Adı:
Soneler
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751404503
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sonnets
Çeviri:
Talat Sait Halman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İlk kez 1609 yılında topluca basılan 154 sone, denebilir ki, İngilizcenin en ünlü şiir dizisidir. Dünya edebiyatının en güzel örnekleri arasında yer alan bu şiirlerde, sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili önünde benliğin değersizliği, sevgi uğrunda her acıya katlanma, ölüm karşısında korku duygulu ve lirik bir sesle dile getirilmiştir.
"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmayan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için." der Shakespeare "Korkuyor" adlı şiirinde. Ben de korkuyorum Shakespeare, senin bu güzel sonelerine hakkını verecek inceleme yazamamaktan. Kitabı resmen gıdım gıdım okudum, bitmesin diye. Ben sevdiğim kitaplara -özellikle de şiir türü kitaplara- hep böyle davranıyorum. Sen ne kadar güzel, ne kadar büyülü, ne kadar yürekten duygu yüklü yazmışın ki böyle yüreğime dokundun be Shakespeare..

154 sone... Denebilir ki, İngilizcenin en ünlü şiir dizisi. İlk kez 1609 yılında topluca basılmış, dünya edebiyatının en güzel örnekleri arasında yer alan bu şiirlerde neler yok ki? Sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili önünde benliğin değersizliği, sevgi uğrunda her acıya katlanma, ölüm... Her duyguyu böylece içimize işletip, ne güzel bir eser sundun bize.
İncelememe "Korkuyor" şiiriyle başlamamın sebebi şudur: Shakespeare korkmuyor. Sevmekten de, kaybetmekten de, duygularını ifade etmekten de korkmuyor. Öyle ki soneler bir anahtardır, Shakespeare bu anahtarla gönlümüzün kilidini açmıştır.

Ben biraz sonelerin biçim ve özelliklerine değinmek istiyorum. Sone, ilkin İtalyan yazınında görülen, klasik Avrupa edebiyatında yaygın olarak kullanılmış, bizim Türk şiirinde az görülen 14 dizeden oluşan nazım biçimidir. Shakespeare ise İtalyan sonesinden biçim bakımından değişik olan İngiliz sonesini kullanmıştır. İngiliz sonesi, üç dörtlükle bir beyitten meydana gelir. Shakespeare ise İngiliz sonesinden yola çıkarak; birinci dörtlükte konuyu sunar, ikinci dörtlükte konuyu genişletir, üçüncü dörtlükte geliştirip doruk noktasına çıkarır, son iki satırda ise bizlere şiirin özünü ve özetini verir.

Peki, bu sonelerin konusu nedir? Yukarıda belirttiğim gibi genel konu sevgidir, öyküsü ise bir sevgi serüveni. Zannımca bu öyküde dört kişi var: Ozan( Shakespeare'in kendisi olduğunu düşünüyorum), sarışın erkek sevgili, esmer kadın ve rakip ozan.
Shakespeare 154 sonesinin ilk 126'sını güzel, sarışın ve soylu bir gence yazmıştır. Bu güzel satırlar aslında güzel bir kadına bahşedilmiş gibi dursa da, gerçeğin öyle olmadığını görüyoruz. Ama ben şiirlerin kime yazıldığını veya gerçek kimliğini değil de, sonelerin şiirsel kimliğini göz önünde tutmamızın daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Shakespeare ile sevdikleri arasındaki ilintileri estetik olarak yorumlayacak olursak; belki de sarışın genci ideal güzelliğin simgesi olarak görüp öyle yaratmıştır. Peki Shakespeare hep ideal güzelliği mi övmüştür? Tabi ki hayır. 126. Sonesinden itibaren şiirler esmer bir kadına yazılır. Öyle ki, ideal güzellik anlayışını yerle bir eder, kusurlarına rağmen esmer kadını dünyanın en güzel kadını ilan eder. Hatta esmer oluşundan dolayı öyle güzel bulur ki bir sonesinde şöyle dile getirir:
"Güzel ancak karadır" diye yemin ederim,
Senin renginden yoksun olan çirkindir derim."

Ve bir diğer kişimiz rakip ozan. Rakip ozanın göze girmesiyle, bizim ozan bitap düşer, çaresiz kalır. Onu da şu sözleriyle dile getirir:
"Gel gör ki cömert yüzün gülmüş öbür ozana,
Güçsüz kalmış şiirim, konu kalmamış bana."

Biliyorum, fazlaca uzattım ama 154 sayfalık bir kitabı tam 168 alıntı paylaşarak kapatıyorsam, siz anlayın nasıl çok sevdiğimi. Benim gönlümü fetheden bu kitabı tabi ki sizlere de tavsiye ederek incelememi bitiriyorum. Sevgi ile kalın!
Muhteşem muhteşem muhteşem... Bu kitabı tasvir edebilecek sözcükler yok bende. Geçen yıl 1 tane sonesini görmüştüm internette bayılmıştım tamamını okumak şimdi kısmet oldu. Bu kitabı bi okuyun derim ya özellikle şu piyasada dolaşan aşk kitaplarıyla arasındaki farkı anlarsınız.. Sakın ola ki kıyaslamayın ama kıyaslanabilecek ayarda değiller.. Şiddetle tavsiye ediyorum. Hem akıcı bir dili var hem de böyle kendine bağlıyor resmen. O zaman sevdiğim bir sözüyle kapatmak istiyorum. "Sen ancak görenleri seversin bense körüm." Yani yazacak pek bir şey yok bu sözünden sonra.
Bu kitabı çevirmek de ayrı bi hüner gerektirir. Bunun için de TALÂT SAİT HALMAN'a sonsuz teşekkürler. Böyle bir eseri dilimize çevirip bize kazandırdığı için..
Keyifli okumalar..:)
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.151 Oy)8.451 beğeni27.098 okunma744 alıntı132.099 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.578 Oy)18.094 beğeni41.008 okunma2.596 alıntı172.305 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.288 Oy)12.834 beğeni32.838 okunma3.088 alıntı137.820 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.072 Oy)7.634 beğeni21.445 okunma741 alıntı83.655 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.810 Oy)8.749 beğeni23.949 okunma1.599 alıntı111.070 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.491 Oy)8.437 beğeni24.890 okunma2.210 alıntı107.331 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.204 Oy)8.630 beğeni24.024 okunma1.250 alıntı117.886 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.230 Oy)7.556 beğeni20.423 okunma3.637 alıntı121.857 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.418 Oy)5.527 beğeni18.730 okunma766 alıntı95.773 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.170 Oy)3.683 beğeni12.204 okunma1.105 alıntı49.981 gösterim
Yahu Shakespeare, bir insan nasıl olur da bu kadar derin yazabilir bir sevdayı ben anlayamıyorum. Üstelik başka biri söylese ‘sapık’ olarak yargılanacağı şeyleri o cümlelerle o naiflikle nasıl anlattın sen, şaşırdım kaldım doğrusu. Demek ki hayatı algılayışımız kelimelerin bizi yönlendirmesi ile oluşuyor. “Senden çocuğum olsun istiyorum, gözleri senin gibi baksın” dediğinde biri ne kadar ‘kroca’ olduğunu düşünürüz belki ama
“Ne yap yap, kurban gitme kışın zalim eline:
Özün arıtılmadan, yaz’ı almasın senden;
Bir şişeye bal akıt, bir yere bir hazine
Sun güzel hazinenden, kendin sona ermeden.
Bu iş haram değildir, tefecilik de değil:
Sevinç verir gönüllü borç ödeyenlerine–
Görevin bir başka “sen” yaratmaktır, bunu bil;
İşte on kat mutluluk: on gelir bir yerine.
On kat büyük bir görkem doğar gür benliğinden
Ortaya senin eşin on tane sen çıkar da,
Ölüm, eli böğründe kalırdı göçünce sen–
Bırakırdı, yaşardın gelecek kuşaklarda.” Diyince çok romantik geliyormuş demek ki. Gerçekten çok şaşırttı bu durum beni. Hatta bir ara tüm kitap boyunca işleyeceği konunun bu olacağını bile düşünmüştüm. Fakat ilerledikçe daha da şaşırdım çünkü öyle farklı konulara değiniyor ki bazı dizeleri tekrar tekrar okudum emin olabilmek için. Öyle incelikli bir dil, öyle bir lezzet bırakıyor damakta. Muhteşem, bayıldım doğrusu. Tabii çevirmenin de payı çok büyük. Ben Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından “Elbette önemli olan, çeviri yöntemi, biçim, vezin ve uyaktan öte, soneleri hem asıl anlamlarına bağlı kalarak, hem de Türkçeye tamamıyla yatkın olarak taze şiirler gibi aktarıp yaratmaktır. Çevirilerim bunu başarabildiyse görevimi doğru dürüst yaptım diye sevineceğim” diyen Talât Sait Halman’ın çevirisi ile okudum. Ayrıca kitaba eklediği önsözde de Sonelerin anlaşılması açısından çok önemli detaylara değinmiş ve oldukça bilgilendirici açıklamalar yapmış.

