Gömülü Şamdan

7,9/10  (103 Oy) · 
211 okunma  · 
86 beğeni  · 
1.838 gösterim
Süleyman'ın tapınağından çıkan, Yahudilerin kutsal emaneti yedi kollu şamdanın 455 yılında Roma'yı yağmalayan Vandalların eline geçmesi, kentin Yahudi cemaatinde şok etkisi yaratır. Cemaatin yaşlıları, olan biteni gelecek kuşaklara aktarması için o sırada yedi yaşında olan Benjamin'i de yanlarına alarak kutsal Menora'yı denizaşırı yolculuğuna uğurlarlar. Seksen yıl sonra aynı Benjamin, şamdanı Yahudilere geri vermesi için İmparator İustinianos'a yalvarmak üzere Bizans'a gider. İustinianos'un Kudüs'teki bir Hıristiyan kilisesine gönderdiği şamdan, orada kaybolmuştur. Ancak Zweig Gömülü Şamdan'da söylenceye bir gün yeniden kavuşma umudu barındıran bir final atfeder. 
(Tanıtım Bülteninde)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2015
  • Sayfa Sayısı:
    120
  • ISBN:
    9786053326168
  • Orijinal Adı:
    Der Begrabene Leuchter
  • Çeviri:
    Regaip Minareci
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
mehmet pak 
 13 Eki 22:16 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · Puan vermedi

Hayat şartları, iş stresi, ailevi ve toplumsal sorunlar vs. insanın içinde bitmek tükenmek bilmeyen bir negatif enerji depolar. Stresi iliklerimize kadar alıp dışarı atamayız. Doktorlar bu konuda çeşitli önerilerde bulunur. En önemlisi ortam değişikliği derler. Her gün işe giderken gittiğiniz yolu değiştirmenin bile faydası vardır derler. Bu kadar basit bir şeyin bile öneminden bahsederler. Gerçekten de öyle negatif enerjiyi alıyoruz ama dışarı atamıyoruz. Öyle ya da böyle bir çözüm üretiliyor. Benim sorunum ise başka. Stefan Zweig'in Amok koşucusu kitabını okuyup bitirdiğimde son sayfayı kapatamadan öyle kalmıştım, bom boş gözlerle hiç kıpırdamadan direk karşıya bakıyordum, nefesim kesilmiş, içimde kocaman bir sancı, yüreğimde bir yorgunluk. İnanın bir kaç dakika öyle kalmıştım, anlamlı anlamsız tarif edemediğim bir duygu. Sonrasın da kendime gelince ağzımdan direk şu cümle çıkmıştı; Allah belanı vermesin Zweig... Dünyayı sarıp sarmalamış savaşların tesirinden kurtulamayan, kendini yalnızlığa mahküm edip yazmaya adayan bu üstat bu dünyanın yaşanılacak bir yer olmadığı kanaatine varmış olmalı ki eşiyle birlikte intihar ederek hayatına son vermiştir. Savaş karşıtı olan hiç bir insana hayat, yaşama şansı tanımıyordu. Bir kez daha diyorum Allah belanı vermesin Zweig. Sen çektin gittin, bizi de mi arkandan çağırıyorsun. Bir yazar düşünün kalemi öylesine güçlü ki hangi konuyu işlerse işlesin, işlediği konuyu bütün uzuvlarınıza, yüreğinizin en derinine kadar ince ince, canınızı acıta acıta, işliyor. Bir kitabı okuyup bitirdikten sonra kitaplığımın tozlu rafları arasına atsam da, işlenen olay, kitapta ki karakterler içimde derin bir yara açıyor. Günlerce etkisi altına alıyor. O karakterler için gözümden yaş akıtıp,o karakterle birlikte olayları en dibine kadar yaşıyorum. Tozak Köyünde kır Abbas oluyorum, başka bir diyarda Dengebej, Roboski de kaçakçı, Sivas ta yanan bir alevi, Filistin de özgürlük diye haykıran bir nefer, Almanya'da Yahudi, Türkiye'de Ermeni,, Bosna'da Müslüman, Irakta elma kokusuna giden küçük Baran.Yok abi edebiyat gerçekten bana iyi gelmiyor. Ben okudukça kendime zarar veriyorum. Bu kadar sancıyı küçük yüreğim kaldıramıyor artık. Ulan sana ne bilmem kaç yıl önce Tozak köyünde yaşayan köylünün derdinden. Sana ne be Nazinin katlettiği milyonlarca Yahudi'den,sana ne be Filistinli çocuktan. Sana ne be tecavüze uğramamak için kendini Munzur suyuna bırakan genç kızlardan. Sana ne be Bosna'da katledilmişlerden. Sana ne be küçükken el salladıkları uçakların bombaladığı Roboskili çocuktan. Sana ne be bütün dünyanın gözlerini kör ettiği, Aylan bebekten. Sana ne be, sana ne! Ulan bu hayatta bir kez de kendin için bir şey iste be. Hep başkaları için yaşamak... Öyle görünüyor ki okumayı bırakacağım. Hayatın içimize bıraktığı negatif enerjiyi atmanın yollarını doktorlar gösteriyor. Edebiyatın yüreğimiz de açtığı sancıları nasıl atacağız? Bunu da yazamaya başlayarak mı? Edebiyat bana artık iyi gelmiyor,hemde hiç...

İlk defa bir kitaba yorum yapmadan incelemelere bir bakınayım dedim. Yahudiler için kutsal bir şamdanmış arkadaşlar öyle diyor, bu uğurda çekilen acılar, yitirilen canlar falan. Yok kardeşim Zweig diyor ki; insan eliyle var edilen kutsal sembollerin, simgelerin, nesiller boyunca nasıl bu günlere kadar varlığını koruduğunu, insanların bu semboller ve simgeler uğruna ne kanlar akıttıklarını, insan eliyle var edilen bütün kutsalları toprağın dibine gömün de şu insanlık artık bir nefes alsın. Yeter artık çocukların geceleri uykularından fırlayıp ta annelerinin boynuna sarıldığı, en küçük tıkırtı da acaba müslümanlar mı geldi ? Acaba Vandallar mı geldi ? Acaba Ermeniler mi geldi? Acaba Yahudiler mi geldi ? diye korktukları...

'' Çocuk derhal yerinden sıçrayıp, çevresine bakındı; çocuktu o, henüz yedisindeydi, ancak yaban ellerde yaşayan bir Yahudi çocuğuydu, bu yüzden bu yüzden beklenmedik bir olayla karşılaşıldığında korkuyla irkilmeye alışkındı. Biri gelip kapıya vurduğunda babası da böyle korkardı, sokakta yeni bir ferman okunduğunda da yaşlılar ve bilgeler, hepsi böyle korkarlardı, bir hükümdar ölüp yerine yenisi geldiğinde de böyle ürperirlerdi, çünkü onun küçük yaşamının sürdüğü Trastevere semtindeki Yahudi mahallesi için yeni olan her şey kötü ve tehlikeliydi. Çocuk okuma yazma bilmiyordu ama şunu öğrenmişti; Yeryüzündeki her şeyden ve herkesten korkmak gerekirdi ! '' ( s 18 )

Elif Ünal 
04 Ağu 16:59 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 9/10 puan

Yine bir Stefan Zweig eseri.. Diğer eserlerinde olduğu gibi bu da çok akıcı ve sade bir dille yazılmış. Kitapta Yahudilerin en eski sembollerinden biri olan Menora isimli 7 kollu şamdanın yolculuklarını anlatıyor. Menora, Musa'nın Sina Dağı'nda gördüğü Yanan Çalı'yı simgeliyormuş bu da internetten edindiğim bir bilgi.
Menora'yı kutsal topraklarına döndürmek için verilen çabaları çok akıcı bir dille anlatmış. Herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)

Gulan 
04 May 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Stefan Zweig benim içinİ duygulara can veren, ete kemiğe bürüyen, yaşayan ve yaşatani en soyut duyguyu bile inanılmaz derecede somut kılan bir yazar. Gömülü şamdan kitabı şimdiye kadar okuduğum kitaplarından çok daha faklı ama o muhteşem anlatımıyla tam da kendisi gibi. Yahudilerin kutsal şamdanları için verdikleri emek ve acıyı ve azınlık olmanın ve dışlanmış olmanın ve yersiz-yurtsuz olmanın ve bunların onlara yaşattığı ızdırabın büyüklüğünü ilmek ilmek içinize dokuyarak, anlamaya ve paylaşmaya bir adım daha yaklaştırıyor.

Madam Tutli Putli 
 21 Eki 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 7/10 puan

4 saatlik bir yolculuğun en güzel yanıydı. Kutsal sayılan bir şamdan ve Yahudiler tarafından ona yüklenmiş anlamlar. Bir yandan otobüs yolculuğu yaptim bir yandan da tarihte bir yolculuğa çıktım. Anlatımı ve betimlemeleriyle güzel, okunmaya değer bir eser.

Ne Kitapsız Ne Kedisiz / Kübra E. 
19 May 11:06 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

Zweig, Yahudi kökenli bir yazar olarak, mensup olduğu dinin insanlarının sorunlarına ve özlemlerine değinmiş "Gömülü Şamdan" eserinde.

Zweig, okuru, Yahudiler için önem taşıyan kutsal şamdanın ışığı altında Ortaçağ gezisine çıkarıyor.
Bu gezinin durakları arasında, Ortaçağ'da da önemli bir yere sahip olan "İstanbul" yer alıyor. Eseri okurken tarihe yön veren ve zengin bir kültürel mirasa sahip olan bu topraklarda olmaktan bir kez daha mutluluk duydum.

Zweig, Avrupa hukukunu şekillendiren Roma'da, kadının söz sahibi olmadığını da eserinde hatırlatmış.

Benim için okumaktan keyif aldığım, farklı tarzıyla ilgi çekici bir eser oldu "Gömülü Şamdan".


Herkese keyifli okumalar dilerim.
Kadim dostlar olan kitaplarla kalın... :)

HaKaN 
15 Eki 18:44 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Stefan Zweig genelde psikolojik roman, hikaye ve biyografilerin yanı sıra tarihsel olaylara da değinen bir yazar.Yazdığı zaman gerçekten kısa öz ve akıldan çıkmayacak şekilde yazıyor.Buda yazdığı konuları ne kadar iyi irdelediğinin ispatı bence.Örneğin ben Zweig’ın Satranç,Korku,Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu,Rotterdamlı Erasmus ve en sonda Gömülü Şamdan’ı okudum.Her biri bende bazı izler bıraktı..Okumanın amacıda bu değil mi zaten ?.
Bu kitabında da Musevi inancının kutsal emanetlerinden biri olan Süleyman Tapınağında Ahit Sandığı içinde bulunan Yedi Kollu Şamdan (Menora Şamdanı) ‘ın tarih boyunca başından geçenlerin anlatıldığı bir söylenceden esinlenerek yazmıştır.Yazarın kendisi de Yahudi asıllıdır.Süleyman Tapınağı Babil kıralı tarafından yıkıldıktan sonra Menora Kudüs’ten Babil’e gitmiş,oradan Roma imparatoru Titus Flavius Vespasianus tarafından Roma’ya getirilmiş,sonra Vandallar’ca çalınıp Kartaca’ya götürülmüş sonra Flavius Belisarius (Dönemin büyük Bizans Komutanlarından Mö:500-Ms:565) Kartacı’yı fethedince şamdanı Bizans’a Konstantinopolis (İstanbul)’a nakletmiş İustinianos (Jüstinyen) sonra bu şamdanı Kudüs’e fakat Hristiyan kilisesine göndermiştir.Bu ilginç yolculukların Yahudilerin yüzyıllardır süregelen göçebeliklerine benzetilmekte ve onla ilişkilendirilmekte.
Çok ilginç ve tarihi kısa ve öz roman.Okumanızı tavsiye ederim.

Y. 
10 May 16:31 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Gömülü Şamdan, konu itibariyle Stefan Zweig öykülerinden farklı gibi dursa da yine onun akıcı betimlemeleriyle okuyucu tarihte sanki gerçek üstü, tatlı bir yolculuğa çıkarıyor. Yazarın kendisi de bir Yahudi olduğu için kendi tarihi için önemli olan bu durumu, Yahudilerin tarih boyunca bir yere tutunamalarını, dışlanmalarını yer yer Roma'ya, Bizans'a bir nevi tarih öncesindeki İstanbul'a bağlayarak farklı bir olay örgüsü sunmuş bizlere. Hatta okurken Ayasofya'dan Haliç'ten söz edilmesi bile bizi kitaba bir tık daha yaklaştırır ve samimi gelir. Yahudi tarihini bilerek okuduğumuzda eleştirdiğimiz noktalar elbet olabilir. Ancak öykü kutsal Şamdan arayışından ziyade aslında herhangi bir nesneyi insanların yücelterek değerli kıldığını ve bu insanlar tarafından bilindikçe ulaşılamamanın verdiği coşkuyla daha değerli göründüğünü ama ne kadar az kişi bilirse değerli olan bir şey işte o zaman daha güvende ve daha insan zararından korunabileceğinin mesajını verir. Tıpkı hayatımızdaki bir çok detay gibi.

Seval 
 30 Ağu 14:05 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Gömülü Şamdan, okuduğum ikinci Stefan Zweig eseri. Daha önce Satranç'ı okumuştum ve çok etkilenmiştim. Bu yüzden uzun zamandır yazarın bir kitabını daha okumak istiyordum. Ve nihayet okudum.

Kitap, Yahudiler için kutsal sayılan yedi kollu şamdan Menora'nın, yüzyıllardır işgalciler tarafından ele geçirilip göç edilişini ve Yahudilerin şamdanın peşindeki acı ve ızdırap dolu hikayelerini anlatıyor.

Kitapta bu zamana kadar duyduklarımdan çok daha farklı bir Yahudi halkı gördüm. Yaşadıkları acı olayları anlatan Gömülü Şamdan'ı okurken tarihi belgesel izliyormuşum gibi hissettim.

M 
03 Haz 14:39 · Kitabı okudu · 25 günde · Beğendi · 10/10 puan

işte bir zweig klasiği daha bu adamın kitapları inanılmazdır sizi kendisinden bir an bile bırakmayan yorumuna bunu da ekledi kitap için şöyle yorum yapabiliriz yahudi topluluğu için son derece kutsal olan bir şamdanın yıllarca krallıklar imparatorluklar tarafından ele geçirilmesi şamdanın kutsal olması sebebiyle seçilmiş bir insanın şamdanın peşinden gidip tanrının yardımıyla onu bir daha hiç bir krallığın imparatorluğun göremeyeceği bir yere saklamasını konu alıyor

Sercan Bacak 
25 Tem 20:45 · Kitabı okudu · 17 günde · 8/10 puan

Zweig bu kitapta tarihi bir hikaye ile karşımıza çıkmakta. Yazarın betimlemeleriyle ve benzetmeleriyle harika bir iş çıkardığı eserlerinden biri daha. Tek farkı Psikolojik tahlilllere rastlanmıyor. Bildiğimiz Zweig üslubunun dışında buldum Tarihi bir hikâye olduğu için aşırı bilgilendirici özellikle Yahudileri ne kadar eleştirsek de aslında onlardan öğrenecek çok şeyin var olduğunu kanıtlar gibi

3 /

Kitaptan 101 Alıntı

Ahmet 
25 Eyl 22:56 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" Bizim aklımız sınırlıdır ve sonsuz olanı kavrayamaz. "

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 24)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 24)
Ahmet 
26 Eyl 19:36 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" İnsan yapımı şeyler zamana ve insanoğlunun yıkıcı zihniyetine yenik düşer. "

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 109)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 109)
Ahmet 
26 Eyl 13:02 · Kitabı okudu · 8/10 puan

" İnsan yüreği her zaman önce yüceltip, sonra düş kırıklığıyla kendi sıkıntısının içine fırlattığı insanlara cephe alır. "

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 80)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 80)
Emine Çoban 
09 May 21:59 · Kitabı okudu · 8/10 puan

...sessizliğin karanlığında bile kalbin harflerini okumayı bilirdi.

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 23)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 23)
Salih Çermik 
24 Oca 20:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Huzur yalnızca toprağın altındadır.

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 99 - İş Bankası Yayınları - 4. Baskı)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 99 - İş Bankası Yayınları - 4. Baskı)
Elif Ünal 
30 Tem 18:45 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Ancak yüreği, ayakkabılarındaki demir çubuklardan daha sertti."

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 14)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 14)
Aslı T. 
 31 Tem 00:41 · Kitabı okudu

... Çocuk okuma yazma bilmiyordu henüz, ama şunu öğrenmişti: Yeryüzündeki her şeyden ve herkesten korkmak gerekirdi!

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 18 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Elif Ünal 
30 Tem 19:02 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Ve uzun vadede tin, şiddetten daha güçlüdür."

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 24)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 24)
Salih Çermik 
24 Oca 20:59 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

İnsanların ihtiraslarından bu dünyada yalnızca ölüler kurtulurdu.

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 101 - İş Bankası Yayınları - 4. Baskı)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 101 - İş Bankası Yayınları - 4. Baskı)
Elif Ünal 
30 Tem 19:24 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Katı insan yüreği mantık önünde ne zaman itaatle eğilmiştir ki?"

Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 32)Gömülü Şamdan, Stefan Zweig (Sayfa 32)