Günlükler

Stefan Zweig
Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 16 dk.
Sayfa Sayısı:
468
Basım Tarihi:
1997
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Adı:
Tagebücher
ISBN:
9789755107561
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2021 47. kitabı
Bugün stefan zweigin günlükler kitabını okuduk kitab bir hatırat ve anı kitabı zweigin sevenleri tarafından okunması gerekir kitabı sevdim ancak kitabta zweigin çöküş günlerinide okumak isterdim çünkü zweigin çöküş ve intiharı bir yazarın en trajik hayat hikayesidir ve bir yazarın kendi dilinden intiharını çöküşünü okumak bir itiraf ve belge niteliği taşır edebiyat için ise trajik bir eser olabilirdi Evet zweig hayatını 1. Dünya ve 2. Dünya savaşları içinde geçirir bu dönem ise en trajik hayat hikayelerinin yaşandığı dönemlerdir 2.Dünya savaşının en trajik hayat hikayesini yaşayan zweigin hayat hikayesi tüm edebiyat severlerce okunmalı ve bilinmeli 1.Dünya ve 2.Dünya savaşı hakkında anı yada hatırat okumayı sevenlerin beğeneceğini düşündüğüm bu kitabı zweig severlere savaş hatıratı severlere tavsiye ederim
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
9/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2021 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2021 06:58
Günaydın güzel insanlar. Stefan Zweig’in kendi eserlerine kıyasla oldukça kalabalık sayılabilecek, dolu dolu, birçok anını hissederek anlattığı, dünya savaşlarının psikolojisini çok iyi yansıttığı, bir kısmını da ‘Bugün bir şey olmadı’ gibi cümlelerle geçiştirdiği günlüğüne hepimiz hoş geldik! Özellikle kitabın sonlarında girdiği o bunalım dönemi, yaşadığı ve hissettikleri ve Brezilya’ya gidişi arefesinde yaşadıkları ve Alman zulmünün bitmeyeceğine olan inancının da etkisiyle aslında yapmak istediğini, yaşamanın artık anlamı olmadığı gibi ruhsal bunalımları hem çok iyi hem de bir o kadar açıkça yansıtan bir eser. İnsan psikolojisini ve kendi ırkının düştüğü durumu çok iyi yansıtan, adeta ‘Coğrafya Kaderdir’ sözünün yıllar önceki kanıtlanmış halini sunan bir eser olması da hem düşündürücü hem üzücü. Zaten hangi savaş bir toplumu mutlu edebilir, hangi savaştan bir milletin canı yanmamıştır? Milattan öncesini de sonrasını da günümüzü de savaş ortamında geçiren bir millet olarak bizler de öyle bir alıştırılmaya çalışıyoruz ki kahrolasıcalar şehit haberlerimizi bile önemsizmiş gibi altyazı ile yahut küçük puntolarla bir kenara zor sığdırıyor, o tabutlara sığmayan yiğit insanları. Can Yayınlarını pek beğenmediğimi söylerim ama güncel baskılarında artık eski kalitesiz basımları bırakmalarıyla bu fikrim değişiyor ve çok kaliteli eserler icra ettiklerini söyleyebilirim. Sayfa düzeni olsun, çevirmen yapan insanın kalitesi olsun, o değişimi sizlere hissettirebilmesi oldukça mühim. Çünkü bizim için kapak değil içerik önemli. İçerik olarak da 1912 Eylül’ünden Paris’te başlayan, 1913 ilkbaharına kadar süren bir giriş ile başladık. Akabinde 1912-1914 arası tutulan bir günlük özetiyle devam ettik. 1914 yılından yani savaşından ilk yılından başlayarak Almanya’nın Rusya’ya savaş
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
Puan vermedi·468 syf.·
2026 16. kitabı
