·
Okunma
·
Beğeni
·
16,7bin
Gösterim
Adı:
Gömülü Şamdan
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053326168
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Begrabene Leuchter
Çeviri:
Regaip Minareci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Süleyman'ın tapınağından çıkan, Yahudilerin kutsal emaneti yedi kollu şamdanın 455 yılında Roma'yı yağmalayan Vandalların eline geçmesi, kentin Yahudi cemaatinde şok etkisi yaratır. Cemaatin yaşlıları, olan biteni gelecek kuşaklara aktarması için o sırada yedi yaşında olan Benjamin'i de yanlarına alarak kutsal Menora'yı denizaşırı yolculuğuna uğurlarlar. Seksen yıl sonra aynı Benjamin, şamdanı Yahudilere geri vermesi için İmparator İustinianos'a yalvarmak üzere Bizans'a gider. İustinianos'un Kudüs'teki bir Hıristiyan kilisesine gönderdiği şamdan, orada kaybolmuştur. Ancak Zweig Gömülü Şamdan'da söylenceye bir gün yeniden kavuşma umudu barındıran bir final atfeder. 
(Tanıtım Bülteninde)
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Gömülü Şamdan kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz:
https://youtu.be/a3ctaLux8B4

Pandora'nın Kutusu, Ahit Sandığı, eski basım Kur'an-ı Kerim'ler, gömülü şamdan...
Kimine göre iddiadan ve rivayetten ibaret, kimine göre ise hayatın ta kendisi kelimeler bunlar.

Kitabın başrol kahramanı Yahudilik inançlarının devamı için kendilerini ve dolayısıyla da kutsal nesneleri olan şamdanlarını korumaya çalışan Yahudiler değil aslında.
I. Justinianus yani namıdiğer 527-565 döneminde Doğu Roma İmparatorluğu'nun başında olan adam. Bu adamı kısaca tanımak istersek bir rivayete göre şöyle denilir; I. Justinianus 537'de İstanbul’da Aya Sofya kilisesini ibadete açarken; "Ey Süleyman senin mabedini de geçtim." diye haykırmıştır. Bu söylem ise bana Atreyu grubunun Can't Happen Here şarkısının nakaratında :
"Senin tanrın benim tanrımı biliyor mu? / İşte bu, dünyanın nasıl son bulacağıdır." sözlerini hatırlattı.

Bir gün Ankara'da Hacı Bayram Veli Camii'ni gezerken rehber bize bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Camiinin yanında bulunan Ogüst Mabedi kalıntılarından kalan harabe duvarlarla caminin ana aksını oluşturan duvar arasında bir açı vardı. Ve bu açı Hristiyanlara karşı şöyle bir mesaj iletmekteydi : "Sizin inanışınız ve yönelişiniz yanlış, bizim inanışımızın doğruluğunu da işte bu aramızdaki açının miktarı belirtmektedir."

Peki, neden bunları anlatıyorum? Yahudiler Gömülü Şamdan kitabında Hristiyanlarla, Haçlılar günümüze yakın bir tarihteki savaşlarda Müslümanlarla ve günümüz Müslümanları da yine birtakım Müslümanlarla dinlerini ve takvalarını kapıştırıyor iken neler bizi farklı kılıyordu bu kitaptaki şamdanın ilginç ve mistik yolculuğu kadar?

Şu anda dünyanın Doğu ülkelerinde birileri sabah kalkmış, Hint çayını içmiş, meditasyonunu yapıyor. Batı ülkelerinden birinde ise birileri sabah kalkmış, evine en yakın kilisesine gidip vaftizini yaptırıp bir güzel aklanıyor paklanıyor cillop gibi yeniden doğmuş oluyor. Doğu spiritüel açıdan Nirvana'ya (Kurt Cobain olan değil) ulaşmayı kendine amaç edinmişken Batı ise havariler, papazlar, keşişler, onların heykelleri, eski papazların tasvirleri, gravürler, freskler, Dor, İyon ve Korint nizamında sütunlar, planlamaları ve yönelimleri ile mana değil de tam bir madde felsefesi ile arayışlarını ve amaçlarını ortaya koymuş kiliselerden, bazilikalardan ve katedrallerden oluşuyor. İşte tam olarak da Şamdan'ın yolculuğuna sebep olan bu tinsel arayış çağlar boyunca gerek bu şamdana, gerek Ahit Sandığı'na gerekse eski basım Kur'an-ı Kerim'lerin günümüze kadar bir şekilde ulaşmasını sağlıyor. Belki bizden 1400 yıl önce yaşamış olan insanlar da bizim şu anki hayat tarzımızı çeşitli kutsal kitaplara göre belirlememizi sağlarken kitapta yaşanan tinsel ve kalıcı arayışın azmi gibi olaylar geçti başlarından, kendileri için değil de sanki kendilerinden sonra gelecek bir dahaki nesiller için bir zaman kapsülü niteliğinde tapınaklar, kitaplar ve madde-mana arasında gidip gelen çeşitli dinler ve tanrılar bıraktılar 21.yy insanlarına.

