler ayrı baskı yapıyor yoksa erken bitiririm:)) Şimdiden keyifli okumalar dilerim:)
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
10/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2020 55. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2020 23:15
Hiçbir ülke lideri, başkanları, başbakanları, adalet sağlayıcıları kendi düşüncesinden farklı, aykırı bir düşünceyi kabul etmemiştir! Bırakın uygulamayı, düşünceye bile tahammülleri yoktur, bunun adına da diktatörlük diyoruz kısaca. Suçlular cezalarını çekmeli evet, ama önce suçluyu suçsuzu birbirinden ayırmayı öğrenmeliyiz. Ve neyin suç olduğuna veya olmadığına karar verecek olan kişileri seçerken çok dikkatli olunmalı. Egoist insanlar halkı yönetmemeli ya da cezaları ile ilgili kararlar almamalı. Siyasi görüşünüz ne olursa olsun şu kitabı okuyup da yüreği sızlamayan da, ne bileyim, boşa yer kaplıyor dünyada...
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
9/10
·215 syf.··
2025 26. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 22:27
Bazen diyorum, bir halkın hafızası nasıl olur da bir yazarın kaleminde bu kadar canlı kalır? Sayfayı çeviriyorsun, birden bir dağın rüzgârı yüzüne çarpıyor; bir annenin fısıltısı, bir dengbêjin sesi, bir köyün suskunluğu… Hepsi aynı anda. Ama işte, tüm o acıyı okurken bile içimde küçük bir kıvılcım yanıyor: Ne kadar ezilmiş olsak da ne kadar bastırılmış olsak da hikâyemiz hep küllerinden toplanıp yeniden ayağa kalkıyor. İnsan acıya dayanıyor, yokluğa da… Ama inkâra? O başka bir yara. Bir halkın “siz hiç olmadınız” diye diye yıllarca susturulmaya çalışılması… işte o, tüyleri diken diken eden şey. İnkârın karşısında bile dimdik durabilmek… Bu halkın en büyük mucizesi.
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
BEYNELMİLEL bir şey işte...
10/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2020 149. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2020 21:02
Ahh Gülendam, ne güzel hayallerin vardı gelecekle ilgili. Haydar'la bir yuva düşlemiştin. Her ne kadar Haydar, "Ben devrimci oldum" dese de sen hayallerinden vazgeçmedin. Haydar da hayallerinden vazgeçmedi, her ne kadar abisi "Lan oğlum biz çalgıcıyız, çalgıcıdan komünist olur mu, devrimci olur mu?" dese bile. Ama hayat istediğimiz gibi gitmiyor. Ahh Gülendam "cuntanın gelişi olur da gidişi olmaz inşallah" dediğin bedduanın bile bir tebessümü vardı. Nereden bilecektin cuntayı karşılayacak olan ENTERNASYONAL MARŞI'nın Haydar'ın ölümüne, babanın işkence çekmesine sebep olacağını. Ortalığın savaş alanına çevrilmesine sebep olan enternasyonal marşının yıllar sonra TRT'de yayınlanacağını nerden bilecektin. Memed Uzun' u Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Cep Boy)Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık (Cep Boy) kitabı ile tanıdım. O, bir aşk romanıydı. Okurken hüzünlendiren bir aşk. Ama bu kitap çok farklı. Bize yıllarca üstü örtülen gerçekleri gösteriyor. Kitapta okuduğum bir kelime (CUNTA) beni Beynelmilel filmine götürdü. Okurken nasıl bir inceleme yazacağımı bile düşünmezken, BEYNELMİLEL filmiyle başlamak istedim. Beynelmilel, sonunda ağlasak da bizi yer yer güldüren bir filmdi. Kitapta gülünecek bir cümleye rastlamadım maalesef. Kahramanımızın odasında bulunan bir şiir ve kitapla başlayan hapishane ve işkence günleri. Sadece kendi dilinde yazılan bir şiir için izi silinmeyecek acılar. Yıllarca yok sayılmış bir halkın içinden sadece birinin hikayesi. Bir de binlercesi var bunu yaşayanların. Okurken çekilen işkencelere yüreğim dayanmadı. Neyseki son bölümlerde yer verilmişti. Yoksa kitabı yarım bırakırdım. "Sarayın uzunluğu altı adım, genişlik dört adımdı." Kahramanımız da bu hücrede volta atmaya çalışıyor ayakta durabilmek için. Yemek için getirilenler "bir tabak yeşil su, bir parça ekmek ve küçük bir kase suydu. Nasıl 24 saat yetecekti?" s. 189.
Edebiyat
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
Puan vermedi·215 syf.··
2023 100. kitabı
İnsanın dünya üzerinde “yalnız “kaldığı anlar vardır…Böylesi anlarda içini dökebileceği tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir.Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı,sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi???
