Adı:
Yeşil Gece
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
223
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751001863
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
Toplumsal yönü ağır basan bu romanda, medresede yetişen ancak sonra öğretmen okulunu bitirerek Ege Bölgesindeki bir kasabada gerici ve çıkarcı birtakım güçlerle savaşan idealist bir gencin serüveni ele alınıyor. Atatürk Devrimi'nin o coşkulu havası içinde, çok güçlü sezgi ve gözlemlerle kaleme alınmış bu kitapta, toplumumuzun o günkü bütün büyük sorunları, yürekli bir biçimde tartışılıyor. Romanın en önemli kahramanı Şahin Hoca'nın kişiliğini oluşturan nitelikler mücadelesi ve uğradığı yenilgilerin öyküsü sayılabilir.
(Tanıtım Bülteninden)
Tarih ve roman dersimin bana vermiş olduğu en güzel ders oldu bu kitap. Iyi ki bu kitabı seçmişim dedim. Kac insana okuduğu kitapta kendi hayatını bulma bahtiyarlığı verilir ki. Bu kitabin ana karakteriyle aynı kritik donemlerden geçtiğimi gördükçe şaşırdım önce bir medrese öğrencisi sonra bir cumhuriyet aydını oluverdi nasıl mı oldu? çok sancılı, işte ana karakterin zihninde yaşadığı karmaşıkligi bizatihi yaşadım zamanında.. işte beni etkileyen yönüde bu oldu, onun dışında kitap bize cumhuriyet dönemi romanlarının klasik ogretisini anlatıyor ilerici-gerici çatışması ve her dönemin adamı olmayı başaran bukalemunzadeler :)
Sarıova'yı yeşil geceden kurtarmaya çalışan bir muallimin öyküsü. Aslen bir medreselidir ama Şahin Bey mektepte muallimliği tercih eder. Kitabı ikiye ayırırsak birinci mücadele halkı sarıktan kurtarmaya çalışmanın, ikinci olan ise sarığı mecburiyetten dolayı takmanın öyküsü. Baş karakter olan Şahin Bey'in düşünce yapısı ve yaşadığı ikilemler romanın temeli. Konunun çok eski olduğu söylenemez. Dili kimi zaman ağır gelebilir ama anlamakta sıkıntı yaşanmıyor. Özellikle Osmanlı Devleti'nin son yıllarındaki toplumun ideolojisini merak edenlerin okumasını öneririm. Ben beğendim umarım herkes beğenir:)
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.053 Oy)17.436 beğeni39.365 okunma2.096 alıntı164.842 gösterim
  • Dokuzuncu Hariciye Koğuşu
    8.3/10 (2.913 Oy)3.109 beğeni13.927 okunma640 alıntı42.511 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.204 Oy)8.120 beğeni23.904 okunma1.883 alıntı102.039 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.950 Oy)8.339 beğeni23.154 okunma1.125 alıntı112.473 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.037 Oy)7.303 beğeni19.772 okunma3.168 alıntı116.164 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.821 Oy)8.111 beğeni25.921 okunma618 alıntı126.260 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.983 Oy)12.441 beğeni31.648 okunma2.748 alıntı132.116 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (4.582 Oy)4.930 beğeni15.688 okunma809 alıntı54.186 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.125 Oy)10.789 beğeni26.478 okunma1.382 alıntı139.417 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.085 Oy)4.800 beğeni15.974 okunma2.765 alıntı102.345 gösterim
Laiklik... Ne muazzam öneme sahip bir kavram. Din ise, oldukça hassas bir konu. Kişinin yaratıcıyla kendisi arasında yaşadığı bir durum. Ama araya giren üçüncü kişiler, din "alimleri" asırlardır varlar ve olmaya da devam edicekler. Elbette insan bir yol gösteren arar her konuda ve din de bunlardan biridir. Bu kişilerin sınırlarını bilmeleri ve işlerini hakkıyla, dürüst biçimde yapmaları da bir o kadar önemlidir. Her meslekte bir iki, belki daha fazla bulunan çürük elmalardan bunların arasında olması da kaçınılmazdır. Bundan ziyade toplumun gidişatında söz sahibi olmaları ise daha kötü sonuçlar doğurabilir. Bunun işini yapan kişiyle alakası yoktur ama bunlar o çürük elmalardan ise durum daha vahimdir. Ve ne yazık ki asırlardır onlarca toplum bu kişilerin yönettiği şekilde yaşamıştır, yaşamaya devam edenleri de vardır. Yeşil Gece de medreselerin ve softaların hüküm sürdüğü, sözünün geçtiği bir zamanda kendisi de medreseden yetişmiş ama daha sonra bunların memleketi karanlığa götürdüğünü anlamış genç ve idealist bir ilkokul öğretmeni olan Şahin Bey'in cehaletle ve bağnazlıklarla mücadelesini anlatıyor. Küçücük çocukları başlarına sarılan sarıklardan kurtarıp, onlara öğretilecek olan pozitif bilimlerin; kuracağı yeni neslin en önemli şartı olduğunu bilmekte ve onları kafalarına zorla doldurulmak istenen ağır yükten kurtarmaya çabalamaktadır. Bu yolda ona kendi meslektaşlarından, halktan, başka fen adamlarından gelen destek ümitsizliğe kapılmamasını sağlayan en önemli faktörlerden biridir. Karşısındaki düşmanların en beteri ise bence; değişen şartlarda bukalemun misali her şekilde 'karşısında' olan, hiçbir zaman, hiçbir dönem kaybolmayacak 'her devrin adamı' diye tabir edilen menfaatçi insan modeliydi.

