Anne Kafamda Bit Var 12 Eylül Anıları

8,3/10  (231 Oy) · 
751 okunma  · 
216 beğeni  · 
3.306 gösterim
Sinema sanatçısı Tarık Akan, 12 Eylül 1980 askerî darbesinin hemen ardından, 1981 başlarında, Almanya’da yaptığı bir konuşma yüzünden yurda dönüşünde tutuklandı. Tutuklanmanın nedeni, sağcı bir gazetenin manşete çıkardığı yanlı ve yalan haberdi. Böylece uzun bir yargılanma süreci başladı. Siyasî Şube, sorgulanmalar, itilip kakılmalar, aşağılanmalar, soğuk hücreler, bitli fareli koğuşlar, sağcılar, solcular, devrimciler, idamlıklar…

Uzun zaman sonra aklanıp serbest kalan Tarık Akan, aradan yıllar geçse de o günlerin baskılarını, acılarını unutamadı ve sonunda yaşadıklarını yazıya döktü. Anne Kafamda Bit Var, o zorlu günlerin bir tutanağı. Bu kitapta anlatılanlar, özellikle 1970’lerin ikinci yarısından başlayarak Türk sinemasının nitelikli filmlerinde unutulmaz oyunlar çıkaran Tarık Akan’ın az bilinen bir yönünü ortaya çıkarıyor.
Anne Kafamda Bit Var’da, 12 Eylül dönemindeki yargılanma sürecinin yanı sıra Atıf Yılmaz ve Şerif Gören gibi yönetmenler, ünlü hukukçu Burhan Apaydın gibi pek çok tanınmış ad ve önemli olayla ilgili anılar da yer alıyor; Yılmaz Güney cezaevindeyken gizli saklı çekilen Yol filminin serüveni de anlatılıyor.
  • Baskı Tarihi:
    Haziran 2016
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789750701566
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Bugün ölüm yıl dönümün ve seni tekrar okudum Tarık Akan. Evet 150 karakteri doldurmam gerekiyor ancak dolmuyor. Sana dair bildiğim sözcükler yetersiz. kurduğum cümleler eksik...

Sadettin TANIK 
 08 Haz 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Yazarlık konusunda hiç bir iddiası olmayan Tarık Akan'ın, bir solukta okunan, son derece yalın dille yazılmış bir kitabı. Kitap Tarık Akan’ın Almanya dönüşü, 1981 yılında hava alanında tutuklanıp siyasi şubeye götürülmesiyle başlıyor.Tutuklu geçen günlerden Selimiye Kışlasına kadar uzanan bir serüvende yaşadıklarını ve cezaevi koşullarını gözler önüne seriyor. Ayrıca Yılmaz Güney’ in de tutuklu olduğu bir dönemde türlü zorluklarla çekilen Yol filmiyle ilgili anısı da var bu kitapta. 80'li yılları merak edenlere, olayları yaşamış birinin kaleminden okumalarını kesinlikle tavsiye ederim.

silaes 
18 Eki 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Kitabın içeriğinden çok Tarık Akan'ın kalemi ilgimi çekti. Anlatımın bu kadar güzel olabileceğini tahmin edemezdim. Bu ülkede farelere bile! merhamet duyan, gerektiğinde elleriyle besleyebilecek nitelikteki insanları iki taraftan da acımadan harcadılar. Bu fare meselesi kitapta. En ilgimi çeken mesele oldu. Tarık Akan'a hayranlığım bir kez daha arttı. Hayvan seven adamı ne olursa olsun severim... Daha önce kitabı çok duymuştum. Ama içeriğinin bu yönde olduğunu bilmiyordum. Geçen hafta ulucanlar cezaevi müzesini ziyaret ettim. Bu sebepledir ki kitap beni daha da derinden etkiledi.

Nesli 
08 Oca 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Müjdat Gezen ve diğer arkadaşlarının şahit olduğu bir gözaltı, Tarık Akan'ın kimsenin bilmediği işkence dolu anları bu kitap altında toplaması belkide o dönemde yaşayan bu işkenceleri çekmiş onlarca insanın haykırışı olmuş.

Böcekli gelen yiyecekler kaldıkları hücrede lavabo ihitiyacını bile gideremeyecek bir yerin olmayışı, dönen entrikalar...Anlatılanların okuyucuyu etki altına alıp yaşatması ,heyecanlandırması kitabın akıcı ve merak edici olmasının en güzel kanıtı...

mısra 
04 Oca 2017 · Kitabı okudu

Tarık Akan’ın 1981 yılında yaptığı bir konuşmanın bir gazetede yayınlanması üzerine tutuklanmasıyla başlayan yargılama sürecindeki yaşadıklarını içten, yalın bir şekilde anlattığı kitaptır Anne Kafamda Bit Var. Bir dönemin belgesi niteliğindedir.

Tutuklandığı andan itibaren yaşadıkları, maruz kaldığı aşağılanmalar, tehditler, cezaevinde uyuma, tuvalet, yemek, yıkanma gibi en basit insani ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen koşullar, ailesiyle haberleşememesi, mahkumların gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddet, gardiyanların kötü davranışları -genç bir mahkumu öldüresiye dövmesi, yapma diyerek uyarmasına rağmen büyük bir mutlulukla abisinin ölüm haberinin bulunduğu gazeteyi mahkuma göstermesi- gibi daha birçok acı olayı anlatmış Tarık Akan.

Beni en çok etkileyen, çaresizliği derinden hissettiren idamlık mahkumlarla ilgili bölümlerdi. İdam edilecek kardeşini son defa görmeye gelen ağabeyin acısı, kardeşinin onu teselli etmesi, oradaki herkesin ölüm sessizliğine bürünmesi. Ne yazık ki bunlar kurgu değil, yaşananlar...

Yakın zamanda kaybettiğimiz sanatçıyı saygı ve sevgiyle anıyorum.
İyi ki Yeşilçam’ın kartpostal çocuğu olarak kalmamış, iyi ki halkın sanatçısı olmuşsun Tarık Akan.

52 yıllık arkadaşıyla yapılan söyleşiyi okumak isterseniz:
http://www.haberturk.com/...-tarik-akanli-yillar

Tek Umut Barış 
29 Ara 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Ülkemizin yaşadığı zor dönemlerden biri olan 80 darbesi ve sonrası süreçte Akan'ın yaşadıklarını anlattığı bir kitap. Bu tarz tarihimizin dönüm noktası olan dönemleri anlatan kitapları seçerken her siyasi görüşten aynı dönemi anlatan farklı kitapları okumayı tercih ediyorum. Olanları her görüşten, her düşünceden insanın yaşadıklarından okuyarak kendi mantık süzgecimden geçirmenin en doğrusu olduğu kanaatindeyim.
Kitaba gelince açıkçası bu kadar başarılı bir kitap olduğunu düşünmemiştim. Yaşananların abartıya kaçılıp dejenare edilmeden anlatıldığı düşüncesine sahip oldum okurken. Ünlü kişiliğinin avantajlarını ve yaşananları mistik bir boyuta getirmeden olduğu gibi anlattığını düşünüyorum. Hatta bunun bir roman olduğu hissine kapılarak acaba nasıl bitecek diye düşündüm okurken. Sonra keşke bu ve benzer acıların hepsi bir kurgu olsa diye düşündüm. Ama hayal dünyasında yaşamanın manası yok gerçekler ortada. Her şeyi bilmek, anlamak ve sorgulamak gerek.
O günlere çok farklı bir göz ile bakıp sorgulamak açısından okunması gerek derim.
İyi okumalar.

Ahmet mulayim 
27 Ağu 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Aslında görüşlerin den ziyade bu ülkenin evladı olan birinin Anne Kafamda Bit Var demesinden etkilendiğim için okumaya karar vermiştim

Düşüncelerinden dolayı her türlü eziyeti çeken ne içerde ne de dışarda özgürlüğüne kavuşamayan baskı ortamının hazin hikayesi herkesin hayran kaldığı jön sanatçının kendi kaleminden anlatıyor.

Filmlerde izlediğimiz hücre senaryolarını adeta hissettiriyor
Daha dün ismini ağzına alanların tutuklandığı nazım hikmetten ....
Bugün şiirleri okunmadan başlayamayan siyasi grup toplantılarına..
12 eylül darbesini yaşamayan bizlere eşsiz bir örnek dost bu kitap:))

Pınar Yılmaz 
30 Eki 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabı alıp okumaya başladığımdan beri boş zaman kolladım,aklım sayfalarda kaldı.. geçen sene bu kitabı okuduğumda aklımda kalan şey buydu.sıkılmadan bir çırpıda okunacak güzel bir dille anlatılmış,bende lirik duygular uyandıran bir kitaptı. Bitince bitti diye üzüldüğüm güzel adamın güzel kitabı. Huzur içinde yat..

Hüseyin bütün gece beni yatıştıran şeyler söyledi. Sabaha kadar uzun uzun konuştuk. Durup durup Nâzım Hikmet’in, ‘Güzel Günler Göreceğiz Çocuklar’ şiirini okuyordu.
(Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan)

Tarık Akanı çok sverim. Gerek filmleri olsun gerekse eğitime katkılarından dolayı. Ruhu şad olsun. Kitabı okurken her satırında içim acıdı. 12 eylülden sonrasını o kadar kolay bir dil ile edebiyatı parçalamadan çok güzel anlatmış. Kendi yaşadıklarını ve onun gibi bir çok insanın acısını.. Ne denebilir ki daha.. Darbeler kötüdür. Tüm ilerlemeler durur. Baskılar yasaklar...İnsan sürekli tedirgin yaşar.. Bir suçu olmasa da darbeleler insanları psikolojik bunalımlara sokar. Helede suçlu görülüp haksızca bir hücreye atıldıysanız... O kadar insanın vebali... Mezarında rahat uyuma Kenan Evren.

Burcu 
05 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3 günde

Tarık Akan 80 darbesinin ardından Almanya'da yaptığı bir konuşma sebebi ile ( Bir gazetenin yaptığı yanlış ve yanlı haberlere dayanarak ) tutuklanıyor. Bu süreçte son derece zor günler geçiriyor, işkence görüyor, başka insanların da acılarına tanık oluyor. İnsani olmayan şartlarda yaşamaya çalışıyor ve yaptığı bazı filmler de ( Sürü, Maden, Demiryolu ) sorgu odalarına malzeme oluyor. Aklanıpta serbest kaldığında bu sancılı, karanlık dönemin üstü kapalı kalsın istemiyor ve yaşadığı, gördüğü her şeyi yazıya döküyor.
Oyunculuk kariyerini, sosyal demokrat tavrını biliyordum ama yazarlığına yabancı idim sevgili Tarık Akan'ın.Bu kitap ile gördüm ki kalemi de son derece sade, bir o kadar da sıcakmış. Özlemle ...

Kitaptan 55 Alıntı

Nesli 
 15 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Polis bey deme abi, dayak yersin, amirim de," dedi.
Bu kez hem "Amirim" demeye, hem de kapıya vurmaya başladım. Uzun bir zaman sonra A. geldi, kapıyı açtı:
"Ne var?"
"Çişim geldi; tuvalete gitmek istiyorum."
"Tuvalet izni günde üç keredir, akşama gidersin, sabret," dedi.
Tam kapıyı kapatacakken araya girdim:
"Tuvalet şurada; hücrelerden kimse bakmıyor."
Hiç oralı olmadı. Kapıyı kapatıp gitti. Kuru zemine çömeldim. Bacaklarımı iyice sıkıyordum; olmuyordu gene de. Çömelmek de kâr etmiyordu. Yolu yoktu, hücreye işemeye karar verdim. Kapı­nın üstünden yeniden koridora baktım, karşı hücredekilere alçak sesle seslendim:
"Arkadaş, baksana yahu... Tuvaletinizi nereye yapıyorsunuz?"
"Orada süt kutusu yok mu?"
"Burada bir bok yok!"
"O zaman koyver gitsin."
Kıs kıs güldüler.
Bir süre daha sabrettim, sonra hücreye işedim. Belli olmasın diye kuru bölümü ıslatmamaya dikkat ettim. Çişimin kokusundan rahatsız olurum sanıyordum ama fark etmedim bile. İçerideki sidik kokusu zaten her şeyi bastırıyordu.
Rahatlamıştım. Meğer çiş yapabilmek ne güzelmiş, ne bulunmaz nimetmiş... O rahatlıkla çömelip biraz kestirmeye çalıştım. Zaman zaman ba­şardım da.

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel 
05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"...İnsanlıkdışı koşullarda yaşayıp etkilenmemek dayanıklılık ya da dirençlilik sayılmaz ki. Hepimizin yaşamları kısıtlandı. Körü körüne bir bekleyiş içindeyiz. Katlanmak her geçen gün zorlaşıyor. İnsanca tepkiler vermekten vazgeçmeye dayanıklılık diyorsanız, gerçekten de dayanıklı değilim öyleyse. Artık nereye gönderileceksem gitmek istiyorum; hapishane ya da her neresiyse..."

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel 
 05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

'Yol'un senaryosunun bitiş tarihi 23 Ocak 1980'di. Arkasından 'Dağ' adlı bir senaryoya başlamayı tasarlıyorduk. 'Dağ' hakkında da uzun uzun konuşmuştuk. Onda da oynamamı kararlaştırmıştık. 'Yol'daki rolüm Bingöl'deydi. Onu tamamlayınca Muş'a geçecek, 'Dağ' filmine başlayacaktık.'Dağ'ın yönetmenliğini Zeki Ökten yapacaktı. Öncelikle sansürden geçirmek gerekiyordu. Aldım senaryoyu, gene ben götürdüm Sansür Kurulu'na. Reddedildi. Daha sonra Danıştay'a başvurduk, orada da reddedildi. Gerekçe ikisinde de aynıydı: 'Dağı aşmak, emperyalizme karşı bir savaştır; burada 'dağ' bir simge olarak kullanılmakta, bilinmeyen güçlere karşı savaşmak anlamına gelmektedir' gibisinden iki sayfa dolusu yazmışlardı.
Büyük bir keyif ve mutlulukla planlanan, ama hayata geçirilememiş bu hikâye, dağın ardında kurulu bir köyde başlıyordu. Yolları kardan kapandığı için kuruldu kurulalı bu köyden kışın kimse kasabaya inmemişti. Oynayacağım adamın oğlu ölüm döşeğindeydi. Dört arkadaş, yüzyıllardır kimsenin yapamadığını yapmayı göze alıp hasta oğlanı hastaneye yetiştirmek üzere, hem dağı, hem de köyün kaderini aşmaya karar veriyorlardı.Yolda önce hasta çocuk ölecekti. Ama baba,ötekilerden bunu saklayacaktı. Günler sonra iki ölü daha verilecekti. Her şeye karşın kasabaya inildiğinde baba, sadece, "Başardık," diyecekti... Bu film, 'Yol' kadar büyük bir projeydi ama onun kadar şanslı değildi...

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aykut 
22 Eyl 2017 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Gece yarısını geçtiğini düşündüğüm saatlerde,ayaklarımı sümüklü böcek gibi toplayıp yere kıvrılmışken,birdenbire kapı açıldı.Fırladım ayağa kalktım.Birini üstüme doğru ittiler.Genç bir çocuktu; yirmi-yirmi bir yaşlarında. Kapıya baktım; olağanüstü iri bir polis hücre kapısını kaplamış dikiliyordu.Elleri de kocamandı.Ağabeyim de çok iri yarı biridir, ''Polisin iriliği aklıma yer ettiğine göre ağabeyimden bile yapılıydı demek,'' diye düşünecektim sonradan.
Polis,hücreye getirdiği çocuğa sordu:
''Sen neden geldin lan?''
Ayaktaydım.Merak ve heyecanla izliyordum.
''Benim bir suçum yok,'' dedi çocuk.
''Ne yani lan,suçun yok da seni camiden mi aldılar,pezevenk,neden aldılar?''
''Evden aldılar...Ders çalışıyordum...Tıp fakültesinde okuyorum.Beni aramıyorlar aslında,abimi arıyorlar;ama beni aldılar.''
''Abin kimmiş lan?''
''Mehmet Şener.Ben de Hasan Hüseyin Şener.''
''Başlatma lan Ahmetinden Mehmetinden! Kimmiş lan Mehmet Şener?''
''Ağca'ya silah veren,'' dedi çocuk, övünerek.O ana kadar çocuğu çiğ çiğ yiyecekmiş gibi bakan polisin tüm hırsı tükenmişti.
Ben araya girdim; öfkeyle, ''Bu çocukla beni aynı yere koyamazsınız,'' dedim.
''Sen de kimsin lan?''
''Ben Tarık Akan'ım.''
''Ne olmuş lan Tarık Akan'san? Neden kalamıyormuşsun bununla? Bu insan değil mi?''
Çenemi tutamadım,ettim lafımı:
''Ben bu faşistle kalamam, beni başka yere...''
Mideme yumruk yedim.Ayaklarım yerden kesildi.Neye uğradığımı anlayamamıştım.Kendimi yerde buldum.İki-üç tekme de yerde yedim.Kafamı kolluyordum.Küfrün bini bir para tabii.
Mideme yediğim yumruğun ağrısını bedenimin her yerinde hissedebiliyordum.Derken kapı büyük bir gürültüyle kapandı.Kafamı yavaş yavaş kaldırdım.Çocuk karşımda duruyordu.Bana bakıyordu,Toparlandım.Kuru olan yere çömeldim.Öylece duruyorduk.Uzun bir süre hiç ses çıkarmadan bekledik.Sonra anlamsız,saçma sapan şeyler konuşmaya başladık.Zaman zaman gözlerimiz kapanıyordu, ama sürekli birbirimizi kontrol ediyorduk.
Sabah olmuştu.Yani ben sabah olduğunu tahmin ediyordum.Hücre kapılarının teker teker açıldığını duydum.Bir ses ''Bakkaldan bir şey istiyor musunuz?'' diye soruyordu.Hücrelerden ekmek,beyaz peynir,süt,salam sesleri geldi.Bizim hücrenin de kapısı açıldı.Bakkal ''Ne istiyorsunuz?'' diye sordu.Yan hücrelerden duyduğum şeylerin hepsini söyledim:
''250 gram beyaz peynir,ekmek,250 gram salam,üç kutu süt.''
Bakkal, ''Sen burada yenisin galiba,'' dedi.''Bunlar sana yetmez,sabah,öğlen,akşam yiyeceksin.''
Her şeyi iki katına çıkarttım, parasını verdim.Bakkal yanımdaki çocuğa sordu.
''Benim param yok''
Bakkal da çekip gitti.
Bakkaldan saatin sabah altı olduğunu öğrenmiştim.Bir süre sonra polis teker teker hücrelerin kapısını açıp tuvalet ziyaretlerini başlattı.Hücrelerin tuvalet işi bitince bakkal erzakı dağıtmaya başladı.Açlıktan perişan durumdaydım.Yemekten başka bir şey düşünmüyordum.
Siparişlerim gelmişti.Aç kurtlar gibi yemeye başladım.Çocuk bana bakıyordu.Gözü yediklerimin üzerindeydi.Dayanamadım, onu da çağırdım.Kahvaltıyı paylaştık.

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel 
06 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Sokaklardan, caddelerden geçiyorduk. Bir sürü araba, üst üste insanlar, kalabalık...
Herkes birbirinin yaşamından habersiz,bir yol tutturmuş gidiyordu, kimse kimsenin umurunda değildi; kimse böyle bir çaba içinde de değildi. Derin bir nefret duydum. "Hapse girmek istiyorum, çünkü bu kalabalığı hiç sevmiyorum,"

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel 
05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Ürpermiştim. Aklımdan peş peşe ve hızla binlerce şey geçiyordu; ne düşüneceğimi, nasıl davranacağımı kestiremiyordum. Korkumu, heyecanımı bir yana koysam bile bütün bu olup bitenleri kendime konduramıyordum. Burada böyle çaresizce oturmayı hazmedemiyordum. Kişiliğimle,onurumla oynanıyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum."

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Aysel 
05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

"Duvarlara bakıyordum. Üstündeki dikenli teller ne kadar da amaçsız, diye düşünmüştüm. Buradan kaçmak bir yana, insanın yukarı bakarken bile başı dönüyordu, bir de dikenli tele ne gerek vardı ki. Ama işte tam da o teli gerenlerin düşündüğü gibi, buradaki avlu, bu amaçsız gibi görünen dikenli tellerle ürkütücü olmuştu."

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan
Fatos 
26 Oca 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sabah saat yedi ya da sekiz olmalıydı, uykumun arasında bir kızın bağırarak türkü söylediğini duydum. Birden uyandım. Ses dışarıdan geliyordu. Hüseyin de uyanmıştı. Delikten dışarı baktım. Deli bir kız üstü başı perişan, camlı kapının arkasında içeriye doğru türkü söylüyordu. Kemik Kıran'ın yerine Polis A. gelmişti. Kıza bağırıyor, "Git kız buradan, şimdi seni yakalarım, döverim," diyordu; ama kızın umrunda değildi; tel örgünün dışından içeri bağırarak türkü söylüyordu. O günden sonra bu türkü faslını her sabah aynı saatlerde yaşadık. Eğer Kemik Kıran'ın keyfi yerindeyse istek türkü bile söyletiyordu. Bazen de toplum polisi, deli kızı oradan uzaklaştırıyordu. (S. 47)

Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Sayfa 47)Anne Kafamda Bit Var, Tarık Akan (Sayfa 47)
Aysel 
05 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

...Öğleden sonra on altı tane lise öğretmeni getirdiler; hepsi bir arada, tekmili birden. Adamları dayaktan perişan etmişlerdi, iki elleri de pide gibi kabarmıştı.Biri bizim hücreye düştü. Bakırköylü bir beden eğitimi öğretmeni. Öğrencilerle birlikte adaya gitmişler,hepsi birlikte marşlar söylemişler. Bunun üzerine tüm okulu askeriye sarmış, çocukları dövüp,bırakmışlar; öğretmenleri de buraya getirmişler.Adam çok üzgün ve telaşlıydı. Sinirleri iyice bozulmuştu. Bu işin bu kadarla kalmamasından korkuyordu, geleceği için kaygılanıyordu."Mesleğimi kaybedersem ne yaparım?" dedi.
Yoksul biriydi üstelik...

Anne Kafamda Bit Var, Tarık AkanAnne Kafamda Bit Var, Tarık Akan