Nedir Bu Kadınların Erkeklerden Çektiği?!
3/10
·140 syf.··
2021 52. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2021 22:28
YouTube kitap kanalımdaki videodan Tolstoy'un hayatı, bütün kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: ytbe.one/bsTzvrg-Pi4 Tolstoy'un bir başka gereksiz abartılan kitabından hepinize merhabalar... Tolstoy için çok yakın bir zamanda okuma rehberi hazırlamış olacağım ama ondan önce bu kitap hakkındaki düşüncelerimi açıklamasam olmazdı. Evet arkadaşlar, söylesenize, nedir bu kadınların erkeklerden çektiği? Bugüne kadar hiç denemediğim bir şekilde bir inceleme yazmak istiyorum ve Tolstoy'un bu kitabını bir müzisyenin, bir Hristiyan'ın, bir feministin, bir nikah memurunun, bir pedagogun, bir diyetisyenin ve bir edebiyat eleştirmeninin nasıl yorumlayacağı üzerine ayrı ayrı incelemeler yapmayı hedefliyorum. Neden böyle yaptığımı da birazdan anlayacaksınız. Bir müzisyen Kreutzer Sonat'ı okusaydı: “Derler ki, müzik güzelse, verdiği tat bütün duygulara ayak uydurur. Mutlu insan, melodilerde mutluluğu, hüzünlü insan hüznü bulur.” diyor Dostoyevski. İyi de Tolstoy, toplumumuzdaki zinaların büyük bir bölümünün müzik yüzünden olduğunu söylemiş. (s. 78) O zaman konserlere giden insanların hepsi Tolstoy'a göre günahkar oluyor? Yani ben Büyük Ev Ablukada dinlediğim için cehenneme mi gideceğim? Eğer bu kitabı başka meslektaşlarım okursa bir daha hiçbir konsere falan çıkamayız, bu kitabı acilen yok etmem lazım! Bir Hristiyan Kreutzer Sonat'ı okusaydı: Kitap kesinlikle muhteşem. Kitap kadınlara ne yapmaları gerektiğini tam olarak öğretiyor, bunu yaparken vücutlarından tutun da kadınların ne düşünmeleri, ne giyinmeleri gerektiğine kadar da epey ders veriyor. Eğer Hristiyanlık kurallarına uymak isterseniz ve kadınlara gereken ahlak dersini vermeyi düşünüyorsanız bu kitabı çok seveceksiniz. Bir feminist Kreutzer Sonat'ı okusaydı: Hayatımda okuduğum en kötü kitaptı çünkü erilliğin hakim olduğu bu dünyada kadınların giyimine bile karışan bir yazarın gözünden kendi Hristiyanlık düşüncelerini okura dayatmasını okumuş oldum. Hele ki cishet Tolstoy'un son bölümde yazdığı düşünceleri okuduğumda şok oldum. Kadınlar bu kitapta erkekler hakkında o kadar takıntılı gösterilmiş ki, evlilik tercihinde bulunan kadınların aslında kendi köleliklerini ilan ettikleri savunulmuş. Ayrıca benim giyim tarzımdan sanane Tolstoy? Bir kadın şort giydiği için onlara saldıran adamların senden ne farkı kalıyor bu şekilde? Bir de adam 13 çocuk yapmasına rağmen herkese cinsel ilişkiden kaçınmayı teşvik ediyor ve fiziksel sevginin, doğum kontrol yöntemlerinin kötü bir şey olduğunu söylüyor. Ona göre olması gereken tek gerçek sevgi Hristiyanlığa ve İsa'ya duyulabilecek sevgi. İyi de neden kadınlara ne yapmaları gerektiğini öğretmeye çalışıyorsun ve kadın haklarına aykırılıklarla dolu bir kitap yazıyorsun o zaman errrkek? Bir nikah memuru Kreutzer Sonat'ı okusaydı: Tolstoy bu kitabında bize kısaca "Bekarlık sultanlıktır" diyor. Eyvah ki ne eyvah... Evlilikler Hristiyan kuralları dışına çıktığından dolayı ve erkekler ya da kadınlar aldatmaya çok meyilli olduklarından ötürü insanların evlenmemesini öğütlüyor. Hatta Henri Troyat'a göre Tolstoy bir mektubunda "En egoist ve en iğrenç yaşam, hayatın tadını çıkarmak için evlenen iki insanın yaşamıdır" diyor. Ama kendisi eşinin 13 çocuk doğurmasına sebep olmuş, bu da çok ilginç. Neyse bu kitabın daha çok yayılmaması için uğraşmalıyım, çünkü bu kitabı ne kadar çok kişi okursa ben de o kadar aç kalırım. Bir pedagog Kreutzer Sonat'ı okusaydı: Çocuklara cinsel eğitim verilmeli, uzuvları öğretilmeli, hayır demek öğretilmeli. Bu konuları engelleyerek ve gizleyerek çocukları eğitemeyiz. Cinsellik tabu olduğu sürece ve çocuklardan bu konular saklandıkça hiçbir yere varamayız Tolstoy. Bir pedagog olarak seni kınıyorum. Bir diyetisyen Kreutzer Sonat'ı okusaydı: Adam resmen cinsellik uyandıran yiyecekleri yemenin engellenmesi gerektiğini savunuyor, şaka gibi... Daha geçen gün bir hastama dengeli beslenmesi arasında bir güç kaynağı olabilmesi için Manisa'dan yeni aldığım mesir macununu hediye etmiştim. Eğer o hastam bir gün Tolstoy okumaya başlarsa yandım. Bu kitabın kesinlikle toksik bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bir edebiyat eleştirmeni Kreutzer Sonat'ı okusaydı: Burada ben devreye giriyorum, çünkü diğer mesleklere nazaran en çok bu kısma yakınım. Bu kitabı farklı mesleklerden insanlar okuduğunda nasıl tepki vereceklerini düşündürmek istedim. Öncelikle bir kitabı okurken yazarın tasarladığı karakter üzerinden anlattıklarına bakarım. O karakter yazarın düşüncelerini mi yansıtıyor, yoksa tamamen zıt düşünceleri mi kurgulamış diye sorarım kendime. Eğer Tolstoy, Pozdnişev karakteriyle bize neyin yapılmaması gerektiğini anlatmışsa bu kitap dünyanın en iyi kitaplarından biri sayılabilir. Fakat eğer ki Tolstoy, Pozdnişev karakteriyle bize esas olarak ne yapmamız gerektiğini anlatmışsa bu kitap dünyanın en toksik kitaplarından biridir. Kitabın sonundaki Tolstoy'un sonsözü ile de aslında Pozdnişev'in düşündüklerinin tıpatıp Tolstoy'un düşündükleriyle aynı olduğunu anlıyoruz. Yani bu kitaba göre Tolstoy, toplumumuzdaki kadınların genelevlerdeki kadınlardan farklı amaçlar için yaşamadıklarını (s. 26), kadınların fahişeler gibi şehvet uyandıran elbiseler giymelerinin yasaklanması gerektiğini (s. 32), insanlık türünün devamını getiren cinselliğin tamamen ortadan kaldırılması gereken bir şey olduğunu (s. 37), kadınların her yerde insanlığın ilerlemesini engellediğini (s. 47), ahlakı bozulmuş bir köle olarak kadının doğum kontrol yöntemlerini kullanarak kendisini bir fahişe haline getirdiğini (s. 49), sanatın zinayı teşvik edebileceğini (s. 78), bedensel aşk ve evliliğin ahlaksızlık ve günah olduğunu (s. 119), temiz bir genç kız olmak istiyorsanız bütün gücünüzü ahlaklı olmaya adamanız gerektiğini (s. 122) düşünüyor. WTF TOLSTOY? Tolstoy'un bu kitabındaki ahlakçılık seviyesinin başka hiçbir kitabında olmadığı kadar arşa çıktığını söyleyebilirim. Hatta en sevdiğim varoluşçu yazarlardan biri olan Miguel de Unamuno'nun bu konuda harika bir düşüncesi vardır Günlükler kitabında: "Ahlaklı olmak ahlakçı olmak; ahlakçı olmak ahlaklı olmak demek değildir. Dini inancı güçlü olmanın, dinci olmak anlamına gelmediği gibi..." İşte Tolstoy bu kitabında ahlaklı olmayı değil ahlakçı olmayı, dini inancı güçlü olmayı değil daha çok dinci olmayı öğütlüyor. Bunlar da benim kabul edeceğim şeyler değiller. Bütün bunlardan sonra "Yaa ama dönem öyleydi, adam napsın, dönemindeki kadınlara bakış açısını yansıtmış hem sen bir kitap yazmadan nasıl kitap eleştiriyosun be" de diyebilirsiniz bana, ama olay öyle değil. Shakespeare'in dönemi de ataerkilliğin arşa çıktığı bir dönemdi fakat adam kitaplarında bunu işlemiş olsa bile kendisi kadın hakları düşmanı değildi. Yani Tolstoy'un Sonya ile olan ilişkisi aslında Schopenhauer'in annesi olan ilişkisine benziyor ve nasıl ki Schopenhauer tek kadından dolayı bütün kadınlara karşı saçma sapan ve aşağılayıcı düşünceler üretmişse Tolstoy da bu kitapta bize bu gerici düşüncelerini kusuyor. Bu tür düşüncelerimi belirttiğimde gelen çok sık ve alışık olduğum bir tepkidir bu hatta ama bana çok argümansız geliyor. Çünkü bu yazarlar veya filozoflar ilerisini görebildikleri için yazar ve filozof zaten. Keza Shakespeare'in yaşadığı dönemde kadınlar için "scold's bridle" adında işkence aletleri bile vardı. Ama Shakespeare dönemi böyle diye Shakespeare bu şekilde bir düşmanlık içerisinde bulunmamış? Tolstoy'un dönemi ise Fransız İhtilali'nden sonra bireyselleşmenin başladığı, kadın haklarının ve feminizm hareketlerinin görüldüğü bir dönem. Tolstoy ihtilalden önce yaşamış olsa "dönem farklı, dönemine göre değerlendir" demeniz bir nebze anlaşılır olurdu fakat kendisinin yaşadığı dönem feminizmin bizzat 1. dalgasının olduğu dönemdir. Bu da kendisinin kadın hakları konusunda en azından dönemi için bihaber olduğunu gösteriyor benim için. Eğer bu yazdıklarımı okuduktan sonra hala Tolstoy'un yaşadığı dönem olan 1828-1910 yılları arası için aksi yönde bir dönem argümanınız var ise dinlemek isterim. Goodreads platformunda pek çok okurun bu olumsuz yönleri konuştuğunu görmeme rağmen ne yazık ki 1000kitap'ta bu konu hakkında yine hiçbir şey söylenmemiş. Yine kitabın sayfası olumlu yorumlardan geçilmiyor. İyi de okuduklarımızı nasıl okuyoruz biz? Bir kitabı eleştirel olarak okumayacaksak ve yazarlara toz kondurmayacaksak okur olmamızın ne anlamı var? Siz olsanız yukarıdaki insanlardan hangisi gibi düşünürdünüz? Tolstoy'un muhteşem kitapları olsa da ve ben de o kitaplara 10 üzerinden 110 puanı bassam da bu kitabın daha çok eleştirilmesi ve kadın hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Edebiyat
Kreutzer SonatLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201913,6bin okunma
··4 alıntı·
3 +1'leme
·
87,9bin Gösterim
38 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Benzer hastalıklı düşünceler: Schopenhauer'e göre kadın, zihni bakımdan dar görüşlüdür. Tolstoy'a göre kadın, salt çocuk doğurmak içindir. Aquinolu Thomas'a göre kadın doğanın bir hatasıdır. Aristo’ya göre kadın köleden farksızdır.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
1000kitap’a yeni gelen istatistiklere baktığımda bu incelemenin en az 20 bin kez gösterildiğini ve yine en az 1538 kişinin okuduğunu gördüm. 1000kitap’ın yeni algoritması ♥️ ben
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
Tolstoy külliyatına başlarken aklıma hiç Tolstoy kitabı gömeceğim gelmezdi, incelemeyi sonuna kadar okuyun düşüncelerinizi merak ediyorum
Kitabı yazdığı dönemde Tolstoy'un düşünceleri oldukça uç noktalara kaysa bile, düşünceleri dile getiriş şeklini sevdim. Edebi olarak başarılı bir kitap. Dönemle alakası yok tabii ki, Tolstoy'un kitaptaki düşünceleri orta çağdaki rahiplerde bile yoktur. Cinselliği, bedenselliği, maddi dünyayı tamamen reddeden ve sırt çeviren bir anlayış... Ama şu yönden takdir edilebilir, bu Tolstoy'un (kitapta söylediği üzere) İncil'i ve Hz. İsa'nın hayatını okuyarak kendi vardığı bir sonuç. Kilise'nin dayatması değil. Bu da özgür bir zihnin varlığını gösteriyor. Eleştirinizde çokça haklılık payı var elbette ama bu yönünü de söylemek istedim. 😄
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
sonunda dönem ve yazar hakkında isabetli bir yorum. kilisenin dayatması olmaması kesinlikle doğru, en azından bu yönden bir tutarlılık var düşüncelerde. ben edebi anlamda da kendisinin çok daha iyi kitapları olduğuna inanıyorum, yakında onlar için de incelemeler paylaşacağım. değerli düşünceleriniz için teşekkür ederim
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
İnceleme için son olarak bir değişiklik yaptım ve bu tür kitaplara karşı dönem zihniyeti açısından eleştiri yapabileceğiniz bir bakış açısı ekledim. İşte eklediğim o paragraflar: "Bu tür düşüncelerimi belirttiğimde gelen çok sık ve alışık olduğum bir tepkidir bu hatta ama bana çok argümansız geliyor. Çünkü bu yazarlar veya filozoflar ilerisini görebildikleri için yazar ve filozof zaten. Keza Shakespeare'in yaşadığı dönemde kadınlar için "scold's bridle" adında işkence aletleri bile vardı. Ama Shakespeare dönemi böyle diye Shakespeare bu şekilde bir düşmanlık içerisinde bulunmamış? Tolstoy'un dönemi ise Fransız İhtilali'nden sonra bireyselleşmenin başladığı, kadın haklarının ve feminizm hareketlerinin görüldüğü bir dönem. Tolstoy ihtilalden önce yaşamış olsa "dönem farklı, dönemine göre değerlendir" demeniz bir nebze anlaşılır olurdu fakat kendisinin yaşadığı dönem feminizmin bizzat 1. dalgasının olduğu dönemdir. Bu da kendisinin kadın hakları konusunda en azından dönemi için bihaber olduğunu gösteriyor benim için. Eğer bu yazdıklarımı okuduktan sonra hala Tolstoy'un yaşadığı dönem olan 1828-1910 yılları arası için aksi yönde bir dönem argümanınız var ise dinlemek isterim."
Reklam
Haklısın.Bir yazarın çoğu eseri ne kadar iyi olursa olsun diğer eserlerini eleştirilmez yapmaz.Onun tüm fikirlerine katılmak zorunda da değiliz.Tenkit,edebiyat ve tarihin bir gereğidir.
Oğuz Aktürk
Gönderi Sahibi
zaten anna karenina, efendi ile uşağı, aile mutluluğu, savaş ve barış çok nitelikli eserler. onlara hiçbir şey demem ve diyemem. fakat tolstoy'un dini dönüşümü ona bazı sorunları da beraberinde getirmiş, bunların eleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum ve bu sitede olmasa bile global seviyede yabancı okurların eleştirilerine çok sık rastgeldim.
Tolstoy'un bir hayatına bak bir de kitaplarına demenin de doğru olmadığını düşünüyorum. İnsan sabit bir varlık değil, çelişkilerin olması da çok normal. Hayatını bambaşka yaşayıp ahlak bekçiliği de yapabilir. Belki suçluluk duygusunu öyle bastırıyordur, bilemeyiz. Kreutzer Sonat belki en iyisi degildir ancak insani duyguları, dönemin ruhunu( evet donemin ruhu) iyi yansıtan bir eserdi diye düşünüyorum. İncelemenizin biraz ön yargı yaratabileceğine inanıyorum ki yaratmış. Tolstoy benim için bitti moduna girenler olmuş.
Bu arada hayatınızı Tolstoy gibi yaşamak zorunda değilsiniz. Dilerseniz çok tutarlı ve sabit bir çizgide giden, evlenip evlenmeme kararınızın size ait olduğu bir hayat da mümkün.