Gömülü Şamdan

7,9/10  (134 Oy) · 
286 okunma  · 
112 beğeni  · 
2.435 gösterim
Süleyman'ın tapınağından çıkan, Yahudilerin kutsal emaneti yedi kollu şamdanın 455 yılında Roma'yı yağmalayan Vandalların eline geçmesi, kentin Yahudi cemaatinde şok etkisi yaratır. Cemaatin yaşlıları, olan biteni gelecek kuşaklara aktarması için o sırada yedi yaşında olan Benjamin'i de yanlarına alarak kutsal Menora'yı denizaşırı yolculuğuna uğurlarlar. Seksen yıl sonra aynı Benjamin, şamdanı Yahudilere geri vermesi için İmparator İustinianos'a yalvarmak üzere Bizans'a gider. İustinianos'un Kudüs'teki bir Hıristiyan kilisesine gönderdiği şamdan, orada kaybolmuştur. Ancak Zweig Gömülü Şamdan'da söylenceye bir gün yeniden kavuşma umudu barındıran bir final atfeder. 
(Tanıtım Bülteninde)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2015
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9786053326168
  • Orijinal Adı:
    Der Begrabene Leuchter
  • Çeviri:
    Regaip Minareci
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
05 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Pandora'nın Kutusu, Ahit Sandığı, eski basım Kur'an-ı Kerim'ler, gömülü şamdan...
Kimine göre iddiadan ve rivayetten ibaret, kimine göre ise hayatın ta kendisi kelimeler bunlar.

Kitabın başrol kahramanı Yahudilik inançlarının devamı için kendilerini ve dolayısıyla da kutsal nesneleri olan şamdanlarını korumaya çalışan Yahudiler değil aslında.
I. Justinianus yani namıdiğer 527-565 döneminde Doğu Roma İmparatorluğu'nun başında olan adam. Bu adamı kısaca tanımak istersek bir rivayete göre şöyle denilir; I. Justinianus 537'de İstanbul’da Aya Sofya kilisesini ibadete açarken; "Ey Süleyman senin mabedini de geçtim." diye haykırmıştır. Bu söylem ise bana Atreyu grubunun Can't Happen Here şarkısının nakaratında :
"Senin tanrın benim tanrımı biliyor mu? / İşte bu, dünyanın nasıl son bulacağıdır." sözlerini hatırlattı.

Bir gün Ankara'da Hacı Bayram Veli Camii'ni gezerken rehber bize bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Camiinin yanında bulunan Ogüst Mabedi kalıntılarından kalan harabe duvarlarla caminin ana aksını oluşturan duvar arasında bir açı vardı. Ve bu açı Hristiyanlara karşı şöyle bir mesaj iletmekteydi : "Sizin inanışınız ve yönelişiniz yanlış, bizim inanışımızın doğruluğunu da işte bu aramızdaki açının miktarı belirtmektedir."

Peki, neden bunları anlatıyorum? Yahudiler Gömülü Şamdan kitabında Hristiyanlarla, Haçlılar günümüze yakın bir tarihteki savaşlarda Müslümanlarla ve günümüz Müslümanları da yine birtakım Müslümanlarla dinlerini ve takvalarını kapıştırıyor iken neler bizi farklı kılıyordu bu kitaptaki şamdanın ilginç ve mistik yolculuğu kadar?

Şu anda dünyanın Doğu ülkelerinde birileri sabah kalkmış, Hint çayını içmiş, meditasyonunu yapıyor. Batı ülkelerinden birinde ise birileri sabah kalkmış, evine en yakın kilisesine gidip vaftizini yaptırıp bir güzel aklanıyor paklanıyor cillop gibi yeniden doğmuş oluyor. Doğu spiritüel açıdan Nirvana'ya (Kurt Cobain olan değil) ulaşmayı kendine amaç edinmişken Batı ise havariler, papazlar, keşişler, onların heykelleri, eski papazların tasvirleri, gravürler, freskler, Dor, İyon ve Korint nizamında sütunlar, planlamaları ve yönelimleri ile mana değil de tam bir madde felsefesi ile arayışlarını ve amaçlarını ortaya koymuş kiliselerden, bazilikalardan ve katedrallerden oluşuyor. İşte tam olarak da Şamdan'ın yolculuğuna sebep olan bu tinsel arayış çağlar boyunca gerek bu şamdana, gerek Ahit Sandığı'na gerekse eski basım Kur'an-ı Kerim'lerin günümüze kadar bir şekilde ulaşmasını sağlıyor. Belki bizden 1400 yıl önce yaşamış olan insanlar da bizim şu anki hayat tarzımızı çeşitli kutsal kitaplara göre belirlememizi sağlarken kitapta yaşanan tinsel ve kalıcı arayışın azmi gibi olaylar geçti başlarından, kendileri için değil de sanki kendilerinden sonra gelecek bir dahaki nesiller için bir zaman kapsülü niteliğinde tapınaklar, kitaplar ve madde-mana arasında gidip gelen çeşitli dinler ve tanrılar bıraktılar 21.yy insanlarına.

