Clarissa

7,8/10  (65 Oy) · 
138 okunma  · 
51 beğeni  · 
1.460 gösterim
Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Lozan’daki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Léonard’la tanışır. Birbirlerine âşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.

(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2017
  • Sayfa Sayısı:
    184
  • ISBN:
    9789750711961
  • Çeviri:
    Gülperi Sert
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Onur Erol 
 12 Haz 16:45 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 7/10 puan

Stefan Zweig’in yaşamına son verdiği için yarım kalan kitabıdır. Bu kitapta geleneksel Zweig kitaplarında olduğundan daha farklı bir hikâye okuyacağınız kesin. Kitap bana göre esas yarısından sonra başlıyor diyebilirim. Kitabın bir kısmı Clarissa’nın manastırdaki yaşamını anlatıyor. Sonra manastırdan ayrılıyor ve Profesör Silberstein’ın seminerlerine katılarak hasta bakıcı oluyor. Manastır ve doktor süreçleri biraz durgun ilerlediği için bu yüzden yarısına kadar kitap elimde biraz süründü diyebilirim. Ama yarısından sonra kitap elimden resmen akıp gitti. Özellikle son 75 sayfalık kısım desem sanırım daha doğru bir ifade olur. Kitabı tamamlayan yazarın yayıncısı olduğu için en son bölümüne bir paragraf yazıp bırakmış, bu da sanırım yazara olan bir saygının ifadesi olabilir. Ya da bu kitabın aslında yarım kalmış olmasını bir işaretle vurgulamak istemiştir diye düşünüyorum. Bu yüzden kitabın belirgin bir sonunun olmadığını rahatça söyleyebilirim. Bazı olayların biraz havada kaldığını söylemek sanırım yanlış olmaz. Bu olayları kitabı okuduğunuzda anlayacaksınız. Yayıncının kitaba bir son yazmak istememesi yine yazara olan saygıdan ileri geliyor olabilir. Ben kitabı genel olarak beğendim, ancak Zweig’in diğer Örn: Satranç, Yakıcı Sır, Korku, Olağanüstü Bir Gece vs. kitaplarında olduğu gibi sürekli yüksek tansiyonda giden bir kitap değil. Yazarı severek okuyan bir okursanız bu eserini de koleksiyona katmanızı tavsiye ederim.

Aykut 
 24 Kas 2016 · Kitabı okudu · 9 günde · 9/10 puan

Bu sefer farklı bir düşünce ile girdim kütüphaneye. İlk gördüğüm kitabı alacaktım. Nasıl olacaktı bu? Kitaplarla dolu raflara bakmamaya çalışarak, adeta çocuksu bir heyecan içinde salonu bir süre dolaştım. Sonra gözümü çevirdim bir baktım ki bu güzel eseri gördüm: Clarissa. Clarissa, Zweig'in yaşamında yazdığı son eser olma özelliğini taşıyor. İnsanlar olarak genel bir algımız vardır, bir şeyin son olması o şeyi değerli kılar bizim için. Çünkü o son zamansal olarak bize daima diğerlerinden daha yakın bulunacaktır. Bu yakınlığa düşkünlüğümüz neticesinde belki de bu algıyı yaşarız. Bu algı kimi zaman bizi yanıltır. Fakat Clarissa beni bu yanılgıya çok da fazla düşürmedi.

Dikkat ettim de incelememin girişi fazlasıyla olumsuz gözükmüş, Clarissa kötü bir kitapmış gibi anlaşılmasın bu yüzden. Demeye çalıştığım şey Clarissa'nın Zweig'in diğer eserlerine nazaran sönük kalmasıdır. Bunun nedeni eserin yazarın intiharı dolayısıyla yarım kalmasıdır. Kimi eserler vardır bir hayat gibidir, o kitaplar yarım kalmış olsa bile alacağınız edebi zevk azalmayacaktır. Ama kimi eserlerde bu durum tam tersidir, kitap boyunca bir merak unsurudur alır götürür sizi. İşte bu tür eserlerde kitabın yarım kalmış olması sizi alt üst edebilir. Clarissa'da bu durum mevcut. Fakat her ne kadar yarım kalmış bir eser de olsa Zweig'in kalemi bu yarım kalmışlığı adeta tamamlıyor.

