Kitabın Adı: Gömülü Şamdan
Kitabın Yazarı: Stefan Zweig
Türü: Roman
Stefan Zweig, Menora’nın Roma’dan Kartaca’ya, ardından Bizans’a (İstanbul) ve son olarak da Kudüs’e kadar olan 80 yıllık yolculuğunu tarihi ve dini bilgilere dayanarak mitolojiyi harmanlayarak anlatılır. Menora’nın bu uzun yolculuğu, Stefan Zweig’ın öyküsünde Yahudilerin yüzyıllardır süregelen diaspora hayatıyla özdeşleşir. Gömülü Şamdan salt bir kutsal emanetin değil, aynı zamanda bir halkın da kader yolculuğuna ışık tutar. Çünkü: Umut hep vardır..
Yurtları işgal edilip evleri talan edilip kutsal şamdanları çalınan Yahudilerin vermiş olduğu mücadeleyi konu edinir. Öyküye adını veren şamdan, Yahudilik’te kutsal kabul edilen ‘Menora’ dır. Yahudilerin tarihinde bu şamdandan ilk kez Tanah’ın Mısır’dan Çıkış kitabında bahsedilir. Buna göre şamdanın tasarımı Sina Dağı’nda Tanrı tarafından Musa’ya açıklanmıştır. Şamdan, saf altından dövülmüş olacak ve bir taraftan üçü diğer taraftan üçü olmak üzere altı kolu olacaktır
Öyküdeki Yahudilerin şamdanı arayışı Hristiyanların Kutsal Kâse arayışına benzemektedir. Yahudiler, kayıp olan şamdanın bulunması ve tekrar kutsal topraklara götürülmesi ile binlerce yıldır devam eden sürgün hayatlarının sona ereceğine inanmaktadırlar.
Zweig, o dönemdeki Yahudi Soykırımı’nı sanki önceden görmüş gibi- bu öyküsünde zamanın Yahudi toplumuna tüm sıkıntıların bir gün geçeceği, kayıp şamdanın belki bir gün yeniden bulunacağı ve tekrar güzel günler geleceği yönünde umut mesajı ve direnme gücü vermeye çalışmaktadır.
Öykü Nazi Almanya’sında yasaklanan eserlerindendir.
Bizans kralı justinyen zamanına kadar uzanan 90 yıllık bir zaman içerisinde değişen devlet sınırları ve kralları konu edinen bir kitap. Kutsal bir eşya olan şamdan vandalların eline geçer ve bir grup ihtiyar 7 yaşındaki bir çocuğu alarak yaşadıklarını gelecek nesillere aktarması için yolculuklarına dahil ederler. Bir insanın inançları doğrultusunda neler yapabileceğini anlatan gömülü şamdan bir kutsal emanet değil aynı zamanda halkın kaderini belirleyen bir umut olur. Çünkü Umut varsa ışık her zaman vardır.
Gömülü şamdanın Kudüs, Roma bizans'a kadar uzanan macerasına ve şamdan'ı yeniden elde etmek için bilgelerin hikayesini keyifli okuyabileceğiniz bir kitap. keyifli okumalar.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201917,8bin okunma
Herkese Merhaba
Yine keyifle okuyup bitirdiğim Zweig'ın eseri olan #gömülüșamdanın yorumuyla geldim.
Yazardan bugüne kadar hep melankoli, trajedi tarzı kitaplar okumaya alıştığım için #gömülüșamdan bana alışılmışın dışında, tarih perdesini aralayan, diğer kitaplarına nazaran farklı bir tema işleyen bir kitap.
Yazar bizi Attila'nın Doğu Roma'yı fethettiği zamanlara ıșınlıyor. O dönemlerde yaşayan yahudiler için kutsal sayılan "Menora" adı verilen 7 kollu şamdanın hikayesini anlatıyor.
Nedir bu șamdanı farklı kılan ya hu dediğinizi duyar gibiyim.
Șöyle ki; yahudilere göre Kral Süleyman'ın evinden çıktığı ve Musa'nın șamdanı olduğuna inanıldiğı için kutsal kabul ediliyor.
Ancak o dönemde yaşanan çatışmalar esnasında șamdan vandallar tarafından çalınıp başka bir ülkeye götürülüyor.
Șamdanı ait olduğu yere geri getirmek için yapılan planlar, dualar, ve bir arayışın hikayesi Stefan Zweig farkıyla can buluyor.
