Hiç Yayınlanmamış Mektup ve Fotoğraflarla Hamdi Gezmiş'in Anıları

Abim Deniz

Can Dündar
Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 36 dk.
Sayfa Sayısı:
480
Basım Tarihi:
Ocak 2016
İlk Yayın Tarihi:
Kasım 2014
Yayınevi:
Can Yayınları
Orijinal Dil:
Türkçe
Orijinal Ülke:
Türkiye
ISBN:
9789750724275
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Okurken kalbinizin acıdığını hissedeceksiniz...
10/10
·480 syf.··
2025 42. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2025 16:50
DENİZ kadar muhteşem birini en güzel anlatan kitap diyebilirim. DENİZ GEZMİŞ"in hayatına en yakının gözünden bakmak, her sayfada onu ilmek ilmek dokumak...Beni en çok etkileyen babanın mücadelesi ve avukatların anlattıkları oldu."Nasıldı?" "Boynunda bir morarmışlık vardı. İp izi... Günlerce ağladı annem; günlerce ağladı. Tartışılmaz bir anlatı. Kardeşi Hamdi Gezmiş, meydanlarda, parmaklıklar ardında, mahkemelerde ve darağacında tanıdığımız bir devrin yakışıklı liderini en gizli fotoğraflarla bizimle paylaşmış. Uzaktan aşık olduğunuz birini tanımak gibi, aile albümünü karıştırmak gibi...DENİZ GEZMİŞ'i sadece siyasi kimliğinden sıyırıp aile hayatını kişiliğini de görüyoruz. İdama giderken ki dik duruşu boyun eğmeyişi güçlü kişiliğine hayran bırakıyor insanı. Yeni nesil DENİZ'in kişiliğinin 3/1 ini örnek alsaydı Türkiye şuan ki halinden çok daha farklı olabilirdi. Okunması gereken müthiş bir eser. Kolay kolay unutamazsınız. Can Dündar'ın kalemine emeğine sağlık. Yaşasın tam bağımsız Türkiye..!
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
Abim Deniz
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2020 53. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2020 22:07
Annem "Gördün mü çocuğumu?" diye sordu. "Gördüm, sarıldım." dedi babam... "Nasıldı?" "Boynunda bir morarmışlık vardı. İp izi..." Günlerce ağladı annem; günlerce ağladı. Bugün 6 Mayıs 2020. Bundan tam 48 yıl önce gönderildi Deniz arkadaşları Hüseyin ve Yusuf'la darağacına. Bir anne 2014 yılında, 42 yıllık aradan sonra kavuştu en büyük hasretine , oğlu Deniz'e. Abim Deniz Can Dündar ve Deniz Gezmiş'in kardeşi Hamdi Gezmiş'in birlikte hazırladığı belgesel tadında bir anlatı. Şimdiye kadar hiç yayınlanmamış fotoğraflar ve mektupların yer aldığı, Hamdi Gezmiş'in zaman zaman bir kardeş, zaman zaman o dönemi yaşayan birinin hassasiyeti ile anlattığı bir Deniz Gezmiş belgeseli. Herkesin kafasında kah okuduklarından, kah şimdiye kadar duyduklarından mutlaka bir Deniz Gezmiş profili vardır. Bu kitap çocukluğundan başlayarak (malesef 25 yıllık kısacık bir ömür) bir devrimcinin nasıl yetiştiğini, idealleri uğruna nelere katlandığını, bir ailenin evlatları için çırpınışlarını ve Deniz Gezmiş'in pek çok bilinmeyen yönünü mektup, belge ve fotoğraflarla ortaya koyuyor. Bir ideal peşinde cesurca ve fedakarca koşmuş, bu uğurda ölümü göze almış bir kuşağı Deniz Gezmiş'in kimliğinden tanıma fırsatı sunuyor bizlere. Söylenecek çok