Gömülü Şamdan bugüne kadar Zweig'a dair okuduğum 11.kitaptı. Tinselliğin bu kadar baskın olduğu başka bir kitabını okumamıştım. Kendisi sayesinde çeşitli dinlerin maddelere ve cansız nesnelere yüklediği tinsel ve canlı anlamlara şahitlik etme fırsatı buldum. En önemlisi de Süleyman'ın Tapınağı olarak adı geçen Kudüs'teki ilk Yahudi tapınağı hakkında çeşitli bilgiler öğrenmeme fırsat sağlamış bir kitap oldu. Aynı Mısır'daki piramitler gibi bu tapınak da sadece firavunlara mezar, ya da hahamlara salt bir ziyaret merkezi olmak için tasarlanmamıştı.

--- Ömer Çelakıl mode on ----
Süleyman'ın Tapınağı hakkında küçük bir araştırmadan sonra dinler ve mimarlık tarihi açısından önem teşkil edecek şu siteyi buldum, ilgilenenler için çok keyifli bir okuma olabilir : https://saklitarih.wordpress.com/...naginin-buyuk-sirri/
---- Ömer Çelakıl mode off ----

Zweig'ın bugüne kadar okuduğum kitapları bir yana, bu kitabı bir yana. Huzuru toprağın üstünde değil de toprağın altında arayanlara selam olsun.
120 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Gömülü Şamdan Lyon’da Düğün gibi Stefan Zweig’in beğenmediğim kitaplarından biridir.Stefan Zweig okumaya başlayacak olanların bu eserlerle kesinlikle başlamaması gerekiyor.Mesela Satranç,Olağanüstü Bir Gece,Bir Çöküşün Öyküsü’nü okuyabilirsiniz.Bu eserde dinin yoğunlukta olduğu bir kitap Yahudilerin anlatılığı bir eser.Konu olarak yahudilere emanet edilen yedi kollu şamdan olan Menora vandalların eline geçince cemaatin şamdanın peşine düşmesiyle bulunması için yapılan çabalar dile getiriliyor.
İyi Okumalar Dilerim
  • Clarissa
    8.3/10 (1.339 Oy)1.122 beğeni4.100 okunma3.055 alıntı25,3bin gösterim
  • Kızıl
    8.0/10 (2.225 Oy)1.671 beğeni7bin okunma1.954 alıntı28,8bin gösterim
  • Mürebbiye
    7.6/10 (2.198 Oy)1.768 beğeni8bin okunma2.281 alıntı25,9bin gösterim
  • Doktor Ox'un Deneyi
    7.4/10 (1.516 Oy)930 beğeni4.231 okunma570 alıntı22bin gösterim
  • Geçmişe Yolculuk
    7.8/10 (2.144 Oy)1.631 beğeni7,3bin okunma1.565 alıntı25bin gösterim
  • Meczup
    7.6/10 (1.254 Oy)1.024 beğeni4.568 okunma1.938 alıntı26,4bin gösterim
  • Yakıcı Sır
    8.0/10 (3.611 Oy)3.008 beğeni13bin okunma3.180 alıntı41,2bin gösterim
  • Köpek Kalbi
    8.0/10 (1.758 Oy)1.346 beğeni4.794 okunma1.130 alıntı27,6bin gösterim
  • Lyon'da Düğün
    7.8/10 (2.331 Oy)1.731 beğeni7,6bin okunma1.358 alıntı25,1bin gösterim
  • Zaman Makinesi
    8.0/10 (2.591 Oy)2.060 beğeni6,9bin okunma2.026 alıntı47,8bin gösterim
120 syf.
İlk incelememi yapacağım bu kitabı benimle başka bir Zweig kitabıyla (mürebbiye) okuyan aynı zamanda kitabın sahibi sevgili dostum Szweig a ithaf ediyorum...