Gömülü Şamdan bugüne kadar Zweig'a dair okuduğum 11.kitaptı. Tinselliğin bu kadar baskın olduğu başka bir kitabını okumamıştım. Kendisi sayesinde çeşitli dinlerin maddelere ve cansız nesnelere yüklediği tinsel ve canlı anlamlara şahitlik etme fırsatı buldum. En önemlisi de Süleyman'ın Tapınağı olarak adı geçen Kudüs'teki ilk Yahudi tapınağı hakkında çeşitli bilgiler öğrenmeme fırsat sağlamış bir kitap oldu. Aynı Mısır'daki piramitler gibi bu tapınak da sadece firavunlara mezar, ya da hahamlara salt bir ziyaret merkezi olmak için tasarlanmamıştı.

--- Ömer Çelakıl mode on ----
Süleyman'ın Tapınağı hakkında küçük bir araştırmadan sonra dinler ve mimarlık tarihi açısından önem teşkil edecek şu siteyi buldum, ilgilenenler için çok keyifli bir okuma olabilir : https://saklitarih.wordpress.com/...naginin-buyuk-sirri/
---- Ömer Çelakıl mode off ----

Zweig'ın bugüne kadar okuduğum kitapları bir yana, bu kitabı bir yana. Huzuru toprağın üstünde değil de toprağın altında arayanlara selam olsun.

Hilal 
 05 Ara 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yine geldik bir Zweig eserinin sonuna daha. Beklentiler her zamanki gibi karşılandı. Yazar yine konuyu işleyiş ustalığını kullanmış, sıkmadan, yormadan okuttu kendini. Genel tarzından farklı olarak bu kitabında dini ögeler üzerinden ilerlemiş. Geçmişten gelen gerçek bir konuyu ele alıp bunun üzerinden kendince bir son yaratması bana Livaneli'yi anımsattı. Bir çok bilgi de edinmiş oldum.
---- Kitabın baş unsuru olan Yedi Kollu Şamdan hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. "Menora" ya da "Menorah" olarak adlandırılan, Yahudilerin en eski dini sembollerinden olan, Kudüs Tapınağı'nda ve Çadır Tapınak(Mişkan) 'ta zeytinyağı ile yakılan bir şamdan. Musa'nın Sina Dağı'nda gördüğü Yanan Çalı'yı simgeliyormuş. Tapınağın var olduğu zamanlarda Kohen tarafından günde iki kere Tanrı'nın dünyaya ışık saçmasını dilemek için yakılırmış. Ortadaki kol sağındaki ve solundaki üçer kolu yakmak için kullanılırmış. Yedi kolun anlamı konusunda da çeşitli iddialer ileri sürülmüş. Bunlardan birisi; yedi sayısının Tanrı'nın dünyayı yedi günde yaratmasından, diğeri de Mısır'dan çıkışla Sina Dağı'nda On Emir 'in alınışı arasında geçen 7 haftayı simgelemesinden öne gelmesi.
---- Kitap içeriğine gelecek olarsak; çok eski zamanlarda Süleyman'ın yaptığı kutsal tapınağın yıkılması ve yağmalanması neticesinde Yahudiler için önemli bir dini sembol olan Menora'nın çalınması, Kudüs'ten Babil'e oradan Roma'ya götürülüşü, inançları dolayısıyla bu insanların da sürekli onunla birlikte göç hayatı yaşaması anlatılıyor. Bir gün bu kötü talihin tekrar onları bulmasıyla şamdanın Roma'dan Vandallar tarafından yine çalınması ve Kartaca'ya götürülmesiyle birlikte bir kaç yaşlının yanlarına 7 yaşındaki Benjamin'i şamdanı son gören ve olayın tanığı olarak yanlarında götürmesiyle asıl hikaye başlar. Benjamin şamdanı almaya çalşırken kolunu kaybeder ve bir şey yapamazlar, şamdan götürülür. Yıllar sonra tek tanık olarak kaIıp iyice yaşlanmıştır. Yahudiler gözünde de kutsal bir kişi olarak görülüyordur. Bir gün Bizans imparatorunun Vandalları yendiği ve onları yağmaladığını duyduklarında tekrar harekete geçerler ve Benjamin'in Menora'yı tekrar alabilme çabası içinde geçen hikaye anlatılır. Eserin en sürükleyici olduğu kısımalr burasıdır. Gerçek hayatta akıbeti bilinmeyen durum Zweig tarafından çok başka bir şekilde sonuca bağlanmıştır.
---- Yazar konu üzerinden sık sık Yahudilerin toplum tarafından hor görülüşünü, göçebe hayatını, kaçak göçek, korkak bir şekilde yaşayışlarını işlemiş. Çektikleri zorluklara rağmen inanışlarına olan kuvveti ve tanrısal sembellorinin peşinden gidişlerini sıkmadan anlatmış. Tabii ki bu işleyiş biçimine kendisinin de Nazi döneminde çektiği sıkıntılar büyük etki etmiştir.
---- İnsanların inandıkları şeyler uğruna neler yapabileceğini, umutlarının diri kalışını, yaşama tutunuşlarını görüyoruz. Bu bazen dini bir inanç biçimiyle bazen de hayata bakış açımız ve ideallerimizle kendini göstermez mi? Kimisi spesifik bir inanç üzerinden hayatını sürdürür, kimisi de bu tarz şeylere inanmaz ama idealleri, bir yaşama amacı vardır. Bu şekilde mutlu olup ayakta kalır. Belki de insanın tüm hayatını yönlendiren en büyük temel etmen bir şeylere olan inancıdır diye düşünmeden edemiyorum. İnsan dediğin ayakta kalmak için hep bir şeylere tutunmak zorunda hissetmez mi?

