Adı:
Soneler
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751404503
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sonnets
Çeviri:
Talat Sait Halman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İlk kez 1609 yılında topluca basılan 154 sone, denebilir ki, İngilizcenin en ünlü şiir dizisidir. Dünya edebiyatının en güzel örnekleri arasında yer alan bu şiirlerde, sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili önünde benliğin değersizliği, sevgi uğrunda her acıya katlanma, ölüm karşısında korku duygulu ve lirik bir sesle dile getirilmiştir.
158 syf.
·19 günde·10/10
"İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor, kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor, reddedilmekten korktuğu için.
Yaşlanmayan korkuyor, gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor aslında yaşamayı bilmediği için." der Shakespeare "Korkuyor" adlı şiirinde. Ben de korkuyorum Shakespeare, senin bu güzel sonelerine hakkını verecek inceleme yazamamaktan. Kitabı resmen gıdım gıdım okudum, bitmesin diye. Ben sevdiğim kitaplara -özellikle de şiir türü kitaplara- hep böyle davranıyorum. Sen ne kadar güzel, ne kadar büyülü, ne kadar yürekten duygu yüklü yazmışın ki böyle yüreğime dokundun be Shakespeare..

154 sone... Denebilir ki, İngilizcenin en ünlü şiir dizisi. İlk kez 1609 yılında topluca basılmış, dünya edebiyatının en güzel örnekleri arasında yer alan bu şiirlerde neler yok ki? Sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili önünde benliğin değersizliği, sevgi uğrunda her acıya katlanma, ölüm... Her duyguyu böylece içimize işletip, ne güzel bir eser sundun bize.
İncelememe "Korkuyor" şiiriyle başlamamın sebebi şudur: Shakespeare korkmuyor. Sevmekten de, kaybetmekten de, duygularını ifade etmekten de korkmuyor. Öyle ki soneler bir anahtardır, Shakespeare bu anahtarla gönlümüzün kilidini açmıştır.

Ben biraz sonelerin biçim ve özelliklerine değinmek istiyorum. Sone, ilkin İtalyan yazınında görülen, klasik Avrupa edebiyatında yaygın olarak kullanılmış, bizim Türk şiirinde az görülen 14 dizeden oluşan nazım biçimidir. Shakespeare ise İtalyan sonesinden biçim bakımından değişik olan İngiliz sonesini kullanmıştır. İngiliz sonesi, üç dörtlükle bir beyitten meydana gelir. Shakespeare ise İngiliz sonesinden yola çıkarak; birinci dörtlükte konuyu sunar, ikinci dörtlükte konuyu genişletir, üçüncü dörtlükte geliştirip doruk noktasına çıkarır, son iki satırda ise bizlere şiirin özünü ve özetini verir.

Peki, bu sonelerin konusu nedir? Yukarıda belirttiğim gibi genel konu sevgidir, öyküsü ise bir sevgi serüveni. Zannımca bu öyküde dört kişi var: Ozan( Shakespeare'in kendisi olduğunu düşünüyorum), sarışın erkek sevgili, esmer kadın ve rakip ozan.
Shakespeare 154 sonesinin ilk 126'sını güzel, sarışın ve soylu bir gence yazmıştır. Bu güzel satırlar aslında güzel bir kadına bahşedilmiş gibi dursa da, gerçeğin öyle olmadığını görüyoruz. Ama ben şiirlerin kime yazıldığını veya gerçek kimliğini değil de, sonelerin şiirsel kimliğini göz önünde tutmamızın daha faydalı olduğunu düşünüyorum. Shakespeare ile sevdikleri arasındaki ilintileri estetik olarak yorumlayacak olursak; belki de sarışın genci ideal güzelliğin simgesi olarak görüp öyle yaratmıştır. Peki Shakespeare hep ideal güzelliği mi övmüştür? Tabi ki hayır. 126. Sonesinden itibaren şiirler esmer bir kadına yazılır. Öyle ki, ideal güzellik anlayışını yerle bir eder, kusurlarına rağmen esmer kadını dünyanın en güzel kadını ilan eder. Hatta esmer oluşundan dolayı öyle güzel bulur ki bir sonesinde şöyle dile getirir:
"Güzel ancak karadır" diye yemin ederim,
Senin renginden yoksun olan çirkindir derim."