Clarissa, Birinci Dünya Savaşı döneminde yaşamış olan bir kadındır. Çocukluğunu manastır okulunda geçiren Clarissa bir insanın şahit olabileceği en kötü şeye şahit olacaktır; savaşa... Savaş sırasında savaş hemşiresi olarak çalışan Clarissa'nın yaşam öyküsünün anlatıldığı romanda Zweig yine kendi usta kalemini belli etmiş diyebilirim. Zweig'in okuduğum diğer bir eseri olan Satranç'ta hikayedeki olaylardan hareketle, bazı şeylerin sembolize edilmesi hedeflenmişti. Clarissa'da da Zweig aynı yöntemi kullanarak savaşın kötülüğünü gözler önüne sermiş.

Savaşın insanlar üzerindeki etkisi çok büyüktür. Bu vesileyle insanlar vurulup veya bir göçük altında kalarak ölmese bile çeşitli şekillerde ölebilir. Savaş, kimi insanlardaki kin duygusunu açığa çıkartır. Bu kin bireyin kendi vatanı hariç tüm milletleri kapsar. Söz konusu kin, vatanı savunma gibi bir anlam da taşımaz. İnsanlık kavramını yok eden bir duygudur bu kin. İşte bu 'kin gribini' anlatmış Zweig. İnsanların savaş ortamında şehirde veya cephelerde ne denli zorluk çektikleri, imkanların olağanüstü derecede azalması, doktorların ve hemşirelerin de en az askerler kadar emek harcaması gibi savaşın açığa çıkardığı durumlar anlatılmış. İnsanlık kavramından bahsedenlerin birer vatan haini ilan edildiği bir çağdan söz ediyoruz. Burada şahsi düşüncem, insan elbette ki kendi vatanına gönülden bağlı olmalıdır fakat bu, diğer milletleri ezerek, aşağılarak, laf ederek olmaz. Eğer böyle olmasaydı Atatürk önüne basması için konulan Yunan bayrağını yerden kaldırmalarını emreder miydi?

Bu 'savaş yansımalarının' dışında elbette Clarissa'nın hayatına da mercek tutulmuş. Zaten Clarissa'nın hayatı, 'savaş yansımalarını' yansıtan bir ayna görevi görüyor. Tüm bu olanlar elbette ki Clarissa'yı da etkiliyor. O da "savaş sonrası" insanlarının yaşadığı boşluk duygusuna düşüyor. Öyle ki, bu boşluk duygusunu siz de yüreğinizde hissediyorsunuz: Çaresizlik duygusu olarak. Kendi hayatının ipleri kimi zaman Clarissa'nın elinde oluyor kimi zaman da kendi hayatını kendisi dahi yönetemez hale geliyor. Öyle bir duruma geliyor ki, yalnızlıktan korktuğu için istemediği, sevmediği kişilerle birlikte olmanın yaşattığı boğukluk duygusunu dahi yaşıyor. Bu durumun çaresizliğini siz de Clarissa ile tanıştığınızda emin olun benim anlattığımda kat be kat daha iyi anlayacak ve yüreğinizde hissedeceksiniz. Çünkü Clarissa'yı ben değil, Zweig anlatıyor olacak.