Gömülü Şamdan benzeri kitaplar

mehmet temiz 
24 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı açıp okumaya başladığımda, Zweig okumayı ne kadar özlemiş olduğumu fark ettim. Öyle ya Nisan ayında okuduğum, ''Yakıcı Sır'' isimli eserini okuyalı aylar geçmişti. Bu sürenin, benim gibi Stefan Zweig hayranı bir kişi için çok uzun bir zaman dilimi olduğunu bu vesileyle anlamış oldum.

Kitaba gelince Yazar, bu defa kutsal ve mistik bir konuyu bizim için kurgulamış ve o, kendine özgü, sakin ve derinlikli anlatım şekliyle bize aktarmış. Kitapta Yahudi toplumu için kutsal önem taşıyan yedi kollu şamdan' ın, Kudüs'ten ayrıldıktan sonra Roma'ya getirilip burada muhafaza edilirken, Vandal'ların Roma'ya saldırısı sırasında onlar tarafından ele geçirilmesi ve daha sonraki yolculuğu anlatılmaktadır.

Bütün Zweig kitaplarını okurken aldığım okuma zevkini, aynen bu kitapta da yaşadım. Kitap sona ermesin diye çok istiyorsunuz ama maalesef her şeyin bir sonu oluyor. Kısaca söylemek gerekirse, Zweig severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap diyorum.

Elif Ünal 
04 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yine bir Stefan Zweig eseri.. Diğer eserlerinde olduğu gibi bu da çok akıcı ve sade bir dille yazılmış. Kitapta Yahudilerin en eski sembollerinden biri olan Menora isimli 7 kollu şamdanın yolculuklarını anlatıyor. Menora, Musa'nın Sina Dağı'nda gördüğü Yanan Çalı'yı simgeliyormuş bu da internetten edindiğim bir bilgi.
Menora'yı kutsal topraklarına döndürmek için verilen çabaları çok akıcı bir dille anlatmış. Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)

Üç Renk 
 03 Ara 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Zweig, bu eserinde okuyucuyu diğer öykülerinden daha farklı ve kutsal bir yolculuğa çıkartıyor. Zweig'in eserlerini ilk kitabını okuduktan sonra beğendim ve diğer kitaplarını da okumaya başladım. Ancak ilk okuduğum 4 kitabı neredeyse beni bunalıma sokuyordu. Son hepsinde neredeyse aynıydı ve kitabın kahramanı hep intihar ediyordu.  Gömülü Şamdan okuduğum 6. kitabı ama bu kitap diğerlerinden daha çok etkiledi beni. Betimlemeler, anlatımlar yine Zweig tarzıydı ama hikayesi diğer okuduklarımdan çok daha farklı ve daha etkileyiciydi. 

Mustafa K. 
09 Oca 20:58 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yahudilerin en değerli varlıklarından biri olan Menora(şamdan)'yı nasıl ellerinden kaybettiler, geri almak için neler yaptılar, bir çocuk bu kadar önemli bir yadigarı elde geri almak isterken nasıl bir kurtarıcı rolüne yükseldi? Zweig'in yetenekli kalemiyle dil bulmuş. Durağan bir hikaye, pek fazla heyecan yok ama sıkılmadan okunuyor. İçinde güzel düşünce ve sözler de olan bir kitap ayrıca. Okumanızı tavsiye ederim.

Zweig, Yahudi kökenli bir yazar olarak, mensup olduğu dinin insanlarının sorunlarına ve özlemlerine değinmiş "Gömülü Şamdan" eserinde.

Zweig, okuru, Yahudiler için önem taşıyan kutsal şamdanın ışığı altında Ortaçağ gezisine çıkarıyor.
Bu gezinin durakları arasında, Ortaçağ'da da önemli bir yere sahip olan "İstanbul" yer alıyor. Eseri okurken tarihe yön veren ve zengin bir kültürel mirasa sahip olan bu topraklarda olmaktan bir kez daha mutluluk duydum.

Zweig, Avrupa hukukunu şekillendiren Roma'da, kadının söz sahibi olmadığını da eserinde hatırlatmış.

Benim için okumaktan keyif aldığım, farklı tarzıyla ilgi çekici bir eser oldu "Gömülü Şamdan".


Herkese keyifli okumalar dilerim.
Kadim dostlar olan kitaplarla kalın... :)

ayhan özköroğlu 
23 Kas 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Setefan Zweigden alışkın olmadığımız bir hikaye bir mit bu defa karşımızda.
Gömülü şamdanda alışıla gelmiş tek şey Zweig'in açık, anlaşılır, akıcı üslubu ile insanın hayal dünyasını tetikleyen betimleme ve benzetmeleri ve eşsiz mübalağaları.Yine her harf bir kelimede, her kelime bir cümlede olabileceğinin en güzeli suretinde hayat buluyor.
Kitaba dönelim yine..
Bir defa bu kitapta Yahudi inancında yedi kolunda yedi anlam yüklü binlerce yıllık bir şamdan üzerinden çile, sürgün, itilmişlik, yalnızlık, yurtsuzluk gibi Yahudilere tarih boyunca yol arkadaşı olmuş hususlara vurgu yapılmış.
Bir mit üzerinden neredeyse Yahudiye ait ne kadar rutüel varsa hepsini öğretmesi ve aktarması yönüyle ciddi bir propaganda.
Ama en önemlisi aslında bu eser tipik destan tanımı ışığı altında ( yiğitlik, aşk, dostluk, ölüm ve yurt sevgisi gibi temalar göz önünde bulundurulduğunda) ciddi bir destan özelliği taşımakta.
Zweig'in anlatımda ki başarısı ise şüphesiz sadece kendi Allah vergisi yetenekleri ile sınırlı değil.Nazi zulmü,sürgün ve kaçışı ile birlikte barışçıl tüm hayallerini yitirmenin yarattığı acıyı bütün hücrelerinde hissetmiş, en nihai tahlilde bu durum onu intihara götürmüştü. Duyguyu geçirmede sıkıntı çekmeyişi bundan.

