Tarihe Gizlenmiş Bir Aşkın Hikayesi

Lüsyen

Can Dündar
Tahmini Okuma Süresi:
15 sa. 20 dk.
Sayfa Sayısı:
541
Basım Tarihi:
15 Aralık 2015
İlk Yayın Tarihi:
2010
Yayınevi:
Can Yayınları
ISBN:
9789750712333
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“LÜSYEN”
8/10
·541 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:00
Şair Abdülhak Hamit Tarhan’ ın 4. eşi Lüsyen’e olan aşkının anlatıldığı gerçek bir hayat hikâyesi. Hem Osmanlı’nın çöküş yıllarını, hem Cumhuriyetin kuruluş dönemini de anlatıyor arka planda. Kitabın yazarı Can Dündar’ın usta belgeselciliğini gördüğümüz zengin kaynakçalı bir roman. Dil ve üslup etkileyici. Merak unsuru kitabı elinizden bıraktırmıyor. Siyah beyaz fotoğraflarla zenginleştirilmiş olması da iyi destekliyor okunanı. Ve yer yer alınmış orijinal mektuplar da mevcut. Metinlerin arasına Abdülhak Hamit’in şiirlerinin serpiştirilmiş olması da ayrı bir güzellik katmış. Şiirlerin orijinal Osmanlı Türkçesinden çevrilip günümüz Türkçesiyle yazılmış olması, anlamı kolaylaştırıyor. Ayrıca cümle içinde geçen yabancı kelimelerin anlamlarının kitabın sonunda değil de aynı sayfada verilmesi, okumayı hızlandırıyor. Bir dönemin şair-i azamı, ‘Makber’ yazarımız Abdülhak Hamit Tarhan’ın çocukluğundan başlayan hareketli yaşamını anlatıyor. Abdülhak Hamit ne sıkıntılar yaşamış, o kadar kitap ne zorluklarla yazılmış bu kitabı okuyunca anlıyorsunuz. İlk eşi Fatma Hanım’ın ölümü üzerine ünlü ‘Makber’ şiirini yazan bir şair kendisi. Hem Cumhuriyet hem de Osmanlı dönemini görmüş ve bu dönemlerde oldukça iyi bir yaşam sürmüş olan şair, belli bir yaştan sonra kendisinden çok genç bir kız olan Lüsyen’i görür ve ona aşık olur. Aralarındaki büyük yaş farkına rağmen (60 ve 18) birbirlerine olan sevgileri gittikçe artan bu iki insanın yaşamlarına o dönemin ünlü kişileri de şahitlik eder. Atatürk’ün dans ettiği, Tevfik Fikret’in edebiyat dersi verdiği, İnönü’nün evlerinde satranç oynadığı, Nazım Hikmet’in sofralarında yemek yediği, O Lüsyen’i tanıma fırsatı buluyorsunuz. Bu belgesel tadındaki kitapta başka kimler yok ki; Mehmet Akif’ten Victor Hugo’ya, Damat Ferid’den Oscar Wilde’a, Yahya
Biyografi Edebiyat Roman
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
Aşkın edebi hali
10/10
·541 syf.··
2024 99. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 01 Eylül 2024 15:16
Eline, diline, emeğine, kalemine, yüreğine sağlık Can Dündar! Ne güzel bir eser koymuşsun ortaya. Büyük emeklerle yıllara yayılan bir işçilik ve ilmek ilmek dokunan bir eser var elimizde. Daha çok eşinin ölümünden sonra kaleme aldığı Makber şiiriyle bilinen Abdülhak Hamid Tarhan, ilk eşi Fatma Hanım'ı veremden kaybedince İngiliz Nelly Clower ile evlenir. Onu da veremden kaybetmeden önce Florance Ashley ile kısa bir aşk macerası yaşar. "Sen Nelly, gittin öyle bensiz Gönlüm acaba yaşar mı sensiz.." Abisinin zoruyla Cemile Hanım'la kısa bir evlilik yaşadıktan sonra Maria Lucienne Sacre nam-ı diğer Lüsyen Hanım'a aşık olur. Lüsyen 18, Hamid 60 yaşındadır. Ve şairin ölümüne kadar 25 yıl sürecek olan muazzam aşk öyküsü böylece başlar. Biyografi metinleri okurken sıkıcı olabiliyor ama bu kitap aksine öylesine akıcı bir dille kaleme alınmış ki elinizden bırakamıyorsunuz. Kitap çok yoğun bir araştırma sonrasında kaleme alınmış. Kitabın sonunda sayfaları dolduran kaynakçası bulunmakta. İstifade edilen kaynakçalardan olayın akışına göre mektup, şiir ve anılardan parçalar kitaba alınmış. Kitapta sadece Hamid-Lüsyen aşkı olmayıp Osmanlı'nın son demindeki tarihi, edebî ve sosyal hayatın serencamını da görmemiz mümkün. Can Dündar'ın kitabın son sözünde belirttiği gibi; "Bu güzelim öykü Poti'den Peşte'ye, Tahran'dan Bombay'a, Brüksel'den Londra'ya, Liege'den Ankara'ya, Venedik'ten İstanbul'a uzanan rengarenk bir coğrafyada geçiyordu ve fonunda yerküreyi kana bulayan bir dünya harbi, Balkan Savaşı, İstanbul'un işgali, son Osmanlı Meclisi, İstiklal Mücadelesi, Cumhuriyet'in yeşermesi vardı." Edebiyat ve tarih meraklılarına kesinlikle tavsiye ediyorum. Hatta lise ve üniversitelerde okutulacaklar listesine eklenmelidir. Kitabın mini boy baskısı Amazon'da
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
Her devrin adamı Abdülhak Hamit Tarhan
9/10
·541 syf.··
Beğendi
·
2023 31. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2023 00:01
Roman, her ne kadar, Abdülhak Hamid Tarhan’ın, Belçika’da tanıyıp, sevip, evlendiği, Lüsyen’in adını almış olsada, ağırlıklı olarak Hamid’in hayatını anlatıyor. Tarihi belgesel niteliğinde bir roman. Can Dündar romanını, belgesel romandan ziyade, Roman-tik belgesel olarak tanımlıyor. Yani , “Lüsyen” aynı zamanda 18 yaşındaki Lüsyen ile 60 yaşındaki Hamid’in aşkını konu alan Roman-tik bir eser. 18 yaşındaki genç Lüsyen’in, 60 yaşındaki yaşlı Hamid’e karşı duyduğu, ilgisinin kaynağı ne olabilir. Ailesini , geçmişini ve geleceğini gözden çıkararak, neden hamid’le evlenir. Lüsyen’in çocuk yaştaki ruh halini ve duygularını gerçekten anlayabilmeyi çok isterdim. Kim bilir belki de Lüsyen’in ilgisini, şair Hamid’in ihtişamlı duruşu ve hareketli çevresi çekmiş, olabililir. Hamid Lüsyen’e olan hislerini, şairliğinin de vermiş olduğu yetenekle , şairane bir dille ifade ediyor oluşuda , Lüsyeni etkilemiştir diye düşünüyorum. Lüsyen evlilikleri boyunca bir çok ünlü insanı yakından tanımış. Başta Atatürk olmak üzere, İsmet İnönü, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet, daha bir çok yazarla aynı ortamda bulunmuş. Lüsyen İstanbul’a yeni geldiği yıllarda sokağa çarşaf giymeden çıkmaz. Çünkü sokaktaki insanlar çarşaf giymeyen kadınlara iyi gözle bakmazlar. Bu yüzden çarşaf giymek zorunda kalır. Hamit onun kıyafetine karışmaz. Hamid’in bu yönünü çok sevdim. Can Dündar ünlü kişilerin , yazarların , şairlerin, eserlerini, yaşadıkları hayattan ayrı düşünülmesi, gerektiğini özellikle vurguluyor. Eğer ayırmazsak onların eserlerinede uzak durabileceğimizi, söylüyor. Sonuçta onlarında insan olduğunu zaaflarının, hatalarının olabileceğini, doğru davranışlarının yanı sıra yanlışlıklarının da olabileceğini özellikle vurguluyor. Doğrusu ben bu görüşe tam anlamıyla katılamıyorum.
1000Kitap
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
Aşkla randevu olmaz!
Puan vermedi·541 syf.··
2025 102. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2025 07:13
Öyle bir anda geliverir aşk. Ne zaman, Nerede, Nasıl, geleceği belli olmadan sarıverir insanı. Öyle bir Sarar ki zaman, mekan, yaş,sınır, engel bilmez. Savurur bilmedik diyarlarda gezdirir seni. Bazen bir bakışta,bazen bir koku da, bazen bir şehirde, bazen bir şarkı da... Can Dündar'ın 18 yaşındaki lüsyen ile 60 yaşındaki Abdulhak Hamit'in aşkını anlatan uzun araştırmalar sonucunda Kaleme aldığı bol kaynaklı belgesel niteliğinde bir eser. Eser'in arka kapağındaki tanıtımını okuduğumda 60 yaşındaki bir adam ve 18 yaşındaki bir genç kızın aşkını biraz uygun bulmasam da ön yargıda bulunmadan okumak istedim. Kitabı okudukça fikrim değişti. Demek ki aşk zaman, mekan, yaş tanımıyormuş okuyarak öğrendim. Abdülhak Hamit'in dediği gibi ".... cismin edebiyatı ile Tamamlanmamış ruhun edebiyatı yarım yamalak bir ebediyet olur." Ruhumuzu kim ne zaman tamamlayacak belli olmazmış. Kitapta Ayrıca aşk değil Osmanlı'nın son dönemlerindeki tarihi, edebi ve sosyal hayatını okurken belgesel niteliğindeki kitapta Mehmet Akif Ersoy'dan Victor Hugo'ya Oscar wilde'den Yahya Kemal'e kadar birçok edebiyata öncülük etmiş düşünürlerle de yollarımız kesişiyor. Edebiyat ve tarih seven okurların çok beğenerek okuyabileceği bir eser. Keyifli okumalar dilerim.
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
Beni anlayan onunla, onu anlayan ben olmak....
8/10
·541 syf.··
Beğendi
·
2022 101. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 26 Mart 2022 15:35
Lüsyen ........ Can Dündar ....her seçim bir kaybedistir" her tercih bir vazgeçistir çünkü... ama yaşam vazgeçtiğiniz şeye karşı ipucu vermez. geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur. bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır. ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir. ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz insanla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir. hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz. her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir... ve o dünyada en yerinde tercih vazgeçiştir..." yazisiyla, hazırladığı belgeselleri ile beni büyüleyen, çok sevdiğim şahsiyyet, kendisine asik oldugum yazar,gazeteci.......kendisine yöneltilmis "en yararlı insan icadı nedir" sorusunu "öteki dünya inancı" olarak yanıtlamıs Can Dündar ....... hiç bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda kaldin mi hiç? hani ölmüs gibi, hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi, her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi. ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek , ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi sen hala bu kadar sevgili iken? özlemek, bu kadar özlemek, etini kemigini yakarcasina özlemek... çok kötü degil mi? bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu isitememek .......(Hiç siiri) LÜSYEN........... tanıştıklarında 60 yaşında olan Abdülhak Hamid'le 19 yaşındaki Lüsyen
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
7/10
·541 syf.··
2017 211. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2017 08:54
Aşk işleniş bakımından bana göre çok riskli bir konudur. Lüsyen ise "aşk; adeta randevulaştı onlarla.." diye başlar. Dönemin şartları da göz önüne alındığında ben bir aşk göremedim bu kitapta, ilişkide. Lüsyen, olduğu hayattan ve istemediği bir evlilik yapmaktan imtina ederken tanışıyor 60 yaşındaki Hamid ile, Hamid ise zaten alkolik ve zendost yani çapkın bir insandır. Lüsyen apar topar, kaçarcasına evlenir. 18 yaşında heyecanıyla evlenir. Abdülhak Hamid ise ilk evliliğini 13 yaşında bir çocukla yapmış, defalarca evlenmiş, şımarık büyütülmüş, onlarca kadınla ilişkisi olmuş alkolik bir şairdir. Zamanın tüm mübalağaları kullanılmış kitapta, ya yazar bir tapınma içerisinde yahut devrin edebiyat düşkünlerinin Hamid'e bir peygambermişçesine davranışları çok şaşırtıcıydı. Altını çizdiğim en önemli yer ise tarihe ışık tutması bakımından; ülkenin en fakir zamanında 1914 yılında şehzade Albülmecid Efendi'nin şair Hamid'e münasip bir ev satın alınıp ömür boyu ikametine tahsis edilmesini istemesidir. Ülke işgal atındayken yapılan boş harcamalara bir örnektir bu. Kitabı sinirli bir şekilde okuyorum. Altını çizdiğim çok yeri var, kenarına aldığım bir çok not var, şaşkınlık, tiksinme vs..
Edebiyat
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
Puan vermedi·541 syf.··
2017 284. kitabı
2012 yılının Ağustos ayında okumuştum. Tarihi nereden mi biliyorum? Çünkü okuduğum kitapları kaydettiğim bir defterim var. Konusuna gelince; Ünlü Şair Abdülhak Hamit Tarhan'ın yaşamı ve genç aşkı Lüsyen'in hikayesi. Şairin bilinmeyen yönlerinin de anlatıldığı bir kitap.
Edebiyat
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
10/10
··
Beğendi
Bu kitap yazın okunacak bir kitap değil. Konusu güzel muhteşem anlatılmış diyeceksiniz o zaman neden yazın okunacak bir kitap değil dedin. Nedenini şöyle açıklayayım. Çok yoğun bir kitap. Bilgi ağırlıklı. Yazın tatilde daha çok sabun köpüğü gibi ilerleyen kitaplar, kolay anlaşılır kitaplar veya çok bilgi içerikli kitapları okumak kitaptan soğutabilir. Ama yine de söylüyorum herkesin düşünceleri farklı olabilir. Kışın tekrardan başlayacağım... Edebiyatla kalın...
Edebiyat
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
Puan vermedi·541 syf.··
Beğendi
·
2022 105. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Ağustos 2022 13:20
Merhaba, Bu kitap, 1 k uygulamasında değerli kitap dostu Girişimcilik Durağı'nin çekilişi ve çok sevgili https://1000kitap.com/Rdb58 hanımın aracılığıyla kitaplığıma girdi. Bu vesileyle iki değerli kitap dostuna teşekkür ediyorum.. Okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu, bunda yakın tarihe olan ilgimin etkisi büyüktür. Kitaba adını veren Lüsyen; geçtiğimiz yüzyılın büyük şair ve piyes yazarı Abdülhak Hamid'in büyük aşkı, ilham kaynağı, eşi, kızı, arkadaşı, ailesi, vatanı, vazgeçilmezi.. Aralarındaki kırk yıllık yaş farkına rağmen, onların yaşadığı zamansız ilişkiyi okurken arka fonda yakın tarihin, ülkelerin kaderinin değiştiği savaşın, çok kıymetli yazar, şair ve devlet adamlarının portrelerini göreceksiniz.. Yaşadıkları ilişkiyi kimi zaman aşk, kimi zaman dostluk, kimi zaman baba-kız ilişkisi gibi görmek mümkün.. Bence hepsi bir arada.. Ama adına ne denirse densin büyük bir cesaretle, tutkuyla, herkese nasip olmayacak kadar derin bir bağla yaşamışlar.. Yazarın arka kapakta tasvir ettiği gibi, bir çağ yangının ortasında yaşanan inanılmaz aşk hikâyesi..
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma
Tarihe gizlenmiş bir aşkın hikayesi
9/10
·541 syf.··
Beğendi
·
2023 31. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2023 18:36
Bu kitapla ben Şairi Â'zam' ı yani Abdülhak Hamid'i tanıdım. Tanıdığıma da memnun oldum. Koca bir çınar. O ki , Şark'la Garp'ı uzlaştıran adam. Kitabı beğendim. Sade anlaşılır bir dil. Şairin şiirlerinden ekleyip günümüz Türkçesine çevirmeleri isabet olmuş. Bana yeni birini kattığı için Can Dündar'a minnettarım. Son olarak kitaptan bir alıntı, 'Bizde ilk Avrupai Edebiyat onunla başlar. Eğer Hamid yetişmeseydi modern edebiyatta en az bir asır daha geri kalacaktık.''
Edebiyat & Roman
LüsyenCan Dündar · Can Yayınları · 20151,459 okunma

Yazar Hakkında

Can DündarYazar · 48 kitap
Can Dündar (d. 16 Haziran 1961, Ankara), Türk araştırmacı, gazeteci, televizyoncu ve belgesel yapımcısı. Türkiye'nin yakın tarihi, politikası ve popüler kültür konularında hazırladığı belgeselleri ile tanınmış bir belgesel yapımcısıdır. Özellikle Sarı Zeybek (1993) belgeseli ilgi görmüştür. Şubat 2015'te Cumhuriyet Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni olan Dündar'ın, bu gazetede 29 Mayıs 2015 tarihinde kendi imzasıyla yayınlanan MİT TIRlarındaki silah haberi büyük yankı uyandırmış ve gazeteci bu haber nedeniyle tutuklanıp yargılanmıştır. Yargılama sonucunda casusluk ve hükûmeti ortadan kaldırma suçlamalarından beraat eden Dündar, devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan ceza aldı. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden gazeteci, can güvenliği endişesiyle Almanya'ya gitti. Dündar, Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılmış; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıklamıştır. 31 Ekim 2016 tarihinde hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü tarafından açıklanan 2017 Nobel Barış Ödülü adayları arasında üçüncü sırada yer aldı. Ali Rıza ve Öznur Dündar çiftinin tek çocuğu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Üniversite yıllarında gazeteciliğe başladı. 1979'dan itibaren sırasıyla Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempo’da çalıştı. 1986'da Birleşik Krallık'ta London School of Journalism'i bitirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde siyaset bilimi dalında yüksek lisansını aynı senede tamamladı. “Media and democracy, a comparative case study on the press portrayal of the Belgrane and Kocatepe affairs” (Medya ve Demokrasi, Belgrano ve Kocatepe Olayları’nın medya tasviri üzerine karşılaştırmalı bir inceleme) başlıklı yüksek lisans tezinde iki ülkede birer savaş gemisinin yanlışlıkla batırılıp devlet sırrı olarak saklanması konusunu inceledi. Televizyona 1988'de TRT'de Seynan Levent ile başladı. 1989-1995 arasında 32. Gün program ekibinde çalıştı. 1993-1994 yıllarında Show TV'de Mehmet Ali Birand’la birlikte 'Çapraz Ateş’i hazırladı. Özellikle 1993’te Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu ve yazar Aziz Nesin’in konuk olduğu bölüm gündem yarattı ve üzerinden tartışmalara sebep oldu. Gazetecilik ve belgeselciliğe ağırlık verdiği dönemden sonra 2006'da televizyonculuğa yönelen Dündar, 19 Eylül 2006'da başladığı "Neden?" isimli tartışma programını 9 Haziran 2009 tarihine kadar hazırlayıp sundu. 2009-2010’da NTV kanalında yayımlanan Canlı Gaste’yi hazırlayıp sundu ve aynı kanalda 2010-2011’de canlı ana haber bültenini sundu. Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte ‘Demirkırat’ (1991) ve ‘12 Mart’ (1994) adlı belgesel dizilerini hazırladı. Ayrıca Türkiye’nin güzellik kraliçelerini anlatan ‘Cumhuriyet’in Kraliçeleri’ belgesel dizisini ve Atatürk’ün son 300 günün anlatan Sarı Zeybek belgesellerini hazırladı. 1994-1995 yıllarında Türkiye tarihinin gölgede kalmış kahramanlarının öykülerini anlatan ‘Gölgedekiler’ adlı belgesel serisini hazırladı. Köşe yazarlığı 1994'te Aktüel’de başladı; aynı yıl Yeni Yüzyıl gazetesinde günlük köşe yazıları yazmaya başladı ve bu gazetede beş yıl çalıştı. Köşe yazarlığı ve belgesel yapımcılığı sürerken ODTÜ’de doktora çalışmalarına da devam eden Dündar, 1996'da “Terör ve medya: Liberal Teori ışığında, terör olaylarının televizyonda işlenişine eleştirel bir yaklaşım” başlıklı tezi ile doktorasını tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ ve ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü Kültürlerarası Çalışmalar programında yüksek lisans dersi verdi. 1996 ve 1997 yılında Show Tv için hazırladığı 10 bölümlük ‘Aynalar’ belgesel ile politik ve tarihî konuların dışına çıktı; popüler kültür alanında çalışmalara yöneldi. 1996-1998 yıllarında 40 Dakika isimli belgesel-haber programını hazırlayıp sundu. Özellikle 7 Ocak 1997’de yayınlanan programda Susurluk Kazası’ndan yola çıkarak yapılan araştırmalarla ilgili iddialar uzun süre gündemde kaldı. Atatürk'ün öğrencilik hayatındaki ülke durumunu ve Atatürk'ün beraberliğinde gerçekleşen değişimleri anlatan Yükselen Bir Deniz belgeseli ile 1998'de belgeselciliğe döndü. Türkiye siyasi tarihi ve popüler kültüründeki önemli kişiler ve Köy Enstitüleri, Devlet Tiyatroları, İş Bankası, Mülkiye gibi kurumlara ilişkin çok sayıda belgesel yaptı. 1999 Ocak'ından 2001 Ocak sonuna kadar Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 Ocak ayından itibaren Milliyet gazetesinde, Ada başlıklı köşe yazısı yazdı. 2003-2004 yıllarında Milliyet gazetesi için ‘Popüler Kültür’ ekini çıkardı. Milliyet gazetesiyle yolları 1 Ağustos 2013 tarihinden itibaren ayrılmıştır. Milliyet'ten ayrıldıktan sonra BirGün'de Doğan Tılıç'ın köşesinde bir ay boyunca haftada üç gün yazdı. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını anlatan Mustafa adlı filmi yazıp yönetti. 2008 yılında vizyona giren film, Atatürk’ü yargıladığı ya da kötülediği yönünde eleştirilere maruz kaldı. 25 Ekim 2013 tarihinden beri Cumhuriyet gazetesinde yazan Dündar, 8 Şubat 2015'te gazetenin genel yayın yönetmenliği görevine getirildi. 2014 yılında Gezi Parkı protestoları ile ilgili ‘Gözdağı’ adlı belgeseli hazırladı. MİT TIR'ları davası Tutuklanması Suriye'ye gönderilen MİT TIR'ları ile ilgili haberin 29 Mayıs 2015 tarihinde Cumhuriyet'te,‘İşte Erdoğan'ın yok dediği silahlar’ başlığıyla ve Can Dündar imzasıyla duyurulmasının ardından bu haberlere yayın yasağı getirildi. Aynı gün Can Dündar'a ‘devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, siyasî ve askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, terör örgütünün propagandasını yapma’ suçlarından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu haberi yapan kişi, bunun bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu.” demiştir. Erdoğan'ın savcılığa yaptığı bireysel başvuru ile Can Dündar'a ‘gerçeği yansıtmayan haber, yorum ve görüntüleri yayınlamak suretiyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu’ öne sürerek iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 42 yıl hapis cezası talep edildi. Bu davada 26 Kasım 2015 tarihinde gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ile birlikte tutuklanmıştır.[19] Erdoğan, 24 Kasım'da ise “O TIR'lar Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürüyordu. Şimdi diyecekler ki ‘Başbakan TIR'ların içinde silah yoktu’ diyordu... Varsa ne olacak, yoksa ne olacak.” demiştir. ‘Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme’, ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama’, ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamen engellemeye teşebbüs etmek’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme’ suçlamalarını içeren iddianame, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 26 Kasım 2015'te tutuklu yargılanmak üzere cezaevine götürüldü. Tahliyesi Dündar ve Gül, 6 Aralık 2015'te AYM'ye bireysel başvuruda bulunarak tutuklu yargılanırken haklarının ihlâl edildiğini söylediler. Bu başvurunun ardından 25 Şubat 2016'da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin “Siyasî casusluk yaptıklarına ilişkin somut bilgi yoktur” şeklindeki gerekçeli karar ile tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, kararı sevinçle karşıladıklarını ancak mahkeme kararları üzerinden AK Partinin itham edilmesini doğru bulmadığını söyledi. CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, bu kararı alan Anayasa Mahkemesi üyelerini kutladığını söyledi. MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve Pervin Buldan kararı sevinçle karşıladıklarını ifade etti. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland ve AGİT, kararı memnuniyetle karşıladıklarını ve basın özgürlüğü açısından önemli bulduklarını ifade ettiler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat günü Can Dündar için Anayasa Mahkemesi'nin verdiği tahliye kararını “Mahkeme bu şekilde bir karar vermiş olabilir. Ben Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim (...) Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...) Aslında onlarla ilgili kararı veren mahkeme kararında direnebilirdi. Eğer kararında direnmiş olsaydı, bu bireysel başvuru veyahut da AYM'nin vermiş olduğu karar boşa çıkacaktı.” şeklinde yorumladı. Erdoğan 4 Mart'ta ise "Evet ortada bir Anayasa ihlali vardır. Ama Anayasa’yı ihlal eden değilim. Bu Anayasa Mahkemesi’nin karar merciinde olanlardır. Birinci mahkeme Anayasa Mahkemesi'nin kararına uydu. Ama bu işin bittiği anlamına gelmez. Savcı karara itiraz edebilir. İtiraz durumunda, bir üst mahkeme yeni bir süreci başlatabilir." dedi. Yargılanması 6 Mayıs 2016'da gerçekleşen dördüncü duruşma sonucunda Dündar ve Gül, hükûmeti ortadan kaldırma suçlamasından beraat etti. İkili hakkındaki casusluk suçlaması da düştü. Devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan yedi yıl hapis cezası alan Dündar'ın cezası beş yıl 10 aya indirildi. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden Dündar, can güvenliği endişe ile Almanya’ya gitti. Dündar, Ağustos 2016’da Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılmış; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıklamıştır. 24 Ocak 2017'den beri Almanya merkezli Özgürüz adlı haber portalının genel yönetmenliğini sürdürmektedir.