Godot'yu Beklerken

8,8/10  (128 Oy) · 
385 okunma  · 
117 beğeni  · 
3.203 gösterim
Godot'yu Beklerken 1948 yılında Fransızca olarak yazıldı ve 1953'te Paris'de sahneye kondu. Zamanla ülke çapında bir ün kazandı. 1954 yılında Beckett tarafından bazı değişikliklerle İngilizceye çevrildi ve başka ülkelerde de sahnelenmeye başladı. Avangard olarak nitelenmesine karşın hızla klasikleşti.

Oyunun varoluş sancıları çeken kahramanları, yolları kesiştiğinde birbirleriyle iletişim kurmaya çalışırlar. Her gün yinelenen bu ritüelde bellek işlevinin yerine getiremeyince de gerçekliğin kesinliğinden uzaklaşmaya başlarlar.

Kimilerine göre tüm zamanların en iyisi olan bu oyun, 21. yüzyılda da kafamızda soru işaretleri bırakmaya devam ediyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2000
  • Sayfa Sayısı:
    124
  • ISBN:
    9789758240074
  • Orijinal Adı:
    En Attendant Godot
  • Çeviri:
    Uğur Ün
  • Yayınevi:
    Kabalcı Yayınevi
  • Kitabın Türü:
Nina 
 13 Mar 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Samuel Beckett edebiyatta modernizm temsilcisi ve Absürd Tiyatro’nun kurucusu olarak biliniyor. Eserlerini İngilizce ve Fransıza dillerinde yazıyordu, oyunu ‘’Godot’yu beklerken’’ yazdıktan sonra dünyaca tanınan biri oldu, dramaturji de en önemli eserlerinden biri de ‘’Godot’yu beklerken’’dir,1969 da Nobel ödülünü almıştır.

‘’Godot’yu beklerken’’ iki perdeden oluşan piyes, düzyazı o dönemde yazamadığı için kafayı dağıtmak amaçlı yazılan bir oyundur diye söylüyordu yazar.
Estragon ile Vladimir, iki arkadaş, zaman onlar için bir bataklıktır ve onlar bu bataklıktan çıkamıyorlar, onların çok beklediği Godot da bir türlü gelmiyor. Kendilerini kandırmaktan başka bir şey yapamıyorlar, gelecek onlar için yok, intihar bile akıllarına geliyor ama harekete bir türlü geçemiyorlar.
Pozzo ve Lucky, bu tuhaf ikilinin arasında bey-uşak ilişkisi ve Pozzo’nun emrivaki konuşmaları sürüp devam ediyorlar . Fakat Lucky’nin sözde dilsiz ve köle olup sonra olan monoloğu okuduğumda hiç de dilsiz sınıfa koyamadığım ,hatta köle düşüncesini göremedim.
Beşinci oyuncu Godot ile ilgili haberi getiren çocuktur. O masum, temiz ve yalansız biridir.
Oyunda ki ağacın belli bir coğrafyadan ayırt edilebilecek bir özelliği olmadığı için dünyanın neresinde olursa ve ne zaman olursa olsun Godot’yu beklemek mümkün gibi görünüyor.
Lucky’nin boynuna geçirilmiş ip Pozzo ‘nun elinde kalması sömüren ve sömürülenin arasında ki bağı simgelediğini düşünüyorum.


… Bekliyorlar, insanlar hep bekliyorlar sadece Vladimir ve Estragon değil hepimizin beklediği bir şey vardır mutlaka ve sadece beklemek, eylemde bulunmamak ise Godot’yu beklemek demektir. Godot bir tanrı, ölüm veya güçlü biri olarak görebilir adlandırabilirsiniz fakat o boş beklentileri, olmayacak hayalleri ile ibarettir.

insan_okur 
14 Şub 07:56 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Godot’yu Beklerken’i ilk kez NTV’de Önce Söz Vardı isimli programı izlerken duymuştum. Uzun süredir tiyatro eseri de okumamıştım ve bu şekilde kitaba başladım. Kitap kısa bir eser 124 sayfa ve ve iki perdeden oluşmakta. Samuel Beckett ilk postmodernislerden olarak anılıyor ve absürd tiyatronun en önemli yazarlarından ayrıca 1969 yılında da Nobel Edebiyat ödülüne de layık görülmüş.
Absürd tiyatro nedir peki ? : Absürd tiyatro; Bütün kalıplara, alışılmış düzene karşı çıkar. Mantık sınırlarını tanımaz. Olaylar arasında bağ kurulmaz. Kahramanları genelde zavallı, suçlu, bilgisiz ve zayıf kişilerdir. Belli bir olay dizisi yoktur. Verilmek istenen mesaj yoruma açıktır. Böylesi anlamı olan absürd tiyatronun en baba kitabından bizlerinde farklı anlamlar çıkarması sanırım gayet mümkün.

Kitapta iki ana karakter var Estragon ve Vladimir iki arkadaş bir yerde beklemektedirler Godot’yu. Beklerler, beklerler, beklerler… Beklemektir kitabın asıl teması isminde olduğu gibi. Sonrasında iki karakter daha gelir. Pozzo ve Lucky, bu tuhaf ikilinin arasında bey-uşak ilişkisi mevcut. Ama Pozzo’nun davranışları acımasızca, gaddarca; bana köleliği anlattı bu ikili. Eziyeti, vahşeti, acımasızlığı, sömürgeciliği gösterdi. Bu kısımda sinirlendiğimi belirtmek isterim. Bir de çocuk karakteri var tabi masumluğu, temizliği gösteren…

Kitap herkese farklı olarak kendini anlatmış yorumlarda. Gerçekten de öyle çünkü bu dalın yani absürd tiyatronun amaçlarından biri. Bu kitap bir klasik gerçekten. Her duyguya hitap edecek zenginlikte. Umut dolu derken bir anda kendini asmaya çalışmak gibi zıtlık ve bulanıklığa sahip. Bir anda sevinirken anında üzen bir yapıda. Anlamsız bir anlam içeriyor bu klasik. Gerçek dünyada mı yoksa hayal âleminde bu kişiler diye sorgulamanız mümkün. Biri unutur, diğeri hatırlatır ve döngü devam eder durur. Varoluşsal felsefenin dibine vurmuştur yazar bunu da belirtmek isterim. Gerek cümle ile gerekse anlattığı konu ile bunu bizzat belirtmiş.
Sonuç olarak kendilerini kanıtlayan karakterler, farklı konularda anlamlar taşıyan ve zıtlıklar oluşturan cümlelerle dolu; sıradan, basit, saçma konuşmalarla dolu ama bir o kadar da anlamlı, akıcı ve kısa cümlelerden oluşan bir eser. Umutla Godot’u bekleyen ikili.

Farklı bir türde, kendimce de bir klasik yapıt okuduğum için mutluyum, sizlere de tavsiye ederim.

İlk olarak şunu belirteyim bu kitap bir tiyatro metnidir. Zira ben okumaya başlayınca öğrendim: ) Okurken karekterleri gözünüzde canlandırabiliyorsunuz. Bu karakterlerle birlikte gülüyor, düşünüyor ve hüzünleniyorsunuz.
Unutan, görmeyen ve duymayan toplum çok güzel aktarılmış. Günümüz toplumlarının başındaki en büyük belalardan biri unutmak... Ezileni, öleni, kardeşliği, savaşı, sevdayı, acıyı unutmak.
Yaşamın her olasılığına karşı alaycı bir duruş mevcut kitapta. Her olasılıkta yaşanan farklı duygular ve bu duyguların bulanıklığı... Sevinç ve hüzün duygularını aynı cümlede yaşıyor ve cümle bittiğinde sizde hangi duygu ağır basıyor anlayamıyorsunuz.
İçinde bulunduğumuz toplumun basitliği ve çaresizliği oldukça etkili bir şekilde yansıtılmış. Bir kurtarıcı beklemekten başka çaresi olmayan insanlık, Godot'yu bekleyen insanlık...
Cümleleri tespit konusunda oldukça doyurucu. Zaman zaman güldüren, eğlenceli, kısa ama etki alanı geniş olan bir kitap.

Murat Sezgin 
23 Nis 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Okuduğum ilk tiyatro eseriydi. Cümlelerin akıcı ve kısa oluşu okumayı baya kolaylaştırıyor. İkili arasında geçen konuşmalar görünüşte sıradan, basit, saçma olarak dursada altında yatanları anlayınca gerçekler açığa çıkıyor.

Vladımır ve Estragon, Godot'u kurtarıcıları olarak nitelendirdikleri için bir bekleyiş içindeler. Beklerken kendi var olmalarını absürd tiyatroya has olan hayatın boşlugu, insani amaçların anlamsızlığı ve umutsuzluk içinde sorguluyorlar. İnsanın bir şeye körü körüne bağlı olmasını simgelemesi açısından önemli bir eser.

Eser varoluşçu felsefeyi işleyen bir absürd tiyatro. Samuel Beckett bu oyununda insanın varlığını bile kanıtlayamadığı bir varlığı beklemesinin ve onun sayesinde kurtulacağını düşünmesinin saçmalığını ve bireyin bir yaşama amacının olmasının kendisini kandırmaktan başka bir şey olmadığını anlatıyor. Çoğu okur anlamasa da aslında Beckett eserde Tanrı ve ahiret inancını reddiyor. Ki zaten "Godot" da rastgele seçilmiş bir isim değil. İngilizcede tanrı anlamına gelen "god" kelimesine istinaden seçilmiş. Tanrıya ve ahirete inanan insanların ömürlerini sonu gelmeyen aptalca bir bekleyişe mahkum ettiğini savunuyor. Eserdeki bu alt yapıyı anlamasaydım eserin kurgusu ve üslubu sebebiyle beğenebilirdim ancak inançlarımla uyuşmadığı için eser beni irite etti. Varoluşçu felsefeyi benimseyen okurlara hitap eden bir eser.

Ezgi K. 
 03 Şub 14:40 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kendime göre algı biçimimi etkilememesi için okumadan izlemek istememiştim ama oyun zaten yüzlerce farklı anlama bürünecek bir içeriğe sahip. Dolayısıyla, ister izleyin ister okuyun, herkese ulaşan içerik apayrı olacaktır. Absürt sanat dallarının, hayatın sıradan temalarını olduğu gibi işlemesinden nasibini almış bir eser. Prematüre ifadesini bir küfür olarak görebilir, sorulan sorunun duyulmadığı için cevaplanmamasıyla karşılaşabilirsiniz. Çünkü hayat tam olarak bu duyulmama eyleminin kendisi kadar sıradan. Kitabın, çok basit cümlelerle, çok yalın betimlemeler içerme sebebi de budur. Çünkü gerçek hayatın içinden çıkıp gelen de tam olarak bu basitlik.
Haliyle bu kısa oyunun beni derin düşüncelere gark etmesi elden değildi. Baştan aşağı semboller ve metaforlarla döşeli her bir öge, yaşadığımız dünyanın ögelerinden ve ruhsal buhranlarımızdan başka bir şey değil. Beklenen Godot, bir insan, mahluk, eşya, metafiziksel bir öge, hiçlik ya da varlığın ta kendisi olabilir. Varoluşçuluğun her adımında karşılaştığımız nasıl değil neden sorusu, kitabın her sayfasında imlek imlek işlenmiş. Evrenin bütün sırları çözülse bile, bu kitabın karakteri çıkıp "İyi tamam ama bu hala bana neden yaşadığım sorusunun cevabını veremez." diyebilir. Nasıl bir gerçeklikte yaşadığın değil neden o gerçeklikte ya da hayaller dünyasında yaşadığını arar durur, kitabın ana iki karakteri. Biri unutkan, diğeri yardım eli bekleyen insanlığı simgeler. Aslında insanın her iki yanını da simgelemiş olur. Bu nedenin cevabını ısrarla ararken, hayat bu mu, bu kadar mı, gerçekten biz bu muyuz diyerek varoluşsal sancılara gömülerek kitabı bitirmiş oluyorsunuz. Çünkü o cevap bir kurtuluştur, kurtuluş Godot'dur. Godot cevapların ta kendisidir. O cevap bir gün gelecek mi, hep yarını mı bekleyeceğiz bilinmez. Ama hepimizin beklediği bir Godot'nun olduğu da su götürmez bir gerçek.

Kağan Kalava 
04 Haz 21:16 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Uzun zamandır kitap okuyamıyordum,Godot'yu Beklerken eseri de gözümün içine bakıp duruyordu...

-Godot kimdir ? Tanrı,bir ömür,yaşam,evren belki de hiçkimse ve hiçbirşey...

-Kitapta anlatılanlar:

Günlük sıradan yaşam(yaşamımızda her an yaptığımız hareketlere kısaca sıradanlığa büyük eleştiri...

-Varlık-yokluk,hiçlik...varoluş sancıları ve varoluş sorgulamaları....

-İtaat,kölelik,özgürlükten kaçış...

Sonuç:Kimi bekliyoruz ? Neyi bekliyoruz ? Her sene tuttuğumuz takımın şampiyon olmasını mı ? ,Yaz tatili planlarımı ? Bayram planı mı ? Beş-on sene sonra iş yaşamımzdaki konumumuzu mu ? Hayallerimizi mi ? Evlenmeyi mi ? Çocuk sahibi olmayı mı ?....Sonuç mu ? Kısa geçen bir ömür,gerçekleştirşmeyen hayaller ve neden dünyaya geldik neden varız ? ölüm ve doğum nedir ?...gibi bir dünya soru.Aynı alışkanlıklar-tekrar eden hareketler(Her sabah erken kalk,işe git,işten gel,yat,uyu...) Peki bu sıradanlığın ortasında kendimize,kendi özelimize ne kadar süre ayırıyoruz ? Maalesef bir hiç kadar ! Sonuç mu arıyorsunuz bir dünya varoluş hakkında soru...

Kısaca avangard sayılan bu eser bana kendi yaşamamımı sorgulamamı ve varlık-yokluk kavramlarını düşünmemi ve özellikle de sıradan alışkanlıklar içinde geçen tekdüze yaşamımı aklıma getirdi.Bir nevi bir uyanış-farkındalık oluşturdu.Kitap hakkında çok fazla soru sormayın,kendi yaşamınızı düşünün yeter kitabı okur iken !

Lütfiye SOYLU 
01 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Herkes de okumasın ,deyip saklamak istediklerimden...Bekleyişin muhteşem kitabı.Oyunu izleme şansı bulanlar varsa ne mutlu! Fakat hayal sahnesinde de muhteşem bir eser.

Ce-mâ 
07 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

Altını çizdiğim cümleleri tuttuğum bir defterim var, ve bu defterde şimdiye kadar en çok cümleyi not ettiğim kitap, aslında sürekli anlaşılmadığından dem vurulan, kendi içinde karmaşık sayılabilecek, absürd tiyatronun temeli diyebileceğimiz bu eserden başkası değil.
Kitap okurdan okura yorum farkı oluşturuyor, kimine göre bekleyişin kitabı, kimine göre umudun kitabı, kimine göre eleştirel yaşamın kitabı, kimine göre ise ideolojik bir başkaldırı kitabı. Evet bana göre,bir varoluş kitabı, var olduğunu kanıtlama kitabı. Kahramanların var olduklarını kanıtlamak sebebiyle yapmış olduğu eylemler ve sürekli bir iletişim içinde bulunma gayreti aslında var olmanın haykırışı.
Not: Bu arada Lucky'nin tiradı konuşma özgürlüğünün önemini insanın yüzüne çarpıyor.Hele şu ülkenin bulunduğu durum itibariyle cok daha sert çarpıyor.
İncelemeye bu düşünceme destek olacak bir alıntı ile son vermek istedim.
"Her zaman kendimize var olduğumuz izlenimini verecek bir şeyler buluyoruz."

Godot adında kim olduğu veya neyi temsil ettiği bilinmeyen birini bıkıp usanmadan bekleyen iki kahraman: Vladimir, Estragon.. Her gün aynı yerde buluşup, önceki günleri unutan iki belleksiz.. Samuel Beckett'e ait bir absürt tiyatro örneği.. Yazarın "Murphy" adlı bir diğer önemli eseriyle birlikte okunası kitaplarından..

4 /

Kitaptan 124 Alıntı

Sergen Özen 
23 Şub 14:51 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Günün birinde sağır olacağız. Günün birinde doğduk, günün birinde öleceğiz.

Godot'yu Beklerken, Samuel Beckett (Sayfa 117 - Kabalcı Yayınevi)Godot'yu Beklerken, Samuel Beckett (Sayfa 117 - Kabalcı Yayınevi)

Yaşlanacak zamanımız var. Hava çığlıklarımızla dolu. Ama alışkanlık büyük bir uyuşturucu.

Godot'yu Beklerken, Samuel Beckett (Sayfa 93)Godot'yu Beklerken, Samuel Beckett (Sayfa 93)
Ferah 
05 Şub 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''Sıkıntıdan patlayacağız, inkar edemeyiz bunu. Güzel. Peki. Bir değişiklik oluverince ne yapıyoruz? Fırsatı kaçırıyoruz. Hadi işe koyulalım. Birazdan her şey bitecek ve biz yeniden yalnız kalacağız, hiçliğin orta yerinde.''

Godot'yu Beklerken, Samuel BeckettGodot'yu Beklerken, Samuel Beckett

Dünyadaki gözyaşı miktarı sabittir. Ağlamaya başlayan biri için, bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı.

Godot'yu Beklerken, Samuel BeckettGodot'yu Beklerken, Samuel Beckett
Dystopianerectus 
06 Tem 23:35 · Puan vermedi

Vladimir – Ne diyorlar?
Estragon – Hayatlarından söz ediyorlar.
Vladimir – Yaşamış olmak onlara yetmiyor.
Estragon – Bir de ondan söz etmeleri gerekiyor.

Godot'yu Beklerken, Samuel BeckettGodot'yu Beklerken, Samuel Beckett

Kitapla ilgili 1 Haber

Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap
Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap Hayat kısa, kuşlar uçuyor.” demiş Süreya’lardan Cemal. Okuduktan sonra kendi içinizde özümseyeceğiniz, arkadaşlarınızla kritiğini yapacağınız, altı çizili cümlelerinizi temize geçireceğiniz o kadar fazla kitap var ki. Bu galeriyle sizlere fiziksel anlamda biraz yardım etmiş olacağım. Üstelik bu galeriyi incelediğinizde ağzını yaya yaya ”Bu tuğla gibi kitapları nasıl okuyorsunuz?” diyen arkadaşların tezlerini de çürütmüş olacaksınız. İşte size dünyaca ünlü yazarların duyu belleklerinden süzüp gelen 10 muazzam kitap.