·
Okunma
·
Beğeni
·
11831
Gösterim
Adı:
Gömülü Şamdan
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052444726
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayınları
120 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Gelirleriyle çocuklara kitap hediye ettiğim YouTube kanalımda Gömülü Şamdan kitabının da içinde bulunduğu kitaplık turu videomu izleyebilirsiniz:
https://youtu.be/D5hFSk0ntRM

Pandora'nın Kutusu, Ahit Sandığı, eski basım Kur'an-ı Kerim'ler, gömülü şamdan...
Kimine göre iddiadan ve rivayetten ibaret, kimine göre ise hayatın ta kendisi kelimeler bunlar.

Kitabın başrol kahramanı Yahudilik inançlarının devamı için kendilerini ve dolayısıyla da kutsal nesneleri olan şamdanlarını korumaya çalışan Yahudiler değil aslında.
I. Justinianus yani namıdiğer 527-565 döneminde Doğu Roma İmparatorluğu'nun başında olan adam. Bu adamı kısaca tanımak istersek bir rivayete göre şöyle denilir; I. Justinianus 537'de İstanbul’da Aya Sofya kilisesini ibadete açarken; "Ey Süleyman senin mabedini de geçtim." diye haykırmıştır. Bu söylem ise bana Atreyu grubunun Can't Happen Here şarkısının nakaratında :
"Senin tanrın benim tanrımı biliyor mu? / İşte bu, dünyanın nasıl son bulacağıdır." sözlerini hatırlattı.

Bir gün Ankara'da Hacı Bayram Veli Camii'ni gezerken rehber bize bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Camiinin yanında bulunan Ogüst Mabedi kalıntılarından kalan harabe duvarlarla caminin ana aksını oluşturan duvar arasında bir açı vardı. Ve bu açı Hristiyanlara karşı şöyle bir mesaj iletmekteydi : "Sizin inanışınız ve yönelişiniz yanlış, bizim inanışımızın doğruluğunu da işte bu aramızdaki açının miktarı belirtmektedir."

Peki, neden bunları anlatıyorum? Yahudiler Gömülü Şamdan kitabında Hristiyanlarla, Haçlılar günümüze yakın bir tarihteki savaşlarda Müslümanlarla ve günümüz Müslümanları da yine birtakım Müslümanlarla dinlerini ve takvalarını kapıştırıyor iken neler bizi farklı kılıyordu bu kitaptaki şamdanın ilginç ve mistik yolculuğu kadar?

Şu anda dünyanın Doğu ülkelerinde birileri sabah kalkmış, Hint çayını içmiş, meditasyonunu yapıyor. Batı ülkelerinden birinde ise birileri sabah kalkmış, evine en yakın kilisesine gidip vaftizini yaptırıp bir güzel aklanıyor paklanıyor cillop gibi yeniden doğmuş oluyor. Doğu spiritüel açıdan Nirvana'ya (Kurt Cobain olan değil) ulaşmayı kendine amaç edinmişken Batı ise havariler, papazlar, keşişler, onların heykelleri, eski papazların tasvirleri, gravürler, freskler, Dor, İyon ve Korint nizamında sütunlar, planlamaları ve yönelimleri ile mana değil de tam bir madde felsefesi ile arayışlarını ve amaçlarını ortaya koymuş kiliselerden, bazilikalardan ve katedrallerden oluşuyor. İşte tam olarak da Şamdan'ın yolculuğuna sebep olan bu tinsel arayış çağlar boyunca gerek bu şamdana, gerek Ahit Sandığı'na gerekse eski basım Kur'an-ı Kerim'lerin günümüze kadar bir şekilde ulaşmasını sağlıyor. Belki bizden 1400 yıl önce yaşamış olan insanlar da bizim şu anki hayat tarzımızı çeşitli kutsal kitaplara göre belirlememizi sağlarken kitapta yaşanan tinsel ve kalıcı arayışın azmi gibi olaylar geçti başlarından, kendileri için değil de sanki kendilerinden sonra gelecek bir dahaki nesiller için bir zaman kapsülü niteliğinde tapınaklar, kitaplar ve madde-mana arasında gidip gelen çeşitli dinler ve tanrılar bıraktılar 21.yy insanlarına.