söz, yazılacak çok şey var ama gün itibariyle herşey boğaza düğümleniyor. Abim Deniz, Deniz Gezmiş'i gelecek nesillere aktarmak için çok güzel bir köprü, Deniz'i tanımak isteyenler için mükemmel bir kitap. Bugün Atilla İlhan'ın Deniz'lerin asıldığını duyduğunda kaleme aldığı ve Ahmet Kaya'nın söylediği Mahur'u bir kez dinleyin derim. Onlar oldukları yerden mutlaka size eşlik edeceklerdir. Bir selamda Can Dündar'a gitsin. Yıllardır gazetecilik yaptığı için
Edebiyat
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
9/10
·480 syf.··
2025 11. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2025 00:33
Abim Deniz kitabını bitirdiğimde hissettiklerimi kelimelere dökmek istedim. Kitap, Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi’nin anıları ve sakladığı mektuplar, fotoğraflar ve belgelerden yola çıkılarak hazırlanmış. Okurken zaman zaman zor yutkunduğum anlar oldu; özellikle dönemin şartlarında yapılan haksızlıklar ve pırıl pırıl gençleri yok etmek için verilen boş uğraşlar beni çok üzdü ve esefle kınadım. Kitap sadece bir devrimcinin hikâyesini değil, aynı zamanda bir abinin, bir evladın ve bir insanın hikâyesini anlatıyor. Hamdi’nin anıları, Deniz’in çocukluğundan devrimci kimliğine, ailesiyle ilişkilerinden arkadaş çevresine kadar birçok detayı içtenlikle gözler önüne seriyor. Deniz’in en kötü anlarında bile kitap okumayı öncelik haline getirmesi, onun bilgiye, öğrenmeye ve hayata olan bağlılığını gösteriyor ve bana çok ilham verdi. Elbette bu mücadele sadece Deniz’e ait değil; arkadaşlarıyla birlikte verdikleri direnç, idealleri ve dayanışma ruhu da kitabın en önemli temalarından biri. Onların birlikteliği ve dostlukları, umudun ve direnişin simgesi gibi. Kitabın bazı bölümlerinde Rodrigo’nun Gitar Konçertosu’nu açıp dinledim. Özellikle ikinci bölümündeki o hüzünlü melodi bana Deniz’in yitip giden gençliğini ve ailesinin çektiği acıları hissettirdi. Müziğin naifliği ve kitaptaki duygular öyle güzel örtüştü ki anlatamam; o anlarda gözlerim doldu, boğazım düğümlendi. Bu kitabı, 2020’de kaybettiğim çok sevgili kuzenim bana önerdi. O, sadece bir kuzen değil, abim gibiydi. Hayatıma öyle bir ışık tuttu ki, yolum hep aydınlık kaldı. Bu kitabı onun vesilesiyle okuyabildim. Onun yüreğindeki o ışığı ve sevgiyi, bu inceleme ile anmak istiyorum. Dil olarak da oldukça akıcı ve samimi bir anlatım var. Hamdi’nin anıları, Deniz’in ideallerini anlamamı sağladı ve onu sadece bir devrimci
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
10/10
·480 syf.··
2021 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2021 20:17
Bu kitap hakkında kişisel bir yorum yapmayacağım. Sadece söylemek isterim ki hayatım boyunca beni en çok ağlatan 2. Kitap oldu. Gerçekten mektuplar, fotoğraflar, gazete küpürleri gibi malzemeler çok zenginleştirmiş. Seven olabilir sevmeyen olabilir bu çok doğal ama eğer benim gibi içi parçalanarak okuyacak kesimdenseniz hiç zaman kaybetmeden okuyun derim.
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
10/10
·480 syf.··
2019 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 21 Şubat 2019 12:51
Bir Deniz masalı başlar, denize çıkar bütün yollar.. Okuduğum, Deniz abimizi anlatan ilk kitap değil aslında bu kitap. Nihat Behram "Darağacında Üç Fidan" ardından Erdal Öz "Gülünün Solduğu Akşam" ve şimdi "Abim Deniz." Kitap, Deniz abinin taa çocukluk yıllarından başlıyor. Soyisimin ve soyunun nereden geldiğini anlatıyor, küçük kardeş Hamdi abi.. Başarılar ile dolu bir öğrencilik hayatı olan Deniz abi, ilkokul zamanı, babası müfettişlik yaparken, gezip gördüğü yerlerde ezilen insanlara içerlemiş. Hayvanlara olan sevgisi hiç bitmemiş. Özellikle sevdiğim nokta ise, benim gibi, köpeklere çok düşkün olması idi. İlkokulu başarı ile bitiren Deniz abi, sonraki öğretim hayatında da başarılı olmuş ve farkında olmadan ilk eylemini yoldaşı Mahir abi ile yapmış. Yanlış hatırlamıyorsam, Mahir ve Deniz ikilisi, Kanlı Pazar diye anılan 6. Filo kuvvetlerini püskürtme işinde - Avrupa mandasına karşı çıkarken- yine farkında olmadan aynı eyleme karışmış fakat bu kez Deniz abi, ilk eyleminden sıyrıldığı gibi bu eylemden sıyrılamayıp gözaltına alınmıştı. Velhasıl, çeşitli yerleri gezen ve ezilenlerin sesi olmaya karar veren Deniz abi, ilk eyleminden sonra bakalım hangi eylemleri yapmış ve hangilerini katılmış.. Lisede fizik hocasına tepki gösterip okul değiştiren bir delikanlı. Haksızlık karşısında dirençle duran, sadece kendi hakkı değil, bütün haksızlığa uğrayan kişilerin yanında 1.91 olarak dikilen, cengaver bir yiğit. Okula özel okulda devam eden ve orada İngilizceyi ilerleten bir deha. Tabii kanı deli akan genç Deniz, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 'nde okurken protestoya katılıp ikinci defa gözaltına alınıyor. Haksız mı? Bence gayet de haklı. Daha sonra ise 6.Filo ya da meşhur "Kanlı Pazar" olayına geliyoruz. Farkında olmadan Mahir Çayan ile
1000Kitap
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
Abim Deniz- Can Dündar
10/10
·480 syf.·
2020 4. kitabı
"Hiç tanımıyorduk Hamdi Gezmiş'i... Adını, Deniz'in son mektubundan biliyorduk: "Kitaplarımı Hamdi'ye verin. Bilimadamı olsun," dediği kardeşiydi. Sahi niye hiç ortada gözükmemişti bunca yıl? Niye susmuştu hep? Öyle bir vasiyetin ağırlığını nasıl taşımıştı?" Abim Deniz, Hamdi Gezmiş ve Can Dündar'ın birleşerek belge ve anılarla donattığı bir kitap. Can Dündar zaten çok sevdiğim bir isim. Bu kitabı da çok etkilenerek okudum. Kitabın en güzel yanı bir sürü belge ve fotoğrafa dayalı olmasıydı. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla ilgili daha önceden okuduğum kitaplarda da belge vardı ama bu kadar fazla değildi. Böyle kitapların sonunun nasıl biteceğini bilsem de istemsizce insanın tüyleri ürperiyor, etkileniyor, duygu ve öfke dolup taşıyor. Bu böyle oldu ve böyle olacak çünkü yapılan bu haksızlığın haddi hesabı olamaz. Eğer daha önce Deniz Gezmiş'le ilgili bir kitap okumadıysanız ilk bunu okumanızı ardından da "Darağacında Üç Fidan" ı okumanızı tavsiye ederim. "Sen de çok iyi bilirsin ki fedakârlık olmasa devrim de olmaz. Şairin dediği gibi. Sen yanmazsan/ ben yanmazsam/ nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa."
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
2023 2. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2023 23:39
Abim Deniz, 2014 yılında Can Dündar tarafından yazılıp piyasaya çıkmadan önce oldukça ses getirmişti. Daha önce yayınlanmamış fotoğraflar ve Deniz Gezmiş’in kardeşi Hamdi Gezmiş’in anılarıyla dolu bir derleme. Sanki bir anı defteri okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Mesela ben hala kitaba dokunurken bile etkileniyorum. Bu gerçeklik beni sarsıyor. Ölümü bekleyen çocuklar, çocuklarının ölümünü bekleyen anne ve babalar, bu inanılması güç idam kararlarına alkış tutanlar. Bugün olsa ne yapardım diye düşünüp ama ne olursa olsun her insan bu gerçekle yüzleşmeli diye düşünüyorum.
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
10/10
·480 syf.·
2016 24. kitabı
Öyle bir kitaptı ki benim için bir insan ne kadar okuyabilirse bir kitabı bıkmadan o kadar okudum. 9 kere okumuş bulunmaktayım. Çok güzel her şeyin en ince ayrıntısına kadar belgeyle verildiği harika bir kitap.
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
10/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
Bazı kitaplar bittiğinde nefes almak gerekir. Üzerine su içmek ve soğuk havaya çıkmak...İşte bu kitaptan sonra hissettiğiniz his tam olarak bu oluyor. Zira Pandora’nın kutusu açılıyor...
Edebiyat
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
Puan vermedi·480 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2020 15:55
Daha önce hiç yayınlanmamış olan Deniz Gezmiş’i ve ailesini bilgi, belge ve fotoğraflarıyla tanıma fırsatı bulduğum kitap.Can Dündar’ın da editör alması ile kitap daha güzel ve etkileyici olmuş. Hamdi Gezmiş’in ağzından yaşanılan olaylar, ülkede gelişen olaylar, yazılar, resimler, mektuplar…. Aslında teslim olmayışı okudum, bir çok insanın terörist diye yaftaladığı bir kısmının da Bağımsız Türkiye için devrim yoluna kendini adayan Deniz Gezmiş’in halkı mücadelesini hem takdirle karşılayarak hem de içim buruk ve üzülerek okudum. Kitaptaki her şey resmi belgeler ile sunulmuş okuyucuya. Deniz Gezmiş’i tanımak isteyen veya tanıyan herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim. Hoşça kal iki gözüm, sen ölmedin düşüncelerin her daim yolumuza ışık olacak.
Abim DenizCan Dündar · Can Yayınları · 20165,5bin okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Can DündarYazar · 48 kitap
Can Dündar (d. 16 Haziran 1961, Ankara), Türk araştırmacı, gazeteci, televizyoncu ve belgesel yapımcısı. Türkiye'nin yakın tarihi, politikası ve popüler kültür konularında hazırladığı belgeselleri ile tanınmış bir belgesel yapımcısıdır. Özellikle Sarı Zeybek (1993) belgeseli ilgi görmüştür. Şubat 2015'te Cumhuriyet Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni olan Dündar'ın, bu gazetede 29 Mayıs 2015 tarihinde kendi imzasıyla yayınlanan MİT TIRlarındaki silah haberi büyük yankı uyandırmış ve gazeteci bu haber nedeniyle tutuklanıp yargılanmıştır. Yargılama sonucunda casusluk ve hükûmeti ortadan kaldırma suçlamalarından beraat eden Dündar, devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan ceza aldı. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden gazeteci, can güvenliği endişesiyle Almanya'ya gitti. Dündar, Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılmış; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıklamıştır. 31 Ekim 2016 tarihinde hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü tarafından açıklanan 2017 Nobel Barış Ödülü adayları arasında üçüncü sırada yer aldı. Ali Rıza ve Öznur Dündar çiftinin tek çocuğu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Üniversite yıllarında gazeteciliğe başladı. 1979'dan itibaren sırasıyla Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempo’da çalıştı. 1986'da Birleşik Krallık'ta London School of Journalism'i bitirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde siyaset bilimi dalında yüksek lisansını aynı senede tamamladı. “Media and democracy, a comparative case study on the press portrayal of the Belgrane and Kocatepe affairs” (Medya ve Demokrasi, Belgrano ve Kocatepe Olayları’nın medya tasviri üzerine karşılaştırmalı bir inceleme) başlıklı yüksek lisans tezinde iki ülkede birer savaş gemisinin yanlışlıkla batırılıp devlet sırrı olarak saklanması konusunu inceledi. Televizyona 1988'de TRT'de Seynan Levent ile başladı. 1989-1995 arasında 32. Gün program ekibinde çalıştı. 1993-1994 yıllarında Show TV'de Mehmet Ali Birand’la birlikte 'Çapraz Ateş’i hazırladı. Özellikle 1993’te Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu ve yazar Aziz Nesin’in konuk olduğu bölüm gündem yarattı ve üzerinden tartışmalara sebep oldu. Gazetecilik ve belgeselciliğe ağırlık verdiği dönemden sonra 2006'da televizyonculuğa yönelen Dündar, 19 Eylül 2006'da başladığı "Neden?" isimli tartışma programını 9 Haziran 2009 tarihine kadar hazırlayıp sundu. 2009-2010’da NTV kanalında yayımlanan Canlı Gaste’yi hazırlayıp sundu ve aynı kanalda 2010-2011’de canlı ana haber bültenini sundu. Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte ‘Demirkırat’ (1991) ve ‘12 Mart’ (1994) adlı belgesel dizilerini hazırladı. Ayrıca Türkiye’nin güzellik kraliçelerini anlatan ‘Cumhuriyet’in Kraliçeleri’ belgesel dizisini ve Atatürk’ün son 300 günün anlatan Sarı Zeybek belgesellerini hazırladı. 1994-1995 yıllarında Türkiye tarihinin gölgede kalmış kahramanlarının öykülerini anlatan ‘Gölgedekiler’ adlı belgesel serisini hazırladı. Köşe yazarlığı 1994'te Aktüel’de başladı; aynı yıl Yeni Yüzyıl gazetesinde günlük köşe yazıları yazmaya başladı ve bu gazetede beş yıl çalıştı. Köşe yazarlığı ve belgesel yapımcılığı sürerken ODTÜ’de doktora çalışmalarına da devam eden Dündar, 1996'da “Terör ve medya: Liberal Teori ışığında, terör olaylarının televizyonda işlenişine eleştirel bir yaklaşım” başlıklı tezi ile doktorasını tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ ve ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü Kültürlerarası Çalışmalar programında yüksek lisans dersi verdi. 1996 ve 1997 yılında Show Tv için hazırladığı 10 bölümlük ‘Aynalar’ belgesel ile politik ve tarihî konuların dışına çıktı; popüler kültür alanında çalışmalara yöneldi. 1996-1998 yıllarında 40 Dakika isimli belgesel-haber programını hazırlayıp sundu. Özellikle 7 Ocak 1997’de yayınlanan programda Susurluk Kazası’ndan yola çıkarak yapılan araştırmalarla ilgili iddialar uzun süre gündemde kaldı. Atatürk'ün öğrencilik hayatındaki ülke durumunu ve Atatürk'ün beraberliğinde gerçekleşen değişimleri anlatan Yükselen Bir Deniz belgeseli ile 1998'de belgeselciliğe döndü. Türkiye siyasi tarihi ve popüler kültüründeki önemli kişiler ve Köy Enstitüleri, Devlet Tiyatroları, İş Bankası, Mülkiye gibi kurumlara ilişkin çok sayıda belgesel yaptı. 1999 Ocak'ından 2001 Ocak sonuna kadar Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 Ocak ayından itibaren Milliyet gazetesinde, Ada başlıklı köşe yazısı yazdı. 2003-2004 yıllarında Milliyet gazetesi için ‘Popüler Kültür’ ekini çıkardı. Milliyet gazetesiyle yolları 1 Ağustos 2013 tarihinden itibaren ayrılmıştır. Milliyet'ten ayrıldıktan sonra BirGün'de Doğan Tılıç'ın köşesinde bir ay boyunca haftada üç gün yazdı. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını anlatan Mustafa adlı filmi yazıp yönetti. 2008 yılında vizyona giren film, Atatürk’ü yargıladığı ya da kötülediği yönünde eleştirilere maruz kaldı. 25 Ekim 2013 tarihinden beri Cumhuriyet gazetesinde yazan Dündar, 8 Şubat 2015'te gazetenin genel yayın yönetmenliği görevine getirildi. 2014 yılında Gezi Parkı protestoları ile ilgili ‘Gözdağı’ adlı belgeseli hazırladı. MİT TIR'ları davası Tutuklanması Suriye'ye gönderilen MİT TIR'ları ile ilgili haberin 29 Mayıs 2015 tarihinde Cumhuriyet'te,‘İşte Erdoğan'ın yok dediği silahlar’ başlığıyla ve Can Dündar imzasıyla duyurulmasının ardından bu haberlere yayın yasağı getirildi. Aynı gün Can Dündar'a ‘devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, siyasî ve askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, terör örgütünün propagandasını yapma’ suçlarından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu haberi yapan kişi, bunun bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu.” demiştir. Erdoğan'ın savcılığa yaptığı bireysel başvuru ile Can Dündar'a ‘gerçeği yansıtmayan haber, yorum ve görüntüleri yayınlamak suretiyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu’ öne sürerek iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 42 yıl hapis cezası talep edildi. Bu davada 26 Kasım 2015 tarihinde gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ile birlikte tutuklanmıştır.[19] Erdoğan, 24 Kasım'da ise “O TIR'lar Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürüyordu. Şimdi diyecekler ki ‘Başbakan TIR'ların içinde silah yoktu’ diyordu... Varsa ne olacak, yoksa ne olacak.” demiştir. ‘Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme’, ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama’, ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamen engellemeye teşebbüs etmek’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme’ suçlamalarını içeren iddianame, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 26 Kasım 2015'te tutuklu yargılanmak üzere cezaevine götürüldü. Tahliyesi Dündar ve Gül, 6 Aralık 2015'te AYM'ye bireysel başvuruda bulunarak tutuklu yargılanırken haklarının ihlâl edildiğini söylediler. Bu başvurunun ardından 25 Şubat 2016'da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin “Siyasî casusluk yaptıklarına ilişkin somut bilgi yoktur” şeklindeki gerekçeli karar ile tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, kararı sevinçle karşıladıklarını ancak mahkeme kararları üzerinden AK Partinin itham edilmesini doğru bulmadığını söyledi. CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, bu kararı alan Anayasa Mahkemesi üyelerini kutladığını söyledi. MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve Pervin Buldan kararı sevinçle karşıladıklarını ifade etti. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland ve AGİT, kararı memnuniyetle karşıladıklarını ve basın özgürlüğü açısından önemli bulduklarını ifade ettiler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat günü Can Dündar için Anayasa Mahkemesi'nin verdiği tahliye kararını “Mahkeme bu şekilde bir karar vermiş olabilir. Ben Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim (...) Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...) Aslında onlarla ilgili kararı veren mahkeme kararında direnebilirdi. Eğer kararında direnmiş olsaydı, bu bireysel başvuru veyahut da AYM'nin vermiş olduğu karar boşa çıkacaktı.” şeklinde yorumladı. Erdoğan 4 Mart'ta ise "Evet ortada bir Anayasa ihlali vardır. Ama Anayasa’yı ihlal eden değilim. Bu Anayasa Mahkemesi’nin karar merciinde olanlardır. Birinci mahkeme Anayasa Mahkemesi'nin kararına uydu. Ama bu işin bittiği anlamına gelmez. Savcı karara itiraz edebilir. İtiraz durumunda, bir üst mahkeme yeni bir süreci başlatabilir." dedi. Yargılanması 6 Mayıs 2016'da gerçekleşen dördüncü duruşma sonucunda Dündar ve Gül, hükûmeti ortadan kaldırma suçlamasından beraat etti. İkili hakkındaki casusluk suçlaması da düştü. Devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan yedi yıl hapis cezası alan Dündar'ın cezası beş yıl 10 aya indirildi. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden Dündar, can güvenliği endişe ile Almanya’ya gitti. Dündar, Ağustos 2016’da Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılmış; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıklamıştır. 24 Ocak 2017'den beri Almanya merkezli Özgürüz adlı haber portalının genel yönetmenliğini sürdürmektedir.