But soft, what light through yonder window breaks?
It is the East, and Juliet is the sun.
Ama dur! Şu pencereden süzülen ışık da ne?
Evet, orası doğu, Juliet de güneşi!
Böylece yıkımlar bana düşünmeyi öğretti,
Zamanın gelip aşkımı götüreceğini.
Bu düşünce ölüm gibi, değiştiremez
Yalnızca ağlar, yitirmekten korktuğuna sahip olduğu için.
Kral Lear, 1607 yılının 26 Aralık gecesi, sarayın "Whitehall" denilen salonunda oynanmıştır.
Sınav haftası biraz daha kolay okurum diye başladığım bir kitap. Çok akıcı bir dili vardı. Kitabı elime alınca kendimi o salonda oyunu izliyormuşum gibi hissediyordum. Beni hayattaki değerler üzerine düşündürten bir yanı vardı. Kral Lear’ ın sadece abartılı sözlere kanıp o lüx hayattan kendini bir anda en dipte bulması beni hem üzdü hem şaşırttı. O iki büyük kızının yaptıklarına asla anlam veremedim. Tam bir kötülüğün timsaliydi Goneril ve Regan. Kral Lear’a iyi veya kötü diyemedim oyun boyunca çünkü yaptığı hatayı anlaması gerekiyordu. Küçük kızı Cordelia’ya ve Kent’e haksızlık yapmıştı. Trajik bir sonla bitmesine rağmen zaman zaman gülümseten de bir yanı vardı kitabın.