Ebru 
02 Oca 00:09 · Kitabı okudu · 13 günde · 7/10 puan

Yahudiler için kutsal sayılan 'Menora' adlı şamdanın zaman içerisinde aldığı yol baz alınarak aslında insanların inançlarına ait olan nesnelere karşı ne kadar tutkulu olduğu anlatılıyor kitapta. Esas olarak verilmek istenen mesaj bu olmasa da benim dikkatimi en çok çeken bu kısım oldu. Kitabi okurken 'kutsal olan'ın anlamını kendimce de sorgulama fırsatı buldum. Korumaya çalışılan şey bir çocuğun sağlığı ya da hayatı olsa sanırım daha anlamlı olurdu diye düşünüyorum. Evet dünya düzeni bir takım inançlar peşinde kitleleri etkileyerek gerçekleşiyor. Yine de önemli olanın bu inançların insanı mutlu etmesi ve içinde olduğu durumdan daha iyiye çıkarması gerekir. Hayat görüşüme ters bir kitaptı vesselam fakat inancı uğruna insanların yapabileceklerinin sınırının olmadığını güzel bir olay örgüsü ile anlatan hoş bir Zweig eseriydi.

HaKaN 
15 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Stefan Zweig genelde psikolojik roman, hikaye ve biyografilerin yanı sıra tarihsel olaylara da değinen bir yazar.Yazdığı zaman gerçekten kısa öz ve akıldan çıkmayacak şekilde yazıyor.Buda yazdığı konuları ne kadar iyi irdelediğinin ispatı bence.Örneğin ben Zweig’ın Satranç,Korku,Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu,Rotterdamlı Erasmus ve en sonda Gömülü Şamdan’ı okudum.Her biri bende bazı izler bıraktı..Okumanın amacıda bu değil mi zaten ?.
Bu kitabında da Musevi inancının kutsal emanetlerinden biri olan Süleyman Tapınağında Ahit Sandığı içinde bulunan Yedi Kollu Şamdan (Menora Şamdanı) ‘ın tarih boyunca başından geçenlerin anlatıldığı bir söylenceden esinlenerek yazmıştır.Yazarın kendisi de Yahudi asıllıdır.Süleyman Tapınağı Babil kıralı tarafından yıkıldıktan sonra Menora Kudüs’ten Babil’e gitmiş,oradan Roma imparatoru Titus Flavius Vespasianus tarafından Roma’ya getirilmiş,sonra Vandallar’ca çalınıp Kartaca’ya götürülmüş sonra Flavius Belisarius (Dönemin büyük Bizans Komutanlarından Mö:500-Ms:565) Kartacı’yı fethedince şamdanı Bizans’a Konstantinopolis (İstanbul)’a nakletmiş İustinianos (Jüstinyen) sonra bu şamdanı Kudüs’e fakat Hristiyan kilisesine göndermiştir.Bu ilginç yolculukların Yahudilerin yüzyıllardır süregelen göçebeliklerine benzetilmekte ve onla ilişkilendirilmekte.
Çok ilginç ve tarihi kısa ve öz roman.Okumanızı tavsiye ederim.

4 /

Kitaptan 105 Alıntı

Ahmet 
25 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" Bizim aklımız sınırlıdır ve sonsuz olanı kavrayamaz. "

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 24)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 24)
Ahmet 
26 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" İnsan yüreği her zaman önce yüceltip, sonra düş kırıklığıyla kendi sıkıntısının içine fırlattığı insanlara cephe alır. "

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 80)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 80)
Ahmet 
26 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" İnsan yapımı şeyler zamana ve insanoğlunun yıkıcı zihniyetine yenik düşer. "

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 109)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 109)
Emine Çoban 
09 May 2017 · Kitabı okudu · 8/10 puan

...sessizliğin karanlığında bile kalbin harflerini okumayı bilirdi.

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 23)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 23)
Salih Çermik 
24 Oca 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Huzur yalnızca toprağın altındadır.

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 99 - İş Bankası Yayınları - 4. Baskı)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 99 - İş Bankası Yayınları - 4. Baskı)
Elif Ünal 
30 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Ancak yüreği, ayakkabılarındaki demir çubuklardan daha sertti."

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 14)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 14)

... Çocuk okuma yazma bilmiyordu henüz, ama şunu öğrenmişti: Yeryüzündeki her şeyden ve herkesten korkmak gerekirdi!

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Elif Ünal 
30 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Ve uzun vadede tin, şiddetten daha güçlüdür."

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 24)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 24)
Salih Çermik 
24 Oca 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

İnsanların ihtiraslarından bu dünyada yalnızca ölüler kurtulurdu.

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 101 - İş Bankası Yayınları - 4. Baskı)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 101 - İş Bankası Yayınları - 4. Baskı)
Elif Ünal 
30 Tem 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Katı insan yüreği mantık önünde ne zaman itaatle eğilmiştir ki?"

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 32)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 32)