Tarık Akan

Tarık Akan

Yazar
8.5/10
901 Kişi
·
3.160
Okunma
·
225
Beğeni
·
14758
Gösterim
Adı:
Tarık Akan
Tam adı:
Tarık Tahsin Üregül
Unvan:
Türk Sinema Aktörü, Dizi Oyuncusu ve Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 13 Aralık 1949
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 16 Eylül 2016
Tarık Akan, (d. Tarık Tahsin Üregül, 13 Aralık 1949 - ö.16 Eylül 2016 ), Türk sinema aktör, dizi oyuncusu ve yazardır. Ses Dergisi'nin yarışmasında birinci seçilerek sinemaya girmiştir.

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği ve Gazetecilik Enstitüsünden mezun oldu. Babası emekli albaydır. 2002 yılında "Anne kafamda bit var" isimli bir kitap çıkarmıştır. 1991 yılında daha önceleri kendisinin de okuduğu taş Özel İlkokulu'nu yap işlet devret sistemi ile alarak Özel Taş Koleji'ni kurdu. Eğitim konusunda da diğer işlerinde olduğu gibi başarılı oldu. Aziz Nesin'in vefatından sonra görevini devir alan oğlu Ali Nesin'den vakıf başkanlığını devir aldı. Bodrum Akyarlar'da manço kulüp yanında taştan bir Rum evini restore edip dostlarını da ağırladığı bir yazlık haline getirdi. Devrimcileri övdükleri için Türkiye'de hapis cezasına çarptırılan sanatçılarla dayanışmak için yapılan yürüyüşe katıldı (2011). Özellikle 70'li yıllarda Yeşilçam Filmlerinde oynadığı "Ferit" karakteri ile bilinen Tarık Akan, sinema oyunculuğunun yanında siyasi olarak Sol görüşe yakınlığı ile tanınmaktadır.
"Korkumu,heyecanımı bir yana koysam bile bütün bu olup bitenleri kendime konduramıyordum.Burada böyle çaresizce oturmayı hazmedemiyordum. Kişiliğimle, onurumla oynanıyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum."
"...İnsanlıkdışı koşullarda yaşayıp etkilenmemek dayanıklılık ya da dirençlilik sayılmaz ki. Hepimizin yaşamları kısıtlandı. Körü körüne bir bekleyiş içindeyiz. Katlanmak her geçen gün zorlaşıyor. İnsanca tepkiler vermekten vazgeçmeye dayanıklılık diyorsanız, gerçekten de dayanıklı değilim öyleyse. Artık nereye gönderileceksem gitmek istiyorum; hapishane ya da her neresiyse..."
152 syf.
·5 günde·7/10
Lise 1.sınıfa başladığım ilk gün Öğretmenlerle tanışma faslının tam arasında sınıfa aniden okul müdürü girdi.Şuan nasıl bilmiyorum ama bizim zamanımızda (95-99) eğitim öğretim yılında üniversitelere solcular,liselere ise sağcılar hakimdi.Müdürümüz eline kalemi alıp tahtaya şunları yazdı , ''Siyaset=Yalan,Siyasetçi=Yalancı'' Okulunda herhangi bir siyasi olay istemediğinden midir yoksa gerçekten bu iğrenç oyuna gençlerin bulaşmasını istemediğinden midir bilemiyorum ama o an beni çok etkilemişti.Zaten hayatım boyunca da aktif bir holigan olarak siyasetle asla ilgilenmedim.Ancak geçmiş siyasi tarihimizde Yakışıklı abimiz Tarık Akan'ın gelecek neslillere ibret-i alem olsun diye yazılan bir çok siyasi yazılı ve görsel belgeleri takip etmeye çalıştım.Takip ederken de iyi ki dedim,iyi ki bu pisliğe bulaşmamışım.Solcular tarafından ciğerine bisiklet pompasıyla hava basılıp vahşice katledilen sağcı gençleri de gördüm,okudum,sağcılar tarafından 47 adet mermiyle öldürülen solcuları da gördüm,okudum.Ve her iki tarafın da Devlet babaları tarafından yaşlarının büyütülüp asıldıklarını gördüm.Taraf olanlara göre kimileri hain,kimileri kahraman.Bana göre kocaman bir ziyan.

Tarık Akan sağ görüşlü bir insan olsaydı da bu yaşadıklarını yaşacaktı.Bu ülkede siyasete bulaşmanın bedelidir bu.Tarık Akan,o dönem siyasete bulaşmış olan herkesin bir aynasıdır bu kitapta.İster sağcı olsun,ister solcu olsun.Görüşler farklı olsa da,akibet aynı.Baskıyla,korkuyla,zulümle yalaka bir siyasi güruh oluşturdular yıllar içerisinde.Biraz kişilik sahibi olan ama bulaşmak istemeyen gençleri de apolitik yaptılar.Dünyada karşılığı nedir bilemem ama bu ülkede gerçekten ''Siyaset=Yalan,Siyasetçi=Yalancı'' o kadar.
152 syf.
·10/10
Bugün ölüm yıl dönümün ve seni tekrar okudum Tarık Akan. Evet 150 karakteri doldurmam gerekiyor ancak dolmuyor. Sana dair bildiğim sözcükler yetersiz, kurduğum cümleler eksik ..
152 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Yazarlık konusunda hiç bir iddiası olmayan Tarık Akan'ın, bir solukta okunan, son derece yalın dille yazılmış bir kitabı. Kitap Tarık Akan’ın Almanya dönüşü, 1981 yılında hava alanında tutuklanıp siyasi şubeye götürülmesiyle başlıyor.Tutuklu geçen günlerden Selimiye Kışlasına kadar uzanan bir serüvende yaşadıklarını ve cezaevi koşullarını gözler önüne seriyor. Ayrıca Yılmaz Güney’ in de tutuklu olduğu bir dönemde türlü zorluklarla çekilen Yol filmiyle ilgili anısı da var bu kitapta. 80'li yılları merak edenlere, olayları yaşamış birinin kaleminden bir kesit.
152 syf.
·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
2 METREKAREDE 2,5 AY...

Yol’un Seyit Ali’si...
Sürü’nün Şivan’ı...
Deli Kan’ın Sefer’i...
Hababam Sınıfı’nın Damat Ferit’i
Yeşilçam’ın en yakışıklı jönü...
TARIK AKAN !

12 Eylül darbesinden sonra Almanya’da yaptığı bir konuşmadan dolayı Türkiye’ye döndüğünde tutuklandı ve 2,5 ay cezaevinde kaldı. 31 Mart 1982’de beraat etti.

DARBE SADECE TARIK AKAN’I VURMADI
12 Eylül 1980 ihtilali ile Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu hükümet görevden alındı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi lağvedildi.
Anayasa uygulamadan kaldırıldı.
Siyasi partiler kapatıldı, parti liderleri gözetim altında tutuldu, yargılandı.
Türk siyasetinin yeniden tasarlandığı ve yaklaşık dokuz yıl süren askeri düzende, 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
517 kişiye idam cezası verildi.
171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.
937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı.
Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
30 bin kişi sakıncalı olduğu için işten atıldı.

Sokağa çıkma yasağını ihlal edenler
Öğrencileriyle marş söyleyen öğretmenler
Asker kaçağı olanlar
Örgüt üyesi olanlar
İftiraya uğrayanlar....
Birer birer hapse atılıp işkence gördü, bu kitap 12 Eylül anılarını, hapishane günlerini anlatıyor.

111 sinema filmi, 4 dizi yapan Tarık Akan sadece 1 kitap yazdı.
2002 ‘de yayınlanan kitap son derece samimi, yalın, gerçek bir yaşamı anlatıyor. İnsanca korkular, acılar, endişeler ve gözyaşlarının itiraf edildiği belge niteliğinde.

2016’da 66 yaşında aramızdan ayrılan Akan kadınların da çok sevdiği aktörlerden.
Ferit, Seyit, Şivan, Tarık çoğu kadının platonik âşk yaşadığı bu jön iyi ki Ses dergisinin yarışmasına girmiş de hepimiz onu tanıdık.
O bir yazar değil o bir sanatçı: kalbi güzel, kendi güzel ️

https://i.hizliresim.com/5Nj0Oj.jpg

https://i.hizliresim.com/AOjVlp.jpg

https://i.hizliresim.com/003X59.jpg

https://i.hizliresim.com/JVj9go.jpg

https://i.hizliresim.com/OrjbXQ.jpg

https://i.hizliresim.com/zGNZz6.jpg
198 syf.
·1 günde·8/10
Tarık Akan’ın 1981 yılında yaptığı bir konuşmanın bir gazetede yayınlanması üzerine tutuklanmasıyla başlayan yargılama süreci ve bu süreçte yaşadıkları, hakaret,aşağılanma, tehdit gibi şeylerle nasıl mücadele ettiğini görüyoruz kitapta.
Yazarlık konusunda bir iddiası yok lakin harika anlatmış olayları.
Bir solukta bitirdim, okumayı düşünenlere iyi okumalar :)
152 syf.
·2 günde·7/10
Kitabın içeriğinden çok Tarık Akan'ın kalemi ilgimi çekti. Anlatımın bu kadar güzel olabileceğini tahmin edemezdim. Bu ülkede farelere bile! merhamet duyan, gerektiğinde elleriyle besleyebilecek nitelikteki insanları iki taraftan da acımadan harcadılar. Bu fare meselesi kitapta. En ilgimi çeken mesele oldu. Tarık Akan'a hayranlığım bir kez daha arttı. Hayvan seven adamı ne olursa olsun severim... Daha önce kitabı çok duymuştum. Ama içeriğinin bu yönde olduğunu bilmiyordum. Geçen hafta ulucanlar cezaevi müzesini ziyaret ettim. Bu sebepledir ki kitap beni daha da derinden etkiledi.
198 syf.
·4 günde·8/10
Yeşilçam filmlerinden tanıdığımız, Neşeli Günler filminde boyu uzun olduğu için Adile Naşit’e benim boyum soba borularını takmaya yetişmez repliğiyle nedense en çok hatırladığım, yakışıklı salon erkeği rollerinden bir anda sosyal içerikli filmlere geçiş yapmış Tarık Akan’ın 12 Eylül döneminde , Almanya’da Yol filmi ile işgili 2.Kurtuluş Savaşını da emperyalistlere karşı kazanacağız dediği için yurda döndüğünde Siyasi şube ve Selimiye ‘de gözaltında geçirdiği günleri , şimdi gözümü bağladılar, mideme yumruk indi, tuvalet taştı, pire ısırdı, ışık gözüme giriyor, pis faşistler, yaşasın devrimciler, sorguya götürüyorlar , havalandırmaya çıktım, uyuyamıyorum , burası leş gibi kokuyor tarzı eylem bildiren cümleler eşliğinde anlattığı anı kitabı...

Kitabın ilk bölümleri havalanında gözaltına alınıp 20-25 gün geçirdiği Siyasi şube’de geçirdiği gözaltı günleri ile başlıyor, Yol filmini ve Yılmaz Güney’le çalışma sürecindeki anılarını anlatarak devam ediyor kitabın sonlarına doğru yurtdışına kaçmak için tüm hazırlıkları yapmışken iyi bir savunma ile beraat etme sürecini anlatarak kitap bitiyor..

Kitabı okurken Tarık Akan’ın neden bu kitabı yazdığını neyi anlatmayı hedeflediğini anlamaya çalışırken bir 100 sayfa bitirdim ve anladım ki 12 Eylül ‘80 döneminde Türkiye hapishane şartlarını tüm dünyaya duyurmak istiyor..

Kitabı okurken Tarık Akan’la ben de koğuştaydım o taşan tuvaletlerin kokusu benim de burnumun direğini kırıyordu, bitlerden kaşındığında ben de kaşınıyor pireler ısırdığında benim de canım acıyordu.. Süt kutularını karıştırdıklarında içtikleri birbirlerinin idrarıyla ben de öğürüyordum.. Bukovski kitabı kadar iğrenç ve gönül bulandırıcı olmasa da yarışabilir insanı zorlayan bir kitaptı.

Koğuşta yatacak yer olmadığı ve 1 metreye iki metre genişlikte oda da çömelerek uyumaya çalıştığında benim de dizlerim uyuştu..Günlerce suya sabuna dokunamadığı ve dokunmayan insanlarla beraber ye, iç kalk ,yat daha ne denilebilir ki işkenceler, iradeyi zorlamalar ,insan onuru ile oynamalar bir okur olarak bile mideme ağrılar girmesine yol açtı..

Kitabın ikinci bölümünde Yol filmini nasıl çektiklerini anlatıyor bir sahne var ki inanamadım film için bir at gerçekten vurularak öldürülmüş.Aslında Tarık Akan’ın vurması gerekirken at ile arasında duygusal bir bağ oluştuğu için çekimler boyunca yapamıyor,Yılmaz Güney’in yeğeni vuruyor atı..Atın ölmediği farkedilince Tarık Akan can çekişmesine son vermek için son kurşunu sıkıyor..
Başlarım sizin filminize dedim mi dedim. Sizin davanız sizin filminiz o atın yaşamından daha değerli değildi diye düşündüm kızdım yani ben..

Tarık Akan’ın Yılmaz Güney’e dair gözlemlerini anlattığı sayfalar çok etkileyiciydi.Kesinlikle çok zeki bir adam ve sinemacılar camiasında inanılmaz bir ağırlığı var.
Bazen fikir ayrılıklarına düşüyorlar Tarık Akan kimsenin söyliyemediği bir şeyi söylemeye cesaret ediyor abi sen oynama sadece yaz diyor..Burda epey güldüm Yılmaz Güney büyük bir olgunlukla haklısın benim işim yönetmek ve yazmak diyor..Bence de kendisi ile ilgili doğru notu vermiş..

Kitabın ben de düşündürdüğü kısım Tarık Akan’ın kendisine yöneltilen suçlamalardan beraat etme macerası idi.Almanya’ya telefon ediliyor ihbar mektupları yazanların adresleri araştırılıp asılsız olduğu bilgisine ulaşılıyor,Söylemediği suçlamalar altına imza atan şahit bulunuyor şahitin bile kendisinin söylemediği şeylerin altına imza attırıldığı bilgisine ulaşılıyor ve beraat ediyor.Düşündüm ki yaşadığın ülkede devletle ya da herhangi bir sebeple başın belaya girdimi gör olacakları..

Adaleti imkanların ölçüsünde sağlıyorsun.Alınması gereken ifadeler alınamadığı ya da maddi imkansızlıklar sebebiyle hakkını savunamayan binlerce insan hikayesi..
Tarık Akan berat edebilmek için mercedes’ini bile sattı en iyi avukatların kendisini savunabilmesi için.

Kitap okunası bir kitap, tavsiye ederim.Keyifli okumalar
152 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Öncellikle Tarık AKAN’a Allah rahmet etsin kaliteli bir sanatçıydı. "Anne Kafamda Bit Var" yazdığı ilk ve son kitabıydı. Kitabında Tarık Akan Darbe dönemi ve sonrasında başından geçen olayları, fazla betimlemelere girmeden öz bir şekilde, yalın bir dille anlatmış. Almanya’da bir konuşma sırasında kurduğu söylenen bir cümle yüzünden tutuklanması ve hapisanede kendisi ve gözaltına olanların görmüş olduğu işkencelere değinmiş. Ayrıca SÜRÜ ve YOL filmlerini çekerken karşılaştığı onca zorluk ve yasaklara rağmen nasıl çektiklerini güzel bir şeklide açıklamış. Aslında hepimiz biliriz Tarık AKAN’ın filmlerinde iki dönem vardır. Devrim öncesi Damat Ferit ve Devrim sonrası karakterleri. Çok güzel bir kitap akıcı ve sürükleyici, okumanızı tavsiye ederim.
152 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Şimdi bitti kitap,
Diyorum ki; bir yanda Gülşen Bubikoğlu, diğer yanda Emel Sayın yıllarca hiç başın ağrımadan bir dolu film çekerdi servetine servet, parasına para katardı...
Havuzlu evlerin içinde, sahil de, deniz kıyısında bikinilerle takım elbiselerle ne pozlar verirdi, konusu aşklı meşkli ne roller keserdi ama sen gittin, kar da kışta YOL u seçtin, yaz sıcağında SÜRÜ yü, yer altında MADEN i seçtin...senin bi imzalı fotoğrafına fit olucak insanların dertlerinine talip oldun.
Büyük adamsın vesselam...
Hayrandım sana. Pazarı, bayramı farketmez nerde görsen izlerim filmlerini hala... hayrandım ama ne senin kadar boyum uzadı ne senin kadar cesur olabildim...
152 syf.
Tarık Akan’ın 1981 yılında yaptığı bir konuşmanın bir gazetede yayınlanması üzerine tutuklanmasıyla başlayan yargılama sürecindeki yaşadıklarını içten, yalın bir şekilde anlattığı kitaptır Anne Kafamda Bit Var. Bir dönemin belgesi niteliğindedir.

Tutuklandığı andan itibaren yaşadıkları, maruz kaldığı aşağılanmalar, tehditler, cezaevinde uyuma, tuvalet, yemek, yıkanma gibi en basit insani ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen koşullar, ailesiyle haberleşememesi, mahkumların gördüğü fiziksel ve psikolojik şiddet, gardiyanların kötü davranışları -genç bir mahkumu öldüresiye dövmesi, yapma diyerek uyarmasına rağmen büyük bir mutlulukla abisinin ölüm haberinin bulunduğu gazeteyi mahkuma göstermesi- gibi daha birçok acı olayı anlatmış Tarık Akan.

Beni en çok etkileyen, çaresizliği derinden hissettiren idamlık mahkumlarla ilgili bölümlerdi. İdam edilecek kardeşini son defa görmeye gelen ağabeyin acısı, kardeşinin onu teselli etmesi, oradaki herkesin ölüm sessizliğine bürünmesi. Ne yazık ki bunlar kurgu değil, yaşananlar...

Yakın zamanda kaybettiğimiz sanatçıyı saygı ve sevgiyle anıyorum.
İyi ki Yeşilçam’ın kartpostal çocuğu olarak kalmamış, iyi ki halkın sanatçısı olmuşsun Tarık Akan.

52 yıllık arkadaşıyla yapılan söyleşiyi okumak isterseniz:
http://www.haberturk.com/...-tarik-akanli-yillar

Yazarın biyografisi

Adı:
Tarık Akan
Tam adı:
Tarık Tahsin Üregül
Unvan:
Türk Sinema Aktörü, Dizi Oyuncusu ve Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 13 Aralık 1949
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 16 Eylül 2016
Tarık Akan, (d. Tarık Tahsin Üregül, 13 Aralık 1949 - ö.16 Eylül 2016 ), Türk sinema aktör, dizi oyuncusu ve yazardır. Ses Dergisi'nin yarışmasında birinci seçilerek sinemaya girmiştir.

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği ve Gazetecilik Enstitüsünden mezun oldu. Babası emekli albaydır. 2002 yılında "Anne kafamda bit var" isimli bir kitap çıkarmıştır. 1991 yılında daha önceleri kendisinin de okuduğu taş Özel İlkokulu'nu yap işlet devret sistemi ile alarak Özel Taş Koleji'ni kurdu. Eğitim konusunda da diğer işlerinde olduğu gibi başarılı oldu. Aziz Nesin'in vefatından sonra görevini devir alan oğlu Ali Nesin'den vakıf başkanlığını devir aldı. Bodrum Akyarlar'da manço kulüp yanında taştan bir Rum evini restore edip dostlarını da ağırladığı bir yazlık haline getirdi. Devrimcileri övdükleri için Türkiye'de hapis cezasına çarptırılan sanatçılarla dayanışmak için yapılan yürüyüşe katıldı (2011). Özellikle 70'li yıllarda Yeşilçam Filmlerinde oynadığı "Ferit" karakteri ile bilinen Tarık Akan, sinema oyunculuğunun yanında siyasi olarak Sol görüşe yakınlığı ile tanınmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 225 okur beğendi.
  • 3.160 okur okudu.
  • 19 okur okuyor.
  • 755 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları