Heyecanlıyım.
Çünkü bu satırları çok anlamlı bir kitap için yazıyorum. Çoğunuz çocuk kitabı olduğundan okumaya değer bulmayabilirsiniz. Ama biliyorum ki, yazar bu kitabıyla sadece çocuklara değil, hepimize hitap etmek istedi. Zaten onun heyecanına ve uğraşına uzaktan da olsa şahit olduğum için anında alıp okumak istedim.
Bu kitap, çok sevimli bir annenin, çok çok sevimli kızına bırakabileceği en güzel miras.
Masal, Down sendromlu bir çocuk. Hani o hepimizin bildiği +1 kromozom fazlalığı, hastalık değil! Sadece 46 olması gereken kromozom sayısının, anne rahminde 47 olması sonucunda ortaya çıkan genetik bir farklılık.
İşte hepsi bu kadar.
Masal yine Masal; benim gibi, senin gibi, hepimiz gibi…
Önyargılı olmayıp, keşke herkesmiş gibi görebilsek, farklılıkları kabullenip, onları toplumdan dışlamasak…
İşte o zaman bu satırlara gerek kalır mıydı? Bilemiyorum.
Bence bunlardan daha kötüsü, iyi niyet düşmanlığıdır.
İyi niyetli olduğumuzu düşünüp aileyi teselli etmeye kalkarız. Aslında tamamen iyi niyetimizdendir değil mi? Fakat sizce ailenin bir teselliye ihtiyacı var mı? Sadece bize göre bir tık daha zor öğreniyorlar. Ama yürüyorlar, koşuyorlar, gülüyorlar, ağlıyorlar, acıkıyorlar ve daha fazlasını da yapıyorlar…
“Ayşegül Kara, Adana'da dünyaya geldiğinde doktorların aileye 'Bundan size hayır gelmez' dediği, okul çağına geldiğinde öğretmenler tarafından 'Bu okuyamaz' diyerek okula alınmak istenmeyen Down Sendromlu genç kız herkese inat üniversiteyi bitirerek, tez hazırlayıp, cilt bakım üzerine, hem ustalık hem de usta öğreticilik belgesi aldı.”
İşte Masal bebek de çok bilinçli bir anne ve babaya sahip. Eminim ilerde hepimizin çocuklarının sınavlarda rakiplerinden biri olacaktır.
Kitaba gelecek olursak eğer; Down sendromlu bir çocuğun, lösemi hastası çocuklara dokunuşu