Fakat Clarissa öyle bir yerde yarım kalmış ki kitap bittikten sonra uzun süre zihnimi meşgul etti. Acaba Clarissa'nın hayatı nasıl şekillenirdi diye uzun bir süre düşündüm. Yarım kalması elbette ki Zweig'in suçu değil, imkanlar dahilinde bu eser yarım kalmış yapacak bir şey de yok elbette fakat insan üzülmeden de duramıyor. Zweig'in usta kalemi ile nasıl şekillenirdi bu güzel eser diye kendi kendine söyleniyor. Edebiyatın bir güzel yanı da bu değil mi? Bir yazar Clarissa diye bir karakter oluşturur, eseri yarım kalsa dahi siz Clarissa'yı gerçek bir insanmış gibi hayal edersiniz; yıllarca karşılaşılmayan bir arkadaş gibi, ne yaptığını tahmin etmeye çalışırsınız. Bunun için aslında eserin yarım kalmasına da gerek yok, teknik olarak tamamlanmış bir eserde de bu durum böyle değil midir? Hikaye bittikten sonra dahi karakterlerin gelecek zamanda ne halde olacağını merak etmekten kendinizi alamazsınız. Bu açıdan bakıldığında aslında tüm kitaplar da 'yarım' değil midir? Kitap bitse dahi o ortam ve karakterler hayal dünyanızda var olmaya devam eder. İşte edebiyatın bir büyülü tarafı daha.

Clarissa'nın yarım kaldığına bakmamalı, gerçekten çok güzel bir roman. Bir kitabı tamamlayan asıl kişi okuyan kişi olduktan sonra o kitabın yarım kalmasının pek de bir önemi yoktur açıkçası. Benim düştüğüm hataya düşmeyin, kitap yarım kalmış diye diğer eserlerinden onu ayırmayın. Şimdi, yani bu incelemeyi bitirirken anlıyorum ki gerçekten de ne de güzel bir esermiş Clarissa. İnsanın kendi kendiyle çelişmesi onun iyiye doğru gittiğinin bir emaresi bana göre; bendeniz de azıcık dahi olsa iyiye doğru yol alabildiysem ne mutlu bana...

Hasan G. 
21 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Zweig’dan seriye devam ettiğinizde Clarissa’yı okumak kaçınılmaz olur çünkü intiharından önce üzerinde çalıştığı ve ölümüyle yarım kalan ve yayıncısı tarafından tamamlanan 1.dünya savaşı yıllarını bir kadının yaşam kesitiyle anlatmaya çalışan bir romandır. Hal böyle olunca insanı bir merak sarar. Yaşamına son vermenin deminde bir zihnin içerisinden sayfalara ne dökülebilir, ne anlatabilir diye? O kararı verirken yaşadığı ruhsal durum satır aralarından yakalanabilir mi diye?

Nitekim sadece konusu ile bile bu görülebilir. Savaşın hem bir ülke hem de kişiler üzerindeki etkilerini irdelemeye çalışır. Aynı şekilde savaşın her ne sebeple olursa olsun bir aptallık ve suç olduğunu gözümüze sokar hele işin içerisinde halkların, ırkların, devletlerin üstünlük yarışı bulunursa.

Kitaptan aldığım diğer bir olgu da ‘yalnızlık’ oldu. Hemen hemen her karakterin kendine ait bir yalnızlığı vardı. Zweig’ın da bu yalnızlığı kendinde hissettiği duygusuna kapıldım, savaşın yarattığı kaos atmosferinde kabuğuna çekilen bir ruh ve sonsuz yalnızlığa atılan bir adım.

Zweig’ın okuduğum önceki kitaplarına göre üslubu biraz tutarsızdı sanki, kitabın yarım kalması ve yayımcısı tarafından tamamlanması nedeniyle olabilir. Çünkü bir paragraf okuduğumda ‘işte bu Zweig’ın tarzı ve üslubu, düşüncesi’ derken sonlara doğru 3-4 kelimelik cümleler ve yavan kalan sayfalarla Knut’ın işin içerisine girdiğini hissettirdi. Öyle ki hızlı hızlı cümleleri anlamsızca tüketirken buldum kendimi.
Yine de Zweig’in son romanı olması nedeniyle merakı ve ilgiyi hak ettirir, aynı şekilde sırf bu sebepten boğazda bir düğüm, kalpte bir sancı bırakır.

mısra 
29 Haz 2016 · Kitabı okudu · 6 günde

Clarissa, Stefan Zweig’ın ölümünden 39 yıl sonra yayıncısı tarafından bıraktığı notlardan yola çıkarak tamamlanan romandır.

Çocuklarına nasıl şefkat gösteceğini, onlarla nasıl konuşacağını bilmeyen, görevine bağlı, onurlu bir yarbayın kızı olan Clarissa Schuhmeister’in 1902-1921 yılları arasındaki hayatı anlatılmaktadır.

Özellikle savaş yılları çok zordur, savaş onu sevgilisinden ayırmıştır. Askeri bir hastanede hemşire olarak yaralı askerlere yardım ederek acılarını hafifletmeye çalışır, bir bebek beklediğini üstelik düşman ülkeden olan birinin bebeğini taşıdığını öğrenince ne yapacağını bilemez. Babasının ve çevresinin değer yargıları durumunu oldukça güçleştirmektedir. Ayakta kalıp mücadele etmesini sağlayan tek şey Leonard’a olan sevgisidir.

Kitaptaki tüm karakterlerin yaşam öyküleri kitabı ilginç ve sürükleyici hale getiriyor, keyifli bir okuma oldu ancak kitabın sonu hiç beklemediğim bir şekilde bende karakterlerden birine kızgınlık uyandırarak bitti. Üzüldüm. Okunmaya değer bir kitap.

Bizimmahalleninkitapcisi 
20 May 10:56 · Kitabı okudu · 10 günde · 8/10 puan

Stefan Zweig, her daim eserlerinde kaleme aldığı karakterlerin her birini birer elbise gibi üzerine giymiş; yarattığı karakterlere kendinden bir şeyler katmak bir kenara, kendini karakterlerinin yerine koyarak onları kanlı canlı, ete kemiğe bürüyüp karşımıza çıkarmıştır. Öyle ki ruhuyla, yüreğiyle kâh Bilinmeyen Bir Kadın suretine bürünmüş, kâh bir satranç tahtasında karşılıklı oturduğumuz Dr. B oluvermiş ya da içine kapanık, utangaç bir Clarissa olarak karşımızda ete kemiğe bürünüvermiştir. Velhasılıkelam, kalemiyle hayat verdiği her bir karakterde çarpıcı bir gerçekliği okurlarının gözleri önüne sermiş ve istisnasız kaleminden bugüne kadar okumuş olduğum her eserde benim tabirimle "Hacminin aksine devleşen eserler" ifademi yinelememe neden olmuştur. Eserlerinin kaleme alındığı dönemin sosyal yapısı, bunun karakterler üzerindeki etkileyici rolü, fakat en önemlisi de psikolojik analizlerini incecik sayfalara ne eksik ne fazla tam da olması gerektiği gibi öz bir biçimde aktarmasıyla da zaten hacminin aksine devleşen eserlere imza atmaması mümkün değildir.
Nitekim Clarissa'da hacminin aksine devleşmiş, dolu dolu ve doyumsuz Zweig eserlerinden biridir.

Clarissa, Stefan Zweig'ın 1942 yılında intihar etmeden evvel üzerinde çalıştığı son eserdir. Yarım kalmış bu güzel eseri ölümünden 39 yıl sonra yayıncısı Knut Beck gün ışığına çıkarmış ve metni tamamlayarak bizlerle buluşmasına vesile olmuştur. Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam; Clarissa, babası Genelkurmayda görevli, görevini başarıyla ve disiplinle yapan bir subayın kızıdır. Babasının askeri rütbesinin vermiş olduğu disiplin dolayısıyla Clarissa bu durumdan fazlasıyla nasibini almış ve hayatını disipline bir şekilde idame etmek zorunda kalmıştır. Bu durumun bir getirisi olarak hiçbir zaman babasıyla normal bir baba-kız ilişkisi kuramamıştır. Zira subay Schuhmeister, hiçbir zaman sevgisini, şefkatini dışa vuramayan bir babadır ve Clarissa bunun eksikliğini derinden hissetmektedir. Böylelikle Clarissa, başlarında bir anne bulunmayan, meslek aşkıyla durmaksızın çalışan bir babanın kızı olarak soluğu manastır eğitiminde alır. Fakat her şey babasının görevden alınmaya zorlanmasıyla son bulacak ve Clarissa hayatına bir yön çizmek zorunda kalacaktır. Babası üzerine çalıştığı analizlerle bir savaş çıkacağını öngörmüştür. Nitekim bu olayın üzerinde çok uzun yıllar geçmez ve I.Dünya Savaşı patlak verir. Bundan sonra Clarissa'nın hayatı asla eskisi gibi olmayacaktır...
Kitap, Avusturyalı bir subay kızı olan Clarissa'nın hayatını konu alırken, tarihe araladığı pencere ile I. Dünya Savaşı'nı Avusturya ve Orta Avrupa kültürüyle çift yönlü olarak ele almasının yanında savaşın bireyler üzerinde yarattığı yıkıcı etkiyi psikolojik analizlerle çarpıcı bir biçime okurunun gözleri önüne sermiştir.

1901930 yılları arasında Clarissa'nın hayatına konuk olacağınız eserde, tarih,edebiyat, kültür ve psikoloji şöleni yaşayacaksınız. Bu güzel Zweig eserine şans vermenizi tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun:)

Büşra Ayvazoğlu 
04 Eyl 17:08 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 7/10 puan

Aslında kitabı büyük bir beklenti ile okumuştum. Zweig'in savaş tutumunu o büyüleyici kalemi ile okuma zevkini yaşayacak olmak, kitabı aldığımda beni fazlası ile heyecanlandırmıştı. Ayrıca Zweig'in son eseri olduğunu bilmek, hatta birebir kendisinin tamamlayamadığını bilmek bu özel kitabı daha da özelleştirdi benim için.

Kitap 155. sayfaya kadar Zweig kitaplarının o başarılı kalemi ve hikayesi ile ilerliyordu. Fakat 155. sayfadan sonra giderek azalmaya başladı. O derin cümleler ve o hikaye olgusu giderek kayboldu. Aslında Zweig'in tamamlayamadığını belli eden sayfalar demek daha doğru olur. Zweig'in kaleminin tadını fark ediyorsunuz.

Ayrıca benim için bu kitabın bir sonu yok. Zaten kitap kendi haliyle de net bir son bırakmıyor biz okuyuculara.

Her Zweig okuyucusu için değerli ve okunması gerekli bir kitap olduğunu düşünüyorum.

kinokume 
28 Mar 20:22 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitaba da ismini veren Clarissa isimli kahramanımızın 1. Dünya Savaşı öncesinde,savaş sırasında ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Stefan Zweig kitabını okurken,sürekli kafamda neden sorusu vardı.Neden Stefan Zweig 'ın her kitabını çok severek okumama rağmen,bu kitapta bazı satırları okurken hayal kırıklığına uğradım.Kitap bittikten sonra ufak bir araştırma yaptım.Bu kitap; Knut Beck tarafından Stefan Zweig taslaklarından oluşturulmuş. Eksikliklerin bu sebeple olduğunu anladığım için kitabımı severek diğer Zweig ların arasına koyabilirim :) Clarissa'nın babası ile olan garip ilişkisi,yaşadığı aşk,bu aşk sebebiyle başına gelenler,azmi,kararlılığı...Yine çok severek okudum.

ebru cemre 
22 Nis 21:40 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zweig ve eşinin ölümle sonuçlanmış intiharından önce yazılan son Zweig eseri...
Çocuklarına nasıl şefkat gösteceğini,onlarla nasıl konuşacağını bilmeyen,görevine bağlı, onurlu bir yarbayın kızı olan Clarissa Schuhmeister’in 1902-1921 yılları arasındaki hayatını anlatıyor kitap.

Savaş yılları çok zordur,savaş Clarissa yı sevgilisinden ayırmıştır.Clarissa Askeri bir hastahanede hemşire olarak çalışıp,yaralı askerlere yardım ederek acılarını hafifletmeye çalışır.Düşman ülkeden olan sevgilisi Leonard ile yollarını ayırmak zorunda kalmıştır fakat ondan bir bebek beklediğini öğrenince ne yapacağını bilemez.Babasının ve çevresinin değer yargıları durumunu oldukça güçleştirmektedir.Ayakta kalıp mücadele etmesini sağlayan tek şey Leonard’a olan sevgisidir...
'
'
Ruh tahlilerinde bir üstad olan Zweig yine harika bir eser çıkartmış ortaya Özellikle diyalogları ve verdiği mesajları çok seviyorum Büyük bir keyifle okudum

Dila. 
03 May 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Zweig'ın üzerinde çalıştığı son kitap; bitiremeden yaşamına son vermiş. Savaşın kıyısında geçen hayatların hikayesi anlatılıyor. Bir generalle de empati kurabiliyorsunuz, generalin düşmana gönlünü vermiş kızıyla da. Karakter tahlillerini yine yine yine çok beğendim.

Bence çok etkileyiciydi baştan sonra. ancak sonu için tereddütlerim var, ister istemez yayıncı değil de zweig tamamlasa böyle olur muydu diye düşündüm. Böyle olmazdı. en basitinden; hikayenin sonunu böyle kestirip atmak ona göre değil. O mükemmel bir son yazardı.

dila kaya 
04 Mar 21:01 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Zweig'in usta kalemiyle kisilerin duygularinin daha çok on plana çıkarıldığı güzel bir dönem kitabi.Karakterler üzerinden bir savaşin nasıl farkli yorumlanabilecegi gösterilmiş ;istediginiz fikri benimsemek size bırakılmış. Keyifli okumalar dilerim okuyacak olanlara,en cokta Sevgili Kitap Arkadaşıma:)

2 /

Kitaptan 107 Alıntı

İlayda G. 
14 Şub 23:30 · Kitabı okudu · 10/10 puan

En içten hisler karşısındakine anlatılmadıktan sonra ne değer taşır ki.

Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 27)Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 27)
Dila. 
03 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

Savaşla ilgili normal ve insancıl bir görüşe sahip olabilmek için tek bir olasılık vardır: savaşın farkında olmak ve savaşı kendileri asla cephede bulunmamış savaş çığırtkanlarından dinlememek.

Clarissa, Stefan ZweigClarissa, Stefan Zweig

Bir Türk hapishanesi sevgilim, hafife alınacak bir şey değildir.

Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 170 - İş Bankası Kültür Yayınları)Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 170 - İş Bankası Kültür Yayınları)
yener bayrak 
16 Şub 13:50 · Kitabı okudu · 9/10 puan

İzin verilince fazla konuşması insanın bir zayıflığıdır.

Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 60 - İş bankası kültür yayınları)Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 60 - İş bankası kültür yayınları)
İlayda G. 
21 Şub 14:17 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Ayrıca savaş boyunca insanlık dememek gerekir, savaş insanlığa yakışmıyor.

Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 103)Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 103)

Yalnızca sen ve ben, biz ikimiz dünyanın kendisiydik ve dünya daha önce hiç olmadığı kadar büyük ve güzel görünüyordu.

Clarissa, Stefan ZweigClarissa, Stefan Zweig
Aykut 
17 Kas 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İnsanlar her zaman kendilerine en yabancı olan şeye hayran olurlar.

Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 48 - Can Yayınları)Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 48 - Can Yayınları)

mütevazi mutluluk
Çok mutluyum, haklısınız . Ama bu mutlulukla ne yapacağım? Yalnız başıma biraz fazla bu. Ben daha mütevazi mutluluklara alışkınım -çoğu zaman akşamları bir kitabım olur, bir arkadaşım, güzel bir mektubum, biraz da müziğim. Aslında bunlardır benim mutluluk diyebileceğim şeyler. Çoğaldıkları zaman onlarla ne yapacağımı bilemiyorum- başkalarıyla paylaşmak istiyorum.

Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 77 - İş Bankası Kültür Yayınları)Clarissa, Stefan Zweig (Sayfa 77 - İş Bankası Kültür Yayınları)
Esra 
21 Nis 20:02 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Eğer insan kendi yaptığını doğru buluyorsa, diğer insanların buna saçmalık ya da aptallık demelerinin bir önemi yoktur...

Clarissa, Stefan ZweigClarissa, Stefan Zweig