Gömülü Şamdan bugüne kadar Zweig'a dair okuduğum 11.kitaptı. Tinselliğin bu kadar baskın olduğu başka bir kitabını okumamıştım. Kendisi sayesinde çeşitli dinlerin maddelere ve cansız nesnelere yüklediği tinsel ve canlı anlamlara şahitlik etme fırsatı buldum. En önemlisi de Süleyman'ın Tapınağı olarak adı geçen Kudüs'teki ilk Yahudi tapınağı hakkında çeşitli bilgiler öğrenmeme fırsat sağlamış bir kitap oldu. Aynı Mısır'daki piramitler gibi bu tapınak da sadece firavunlara mezar, ya da hahamlara salt bir ziyaret merkezi olmak için tasarlanmamıştı.

--- Ömer Çelakıl mode on ----
Süleyman'ın Tapınağı hakkında küçük bir araştırmadan sonra dinler ve mimarlık tarihi açısından önem teşkil edecek şu siteyi buldum, ilgilenenler için çok keyifli bir okuma olabilir : https://saklitarih.wordpress.com/...naginin-buyuk-sirri/
---- Ömer Çelakıl mode off ----

Zweig'ın bugüne kadar okuduğum kitapları bir yana, bu kitabı bir yana. Huzuru toprağın üstünde değil de toprağın altında arayanlara selam olsun.
120 syf.
İlk incelememi yapacağım bu kitabı benimle başka bir Zweig kitabıyla (mürebbiye) okuyan aynı zamanda kitabın sahibi sevgili dostum Szweig a ithaf ediyorum...


Aslında Yahudiler ve Müslümanlar ne kadar da benzerler...

Kitabımız; Yedi kollu şamdan'ın (Menora'nın) hikayesini anlatır. Kitabı okuyunca alışıldık Stefan Zweig den uzaklaştığınızı fark edip; daha çok yahudilik dini temalı bir hikayeyle baş başa kaldığınızı fark edeceksiniz. Pişman mıyım okuduğuma? Tabii ki de hayır:) Yedi Kollu Şamdan ı merak edip biraz araştırma yapmak istedim ve edindiğim bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum: http://www.dunyadinleri.com/...-nedir-neyi-simgeler Sizin de görmüş olduğunuz gibi Sevgili Zweig, gerçek bir olaydan, olgudan ve dini bir sembolden yararlanıp, kendi duygu ve hayal gücünü de katarak kitabını hazırlamış. Neden Yahudiler ve Müslümanlar benzer dedim? Çünkü bu kitaptan ve yine geçmişte okumuş olduğum şu kitaptaki bilgilerimden yararlanarak söylemek istiyorum; Yahudilik ve Dini Çoğulculuk Yahudilikte de sünnet olmak vardır. Tanrı inancı (Tabii ki buradaki Tanrı Allah değil:)) ve aileye bağlılık (Müslümanlardaki babaya duyulan bağlılığın aksine, Yahudilerde anne çok kutsaldır. Hatta evliliklerde erkek kadın evine iç güveysi gelir.) vardır. Aradaki tek fark; Yahudiler çoooook çalışkanlardır. (Televizyon, kozmetik, kola, temizlik ürünlerinin öncü markaları hep yahudi ürünleridir) Bu kadar bilgi verip kitaba geçmek istiyorum:


Küçük bir çocuk; o küçücük kalbiyle yedi kollu şamdanı korumak istiyor. Neden mi? Çünkü günümüzdeki manzaraya rağmen (yahudi-hristiyan dostluğu!!!) eskiden Hristiyanlar Yahudileri insandan saymazlarmış. Onların hiçbir şeyini önemsemez, Zweig in de değindiği gibi, yolda dönüp de bakmazlarmış. Bu yüzden doğal olarak, şamdanı onlardan (yahudilerden) ayırmak istemişler. Bu küçük adam da dedesinin de söylemleriyle bu şamdana hayranlık duyup onu başkalarının eline geçmeden kurtarmak istediği için, tüm hayatını verir. (Uğruna kolunu bile kırar.) Tam 88 yaşına vardığında kendi yaşam alanlarında kutsal biri olarak sayılır. Çünkü şamdan uğruna kolunu kırmıştır. Çünkü aralarında şamdana dokunan tek kişidir. Bir olup şamdanı Bizans Padişahından almak isterler. Peki başarabilecekler midir? Yoksa Tanrı onlara bunu da mı fazla görecektir? Kitap işte tam da bunu ele alıyor. Şimdi Zweig in neden yolundan çıktığını anlatabildim mi?


Kitap böyle Yahudi dini üzerinde çok durunca ben de Zweig in yaşamını merak ettim. Neden Yahudiler üzerinde bu kadar durmuş bu kitapta diye sorgulayıp araştırdım ve Zweig in aslında yahudi kökenli olduğunu öğrendim. Aksi takdirde bu kadar hakim olamayacaktı bu kitaba. http://www.yasamaugrasi.com/...rleri-1881-1942.html

Benim diyeceklerim bu kadar. Size araştırmalarla Zweig i takdim ederekten bu güzel kitabı okuyabileceğiniz bir kitap olduğunu belirtip başka kitaplarla buluşmak temennisiyle iyi okumalar:)
  • Clarissa
    8.2/10 (840 Oy)731 beğeni2.733 okunma2.088 alıntı18.412 gösterim
  • Kızıl
    8.0/10 (1.281 Oy)1.011 beğeni4.043 okunma1.264 alıntı18.576 gösterim
  • Mürebbiye
    7.7/10 (1.590 Oy)1.308 beğeni5.500 okunma1.454 alıntı19.275 gösterim
  • Doktor Ox'un Deneyi
    7.4/10 (968 Oy)607 beğeni2.598 okunma330 alıntı15.595 gösterim
  • Geçmişe Yolculuk
    7.8/10 (1.333 Oy)1.068 beğeni4.479 okunma1.022 alıntı17.273 gösterim
  • Meczup
    7.6/10 (845 Oy)698 beğeni2.983 okunma1.218 alıntı19.584 gösterim
  • Yakıcı Sır
    8.0/10 (2.517 Oy)2.148 beğeni8.771 okunma1.862 alıntı29.579 gösterim
  • Köpek Kalbi
    8.0/10 (1.136 Oy)906 beğeni3.053 okunma729 alıntı19.687 gösterim
  • Lyon'da Düğün
    7.8/10 (1.415 Oy)1.090 beğeni4.645 okunma955 alıntı17.281 gösterim
  • Zaman Makinesi
    8.1/10 (1.546 Oy)1.266 beğeni4.029 okunma1.223 alıntı31.468 gösterim
120 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Yine geldik bir Zweig eserinin sonuna daha. Beklentiler her zamanki gibi karşılandı. Yazar yine konuyu işleyiş ustalığını kullanmış, sıkmadan, yormadan okuttu kendini. Genel tarzından farklı olarak bu kitabında dini ögeler üzerinden ilerlemiş. Geçmişten gelen gerçek bir konuyu ele alıp bunun üzerinden kendince bir son yaratması bana Livaneli'yi anımsattı. Bir çok bilgi de edinmiş oldum.
---- Kitabın baş unsuru olan Yedi Kollu Şamdan hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. "Menora" ya da "Menorah" olarak adlandırılan, Yahudilerin en eski dini sembollerinden olan, Kudüs Tapınağı'nda ve Çadır Tapınak(Mişkan) 'ta zeytinyağı ile yakılan bir şamdan. Musa'nın Sina Dağı'nda gördüğü Yanan Çalı'yı simgeliyormuş. Tapınağın var olduğu zamanlarda Kohen tarafından günde iki kere Tanrı'nın dünyaya ışık saçmasını dilemek için yakılırmış. Ortadaki kol sağındaki ve solundaki üçer kolu yakmak için kullanılırmış. Yedi kolun anlamı konusunda da çeşitli iddialer ileri sürülmüş. Bunlardan birisi; yedi sayısının Tanrı'nın dünyayı yedi günde yaratmasından, diğeri de Mısır'dan çıkışla Sina Dağı'nda On Emir 'in alınışı arasında geçen 7 haftayı simgelemesinden öne gelmesi.
---- Kitap içeriğine gelecek olarsak; çok eski zamanlarda Süleyman'ın yaptığı kutsal tapınağın yıkılması ve yağmalanması neticesinde Yahudiler için önemli bir dini sembol olan Menora'nın çalınması, Kudüs'ten Babil'e oradan Roma'ya götürülüşü, inançları dolayısıyla bu insanların da sürekli onunla birlikte göç hayatı yaşaması anlatılıyor. Bir gün bu kötü talihin tekrar onları bulmasıyla şamdanın Roma'dan Vandallar tarafından yine çalınması ve Kartaca'ya götürülmesiyle birlikte bir kaç yaşlının yanlarına 7 yaşındaki Benjamin'i şamdanı son gören ve olayın tanığı olarak yanlarında götürmesiyle asıl hikaye başlar. Benjamin şamdanı almaya çalşırken kolunu kaybeder ve bir şey yapamazlar, şamdan götürülür. Yıllar sonra tek tanık olarak kaIıp iyice yaşlanmıştır. Yahudiler gözünde de kutsal bir kişi olarak görülüyordur. Bir gün Bizans imparatorunun Vandalları yendiği ve onları yağmaladığını duyduklarında tekrar harekete geçerler ve Benjamin'in Menora'yı tekrar alabilme çabası içinde geçen hikaye anlatılır. Eserin en sürükleyici olduğu kısımalr burasıdır. Gerçek hayatta akıbeti bilinmeyen durum Zweig tarafından çok başka bir şekilde sonuca bağlanmıştır.
---- Yazar konu üzerinden sık sık Yahudilerin toplum tarafından hor görülüşünü, göçebe hayatını, kaçak göçek, korkak bir şekilde yaşayışlarını işlemiş. Çektikleri zorluklara rağmen inanışlarına olan kuvveti ve tanrısal sembellorinin peşinden gidişlerini sıkmadan anlatmış. Tabii ki bu işleyiş biçimine kendisinin de Nazi döneminde çektiği sıkıntılar büyük etki etmiştir.
---- İnsanların inandıkları şeyler uğruna neler yapabileceğini, umutlarının diri kalışını, yaşama tutunuşlarını görüyoruz. Bu bazen dini bir inanç biçimiyle bazen de hayata bakış açımız ve ideallerimizle kendini göstermez mi? Kimisi spesifik bir inanç üzerinden hayatını sürdürür, kimisi de bu tarz şeylere inanmaz ama idealleri, bir yaşama amacı vardır. Bu şekilde mutlu olup ayakta kalır. Belki de insanın tüm hayatını yönlendiren en büyük temel etmen bir şeylere olan inancıdır diye düşünmeden edemiyorum. İnsan dediğin ayakta kalmak için hep bir şeylere tutunmak zorunda hissetmez mi?
120 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Kitabı açıp okumaya başladığımda, Zweig okumayı ne kadar özlemiş olduğumu fark ettim. Öyle ya Nisan ayında okuduğum, ''Yakıcı Sır'' isimli eserini okuyalı aylar geçmişti. Bu sürenin, benim gibi Stefan Zweig hayranı bir kişi için çok uzun bir zaman dilimi olduğunu bu vesileyle anlamış oldum.

Kitaba gelince Yazar, bu defa kutsal ve mistik bir konuyu bizim için kurgulamış ve o, kendine özgü, sakin ve derinlikli anlatım şekliyle bize aktarmış. Kitapta Yahudi toplumu için kutsal önem taşıyan yedi kollu şamdan' ın, Kudüs'ten ayrıldıktan sonra Roma'ya getirilip burada muhafaza edilirken, Vandal'ların Roma'ya saldırısı sırasında onlar tarafından ele geçirilmesi ve daha sonraki yolculuğu anlatılmaktadır.

Bütün Zweig kitaplarını okurken aldığım okuma zevkini, aynen bu kitapta da yaşadım. Kitap sona ermesin diye çok istiyorsunuz ama maalesef her şeyin bir sonu oluyor. Kısaca söylemek gerekirse, Zweig severlerin mutlaka okuması gereken bir kitap diyorum.
120 syf.
·9/10
Gömülü Şamdan, klasik Zweig kitaplarından oldukça farklıydı bence. Bu kitabında ihtiraslar, duygular, psikolojik tahliller veya romantik trajediler yoktu. Tarihi-dini ögeler içeren ve neden yazarın diğer kitaplarına oranla düşük puanda kaldığını merak ettiğim bir kitaptı. Bana göre oldukça da güzeldi. Belki bu aralar film-dizi zevkimin de tarihi odaklı olmasından kaynaklı olabilir bilmiyorum lakin ben sevdim. Mistik, mitolojik veya tarihi ögeler gerçekten çok fazla ilgimi çekmeye başladı son zamanlarda. Zweig da bunları bence çok güzel kullanmış ve işlemişti.

Gömülü Şamdan, Yahudi dini için kutsal bir sembol olan Menora/Menorah olarak kitabın ana temasını oluşturup kitaba ismini veriyor. Yaşlı Benjamin 80 yıl boyunca kayıp şamdanı topraklarına ve halkına geri getirmek için sabırla bekliyor ve olaylar da bu çerçevede gelişiyor. Bu arayışın ve maceranın yanında varoluşsal sorgulamalar ve inançla ilgili güzel detaylar da vardı kitapta. Sonuç itibari ile güzel bir iş çıkmış ortaya. Bu tip konularla ilgileniyorsanız özellikle, şans verin mutlaka diyorum.
Sözün güzelliği kısalığındadır.

Modern klasiklerin büyülü dünyasının gün geçtikçe ülkemizde daha çok hissedilmeye başladığını görüyoruz. Bu durum aslında ihmal ettiğimiz düşünce dünyalarını yakından tanımaya bizleri teşvik ederken, aynı zamanda yazıldıkları dönemin yeniden incelenmesine de imkân tanıyor.

Popüler okur-yazarlık boyutunun yoğun yaşandığı ülkemizde, bu eserlerin gün geçtikçe revaçta olmasının nedenlerinden birinin de yayınevlerinin ticari kaygı boyutu olduğunu belirtmek gerekiyor. Bir klasiğin en az on yayınevinin kütüphanesinde bulunması bu gerçeği ifade etse gerektir.

Elimizdeki eser, ünlü Satranç eseriyle tanınan ve gün geçtikçe yeni eserlerinin popüler olmaya başladığı Avusturyalı yazar Stefan Zweig’in kaleminden çıkmıştır.

Gömülü Şamdan isimli bu eserinde Zweig, Yahudilerin kutsal emaneti olan yedi kollu şamdanın hikâyesini ve kaçırılışını ele alıyor. İsmi Menora olan şamdanın anlamından çok yolculuğunu ve şamdanın insanlar üzerindeki etkilerini edebi bir dille ela almaya çalışıyor.

Yedi yaşındaki Benjamin’in bir gece yarısı yatağından kaldırılarak Menora’yı son gören kişi olması sağlanarak, şahitliğini gelecek kuşaklara anlatması üzerine kurgulanıyor eser.

İki aşamalı bir anlatım mevcut. Önce Benjamin’in şamdanı son kez görmesi ve kolunun kırılmasıyla sonuçlanan süreç, sonrasında yaşlanmış ve Menora’yı son gören kişi olarak itibar gören piri ihtiyar bilge Benjamin…

İlk yirmi sayfa biraz ağır ilerlese de sonradan akışın daha da belirginleştiği ve hikayenin içine dahil oluşunuzu fark edeceksiniz. Ağır betimlemeler olmasa da, yer yer kısmi betimlemeler yapılmıştır. Asıl hikâyenin konusu olan şamdanın hikâyesine diğer hikâyeler ortak edilmemiştir. Kahraman şamdan olarak kalmış ve Benjamin taşıyıcı ve şahitlik rolünün dışına çıkarılmamıştır.
120 syf.
·5 günde·Beğendi·Puan vermedi
“Gömülü Şamdan” şimdiye kadar okuduğum Zweig kitapları arasında farklı bir kitap..

Roma halkının elinden Vandallar tarafından ganimet olarak alınan, üzerindeki mumların sonsuza dek yandığı varsayılan Menora adındaki yedi kollu şamdan, Yahudi halk için kutsal bir eşyadır. Büyük üzüntü yaşayan Yahudilerden onbir ihtiyar ve yedi yaşındaki Benjamin Menora’yı denizaşırı yolculuğa birlikte uğurlarlar.

Aradan yıllar geçer, 88 taşına gelmiş Benjamin, birgün Kutsal Şamdanın Bizanslıların eline geçtiğini haber alır. Yollara düşen Benjamin’in amacı; imparatorun huzuruna çıkıp, şamdanı geri almaktır...

Ara ara sıkıldığım zamanlar olmasına rağmen yine de güzeldi. Ama sayfa sayısı fazla olsaydı aynı düşüncede olur muydum? Bilmiyorum...

İyi okumalar...
120 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitaplarının kısa olmasından ve popüler bir yazar olmasından dolayı Zweig önceliklerim arasında yer alan bir yazar değil. Ancak bu kitabı tarih ile ilgili olmasından dolayı çok sevdim.

Kitapta Yahudiler için kutsal olan Menora(Süleyman Tapınağında kullanılan yedi kollu bir şamdan) üzerinden Yahudilerin çektiği sıkıntılar ve bu şamdanın serüveni anlatılıyor.


Son olarak değinmek istediğim kitabın düşük puan almasına dair. Ruh tasviri, kişilik çözümlemeleri yeterince yer almadığı için mi yoksa sadece Yahudilerin çektiği mezalimi anlatmasından mı puanı düşük bilmiyorum ama ben severek okudum.

Keyifli okumalar dilerim..
120 syf.
·2 günde·
Ah Benjamin ah!!!
Kutsal emanat icin verilen caba ve bitmek bilmeyen yolculuklarin hirslarin yıkımların anlatildigi bir kitap...
Yahudi halkini da ele alan yazar gercekten mistik duygulari muhtesem bir dille islemis yine
Tavsiye edilir!!
120 syf.
·5 günde·7/10
İnsan olarak insana ne çok dar ediyoruz yaşamı, ne çok umursuyoruz rengini, dilini, dinini. Ne çok sığıntı gibi hissettiyoruz bizden olmayana ve en çok bize kendini.
Ne çok bulamıyoruz yerimizi yurdumuzu, dolaşıp duruyoruz yedi kollu bir şamdan peşinde "kutsal" diye. Ne çok yaralıyoruz kendimizi, ne çok anlam yüklüyoruz.
Ne çok ölmek bilmiyoruz görevler edinip kendimize, ne çok huzurdan uzak cebelleşiyoruz yaşam içinde.

İlk kez bir masal okudum yazardan, çok da başarılıydı bence bu konuda. Kendi dolaşıp duran peşinde de koca bir topluluğu sersefil oradan oraya dolaştıran yedi kollu bir şamdanın masalı bu.

[Minik Spoiler]
Yahudiler için çok çok önemli olan Menora şehirleri her yağmalandığında haydutların hazinesine katılıyor ve dere tepe aşıyor ancak kimsenin elinde kalmıyor, durmaksızın dolaşan bu şamdanı en son bir gece uykusundan dedesi tarafından uyandırılan Benjamin görüyor, son yolculuğuna çıkmadan önce. Şamdanı son gören kişi olarak neredeyse peygamber ilan ediliyor Benjamin Yahudiler tarafından. Ardından 88 yıl boyunca başka ellerde duruyor şamdan, Benjamin yaşlanıyor üzerinde koca bir yükle. Ölmek istiyor, ölemiyor. Ve sonunda bir kolu son kez şamdanı elinde tutabilmek uğruna vandalın sırtına atladığından kırık, yollara düşüyor imparatordan kendilerine ait olanı istemek için.

Kitap boyunca çok mu anlam yükleniyor diye düşündüm eşyalara, kendimizce görünmeze inanmak için işaretlere takılıp kalıyor muyuz diye. Yahudiler diğer milletler tarafından ne yaşamak zorunda bırakılmış olursa olsun, en büyük eziyeti kendilerine yapıyorlar. Yeri yurdu belli olmayan bir şamdanın peşinde yersiz yurtsuz kalarak.

Şamdanın sonunda yerini bulduğu sıralarda kullanılan şu cümle "çünkü insanların ihtiraslarından bu dünyada yalnızca ölüler kurtulurdu." her şeyi yerine oturttu benim için.

Yaşam yaşayan için bunca kaosken, ölen için ne gereksiz.

Anlatım açısından zor ve detay bir kitap değil hatta bir yolculuk süresince bitirilebilir ama düşüncelere (özellikle insanların kendilerine biçtikleri anlam ve seçtikleri yollar hakkında) bol dalan biriyseniz epey oyalanabilirsiniz.

Keyifli okumalar!

Soru: Şamdanın "Yanan Çalı"yı temsil ettiğini okudum, bilginiz varsa benimle paylaşır mısınız?
120 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
Diğer okumuş olduğum Zweig kitaplarindan farklıydı bu seferki kitabı. Biraz araştırma yaptım kitaplarından en az beğeni alanı buymuş Zweig'ın.
Kitap kutsal bir emanetten bahsediyor. 7 kollu bir şamdan. Şamdan Sultan Süleyman'ın mabedinden kalan son parça. Yahudiler için oldukça önemli şamdan nereye onlar oraya misali. Roma'nın Vandallar sonucu yağmalanması sonucu kaybediyorlar. O kadar değerli ki onlar için, hemen bir ihtiyar heyeti kuruluyor en son onlar görmek istiyorlar şamdanı. Birde yanlarına ufak bir çocuk alıyorlar gelecek nesillerde dilden dile yayılsın diye. Çocuk büyüyor 88 yaşındayken Bizanslı'ların eline geçince tekrardan şamdan için yolu Pera,'ya sanırım Beyoğlu taraflarına düşüyor. Onu almak için hükümdarın huzuruna bile gidiyor.
Şamdanın ya Yeruşalayim ( Kudüs ) ya da Şilo'da ( sadece İncil'de bulabildiğim yer adı olarak) olduğu yazılı.
Kitap benim açımdan da diğer kitapların yaninda biraz sönük kalmış diyebilirim. Kısa ama okunması zor bir eser olmuş. Dili sade ama cümleler gereksiz yere uzun olduğu için karışık gibi duruyor. Aslında Zweig'ın yazım tarzı böyle yine de cümleleri toparlamak biraz zor oldu benim açımdan. Yine de şans verilebilir. İyi okumalar.
Belki de bizim gerçek yolumuz budur:

Hüzünle geriye ve özlemle ileriye bakarak,
huzuru arayarak ama daima huzursuzluk içinde olmamızdır.
Stefan Zweig
Sayfa 36 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 8.Basım
"Istırabına karşı koyma, onu içine al. Çünki insan yalnızca acıyla idrak eder, yalnızca çileyle güç kazanır..."
Stefan Zweig
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
... görünenden ve elle tutulabilir olandan ziyade görünmeyene güvenen kişi daha güçlüdür, çünkü görünen ve elle tutulabilen yok olurken, diğeri sonsuza dek yaşar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gömülü Şamdan
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
184
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052444726
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayınları

Kitabı okuyanlar 2.608 okur

  • Serhat Ercan
  • Safura Atçeken
  • Özge şahin
  • Yasmin
  • aslı demir

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0.1 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları