Bir kısımda okuyunca dikkatimi çekti. Othello şöyle söyler; “ Osmanlı donanması battı. Sahi, adadaki eski dostlarım ne âlemdeler?” Osmanlı donanmasının bahsedildiği bu kısım 1570-1571 yıllarında Osmanlı- Venedik savaşında zafer Osmanlı’dan yana olsa da Othello tiradında bir fırtınanın gelip Osmanlı donanmasını çökerttiğinden bahseder. Shakespare o dönem Kıbrıs artık Venediklilerin değilken onların yönetimindeymiş gibi anlatmış. Yani bu kısımlar tamamiyle bir hayal ürünüymüş. Bilginize..
But soft, what light through yonder window breaks?
It is the East, and Juliet is the sun.
Ama dur! Şu pencereden süzülen ışık da ne?
Evet, orası doğu, Juliet de güneşi!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Böylece yıkımlar bana düşünmeyi öğretti,
Zamanın gelip aşkımı götüreceğini.
Bu düşünce ölüm gibi, değiştiremez
Yalnızca ağlar, yitirmekten korktuğuna sahip olduğu için.
Kral Lear, 1607 yılının 26 Aralık gecesi, sarayın "Whitehall" denilen salonunda oynanmıştır.
Sınav haftası biraz daha kolay okurum diye başladığım bir kitap. Çok akıcı bir dili vardı. Kitabı elime alınca kendimi o salonda oyunu izliyormuşum gibi hissediyordum. Beni hayattaki değerler üzerine düşündürten bir yanı vardı. Kral Lear’ ın sadece abartılı sözlere kanıp o lüx hayattan kendini bir anda en dipte bulması beni hem üzdü hem şaşırttı. O iki büyük kızının yaptıklarına asla anlam veremedim. Tam bir kötülüğün timsaliydi Goneril ve Regan. Kral Lear’a iyi veya kötü diyemedim oyun boyunca çünkü yaptığı hatayı anlaması gerekiyordu. Küçük kızı Cordelia’ya ve Kent’e haksızlık yapmıştı. Trajik bir sonla bitmesine rağmen zaman zaman gülümseten de bir yanı vardı kitabın.