Edebiyat
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
Sevgilerle
Puan vermedi·215 syf.·
2020 48. kitabı
Okuyan,irdeleyen,sorgulayan bir insan neden bir kitabın yazarına veya şairine sırf kültüründen,ırkından, ideolojisinden ötürü önyargıyla yaklaşsın ki? Eğer bu gibi durumlar içerinde ise bir okur, onun okurluğundan, kitaplardaki hakikati arayışından şüphe edilmez mi? Sadece kendi ırkından birinin yazdığı kitaplarla yetinen ve kendi ülke sınırlarının dışına okumak yoluyla da olsa çıkamayan bir okurun dünya görüşü,ufku,olaylara bakış açısı ne ölçüde geniş ve yerinde olabilir ki? Evet Mehmed Uzun... Aşkın,sevginin ve sürgün'ün yazarı... Kürt şair,yazar ve düşünür. Eserlerini çoğunlukla kendi dilinde kaleme almıştır. İsteyenler ve merak edenler için hepsinin çevirisi mevcuttur... Gelgelelim Sen'e,asıl ismiyle "Tu" kitabına; <Karanlık bir hücrede bir genç adam. Soğuk beton üzerinde işkence edilmiş,hücre hücre kanıyor sonra bir hatun böceği geçiyor gözünün önünden... Başka kimse yok, zaman yok, ışık yok, sadece o böcek var bir de hücre hücre kanayan bedeni.. O böceğe anlattıklarıyla öğreniyorsunuz hikâyesini. Mehmed Uzun'un kalemi,mürekkebi fırat'ın suyuna batırılmış gibi coşkuyla akar. Okurken hissedeceksiniz en kalbi duygularla...>
Kültür-Sanat
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
Sen
10/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2018 167. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 28 Aralık 2018 16:45
Zulüm bizden ise ben bizden değilim... İnsanların dili,dini,ırkı veyahut düşüncesi sebebi ile zulme uğramasına her zaman karşı oldum. Nasıl ki bir elin parmakları bir değildir ve eğer siz bunları bir olması için zorlarsanız birçok parmağınızın kırılmasına neden olursunuz öyle de eğer zorla birşeyleri insanlara kabul ettirmeye çalışır iseniz aynı sonucu elde edersiniz. Sen adlı eserde Diyarbakır Cezaevinde çokça duyduğumuz zulüm hikâyelerinden birine şahit oluyoruz. Bu tür eserleri okur iken bazı acı gerçekler ile yüzleşmek içimde derin yaralar bırakıyor. Kendimi suçlu hissediyor ve dahi yara alan,zulme uğrayan insanın acılarını yürekten hissediyorum. Onların yaralarını sarmak istiyorum ve çaresiz olmak daha da yüreğime dokunuyor. İlaçların acı olsa bile tedavi ettiği gibi bu eserlerde bu sayede bana insan olmayı biraz daha fazla öğretiyor.Okudukça ağlıyor, ağladıkça anlıyorum. Ne kadar bilgi sahibi olur iseniz olun söyledikleriniz karşıdakinin anlayabileceği kadardır. Bu düşünce sadece bizlerin okuması yeterli değil. Lütfen hepimiz insanlara kitap okuması için mücadele edelim. Çünkü ancak bu şekilde kendimizi anlatabilecek ve onların anlayabilmesini sağlayabileceğiz. Sizlere bu eseri ve tüm eserleri tavsiye ederim...
1000Kitap
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma
9/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2021 23:11
Bazı kitaplar vardır ne desen az kalır. Sadece okur, üstüne düşünür, keşke bunlar yaşanmadan yaşamak mümkün olsaydı diye düşünürsün. Mehmed Uzun'un anlatımıyla ortaya çıkan hüzünlü bir eser. Okumanızı tavsiye ederim.
Edebiyat
SenMehmed Uzun · İthaki Yayınları · 20114,760 okunma

Yazar Hakkında

Mehmed UzunYazar · 27 kitap
1953 yılında, Viranşehir kökenli bir aşiret ailesinin çocuğu olarak Siverek'te doğdu. Mehmed'in, beş kardeşi daha vardı. Küçük yaşlarında ailesinden duyduğu sözlü anlatım örnekleri, edebi sanatının temelini oluşturmuştur. İlerde yazacağı romanların kökü, bu çocukluk anılarından beslenmiştir. Kürt dilinin yasak olduğu bir dönemde, birçok Kürt yazarın aksine egemen dilde değil anadilinde yazmayı tercih etmiştir. Özellikle, zayıf olan Kürtçe yazı dilini geliştirmek, ortak bir edebi dil oluşturmak ve Kürt hikâye anlatım geleneğini canlandırmaya yönelik yaptığı çalışmalarla modern Kürt edebiyatında kurucu bir role sahiptir. 26 Ağustos 1977'de, sahte Tunus pasaportuyla Suriye üzerinden gittiği İsveç'e yerleşti. Kurmanci, Türkçe ve İsveççe yazdığı kitapları yirmiye yakın dilde yayınlandı. Hakkında, Türkiye'de çok sayıda dava açıldı. 1981'de Türk vatandaşlığından atıldı ve 1992 yılına kadar Türkiye'ye gelemedi. Uzun yıllar İsveç Yazarlar Birliği yönetim kurulu üyeliği yaptı. Ayrıca İsveç Pen Kulübü ve Uluslararası Pen Kulüp'te aktif çalıştı. İsveç ve Dünya Gazeteciler Birliği'nin de üyesi olan Uzun'un bugüne kadar çok sayıda Kürtçe roman yazdı. Mehmed Uzun, "Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık" romanı ve "Nar Çiçekleri" adlı deneme kitabı ile ilgili olarak 2001 baharında yargılandı. Yakalandığı mide kanseri nedeniyle uzun süre tedavi gören ünlü edebiyatçı, 11 Ekim 2007 günü Diyarbakır'da yaşamını yitirdi. 13 Ekim günü Diyarbakır Ulucami'de kılınan cenaze namazı ardından, Mardinkapı Mezarlığı'na defnedildi.