Aslında Yahudiler ve Müslümanlar ne kadar da benzerler...

Kitabımız; Yedi kollu şamdan'ın (Menora'nın) hikayesini anlatır. Kitabı okuyunca alışıldık Stefan Zweig den uzaklaştığınızı fark edip; daha çok yahudilik dini temalı bir hikayeyle baş başa kaldığınızı fark edeceksiniz. Pişman mıyım okuduğuma? Tabii ki de hayır:) Yedi Kollu Şamdan ı merak edip biraz araştırma yapmak istedim ve edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum: http://www.dunyadinleri.com/...-nedir-neyi-simgeler Sizin de görmüş olduğunuz gibi Sevgili Zweig, gerçek bir olaydan, olgudan ve dini bir sembolden yararlanıp, kendi duygu ve hayal gücünü de katarak kitabını hazırlamış. Neden Yahudiler ve Müslümanlar benzer dedim? Çünkü bu kitaptan ve yine geçmişte okumuş olduğum şu kitaptaki bilgilerimden yararlanarak söylemek istiyorum; Yahudilik ve Dini Çoğulculuk Yahudilikte de sünnet olmak vardır. Tanrı inancı (Tabii ki buradaki Tanrı Allah değil:)) ve aileye bağlılık (Müslümanlardaki babaya duyulan bağlılığın aksine, Yahudilerde anne çok kutsaldır. Hatta evliliklerde erkek kadın evine iç güveysi gelir.) vardır. Aradaki tek fark; Yahudiler çoooook çalışkanlardır. (Televizyon, kozmetik, kola, temizlik ürünlerinin öncü markaları hep yahudi ürünleridir) Bu kadar bilgi verip kitaba geçmek istiyorum:


Küçük bir çocuk; o küçücük kalbiyle yedi kollu şamdanı korumak istiyor. Neden mi? Çünkü günümüzdeki manzaraya rağmen (yahudi-hristiyan dostluğu!!!) eskiden Hristiyanlar Yahudileri insandan saymazlarmış. Onların hiçbir şeyini önemsemez, Zweig in de değindiği gibi, yolda dönüp de bakmazlarmış. Bu yüzden doğal olarak, şamdanı onlardan (yahudilerden) ayırmak istemişler. Bu küçük adam da dedesinin de söylemleriyle bu şamdana hayranlık duyup onu başkalarının eline geçmeden kurtarmak istediği için, tüm hayatını verir. (Uğruna kolunu bile kırar.) Tam 88 yaşına vardığında kendi yaşam alanlarında kutsal biri olarak sayılır. Çünkü şamdan uğruna kolunu kırmıştır. Çünkü aralarında şamdana dokunan tek kişidir. Bir olup şamdanı Bizans Padişahından almak isterler. Peki başarabilecekler midir? Yoksa Tanrı onlara bunu da mı fazla görecektir? Kitap işte tam da bunu ele alıyor. Şimdi Zweig in neden yolundan çıktığını anlatabildim mi?


Kitap böyle Yahudi dini üzerinde çok durunca ben de Zweig in yaşamını merak ettim. Neden Yahudiler üzerinde bu kadar durmuş bu kitapta diye sorgulayıp araştırdım ve Zweig in aslında yahudi kökenli olduğunu öğrendim. Aksi takdirde bu kadar hakim olamayacaktı bu kitaba. http://www.yasamaugrasi.com/...rleri-1881-1942.html