Alman edebiyatının Çok yönlü, güçlü üretken Kalemi Zweig'ın kalemınden okuduk bu anı kıtabını bır çok kıtabını okumuş on bur okur olarak hepsinden farklı geldi, bu kitabıyla GünlüklerGünlükler bırlıkte otuzaltncı buluşmamız,ara ara buluşmak üzere sözleştik. l "kimse farkettğim, kendini, iç dünyasını, duygularını bu kadar açık oylesine içten okura yansıtınamzdı, diye düşünüyorum Gelelim kitaba GünlüklerGünlükler kendi hayatından esintiler sunduğu bu kitapta zweig özgürlük ve savaş ikilemini çok iyi yansıtıyor Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının acılarına tanık olmuş, bu acıları derinden yaşamış bu duyarlı insanın, yaşadığı dönemle ilgili düşüncelerini, iç dünyasını açıkça ortaya koyan birer belge niteliğinde. Yaşamının son yıllarını önce İngiltere'de, sonra da Brezilya'da gönüllü sürgünde geçiren, sevdiği insanlardan, alıştığı çevreden uzak düşen, dünyanın çöküşüne, inandığı, değer verdiği kavramların yıkılışına, bozuluşuna daha fazla katlanamayacağını düşünerek karısıyla birlikte 1942 yılında intihar eden Zweig, özellikle İkinci Dünya Savaşı öncesinde ve savaş yıllarında, asla onaylamadığı, nefret ettiği Hitler'in ırkından gelmenin acısını taşımak yanında, dünyanın içine sürüklendiği felaket ortamına dayanamadığı için de melankoli sınırlarına dayanan bir karamsarlığa düştü... Küllüyatını tamamlamak için adımlıyorum Anılarda gezinmek istersenız buyurun GünlüklerGünlükler
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
Puan vermedi·468 syf.··
2022 73. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 26 Aralık 2022 14:24
Selam sevgili okur! Kitabın içerisinde Stefan Zweig'ın farklı zamanlarda yazdığı günlükleri yer alıyor. İlk gençlik yıllarından başlıyorsunuz okumaya. Bu bölümler sizin zihninizdeki Stefan Zweig ile örtüşmeyebilir. Çünkü ilk gençlik yıllarında henüz bizim tanıdığımız olgunlukta değildi. Aslında bu halini tanımak oldukça önemli çünkü ilerledikçe nasıl ve neden değiştiğini, bu değişimin bedelini nasıl ödediğini de gün gün görüyorsunuz. Tahmin edebileceğiniz gibi eserin büyük bir bölümünde Birinci Dünya savaşı sırasında yaşadıkları yer alıyor. Ben de sizler gibi oldukça fazla savaş tarihi anlatan soman okudum, tarih kitabı okudum fakat bunların hiçbiri Zweig'ın günlükleri kadar etkilememişti beni. Burada hem yazarın etkileyici dili hem de gerçekten yaşanmış günlerin içinde o dönemleri okumak yaşanılanları bambaşka bir sahicilikle size sunuyor. Ben kitabı tüm bir aya bölerek yavaş yavaş okudum ve tüm süreç boyunca gerçekten de dışarıda savaş varmışcasına hissederek ilerledim. Tahmin edersiniz ki benim için oldukça zor bir okuma oldu. Savaşı yazarla birlikte yaşamak gibiydi adeta. Günlükler yazarın Brezilya'ya gitmesinden hemen öncesine kadar devam ediyor. Elbette sadece savaşı değil eserlerine hazırlık yaptığı sürecleri de günlüklerine taşımız yazar fakat genel çerçevede savaşın yarattığı psikolojiyi görüyorsunuz. "Birinci Dünya savaşı" buraya yazmak ya da telaffuz etmek kısacık ve oldukça da kolay ama yaşaması, ardında bıraktıkları ve yok ettikleri çok ağır. İşte o ağırlığı tüm kalbinizle hissediyorsunuz tüm kitap boyunca. Herkese keyifli okumalar dilerim. İsterseniz YouTube kanalıma da bakabilirsiniz. youtube.com/c/EL%C4%B0FBEGE...
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
8/10
·468 syf.·
2019 1. kitabı
31 yaşında başlayıp 59 yaşına kadar belirli dönemlerde tutulmuş bir takım notların, bilgilerin, içsel duyguların anlatıldığı dokuz adet defterin toplamıdır bu günlükler. İlk kez 1988 yılında Almanya’da yayımlandı. Aslında Zweig ilk günlüğünü 2 yıl boyunca aralıksız tutmuş ama çalınması onun şevkini kırmış. Sonra tekrar tekrar düşünüp başlamış yazmaya. Yazmaya başlamasının nedenini şöyle belirtiyor: “Eski günlüklerimden birini okurken, birden belleğimin ne kadar donuklaştığını, tehlikeli, hastalıklı derecede donuklaştığını hissettim.” 1918 yılında ara verdiği günlüklerine 1931 yılında kısa süreliğine geri dönmüştür.Daha sonra 2. Dünya savaşı yıllarına kadar yine uzun bir ara vermiştir. Eşi Lotte ile evlenince tekrar başlamıştır. Günlüklerin ilk kısımlarında kadınlara düşkünlüğü, ufak serüvenleri yer alıyor. Zweig geleceği belirsiz ve kaçamak ilişkileri seviyordu. İfşa etmek gibi olmasın ama sokak kadınları ve fahişelerle günübirlik aşklar yaşıyordu. İnsanların açılmalarını sağlamalarının, bütün utanç duygularını bastıran bir içtenlikle en gizli düşüncelerini bile söyleme ihtiyacı uyandırmasının en doğal ve gizli yeteneği olduğunu düşünüyor Zweig. Aslında Zweig’in bu kişiliği “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” kitabına çok güzel yansımış. Benim en sevdiğim hikayelerinden birisi bu kitap. Kitaptaki kadın karakter fark ettiyseniz hem hayat kadını rolüne bürünüyor hem de saf, masum aşık... Aslında Zweig aslolan ve olmasını istediği iki karakteri birlikte yoğurmuş. Ve kitaptaki erkek karakter Zweig’in kendisinden başkası olamaz! Bunu bu kitabı okuduktan sonra sizler de daha iyi anlayacaksınız. O erkek karaktere kitabın sonunda çok kızdık öyle değil mi? Aslında Zweig de birlikte olduğu günü birlik kadınları hatırlamıyor, “Dost” dediklerinin dışında.... — |.Dünya savaşı
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
10/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2020 25. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2020 22:09
Yazarın günlüklerini okuduktan sonra gerçekten onu intihara neyin, neden sürüklediğini anlıyorsunuz. Hani bir laf var ya "Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir" diye. Gerçekten öyle. O kadar iyi ve naif bir yürek ki nefretle ve kanla beslenen dünyada kendine yer bulamamış. Birinci dünya savaşı sırasında yazmaya devam etse bile, içindeki karamsarlık ve aidiyetini yitirme günden güne eritmiş ruhunu. Zweig okumak beni her daim başka dünyalara götürür. Yine öyle oldu. Ondan başka hiç kimse kendini, iç dünyasını, duygularını bu kadar açık bu kadar iyi kaleme alamazdı.
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
Puan vermedi·468 syf.··
2022 134. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2022 12:50
20.yy bilim ve sanatta, düşün dünyasında yaşanan gelişmelerle belliki genç zihinlerde büyük umutlar barındırıyordu. Ama lanetli bir yüzyıl oldu. Önce Birinci Dünya Savaşı ardından İspanyol Gribi salgını ve çok sürmeden İkinci Dünya Savaşı. Peş peşe yaşanan bu felaketlerin ve savaşların genç ve yaratıcı bir yazarı nasıl derinden sarsıp, nasıl bir umutsuzluğa sürüklediğini, ruhunda açtığı yaraları ve en sonunda yaşama dair tüm inancını yitirişini günbegün onun günlüklerinden okurken bir yandan da Avrupa’nın karanlık yıllarına da tanıklık ediyoruz. Duygusu çok güçlü bir kitap olduğunu Zweig’ın kalemine aşina herkes tahmin ediyor olmalı. Bu günlüklerle ilgili en çarpıcı yorumu sevgili Tezer yapmıştı : “Kimse beni dışarıda bir savaş olmadığına inandıramaz”
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
7/10
·468 syf.··
2019 45. kitabı
Günlük türünde okuduğum eser sayısı sayılıdır, günlük okumak pek benim tarzım olmasa da Zweig her eserinde yaptığı gibi bir yerde yakalıyor sizi. 1. Dünya Savaşı'nın ilk zamanları Almanları gönülden destekleyen Zweig'ın, savaşın acı tarafıyla tanıştıktan sonra tam bir savaş karşıtı olması alkışı hak ediyor. Kitabın son kısımlarını okudukça Zweig'ın intihara ne kadar yakın olduğunu anlıyorsunuz zaten, artık yaşamaktan bıkmış, bir savaşın daha acı sonlarına katlanamayacak bir adam görüyorsunuz. Her ne kadar ekonomik sıkıntı çekmeyen bir aileden geliyor olsa da insan olmanın ağırlığını yaşıyor her anlamda Zweig. Kadınlarla olan maceraları da bambaşka bir Zweig'la tanıştırdı beni.
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
8/10
·468 syf.··
Beğendi
·
2022 52. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2022 18:50
Zweig her zaman beğendiğim, hayran olduğum bir yazar oldu. Kendisiyle on iki yaşında Satranç kitabı sayesinde tanıştık, geçen üç yılda bolca kitabını okudum. Yeri geldiğinde kocasını aldatan bir kadını yeri geldiğinde hayattaki amacını arayan bir adamı büyük bir ustalıkla, öyle allayıp pullamadan ama kesinlikle mükemmel bir dille anlatabilmesine hayran kalmıştım, hala hayranım. Ancak aklımda hep şu soru vardı: ''Dünya'nın bu kadar farklı coğrafyalarından, bu kadar farklı seviyelerinden insanı nasıl bu kadar ustalıkla yansıtan bu adam gerçekte nasıl biri?'' Zweig'ın günlükleri tam anlamıyla Zweig'in yazarlığının ilk döneminden intihar edişine kadar geçen dönemdeki değişimini konu alıyor. Hoppa, çapkın ve romantik otuz üç yaşındaki bir adamın yaşanılan onca savaştan, edinilen onca tecrübeden sonra nasıl bezmiş, yorgun ve ümitsiz birine dönüştüğünü görüyoruz. Günlüğün ilk yıllarında gençliğin tüm tutkuları ve aşırı istekleriyle hayatının o döneminde yazdığı eserlerindeki o yumuşak, umutlu ruh hali hakim. Oysa sayfalar ilerledikçe ruhunun üzerinde gezinen kara basan giderek koyulaşıyor ve Zweig'ın eserleri üzerinde etkisini arttırıyor. En sevdiğim yazarın ruh halini anlamam bir yana tarihi olayların insan ruhunda ve toplumda yarattığı büyük çaplı etkilerini anlamama da yardım olduğu için kitaba bayıldım. Yalnız bazı sayfaların haddinden uzun olduğunu da düşünmeden edemedim, yine de Zweig kimdir sorusunu soran okuyuculara önerimdir.
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma
9/10
·468 syf.··
2025 46. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 09:58
Zweig’ın bu eseri ile birlikte okuma serüvenimde “yazar günlükleri okuma” devrini açmış bulunuyorum. Bu biraz da işin mutfağına girmek demek. Günlükler bir yazarın ortaya koyduğu tüm eserlerin köklerine işaret eder. Yani bir ırmağın doğduğu yer gibidir. Ve en önemlisi yazarın gerçek kimliğini ele veren asıl belgelerdir. Çok az yazar bu yazınsal mirası yayınlama amacı güder. Kimsenin girmeyeceği -en azından onlar yaşadığı sürece- bu kalede sorgusuz sualsiz “kendileri” olurlar. İşte benim günlük okuma merakımın arkasındaki asıl sebep buydu; perdelerin arkasındaki gerçek yazarı görmek. Bir çeşit şifre çözme, keşif yapma arzusu. Evet, Zweig’ın günlüklerine gelirsek, yazar beni bir sürprizle karşı karşıya bırakmadı. Yani günlükler diğer edebi eserlerinin izdüşümü niteliğinde. Perdenin arkasında naif, hassas, ruhu acılarla yoğrulmuş Zweig’ı buluyoruz, eserlerini okurken zihnimizde çizdiğimiz portrenin aynısını yani. İlk defteri yazmaya Birinci Dünya Savaşı’ndan önce başlamış. Savaş bittikten sonra 1930’lu yıllara kadar günlük tutmamış. Ne zaman ki yeni bir savaşın ayak sesleri duyulmaya başlamış, Zweig yeniden kaleme sarılmış. “Yıllardır günlüğüme yazmıyorum ama bu gerilimi kaleme almalıyım” diye açıklıyor bu girişimini de. Yazarın duygularının yanı sıra zengin bir tarih bilgisi sunuyor eser bize. Her iki dünya savaşının da atmosferi çok derinlikli bir şekilde verilmiş. Yazarın bu çalışması anı türünde olan bir diğer eseri Dünün Dünyası ile paralel nitelikte. Ama tabi ki Dünün Dünyası ile aynı edebi derinliğe kesinlikle sahip değil. Çünkü Dünün Dünyası vitrine konma amacı ile yazılmış bir eser. Günlükler ise yalnızca güncel olayları ve yazarın duygularını içeren, edebilik kaygısından uzak, son derece yalın bir şekilde kaleme alınmış yazınsal ürünler. Kitap boyunca en çok
GünlüklerStefan Zweig · Can Yayınları · 1997289 okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.