Ben severek okudum, tavsiye kitap önerisi arayanlara tavsiyemdir.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201917,8bin okunma
Kitap yahudiler’in en kutsal objesi olan yedi kollu şamdan menorah’ın hikayesini anlatmaktadır. Kutsallığı bilinen ve hazine odalarında muhafaza edilen şamdanın, savaşlar sonrası,Kudüs’ten Roma’ya, Roma’dan Kartaca’ya, Kartaca’dan Konstantinapol'e ve oradan da Kudüs'de bilinmeyen bir mezara bir sır olarak gömülmek üzere taşınması üzerine kurgulanmıştır. Aynı zamanda, daimi sürgüne mahkum edilmiş, gittikleri tüm coğrafyalarda istenmeyen Yahudiler’in kendi kutsal topraklarına kavuşma arzularına dair hiç vazgeçemedikleri ülküleride şamdanın yolculuğuna paralel olarak işlenmiştir. Sürükleyici olsa da bir nevi siyonist propagandası tadı vardır veya belki de direk bu amaçla yazılmıştır. Zweig, yahudilik duygularını bu hikâyede çok net bir şekilde belli ediyor. Yahudilerin hep sıkıntı çektiklerini ve her zaman eziyetlere ve sürgünlere maruz kaldıklarını özellikle vurguluyor. Anlattıkları tarihsel bir gerçek olarak kabul görse de, "acaba bugünlerde İsrail'in Filistin halkına yaptığı zulmü görse nasıl bir tavır içinde olurdu" sorusunu akla getiriyor.
Zweig’in kalemi gerçekten de müthiş diğer kitapları gibi bu kitabı da çok beğendim ama doğrusunu söylemek gerekirse betimlemeleri bana gereksiz uzun ve sıkıcı geldi. Onun dışında olay örgüsü içinde bulunduğum sürece ilham oldu her ne kadar kitabın ortasında Benjamin’in kararını tasdiklemesem de o kendisi, dini ve halkı için en doğrusunu yaptı. Verilen en güzel mesaj da “Sabırla beklemek, beklemek…” Güzeldi yani gönül rahatlığıyla okuyabilirsiniz:)
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201917,8bin okunma
Basit bir hikaye ama iyi bir hikaye bence ; sesten sese adeta bir efsane geçti. Aramızda yüzyıllar ve kilometreler olmasına rağmen Zweig, Yahudi halkına yakın hissetmenizi sağlamış Roma, Kartaca, Bizans, Konstantinopolis, Kudüs gibi imparatorluklarda ve şehirlerde tarihi hissi kabul etirmiş kitabında. Eserin akıcı diline kapılan bir tek ben olamam herhalde. Stefan Zweig'i defalarca okudum ve ağzımda yine harika bir tat bıraktı . kısaca baş karakter Benjamin'le yapmak zorunda olduğumuz şamdanı geri kazanmak için çekilmek zorunda kalan macerayı bizlere anlatıyor.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201917,8bin okunma
Her ne kadar altını çizdiğim cümlelerin etkisinde kalsam ve yazarın her zamanki gibi akıp giden kaleminde kitabın nasıl bittiğini anlamasam da kesinlikle okuyun diyebileceğim bir eseri değil. Sadece güzeldi.
Gömülü ŞamdanStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201917,8bin okunma
Yahudiler için kutsal sayilan Menora'nin hikayesi. Olay ilahi bakış açısıyla anlatılıyor. Kahramanımız benjamin nezdinde gerçekleşen olaylar sürükleyici ve heyecan dolu. Yahudilerim yaşadıkları sıkıntılar özelinde, kitap bize insanların bitmez tükenmez savaşlarını anlatıyor. Bugün bir imparatorluğun yağmaladıgi sehri, yarın bir başka imparatorluk yagmaliyor. Her zaman olduğu gibi olan yine gariban ve masum insanlara oluyor.
Stefan Zweig bu defa din teması üstünden bizi uzak diyarlara götürmüş. Hatta çok da uzaklara götürmüş. 455 yılında Roma 'da vandalların şehri ele geçirmesi ve yahudilerin kutsal saydığı yedi kollu şamdanın menora'nın gelecek kuşaklara aktarılması için sonsuza dek saklanmasını ele alıyor. Şahsen sıkıldım biraz daha doğrusu Zweig klasiklerinin dışında olduğu için olabilir bu. Ama sonunu merakla beklediğim bir romandı. Beğendim açıkçası. İnsanın inançla neler yapabildiğini öğretmek istemiş bence Stefan Zweig. İyi okumalar dilerim
Yaşadıkları onca acıdan sonra kalplerinin bu kadar katılaşmış, beşikteki bebeğin bile canına kıymaktan keyif alır hale gelmiş bir Yahudi topluluğunu günbegün medyadan takip etmek zorunda kalmak üzücü... Ki zamanında bunca ezilmişliği, bunca aşağılanmayı onlara yaşatanlar ne Müslüman idi ne de Filistinli...
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.