Benim diyeceklerim bu kadar. Size araştırmalarla Zweig i takdim ederekten bu güzel kitabı okuyabileceğiniz bir kitap olduğunu belirtip başka kitaplarla buluşmak temennisiyle iyi okumalar:)
120 syf.
·6 günde·7/10
Yahudilerin kutsal saydığı emaneti olan yedi kollu şamdanın hikayesini ve kaçırılışını anlatıyor.
Şamdanın ismi; Monera son gören, 7 yaşındaki Benjamin adlı bir çocuk.
Konu ve tarz olarak Stefan Zweıg'ın diğer kitaplarından farklı etkileyici bir hikaye.
Halkın inancı için neler yapabileceklerini, nelere katlandıklarını okuyoruz.
120 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Yine geldik bir Zweig eserinin sonuna daha. Beklentiler her zamanki gibi karşılandı. Yazar yine konuyu işleyiş ustalığını kullanmış, sıkmadan, yormadan okuttu kendini. Genel tarzından farklı olarak bu kitabında dini ögeler üzerinden ilerlemiş. Geçmişten gelen gerçek bir konuyu ele alıp bunun üzerinden kendince bir son yaratması bana Livaneli'yi anımsattı. Bir çok bilgi de edinmiş oldum.
---- Kitabın baş unsuru olan Yedi Kollu Şamdan hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. "Menora" ya da "Menorah" olarak adlandırılan, Yahudilerin en eski dini sembollerinden olan, Kudüs Tapınağı'nda ve Çadır Tapınak(Mişkan) 'ta zeytinyağı ile yakılan bir şamdan. Musa'nın Sina Dağı'nda gördüğü Yanan Çalı'yı simgeliyormuş. Tapınağın var olduğu zamanlarda Kohen tarafından günde iki kere Tanrı'nın dünyaya ışık saçmasını dilemek için yakılırmış. Ortadaki kol sağındaki ve solundaki üçer kolu yakmak için kullanılırmış. Yedi kolun anlamı konusunda da çeşitli iddialer ileri sürülmüş. Bunlardan birisi; yedi sayısının Tanrı'nın dünyayı yedi günde yaratmasından, diğeri de Mısır'dan çıkışla Sina Dağı'nda On Emir 'in alınışı arasında geçen 7 haftayı simgelemesinden öne gelmesi.
---- Kitap içeriğine gelecek olarsak; çok eski zamanlarda Süleyman'ın yaptığı kutsal tapınağın yıkılması ve yağmalanması neticesinde Yahudiler için önemli bir dini sembol olan Menora'nın çalınması, Kudüs'ten Babil'e oradan Roma'ya götürülüşü, inançları dolayısıyla bu insanların da sürekli onunla birlikte göç hayatı yaşaması anlatılıyor. Bir gün bu kötü talihin tekrar onları bulmasıyla şamdanın Roma'dan Vandallar tarafından yine çalınması ve Kartaca'ya götürülmesiyle birlikte bir kaç yaşlının yanlarına 7 yaşındaki Benjamin'i şamdanı son gören ve olayın tanığı olarak yanlarında götürmesiyle asıl hikaye başlar. Benjamin şamdanı almaya çalşırken kolunu kaybeder ve bir şey yapamazlar, şamdan götürülür. Yıllar sonra tek tanık olarak kaIıp iyice yaşlanmıştır. Yahudiler gözünde de kutsal bir kişi olarak görülüyordur. Bir gün Bizans imparatorunun Vandalları yendiği ve onları yağmaladığını duyduklarında tekrar harekete geçerler ve Benjamin'in Menora'yı tekrar alabilme çabası içinde geçen hikaye anlatılır. Eserin en sürükleyici olduğu kısımalr burasıdır. Gerçek hayatta akıbeti bilinmeyen durum Zweig tarafından çok başka bir şekilde sonuca bağlanmıştır.
---- Yazar konu üzerinden sık sık Yahudilerin toplum tarafından hor görülüşünü, göçebe hayatını, kaçak göçek, korkak bir şekilde yaşayışlarını işlemiş. Çektikleri zorluklara rağmen inanışlarına olan kuvveti ve tanrısal sembellorinin peşinden gidişlerini sıkmadan anlatmış. Tabii ki bu işleyiş biçimine kendisinin de Nazi döneminde çektiği sıkıntılar büyük etki etmiştir.
---- İnsanların inandıkları şeyler uğruna neler yapabileceğini, umutlarının diri kalışını, yaşama tutunuşlarını görüyoruz. Bu bazen dini bir inanç biçimiyle bazen de hayata bakış açımız ve ideallerimizle kendini göstermez mi? Kimisi spesifik bir inanç üzerinden hayatını sürdürür, kimisi de bu tarz şeylere inanmaz ama idealleri, bir yaşama amacı vardır. Bu şekilde mutlu olup ayakta kalır. Belki de insanın tüm hayatını yönlendiren en büyük temel etmen bir şeylere olan inancıdır diye düşünmeden edemiyorum. İnsan dediğin ayakta kalmak için hep bir şeylere tutunmak zorunda hissetmez mi?
120 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitabı açıp okumaya başladığımda, Zweig okumayı ne kadar özlemiş olduğumu fark ettim. Öyle ya Nisan ayında okuduğum, ''Yakıcı Sır'' isimli eserini okuyalı aylar geçmişti. Bu sürenin, benim gibi Stefan Zweig hayranı bir kişi için çok uzun bir zaman dilimi olduğunu bu vesileyle anlamış oldum.

Kitaba gelince Yazar, bu defa kutsal ve mistik bir konuyu bizim için kurgulamış ve o, kendine özgü, sakin ve derinlikli anlatım şekliyle bize aktarmış. Kitapta Yahudi toplumu için kutsal önem taşıyan yedi kollu şamdan' ın, Kudüs'ten ayrıldıktan sonra Roma'ya getirilip burada muhafaza edilirken, Vandal'ların Roma'ya saldırısı sırasında onlar tarafından ele geçirilmesi ve daha sonraki yolculuğu anlatılmaktadır.

Bütün Zweig kitaplarını okurken aldığım okuma zevkini, aynen bu kitapta da yaşadım. Kitap sona ermesin diye çok istiyorsunuz ama maalesef her şeyin bir sonu oluyor. Kısaca söylemek gerekirse, Zweig severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap diyorum.
120 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
Stefan Zweig genellikle psikolojik tahlilleriyle ön plana çıkan kitaplara sahip. Fakat Gömülü Şamdan tamamen bir hikaye şeklinde işlenmiş. Gerçekliği konusunda fikrim olmamakla beraber, hikayenin işlenişi şekli ve sürükleyiciliği insanı içine çekiyor. Ayrıca yazar, Yahudilerin Kudüs sevgisi ve kutsal emanetlerine duydukları saygının ne derece büyük olduğunu da çok etkili bir şekilde ifade etmiş. Keyifli okumalar.
120 syf.
·9/10
Gömülü Şamdan, klasik Zweig kitaplarından oldukça farklıydı bence. Bu kitabında ihtiraslar, duygular, psikolojik tahliller veya romantik trajediler yoktu. Tarihi-dini ögeler içeren ve neden yazarın diğer kitaplarına oranla düşük puanda kaldığını merak ettiğim bir kitaptı. Bana göre oldukça da güzeldi. Belki bu aralar film-dizi zevkimin de tarihi odaklı olmasından kaynaklı olabilir bilmiyorum lakin ben sevdim. Mistik, mitolojik veya tarihi ögeler gerçekten çok fazla ilgimi çekmeye başladı son zamanlarda. Zweig da bunları bence çok güzel kullanmış ve işlemişti.

Gömülü Şamdan, Yahudi dini için kutsal bir sembol olan Menora/Menorah olarak kitabın ana temasını oluşturup kitaba ismini veriyor. Yaşlı Benjamin 80 yıl boyunca kayıp şamdanı topraklarına ve halkına geri getirmek için sabırla bekliyor ve olaylar da bu çerçevede gelişiyor. Bu arayışın ve maceranın yanında varoluşsal sorgulamalar ve inançla ilgili güzel detaylar da vardı kitapta. Sonuç itibari ile güzel bir iş çıkmış ortaya. Bu tip konularla ilgileniyorsanız özellikle, şans verin mutlaka diyorum.
120 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap listemde daha ileriki sıralarda yer alıyordu fakat bir gün birinin bu kitapla ilgili " Kadınların soru sormaya hakkı yoktur." alıntısını gördüm. Biraz şaşırdım çünkü Stefan Zweig cinsiyetçi bir tutum takınmadığını biliyordum. Ondan sonra okumaya karar verdim.
Kitabı okuduğumda aslında kadına bu lafı dönemine göre söylemiş. Eski dönemde kadının yerinin çok fazla olmadığını biliyoruz. Yazar da gerçeği yansıtmak için o dönemin zihniyetiyle böyle bir şey yazmış.
Böyle bir sonuç olduğu için çok mutluyum çünkü yazarlar toplumu ayrıştırıcı değil birleştirici olmalı. Stefan Zweig'da öyle bir yazar. Gömülü Şamdan Stefan Zweig Umay
120 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
Zweig’in okurken ilk kez zorlandığım bir kitabı oldu. O da Gömülü Şamdan. Aslında beğenerek ve Zweig’in anlatım tarzına güvenerek almıştım ama olay akışına girene kadar uzun süre bocaladım. Daha sonra ise beni içine almayı ve etkilemeyi başardı.
Okuyacak olanlara tavsiyem yarım bırakmasınlar, anlamakta zorlansalar bile okumaya devam etsinler. Zweig okuyucuları her zaman kendine çeken dilini ilerleyen sayfalarda bulacaklar. Sadece sabırlı olmalarını tavsiye ederim.
Sonu yine beklenilen müthiş bir son ve kitabı iyi ki okumuşum diyorsunuz.
Okuyacak olanlara tavsiye ederim. Ve herkesin kutsalına sahip çıkış hırsının Benjamin kadar içten olmasını dilerim.
Şimdiden iyi okumalar.
Belki de bizim gerçek yolumuz budur:

Hüzünle geriye ve özlemle ileriye bakarak,
huzuru arayarak ama daima huzursuzluk içinde olmamızdır.
Stefan Zweig
Sayfa 36 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 8.Basım
"Korkudan çocuklar bağırır, adamlar düşünür. Hepiniz oturun ve ne yapacağımızı konuşalım. Beden sakin olursa, akıl daha iyi çalışır."
Bu bozuk dünyada tek sığınak, huzur ve avuntu duaydı. Çünkü dua olağanüstüydü. Korkuyu büyük bir vaatle uyuşturur, ruhun ürküntüsüne toplu dualarla uyku verir, yürekteki ağırlığı kendi kendine mırıldanan kanatlarla yukarıya, Tanrı'ya çıkarırdı. Bu yüzden zor zamanlarda dua etmek iyiydi, birlikte dua etmek daha da iyiydi, çünkü birlikte omuzlanırsa bütün güçlükler hafifler ve iyilikler bağlılıkla yapılırsa Tanrı katında daha da iyi olurdu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gömülü Şamdan
Baskı tarihi:
Aralık 2015
Sayfa sayısı:
120
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053326168
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Der Begrabene Leuchter
Çeviri:
Regaip Minareci
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Süleyman'ın tapınağından çıkan, Yahudilerin kutsal emaneti yedi kollu şamdanın 455 yılında Roma'yı yağmalayan Vandalların eline geçmesi, kentin Yahudi cemaatinde şok etkisi yaratır. Cemaatin yaşlıları, olan biteni gelecek kuşaklara aktarması için o sırada yedi yaşında olan Benjamin'i de yanlarına alarak kutsal Menora'yı denizaşırı yolculuğuna uğurlarlar. Seksen yıl sonra aynı Benjamin, şamdanı Yahudilere geri vermesi için İmparator İustinianos'a yalvarmak üzere Bizans'a gider. İustinianos'un Kudüs'teki bir Hıristiyan kilisesine gönderdiği şamdan, orada kaybolmuştur. Ancak Zweig Gömülü Şamdan'da söylenceye bir gün yeniden kavuşma umudu barındıran bir final atfeder. 
(Tanıtım Bülteninde)

Kitabı okuyanlar 3.980 okur

  • Mustafa Akburak
  • Mert sahin
  • Tuğba Gülçiçek
  • Fatih Boşnakoğlu
  • HAKANK
  • ayşe
  • Ece
  • Deniz
  • Caner Şen
  • Ayşe Canbeyli

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.2
14-17 Yaş
%6.2
18-24 Yaş
%26.3
25-34 Yaş
%30.1
35-44 Yaş
%23
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%1.4
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.6
Erkek
%38.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.2 (159)
9
%14 (168)
8
%23.6 (283)
7
%19.6 (235)
6
%9 (108)
5
%3.6 (43)
4
%2 (24)
3
%1.4 (17)
2
%0.7 (8)
1
%0.6 (7)

Kitabın sıralamaları