·
Okunma
·
Beğeni
·
4.209
Gösterim
Adı:
Tu
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
234
Format:
Karton kapak
ISBN:
975273099x
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Sen
Tu
Romana rojên giran. Wan rojên eş, keser, tenêbûn û hawar hawarê.
Rojên ku dikarin derî û rê li ber nivîskariyê vekin. Di van rojên wisa de, çareyek, dermanek, pencereyek û rojingek divê; Ji kesê umîdwar re..
İlk inceleme, ilk deneyim..

Sen (Kürtçe: Tû), Mehmed Uzun’un 1985 yılında yayınladığı ilk romanıdır. Diyarbakır ve şehirde yaşananlar üzerine kurgulanmış olan romanda anlatılanlar, simgesel bir böceğe anlatılmaktadır.

'Kürtlerde birey mefhumu çok zayıftı. Hep cemaat-kul ilişkisi ağır basıyordu. Siyasal Kürt örgütlerinde de böyleydi. Totaliter çizgiler belirgindi her zaman. İllegalite de sorundu. Bu nedenle insani, entelektüel ilişkiler geri plana itilmişti. Buna karşı çıktım. Bu ilişki yapısını eleştirdim. Onun için Tû, yani Sen koydum ilk Kürtçe romanımın adını, bireyi öne çıkarmak için...'
-Mehmed Uzun (Yazarın ölümünden önce Hasan Cemal’le yaptığı söyleşisinden)..


Karanlık bir hücrede genç bir adam..
Soğuk beton üzerinde işkence edilmiş, hücre hücre kanıyor. Sonra bir hatun böceği geçiyor gözünün önünden... Başka kimse yok, zaman yok, ışık yok sadece o böcek var bir de hücre hücre kanayan bedeni..
O böceğe anlattıklarıyla öğreniyorsunuz hikâyesini. Mehmed Uzun'un kalemi-mürekkebi Fırat'ın suyuna batırılmış gibi coşkuyla akar. Okurken hissedeceksiniz en kalbi duygularla..
Mehmed Uzun'un ilk romanı benim de yazarın ilk okuduğum kitabı oldu. Siteden bir arkadaş bu kitabı önermemişti, ama kitap evinde Sen'i bulduğum için, tereddüt etmeden aldım.

Kitapla ilgili okuduğum yorumlarda genelde ilk romanı olmasının da etkisiyle yazarın şu anda çok sevilmesinin sebebi olan üslûbunun burada çok da belirgin olmadığı söyleniyor; ancak ben şu haliyle bile oldukça güzel ve sade olduğunu düşünüyorum. Hiç de yeni yazmaya başlamış birisinin değil, yazmaya alışık, eli rahat bir yazarın kalemi bu, ve oldukça güzel.

Kitabı okurken beni rahatsız eden yerler oldu ve rahatsız olmaktan rahatsız oldum. 80 darbesi sonrası Diyarbakır Cezaevi'nde tutuklu bulunan insanların yaşadığı zulümler üzerinden kürt mücadelesi veya hareketi hakkında bir çok şey söylüyor kitap. Kitapta düşmanlar denen insanlar askerler veya polisler değil, aslında Türkler gibi geldi bana. Bu anlamda önyargılı okuduğum yerler oldu. Buna rağmen eser ilerledikçe ve amca'nın da anlatıma dahil edilmesiyle, hikâyeye dahil edilme biçimi çok iyi olmasa da Kürtlerle ilgili verilen bilgiler ve eserin derdini bu yumuşak, edebi dille anlatışı etkilenmemeyi imkânsız kılıyor, Türk olarak değil, haksızlığa zulme uğramış insanları ve bir halkın hikâyelerinden bir tanesini okuyan bir insan olduğumuzu düşünerek sanki daha rahat bir bakış açısı yakalayabiliyoruz. Elbette artık benim, sizin, başkalarının ne düşündüğü veya neyi neleri talep ettiğinin çok ötelerine taşınmış durumlar söz konusu. Ancak buraya sınırlarını ve tarzını bizim belirlediğimiz biçimlerde, isimlerde, kimliklerde ait olmayı istemeyen, ve anlaşılan bu itiraz ve ait olmama hissi ülkenin kuruluşuna, belki daha öncelerine dayanan insanların ne şekillerde susturulduğu, işkence yapmanın bir devletin geleneklerinden olup olmadığı, bir ülkenin veya devlet geleneğinin emir veya yasaklarına uymayarak kendisi ve kendi doğası ve özü olmayı istemek gibi gerçekler kitabın başından sonuna dek önümüze konuyor ve aslında şaşırtmıyor tabi, çünkü meşrulaştırmak, oyalamak, göz boyamak yerine yazar Kürtler açısından günlük hayatlarının bir parçası olan şiddeti anlatırken, kendi adıma konuşarak söylersem kimlik sorunu yaşamamış, bu anlamda ezilmemiş ve ayrı bir dil yurdunda yaşayan- amca'nın söylediği gibi, kendilerinin en çok darbe aldıkları yer - bizim gibi insanlara uzaklarda yaşanan bir ızdırap hissi veren herşeyi şu ânımızın, şimdimizin bir parçası yapıyor... Bizim, oradan olmayanların bilmesi, kabul etmesinin dışında kendi yolunu yürüyen bir itirazın söz konusu olduğu, biz istemesek ve kabul etmesek de kendi kendisi olmaya yürüyen bir itiraz ve red olduğu açıkça görülüyor eserde yaşanan herşeyin, zulmün; zira kitaptaki politik kişiler, Amca olsun, hoca olsun ve anlatıcımız olsun, bu durumu, yani bir başkası ve o başkasının ismi değil sadece Kürt olma durumunu çok çok güzel ortaya koyuyor. Politik anlamlarda bilgim eksik olduğu için doğru tespitler yapamam, söyleyemem muhakkak, ama edebiyat anlamında bu derdi dile getirmesi, bu derdi taşıyanları hikâyeleştirmesi, bu kültürü hikâyeye yedirişi anlamında eserin oldukça iyi bir eser olduğunu, dilin ve üslûbun kimbilir ne kıvama, kıvamlara ulaştığını görmek için yazarın öteki kitaplarını da okumak istediğimi söylemem gerek. Kürt edebiyatı için Mehmed Uzun'un önemini hepimiz biliyoruz. Okumayı düşünenlere gönül rahatlığıyla öneriyorum Sen'i.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.937 Oy)19.868 beğeni45.508 okunma3.481 alıntı192.279 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.922 Oy)9.195 beğeni30.170 okunma922 alıntı146.330 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.110 Oy)13.929 beğeni36.091 okunma3.759 alıntı153.330 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (9.991 Oy)11.786 beğeni29.580 okunma1.685 alıntı154.685 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.764 Oy)8.376 beğeni23.958 okunma954 alıntı95.492 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.724 Oy)8.185 beğeni22.275 okunma4.463 alıntı136.651 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.896 Oy)9.438 beğeni26.562 okunma1.802 alıntı135.601 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.233 Oy)9.223 beğeni27.539 okunma2.929 alıntı121.368 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.717 Oy)9.674 beğeni27.169 okunma2.006 alıntı125.759 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.213 Oy)5.663 beğeni18.214 okunma1.146 alıntı63.728 gösterim
İnsanın dünya üzerinde "yalnız" kaldığı anlar vardır. Böylesi anlarda, içini dökebileceği tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir. Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı, sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi? "Sen", acılı, trajik bir yaşamdan, Doğu'nun renkleriyle bezenmiş pastoral bir manzara... Aynı insanın dününü ve bugününü iki farklı üslupla anlatan Uzun, bu ilk romanında insanın zor şartlar altında verdiği yaşam mücadelesini, dayanma gücünün sınırlarını ve Doğu insanının hayata bakış açısını bu manzaranın çerçevesi içine yerleştiriyor.
İnsanın dünya üzerinde "yalnız" kaldığı anlar vardır. Böylesi anlarda, içini dökebileceği tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir. Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı, sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi? "Sen", acılı, trajik bir yaşamdan, Doğu'nun renkleriyle bezenmiş pastoral bir manzara... Aynı insanın dününü ve bugününü iki farklı üslupla anlatan Uzun, bu ilk romanında insanın zor şartlar altında verdiği yaşam mücadelesini, dayanma gücünün sınırlarını ve Doğu insanının hayata bakış açısını bu manzaranın çerçevesini anlatıyor..
Kendi evinde kendi topraklarında Fırat ile Diclenin arasında yani Mezopotamyanda öz dilini konuşamamak nedir bilir misin?
Hiçbir suçun yokken yalnızca kendi dilini konuşmaktan dolayı işkence yapılmak nedir bilir misin?
İşte Mehmed UZUN öyle topraklarda büyüyüp yetişen bir yazardı. Kendi halkının sorunlarını çektiği çileleri yazdı ömrü boyunca kendini adamıştı bu uğurda işkencelere göz yumdu. O, sevdiği memleketinden uzaklaşmayı bu uğurda göze aldı. Ama o zaman bu bir suç olarak sayılıyordu, yazarın kendini, toplumunu anlatması. O Türkçe bilmeyen Kürt bir Annenin evladıydı.

"Güneş yok dermiş gibi, ay yok, yıldız yok dermiş gibi. Bir halk nasıl inkar ediliyordu?.."
Bu kitapı dört sene önce okmuştum. Zamanında kürtlere yapılan zülümleri çok güzel anlatan bir kitap . Kendi evinde ana dilini konuşmamak ne demek bilir misiniz ? ALLah kürt olarak yaratığı ve kendilerine bahşetmiş olduğu kürtçeyi konuşturmamak ne demek bilirmisiniz? kürtçe konuştuğu için hapise atılmayı , ölüme terk edilmek ne demek bilirmisiniz ? okuyunca tüylerim diken diken olmuştu .İnsan bedenin zor sıgındığı bir hücre de mehmed uzun arkadaş edindiği karınca anlatıyordu başına gelenleri.
Yazarin ilk kitabı olan Sen, yalnızlığın, çaresizliğin, direnişin ve tutsaklığın konu edildiği bir eser.
Kitap anlatım olarak iki şekilde düşünülebilir.Birincisi anlatıcının geçmişi, ikincisi anlatıcının bugünü.Anlaticinin bugünü cezaevinde hatta hücrede geçmekte ve bir böcekle konuşmaktadır , geçmişi ise cezaevine düşmeden önceki dönemi anlatmaktadır.
İlk kitabı olduğu için sanırım diğer kitaplarındaki tadı alamadım.İyi okumalar.
kitabı orijinal hali ile değil de çeviri halinde okumama rağmen çok beğendim sen dili ile yazılmış olan Kürtlere yapılan acımasız ve işkenceli bir 'sen' i romanlaştıran akıcı bir kitap .
'hayat...hoşçakal...baba, dede, anne, nine, arkadaş, dost, amca, kuzen, hoca,oğlak hoşçakalın...dünya güzelliğin dünyası, kötülüğün dünyası, hoşçakal. gidiyorum, dönmemek üzere gidiyorum .hakkınızı helal edin bir su damlası gibi,Fırat'ın , Dicle'nin suyu gibi temiz ve duru yaşamak istedim. eğer hatalarım varsa affedin sizi sevdim. ey hayat, seni sevdim . dünya seni de sevdim.yurt, yurdum ey...yüreğimin kızıl gülüydün. baba, dede, anne, nine, arkadaş, dost, amca , kuzen, hoca, oğlak...sizi sevdim hayatın çekiçleri, balyozları insin varsın,Sizi seviyorum'
Senin hiç sabah şafağinda evin basılıp başına silah dayandırıldımi ailen çırılçıplak soyulup gözünün önünde tecavüze uğradı mı hiç işkence gördün mü dilinden dökülen nameler için mehmed uzun bu eserde yaşanılan yasamlarin zorluklarini esere yansıtıp edebi bir sekilde dile getirmiş akıcı ve duygu yüklü bir eser
Seckin kurt edebiyatından

İnsanın dünya üzerinde "yalnız" kaldığı anlar vardır. Böylesi anlarda, içini dökebileceği tek varlık bazen sadece yolu oraya düşmüş bir böcektir. Yalnızlığın ve dışlanmışlığın acısı, sıradan bir böcek de olsa bir dinleyici bulduğunda hafifler mi? "Sen", acılı, trajik bir yaşamdan, Doğu'nun renkleriyle bezenmiş pastoral bir manzara...
Mekan küçücük bir hapishane hücresi , üstelik hücre oldukça karanlık , peki yazar nasıl bir kitap yazacak bu kadar az bir malzeme ile , işe yazarın ustalığı giriyor devreye ,bir böcek görüyor belli belirsiz , konuşmaya -dertleşmeye başlıyor kahramanımız...
Mehmed'in okuduğum ilk kitabı ve beğendim.Kitabın tarzı güzeldi; sondan ve baştan başlayıp sonunda hikayenin birleşmesi.Dili fena değil ha vurucu bir kitapta değil ama kendinizi roman kahramanlarının yerine koyabiliyorsunuz,bazen bunun ihtiyacını da hissediyorsunuz.
Doğruyu söylemeyen, sözünü tutmayan ve emanete hıyanet eden kişi, namaz kılsa, zekatını verse, Hac ve Umre vazifelerini yerine getirse dahi münafık olmaktan kurtulamaz.
Mehmed Uzun
Sayfa 25
Cevabından sonra ne yapacağımı da iyi bilirdim; hırsla kalkar, gidip bir köşeye oturur, surat asardım. Çay da içmezdim.
Mehmed Uzun
Sayfa 65
... bu Diyarbakır var ya bu Diyarbakır, yurdumuzun güzelliğidir, yürek ağrımızdır. Hem yaşama umudumuz hem beynimizdeki sancıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Tu
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
234
Format:
Karton kapak
ISBN:
975273099x
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Sen
Tu
Romana rojên giran. Wan rojên eş, keser, tenêbûn û hawar hawarê.
Rojên ku dikarin derî û rê li ber nivîskariyê vekin. Di van rojên wisa de, çareyek, dermanek, pencereyek û rojingek divê; Ji kesê umîdwar re..

Kitabı okuyanlar 487 okur

  • Xelef Caymaz
  • Morîşîn
  • sedat demir
  • EMRAH T.
  • Ömer Faruk Nergiz
  • Rana Aksu
  • Sara
  • Hasan Yıldırım
  • Ahmet Kaya
  • Maidyo maid

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.6 (7)
9
%1.3 (2)
8
%1.3 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0