Adı:
Othello
Baskı tarihi:
Nisan 2020
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944884518
Orijinal adı:
The Tragedy of Othello, the Moor of Venice
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Othello’da kıskançlığı, hırsı ve coşkuyu dinamik ve görkemli bir biçimde yansıtmıştır. Yine de bu eser sadece bir kıskançlık tragedyası değildir. Shakespeare, Othello’da her çağda geçerli olan trajik bir durumu, saf dürüstlüğün, yalan ve düzen dünyasına yenilişini, yazgıların birbirinden ayrılıp birbiriyle karşılaştığı labirentler içinde aktarır.
160 syf.
·1 günde·10/10 puan
YouTube kitap kanalımda Shakespeare'in hayatı, mutlaka okunması gereken kitapları ve kronolojik okuma sırası hakkında bilgi edinebilirsiniz: https://youtu.be/rGxh2RVjmNU

Onlarca kişiyle birlikte Othello'nun sahip olduğu kıskançlığın başka insanlarda ne kadar değişken olabileceğini gösteren kolektif bir inceleme yazdık.

Sadece benim görüşlerimin olmadığı, başka kişilerin de kıskançlığa bakış açısının okunabileceği bir inceleme oldu. Siz de katkı vermek istiyorsanız tek yapmanız gereken kıskançlık duyduğunuz ya da gıpta hissettiğiniz konuları yorum olarak yazmak.

Siz yorum yazdıktan sonra incelemenin içerisine isminizi ve karşısına da düşüncelerinizi yazıp dünyada hangi çeşit kıskançlıkların olduğuna dair bir kıskançlık gökkuşağı oluşturmak istiyorum.

Örnek verecek olursam, Othello Desdemona'yı kıskanırken ben de günde 150-200 sayfa kitap okuyanları kıskanıyorum ya da onlarca ülke gezmiş ve hala da gezmeye devam edebilen insanları, filmlerin alt metinlerini hemen anlayabilenleri, bildiği konuları karşısındakinin aklını karıştıracak şekilde değil de basitçe anlatabilen insanları kıskanıyorum. Sizin kıskançlıklarınız neler, kimleri neden kıskanıyorsunuz? İmrenmek, haset ya da gıpta gibi pek çok farklı kıskançlık seviyesinden örnekler bekliyorum bu incelemeyi sizle beraber oluşturmak için.

Özlem Dilara Cinkılıç bana benzer şekilde dünyayı gezip, görebilen çoğu şeyi yaşayarak tecrübe ederek öğrenen, hayatı ve insanları nerede, ne zaman ciddiye alması gerektiğini kavramış ve bunu düzenli bir şekilde uygulayabilen kişilere imreniyor, gıpta ediyormuş. Su de aynı şekilde düşünüyorumş hatta. Othello da böyle olmak isterdi bence. Fakat onun tek sorunu hayatı ve insanları nerede, ne zaman ciddiye alması gerektiğini bilmemesiydi maalesef.

Zeynep Hilâl kendini ifade edebilip insanlar tarafından da anlaşılan kişileri cidden kıskanıyormuş. Ne kadar çabalasa da bunu başaramıyormuş kendisi. Zor bir iş bunu başarabilmek, çünkü Edip Cansever'in de dediği gibi "anlaşılmak -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz."

https://1000kitap.com/Lawaholic 'in kıskançlığı yalnızca imrenme düzeyinde kalıyormuş. Mesela hayatta her istediğini yapan, hissettiklerini cesurca söyleyebilen, başkalarının kendileri hakkında dediklerini zerre umursamayan, hiçbir zaman özgüvenini yitirmeyen insanlara karşı hep bir kıskançlık barındırırmış. Ne güzel bir kıskançlık çeşidi bence bu, keşke herkes böyle kıskanmayı öğrenmiş olsa.

Ebru Özer çok sevdiği yazarları paylaşmayı kıskanırmış. Yani o yazarın eserinin herkes tarafından dillerde dolanması onu üzüyormuş Aslında herkes iyi kitaplar okusa ne güzel ama güzel olan şeyleri sadece az bir kitlenin bilmesi daha çok hoşuna gidiyormuş. Ve bir de çok ama çok nitelikli kitaplar okumuş kimselere imreniyormuş Ebru.. Onları gördükçe aman Allah'ım ben bu hıza nasıl yetişeceğim diyormuş ve bunun bir yarış olmadığının da farkındaymış. Bir de film ve kitap yorumlarında onun fark edemediği alt anlamları fark edenlere gıpta ediyormuş. Tabii bunlar onun için kötü hisler değil de daha çok bir imrenme meselesiymiş.

https://1000kitap.com/mintaminta hayatının tam da bu evresinde; (çünkü malum zaman ve dönem içinde değişiklik gösteriyormuş bu tür duygular) Küçük ve sakin bir sahil beldesinde, az insan çok doğa mantığında yaşayabilen insanlara imreniyormuş. Keyifle yaşasınlarmış tabi ama ona da nasip olmasını istiyormuş. Mies van der Rohe de "Less is more" deyip mimarlığın algısını baştan değiştirmişti ya işte, Burcu da az insanla, az kelimeyle, az yaşanmışlıkla çok şey yaşayıp anlatabilen insanlara imreniyormuş. Ne güzel imrenmeler bunlar...

Zeynep Tolstoy'un dediği gibi, sahip olduğu şeylere sevindiği ve sahip olmadıklarına da üzülmediği için mutluymuş. Ne güzel.

Xemrevîn kendisini daha çok geliştirebilmek için önünde engeller bulunmayanı ve bu idealini büyük bir azim ve özveriyle gerçekleştirmeye çalışanları, zeka dolu cümlelerle aklını başından alabilenleri, olaylara/kişilere felsefik-psikolojik-sosyolojik ölçüde yaklaşıp ortaya koyduğu üçgende isabetli yorumlarda bulunabilenleri, terminolojide ileri derecede birikimli olanları, her konuda tembel olmamayı başaranları, birden fazla dil bilip de gramerine hakim olup güzelce kullananları kıskanıyormuş fakat maalesef kıskançlıktan çok onun içinde buruk bir şey bırakıyormuş ve bu burukluklar birike birike ilerliyormuş. Dünyada ne güzel kıskançlık çeşitleri var dedim resmen.

Büşra A. kendi odası ve kendine ait kütüphanesi olanlara gıpta ediyormuş, kıskançlık derecesinde değilmiş ama pek çok şeye gıpta ediyormuş. Hatta benim kitaplık turu videoma bakınca demiştim aman kitaplarıma bir şey olmasın da demiş çok nazarı geçtiği için. Ben de Büşra'nın bu imrenişinin zamanla ona çok şey kattığını düşünüyorum, imrenmek ve gıpta insanı uzun vadede çok geliştiriyor bence. Othello'nun da kıskançlığı hafif bir seviyede kalsaydı belki bu ona zarar vermeyebilirdi ama işte Dostoyevski'nin de dediği gibi "Kıskançlık istisnai bir tutkudur."

https://1000kitap.com/DeRy_a 'ya göre Iago'nun hisleri salt kıskançlık değilmiş. Ruhu kötü. Kıskanç, yalancı, ikiyüzlü, bencil, fırsatçı, her durumdan kendi lehine sonuç çıkarmaya çalışan işgüzar bi pislikmiş. Bence de toplumumuzda çok Iago var, Allah bizi Iagoların şerrinden korusun, amin.

meursault anlaşılmamak bizim gibilerin yazgısıdır dermiş Goethe. Anlaşılanları kıskanıyormuş Mehmed de her yerde, her ortamda anlaşılanları. Onu anlaşılmamak öldürecekmiş böyle giderse. Anlaşılmak istiyormuş Mehmed, başka bir şey değil işte. Keşke anlaşılabilsek... Othello da zaten anlaşamadığını düşündüğü için yapmamış mıydı yaptıklarını?

https://1000kitap.com/Simeranyasafa Platon’la tanışabilmiş çağdaşlarını kıskanıyormuş. Bu antik kıskançlığa lise sıralarında felsefe dersiyle bulaşmış. Yıllar geçse de kıskançlığım geçmedi.
Hep şu soruyu sormuş kendisine:
"Platon, “Akademi”sine girme şansını bana verir miydi?"

Nurile ne yaşarsa yaşasın en baştan başlayabilme cesaretinde bulunup aynı motivasyonla devam edebilenleri kıskanıyormuş. Cidden hele ki şu zamanda böyle bir azimde ve motivasyonda olmak zor iş. Othello da böyle olamadı mesela, aynı motivasyonu bulabilmek bazen çok çok zor olabiliyor.

Fëanor yazarların arkadaşlarını, can yoldaşlarını kıskanıyormuş. Örneğin J.R.R Tolkien'in -Yüzüklerin Efendisi'nin yazarı- yanında ünlü Narnia Günlükleri'nin yazarı C.S Lewis çalışmış. O da bu şekilde çalışmak istermiş. Harika bir kıskançlık biçimi bence. Hep Cemal Süreya, Tomris Uyar ve Yusuf Atılgan'ın aynı fotoğraf karesinde bulunması gibi yazar arkadaşlarımın olduğu bir ortamda ve arkadaşlık çevresinde olmayı hayal etmişimdir. Belki bu kıskançlık biçimi de bizi bu yola götürür, kim bilir...

https://1000kitap.com/OktayIrmak bir konuda fikri olup, o konuyu mükemmel bi' lisanla anlatabileni kıskanıyormuş. Yaşadığı komik, hüzünlü anıyı karşı tarafa hissetirebilenleri- aktarabileni- kıskanıyormuş hatta... Bu zamanda yine en zor şeylerden biri de bu, kısılı kaldığımız sanal gerçekliklerde karşı tarafa duygumuzu geçirmekle uğraşmak, derdimizi anlatabilmek. Desdemona bile Othello'ya derdini anlatamamışken bizim bunu yapabilmemiz imkansıza yakın zaten.

meltem şen duyarsız insanları bazen kıskanıyormuş. Bir miyop olduğu için net gören insanları da kıskanıyormuş ama duygusal miyopluğu olmayan insanları da kıskanıyormuş. Yaşananları değerlendirirken olaylar arasındaki net ayrımları görebilen insanları yani. Bazen'e düşmeden netliğinin ayarını anında ayarlayan insanları kıskanıyormuş, bunun için hep bi düşünce boşluğuna ihtiyaç duymayanları. İşte Othello da sevginin duyarlılığında kısılı kaldığı için onun kıskançlığı başka hiçbir şeye benzemiyordu. Aynı Kayıp Zamanın İzinde serisinde Marcel'in Albertine için hissettikleri gibi işte, duyarsız kalabilen insanları kıskanıyoruz biz de, öylece kalabildikleri için.

https://1000kitap.com/RanaTufan sürekli kendini geliştiren insanlara imreniyormuş. Bu ister yabancı dil öğrenmek, ister yıllık okuma hedefini fazlasıyla gerçekleştirenler olabilirmiş. Gereksiz zevklerini önemsemeyip hayatına anlam katacak şeyleri yapmak ne güzel şeymiş ona göre!

Hilal Ku bir anda karar verip bir bavul hazırlayıp gidebilenleri kıskanıyormuş. Plan yapmadan yaşayabilenleri, onun gibi kılı kırk yarmaktansa "ne yapacağımı yolda düşünürüm" diyebilenleri, cesurları ve detaylara takılıp kalmayanları kıskanıyormuş Hilal de. Çok da düşünmeden hareket edebilen ve bunun sorumluluğundan kaçmayan herkese imrenerek bakmış hep. Ben de Hilal gibiyim aslında, çok planlı yaşıyorum hayatımı ve böyle olmasını sevmiyorum. Keşke kararlarımızı spontane ve özgürce verebilseymişiz.

https://1000kitap.com/_PLS_ en küçük bir şeyi kafasına takıp kendini heder eden biri olarak hiçbir şeyi takmayan insanlara imreniyormuş. Saçma sapan şeyleri umursamamak, gereksiz insanları kafaya takmamak, arkalarından göz yaşı dökmemek güzel bir şey olsa gerekmiş ona göre de... Othello da Desdemona'sı için denilen saçma sapan şeyleri umursamasaydı belki mutlu bir evlilikten bahsedebilirdik. Ama insanların aklına sokulan saçma sapan şeylere güvenimiz o kadar sağlam ki, kendimizi onlardan bir türlü kurtaramıyoruz.

https://1000kitap.com/ThebiglightA 'a göre kıskanmak dediğimiz şey aslında bizde var olmayan şeylerin farkındalığı noktasında ortaya çıkıyor. Kendisinde var olmayan bir çok şeyin farkındaymış Nur mesela ama kıskandığı da çok söylenemezmiş. Devamında da şunları diyor: "Barışığım, kabul ediyorum çok da sitem etmiyorum.Bilmiyorum belki de bunların hiçbiri değildir; yalnızca 'kıskanıyorum' demekten kaçınıyorumdur. Neyse..
Erken yatıp Erken kalkma mertebesine erişebilmiş, hiç değilse uyku düzenini otutturmuş, yataktan fırrr! diye kalkabilen, güne erken başlayan insanları kıskanıyorum.hem de çok!
Bir de göbeği açık kıyafet ve mini giydiğinde üşütmeyen, bağırsakları bozmayan kadınları kıskanıyorum."
Son cümlesindeki kıskançlık biçiminin beni sesli olarak güldürdüğünü söyleyebilirim.

Oğuzhan Muyan "Benim onu sevdiğim kadar, o beni seviyor mu çok merak ediyorum. Yanındaki herkesten kıskanabilirim." diyor mesela. Othello da böyle değil miydi? Desdemona'sını yanındaki herkesten ölümüne kıskanırdı. Ölümüne...

Dr.falan hayatında kendine saygısı olacak kadar düzenli olup spor yapan, müzik aletleri çalan, gerçekten kendisini mutlu eden şeyleri rutin haline getiren insanları kıskanıyormuş. Bir karar verdikten sonra iradeli şekilde devam ettirenleri kıskanıyormuş. Anı yaşayabilenleri, bir sürü dil konuşabilenleri, onun keşfetmediği onlarca filmi izleyenleri, okumadığı yüzlerce kitabı okuyanları, müzikten anlayanları, düzgün beslenmesi olanları, sakin kalabilenleri, kendi varoluş amacını anlayanları, aşkı bulanları, erken kalkanları ve en önemlisi dünyayı gezenleri kıskanıyormuş. Ne çok şey kıskanıyormuşum Jijivisha Bob ama yazmak da rahatlatmış onu. Othello da monologlarıyla kıskançlık düşüncesini kendisinden savmaya çalışıyordu ama işte insan kendi kendisiyle konuştukça delilik sınırına yaklaşıyor ya zaten.

https://1000kitap.com/Umutmutlusu "Okuduğu bilgileri, şiirleri veya sözleri unutmayıp her an her dakika şahıs ismi ile paylaşabilen üstün hafızalı insanları aslında kıskanmak değil de takdir etmek diyebilirim sayılıyorsa eğer, bi' de sanırım yağmurda yürüyen gözlük kullanmayan insanlar gözlük kullananlar bunu bilir ne denli güç olduğunu.." demiş. Ben de gözlük kullanan biri olarak bunu çok içselleştirdiğimi söyleyebilirim. :(

Nur tıkır tıkır konuşan, hiç teklemeden kendini ifade eden, karşısındakinin gözünün içine bakarak uzun uzun cümleler kurabilen insanları kıskanıyormuş. Othello'nun da böyle uzun monologları vardı ve sanırım ki insan kıskandığında böyle uzun uzun teklemeden konuşabilmeyi de öğreniyor, sevgi insana her şeyi yaptırıyor.

https://1000kitap.com/Betlbldk bir malını başkasına verirken aklı onda kalmayan insanlara, gönülden konuşabilen ve içindekilerini az da olsa ifade edebilecek kelimeleri bulup ahenkli cümleler haline getiren insanlara, Peygamber Efendimizin ahlakına ve özellikle bu aralar kendi kendine fikirler üretip ören insanlara çok imreniyormuş. Keşke herkes böyle şeylere imrense dedim...

Gökçe son zamanlarda kıskandığı kişi arabası olup onu kullanabilen kişilermiş. Onları geçtiğinde de tüm yorgunluğuna, üzüntülerine, stres kaynaklarına rağmen midesi ağrımayan insanlara epey özeniyormuş. Sağlık en önemli şey gerçekten de, Marcel Proust'un da dediği gibi insan sadece hasta olduğu zaman kendisiyle ilgilenmesi gerektiğini hatırlıyor.

Meryem zorunluluktan değil keyif için çalışan insanları kıskanıyormuş, hatta sevmediği bir işte çalışmak zorunda olmayan istifayı basabilen insanları da kıskanıyormuş. Valla ben de böyle insanları kıskanıyorum ama gelin görün ki iş kaybetme korkusu bütün diğer korkulardan daha ağır basıyor.

Aphrodite için okur yazarlığın öneminin bilincine küçük yaşta varmış, birden fazla dil bilip farklı kültürler tanıma fırsatı olan, dünya turuna çıkmış, yaşamı ertelemeyip an'ın tadını yine geçmiş gelecek senteziyle çıkarabilen, hayatı yaparak yaşayarak emeğin kıymetini yine erken yaşlarda bizzat kendi şahsında tadanlara hep gıpta etmişlik gerçeği varmış. Keşke ben de bunlara küçük yaşta varmış olsaydım.

Asiye Aksak birini sevmeye başlayınca onu çok kıskanıyormuş çünkü kaybetmekten korkuyormuş ; o kadar çok korkuyormuş ki kıskançlığı ve korkusu da pik yapıyomuş. Zirvede bırakıp onu terk ediyormuş ve herkesin hastalığına kimse karışamaz deyip noktalıyormuş kıskançlık tartışmasını. Othello da Desdemona'sını kaybetmekten korkuyordu malum, ne geldiyse bu yüzden başına geldi ya zaten onun da...

Me... karşısındakinin zevkleri ve öncelikleri farketmeksizin ne tür bir insan olursa olsun onunla her açıdan sohbet konusu açabilen tıkanmayan insanlara imreniyormuş. Ve şuan onun hayali olan şeyleri çoktan gerçekleştirmiş ve içinde yaşayan insanlara imreniyormuş.
Hatta asıl kıskançlığa gelirsek, gerçekten sevdiğini fazlaca kıskanırmış Me... Hemde yer yer kıskançlığı korkuya dönüşebilirmiş. Kıskançlık ile korkunun paralel ilerlediğini düşünüyorum ben de zaten. Othello'nun da maalesef ki korkusu ve hiçlik hissi daha ağır bastı.

Le_Penseur 'a göre kıskançlık Edip Cansever'in bu şiiriymiş:
"Nerede okumuştum, hatırlamıyorum şimdi,
biri mi anlatmıştı yoksa
Mahpusunu kıskanan bir gardiyanı
Ve düşün sevgilim,
mahpusunu kıskanan bir gardiyan düşün
Ne kadar acı bunlar
Kıskanıyorlar hepimizi ve kıskanacaklar"

Fırçanın Ucunda Kalmış Kahve otoriter olan insanları çok kıskanıyormuş. Bir de ikiden fazla dil bilen insanları. Sert görünüşlü biri olmadığı için her zaman buna imrenmiş Fırçanın Ucunda Kalmış Kahve. Açıkçası ben de ikiden fazla dil bilen insanlara imrenirim, Almanca öğrenmeye çalıştım önceleri ama sonra hiç sarmıyor diye bırakmıştım. :(

özgür her türlü kıskançlık duygularından sıyrılmış, ruhunu haset yangınlarına karşı korumuş ama etrafındaki insanların hasletlerini görebilecek tevazuya sahip kişilere gıpta etmiş. Muhteşem

Aynı anda biyoloji, kimya, fizik, din felsefesi, kaos teorisi, evrim, kötülük problemi, normal felsefe, dinler tarihi, kutsal kitaplara, çok farklı düşünce yapısı hakkında bilgiye sahip olan insanları acayip kıskanıyorum. Nasıl hepsini aynı anda öğrenmişler vallahi çok merak ediyorum. Keşke hepsini ben de bilsem. Çok çalışmak lazım çokk. Okumaya çok geç başlamış biri olarak şu alıntıyı buraya bırakıp yoluma devam ediyorum.

Bilal Günaydın aynı anda biyoloji, kimya, fizik, din felsefesi, kaos teorisi, evrim, kötülük problemi, normal felsefe, dinler tarihi, kutsal kitaplara, çok farklı düşünce yapısı hakkında bilgiye sahip olan insanları acayip kıskanıyormuş. Nasıl hepsini aynı anda öğrenmişler vallahi çok merak ediyormuş. Keşke hepsini o da bilseymiş hatta. Çok çalışmak lazımmış ona göre. Okumaya çok geç başlamış biri olarak şu alıntıyı buraya bırakıp yoluma devam ediyormuş:

"Buralara nereden geldiğimi biliyorum, gidecek daha çok yolumun olduğunu da biliyorum ve gerekirse dizlerimin üstünde sürünerek de olsa oraya gideceğim" Jack London

Ben de Bilal gibi hissediyorum zaten, bu kadar farklı konu arasından kendimizi olgunlaştıracak ve yeteri kadar geliştirecek bir harman oluşturmak çok yıl ve deneyim istiyor. Umarım bu yolda başaranlardan olabiliriz.

https://1000kitap.com/_Saadet "Hayır." demeyi bilen, "başkalarının ben'i" olmayan; herkese rağmen kendi kalabilen, insanlara kendini kanıtlamak zorundaymış gibi hissetmeyen, hayatı olduğu gibi yaşayan ve hayatının başrolünü kimseye kaptırmayan insanları kıskanıyormuş. Bazen hatta sık sık kendi hayatının figüranıymış gibi hissettiği de oluyormuş. Othello da kendi hayatının figüranıymış gibi hissediyordu ya zaten, ne zaman ki kendi hayatımızın başrollüğünden çıkıp figüranlığa geçmiş gibi hissediyorsak bu hayattan kaybolmaya da o kadar yakınızdır.

-------------

Ayrıca Othello kitabının salt bir kıskançlık tragedyası olmadığının da bilincindeyim. Dürüstlüğün yalan ve düzen dünyasına yenilişinin, Othello'nun sevgisini ne olursa olsun korumak isteyişinin de farkındayım. Fakat hepimizin çeşitli kıskançlıklarının olduğunu da biliyorum. Maksat kolektif bir inceleme olsun ve sadece benim kıskançlık görüşlerime maruz kalmayalım.
160 syf.
·1 günde·10/10 puan
"Seven kişi sevdiğini kıskanır." Tamam buna sözümüz yok ama kıskançlık çoğu zaman felaketle biter, Othello'da olduğu gibi.
Kıskançlık insan gözüne bir perde indirir ve bu perde hiç şüphesiz kapkaradır. kıskançlık her zaman beraberinde öfke getirir, Ee öfkeyle kalkan zararla otururmuş.
Shakespeare hiç şüphesiz bize bu kıskançlığı ve kıskançlığın beraberinde getirdiği öfkeyi anlatıyor.
Kıskançlık ; mutlu olmamız, üzülmemiz, sevinmemiz gibi içimizde var olan bir duygudur. Ancak kıskançlığın dozu çok önemlidir, bu doz arttıkça hastalık boyutuna döner ve zarardan başka bir şey vermez. Othello'da olduğu gibi bu kıskançlığın büyümesi kişide sürekli şüphe, aldatılma korkusu, terk edilme korkusu, kıskandığı kişinin kendisini kandırıyormuş vb. hisler uyandırıyor. Bu hislerle beraber öfke ve kızkınlık baş gösteriyor.

Bakın şuna tekrar dikkat çekiyorum 'kişi sevdiğini kıskanır' işte bu kavram farklı; bu kişinin sevdiğinin başka birinin onu sevmemesini ister, onu korur. Ama başka bir boyut alan kıskaçlık; mini etek giyme, ona buna bakma, 'ya benimsin ya toprağın' gibi gibi şeyler bir tür hastalıktır. Seven insan 'Rağmen' sever, yani onu olduğu şekilde sever ve onu değiştirmeye çalışmaz. Zaten sen onu olduğu gibi sevmişsen neden sonradan mini etek giyme, şunu yapma bunu yapma diyorsun ki? Kusura bakmayın ama bu artık sevgiden de çıkar. Sevgi "Seni her şeye rağmen sevdim demektir"

Kitabımızın sadece bir veya iki kahramanı yok, kitabımızın üç kahramanı vardır; Othello, Desdemona, Lago.
Othello ve Desdemona büyük bir aşkla evlenirler. İki sevgili kavuşmuş ve evliler (Desdemona'ın babasının bu aşkla engel olmasına rağmen), ancak bu sefer aşıkların arasına giren kara yılan hiç şüphesiz Lago'dur. Lago bir subaydır. Lago kitapta var olan başka bir kişiyi kıskanıuor çünkü o çok yükselmiş ve Othello'nun gözüne girmiş başarılı biridir. Burada görüyoruz ki kişinin sevgiliyi kıskanması değil sadece, kişinin başka bir kişiyi de kıskanması var.

Desdemona; namuslu, temiz, masum ve kocasına deli gibi aşık bir kadındır. Kitapta nedense Desdemona silik ve fazla masum ve saf olarak karşımıza çıkıyor. Othello ise kıskanç ve namus düşkünü bir adam. Bir erkekte aşırı namus düşkünlüğü her zaman huzursuzluk getirir, örneğin karısına sürekli şiddet uygulayabiliyor. Kitabımızda şiddet yok ama daha büyük bir şey var!
LAGO! Kara yılan, şeytan. Yazarımız bu karaktere o kadar çok yer veriyor ki adete Othello'yu geçiyor. Kitap adete Othello ve Lago arasında süren bir olay gibi geliyor. Othello, Lago'ya güveniyorken Lago onun karısına iftira atar. Ve maalesef namus yine kadına özgü oluyor ve zararlı çıkan kadın oluyor. Zavallı Desdemona namuslu iken, adı namusuzluğa çıkıyor.

Benim söyleyeceklerim bu kadar. Shakespeare'den güzel ve sarsıcı bir hikaye, kesinlikle tavsiye ederim. Keyifli okumalar. :)
160 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
"—Sahi söyle, dünyayı verselerdi, kocanı aldatır mıydın?
—Dünya kocaman bir şey, küçük bir günah için büyük bir fiyat.
—Aslında öyle bir şey yapmazsın.
—Aslında öyle bir yaparım ki."
°
Bir William Shakespeare eserinin daha sonuna geldim. Üstelik bir günde okudum. "Sefirin Kızı" dizisini izleyenler bilirler, bir sahnesinde bu kitap örnek olarak gösterilmişti Nare'yle Sancar'a. Senaristlerin benzetmeleri gerçekten çok başarılı. :) Kitabın sonunda Emilia, Othello'ya:
"Ah, ... soytarı! Öylesine bir kadın
Senin gibi bir sersemin nesine?"
diye haykırırken aklıma bu dizi geldi. :)
Ah budala, kıskanç erkekler... Yüzyıllar değişse de hikaye hep aynı... At çamuru, kalsın izi, harca sevgiyi. "Ben karıma güveniyorum." İşte sihirli sözcük bu kadar basit. Aslında Othello da ilk başta bunu yapıyor, alkışlanacak cümleler kuruyor:
"Hayır, bir kez fırsat verdin mi kuşkuya
Karara da vardın demektir.
Seninki gibi bayağı ve pis tahminlerle
Yürütemem gönlümün işlerini.
Karım güzel, kendine bakıyor, dostluktan hoşlanıyor,
Herkesle görüşüyor, güzel şarkı söylüyor,
Çalıp oynuyor diyecekler korkusuyla
Kıskançlığa yer veremem.
Bunlar yeni değerler katarlar değerli bir insana.
En ufak bir korkum, bir kuşkum yok
Karım aldatır beni diye noksanlarım yüzünden.
Gözleri görüyordu beni seçerken.
°
Peki sonra ne oluyor? Maalesef ki kuşku her zaman gelip gelir. Sonu da pişmanlığa çıkar elbet. Tehlikeli tek bir insanın zekası ve kurnazlığıyla herkesin kaderini nasıl değiştirebileceğini okuyoruz. İnsanları tanımak ve anlamak isterseniz tiyatro eserleri okuyunuz. Bence Othello'yu en çok da erkekler okumalı. Harikaydı, hem keyif alarak hem sinirlenerek bir çırpıda okudum. Shakespeare'in her eseri ayrı güzel. Bu kitapta ayrıca Osmanlılar, Kıbrıs Savaşı da ele alınmış, her ne kadar karşı taraftan olsam da ayrıca hoşuma gitti. :)
160 syf.
·3 günde·8/10 puan
Bir arkadaşım bana " İnsanları tanımak istiyorsan psikoloji kitapları değil, tiyatro kitapları okumanı tavsiye ederim." demişti. Hak verdim.

Fitne ne büyük bir zehir! Hele de güvene oynanmışsa...Bir kanser gibi yavaş yavaş hissettirmeden ele geçirir ruhunuzu.Bütün masumiyeti bir canavara çevirir. Öyle bir parazit ki bütün huzuru yer bitirir. Geriye zombileşmiş ruh kalır. Bütün dünya ayaklarınıza serilse de her şeyde bir bit yeniği arar durursunuz. Boğazınızda hep bir düğüm varmış gibi sürekli yutkunursunuz. Uykusuzluğun esiri olur geceleriniz. Huzursuzluğun esiri olur gündüzleriniz. Ve şüphe ve güvensizliğin getirdiği kara bulut sevdiklerinizi bir bir alır elinizden.

Güvenin güvesi şüpheden uzak kalmanız temennisiyle. Fitnesiz dostluklar dilerim.
160 syf.
·Puan vermedi
Cesur Yeni Dünya kitabında da bahsi geçen; zihinde, sahnede izlermiş gibi bir etki bırakan müthiş bir Shakespeare tragedyası. Hırsın, tutkunun, kıskançlığın ve kuşkunun yıkıcı ateşini coşkulu satırlar ile sonuna kadar hissettiren yazar, bizi dört yüz yıl öncesine götürüyor. Venedik Devleti’nin hizmetindeki soylu bir Arap olan Othello ile çavuşu Iago, karısı Desdemona ve emir subayı Cassio arasında gelişen olayları barındıran eserde; insanların zayıf noktaları dürtüldüğünde içlerindeki karanlık yönlerin kolaylıkla ortaya çıkabileceğini gözlemliyoruz. Zerre miktar şüphenin bile insan duygu ve davranışlarını nasıl etkileyebildiği, yüzümüze tüm gerçekliğiyle çarpıyor. Aslında usta yazar Aleksandr Puşkin oldukça güzel özetlemiş: "Othellonun trajedisi onun kıskanç olmasında değil, herkese güvenmesindedir." Tiyatro atmosferini soluyamadığımız, bu zor günlerde bana şifa gibi geldi Othello.
160 syf.
·5 günde·10/10 puan
Shakespeare, okumayı seven biri olarak Othello beğendiğim eserlerin arasında yerini aldı. Sade ve akıcı bir dili vardı. Kıskançlık, entrika ,yalan, ölüm, aşk hepsinden vardı içinde.
Othello, Lago'ya inanarak, bir mendil yüzünden çok sevdiği, Desdomona'yı öldürür. Desdomona'nın trajik hayatı diyebiliriz. Kıskançlığın ileri bir seviyeye ulaşınca insan psikolojisindeki etkileri çok iyi işlenmişti. Çok güzel bir aşkın araya insanlar girince nasıl mahvolduğunu gördük. Okurken Lago'ya ne kadar kızsamda Othello bana göre daha çok suçlu. İnsan birine güvenmeyi başkalarına bağlamamalı ve sormadan konuşmadan inanmamalı. Çok severek okudum. Derin duygular taşıyan bir kitap.
160 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Hiç bir şey göründüğü gibi değil aksine göründüğünün tersidir. Şöminenin başında konyağını içen ve Pablo Neruda dizeleri okuyan biri için kış, olabildiğine merhametli, sevecandır. Fakat aynı kış, köşe başında bir yılbaşı gecesi oturan kibritçi kız için Soğuk Ölüm demektir.’ Kerim Mert ARAS. Hasan Ali Yücel Klasikler dizisi her zaman dimağımda eşsiz bir tat bırakan nitelikli çevirisi olan ve eserlerin ruhunu yansıtan yayınlar arasında yer aldı. Othellonun son sayfasını kapattığımda da yine aynı edebi hazzı duydum. Othello, bir SHAKESPEARE tiyatrosu. İçinde acı, kıskançlık, ihtiras gibi insani duyguların bolca harmanlandığı bir baş yapıt. Kısa ve bence çok rafine bir oyun. İnsan için olan insani duyguların, nasıl insanlığımıza kastettiğini sözcüklerin dizilişi ile zihninizde somut bir şekilde görüyor kalbinizde ise hissediyorsunuz. Öyle vurucu uslubu, aktarımı. Okuyalım okutturalım. Göğümüz mavi umudumuz baki kalsın.
160 syf.
·2 günde·9/10 puan
Etkinlik sayesinde üçüncü Shakespeare eserini de okumuş oldum Othello ile. Sanırım bu üç kitap arasından da en beğendiğim bu eseri oldu. Tiyatro, oyun okumak bence en zevkli okuma türlerinden. Beyinde kişileri, yerleri ve olayları canlandırmak çok daha kolay ve güzel oluyor. Yazarın dili harika, mükemmel bir şiirsel anlatım.

Hasan Ali Yücel Klasiklerinden okudum eseri 157 sayfalık bir kitap. Kıskançlık ana temalı bir eser. Her şey kıskançlık üzerinden ilerliyor. Gözü yukarılarda siyahi Mağrip'li komutan olan Othello ile Venedikli üst düzey yöneticinin kızının aşkını anlatıyor. Iago isimli bir şeytan var Othello'nun yanında danışman olan ve öylesine bir şeytan ki tamamen kötülükten doğmuş. Kıskançlığı öylesine sokuyor ki Othello'nun beynine artık beynini kemiriyor Othello'nun. Birbiri arkasına yaşanan talihsizlikler de Othello yüzünden yanlış anlaşılıyor ve sonunda çok kötü olaylar yaşanıyor.

İçerisinde Türkler, Osmanlı Devlet'inin de geçmesi ve Kıbrıs Savaş'ı esnasında yazılmış bu yüzden de ayrı bir tebessüm kattı.

Çok büyük bir tema olmayabilir kıskançlık ama bu kıskançlığı anlatırken hayatınızla ilgili sosyal mesajlara doyacaksınız. Hastalıkla, sağlıkla, aile olmakla, iyilik- kötülük ayrımıyla bir sürü anlamlar taşıyor.

Çok beğendim sizlere de rahatlıkla tavsiye ederim. Alıntılardan göreceksiniz zaten.

"En kötüsünü bilmek, hiçbir şey bilmemekten daha iyidir." Sayfa 91
160 syf.
·5 günde·9/10 puan
Evvet, merhabalar kıymetli hazirun. :)
Kitapla ilgili inceleme yapmayacaktım aslında ama içimi bir yerlere dökme ihtiyacı duydum ve burayı tercih ettim. :)

Sir Henry Neville...
Bizim bildiğimiz adıyla William Shakespeare. 16. YY.da yaşamasına rağmen, 18. YY.da ortaya çıkan romantizm akımının en güçlü ismi olarak nitelendirilen bir romantik bir serseri. :)

Yazardan okura uzanan ve sözcüklerden oluşan görünmez bir merdiven vardır. Okur, bu merdivenlerden geçerek yazara ulaşır; onun dünyasını anlar, eserini içselleştirir. Yazar da aynı merdivenden geçerek sözcüklerle yarattığı kurmaca dünya içinde okurun yüreğine dokunmayı başarır. Bu, inanılmaz bie serüvendir. Eğer okur ile yazar, buluştukları metinde yürek diliyle konuşup anlaşırlarsa o noktada "edebî ve ebedì" bir dostluk başlamış demektir. Ve artık rahatlıkla söyleyebilirim ki Bay Shakespeare ile ebedî bir dostluğumuz mevcut. Kendisi artık menkul kıymetlilerim arasına girmiş bulunmakta. Bunu nasıl başardık pek bilmiyorum. Kendisiyle hiç konuşmamış olmama rağmen üstelik hiç izlememiş ve yahut görmemiş olmama rağmen üstüne üstelik Osmanlıya gıcık olmasına rağmen kendisini acayip sempatik birisi olarak buluyorum. Şâirane üslubu, mizahi diyaloglara sıkça yer vermesi, etkilemesi ve etkilemekle beraber güldürmesi, güldürürken eğitmesi ve daha nicesi...

Kitaba gelecek olursak Namık Kemal; tiyatro eğlencelidir ve eğlencelerin en faydalısıdır, der. Bu kitabı ve Shakespeare' in tüm eserleri anlamak için öncelikle bu sözü anlamak gerek. Şimdi ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.

Kahramanımız Othello, ömrü savaşlarda geçmiş, Mağripli bir zenci olmasına rağmen, kendisini Venedik devletine adamış, senatörlerin ve halkın sevgisini, güvenini kazanmış bir komutandır. Sinyor Brabantio’nun kızı Desdemona evlidir. Ve Desdemona' ya çılgınlar gibi aşıktır. Karısını delicesine seven Othello, Sancak Çavuşu Iago’nun entrikaları ile gereksiz yere karısını kıskanmaya başlar. Kötü bir insanın neler yapabileceği, gerçekte olmayanları bile gerçekte oluş gibi inandırabileceği noktasından hareketle Othello aslı olmayan hileler sonucunda büyük bir kıskançlık krizine kapılır. Emrindeki bir subayın hile ve iftiraları yüzünden karısına hediye ettiği ve namus simgesi olarak gördüğü mendili başka bir erkeğin elinde görünce aldatıldığı kuşkusuna kapılıp çok sevdiği karısını boğarak vahşice öldürecektir.

Oyun kıskançlık, kin, hile, kötülük ve iftira üzerine kuruludur. Irkçılık, aşk, kıskançlık ve ihanet-  oyunun eksenindeki ana temalardır.Othello’nun  en güçlü teması “kıskançlık ”tır. Orta yaşlı, Zenci bir komutan olan Othello, güzel karısı Desdemona’yı, emrindeki subaydan kıskanır. Othello aslında hiç de kıskanç değil, sakin bir adamken Sancak Çavuşu Iago’nun hile ve iftiraları ile karısını boğarak öldürebilecek bir adama dönüştürülür. “Othello kıskanç doğmamış, kıskanç edilmiştir." Eğer akıllara sığmayacak kadar kötü ve kötü olduğu kadar da zeki bir hain olan Iago’nun eline düşmese, kıskançlığın ne olduğunu bilmeyecektir Othello. Ama Iago’nun Othello’yu mahvetmeye kararlı olduğu, oyunun daha ilk sahnesinden anlaşılır. Ve Iago bu kararı uygulamaya koyunca, Othello onun elinde istediği gibi oynattığı bir kuklaya dönüşür.
Siz bu hikayede Othello da olabilirsiniz Iago da. Fakat Othelloların da Iagoların da farkına varmak için bunu okumalısınız. Kitapla kalın. :)
160 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Yine bir entrika dolu Shakespeare kitabının sonuna geldim. Tek bir kişinin tüm gidişatı nasıl değiştirebileceğini film izler gibi okudum. Makam hırsı insanın içindeki bütün iyilikleri nasıl yok edebilir ve insan ne kadar şeytanlaşabilir? Bunun cevabını çok güzel veriyor.
Şiirsel, akıcı üslubu kitabın bir çırpıda bitmesini sağlıyor. Kitap tiyatro olduğu için sürekli konuşmalar dizisinden oluşuyor. Orada yazan isimlere odaklanmayıp; şu kimdi bu kimdi demeyip olaylara odaklanırsanız kitap çok hızlı şekilde ilerliyor. Yine beğendiğim bir Shakespeare kitabı oldu. Okumaya da devam edeceğim. İyi okumalar :)
160 syf.
·2 günde·10/10 puan
Tam bir facia örneği. Yanlış anlaşılma, şüphecilik ve öfkenin doğurduğu sonuç. Othello'nun eşi mendili kaybetmesi sonucunda aldatıldığını düşünen Othello Iago ile şüphelendiği kişiyi öldürür ve eşinide öldürmesi sonucunda aslında aldatmadığı gerçeğini öğrenir ama iş işten geçmiştir. Üst düzey biri olan Othello kitabın sonlarında artık bir mahkum olmaktadır. Kitabın verdiği en büyük mesaj önyargılı davranışın çıkardığı sonuçlar ve sinirliyken bir şeye karar vermemek. Olaylar ve duygular gerçekten çok güzel aktarılmış Shakespeare'nin bu kitabını okurken izledim gibi hissettim ve en sonunda çok üzüldüm maalesef, hüzünlendim. Yıllarca hep aklımda canlanabilecek bir eser olacak, etkisi tam olarak böyle.
Hem güzel, hem akıllıysa bir kadın, bilir
Güzelliği kullanılmak, aklı kullanmak içindir.

Ya bir kadın çirkin ve akıllıysa?

Çirkinse eğer, ama aklı varsa ona yetecek,
Mutlaka bir güzel bulur çirkinliğini örtecek.

Ya güzel, ama aptal olursa?

Güzel olan kadına daha hiç aptal denilmemiştir,
Hatta aptallığı sayesinde çocuk bile edinmiştir.
William Shakespeare
Sayfa 35 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 14.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Othello
Baskı tarihi:
Nisan 2020
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789944884518
Orijinal adı:
The Tragedy of Othello, the Moor of Venice
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
William Shakespeare (1564-1616): Oyunları ve şiirlerinde insanlık durumlarını dile getiriş gücüyle yaklaşık 400 yıldır bütün dünya okur ve seyircilerini etkilemeyi sürdüren efsanevi yazar, Othello’da kıskançlığı, hırsı ve coşkuyu dinamik ve görkemli bir biçimde yansıtmıştır. Yine de bu eser sadece bir kıskançlık tragedyası değildir. Shakespeare, Othello’da her çağda geçerli olan trajik bir durumu, saf dürüstlüğün, yalan ve düzen dünyasına yenilişini, yazgıların birbirinden ayrılıp birbiriyle karşılaştığı labirentler içinde aktarır.

Kitabı okuyanlar 8,8bin okur

  • Piremses kedi boynuzu
  • Ayten Teşen
  • Melina
  • Ebru
  • hazalkrky
  • Hicran seber
  • Rumeysa Aksoy
  • Muhammed
  • Murathan Ceylan
  • YasaianScript

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%3.2
13-17 Yaş
%6.6
18-24 Yaş
%29
25-34 Yaş
%36.9
35-44 Yaş
%16.2
45-54 Yaş
%4.9
55-64 Yaş
%0.2
65+ Yaş
%2.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.6
Erkek
%35.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.3 (378)
9
%13.5 (333)
8
%12.6 (312)
7
%4.2 (103)
6
%1.1 (27)
5
%0.6 (14)
4
%0.1 (3)
3
%0
2
%0 (1)
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları