Yazarın ölümünden epeyce bir süre sonra -1981'de- gün yüzüne çıkan önemli bir eseri Clarissa.
Katı bir askeri disipline sahip bir yarbayın kızı olan Clarissa, küçük yaşta öksüz kalır. Babası bir çocuğa nasıl yaklaşacağını bilemeyen, hayatı talimnamelerden ibaret gören bir subaydır. Onun iyi bir eğitim alması için bir manastıra gönderir Clarissa'yı. Babasının katı tavrını miras alan Clarissa, manastırda herkesin saygı duyduğu ama kimsenin yakınlık kurmadığı bir genç kızdır.
Reşit olduğunda kendi kendine hiç karar almamış olan Clarissa, hayatı ile ilgili önemli kararlar vermek zorundadır. Önemli bir psikiyatrın yanında sekreter olarak çalışmaya aynı zamanda eğitim bilimleri ile ilgili eğitim almaya da başlar. Eğitimin bir parçası olarak gittiği İtalya'da hayatının aşkıyla karşılaşır. Fransız sosyalist Leonard ile büyük bir aşk yaşar. Ancak kendilerine kurdukları Küçük dünya Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle sarsılır. Savaş bu iki aşığı ayırmıştır. Şimdi onlar, iki düşman ülkenin insanlarıdırlar. Üstelik Clarissa hamiledir de. Aşka, geleneklere ve savaşa dair oldukça etkileyici bir kitaptı. Tavsiye ederim.
ClarissaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202217bin okunma
Clarissa --- Stefan Zweig
Stefan Zweig'ın "Clarissa" adlı romanı, Zweig'ın ölümünden sonra keşfedilen ve tamamlanmamış bir eseridir. Açıkçası bu bilgiyi başta edinseydim başlamazdım. Evet sonu devam edecek gibi ve bir tatminsizlik içinde kalıyorsunuz. Ama Stefan Zweig Birinci Dünya Savaşı hakkındaki hislerini apaçık şekilde bu romanında aksettirmiş ve bu yüzden okuduğuma da pişman değilim. "Clarissa" romanı, , Zweig'ın diğer romanları gibi, psikolojik derinliği ve karakter analizleriyle dikkat çekiyor.
Kitaptan önce Zweig'in görüşleri hakkında bir şeyler yazmak istiyorum. Bildiğimiz üzerine savaş öncesi Zweig da diğer aydınlar gibi başlangıçta savaşın ulusal bir görev ve onur meselesi olduğuna inanmış ve savaşın Avrupa'ya yeni bir düzen ve istikrar getirebileceğini umut etmiştir. Bu dönemde milliyetçi şiirler ve yazılar kaleme almıştır. Savaşın ilerlemesiyle birlikte, Zweig ve birçok entelektüel, savaşın getirdiği yıkım ve acıların farkına varmaya başlamıştır. Savaşın romantik ve kahramanca bir mücadele olmadığı, aksine büyük bir insanlık trajedisi olduğu anlaşılmıştır. Savaşın anlamsızlığı ve milliyetçiliğin yıkıcı etkileri konusunda derin bir hayal kırıklığı yaşamış olan Zweig 'ın ülkesinden kaçarak Brezilyada yaşadığını ve artık bu çürük dünyaya katlanamayıp eşiyle beraber intihar ettiğini biliyoruz. Savaşın sona ermesinden sonra, Zweig, hümanist ve kozmopolit bir dünya görüşünü benimsemiştir. İnsanların milliyetlerine veya etnik kökenlerine bakılmaksızın eşit ve değerli olduğuna inanmıştır. Bu düşüncelerini Clarissa romanında ortaya koymuş olduğunu görüyoruz. Stefan Zweig milliyetçiliğe olan yaklaşımı, savaşın başlangıcındaki coşkudan, savaşın yıkıcılığı karşısında derin bir hayal kırıklığına ve sonunda hümanist ve barışçıl bir dünya görüşüne doğru evrildiğini
Kitabı çok çok beğendim Stefan Zweig’in kalemi çok çok güzel kitap çok akıcı ve sade bir dille yazılmış okumak isteyenlere tavsiye ederim
Kitabın konusuna gelecek olursam;
Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981’de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa’da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır. Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa bir manastır okulunda büyümüş, eğitimini tamamladıktan sonra Viyanalı ünlü bir sinir hastalıkları uzmanının yanında çalışmaya başlamıştır. Luzern’deki bir kongrede barışsever Fransız öğretmen Leonard’la tanışır. Birbirlerine aşık olurlar. Savaş yüzünden ayrılmak zorunda kaldıklarında Clarissa hamiledir. Üstelik karnındaki bebeğin babası aynı zamanda düşmanıdır da. Milliyetçi bir histerinin kol gezdiği parçalanmış Avrupa’da bu bebeği doğurmak yalnızca kişisel bir karar değildir artık.
Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa, Birinci Dünya Savaşı'nın yankılarıyla abisi ve babasından uzakta bir manastır okulunda on yılını geçirmek zorunda kalır, babasının disiplin ve baskıcı tavrıyla şevkatten yoksun yetişen Clarissa bu durumu ilerleyen zamanlarda dış dünyasıyla olan ilişkilerinde hissedecektir. Ve bu durum savaşın yankılarıyla daha yakıcı bir hale gelecektir.Merak uyandıran hikayesiyle sürükleyici bir eser keyifli okumalar ...
