Edip Cansever

Edip Cansever

Yazar
Derleyen
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.3
4.901 Kişi
okuyor-dolu
18,2bin
Okunma
v3_begen_dolu
3.806
Beğeni
goz
92,9bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Tam adı
Ömer Edip Cansever
Unvan
Türk Şair
Doğum
İstanbul, Türkiye, 8 Ağustos 1928
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 28 Mayıs 1986
Yaşamı
8 Ağustos 1928'de İstanbul'da doğdu. İstanbul Erkek Lisesi'ni bitirdi. Kapalıçarşı'da turistik eşya ve halı ticareti yapmaya başladı. 1976'dan sonra yalnızca şiirle uğraştı. Bodrum'da tatildeyken beyin kanaması geçirdi, tedavi için getirildiği İstanbul'da 28 Mayıs 1986'da yaşamını yitirdi. İlk şiiri 1944'te İstanbul dergisinde yayınlandı. Yücel, Fikirler, Edebiyat Dünyası, Kaynak dergilerinde çıkan ilk gençlik şiirlerini "İkindi Üstü" kitabında topladı. Bu şiirlerde varlıklı, her şeye yaşama sevinciyle bakan bir gencin avarelikleri, duyguları ön plandaydı. 1951'de "Nokta" dergisini çıkardı. Bu dergi genç şairlerle ve yazarlarla tanışmasını sağladı. İlk kitabından 7 yıl sonra yayınladığı "Dirlik Düzenlik" bu dönemin ürünüdür. Bu kitaptaki şiirlerde düşünceyi dil içinde eritmeye yönelen, özlü bir söyleyiş ve çarpıcı biçim arayan, toplumsal eleştiri için mizah aracını kullanan bir tutum görüldü. 1957'de yayınlanan "Yerçekimli Karanfil" ile kendisine özgü bir şiir evreni kurdu. İkinci Yeni akımının özgün örneklerini verdi. Yenilik, Pazar Postası, Yeni Dergi gibi dönemin sanat yayınlarında şiirsel canlılığı besleyen şairlerden biri oldu. Şiirinde zamanla sevinç yerini bunalıma, toplumsal dengesizlikleri eleştirme kaygısı yerini yıkıcı bir umutsuzluğa bıraktı. "Dize işlevini yitirdi" gerekçesiyle yeni arayışlara yöneldi. Şiirde tiyatrodan esinlenen diyaloglar kullandı. "Nerde Antigone", "Tragedyalar", "Çağrılmayan Yakup" bu dönemin ürünleri. Yine de İkinci Yeni içindeki bazı şairler gibi anlamsızlığı savunmadı. Kapalı, anlaşılması güç, yine de anlamdan ayrılmayan bir şiire yöneldi. Çok farklı imgeler kullanırken bile düşünce öğesini gözardı etmedi. Yapıtlarına tutarlı bir bütünlük kazandırdı. Şiirinde düzyazı olanaklarını kullanmaktan da çekinmedi. Yalnız şiirleriyle değil tepkileri ve yaşama biçimiyle de kendisinden söz ettirdi. Sürekli yazan, yayınlayan bir şair olarak ilgileri hep üstünde tuttu. Eserleri Şiir Kitapları İkindi Üstü (1947) Dirlik Düzenlik (1954) Yerçekimli Karanfil (1957) Umutsuzlar Parkı (1958) Petrol (1959) Nerde Antigone (1961) Tragedyalar (1964) Çağrılmayan Yakup (1966) Kirli Ağustos (1970) Sonrası Kalır (1974) Ben Ruhi Bey Nasılım (1976) Sevda ile Sevgi (1977) Şairin Seyir Defteri (1980) Yeniden (1981) Bezik Oynayan Kadınlar (1982) İlkyaz Şikayetçileri (1984) Oteller Kenti (1985) Hikaye, Roman Gül Dönüyor Avucumda (Ölümünden sonra, 1987) Şiiri Şiirle Ölçmek: Şiir Üzerine Yazılar, Söyleşiler, Soruşturmalar. Hazırlayan: Devrim Dirlikyapan. Yapı Kredi Yayınları, 2009. Ödüller 1958 Yeditepe Şiir Armağanı: "Yerçekimli Karanfil" 1977 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü: "Ben Ruhi Bey Nasılım" 1982 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü: "Yeniden"
668 syf.
·
7 günde
·
9/10 puan
Dün öldü şair, bugün şiirlerini okuyoruz ardından! (Saygı ve rahmetle...)
Evet evet bir yanlışlık yok. Dün kaybettik
kamera
Edip Cansever
'i. Aslında amacım dün bitirmekti kitabı ama şu hayatta her şeye geç kaldığım gibi buna da geç kalmayı başardım. Eskiler "geç olsun da güç olmasın," derler. Neye elimi attıysam hayatta hem geç hem güç hale getirmeyi başardım. Sonra vay efendim mutsuzum, vay efendim yorgunum vs vs... Beceremediğim şeylerin edebiyatını yapmayı beceriyorum sanırım. Bu "küçük" sitemden sonra esere döneyim. Bugüne kadar okumuş olduğunuz en kapsamlı Edip Cansever külliyatı olabilir. Bütün eserlerinin bir araya getirilmesinin yanında gazete ve dergilerde yayınlanan şiirler ile şairin yok saymak istediği şiirler de yer bulmuş kendine. O yok saymak istemiş, gönlü kalır mı bilmem ama böylesi şiirleri okurla buluşturmamak haksızlık olurdu diye düşünüyorum. Her dizesi ayrı anlamlı. Okurken aralarında kayboluyorsunuz. Kendi adıma çok kararsız kaldım, hangi alıntıyı sizle paylaşsam diğerinin hatrı kalıyordu. Art arda aynı türden kitaplar okumayı sevmem ama son günlerde o kadar güzel şiir kitapları okudum ki birbiri ardına geldi hepsi. "Ben suyun bir dakika durduğu Durunca boğulduğu bir yerdeyim." (s. 573) Dize var depresyona sokuyor, Dize var mutsuz hissettiriyor, Dize var yalnızlığa doyuyorsun, Dize var ölüyor, Dize var gülümsüyorsun. Öyle çok duyguya hitap ediyor ki ne arasan bu kitapta buluyorsun. "Yitirmek için mi buldum seni ben?" (s. 556) Bazen tam da bunun için buluyoruz sanırım. Zira hayata dönüp baktığınızda bulduklarınızın kaçı elinizde? Yitirmek için buluyor, yitene kadar kol kanat geriyoruz. Bir nevi emanetçiyiz belki de. Sahip mi çıkamıyoruz yoksa bulduklarımız yitmekte çok mu usta anlayabilmiş değilim. Anlasak duygularımız bu halde olmazdı herhalde. Çok düşünmemek lazım. Çok yoruluyoruz. Bedensel değil ruhsal bir yorgunluğa kapılıyoruz. Geçmeyen bir yorgunluğa. Her yitişe yeni bir yitiş ekleyen bir yorgunluğa. Özellikle
kamera
Ahmet Erhan
'dan sonra iyi geldi diye düşünüyorum. Bütün kitap boyunca ölümü ya da yalnızlığı düşünmeden eseri tamamlayabildim. Umarim aynı zamanda "tam anlayabilmişimdir". Bu bir inceleme değil aslında. Bu bir duygusal dışavurum. Eserin "sunuş" bölümünde söylenmesi gereken tüm sözler söylenmiş, oldukça güzel bir inceleme yapılmış gibi geldi. Eğer o bölümü okursanız bu subjektif incelemeden sıyrılıp objektif bir incelemeye dahil olmuş olursunuz. Zira yıllardır okurum ama şiir kitaplarını nasıl inceleyeceğimi henüz öğrenebilmiş değilim. İyi ki varsın 1000Kitap! Zira buradan bir öneri ile seçtim eseri! Daha önce birkaç kitabını okumuştum şairin. Okuyup mest olmamak elde değil! Bu dünyadan bir Edip Cansever geçtiyse mutlaka okunmalı ve okutulmalı. Şiirine dair hangi listeyi hazırlarsam hazırlayayım kendisine hepsinde yer verirdim. Herkes tanısın! Herkes okusun! Paylaşın, Mesaj olarak gönderin, Bana vesile olana minnettar kaldığım gibi size de minnettar kalınsın! Şiir gibi bir gün dileğimle! (Biliyorum, birçok gün şiirin uzağından geçmez ama bir temenni yalnızca!) Olmazsa her şeyi bırakın bir kahve yapıp gelin şiirden bahsedelim!
kamera
Kemal Sunal
'ın da dediği gibi "Hadi bir kahve yapın da içelim!"
kamera
Sonrası Kalır 1
yildiz
9.0/10 · 1.819 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
616 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Selam olsun okuduğu kitabı yaşayanlara! (İnsanın tarihi yalnızlık!)
Okumak, Okuduğun kitabın etkisinde kalmak, Bir adım daha ötesi, okuduğun kitabı anbean yaşamak! Bu duyguyu en güzel şiir kitapları tattırıyor sanırım. Zira oradaki acılarla acılara bürünüyor, en kalabalık insan bile olsanız oradaki yalnızlıkla yalnızlık çekiyor, hayata sımsıkı bağlı olsanız da oradaki dizelerle ölüyorsunuz. Bu yüzden her ruhun harcı değildir şiir okumak! Her yürek dayanmaz. Hele ki
kamera
Edip Cansever
gibi insanı duygudan duyguya sürükleyen bir şair söz konusuysa.
kamera
Sonrası Kalır 2
Şairin en kıyıda köşede kalmış şiirleri uluorta yayılan şiirleri ile birleşip bu kitapta yer edinmiş kendine. Değerli bir çalışma olmuş. İlk kitabını okuduktan sonra ikinciyi okumadan edemedim. Üçüncü olsa okur muydum bilmiyor, zira bu kadar duygu yükünü yüreğimin taşıyabileceğinden emin değilim. "Bütün iyi kitapların sonunda Bütün gündüzlerin, bütün gecelerin sonunda Meltemi senden esen Soluğu sende olan Yeni bir başlangıç vardır." (s. 326) Birçok farklı tema çıkıyor okurken karşınıza. Bunlardan en temeli "yalnızlık" sanırım. Esere dair kelime taraması yapmadım ama muhtemelen bağlaçlar vs dışında en çok karşılaşılan kelime "yalnızlıktır". Aklıma şunlar da gelmedi değil: Şair olmanın, şiir yazmanın birincil şartlarından biri yalnızlık mı acaba? Ya da yalnız insanlar daha mı duygusal insanlar? Kendini yalnızlığa bırakanlar mı şiir üretebilirler? Kime dokunsak büyük bir yalnızlık içinde. Eline kalemi alan dem vuruyor yalnızlıktan. Çağın ve çağlar öncesinin sorunsalı: yalnızlık. Şiirde yalnızlığa vurgu yapan dizelerden yalnızca birkaçını sizin için kronolojik olarak derledim: "Çünkü insan yalnızken katettiği yollardan Ne zaman geri dönse yeni bir haber getirir." (s. 54) "Alıp başımı gitmek isterdim İsterdim ama, kalırdım." (s. 66) "Yalnızım, yalnızsın, bize kim gülümseyecek?" (s. 140) "Her gün bir parça daha alışıyorum yalnızlığıma." (s. 156) "Yalnızlık çoğulluktur." (s. 194) "İnsan iki kişi olmalı, değil mi En azından iki kişi Sen yalnızsın Yalnızlığın her zamanki ikindisi." (s. 279) "Hiçbir şey yalnız kalmıyor İnsandan başka dünyada." (s. 309) "Ey benim ıslak yalnızlığım Umudum senden doğsun." (s. 325) "Bulaşıcı bir virüstü yalnızlık." (s. 370) "Yalnızken ve senden bunca uzakta Öyle soğuk, öyle anlamsız ki her şey." (s. 399) "Yalnız değilim, neden beni yalnız bıraktın?" (s. 432) "Yalnızlık sensin." (s. 509) "Şimdi yalnızlığın en güzel zamanıdır." (s. 541) "İnsanın tarihi yalnızlık." (s. 604) Yanlış anlaşılmasın. Yalnızca yalnızlık değil eserlerde ele alınan. Sadece en çok vurgu yapılan tema. Yoksa size hitap edecek, sizi can evinizden vuracak birçok duyguyu da barındırıyor içinde. Eserin en güzel yanlarından biri "tekdüze olmaması". Kimi yerlerde dörtlüklerle karşı karşıyasınız kimi yerlerde bir tiyatro karşılıyor sizi. Birden fazla şiir kitabının bir araya gelmesinin en güzel yanlarından biri de bu olsa gerek. Sıkılmadan okuyorsunuz. Son yıllarda yaptıkları bu güzel çalışmalar için Yapı Kredi Yayınları ve Kırmızı Kedi Yayınevi'ni de tebrik etmek istiyorum. Bir araya getirmekte oldukça zorlanacağımız hatta birçok yerde baskısı dahi olmayan eserleri bir araya getirip bize sunmayı başarıyorlar. Art arda birkaç şiir kitabı oldu. Şiir kitaplarını sevdirmek amacıyla çıktığım bu yolda bir mesafe kat edebildiğimi düşünüyorum. Biraz da farklı tür okumanın zamanı geldi sanırım. Hele bir de
kamera
İlber Ortaylı
ellerimin arasında dururken. Gün içinde bulduğum boşluklarda yazdığım bir inceleme oldu. Bir yanlışlık varsa affola. "Kitap okuyorsunuz, evet, yine kitap okuyorsu­nuz, hepsinde de kitap okuyorsunuz." (s. 484) Şiirle, güzel kitaplarla kalın kıymetli dostlar!
kamera
Sonrası Kalır 2
yildiz
9.1/10 · 1.080 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;