Zaman Yeli

·
Okunma
·
Beğeni
·
1343
Gösterim
Adı:
Zaman Yeli
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750833502
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Zaman Yeli
Zaman Yeli
Geçmiş neydi? Yaşanıp bitmiş bir düş. Zaman neydi? Şimdi."

"Zamanın geçişi, duruşlara benziyor. Zaman geçip gitti derken maddenin biçim ve yer değiştirdiğini söylemiş oluyoruz yalnızca; çünkü zaman bir soyutlamadan başka bir şey değil" diyen Gürsel Korat'tan, tarihsel bilinçaltını zaman'la kazıyan ve "yeniden kuran" bir roman.

Babai İsyanını'nın ardından Moğol istilasıyla sarsılan Selçuklu ülkesinde, Kapadokya'nın her göreni afallatan, çok dinli-çok dilli büyülü topraklarında dolaşıp duran kör bir Latin askeri ile "İnsan sevmeyen zalimler, nasıl tanrı adına hükmederler?" diyen sağır bir kilise ressamının, zamanın tozunu attıran hikâyesidir Zaman Yeli'nde anlatılan...

İsyancılara karşı Selçuklu askerleriyle birlikte savaşıp esir düşen, sonra da kendilerini yollara vuran Kör Leon ile Sağır Dimitri'nin yöredeki sıradışı varlığı, beyinden ırgatına, papazından dervişine, bölgenin çaresiz insanları için yeni bir isyanın kıvılcımı haline gelecek; hiçbir şeye inancı kalmamış Emîr Haydar'ı bile değiştiren bu "dünya depremi", dinleri ve mezhepleri kaynaştırıp Kapadokya'nın karanlık yeraltı şehirlerini umutla aydınlatan "insanca" bir yaşamın müjdecisi olacaktır.

Tadımlık
Zaman geçip gidiyor ve yaşananların düş olup olmadığı bile bilinmiyor. Az önceki zamanın bile. Zamanın geçişi, duruşlara benziyor. Biraz önce alnımda duran elim sanki şimdi dizimin üstünde değil; sanki hareket denen şey yalan. Sanki zaman diye bir şey yok. Geçmiş ve gelecek diye bir şey yok, "şimdiki zaman" da yok. Nesneler yer değiştiriyor; biz de buna "zaman" diyoruz. (...) Bazı gecelerde, iri inci taneleri gibi nazlı yıldızlarıyla salınan gökyüzüne baktığımda, elimin altından akıp giden zaman yelini anımsıyor, onun sırtını sıvazlıyorum. Elimin altından mı gelip geçmişti o aslan yeli? Vasili'nin baykuş yüzündeki hırçınlığa tanık olmuş muydum hiç?
124 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Geç kalınmış yazarlardan biriyle tanışmanın buruk sevincini yaşıyorum. Kendisi bir eğitimci ve ben bu çağdaş yazarımızın verdiği eğitimi almaya nail olamadığım için çok üzgünüm. Dilerim kitaplarında da eğitimci kişiliğiyle sıkça karşılaşırım.
124 syf.
"Geçmiş neydi?Yaşanıp bitmiş bir düş. Zaman neydi? Şimdi."

Kitapta efsanevi olaya Selçuklular safında Babailere karşı savaşıp esir düşen Kör Leon ve Kilise Ressamı Sağır Dimitri'nin arkadaşlığı basit ama yıkıcı nedenlerle bir araya getirmiştir. Efsanenin farklı statü ve dindeki insanın kaynaştıran insanca yaşamı müjdeleyen bir deprem olduğunu vurgulanır...

“…Hangi dinden geldiğine bakılmaksızın insanlar ortaklaşa çalışır"ifadesiyle belirtilen her dinden her boydan insanın ortak yaşam sürmesi dönemin şartlarında hiç de olağan değildir.

"İnsanların birçok dine ait değerleri iç içe geçirerek ve hiç yadırgamadan yaşamaları, cinsiyet ayrımının bile önemini yitirmiş olması", "süse düşkün Yakovus’un adeta çuval gibi bir paçavranın içinde kendini mutlu hissetmesi "de hayatın olağan akışından kopuşun göstergeleri olarak değerlendirilebilir.

Romanın insan sevgisi ve eşitlik anlayışına sahip bir görüşü okuyucuya aktarılmıştır. Zulme karşı birleşen, ortak tavır takınmak zorunda kalan Kapokya halkı dinsel, mezhepsel ayırılıklara ayrılıkları bir kenara bırakıp ortaklık oluşur.


Kapadokya'nın yeraltı şehirlerinde Moğollara,Selçuklara ve tüm baskıcı iktidarlara karşı kurulan örgütün de sembol kullanıyor Çift gövdeli aslan, tarihte böyle bir tarikat yok ama Aksaray- Nevşehir yolu üzerinde bulunan Alayhan Kervansarayının girişinde kabartmadan esinlenir.

Yazar romanı gerçeğe ve kurguyu başarılı bir şekilde yansıtır.Bu yönden sevdim yazarı unutmadan çift gövdeli aslan kabartması (https://encrypted-tbn0.gstatic.com/...UKdqByqgZdw&s=10, Aksaray'ın amblemi de çift gövdeli aslan https://www.google.com/...biw=1280&bih=727
ve Alayhan'dan görüntühttps://www.google.com/...iw=1280&bih=800#)
Not: Kapadokya'da bölgesinde yaşayıp da gezmemek ayıp olurdu tabii ki de gezdim. Anılarım canlandı resmen. :)


Son olarak kitap ara ara felsefi düşünceler mevcut, İncil'den ve çok kültürlü Kapadokya'nın tarihinden ve dini olaylardan bahsetmiştir.. Kapadokya üçlemesi'nin ilkini okudum diğerlerini de okuyacağım.. Özellikle tarih bilgisi ve tarihi sevmek önemli... Tavsiye ederim..
124 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yazarlığı dışında felsefe öğretmenliği yapan ve edebiyat fakültesinde ögretim görevlisi olarak da çalışan Gürsel Korat'ın 34 yaşında basılan ilk romanı; Zaman Yeli. Üçleme olarak yazılmış olan bu kitabın devam kitapları sırasıyla; Güvercine Ağıt ve Kalenderiye. Kitap temel olarak iki bölümden oluşuyor. İlk bölümde önceleri itilip kakılan ama sonradan aziz olduklarına inanılarak efsaneleri dilden dile dolaşan biri kör diğeri sağır iki Selçuklu askerinin yaşadıkları anlatılıyor. Dimitri ve Leon Tatarlara esir düşünce birisine gözleri kör edilerek, diğerine ise kulakları kırılarak işkence edilir. Dimitri Leon'un gözleri, Leon da Dimitri'nin kulakları olarak seyahat etmeye başlarlar. Kitaba konu olan çift gövdeli tek başlı aslan sembolü gibi olurlar. Kapadokya Ihlara vadisine vardıklarında aslında usta bir ressam olan Dimitri'den bir klisenin duvarlarını boyaması istenir. Dimitri, hristiyanlığa hakaret gibi görülen ve daha çok müslümanlık sembolü olduğu söylenen çift gövdeli tek başlı uzun kuyruklu aslan simgesini ve hristiyanlığın klasik sembollerini de kendine göre yorumlayıp değiştirerek klise duvarına resmeder. Ancak resme kattığı yorumu bilinen gerçekleri yansıtmıyor diye dinine çok bağlı olmasına rağmen kliseden kovulur. Tam bu sırada çıkan bir depremde Dimitri ve Leon hayatını kaybeder

İkinci bölümde anlatıcı Emir Haydar Bey olur. Dimitri ve Leon'un cesetleri bulunamayınca aziz mertebesine ulaşarak göğe yükseldiğine inanılır. Buna inanan bazı beyler birleşir ve bu aziz olduğuna inandıkları kişilerin önceden yapılmasını istedikleri Moğollara karşı savaş açarlar. Bu arada savaşmak için birleşen insanlar arasında sınıf ve din farkı ortadan kaldırılmaya çalışılsa da bu yine mümkün olmaz. Yeraltında saklanan bey hanımları hala kendilerini efendi gibi hissedip hizmetkarlarını ezmeye, hizmetkarlar da kendilerini efendilerinin yanında ezik hissetmeye devam eder. Moğollar, beylerin birkısmını acımasızca, korkunç şekillerde öldürürken kimi bey kaçar, kimisi teslim olur. Hayatta kalan beylerinse hayatı tamamen değişir. Emir Haydar'ın karısı hayatta kalabilmek için Haydar'ın kardeşi ile evlenir, Haydar deli rolü yapar.
Kitapta Kapadokya için çok güzel tasvirler yapılmış. Kapadokya'nın Tanrının yaptığı bir resim gibi göründüğü ve sanki Tanrı oyun oynamış da bu kayaları üstüste koymuş, yoksa bir insan gücü bu kayaları kaldırmaya yetemez gibi betimlemeler ile Kapadokya'nın büyüleyici görüntüsü çok güzel ifade edilmiş.
Kitapta hayat ve Tanrı bilincini sorgulayan felsefi düşünceler yer alıyor. Halk edebiyatı açısından da kıymetli bir eser. Haydar mahlası ile Hz. Ali'den, çilehaneden bahsederken İncil'den Hristiyanlık'tan bahsetmesi ile kafaları karıştırarak çok kültürlü Kapadokya tarhine değinilmiş. Ayrıca Halk Edebiyatından don değiştirme (=kılık değiştirme) gibi kavramlar da var. Okurken biraz tarihi biraz da edebi bilgiye ihtiyaç var. Anlamını bilmediğiniz deyimleri basım hatası deyip geçmeyin, bilenlere danışın.
124 syf.
·2 günde·Beğendi·6/10
Gürsel Korat'ın tüm kitaplarını okumadan rahat edemeyeceğimi anladığımdan Zaman Yeli ile serüvenime devam ediyorum. Moğolların Kayseri ve Kapadokya civarında yarattıkları vahşeti çevre emirlikler ve beylerinin din ayrılıklarını bir kenara bırakarak nasıl bir savaş verdiklerinin öyküsü. Kitap aslında Selçukluların yanında savaşıp da tatarlara esir düşen Leon ve Dimitri'nin işkence görmesiyle başlar. Birinin gözleri millenir diğeri ise sağır bırakılır. Yani birinin gözleri diğerinin kulağı olur. Yani iki ayrı insan bir oluştururlar. Bir eşek ile iç Anadolu kırsalına kiliselere resim çizmeye giden Dimitri en sonunda Kapadokya Ihlara vadisinde bu dileğine erişir ve çiftaslanı resmeder. bunun dinsel anlamını reddeden papazlar ise bu iki kişiyi vadiden kovarlar. Tam bu anda bir deprem meydana gelir ve bu iki kişi göçük altında kalarak ölür. İşte haftalar sonra Moğolların boyunduruğundan kurtulmak için toplanan emirler ve beyler bu iki kişiyi aziz bellerler, çiftaslanı ise vücutlarına dövme eylerler. Dimitri'nin gelecekten haber verdiğini, iki aslanın bir başta toplanması gerektiğini, ancak birlik olunursa Moğollara karşı savaş kazanılacağına inanların hikayesini okuyoruz. Zamanın politik kısmını çok açıklayıcı olarak bize sunmuş yazar.
124 syf.
·Puan vermedi
Çiftaslan üçlemesinin ilk kitabı ve yazarın ilk kitabı benim de yazarla tanışma kitabım olur kendisi :) Kör Leon ile sağır ressam Dimitri’nin arkadaşlığı ile başlayan kitap Selçuklular zamanında Kapadokyadaki halkın birleşip Moğollara karşı savaşması ile devam ediyor, gittiğim yerler fazlasıyla gözümde canlandı tekrar Kapadokya gezisi yapma fikri bile oluştu benim için, sayfa sayısı az görünse de tek seferde okunucak gibi değil biraz fazla donanımlı bir kitap, başlarda biraz sıkılsam da sonları içine aldı beni yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım sanırım
136 syf.
·Beğendi·10/10
Eski dünyayı Gürsel Korat’la tanımaya; İç Anadolu’da yaşayan halkları, onları kendi dünyalarının güzelliklerinde ve kötülüklerinde tanıyıp, kendi dünyamızda onları o şekilde anımsamaya ne dersiniz ?
Kayseri’den Nevşehir’e, Aksaray’dan Niğde’ye uçalım. Zamanda yolculuğa çıkıp kaybolalım. Yolumuzu Ihlara vadisinin yüksek duvarları kessin. Vadiyi tanıyıp hayretler içinde kalalım. Sonra da Ihlara Vadisinde çarpıcı olaylara hep birlikte şahit olalım.
136 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Zaman Yeli’nde, Selçuklular zamanında bir kör ve sağırın yaşadıkları efsaneye dönüşüyor. Halkı peşinden sürükleyen bir harekete dönüşen bu efsaneyle Kapadokya’ da yaşayan halkın Moğollar’a karşı birleşip savaşmasını konu alıyor. Zaman Yeli’ni ince bir kitap olduğu için çok çabuk okuyabileceğimi düşündüm fakat yanılmışım. Kitabın kurgusu farklı olduğu için anlamam ve kitabın içine girmem zaman aldı. Kitabın başlarında bırakmayı bile düşündüm ama iyi ki yarım bırakmamışım.Kitap güzeldi başlarda sıkılarak okusam da sonrasında sürükleyiciydi.
136 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Çiftaslan dörtlemesinin ilk kitabı (Henüz 4.sü çıkmadı). Aynı zamanda yazarın ilk romanı olma özelliğini de taşıyor. İki kitabın birleşmesinden oluşan bir kitap izlenimi veren eserde ilk kısım aziz ilan edilenlerin, ikinci kısım da Haydar'ın hikayesini ele alıyor.Gerçekleşmiş bir Babai İsyanı altlığından yeni bir isyan daha türeten ve bu kurgu isyanla alt metinde çok şey anlatan Korat Kapadokyanın zengin coğrafyasının ve kozmopolit yapısının avantajlarını da sonuna kadar kullanmış eserinde. İlk baskısı ile son baskısı arasında ciddi farklılıklar olan eserin yayınevi de yıllar içinde değişmiş. Kitap çeşitli metotlarla mercek altına alınabilecek ve ileri incelemelere konu edilebilecek zenginlikler içermekte. Kitap kapağından tarihçesine, isyan düşünce temellerinden dönem sosyal yaşantısına dek farklı tartışmalara açıktır. Jungdan çok sayıda alıntının bulunabileceğini de hatırlatmalıyız. Eserde çiftaslanın grifonik yapısından hareketle Kluniden Eski Çine kadar izler sürülüp bu geniş coğrafyada kaybolup gitmek mümkündür. Bu simgeyi kullanması, zaman felsefesinin Korat versyonunun ilk nüvelerini göstermesi, eski Bizans destanları, akronikliklerin analizi vb pek çok farklı konuyu tartışmak isteyen arkadaşlara tavsiyemdir. Saygılarımla
136 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Yazarın okumuş olduğum ikinci kitabı oldu. iki kitabı da tabletten pdf ve epub olarak okudum. yazarın kendine has bir dili var. Ilk okuduğum kitabı eleştirel deneme kitabıydi ve baya iddialı yazilan bir eserdi.Yazarın bu kitabı ise biraz Anadolu selçuklu moğol dönemi verilerine yer vermesinden dolayı bana hafiften ihsan oktay anar kitaplarını anımsattı.

Kitap kör Leon ile sağır ressam Dimitri’nin sıradışı arkadaşlığı ile başlıyor. Yolları Kapadokya’ya düşen bu ikilinin sonu dramatik bitse de bölge haklı tarafından efsaneleşiyor. Kitabın bundan sonrasını hikayeye sonradan katılan başkahramanımız Emir Haydar’dan dinliyoruz.

Kitap 122 sayfalık kısacık bir eser olsa da ağır felsefik düşünceler içeriyor. Kapadokya’da farklı ırk, din ve mezheplerin bir arada yaşamasından tutun sanat eleştirisi, insan-tanrı ilişkisinin sorgulanması, kast sistemi, zaman kavramı ve din gibi birçok konuya değinilmiş.

Alıntı sözler:
Yılların arkadaşlığı, bazen sessiz kalarak da anlatacağı şeyi anlatır. Uzun süre sessizliği paylaştık. Bu sessizlik bütün geçmişimizin ikimizin arasında gezindiği sözsüz bir konuşma gibiydi.

Kısa yolculuğumda bile eskiye ait ne varsa silinmiş gördüm, sanki bu topraklarda iki ay önce bir "dünya depremi" yaşanmamıştı. Doğa kayıtsız bir sessizlikle ve gökyüzündeki parlak inci taneleriyle yine eski günlerdeki gibi gözümüzün içine bakadursun, bütün depremler insanda yaşanıp insanda bitmekteydi
İnsanlar yücelikleri ancak hayal ederler, Kahramanlar yalnız ölülerdir. Kahramanlık, başkalarının bizim hakkımızda bildiği, ancak bizim kendimizde görüp bilmediğimiz bir şeydir: Hiçbir kahraman, kahraman olduğunu düşünmez.
122 syf.
·2 günde·9/10
Roman, Moğolların Anadolu’yu istilası zamanında Kapadokya’da geçiyor. Kapadokya’yı gezip görenler o bölgedeki detayların kitaba ne kadar güzel işlendiğini görecektir.

Kitap kör Leon ile sağır ressam Dimitri’nin sıradışı arkadaşlığı ile başlıyor. Yolları Kapadokya’ya düşen bu ikilinin sonu dramatik bitse de bölge haklı tarafından efsaneleşiyor. Kitabın bundan sonrasını hikayeye sonradan katılan başkahramanımız Emir Haydar’dan dinliyoruz.

Kitap 122 sayfalık kısacık bir eser olsa da ağır felsefik düşünceler içeriyor. Kapadokya’da farklı ırk, din ve mezheplerin bir arada yaşamasından tutun sanat eleştirisi, insan-tanrı ilişkisinin sorgulanması, kast sistemi, zaman kavramı ve din gibi birçok konuya değinilmiş. Tekrar tekrar okuyup üstüne uzun süre düşündüğüm birçok cümle ve paragrafla karşılaştım.

Gürsel Korat’ın kitapları bana İhsan Oktay Anar - Puslu Kıtalar Atlası paylaşımımın altında tavsiye edilmişti. Puslu Kıtalar Atlası’nı severek okuyanlar ve tarihi-felsefik romanları sevenler eminim bu kitabı da seveceklerdir.

Sözlerimi kitaba ismini verdiğini düşündüğüm bir alıntıyla sonlandırarak herkese keyifli okumalar diliyorum.
“Zaman bir yel gibi, üzerinden geçtiği şeyi mutlaka değiştiriyordu.”
136 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap da güzel bir konuya değinip o tarihte yaşanan siyasi,dini ve sosyolojik olaylar üzerinden mühtiş bir yolculuğa sürüklüyor okuru ve 2. Bir kitap deval niteliğin de "Güvercine Agıt" ben 4 ay önce keşfettim ve hemen hemen tüm eserlerini zevkle okudum ve okunması için öneriyorum!.
Sevdiklerimiz ya biz doğarken, ya biz giderken ya da biz ölürken yanımızda olmalıdır.
Gürsel Korat
Sayfa 57 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı
Sevgi nasıl bir şeydir ki, sevdiklerimizi hem acımasızca eleştirir, hem de onları görünce kendi yüzümüzü görmüş gibi oluruz.
Gürsel Korat
Sayfa 96 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı
İnsan yaşlandıkça çocukluğu gözünün önüne mi gelir, yoksa çocukluğumuz içimizde saklı duran bir cevher midir?
Gürsel Korat
Sayfa 34 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı
Bütün büyük olayların, büyük düşüncelerin önemsiz bir başlangıcı vardır.

Albert Camus
Gürsel Korat
Sayfa 5 - Yapı Kredi Yayınları - 2. baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Zaman Yeli
Baskı tarihi:
2015
Sayfa sayısı:
124
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750833502
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Zaman Yeli
Zaman Yeli
Geçmiş neydi? Yaşanıp bitmiş bir düş. Zaman neydi? Şimdi."

"Zamanın geçişi, duruşlara benziyor. Zaman geçip gitti derken maddenin biçim ve yer değiştirdiğini söylemiş oluyoruz yalnızca; çünkü zaman bir soyutlamadan başka bir şey değil" diyen Gürsel Korat'tan, tarihsel bilinçaltını zaman'la kazıyan ve "yeniden kuran" bir roman.

Babai İsyanını'nın ardından Moğol istilasıyla sarsılan Selçuklu ülkesinde, Kapadokya'nın her göreni afallatan, çok dinli-çok dilli büyülü topraklarında dolaşıp duran kör bir Latin askeri ile "İnsan sevmeyen zalimler, nasıl tanrı adına hükmederler?" diyen sağır bir kilise ressamının, zamanın tozunu attıran hikâyesidir Zaman Yeli'nde anlatılan...

İsyancılara karşı Selçuklu askerleriyle birlikte savaşıp esir düşen, sonra da kendilerini yollara vuran Kör Leon ile Sağır Dimitri'nin yöredeki sıradışı varlığı, beyinden ırgatına, papazından dervişine, bölgenin çaresiz insanları için yeni bir isyanın kıvılcımı haline gelecek; hiçbir şeye inancı kalmamış Emîr Haydar'ı bile değiştiren bu "dünya depremi", dinleri ve mezhepleri kaynaştırıp Kapadokya'nın karanlık yeraltı şehirlerini umutla aydınlatan "insanca" bir yaşamın müjdecisi olacaktır.

Tadımlık
Zaman geçip gidiyor ve yaşananların düş olup olmadığı bile bilinmiyor. Az önceki zamanın bile. Zamanın geçişi, duruşlara benziyor. Biraz önce alnımda duran elim sanki şimdi dizimin üstünde değil; sanki hareket denen şey yalan. Sanki zaman diye bir şey yok. Geçmiş ve gelecek diye bir şey yok, "şimdiki zaman" da yok. Nesneler yer değiştiriyor; biz de buna "zaman" diyoruz. (...) Bazı gecelerde, iri inci taneleri gibi nazlı yıldızlarıyla salınan gökyüzüne baktığımda, elimin altından akıp giden zaman yelini anımsıyor, onun sırtını sıvazlıyorum. Elimin altından mı gelip geçmişti o aslan yeli? Vasili'nin baykuş yüzündeki hırçınlığa tanık olmuş muydum hiç?

Kitabı okuyanlar 81 okur

  • Kara Kağan
  • Eda
  • sesil
  • Taluy Kan
  • Büşra A.
  • Buket
  • Kitapkolikfsg
  • Erkan Çelik
  • Pir Aslan Eren
  • Matmazel

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%7.7 (3)
9
%7.7 (3)
8
%10.3 (4)
7
%2.6 (1)
6
%7.7 (3)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0