Şiir konusunda gönlümü fethettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Muhteşem bir duygu yoğunluğu ve özgünlük var. Çok sevdim.
Bir insana duyulan sevgi,aşk ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.
Kelimelerin gücü ancak bu kadar güzel kullanılabilirdi.
Gerçekten yazının kutsallığını ortaya çıkaran en güzel eserlerden biri.
Araştırdığımda birçok kaynakta Shakespeare’in Soneleri 1588 yılında yazmaya başladığını,bitirdiği yılın ise 1609 olduğunu gördüm.
İnsanın ardında bırakacağı en büyük miras olsa gerek,500-600 yıl geçmesine rağmen duyguları hala diri tutabilmek ve bunu hissettirebilmek.

Shakespeare'da bunun farkında,yazdığının yüzyıllar sonra okunacağını da biliyor hatta bunu şöyle belirtiyor ;

''Bugün soluk alanlar göçse bile dünyadan.
Sonsuz yaşayacaksın kalemimin gücüyle,
Gireceksin her ağza, her soluğa, her dile''

Ne muazzam şey!
Shakespeare’den güzel bir eser daha bizlerle. Soneler. Tabi kitaba geçmeden evvel Sone nedir buna biraz değinmek gerektiğini düşünüyorum.
Soneler iki dörtlük ve iki üçlükten oluşan 14 dizeye sahip bir nazım (koşuk) biçimidir. Bizde de Servet’i Fünun tarafından kullanılmıştır. İlk bu konuda eseri veren de Cenap Şahabettin olup eseri de “Şi’r-i Na-Nüveşte” yani Yazılmamış Şiir adlı eseridir. Tabii kitap Shakespeare’ye ait olduğu için ondan bir örnek verelim buraya. (18. Sone mi neydi anımsayamadım)
“İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
Yaşadıkça şiirin, sana da hayat verir.”
Ya da şunu mu eklesek, sanki bu daha güzel.
“Ah, sessiz aşk neler yazmış, öğren artık okumayı,
Aşkın sırrını ermişler bilir gözleriyle duymayı.”
Böylelikle güzel bir kitabı daha geride bırakmış olduk. Yaşam, Mutluluk, Zaman, Cinsellik; Şiir ve Sanat sayesinde insanın kazandığı ölümsüzlük. Farklı konular devamlı işleniyor. Ayrıca sadece 99. sone 15 dize olarak verilmiş. Onu da ekleyelim.
Bütün dünyanın sahne olduğunu ileri süren William Shakespeare, çok yönlü İngiliz yazar, şair, oyun yazarı ve oyuncu. Soneler adlı şiir topluluğu dil bakımından İngiliz edebiyatında sıkı bir yere sahip, bu konuya hâkim olamayacağımdan fazla yorum yapmam doğru değil. Zamanın ruhunu iyi yansıttığı gerçeği sonelerde fazlasıyla hissediliyor. Sonelerle gönlünün kilidini açtığı betimleniyor. Sevgi, aşk, kıskançlık, karamsarlık lirik sesinde hayat buluyor. Tabi bu detayı daha iyi yakalamama sebep sone 126’ya dek sarışın bir erkeğe atfedilmiş olmasıdır. Talat Sait Halman’ın önsözüyle; sarışın gencin soyluluğu, aslında manevi bir temizlik, arınmış bir ruhun boyutu. Böyle bir güzelliğe duyulan sevgi, cinsel ihtiyaçların çirkinliğinden uzak kalır. Soyut bir sevgidir o. Sarışın gençte dış güzellik gerçek bir gönül zenginliğinin, yaşama dürüstlüğünün ve manevi değerlerin belirtisidir. Güzellik, bu anlamda erdemdir. Sonelerdeki bu estetik anlayışında (gerçekten böyle bir anlayış varsa) bir dinsel nitelik bulmak mümkün. Güzellik bir erdemse ona gönül vermek ve tapmak, onun üstün ahlakına ermeye çalışmak gerekir. Güzelliğin böylesiyle vuslat olmayacağı için, seven gönül ona erişememekten doğan çileye katlanmalıdır. Seven ve bu çileyi çeken gönül arınır, bedenden koparak gerçek temizliğe ulaşır. *

141. sonesinde bu durumu:

Çektiğim illetlerdir varlığımın kazancı;
Bana günah işletip verdiği ödül: sancı.

Bu nedenledir ki sonelerin derinliği kendi içlerinde aranmalıdır.

İlk sonelerinde sürekli olarak sevdiği kişiye kendinden bir parça bırakmasını öğütlediğini görüyoruz. Bu şekilde ecelin mutlak fatih olamayacağını da belirtiyor. Şekspir, kendini o kadar aşmış bir karakter ki üremeden ölmenin varlığa aykırılığını, insanın değerinin bununla ölçüleceğini de ekliyor dizelerine. Yakıcı aşkının uğruna ise bizim deyimimizle canından can vermek isteyeceğini ise her fırsatta dile getiriyor. O denli ileriye gidiyor ki dimağıma şu satırları ekliyor.
“Yıldızlar kör olunca sevgilimdir nur döken.”

23. sonesinde

Sevgimin gücü beni paramparça etmiş de
Aşkın bütün yükünü omuzlarıma yıkmış.
Öyleyse kitaplarım söylesin güzel sözler,
Sussun dilli gönlümün dilsiz laf ebeleri,
Onlar sevgi dilenir, ama bir çıkar bekler;
Gönlün sözü, bollukta hepsinden çok ileri.
Sessiz aşk ne yazmışsa onu oku ve öğren,
Aşkın ince aklıdır gözlerle duyup bilen.

Yüce dizeleriyle anlatmıştır. Ötesi daha iyi anlatılamazdı sanıyorum.

Soneleri kendi hayat akışı ile bir tutarak sonucu hep sevdiceğine bağlamış. (ilk 126 sone sarışın erkek, 127-152 ise esmer bir kadın, belki de kim bilir eşi.) Kendi tabiriyle huzur içinde ellerini kavuşturmuş, beklemiş. Rüzgâra, gelgite ya da denize aldırmamış ve artık zamana ve ya kadere isyan etmemiş. Ona ait olanın ona geleceğini ummuş. Eline geçen her ne olursa olsun aşkının gölgesi diye kendini oyalamayı ihmal etmemiş.
“Mecazı fos çıkaran, sevgilimin eşi de yok” diyerek zamanında yavuklusuna göz diken ozanlara da bir gönderme yapmıştır. Bak bak laflara bak.

Aşkını her geçen gün ekleyerek büyütmüş, iç yangınlarına bir yenisi ekleyerek;

Beklemek cehennemdir, ama beklerim seni,
İyi kötü demeden, suçlamadan keyfini.

Dizeleriyle canımıza okumuştur.

29. Sonesinde ise:

Öyle bir servettir ki sevgini anmak bile,
Sultanlarla yer değiş deseler de nafile.
Diyerek noktayı koymuştur. (Korkmaz kim ki zaten?!)

Zalım Şekspir, anlayacağınız öyle bir şairdir ki deler geçer adamı.

Aşk tanrısının taze ateş aldığı yeri
Canıma şifa bildim: sevgilimin sözleri.

Kimin için yazdın bunları zalım ???



Sen benimdin: rüyanın görkemleriyle doldum.
Ben, uykuda sultandım, uyanınca hiç oldum *

Okumayın.
Yine bir Shakespeare ile karşı karşıya kaldım. En iyi çeviriler listesinde bulunmasıyla nedeniyle okuma listeme aldım ve okudum. Shakespeare İngiliz edebiyatının en tanınmış ismi. Tiyatro, oyun, şiir yazarı. Böylesine çok yönlü bir ismin bu zamana kadar tiyatrolarını okuduktan sonra Soneler isimli şiir kitabını da okudum.

Farklı bir dizilimi ve okunuşu var kitabın. Bizdeki gibi 4'lü yada 2'li satırlardan oluşmuyor. Farklı bir ölçü ve dizilişi var. Kitabın yarısı İngilizce, yarısı da Türkçe. Aynı sayfada farklı dillerin olması şaşırttı ve beğendim. Bir tık sizi ingilizce'ye karşı güdüleyebilir. Sonuçta 1 kelime 1 kelimedir. Okunması zor bir eser bunu da belirteyim. Çünkü hem diziliş hem de konular bakımından farklı yerlere temas etmesi dolayısıyla.

Kitap tamamiyle aşk üzerine. Aşkın çok güzel yönleri de var, çok üzücü yönleri de. Sevgiden, aşktan, birliktelikten, fiziksel ve ruhsal güzellikten oldukça bahsetmiş. İlk bölümlerde özellikle çocuk yapmak üzerine, cinsel birleşme üzerinde çok durmuş. Çünkü aşık olduğu kadının güzelliğine vurulmuş ve ondan bir meyve almak istiyor. Ondan bir tane daha istiyor. O kadar fazlaydı ki bu konu üzerine şiirler yalan yok biraz sıkıldım. Sonrasında özleme, istek, kaybetmekten korkma üzerine olan şiirlere geçtik. Son bölümlerde ise aşkın gözünü kör ettiğine, aşk acısına, şiirin kalıcı olduğuna, şiirin önemine daha doğrusu her şey biter ama şiirler, yazılanlar kalırın önemine vurgu ile bitiriyor.

Aşkla ilgili her dizeyi bulabileceğiniz bir eser. Çok fazla övgü almasına rağmen çok büyük bir beklenti içerisine girilmemesi taraftarıyım. Aşk şiiri ve dizeleri arayanların bu kitaba göz atmasını tavsiye ederim.
Tek bir kelime ile özetlemek gerekirse "Muhteşem" diyebilirim.

Derin anlamlarına duyduğum hayranlıklar bir yana anlayamadığım her dize cahilliğimdendir.

Lakin çeviri olarak değil de bizzat orijinal haliyle okumak nasip olsun isterim. Kırık dökük ingilizcemizi bu düzeye getirebilirsek eğer...

16. yüzyıl ingilizcesinin büyük şansı olan bu mükemmel şair için daha fazla yorum yapmak bize düşmez, okumak gerek sadece okumak...
Shakespeare'in Soneler'inden beklediğim hazzı alamadım. İlk önce bunu söyleyeyim de, anafikir kaybolup gitmesin yorumun içinde. Oyunlarını çok seviyorum çünkü şiirsel bir düzenle yazılmış olduğunu düşünüyorum. Oysa şiirleri, matematiksel bir düzene göre yazılmış gibi geldi. Bu da bana göre metni karmaşık ve uçarı bir hâle sokmuş. Anlamakta oldukça zorlandığım bölümler oldu, sanırım İngiliz Edebiyatı'nın varoluş sebebi de bu metinler. =)
Ağırlaşan göz kapaklarım, hayalinle açık kalsın
Baksın dursun mu istiyorsun yorgun geceye?Sana benzer gölgeler oynaşırken gözlerimin önünde?Durmadan bölünsün mü yani sence uykularım,Kendinden ayırıp yanıma ruhunu mu gönderiyorsun,Yuvasından böyle uzakta, ne yaptığımı gözlesin de,Kıskançlığına yön versin, hedef göstersin diye.Yok yok, aşkın büyükse de o kadar da değil şuan,Gözlerimi hep açık tutan, benim aşkım aslında;Benim kendi gerçek sevgimdir, dirliğimi bozan,Durup dinlenmeden bekçilik ettiren senin uğruna.Senin nöbetindeyim ben, sen uyanıkken başka yerde;Benden çok uzaklarda, başkalarına çok yakınken.
İkinci el övgü tüccarları varsın bol bol konuşsun,
Benim satacak malım yok ki, övgüye gerek olsun.

William Shakespeare...

Benim için asla kahramanlarını betimleyemeyeceğim, ve okuyan herkesin baş karakter kendiymiş gibi hissedeceği bir tür. Aşk, acı, özlem, ölüm, gerçek mutluluk gibi esas duyguları ele alan enfes bir eser.
Benim gözümde Dünya Edebiyatındaki en önemli eserlerden biri. Shakespeare'i okudukça okuyası gelir insanın, izlemeye doyamaz. Hele oyunlarından birinin incelemesini çıkarmaya kalksa işin içinden çıkamaz. Tabii işin içinden çıkamamasındaki en mühim faktör de Shakespeare'in ustalıkla yazdığı bu sonelerdir. Anlaması kolay görünen lâkin hiç de kolay olmayan bu sonelerin tek bir kitapta toplanması ve bunları orijinal dilinde de okuma imkânını bize sunan herkese teşekkür ederim.
Putperestlik demesin benim aşkıma kimse,
Sevgilimi put gibi göstermesinler asla;
Türkülerimin hepsi tek kişiyi övmüşse
O tek kişi aşkımdır, severim onu hâlâ.
Bugün de sevecendir, o yarın da sevecen,
Ondadır şaşmaz vefa ve her pürüzsüz değer;
Sadakat eksik olmaz benim şiirlerimden:
Başka söze yan çizip sırf vefayı söylerler.
“İyi, güzel ve sâdık”, şiirlerimin özü,
“İyi, güzel ve sâdık” demesem de kastım bir;
Yarattığım hep aynı, değiştirsem de sözü,
Bu üç konu birleşip ufka sonsuzluk verir.İyi, güzel ve sadık, çokluk yaşarlar tek tek,
Var olmamıştı üçü birlikte şimdiye dek.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soneler
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751404503
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sonnets
Çeviri:
Talat Sait Halman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İlk kez 1609 yılında topluca basılan 154 sone, denebilir ki, İngilizcenin en ünlü şiir dizisidir. Dünya edebiyatının en güzel örnekleri arasında yer alan bu şiirlerde, sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili önünde benliğin değersizliği, sevgi uğrunda her acıya katlanma, ölüm karşısında korku duygulu ve lirik bir sesle dile getirilmiştir.

Kitabı okuyanlar 658 okur

  • Hayati Taban
  • Özge
  • Tuğçe Açay
  • Beyza Tanrısever
  • Emre Şahin
  • Rüya Uçan
  • Lady Godot
  • Deniz Akdeniz
  • Hüseyin O.
  • Sultan ÖZ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%27.7
25-34 Yaş
%40.4
35-44 Yaş
%15.8
45-54 Yaş
%4.2
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%5.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.4
Erkek
%38.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.2 (76)
9
%21.9 (46)
8
%23.3 (49)
7
%11.9 (25)
6
%2.9 (6)
5
%2.4 (5)
4
%0.5 (1)
3
%1 (2)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları