Gürsel Korat

Gürsel Korat

Yazar
8.3/10
300 Kişi
·
722
Okunma
·
68
Beğeni
·
3.008
Gösterim
Adı:
Gürsel Korat
Tam adı:
Gürsel Sağlamöz
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Kayseri, 1960
1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilk gençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.

Edebi Dünyası

Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.

Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.

Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:

1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandan hareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.

2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar, kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.

3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.

4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.

5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.
Yaşam insanın hapishanesiydi, yaşam bitip tükenmeyen şika­yetti, yaşam ölüm duygusuyla her gün eriyip gitmekti.
Gürsel Korat
Sayfa 22 - İletişim Yayınları Birinci Baskı 99
İnsan yaşlıların ne düşündüğünü, ancak onları yitirip onla­rın geçtiği düşüncelerden geçtikçe kavrayabilir.
Gürsel Korat
Sayfa 53 - İletişim Yayınları Birinci Baskı 99
İnsan belli bir yaştan sonra kızgınlık ve kırgınlık dolu sitemler yapacağına, gözyaşını içine akıtmayı yeğliyor.
Gürsel Korat
Sayfa 102 - İletişim Yayınları Birinci Baskı 94
208 syf.
·2 günde·10/10 puan
‘Kulakları uyuşturan serçe sesleri onlara özellikle kulak vermedikçe işitilmez.’
Onüçüncü yüzyıl, orta anadolu bozkırları.
Bir erkek bir kadın derviş, bir keşiş, Venedikli ve Endülüslü tüccarlar ve melek kalpli türkmenlerin hayatlarının, hikayelerinin arapsaçı gibi birbirine dolanıp, dönemin iktidar kavgası ve güç hırsıyla kopartılarak çözüldüğü sarsıcı, vurucu, hüzünlü hikâyesi bu.
Sonbahar rüzgarının önüne katıp götürdüğü hayatların hikâyesi.
Daha önce üzerine hiç okumadığımı fark ettiğim Kapadokya ve orta anadolunun 8 yüzyıl öncesinin tarihi zemininde kaleme alınmış hikâyesi.
Saruca Abdal ve Gülbeyaz’la adanmışlığı, Civan ve Şamnalika ile aşkı, Fâzıl ile Mihayıl ile dostluğu resmediyor Gürsel Korat.
Ama ne güzel resmediyor!
Her birini bir güvercinin kanatlarına ilmek ilmek dokuyor sanki. Belki de hikâyesinin uçabilmesi bu yüzden.
Yazarı daha önce okumamış olmama hayıflanırken, kitabı elimden zor bırakıyorum.
Gönül bağı kurduğum her eser gibi, bir dostu yitirir gibi.
*yunanca: ‘Güvercin, ah!’
124 syf.
"Geçmiş neydi?Yaşanıp bitmiş bir düş. Zaman neydi? Şimdi."

Kitapta efsanevi olaya Selçuklular safında Babailere karşı savaşıp esir düşen Kör Leon ve Kilise Ressamı Sağır Dimitri'nin arkadaşlığı basit ama yıkıcı nedenlerle bir araya getirmiş. Farklı statüdeki insanları bir araya getirmek amaçlanmış.

“…Hangi dinden geldiğine bakılmaksızın insanlar ortaklaşa çalışır"ifadesiyle belirtilen her dinden her boydan insanın ortak yaşam sürmesi dönemin şartlarında hiçte uygun değil.

"İnsanların birçok dine ait değerleri iç içe geçirerek ve hiç yadırgamadan yaşamaları, cinsiyet ayrımının bile önemini yitirmiş olması", "süse düşkün Yakovus’un adeta çuval gibi bir paçavranın içinde kendini mutlu hissetmesi "de hayatın olağan akışından kopuşun göstergeleri olarak değerlendirilebilir."

Romanın insan sevgisi ve eşitlik anlayışına sahip bir görüşü okuyucuya aktarılmış.Zulme karşı birleşen, ortak tavır takınmak zorunda kalmış.

Kapadokya'nın yeraltı şehirlerinde Moğollara,Selçuklara ve tüm baskıcı iktidarlara karşı kurulan örgütün de sembol kullanıyor Çift gövdeli aslan, tarihte böyle bir tarikat yok ama Aksaray- Nevşehir yolu üzerinde bulunan Alayhan Kervansarayının girişinde kabartmadan esinlenmiş.

Yazar romanı gerçeğe ve kurguyu başarılı bir şekilde yansıtır.Bu yönden sevdim yazarı unutmadan çift gövdeli aslan kabartması (https://encrypted-tbn0.gstatic.com/...UKdqByqgZdw&s=10, Aksaray'ın amblemi de çift gövdeli aslan https://www.google.com/...biw=1280&bih=727
ve Alayhan'dan görüntühttps://www.google.com/...iw=1280&bih=800#)
Not: Kapadokya'da bölgesinde yaşayıp da gezmemek ayıp olurdu tabii ki de gezdim. Anılarım canlandı resmen. :)


Son olarak kitap ara ara felsefi düşünceler mevcut, İncil'den ve çok kültürlü Kapadokya'nın tarihinden ve dini olaylardan bahsetmiştir.Kapadokya üçlemesi'nin ilkini okudum diğerlerini de okuyacağım. Özellikle tarih bilgisi ve tarihi sevmek önemli.Tavsiye ederim.
124 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Geç kalınmış yazarlardan biriyle tanışmanın buruk sevincini yaşıyorum. Kendisi bir eğitimci ve ben bu çağdaş yazarımızın verdiği eğitimi almaya nail olamadığım için çok üzgünüm. Dilerim kitaplarında da eğitimci kişiliğiyle sıkça karşılaşırım.
280 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın konusu tarihten besleniyor. Birinci Dünya savaşı yıllarında Anadolu'da Ermeni tehciri ele alınmış. Ayrıca Türk ve Ermeni halkın birbiriyle dini, etnik, kültürel vs açıdan muhabbetleri ve sentezleri kitapta doğal bir şekilde işlenmiş. Kitap bence gayet güzel okumak isteyenlere tavsiye ederim.
280 syf.
·6 günde·9/10 puan
Nereden duyup okuyup aklıma kazındığını hatırlamasam da Anadolu insanına yakıştırılan mozaik kelimesini reddedip bunun yerine ebruyu koymuşlardı. “Biz mozaik gibi keskin sınırları, çizgileri olan ayrı renkler değiliz, iç içeyiz.” deniliyordu. Ne kadar da doğru. Rumu, Ermenisi, Türkü yıllarca nasıl bir olup siz biz ayrımına girmeden karışmışlar birbirlerine ve nasıl güzel bir kurguyla, zaman çarpıcılığıyla yansıtmış bunu yazar. Oldukça başarılı...
124 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Yazarlığı dışında felsefe öğretmenliği yapan ve edebiyat fakültesinde ögretim görevlisi olarak da çalışan Gürsel Korat'ın 34 yaşında basılan ilk romanı; Zaman Yeli. Üçleme olarak yazılmış olan bu kitabın devam kitapları sırasıyla; Güvercine Ağıt ve Kalenderiye. Kitap temel olarak iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde önceleri itilip kakılan ama sonradan aziz olduklarına inanılarak efsaneleri dilden dile dolaşan biri kör diğeri sağır iki Selçuklu askerinin yaşadıkları anlatılıyor. Dimitri ve Leon Tatarlara esir düşünce birisine gözleri kör edilerek, diğerine ise kulakları kırılarak işkence edilir. Dimitri Leon'un gözleri, Leon da Dimitri'nin kulakları olarak seyahat etmeye başlarlar. Kitaba konu olan çift gövdeli tek başlı aslan sembolü gibi olurlar. Kapadokya Ihlara vadisine vardıklarında aslında usta bir ressam olan Dimitri'den bir klisenin duvarlarını boyaması istenir. Dimitri, hristiyanlığa hakaret gibi görülen ve daha çok müslümanlık sembolü olduğu söylenen çift gövdeli tek başlı uzun kuyruklu aslan simgesini ve hristiyanlığın klasik sembollerini de kendine göre yorumlayıp değiştirerek klise duvarına resmeder. Ancak resme kattığı yorumu bilinen gerçekleri yansıtmıyor diye dinine çok bağlı olmasına rağmen kliseden kovulur. Tam bu sırada çıkan bir depremde Dimitri ve Leon hayatını kaybeder

İkinci bölümde anlatıcı Emir Haydar Bey olur. Dimitri ve Leon'un cesetleri bulunamayınca aziz mertebesine ulaşarak göğe yükseldiğine inanılır. Buna inanan bazı beyler birleşir ve bu aziz olduğuna inandıkları kişilerin önceden yapılmasını istedikleri Moğollara karşı savaş açarlar. Bu arada savaşmak için birleşen insanlar arasında sınıf ve din farkı ortadan kaldırılmaya çalışılsa da bu yine mümkün olmaz. Yeraltında saklanan bey hanımları hala kendilerini efendi gibi hissedip hizmetkarlarını ezmeye, hizmetkarlar da kendilerini efendilerinin yanında ezik hissetmeye devam eder. Moğollar, beylerin birkısmını acımasızca, korkunç şekillerde öldürürken kimi bey kaçar, kimisi teslim olur. Hayatta kalan beylerinse hayatı tamamen değişir. Emir Haydar'ın karısı hayatta kalabilmek için Haydar'ın kardeşi ile evlenir, Haydar deli rolü yapar.
Kitapta Kapadokya için çok güzel tasvirler yapılmış. Kapadokya'nın Tanrının yaptığı bir resim gibi göründüğü ve sanki Tanrı oyun oynamış da bu kayaları üstüste koymuş, yoksa bir insan gücü bu kayaları kaldırmaya yetemez gibi betimlemeler ile Kapadokya'nın büyüleyici görüntüsü çok güzel ifade edilmiş.
Kitapta hayat ve Tanrı bilincini sorgulayan felsefi düşünceler yer alıyor. Halk edebiyatı açısından da kıymetli bir eser. Haydar mahlası ile Hz. Ali'den, çilehaneden bahsederken İncil'den Hristiyanlık'tan bahsetmesi ile kafaları karıştırarak çok kültürlü Kapadokya tarhine değinilmiş. Ayrıca Halk Edebiyatından don değiştirme (=kılık değiştirme) gibi kavramlar da var. Okurken biraz tarihi biraz da edebi bilgiye ihtiyaç var. Anlamını bilmediğiniz deyimleri basım hatası deyip geçmeyin, bilenlere danışın.

Yazarın biyografisi

Adı:
Gürsel Korat
Tam adı:
Gürsel Sağlamöz
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
Kayseri, 1960
1960'ta doğdu. Nüfus cüzdanına göre adı, Gürsel Sağlamöz'dür. Çocukluğu ve ilk gençliği Kayseri'de geçti. Öğrenimini 1985 yılında Ankara Üniversitesi'nde tamamladı. Bu yıldan itibaren de yazı hayatı başladı: 1984 yılından bu yana pek çok yayın organında yazıları yayımlanan Gürsel Korat'ın ilk kitabı 1994 yılında basıldı. Senaryo yazarlığı, film yapımcılığı, felsefe öğretmenliği, serbest gazetecilik gibi işler yapan yazar, İstanbul ve Ankara'daki bazı üniversitelerde edebiyat-iletişim ve dramatürji ekseninde öğretim görevlisi olarak çalıştı. İlk yazısı 1984 yılında Ankara'da Yarın Dergisi'nde yayımlanan Gürsel Korat, Mayıs 1986-87, Edebiyat Dostları 1987-89, Edebiyat ve Eleştiri dergilerinde 1990-94 yılları arasında yazdı. Doksanlı yıllarda peş peşe kitapları yayımlanan yazar, kısa bir dönem serbest gazetecilik yaptığı 1999-2003 yılları dışında dergi etkinliklerine girmedi. YKY Kitaplık, Sözcükler, Adam Sanat, Varlık gibi dergilerde zaman zaman yazılar yayımlayan Gürsel Korat, Ankara'da yaşamını sürdürmektedir.

Edebi Dünyası

Gürsel Korat'ın roman, öykü, inceleme, oyun ve senaryo gibi alanlarda yaptığı çalışmalar, yazarın sanatı kavrayışındaki çeşitliliğin işaretidir. Bu kavrayış zenginliği, geçmiş dünyayı ve günümüzü kavramada da kendisini gösterir; yazarın başka bir dil kurarak yazdığı Kalenderiye romanında onaltıncı yüzyıl Türkçesiyle konuşan bir Orta Anadolulu anlatıcı, üçüncü ve son bölümü bir dil şöleni haline getirerek noktalar. Böyle bir dilsel denemenin Türkçe edebiyatta benzeri yoktur. Gürsel Korat'ın yazarlığında Kapadokya coğrafyası önem taşır. "Kapadokya'yı estetik bir varlık olarak yeni bir biçime dönüştürmek" amacı taşıdığı söylenmelidir. Fakat yerel bir bakışla kendini sınırlamayan yazarın, merkeze ait olduğunu düşündüğü dilden ve mekandan uzak durduğu, bu nedenle Kapadokya'yı sembolize ettiği, kendisiyle yapılan röportajlardan anlaşılmaktadır.

Yazar, edebi yapıtlarında ölüm, acı, tutku, aşk, din, metafizik, yoksulluk, eşitlik, korku, saplantı gibi konulara ve klasik edebiyatlara özgü trajik unsurlara, modern sonrası dönemin eğilimleriyle yaklaşır; ayrıca zaman kavramını irdeler. Deyim yerindeyse "açıklayan" ve "anlatan" bir edebi yapı kurmakla ilgilenmez, o daha çok "yeniden kuran" bir izleğin peşindedir.

Gürsel Korat'ın romanlarında temel olarak şu temel noktalar öne çıkar:

1. Tarihsel zaman: Yazara göre romancı tarihsel zamana uygun davransa da tarihsel olayları açıklamak veya kanıtlamakla uğraşamaz. Romancının görevi tarihi açıklamak değil, olabilir olandan hareketle insanda bilinmeyen bir hakikati ortaya çıkarmaktır.

2. Zaman: Bu felsefi kavramı, edebi kavram olarak derinleştiren yazar, kahramanlarının zamanla ilgili açmazlarında ve düşüncelerinde yeni bir estetik olanak arar.

3. Mekân: Gürsel Korat özellikle Zaman Yeli'yle başlattığı dörtlemesinin yazılmış üç romanında (Zaman Yeli- Güvercine Ağıt- Kalenderiye) Kapadokya'nın çeşit çeşit görünümleri üzerinde düşünür, onun dilini eğip büker, yeni bir edebi dilin olanaklarını işte bu "periferik çeper"de arar.

4. Özgün deyişler: Gürsel Korat'ın yapıtlarında görülen deyişlerin, atasözlerinin, şiirlerin veya metinlerin -bilinen bir iki tarihsel örnek dışında-tamamı yazar tarafından yazılmıştır. Bunun nedeni romanın kurmaca özelliğinin gerektirdiği sözün, alıntı yapıldığı takdirde özünü yitireceği düşüncesidir. Çünkü romanda başka şairlerden, yazıtlardan veya metinlerden yapılan alıntılar, yazara göre o edebi yapıtı pastiş (yapıştırma) haline getirir ve onu edebi yapıt olmaktan uzaklaştırır.

5. Haz: Yazar düşünce edebiyatına yakın duran metinlerinde heyecan ve acı arasında salınan bir anlatım yeğler. Edebiyatın düşünsel ve tensel hazların estetik imkânlarıyla kurulduğunu belirten yazar; edebiyattan düşünce çıkarmanın yazarın değil, okurun işi olduğu görüşündedir.

Yazar istatistikleri

  • 68 okur beğendi.
  • 722 okur okudu.
  • 11 okur okuyor.
  • 434 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.