Ve bir diğer kişimiz rakip ozan. Rakip ozanın göze girmesiyle, bizim ozan bitap düşer, çaresiz kalır. Onu da şu sözleriyle dile getirir:
"Gel gör ki cömert yüzün gülmüş öbür ozana,
Güçsüz kalmış şiirim, konu kalmamış bana."

Biliyorum, fazlaca uzattım ama 154 sayfalık bir kitabı tam 168 alıntı paylaşarak kapatıyorsam, siz anlayın nasıl çok sevdiğimi. Benim gönlümü fetheden bu kitabı tabi ki sizlere de tavsiye ederek incelememi bitiriyorum. Sevgi ile kalın!
158 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem muhteşem muhteşem... Bu kitabı tasvir edebilecek sözcükler yok bende. Geçen yıl 1 tane sonesini görmüştüm internette bayılmıştım tamamını okumak şimdi kısmet oldu. Bu kitabı bi okuyun derim ya özellikle şu piyasada dolaşan aşk kitaplarıyla arasındaki farkı anlarsınız.. Sakın ola ki kıyaslamayın ama kıyaslanabilecek ayarda değiller.. Şiddetle tavsiye ediyorum. Hem akıcı bir dili var hem de böyle kendine bağlıyor resmen. O zaman sevdiğim bir sözüyle kapatmak istiyorum. "Sen ancak görenleri seversin bense körüm." Yani yazacak pek bir şey yok bu sözünden sonra.
Bu kitabı çevirmek de ayrı bi hüner gerektirir. Bunun için de TALÂT SAİT HALMAN'a sonsuz teşekkürler. Böyle bir eseri dilimize çevirip bize kazandırdığı için..
Keyifli okumalar..:)
180 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Yahu Shakespeare, bir insan nasıl olur da bu kadar derin yazabilir bir sevdayı ben anlayamıyorum. Üstelik başka biri söylese ‘sapık’ olarak yargılanacağı şeyleri o cümlelerle o naiflikle nasıl anlattın sen, şaşırdım kaldım doğrusu. Demek ki hayatı algılayışımız kelimelerin bizi yönlendirmesi ile oluşuyor. “Senden çocuğum olsun istiyorum, gözleri senin gibi baksın” dediğinde biri ne kadar ‘kroca’ olduğunu düşünürüz belki ama
“Ne yap yap, kurban gitme kışın zalim eline:
Özün arıtılmadan, yaz’ı almasın senden;
Bir şişeye bal akıt, bir yere bir hazine
Sun güzel hazinenden, kendin sona ermeden.
Bu iş haram değildir, tefecilik de değil:
Sevinç verir gönüllü borç ödeyenlerine–
Görevin bir başka “sen” yaratmaktır, bunu bil;
İşte on kat mutluluk: on gelir bir yerine.
On kat büyük bir görkem doğar gür benliğinden
Ortaya senin eşin on tane sen çıkar da,
Ölüm, eli böğründe kalırdı göçünce sen–
Bırakırdı, yaşardın gelecek kuşaklarda.” Diyince çok romantik geliyormuş demek ki. Gerçekten çok şaşırttı bu durum beni. Hatta bir ara tüm kitap boyunca işleyeceği konunun bu olacağını bile düşünmüştüm. Fakat ilerledikçe daha da şaşırdım çünkü öyle farklı konulara değiniyor ki bazı dizeleri tekrar tekrar okudum emin olabilmek için. Öyle incelikli bir dil, öyle bir lezzet bırakıyor damakta. Muhteşem, bayıldım doğrusu. Tabii çevirmenin de payı çok büyük. Ben Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından “Elbette önemli olan, çeviri yöntemi, biçim, vezin ve uyaktan öte, soneleri hem asıl anlamlarına bağlı kalarak, hem de Türkçeye tamamıyla yatkın olarak taze şiirler gibi aktarıp yaratmaktır. Çevirilerim bunu başarabildiyse görevimi doğru dürüst yaptım diye sevineceğim” diyen Talât Sait Halman’ın çevirisi ile okudum. Ayrıca kitaba eklediği önsözde de Sonelerin anlaşılması açısından çok önemli detaylara değinmiş ve oldukça bilgilendirici açıklamalar yapmış.

Şiir konusunda gönlümü fethettiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Muhteşem bir duygu yoğunluğu ve özgünlük var. Çok sevdim.
158 syf.
·Puan vermedi
Yüzlerce yıldır en çok konuşulan, tartışılan aşk hikâyesi... Aşkla onore edilmiş bu kahramanlar kimler, soneler gerçekten Shakespeare'ye mi ait, başka birilerinin yazdığı soneler de var mı, gerçek mi yoksa kurmaca mı, tanrının kadın yüzü verdiği delikanlı ya da siyah saçlı kadın kim?... Bir sürü soru ile içinde kayboluyoruz sonelerin...
Aşk, tutku, af, hıyanet, acı, sevgi... Her duyguya uygun sone yazmış büyük şair... Dolayısı ile her okuyan kendisinden bir parça buluyor. İyi bir çevirisini bulduğunuz halde müptelası olacağınız, okumayanın çok eksik olacağını düşündüğüm bir eser.
Kitapla kalın...
158 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Baştan sona dek muhteşemdi. Shakespeare ile ilk tanışmam Romeo ve Juliet'le oldu, Soneler sayesinde de kendisine karşı büyük bir sempati duymaya başladım. Bir şans vermenizde fayda var, şiirlerinde ki inceliğe, kelimelerinin asaletine ve hissettirdiği o saf âşka hayran kalacaksınız.
158 syf.
·10 günde·7/10
GÖRDÜM Kİ SUYU ISITIRMIŞ SEVDA ATEŞİ, AMA YETMEZMİŞ PINAR SULARI SEVDAYI SOĞUTMAYA.

Yaklaşık iki yıl önce isminden dolayı sevmiştim kitabı. Arada rastgele bir sayfa açar okurdum ama tamamını bitirmek bugüne nasip oldu. Sevdanın oldukça derin işlendiği bir kitap olmasına rağmen, günümüzün çoğu aşk kitabına oranla kesinlikle sıkmadı, hatta benim gibi aşk temalı kitapları okumayı sevmeyen birini bile kendine bağladı. Soneler ile birlikte iki kitap daha okumasam üç günde bitirebileceğim bir eserdi. Tavsiye ederim herkese.
158 syf.
·1 günde
Şekspir’in okuduğum tüm kitaplarını ayrı ayrı incelemek yerine genel bir değerlendirmeyi uygun gördüm.

Öncelikle söylemem gerekir ki Şekspir inanılmaz derecede zeki hatta bana kalsa bir dahi. Kurduğu cümleler, yaratmış olduğu ahenk, inanılmaz tasvirleri ve her şeyden önemlisi konulara getirmiş olduğu muhteşem derinlik. Bütün bunlar bir arada başka sanatçıda var mı bilmiyorum. Sanatçı diyorum çünkü gerçekten insanı baştan yaratan bir tarzı var.
Eserlerine gelecek olursak; eserlerinin en göze çarpan özellikleri basit kıskançlıklar, tutku, duyguların mantığın önüne geçmesi, kararsızlık, şüphe, hırs, kadının aşağılanması - buna daha sonra değineceğim - ve insana dair diğer tüm ihitraslardır. Bütün bunları o kadar canlı bir şekilde işliyor ki hayran olmamak elde değil.

Şekspir’in zekası, en çok Hamlet, Othello, Kral Lear ve Macbeth gibi trajedilerinde belli oluyor. Akılsızca davranışlarının sonuçlarına katlanmak zorunda kalan güçlü ve karmaşık karakterler, eserlerinin en belirgin özellikleridir. Mağripli generalin (Othello) kıskançlık ve şüphe nedeniyle sadık karısını öldürmesi, yaşlı bir kralın (Kral Lear) verdiği yanlış kararlar sonucu karısını ve kızlarını kaybetmesi; İskoçyalı soylunun (Macbeth) hırs ve vicdan azabıyla kendini mahvetmesi, yazarın yarattığı karakterlerin gerçekliğinin en güzel örnekleridir.

Çoğu Şekspir uzmanına göre otobiyografi niteliği taşıyan Soneler ise sanatçının bütün iç dünyasını gözler önüne sermektedir. Yıllardan beri süregelen tartışmayı, Şekspir’in bir eşcinsel olup olmadığını, Soneler'i okuduktan sonra okuyucunun kendi yorumuna bırakıyorum. Ben bir iki gözlemimi aktaracağım sadece. Soneler'inde geçen sarı saçlı delikanlının kim olduğu henüz kanıtlanmış olmasa da eserde ona duymuş olduğu derin sevgi dikkat çekiyor. Şekspir’den en çok etkilenen yazarların başında gelen Oscar Wilde'ın yazmış olduğu Dorian Grey'in Portresi'nde benzer bir konuyu işlemiş olması yine dikkatimi çeken noktalardan bir tanesi. Dediğim gibi burayı okuyucunun yorumuna bırakıyorum.

Gelelim dikkatimi en çok çeken konuya. Yazıldıkları dönem itibariyle Orta Çağ'a denk gelen eserler, dönemin zihniyetini gözler önüne seriyor. Her şeyden önce kadının bu kadar aşağılık bir varlık olarak gösterilmesi, cadı, köle, erkeğe itaat için var olması, hiçbir düşüncesine önem verilmemesi, kadının da kendini erkeğin malı olarak görmesi dönemin zihniyetinden kaynaklı diye düşünüyorum. Şekspir’in kadını bu şekilde ele alması bana göre müthiş bir sosyolojik eleştiri niteliği taşıyor. Aksini düşünmeyi hayal bile edemiyorum.

Keyifli, bol Şekspirli okumalar diliyorum.
352 syf.
·19 günde·Beğendi·10/10
Daha önce Shakespeare'in diğer eserlerini okuduysanız, Soneler'in çok daha farklı işlendiğini fark edersiniz. Daha sade bir dil kullanılmış cümlelerde, buna rağmen Shakespeare'in cümleleri nasıl ince ince duygularla işlediğini hissedebiliyorsunuz. "Aşkın gözü kördür" sözünü dahi süsleyerek sevimli hale getirebiliyor. Sonelerdeki samimiyet sizi sarıyor ve inandırıcılığı arttırıyor. O kadar ki Shakespeare'in soneleri yazarken kendi hayatından esinlendiği, gerçeği yansıttığına dair teorilere inanmak çok kolaylaşıyor.

Kitabı okurken önsözde, ilk 126 soneyi sarışın bir erkeğe yazdığından bahsedilmiş. Tamamen önyargısız okunduğunda bu sevginin ne kadar cinsellikten uzak ve saf bir sevgi olduğunu görebiliyoruz. İçi titreyerek seviyor sanki. Onu kaybetmekten korkmasını geçtim, onun izinin dünyadan kaybolmasından korkarak seviyor. Onu başka birinin kollarına atmak pahasına mirasını, güzelliğini, kendi çocuğuna aktarmasını istiyor, sırf bu güzellik ortadan kaybolmasın diye. Sonelerdeki "güzellik" algısı yalnızca dış güzelliği tanımlamıyor, aynı zamanda kalp ve ruh güzelliğini de kapsıyor. Bunun anlaşılmasıyla şiirler salt dış güzelliğe övgü olmaktan çıkıyor. Güzellik, aşkla buluşuyor ve büyüyor, büyüyor, büyüyor... Adeta kutsal ve ulaşılmaz bir hal alıyor. Sevdiğini yücelttiğini ve kendini küçülttüğünü düşünürken hem kendini hem sevdiğini yüceltiyor. Her şeyini ona veriyor ve verdikçe zenginleşiyor. "Bende bir şey kalmasa da olsun, bendekiler onda ve onda olduğu için artık daha değerli" diyor adeta.

Son olarak Cem Yayınevi'ne çevirideki titizliğinden ve önsözdeki sonelere dair aydınlatıcı bilgilerinden dolayı teşekkür etmek istiyorum. Şiirlerin orjinal versiyonları da okunup karşılaştırıldığında görülecektir ki bu şiirleri çevirmek çok kolay bir iş değil. Mısraların arkalarındaki anlamlar da düşünülerek, vezni ve kafiyeleri de bozmadan ve şiir şeması da korunarak çeviri yapılmış. Bu titiz çalışmalarından ötürü hem teşekkür hem takdir ediyorum.

Not: Özellikle 42. Sone'nin beni çok etkilediğini söylemeden geçemeyeceğim.
160 syf.
Toplam 154 soneden oluşan ve sonelerin isimleri Sone 1, Sone 2 gibi numaralandırılarak, adlandırılan bir kitap. Sonelerin en belirgin özelliği, her bir mısrasında kafiyeler uçuşuyor. Bir sonede örneğin on beş mısra varsa, arada iki ya da üç tanesi kafiyesiz bir kelime ile sonlandırılmış, geri kalan tüm mısralar kafiyeli. Uyum ilk başlarda hoş gibi duruyor ama sonrasında sürekli kafiyeli bir şeyler okumak beni sıktı açıkçası. Bunların dışında daha çok, yitirilen bir sevgiliye yazılan şiirlerden oluşmuş. Birkaç yerinde dostluktan da söz ediliyor ama daha çok terkedilmiş bir adamın serzenişi diyebilirim. İlk sayfalarda çok zevkli ilerliyor ama sonrasında sıkıcı gelebiliyor. Okumayı düşünüyorsanız, ara vererek okumanızı tavsiye ederim. Ben ara vermeden ve bir saat gibi bir sürede bitirdiğim için, bana hitap etmemiş olabilir.
158 syf.
·Beğendi·9/10
Shakespeare’den güzel bir eser daha bizlerle. Soneler. Tabi kitaba geçmeden evvel Sone nedir buna biraz değinmek gerektiğini düşünüyorum.
Soneler iki dörtlük ve iki üçlükten oluşan 14 dizeye sahip bir nazım (koşuk) biçimidir. Bizde de Servet’i Fünun tarafından kullanılmıştır. İlk bu konuda eseri veren de Cenap Şahabettin olup eseri de “Şi’r-i Na-Nüveşte” yani Yazılmamış Şiir adlı eseridir. Tabii kitap Shakespeare’ye ait olduğu için ondan bir örnek verelim buraya. (18. Sone mi neydi anımsayamadım)
“İnsanlar nefes alsın, gözler görsün elverir,
Yaşadıkça şiirin, sana da hayat verir.”
Ya da şunu mu eklesek, sanki bu daha güzel.
“Ah, sessiz aşk neler yazmış, öğren artık okumayı,
Aşkın sırrını ermişler bilir gözleriyle duymayı.”
Böylelikle güzel bir kitabı daha geride bırakmış olduk. Yaşam, Mutluluk, Zaman, Cinsellik; Şiir ve Sanat sayesinde insanın kazandığı ölümsüzlük. Farklı konular devamlı işleniyor. Ayrıca sadece 99. sone 15 dize olarak verilmiş. Onu da ekleyelim.
158 syf.
·4 günde·8/10
Yine bir Shakespeare ile karşı karşıya kaldım. En iyi çeviriler listesinde bulunmasıyla nedeniyle okuma listeme aldım ve okudum. Shakespeare İngiliz edebiyatının en tanınmış ismi. Tiyatro, oyun, şiir yazarı. Böylesine çok yönlü bir ismin bu zamana kadar tiyatrolarını okuduktan sonra Soneler isimli şiir kitabını da okudum.

Farklı bir dizilimi ve okunuşu var kitabın. Bizdeki gibi 4'lü yada 2'li satırlardan oluşmuyor. Farklı bir ölçü ve dizilişi var. Kitabın yarısı İngilizce, yarısı da Türkçe. Aynı sayfada farklı dillerin olması şaşırttı ve beğendim. Bir tık sizi ingilizce'ye karşı güdüleyebilir. Sonuçta 1 kelime 1 kelimedir. Okunması zor bir eser bunu da belirteyim. Çünkü hem diziliş hem de konular bakımından farklı yerlere temas etmesi dolayısıyla.

Kitap tamamiyle aşk üzerine. Aşkın çok güzel yönleri de var, çok üzücü yönleri de. Sevgiden, aşktan, birliktelikten, fiziksel ve ruhsal güzellikten oldukça bahsetmiş. İlk bölümlerde özellikle çocuk yapmak üzerine, cinsel birleşme üzerinde çok durmuş. Çünkü aşık olduğu kadının güzelliğine vurulmuş ve ondan bir meyve almak istiyor. Ondan bir tane daha istiyor. O kadar fazlaydı ki bu konu üzerine şiirler yalan yok biraz sıkıldım. Sonrasında özleme, istek, kaybetmekten korkma üzerine olan şiirlere geçtik. Son bölümlerde ise aşkın gözünü kör ettiğine, aşk acısına, şiirin kalıcı olduğuna, şiirin önemine daha doğrusu her şey biter ama şiirler, yazılanlar kalırın önemine vurgu ile bitiriyor.

Aşkla ilgili her dizeyi bulabileceğiniz bir eser. Çok fazla övgü almasına rağmen çok büyük bir beklenti içerisine girilmemesi taraftarıyım. Aşk şiiri ve dizeleri arayanların bu kitaba göz atmasını tavsiye ederim.
158 syf.
·15 günde·Beğendi·10/10
William Shakespeare “Bütün dünya bir sahnedir,” diyor. Shakespeare yeryüzünü baştan başa sahne olarak görmüş, kendi sahnesine bütün yeryüzünü sokmaya çalışmıştır. Ama hem oyun yazarı, hem şair olan Shakespeare’in bütün dünyası sahne değildi. Yaşantılarının bir çoğunu trajedilerindeki ve komedilerindeki kişilerin sözleriyle dile getirmekle yetinmedi, şiirleriyle de açıkladı.
"Tanrı bilir, gözümle sevmiyorum seni:
Çünkü sana baktıkça gözüm bin kusur bulur.
Ama yüreğim sever gözün görmediğini,
Görünüşe aldanmaz, olur teslim sevgiye..."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Soneler
Baskı tarihi:
Mart 2016
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751404503
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Sonnets
Çeviri:
Talat Sait Halman
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
İlk kez 1609 yılında topluca basılan 154 sone, denebilir ki, İngilizcenin en ünlü şiir dizisidir. Dünya edebiyatının en güzel örnekleri arasında yer alan bu şiirlerde, sevgi, kuşku, özlem, ihanet, kıskançlık, umut, hayal kırıklığı, karamsarlık, suç ve günah, sevgili önünde benliğin değersizliği, sevgi uğrunda her acıya katlanma, ölüm karşısında korku duygulu ve lirik bir sesle dile getirilmiştir.

Kitabı okuyanlar 2.360 okur

  • Berkan
  • Nida Vural
  • Hera
  • •~rana~•
  • Muhammed Çakmak
  • Melisa AKDENİZ
  • Albertine Disparue
  • Melis Arıner
  • Star in darkness
  • Osman k

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.7
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%27.7
25-34 Yaş
%40.4
35-44 Yaş
%15.8
45-54 Yaş
%4.2
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%5.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.4
Erkek
%38.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%32.6 (196)
9
%18.6 (112)
8
%19.3 (116)
7
%11.5 (69)
6
%2.5 (15)
5
%1.5 (9)
4
%1 (6)
3
%0.7 (4)
2
%0.2 (1)
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları