Adı:
Clarissa
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711961
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Clarissa
Çeviri:
Gülperi Sert
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Clarissa
Clarissa
Clarissa
Clarissa
Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Lozan’daki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard’la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.

(Tanıtım Bülteninden)
184 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Sadece yazık olmuş diyorum. Gerçekten yazık olmuş. Böyle muhteşem bir kitabın yarım kalmasına bir kitapsever olarak üzülmemek elde değil. Eğer yazar intihar etmeyip de kitabını tamamlayabilseydi, bana göre Clarissa, Dünya Edebiyat tarihinin savaş karşıtı eserlerinin en büyüğü ve en önemlisi olurdu.

Başta da söylediğim gibi Stefan Zweig'in intiharı sebebiyle yarım kalmış bu roman da, yazar bize savaşın insanlara verdiği acıları, değiştirdiği veya yok ettiği hayatları, ortadan kaldırdığı mutlulukları, kişilerin değişen veya değiştirmek zorunda oldukları ruh hallerini, kısaca bir savaşın tüm olumsuzluklarını anlatmaya çalışıyor. Ama kitap yarım kaldığı için maalesef ki tüm anlatmak istediklerini alamıyoruz.

Kitap, başlangıçta yaklaşık ilk yüz sayfada Clarissa'nın ve ailesinin tanıtımını yaptıktan sonra esas konu olan Birinci Dünya Savaşının başlamasıyla tamamen farklılaşıyor ve dramların anlatımı başlıyor. Ama maalesef ki yaklaşık elli sayfalık bölüm henüz geçmişken sanırım yazarın intiharı geliyor ve bundan sonra roman, yayıncı tarafından adeta apar topar tamamlanarak baskısı yapılıyor.

Sanırım yazar bu kitabı yüzlerce sayfa olarak planlamıştı fakat ömrü vefa etmedi. Edebiyat dünyası da bu sebeple büyük bir eserden mahrum kaldı.

Peki kitap okunmalı mı? Kesinlikle ve mutlaka okunmalı. Yazılan bölümler bile, savaşın kötülükleri ve savaş döneminde yaşanabilecekler hakkında bize bir çok mesaj vermektedir.

Her zaman söylüyorum Zweig okumak benim için çok farklı, ayrıcalıklı ve büyük keyif alarak yaptığım bir şeydir. Bu kitabını da büyük beğeniyle okudum. Ama itiraf etmeliyim ki, kitap bittiğinde büyük bir okuma açlığı hissettim. Keşke, keşke devam edebilseydi diye çok üzüldüm.

Ben beğenerek okudum ve okunmasını da tavsiye ederim.
184 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
“Stefan Zweig’in yarım kalan romanı”
Herkesin bildiği gibi sonunu yayımcı tamamlamış Zweig bitirmeden intihar etmiş.

*(Sanırım sayfa 155’ten sonrası tamamlanmış 176 sayfa kitap, detaylı olarak gitmiş hikaye bence Zweig bunu daha da uzun olarak yazacaktı çünkü başları ve ortaları yavaşça detaylı bir şekilde akıp giderken sonları birden apar topar sonuca varıp bitti.)


Zweig deyince aklıma artık korku,intihar,savaş,umutsuzluk ve aşk geliyor..
Ve psikolojik analizleri en kuvvetli yazarlardan birisi de bana göre kuşkusuz Zweig..

Yazarımız savaş dönemini birebir yaşadığı İçin yaşadığı duyguları kitaptaki karakterlerine o kadar güzel aktarıyor ki sizde aynı heyecanı, savaşın getirdiği dehşeti,onun doğurduğu korkuyu hepsini okurken yaşıyorsunuz.
Clarisse; bu kitapta tam olarak savaşın sürüklediği çıkmazı anlatıyor yazarımız..
Yazar hayatta olup günümüzü de kaleme alsa nasıl eserler çıkardı çok merak ediyorum.

Ne kadar çok “Zweig” yazmışım..
184 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Çok büyük bir hevesle başladığım bir kitaptı Clarissa. Yine o muhteşem Stefan Zweig okumayı hayal etmiştim. Kitabın yarısına gelene kadar o kadar çok alıntı yaptım ki, alıntı yapmaktan kitap bitmeyecek diye korkmadım değil. Ama yarısından sonra beni etkileyecek cümle bulamadım.

Kitabın yarısına kadar yazarın, diğer yarısını ise bir başkasının yazdığı kendini o kadar hissettiriyor ki, anlamamak mümkün değil. Bu arada yazarın okuduğum 15. kitabı. O sebepten anlamamak benim için imkansızdı. Sonlara doğru hele düz bir metin okur gibiydim. Yazılanlardan kitap bir an önce bitsin de, ne olursa olsun havası hissettim. Böyle güzel başlayan bir eserin böyle basit bir şekilde bitirilmesi Stefan Zweig hayranı olarak herkes gibi beni de üzdü. Ama yine de okunmaya değer bir kitap.

Kitabın içeriğine gelecek olursak, kitap savaşın insanlara verdiği acıları, değiştirdiği ve yok ettiği hayatları, ortadan kaldırdığı mutlulukları kısacası bir savaşın tüm olumsuzluklarını anlatmaya çalışıyor. Bütün bunları da kadın kahramanın duyguları üzerinden anlatıyor. Okumak isteyenler için fazla ayrıntıya girmek istemiyorum. Kitabı okurken yazarı ölüme götüren nedenleri bir kez daha anlayabiliyoruz Kitaptaki kahraman Clarissa'nın yaşadığı zorlukların sonunda mutlu bir hayat sürmesini herkes gibi ben de çok isterdim. Kitabı tamamlayan kişi, eğer son noktayı Stefan Zweig koysaydı bunun asla mümkün olmayacağını biliyordu. Haliyle yazarın isteğine boyun eğerek, onun bitirmesi gereken şekilde bitirmiş. Eseri tamamlayıp ortaya çıkaran yayıncısına ne kadar teşekkür etsek azdır. Sayesinde bir Stefan Zweig eseri daha okuyucularla buluşmuş oldu.
184 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Zweig hayranlığım Clarissa kitabı sayesinde devam ediyor..

Yazar, bu kitabında bir kadının gözünden savaşı ve o dönemki dünyayı anlatmış. Duygular o kadar netti ki... Yazarın kadınları da gayet iyi anlayıp yorumladığını bu kitapla iyice anlamış oldum. Bundan önce okuduğum kitapları da çok sevmiştim çünkü.

Kitap Clarissa'nın çocukluğu ile başlayıp, savaş dönemlerine doğru ilerliyor. Hayatın zorlukları, insanların takınmak zorunda kaldıkları davranışları ele alınmış. Ayrıca bir nevi yaşam mücadelesini de görüyor insan. Bir kadının nelere katlanabileceğini...

Kesinlikle tavsiye edilir.
184 syf.
·5 günde·7/10
Zweig'nın hayatı gibi Clarissa'nın hayatı da yarım kaldı. Yaşanması gerekirken yaşanmamış onca şey, savaş psikolojisinin hayat üzerindeki etkisi. Kitabı okurken, Zweig kendi yaşamının kaygılarını Clarissa'ya bürünerek anlatmayı seçmiş hissine kapıldım. Sanırım bunu binlerce kez söyledim ve söylemeye devam edeceğim. Zweig erkek olmasına rağmen kadın duygularını ve hislerini kağıda dökmesini çok iyi biliyor.
177 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Stefan Zweig’in yaşamına son verdiği için yarım kalan kitabıdır. Bu kitapta geleneksel Zweig kitaplarında olduğundan daha farklı bir hikâye okuyacağınız kesin. Kitap bana göre esas yarısından sonra başlıyor diyebilirim. Kitabın bir kısmı Clarissa’nın manastırdaki yaşamını anlatıyor. Sonra manastırdan ayrılıyor ve Profesör Silberstein’ın seminerlerine katılarak hasta bakıcı oluyor. Manastır ve doktor süreçleri biraz durgun ilerlediği için bu yüzden yarısına kadar kitap elimde biraz süründü diyebilirim. Ama yarısından sonra kitap elimden resmen akıp gitti. Özellikle son 75 sayfalık kısım desem sanırım daha doğru bir ifade olur. Kitabı tamamlayan yazarın yayıncısı olduğu için en son bölümüne bir paragraf yazıp bırakmış, bu da sanırım yazara olan bir saygının ifadesi olabilir. Ya da bu kitabın aslında yarım kalmış olmasını bir işaretle vurgulamak istemiştir diye düşünüyorum. Bu yüzden kitabın belirgin bir sonunun olmadığını rahatça söyleyebilirim. Bazı olayların biraz havada kaldığını söylemek sanırım yanlış olmaz. Bu olayları kitabı okuduğunuzda anlayacaksınız. Yayıncının kitaba bir son yazmak istememesi yine yazara olan saygıdan ileri geliyor olabilir. Ben kitabı genel olarak beğendim, ancak Zweig’in diğer Örn: Satranç, Yakıcı Sır, Korku, Olağanüstü Bir Gece vs. kitaplarında olduğu gibi sürekli yüksek tansiyonda giden bir kitap değil. Yazarı severek okuyan bir okursanız bu eserini de koleksiyona katmanızı tavsiye ederim.
184 syf.
Spoiler içerebilir !!!
(kitabı okumadan inceleme adına yazdığım kitapla ilgili kişisel görüşlerimi okumayın...kendi fikirlerim noktasında altını çiziyorum çünkü bence inceleme başlığı altında yazılacak her bir cümle kitabın özeti niteliğinde olmamalıdır!!!
Hemen hemen her kitap da arka kapak da kitabın anlatımı zaten yapılmaktadır.Şahsıma münhasır anlatım tarzı içinde kitabın ben de bıraktığı duygular,serzenişler,olumlu olumsuz eleştiriler ve kendi iç sesimle yorumlamam esas alınmıştır.)
Kitap ön resmin deki kurgusal kız resmi,;uzun süreden beri kitaplığımda duran bu romanı okumayı geciktirmem de başrol oynadı.2. Dünya savaşı konusunda yazılan tüm kitaplara özel bir ilgim olsada kapak resmindeki kız resmi ve kitaba ismini de veren clarissa adı bana sadece kitabın bir aşk kitabı olduğunu çağrıştırdı🤦‍️ama yanılmışım ,hem de çook.Hatta iddia ediyorum eğer ki yazar intihar etmeyip kitabı tamamlasaydı tam bir dünya klasiği,best seller (en çok okunan ve satılan) kitap olurdu.Neyse bu konular çok tartışılabilir yoruma açık olarak zevk meselesi haline gelsede asıl gerçek olan şey ; stefan zweig in intihar etmeden önceki psikolojik durumunu karşı cinsin gözün de olsa bile çok iyi yansıtmış.Şöyleki ben bile son 3 sayfaya geldim,kitap bitecek ve hala diyorum ki clarissa ne yapacak? son 3 sayfaya yazar nasıl bir son saklamış? İşte onun heyecanıyla çok dar bir zamana sığdırılmış bir anımda kitabı bitirmek için kendimle yarıştım.Bitti ama hikayenin yarım kaldığını farkedince,bi son sayfa daha vardır diye kendimi güdüledimse de acı gerçek şu ki yazar 61 senelik yaşamına son vererek ,biz okuyucuları kitabı okuyup sonuna geldiğimiz halde öyle bir yarım kalmışlığa buluyor ve üzüntüyle karışık allak bullak bir duygu seline gömüyor...Aslında kitap da da anlatıldığı üzere güzel günler hep beklemekle geçiyor umutlar tükenmiyor ama insanın ömrü gidiyor iyiler galip olmalıyken kötüler kendine bir çıkar bulup pastadan büyük dilimi kapıyor.Biz kadınlar da annelik duygusu altında ezilip dünyayı izliyor ve boğazımıza düğümlenediğimiz aklımızın fazlasıyla erdiği ama gücümüzün yetmediği savaş olgusunun yağmuru altında ıslanıyoruz...
184 syf.
·4 günde·8/10
Stefain Zweig in intihar etmesinden dolayı bu kitabı tamamlayamadığı ölümünden yıllar sonra yayımcısının yayınladığını duyunca kitaba merakım daha da arttı. Kitabın son bölümlerinin usta yazarın elinden çıkmadığı çok belli oluyor. Eğer kitabı tamamlama fırsatı olsaydı eminim ki böyle sonu böyle bitmeyecekti.
Yazar savaşın insanlar üzerindeki psikolojisini bir kadının gözünden çok iyi anlatmış. Çok yoğun şekilde psikolojik tahlillerin olduğu muazzam bir kitaptı. Clarissa
184 syf.
·9 günde·9/10
Bu sefer farklı bir düşünce ile girdim kütüphaneye. İlk gördüğüm kitabı alacaktım. Nasıl olacaktı bu? Kitaplarla dolu raflara bakmamaya çalışarak, adeta çocuksu bir heyecan içinde salonu bir süre dolaştım. Sonra gözümü çevirdim bir baktım ki bu güzel eseri gördüm: Clarissa. Clarissa, Zweig'in yaşamında yazdığı son eser olma özelliğini taşıyor. İnsanlar olarak genel bir algımız vardır, bir şeyin son olması o şeyi değerli kılar bizim için. Çünkü o son zamansal olarak bize daima diğerlerinden daha yakın bulunacaktır. Bu yakınlığa düşkünlüğümüz neticesinde belki de bu algıyı yaşarız. Bu algı kimi zaman bizi yanıltır. Fakat Clarissa beni bu yanılgıya çok da fazla düşürmedi.

Dikkat ettim de incelememin girişi fazlasıyla olumsuz gözükmüş, Clarissa kötü bir kitapmış gibi anlaşılmasın bu yüzden. Demeye çalıştığım şey Clarissa'nın Zweig'in diğer eserlerine nazaran sönük kalmasıdır. Bunun nedeni eserin yazarın intiharı dolayısıyla yarım kalmasıdır. Kimi eserler vardır bir hayat gibidir, o kitaplar yarım kalmış olsa bile alacağınız edebi zevk azalmayacaktır. Ama kimi eserlerde bu durum tam tersidir, kitap boyunca bir merak unsurudur alır götürür sizi. İşte bu tür eserlerde kitabın yarım kalmış olması sizi alt üst edebilir. Clarissa'da bu durum mevcut. Fakat her ne kadar yarım kalmış bir eser de olsa Zweig'in kalemi bu yarım kalmışlığı adeta tamamlıyor.

Clarissa, Birinci Dünya Savaşı döneminde yaşamış olan bir kadındır. Çocukluğunu manastır okulunda geçiren Clarissa bir insanın şahit olabileceği en kötü şeye şahit olacaktır; savaşa... Savaş sırasında savaş hemşiresi olarak çalışan Clarissa'nın yaşam öyküsünün anlatıldığı romanda Zweig yine kendi usta kalemini belli etmiş diyebilirim. Zweig'in okuduğum diğer bir eseri olan Satranç'ta hikayedeki olaylardan hareketle, bazı şeylerin sembolize edilmesi hedeflenmişti. Clarissa'da da Zweig aynı yöntemi kullanarak savaşın kötülüğünü gözler önüne sermiş.

Savaşın insanlar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Bu vesileyle insanlar vurulup veya bir göçük altında kalarak ölmese bile çeşitli şekillerde ölebilir. Savaş, kimi insanlardaki kin duygusunu açığa çıkartır. Bu kin bireyin kendi vatanı hariç tüm milletleri kapsar. Söz konusu kin, vatanı savunma gibi bir anlam da taşımaz. İnsanlık kavramını yok eden bir duygudur bu kin. İşte bu 'kin gribini' anlatmış Zweig. İnsanların savaş ortamında şehirde veya cephelerde ne denli zorluk çektikleri, imkanların olağanüstü derecede azalması, doktorların ve hemşirelerin de en az askerler kadar emek harcaması gibi savaşın açığa çıkardığı durumlar anlatılmış. İnsanlık kavramından bahsedenlerin birer vatan haini ilan edildiği bir çağdan söz ediyoruz. Burada şahsi düşüncem, insan elbette ki kendi vatanına gönülden bağlı olmalıdır fakat bu, diğer milletleri ezerek, aşağılarak, laf ederek olmaz. Eğer böyle olmasaydı Atatürk önüne basması için konulan Yunan bayrağını yerden kaldırmalarını emreder miydi?

Bu 'savaş yansımalarının' dışında elbette Clarissa'nın hayatına da mercek tutulmuş. Zaten Clarissa'nın hayatı, 'savaş yansımalarını' yansıtan bir ayna görevi görüyor. Tüm bu olanlar elbette ki Clarissa'yı da etkiliyor. O da "savaş sonrası" insanlarının yaşadığı boşluk duygusuna düşüyor. Öyle ki, bu boşluk duygusunu siz de yüreğinizde hissediyorsunuz: Çaresizlik duygusu olarak. Kendi hayatının ipleri kimi zaman Clarissa'nın elinde oluyor kimi zaman da kendi hayatını kendisi dahi yönetemez hale geliyor. Öyle bir duruma geliyor ki, yalnızlıktan korktuğu için istemediği, sevmediği kişilerle birlikte olmanın yaşattığı boğukluk duygusunu dahi yaşıyor. Bu durumun çaresizliğini siz de Clarissa ile tanıştığınızda emin olun benim anlattığımda kat be kat daha iyi anlayacak ve yüreğinizde hissedeceksiniz. Çünkü Clarissa'yı ben değil, Zweig anlatıyor olacak.

Fakat Clarissa öyle bir yerde yarım kalmış ki kitap bittikten sonra uzun süre zihnimi meşgul etti. Acaba Clarissa'nın hayatı nasıl şekillenirdi diye uzun bir süre düşündüm. Yarım kalması elbette ki Zweig'in suçu değil, imkanlar dahilinde bu eser yarım kalmış yapacak bir şey de yok elbette fakat insan üzülmeden de duramıyor. Zweig'in usta kalemi ile nasıl şekillenirdi bu güzel eser diye kendi kendine söyleniyor. Edebiyatın bir güzel yanı da bu değil mi? Bir yazar Clarissa diye bir karakter oluşturur, eseri yarım kalsa dahi siz Clarissa'yı gerçek bir insanmış gibi hayal edersiniz; yıllarca karşılaşılmayan bir arkadaş gibi, ne yaptığını tahmin etmeye çalışırsınız. Bunun için aslında eserin yarım kalmasına da gerek yok, teknik olarak tamamlanmış bir eserde de bu durum böyle değil midir? Hikaye bittikten sonra dahi karakterlerin gelecek zamanda ne halde olacağını merak etmekten kendinizi alamazsınız. Bu açıdan bakıldığında aslında tüm kitaplar da 'yarım' değil midir? Kitap bitse dahi o ortam ve karakterler hayal dünyanızda var olmaya devam eder. İşte edebiyatın bir büyülü tarafı daha.

Clarissa'nın yarım kaldığına bakmamalı, gerçekten çok güzel bir roman. Bir kitabı tamamlayan asıl kişi okuyan kişi olduktan sonra o kitabın yarım kalmasının pek de bir önemi yoktur açıkçası. Benim düştüğüm hataya düşmeyin, kitap yarım kalmış diye diğer eserlerinden onu ayırmayın. Şimdi, yani bu incelemeyi bitirirken anlıyorum ki gerçekten de ne de güzel bir esermiş Clarissa. İnsanın kendi kendiyle çelişmesi onun iyiye doğru gittiğinin bir emaresi bana göre; bendeniz de azıcık dahi olsa iyiye doğru yol alabildiysem ne mutlu bana...
184 syf.
·7 günde·9/10
Her zamanki Zweig kitaplarını unutun. Hepsinden daha uzun ve ilk defa bir romana daha yakın.
Elbette psikolojik tasvirler ve travmalar var çünkü yazarımızın özelliği bu.
Kitapta biraz yalnızlık çekmiş bir kız çocuğunun hayatı anlatılıyor. Yatılı okula gönderilmiş ve annesiz bir kız. Babası ise bir subay hem de çok ciddi ve işini canla başla yapan birisi. Bu yüzden de çocukların durumu az çok tahmin edilebilir. Bir de ağabeyi var Clarissa'nın -Eduard-
Her şey savaş çıkana kadar normal ama Clarissa'nın savaş yıllarında yaşadıkları hiç normal değil. Savaş öncesi bir kongrede tanıştığı Léonard ise onun aşkı ve maalesef Fransız yani düşman. Savaş yüzüne ayrı kalıyorlar ve Clarissa hamile...
Bebek doğacak mı, Clarissa neler yaşayacak?
Herkes kendi başının çaresine bakmalı.
Düzene ayak uyduramayan yapayalınız kalır.
Stefan Zweig
Sayfa 97 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 8.Basım
Bir şey yaptığımız ya da yapmadığımız için
kendisinden utanacağımız birilerinin olması iyidir.
Stefan Zweig
Sayfa 98 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 8.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Clarissa
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750711961
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Clarissa
Çeviri:
Gülperi Sert
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Baskılar:
Clarissa
Clarissa
Clarissa
Clarissa
Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Lozan’daki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard’la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 3.867 okur

  • frambuazlıcheesecake
  • Gülsüm Emer
  • Karışık Günlük
  • Emine Pelin Karaca
  • Rabia Saraç
  • Gökçe
  • Eda Özpınar
  • Ömür.
  • Abdullah Bozkurt
  • Musa Berkay

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.9
14-17 Yaş
%12.2
18-24 Yaş
%29.8
25-34 Yaş
%29.3
35-44 Yaş
%16.6
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.4
Erkek
%23.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.2 (238)
9
%22.4 (278)
8
%25.7 (319)
7
%15.2 (189)
6
%5.1 (63)
5
%1.5 (18)
4
%1.2 (15)
3
%0.2 (3)
2
%0.1 (1)
1
%0.2 (2)

Kitabın sıralamaları