Kişilerin ideolojileri mükemmel ve eğreti durmayan bir şekilde açık ve net verilmişti; roman boyunca geçirdikleri düşüncesel devrimler, çöküşler vb. olması gerektiği gibiydi. Şahin Bey'in düşünce yapısını metin içinde yer alan kendi cümleleriyle tam olarak vermek istiyorum:
-Medrese eğitimi alan, almakta olan softalar için düşündükleri;

"Kaba ve iptidai bir dünyaları vardı: Karalar ve denizlerin üstünde kubbe biçiminde bir tavan, onun üstünde çivi çivi çakılmış yıldızlar altında insan sürüleri: Her birinin omzuna iki hafiye melek oturmuş, durmadan ne yaptıklarını, ne düşündüklerini yazıyor; sonra bunların hepsinin üstünde kullarını bu jurnallara göre keyfince asıp kesen, mesela kadınlar sokakta yüzlerini açıyor diye tarlalara dolu, şehirlere taş yağdıran çatık yüzlü bir Tanrı; günah işleyenleri yakmaya mahsus bir ocak ki, bir deliği açık kaldığı zaman yeryüzü sıcaktan kavruluyor; bir cennet ki içinde İstanbul çarşıları gibi yiyeceğe, içeceğe dair yok yok; yalnız şu farkla ki orada alışveriş para ile değil, Allah'ın sevgili kulları diz dize oturmuş, gece gündüz dua ve ilâhi okumakla meşgul; ara sıra ibadete fasıla vererek çeşit çeşit nimetler yiyorlar; huriler, gılmanlarla, sefa sürüyorlar; sonra yine dua ve ilâhi!" (Sayfa 23)

Yeşil Gece olarak tasvir ettiği medresenin karanlık eğitimi, ilmi hakkındaki düşünceleri;

"- Bak şu yeşil türbe kandiline Rasim. Medresenin ilim ve nur dediği şey bu sisli ışığa benzer... Hep böyle mezarları, insana kasvet ve ümitsizlik veren şeyleri aydınlatır... Erişebildiği yerlerdeki eşyaların şeklini, rengini değiştirir, her şeyi korkulu vehimler ve hayaller şekline sokar... Bir ışık ki sekiz, on adımlık çevresi haricinde yine  gece vardır. Asırlardan beri nur diye hep bu yeşil gecenin içinde yaşadık. Ben, aydınlık diye ona derim ki, beş altı saat sonra doğacak gün gibi her yeri, her köşeyi berrak bir mücevher ışığına boğar... Bu yeşil geceye nihayet verecek gün bizden, yeni mektep dediğimiz bu kötü, karanlık viraneden doğacak." (Sayfa 69)