Clarissa kısa olmasına karşın beni oldukça etkileyen eserlerden biri oldu. Birinci Dünya Savaşı’nı yaşadığımız cepheden değil de bir başkasından dinlemek farklı geldi. Savaşın ülke fark etmeksizin aynı yıpratıcılığı olduğunu hatırlattı bana. Clarissa’nın bakış açısından aşkı, yalanı ve en çok da savaşı okuyoruz.
Yalan yok son kısımlara doğru biraz sıkıldım ama yine de bu kitabın genelini sevmeme engel olmadı.
Stefan Zweig'in eşiyle birlikte intiharı dolayısıyla tamamlayamadan arkasında bırktığı kitaptır. Taslakları bulunduktan sonra Zweig'in arkadaşı Beck tarafından devam edilmiştir.
Kitap, Clarissa ve onun hayatını tanıtarak başlıyor. Clarissa, annesini genç yaşta kaybetmiş ve babasıyla olan ilişkisi ise sorunludur. Manastırda geçen çocukluğu sert kurallar çevresinde şekillenmiş, babasından tam olarak sevgi belirtisi görememesi nedeniyle Clarissa içine kapanık bir kişiliğe bürünmüştür. İlerleyen sayfalarda birinci dünya savaşı patlak verir. Clarissa bu dönemde hayatının önemli kararlarını vermek zorundadır.
Kitapta hasret, utanma, yalan ve savaş gibi birçok konu işleniyor. Genel olarak kitabı beğendiğimi söyleyebilirim. Ama bana göre sonu hiçte olması gerektiği gibi bitmedi. Çok yarım kaldı kitap. Elimizden gelen tek şey Zweig yaşasaydı kitabın nasıl bir sonla biteceğini tasavvuf etmek.
ClarissaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202217bin okunma
Yine Stefan Zweig'ten harika bir kitap. Cidden yazarın dilini ve konularını çok beğeniyorum. Dilerdim ki bu kitabı kendisi bitirmiş olsun ama nasip olmamış. Yine de büyük bir keyifle okudum.
---
Clarıssa küçük yaşlardan itibaren olgun ve sıkı denetim altında olan bir kadın. Onun hayatını okurken imrendiğim çok şey oldu. Azmi ve hayata bakış açısı çok güzeldi. Léonard ile olduğu yılları büyük bir keyifle okudum. Babasından doğru düzgün sevgi görememiş bir insanın böylesine güzel zamanlar geçirmesi beni mutlu etti. Clarıssa bunu sonuna kadar hak eden biriydi. İkilinin dünyayı umursamayıp, kendi dünyalarında kaybolmaları hayatımın bir anında benimde yapmak istediğim bir şey. Olaylara karşı bakış açıları, hükümete, ırkçılığa ve en önemlisi özgürlük hakkındaki düşünceleri o kadar hoşuma gitti, o kadar hak verdim ki... Fakat sonradan ikilinin ülkeleri savaşa girince ayrılmak zorunda kalıyorlar ve Clarıssa çocuğunu korumak için hastanede baktığı Brancoric ile evleniyor. Bence bunca yaşamında Clarıssa'nın daha dikkatli düşünmesi gereken tek karar olduğuna inanıyorum. Zamanın şartlarına göre belki bu pek mümkün değildi ama yine de üzülmeden edemedim. Brancoric ile evlendikten sonra Clarıssa'nın çok fazla huzursuz ve korku içinde kalması kötü bir durum. Nasıl desem bilemiyorum, kitabın içine girip Léonard ve Clarıssa'yı buluşturasım geldi.
Biraz da savaşın işlenişinden bahsetmek istiyorum. Brancoric savaştan korkan ve yaralanıp hastaneye geldiğinde iyileşmesine rağmen kendini tozlarla hasta etmeye devam eden usta bir yalancı. Bunu kitabın devamında da görüyoruz. Savaşın nelere sebep olduğunu, bir korkağın neler yapabileceğini, insanların nasıl çirkinleşebileceğini çok güzel anlatmış. Ve bir insanın sırf savaş uğruna ne kadar hissizleşebildiğini de gördüm. Clarıssa'nın babası
Kesinlikle yarım kalmaması gereken bir kitaptı o kadar çok isterdim ki Zweig’ın devam
ettirebilmesini ama yine de okunması gereken bir
kitap olduğunu düşünüyorum severek bitirildi
ClarissaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202217bin okunma
Oldukça hoş ve akıcı bir kitaptı. Sonunun biraz parçalı olması anladığım kadarıyla Stefan abimin intiharından kaynaklıymış. Kitapta kendi ait hissedememe problemini bize de hissettirdi. Yazarı anlamamızda en önemli kitap denebilir intiharına yakın da yazıldığını düşünürsek oldukça hissedilir bir anlatım
ClarissaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 202217bin okunma
SPOİLER İÇERİR
Zweig hayatının son dönemlerinde başladığı, taslağı 1981'de gün ışığına çıkarılan ve yayıncısı tarafından tamamlanan Clarissa'da, 1902 yılından Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesine kadar geçen dönemde, dünyanın halini genç bir kadının gözünden anlatır.
Psikolojik ve akıl almaz bir atmosferde ilgi çekici olarak, savaş ve savaş sonrası yıllarında servetinden mahrum kalan Avusturyalı bir subayın kızı olan Clarissa Schuhmeister'ın hayatını anlatır. Clarissa Viyana'da bir manastır okulunda büyür ve erken yaşlarda hissetme, düşünme ve eyleme geçirme azmiyle gelişir.
@genckitapkurduu, Clarissa, Stefan Zweig
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.