Son olarak; kitabı aslında yarım bırakmayı düşündüm başladığımda. Birkaç gün de ara verdim. Çünkü yer alan yabancı kelime sayısı fazla ve sözlüğün kitabın arkasında olması epey vakit harcamama sebep oluyordu ve kitaptan aldığım keyfi yok ediyordu. Sonrasında yavaş yavaş alıştım, daha az bakmaya başladım. Cümlenin tam anlamını anlamam yeterli oldu, bu sayede bitirebildim. Keşke yayınevi kelimelerin anlamlarını hemen yanlarında verseydi okuması daha kolay ve zevkli olurdu fikrimce. Bunu dışında beğenmediğim tek şey ise kitabın sonu. Yazar niye böyle meçhul bir sonla bitirmiş anlam veremedim. Daha güzel bir son beklerdim açıkçası ama Yeşil Gece dönemini anlatan gayet güzel ve okunması gereken bir roman. Gerçi her döneme hitap eden bir konusu var bu yüzden güncelliğini kaybedeceğini de düşünmüyorum. Geçmişte de böyleydi, günümüzde de böyle, gelecekte de böyle olmayacağının garantisi yok...
Reşat Nuri dendiğinde akla ilk gelen kitaplardan biri değil Yeşil Gece. Yine de bu durum, değerini düşürmüyor. Şahin Efendinin hikayesi ve bu hikaye etrafında ele alınan konular, üzerinden yıllar geçse de kitabın güncelliğini yitirmemesine neden oluyor. Tarih tekerrürden ibaret denilip geçiledebilir, bu kolay yol. Fakat insanoğlunun sürekli aynı hatada ısrar etmesi, tarihin insan aklı üstündeki hegemonyası mıdır yoksa insanoğlu gerçekten, aynı batağa yüzlerce kez düşebilecek kadar ahmak bir yaratık mıdır? Döngüye sıkışıp kaldığı müddetçe insanoğlu, bu soruyu aklına getirmeyecek ve doğal olarak da bir cevap bulamayacaktır. Çıkarlara alet edilip Hak yolundan saptırılan din, mukaddes kabul edilen şeyler ardına saklanılıp çevirilen onca alavere dalavere ve amaç, makama, güce ve paraya sahip olma tutkusu. Bu kitapta da "devrin adamı" tabirine cuk oturacak karakterler göreceksiniz. Sürekli ortalığa pislik saçan makinenin, çarklarına çomak sokmaya çalışan, biçare dürüst ve idealist kahramanlara rastlayacaksınız. Birilerini birilerine benzeteceksiniz. Şanslıysanız, bu idealist kahramanlara bir yerlerde rast geldiğinizi düşüneceksiniz. Galibiyete önem veren bir mizaca sahipseniz onları örnek almayın ama. Bilakis, onlar bu yolun daimi mağluplarıdır. Kitapta çokça anlayamadığım kelime olduğundan (ki bunu doğal karşılıyorum, çünkü yazıldığı dönemin dili bu) ve benim okuduğum formatında bir sözlük dahi bulunmadığından düşük puan verdim. Elbette ki bu benim hatam. Bunun yanı sıra finali de, romantik bir yönle ele alırsam, üzücü olduğundan beni mutlu etmedi. Lakin ne yapalım? Yukarıda yazdığımız onca sebepten ötürü önümüze gelen gerçek, bundan ibaret. İçerik olarak ise şunu söyleyebilirim ki, yazar, karakterleri fiziksel ve ruhsal açıdan güzel donatmış ve konuda sırıtan bir karakter yoktu. Yozlaştırılan dini, dönemin toplumsal yapısını, azıcık da polisiyeyi güzel bir şekilde harmanlayan, okunası bir kitaptı. Tavsiye ederim.
Millî mücadele dönemini örneklerle çarpıcı şekilde anlatmış yeşil geceyi güntekin. Anlamakta zorlandim. Kitabın dilinin sadeleştirilmiş hali buysa. Çok fazla eski türkçe kelime var. Cozumluyorsunuz da biraz okuru yoruyor. Onun dışında guzel.
Bu memleketin yeşil gecesi herhalde bitmez.Bitmesini istemeyenlerin en büyük geçim kaynağı da dindir.Din büyük bir ihtiyaçtır bana göre ancak herkes de dinini istediği gibi yaşama hakkına sahiptir.Dini duygularının sömürülerek kandırılmaya çalışılması çok acı.Kitap ülkemizde geçmişte yaşanan bu tür durumları gözler önüne seriyor. Bazı şeyler hiç değişmemiş.
Eski-Yeni çatışmasını gayet iyi bir üslupla kaleme almış usta yazar.Bir öğretmenin geleceği şekillendirmek adına başvurduğu yollar en ince ayrıntısına kadar işlenmiş.
Reşat Nuri'nin kitaplarının çoğunu bundan yaklaşık 10 sene kadar önce okumuştum. Okuduğum kitapların hepsini de hikayesi, anlatım tarzı açısından hep beğendim. Ama bir kitabın nasıl okunması gerektiğini, kitaplarda hikayeden daha fazlası olduğunu daha yeni yeni öğrenmeye başladım (1000kitap ın çok büyük katkısı var, tabi bir de zamanla hayat tecrübesi artıyor). 10 sene önce biraz farkında olsam da aslında kitaplarda ilgili dönemin sosyal, siyasi, kültürel yapısını, insanımızı tarih kitaplarının kuru anlatımına göre daha iyi yansıttığını ve bu konuda iyi birer kaynak olduğunu kavradım. "Yeşil Gece" de Osmanlının 19. yy. sonlarına doğru başlayan aydınlanma mücadelesini birçok tarihi bilgiden daha iyi sunuyor. Dinin hurafelerle, israiliyatta dolması, din adamlarının halkın din duygularını istismar etmesi, cahilliğin ve bağnazlığın nasıl bir imparatorluğu geriye götürdüğünü daha iyi anlıyorsunuz.

Ancak, burada not düşülmesi gereken hususlar var: Yazarın ne kadar objektif olduğundan emin olamıyoruz. Yazarın çizmiş olduğu muhafazakar kesim biraz karikatürize olmuş gibi geldi bana. Diğer bir ifadeyle, muhafazakar karakterler (belki bir iki istisna dışında) hep çıkarcı, bağnaz olarak resmedilmiş. Bahse konu karakterlerin tasviri yapılırken de sivri dişleri görünüyordu gibisinden sürekli içindeki şeytanlığın dışına yansıdığı, medeniyet düşmanı tipler ortaya konmuş. Her ne kadar bağnazlık ve cahillik o dönemde yaygın olsa da akıl ve sağduyu sahibi, hoşgörülü insanların da o dönemde yaşamış olması gerektiğini düşünüyorum. Ama o dönemlerde yaşamadığım için, bir de olaylara muhafazakar kesimin bakış açısından bakan eserler okumadığım için ortaya net birşey koyamıyorum. Ama bu tarz tasvirlerin bulunması ya da muhafazakar kesimden iyi örnek olabilecek karakterlerin olmayışı kitabın akıcılığını ve gerçekçiliğini bozmuyor bence. Ayrıca, kitapta Osmanlının son zamanlarındaki avukatlık, savcılık müesseleri, suç ve masumiyet karinesi gibi kavramların uygulanması (uygulamasında sıkıntılar olsa da), eğitim sisteminde yapılan reformlar gibi hususlarda da bilgi edinebiliyorsunuz. Cumhuriyetle ivme kazanan devrimlerin aslında üç beş kişinin rakı masasında (öyle iddia edenler var) başlatılmadığını, fikri gelişiminin 19. yy. ortalarından itibaren azımsanmayacak sayıda Osmanlı askeri, bürokratı ve aydını tarafından sağlandığı bilgisini de bu kitapla pekiştirmiş oluyorsunuz. Toplayacak olursak Reşat Nuri, Yakup Kadri, Halide Edip gibi yazarların romanlarına aslında yaşayan tarih olarak bakıp geçmişimizi, geçirdiğimiz evrimleri daha iyi anlayabiliriz. Tabi ki objektifliğimizi kaybetmeden
1928 yılında yazılmış ve meşrutiyet dönemi bir anadolu kasabasını anlatan bu romanda, yazıldığı dönem itibariyle, bir nevi ''nereden nereye geldik'' sunumunu fark edebilirsiniz. Yapılan kemalist devrimlerin gerekçeleri sunuluyor bir bakıma: Medrese ve batılı tarz okulların bir arada yaşamasının imkansızlığı, toplumun geri kalmasından menfaat duyan eşraf ve ileri gelenler, yenileşme konusunda kafası karışık ittihatçı kadrolar vs vs.

Baş karakter Şahin Efendi aslında düz anlamda bir kaybeden. Fakat işaret ettiği yolun zaferini muştulayan bir 'şehid' anlamında kaybeden. Bizzat medreseden yetişme biri olarak medreselerin çağ dışılığına yönelik bir ikna aracı olarak seçilmiş. Medreseden yetişme birinin medreseleri eleştirmesi daha bir ikna edici bulunmuş yazar tarafından zannımca. Yaban'daki baş karaktere benzer bir baş karakter. Fakat Yaban'dakinin aksine burada karakterimizin yandaşları da mevcut. Ve Ahmet Celal'den farklı olarak romandaki deyimiyle nikbin bir karakter. Bir militan ama aynı zamanda pragmatist. Yeri geliyor takiyye yapıyor: en ala dinciyi dahi ikna ediyor söyledikleriyle. Bu yönüyle tüm aydınlanmacıların kaderini paylaşıyor aslında. Tanıdık geliyor.

Dönemin havasına uygun bir milliyetçilik vaazı da içten içe hissediliyor yine romanda. Parçalanan bir imparatorluğun artık neredeyse tek başına kalan ulusunun bir bakıma kendini var etme, gerçekleştirme çabası gibi. Dünyayı sadece zayıf ve kuvvetli devletler, uluslar ve bunlar arasındaki mucadele yönünden gören dönem aydınlarımız için son derece anlaşılır bir durum bu. Var olan gericiliğe karşı tek reçeteleri 'türklük' olan bir aydın kuşağının toplum inşa romanlarından biri. Kurgusu ve serüvenini eksik buldum. Bu tarz tezli romanlarda tez hikayeye ustaca yedirilmeyince propaganda çok sakil kalıyor, anlatılmak istenen şeyin inandırıclığı da zarar görüyor. Yine de okunaklı tabi, çünkü ne kadar hikaye gücü zayıf da olsa bizim için çok can yakıcı bir mesele hala ne yazık ki.
Şahin Efendi... Sen de kendimi gördüm, Atatürk'ü gördüm...
Zehirli zihinler ile savaşan, genç, idealist bir öğretmenin serüvenini ele alan bu kitap, hakikati olduğu gibi anlatan, harikulade bir eser. Bu zihniyetin hala yaşıyor olması, maalesef ki yabancı hissettirmiyor kitaba. Maalesef ki...
Reşat Nuri'nin günlük yaşantının içerisinde yaşattığı, etkileyici gözlemlerini yansıtan ve günümüzede uyarlanabilecek keyifli bir romanı
İdealist bir öğretmenin anadolunun bi kazasın da boğnazlar,softalar,yobaz düşünceler ile imtihanının anlatıldığı güzel klasiklerimizden.
"Kendinizi feda edebilirsiniz ,fakat bir ferdin hakkını asla..."
" yalan söylemeden insanları idare etmek kãbil olmuyor."
"Kavga küfür; insanı insan olarak dünyaya geldiğinden utandıran olay"
"Anadoluda taassubun (bağnazlık) cehaletin neticesi olan sefalet ve felaket"
"Kadın çok büyük bir kuvvet....;bugünkü felaketlerimizde belki onu asırlarca ihmal etmiş,ezmiş,cahil bırakmış olmamızın da bir dereceye kadar tesiri var."
"Mektepte kimse ile sıkı fıkı arkadaş olmaya ihtiyaç duymuyordu(...) O vakte kadar kendi düşüncelerinin âleminde yalnız yaşamaya alışmıştı. İç hayatı olmayan insanlar gibi durmadan etrafında konuşulacak, dertleşilecek insan aramaya ihtiyacı yoktu."
Bunlar öyle adamlardı ki; bir padişah selamı, üç beş liralık bir ihsan için Allah'ı da Peygamber'i de tereddütsüz satarlardı.
Reşat Nuri Güntekin
Sayfa 31 - İnkılap Yayınevi

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yeşil Gece
Baskı tarihi:
Ocak 2013
Sayfa sayısı:
223
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751001863
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
Toplumsal yönü ağır basan bu romanda, medresede yetişen ancak sonra öğretmen okulunu bitirerek Ege Bölgesindeki bir kasabada gerici ve çıkarcı birtakım güçlerle savaşan idealist bir gencin serüveni ele alınıyor. Atatürk Devrimi'nin o coşkulu havası içinde, çok güçlü sezgi ve gözlemlerle kaleme alınmış bu kitapta, toplumumuzun o günkü bütün büyük sorunları, yürekli bir biçimde tartışılıyor. Romanın en önemli kahramanı Şahin Hoca'nın kişiliğini oluşturan nitelikler mücadelesi ve uğradığı yenilgilerin öyküsü sayılabilir.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 535 okur

  • Bahar Bilgiç
  • Nusret Taşdemir
  • Scarlett
  • Yağmur
  • Esen Beste Güzel
  • Sibel Doğan
  • Gülsüm Başpınar
  • Sacide kınacı dursun
  • Sümeyya
  • Ayşenur MT

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%21.9
25-34 Yaş
%39.7
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%6.7
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%73.8
Erkek
%26.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%26.3 (30)
9
%8.8 (10)
8
%21.1 (24)
7
%20.2 (23)
6
%13.2 (15)
5
%6.1 (7)
4
%0.9 (1)
3
%1.8 (2)
2
%0.9 (1)
1
%0.9 (1)

Kitabın sıralamaları