Bereketli Topraklar ÜzerindeOrhan Kemal

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.015
Gösterim
Adı:
Bereketli Topraklar Üzerinde
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
380
ISBN:
9789752895546
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir. Yayımlanmadan önce, çeşitli ırgat, usta, usta yardımcısını toplayarak bir gece sabaha kadar okudum onlara. Dinlediler. Pardon, dediler, bu bu kadar olur. Bütün anlattıkların doğru. Eksik bile. Çukurovanın bereketli topraklarında öyle işler olur ki, aklın durur. Sana anlatsak, bir değil beş roman çıkarırsın..." 

Orhan Kemalin kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemalin kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.

 
Sahiden bereketli mi topraklar üzerinde? Geçim derdinde olan garibanın ezildiği, ırgatbaşının işçinin haftalıklarından kestiği, işçilere araç gözüyle bakıldığı, tozlu topraklı, bayat ekmeklerin yemek zorunda bırakıldığı bir ortamda sahiden bereketli mi topraklar üzerinde? Umutların bir bir söndürüldüğü, emeklerin sömürüldüğü, adam kayırmanın başını alıp gittiği, gurbetin için için yaktığı bir ortamda sahiden bereketli mi topraklar üzerinde?

Tatilde biraz daha olaya dayalı, kolay okunan kitaplar okumak için liste oluştururken Bereketli Topraklar Üzerinde’ye de şans vermek istedim. Nasıl olsa edebiyatımıza daha fazla ağırlık verecektim bu sene. Başlangıç için güzel bir seçimdi bana göre. Okudum. Orhan Kemal’i bize hep şöyle anlattılar: “Asıl adı Mehmet Raşit Öğütçü’dür. İşçi sınıfını edebiyatımıza dahil eden yazarımızdır. Kitaplarında genelde Çukurova yöresini işledi. Arka sokaklara, toplumun alt tabakalarına, fabrika ve toprak işçilerinin gurbetteki acılı hikayelerine, temiz umutlu kişilere yer verdi. Kısa ve yalın cümlelerle gerçekçi bir üslubu benimsedi.” Buraya kadar çok güzel. Ama kimse bize bu adamın gerçeği kulaklarından tutup acılı acılı yerlerde sürüklediğinden, şahit olanın kafasını duvarlara vurdurduğundan bahsetmedi. Kimse Orhan Kemal’in bize umudun ne kadar tatlı ama bir o kadar da acı olduğunu gösterdiğini söylemedi. Kimse bereketli topraklar üzerinde neler döndüğünden bahsetmedi. Daha neler neler…

Roman, Ç. Köyü’den Çukurova’daki fabrikatör hemşerilerin yanında iş bulma umutlarıyla yola çıkan üç arkadaşın hikayesini anlatıyor. İflahsızın Yusuf, Köse Hasan, Pehlivan Ali. Bu üç arkadaş. İflahsızın Yusuf dışında diğer ikisi hiç köyden çıkmamışlar. Yusuf yolda atıp tutuyor. Ben şöyle gördüm böyle gördüm, emmim şunu dediydi bunu dediydi. Tabi arkadaşları fazla dinlemiyorlar bunu. Onaylayıp duruyorlar. İnsan işte ufak bir umut ışığı görse sonunu düşünmeden peşine takılıyor. Hakkılar da tabii. O zamanlarda para mı var insanlarda, yemeye ekmek mi var. Geçim derdi zorluyor, haliyle gurbet yolu gözüküyor insanlara. Bu üç arkadaş neyse gidiyor Çukurova’ya işe başlıyorlar ama sonrası? Sonrasını anlatmayacağım ama yaşananlar bir insanlık dramıdır desek yeridir. Orhan Kemal bu romanında 4 çeşit insandan bahsediyor üstü kapalı olarak. İlki iflahsızın Yusuf gibi gurbete ne için çıktığını bilen, işinin ardından tutan insan tipi. Bu kişilere saygımız sonsuz. İkincisi Köse Hasan gibi. Olan şeyler karşısında hemen boyun eğen, çaresiz kalan, elinden bir şey gelmeyen insan tipi. Üçüncüsü sonradan görerek aslını, sılasını unutup gurbette harcanan insan tipi. Bu kişiler kendi eder kendi bulur, örneği romanda. Dördüncüsü ise en şerefsiz kategoride yer alan insan tipi. Sömüren, emeğin karşılığını vermeyen, açgözlü pislik insanlar. Bunlara saygı falan duyamayız. Duymamız gerekir. Açıkçası ben her insanı sevmenin gerekli olduğunu da düşünmüyorum. İnsan olduğunu unutan kişileri severek niye kendimize eziyet edelim. “Ne olursan ol gel” düşüncesi bana ters, ne kadar acımasız olduğumu düşünseniz de. Bana göre roman bu dört tip insan üzerinden bir yapıya bağlanıyor. Çukurova’nın bereketli topraklarının üstünde ne hikayelerin döndüğüne aşırı bir gerçeklikle şahit oluyoruz.

Geçenlerde İzdiham Dergisi’nin 32. sayısını okurken “Ben Kapitalizmi kurduğumda böyle şeyler olmasını beklemiyordum” tarzı bir yazı vardı. Bu romanın üstüne güzel bir tesadüf oldu. Başta zaten tüm düşünceler temizdir(!) Adam diyor ki “İnsanlara yediğinden fazla üret, ihtiyaçtan fazlasını sat, sermeye yap görüşünü benimsettim. Amacım topluca refahı artırmaktı, oysa onlar biriktirdikçe aristokratlara özendiler, kibirliydiler, takıntıları vardı, kendilerine burjuva dediler. Başta her şey planlarıma uygundu…Ama sonra işler kontrolden çıktı. Burjuva iktidara ve güce önce ortak sonra da sahip olmak istedi…savaşlar çıktı…satamadıkları hiçbir şeye değer vermediler…doğru değil bedeli olan kıymete bindi.” Orhan Kemal’in deyimiyle a be hırt sen insanların fazlayı görünce gözü döndüğünü bilmiyor musun? Romanda tam bu burjuva tarzında ağalar, ırgatbaşıları var. İşçinin parasını tam vermezler, saatinden fazla çalıştırırlar, yemeklerini kısarlar, kendileri paşa gibi yaşarlar. İşte bu düzeni görmek için de bu roman okunabilir. Yazdıkları birilerini rahatsız etmiş olacak ki Orhan Kemal hapislerde yatmış. Şimdi mi artık insanların duyguları sömürülüyor…
"Bereketli Topraklar Üzerinde" Marksizm'in Mücadelesi

Giriş Notu: Eser, gerek içeriği gerekse yazarının konumlanışı nedeniyle Marksist açıdan ele alınmıştır.

Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerinde isimli romanı 1953 yılında Dünya Gazetesi’nde tefrika edildikten sonra 1954 yılında Remzi Kitabevi tarafından basılır. Romanda çalışmak için köyden kente giden mevsimlik işçilerin yaşadığı zorluklar ve üretim-tüketim ilişkisi temelinde işveren tarafından ezilen işçi sınıfının içinde bulunduğu durum anlatılır.

Marksizm, toplumun iki tabakadan oluştuğunu söyler: Alt kesim ve üst kesim. Alt kesim üreten kesim, üst kesim ise toplumdaki ideolojiyi şekillendiren kesimdir. Marksist eleştiri bu noktada, sanat ve edebiyatta burjuva denilen bu üst kesimin alt kesimi oluşturan işçi sınıfının düşünce ve ideolojisine yön vermesini sonlandırma amacı taşır.

Romanda ezen ve ezilen çatışmasının daha somut bir görünüm kazandığı köylü-şehirli karşıtlığı ekseninde, köydeki ırgatlıkla geçinemeyen insanların Adana’ya fabrika, inşaat ve tarlalarda çalışmak için akın edişleri, şehirde çürüyüşleri, değişen değer yargılarıyla baş edemeyişleri teması işlenir. Romanda, Türk toplumunun emek-üretim ilişkisini henüz çözemediği bir dönemde Ç. Köyünden kalkıp iş ve ekmek parası için Çukurova’ya inen üç köylü aracılığıyla fabrikada, inşaat işinde ve tarım işletmesindeki çalışma koşulları gözler önüne serilir. Geri kalmış bir ülkenin sanayileşmeye kalkıştığı bir dönemde, gaz ocağını dahi bilmeyen bir köyden şehre inip fabrika ile karşılaşan ilkel, saf insanların şaşkınlığı, çaresizliği; örgütsüz işçi ve köylünün nasıl sömürüldüğü bütün ayrıntıları ile gösterilir.

Romanda Marksist öge olarak ilk göze çarpan köy-şehir ve köylü-şehirli çatışmasıdır. Köyün ekonomik yetersizliği nedeniyle şehre göç eden üç arkadaş şehre varmadan önce dahi şehir ve şehirliye karşı siper alırlar. Yazarın şehre ve şehirliye bakışı İflahsızın Yusuf’un emmisinin aracılığıyla olur. Üç arkadaştan şehir gören tek kişi olan İflahsızın Yusuf’un amcası da daha önce şehre gitmiştir. Romanda Yusuf’un ağzından verilen nasihatler bir köylünün şehir hayatına ve şehirliye bakışını yansıtır.

İşçilerin Çukurova’da iş bulma umudu Marksist eserlerin belirgin ögesi “güneş” ile simgelenir. Marksist eserlerde güneş, genellikle umut ve özgürlük gibi değerleri temsil eder. Bereketli Topraklar Üzerinde romanında güneş, umudu temsil eder. İşçiler Çukurova’nın “güneşli” olmasını umar.

Köyden kente göçün nedeni köylülerin ekonomik açıdan tatmin olmamasıdır. Bu bakımdan üretim merkezi olan köyün artık üretemeyen veya ürettiğini tüketime dönüştüremeyen bir yere dönüştüğünü söylemek mümkündür. Kendi topraklarında üretemeyen köylü, başkasının topraklarında işçi konumunda olur ve emeğine yabancılaşır. Diğer bir ifadeyle üretim yapar, ancak ürettiği meta kendine ait değildir. Dolayısıyla burada bir emeğine yabancılaşma söz konusudur. Nitekim üç karakter önce pamuk fabrikasında daha sonra inşaatta en son da tarlada üretim yapar veya üretime katkıda bulunur. Ancak ürettikleri pamuk ve buğday, inşa ettikleri bina kendilerine ait değildir ve bu metalardan elde edilen ekonomik dönütten en az payı alan işçilerdir.

Üretim-tüketim dengesinin olmaması ve üretenin ürettiği metadan kazanç sağlayan ağa ve usta, ırgatbaşı ile emeğine yabancılaşan işçi sınıfı iki kesim oluşturur. Marksiszm’in temel dinamiklerinden bir tanesinin sınıf farksız toplumlar yaratmak olduğu düşünüldüğünde romanda bu sınıfsal farkın eritilmesine yönelik söylemlerin geliştirilmesi beklenir. Nitekim duvar ustası Yusuf’a üretimi öğretip ona sınıflar arasında geçiş imkânı yaratırken buğday tarlasındaki usta işçilerin hakları konusunda ırgatbaşı ve toprak ağalarıyla çekişme içine girer.


Bereketli Topraklar Üzerinde romanında burjuva kesimi toprak ağaları, fabrika sahipleri ve ırgatbaşları oluşturur. Proletarya kesimini ise oluşturan işçiler ve ustalardır. Proletaryanın burjuva kesimine karşı mücadelesini romanda ustalar ve sınırlı sayıda işçi verir. Marksist eserlerde devrimci bir söylemin gerektiği düşünüldüğünde romanın bu yönden zayıf olduğu söylenebilir. Öyle ki, işçiler arasında örgütlü bir direniş yoktur. Ustanın hak arayan söylemleri fiile dökülmezken Kürt Zeynel ve Halo Şamdin’in bireysel çabaları da karavanaları devirmekle kalır. Bu üç kişi dışında, bütün işçiler işlerini kaybetmek korkusuyla sessizdirler.Irgatbaşları da işçilerin maaşlarından kendilerine pay alarak sömürü düzeninde bir halka teşkil ederler. İflahsızın Yusuf ve Pehlivan Ali, bu durumu fabrika sahibine bildirmek isteseler de sonucunda başarısız olurlar ve işlerini kaybederler.

Marksizm tarım başta olmak üzere üretimde makineleşmeyi kısmen olumlar. Bu olumlayış makineleşmenin işçiler ve üretim üzerindeki etkisine bağlıdır. Makineleşme işçilere kolaylık sağlayarak üretimi artırıyorsa Marksizm makineleşmeyi olumlar. Aksi durumda makineleşme işçilerin işini zorlaştırarak üretimi artırıyorsa kapitalizme kayar. Romanda makineleşme pamuk fabrikasındaki ayırıcı makineler ve tarlada patoz ile kendine yer bulur. Her iki durumda da makinelerin olumuz etkisi söz konusudur. Köse Hasan makineye ürün yetiştirmekte zorlanırken sonucunda pamukların ıslaklığından dolayı canından olur. Romanın devamında ise Pehlivan Ali patoza ürün yetiştirme telaşı içinde bacağını kaybeder ve kan kaybından ölür. Pehlivan Ali’nin durumunda işverenin üretimden tasarruf etmek adına gereğinden az işçi çalıştırması söz konusudur.

Romanda insanlığın ilkel yaşamında görülebilecek davranışlar da vardır. İnsan bütün çirkin yönleriyle anlatılır. Çok eşlilik, nikâhsız birliktelikler, hırsızlık, cinayet ve hırs bütünüyle mevcuttur. Özellikle çok eşlilik ve nikahsız birlikteliklerle ilintili olarak cinsel yaşam çok ön plândadır.

Sonuç olarak edebiyat çevreleri tarafından Orhan Kemal’in en yetkin romanı olarak kabul edilen Bereketli Topraklar Üzerinde, temelde üretim-tüketim ve ezen-ezilen çatışmasına dayanan bir romandır. Eserdeki vakaların hemen hepsinin çağrı kaynağı bu iki çatışmadır. Köydeki ekonomik yoksunluk nedeniyle göçe mecbur kalan üç köylü işçinin şehirde para kazanmak ve köylerine refah götürmek adına verdikleri mücadele, çok sayıda işçinin çalıştığı ve hiyerarşik sınıfların bulunduğu tarlalarda, fabrikalarda ve inşaatlardadır.

Üç köylü emeklerinin hakkını almak için direnseler de sırayla başlarına iş güvenliğinin eksikliğinden dolayı felaketler gelir. Sadece İflahsızın Yusuf sağ kalmayı başarmıştır. Ancak o da köyüne refah götürürken diğer iki arkadaşının ailelerine karşı mahcubiyet duyar. Roman boyunca kapitalizmin tüketim kültürünün sembolü olarak beliren ve doğada hazır halde bulunan ateşi ve ışığı barındıran gaz ocağı sonunda İflahsız Yusuf tarafından satın alınmıştır.

Benzer kitaplar

Hapishanede Nazım Hikmet'in yönlendirmesi ile romana başlamış büyük bir romancı : Orhan Kemal.

Ve Orhan Kemal'in en büyük romanlarından biri:

Bereketli Topraklar Üzerinde.

Dupduru bir üslup.

Bereketli toprakların, Çukurova'nın romanı.

Aşkın, emeğin...

Birçok sahneyi adeta yaşattırır, soluksuz okutturur..

Sinematografik unsurları ustaca kullanır.
Yazar köylü-kentli, ezen-ezilen çatışmasını 3 köylü arkadaşın çalışmak üzere Çukurova'ya gitmeleriyle başlarından geçenler üzerine kurgulayarak ele almış.Kitap 50'li yılların Türkiye'sinde geçse de ele aldığı konular hiçbir zaman güncelliğini yitirmeyecek gibi gözüküyor. Okuduğunuzda İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali gibilerin çevrenizde ne kadar çok olduğunu düşüneceksiniz. Hatta belki siz de onlardan birisinizdir... Yazarın olağanüstü gözlem yeteneğine hayran olmamak elde değil. Şiddetle okumanızı öneririm...
Orhan Kemal'in okuduğum ilk eseri ;çok geç kalmışım Orhan Kemal'e.Bu kitabı okurken hissettiklerimi Yaşar Kemal'in İnce Memed'ini okurken hissetmistim. Bu iki eserde de hissettiğim sanki yazar size:gel yanıma otur bak sana anlatacaklarim var demiş de baslayivermis anlatmaya ...Duygular o kadar güzel aktarılmış ki bazen derinden hüzünleniyorsunuz ,kimi zaman kaygilaniyorsunuz kimi zaman da şimdi oldu mu şu yaptığına bak diyorsunuz ..Şimdilerde empati yapmanız için yazılan romanları okumanıza gerek yok açın bir Orhan Kemal ,Yaşar Kemal kitabı alın size empati yöntemi.
Kitabın konusuna gelince köylerinde is bulamayan Cukurovaya çalışmak için giden üç arkadaşın hikayesi.1950 lerde yaşanan toprak agaligi sistemine ince ince dokundurmalar yapmış ..Eğer sizde Pehlivan Ali ,Köse Hasan ve Yusuf'un başına gelenleri ogrenmek istiyorsanız mutlaka okuyun .
İflahsızın Yusuf, Köse Hasan ve Pehlivan Ali... Üç arkadaş köylerinden çıkıp Çukurova'da yazlık iş bulmaya yola çıkıyorlar. Çukurova'da binbir zorluk onları bekliyor. Kitap bitince hüzün basıyor insanı bu kadar da olmaz diyorsun.
Orhan Kemal büyük yazar, şiddetle okumanızı tavsiye ederim.
İlk Orhan Kemal okuyuşumdu ve gerçekten çok güzeldi; tanışmış olduk. Vesile olan kişi Hasan Ali Toptaş oldu. Kendisinin çok sevdiği okunması istediği bir kitap olan Bereketli Topraklar Üzerinde’yi okudum.

Roman 3 arkadaşın birlikte yola koyularak köylerinden Çukurova’ya hemşehrilerinin fabrikasına gidiyorlar. Daha köyden çıkmadan trene binerken dahi bu arkadaşlar ezilmeye başlıyorlar ve kitap bitiyor hala eziliyorlar, eziliyorlar, eziliyorlar… Umudun azami seviyeden hüzne dönüşen hikayesi bu kitap.

Bu roman tam bir Anadolu hikayesi. Geçmişte geçen konular olabilir ama günümüzle birebir örtüşen bir eser. İşçi sınıfının rezil bir biçimde yaşamaya mahkum edilmelerini konu almış. İş kazaları günümüzün en önemli sorunlarından ve bu kitapta birebir yaşanıyor. Parasızlık ve geçinceme derdi yine aynı şekilde romanda mevcut. Diğer konuları başlıklarla ele almak gerekirse:
- paranın insanları ve hukuku satın alması
- taşeron çalışma ve çalışana yapılanlar ( ırgatbaşı olarak kitapta mevcut ) : Kötü şartlar, yemek yok, para kesintisi, adam kayırma vb.
- Teknolojiye ayak uyduramama ( hala okumayı öğrenmeyen, teknolojiyi kötü bilen kişiler )
- Kötü alışkanlıklara özendirme ( kumar, kadın ticareti.. )
- Güçlü olanın güçsüzü ezmesi, beter duruma sokması

Romanda gerçekten güncel hayata dair bir sürü mana çıkarabilirsiniz.

Yazarın dili, betimlemeleri, akıcılığı, üslup hepsi gayet yerinde ve güzel. Çok doğal ve sizinle konuşur gibi. Gözünüzün önünde canlanan bir roman olacak.
"Avradın Osmanlısı" ve "Kadere 45" bol bol geçiyor romanda. ( Bu ne demek dersiniz diye koydum merak edersiniz belki )

İnanç sorgusu da aralarda bir yerde konu edinilmiş. Aşk da var tabi onsuz olmaz. Hidayetin Oğlu’nun karşılıksız bir yardım örneği var günümüzde zor bulunan hasta bir kişiye bakması gerçekten en beğendiğim yerlerden birisiydi. Hemşehricilik ve milliyetçilik kavramları ön plana atılmış. En önemlisi ise sıla, gurbet, vatan, aile özlemi…

Sonu gerçekten üzücü ve hıphızlı bir şekilde biten çok çok güzel bir eser. Üzerinden 50 değil 100 sene de geçse baki kalacak konuları ele alan bir eser mutlaka okunması gereken eserlerden diyebilirim. İşci sınıfıyla ilgili çok güzel bir eser gerçekten.

Uzun lafın kısası bu kitap okunur arkadaşlar. Edebiyatseverlere şiddetle tavsiyemdir.
Yazarın okuduğum ilk eseridir. ama hem kurgusu hem anlatımı o kadar güzel ve içten ki eseri okurken kendinizden parçalar bulabileceğinize eminim. 3 Kemallerden biri olan Orhan Kemal ütopik konuları seçmeyip insana insanı anlatmasıyla kendimize bir ayna görevi üstlenmiş bu eserde.Harika bir eser bestsellerinizin arasında yer edinebilir.
Orhan Kemal, bu toplumu en iyi biçimde anlatan nadir insanlardan biridir bana göre. Üç arkadaşın köy de başlayıp şehirde bitmeye yüz tutan macerasını okuyoruz. Bugüne nasıl gelindiği anlamak isteyenlere rehber niteliği taşıyor. Haksız kazançlar, kapitalist düzen, biten ilişkiler, sahteleşen insanlar. Hepsi ve daha fazlası.
Kitapta yine 3 tane adamın köyden şehire göç edişi ve hepsinin farklı sonları var kitaptaki insanların 1900 lerin ortalarındaki o din istismarı şehirlerdeki entrikalar, kölelik sistemi kalkmasına rağmen işçilere karşı köleden farksız davranılması işlenmiş realistik romanın en iyi Türk örneklerinden.
Bu kitaba "konulu porno" diyenler kitabı nasıl okudular çok merak ediyorum. Evet, kitapta cinsellik bolca var ama bu sadece kitabın cesur ve gerçekçi olduğunu gösteriyor. Zira cinsellik, anlatılan kesimin hayatında en az bu kadar ve bu kitapta anlatıldığı şekilde yer alıyor.

Kitap hiçbir karakteri idealize etmiyor, karakterlerin çoğu gri. Düzenin kokuşmuşluğunu, insanların kötülüğünü ve onları kötü olmaya iten sistemi tüm çıplaklığıyla görüyoruz.

Diyaloglar çok başarılı. Konuyu hiç dağıtmadan, zorlama olmayan ve akıcı şekilde okunan diyaloglar yazmak elbette zahmetli bir iş ancak Orhan Kemal bunu başarmış.

Duygusal kısımlarda abartılardan ve arabesk söylemlerden kaçınılması da kitabın gözümdeki değerini arttıtdı.

Sonuç olarak herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.
Uc arkadasin cukurovada basina gelenleri okurken yer yer iciniz burkulacak, kose hasanin kizina aldigi bir tarak ve sac tokasini veremeden olup gitmesine uzulecek, irgat baslarina hinc duyup kufur edecek ve pehlivan ali nin patosun bicaklari altinda can verisine kahredip yusuf simdi nasil koyune donsunde alinin annesine, hasanin ailesine bu gercekleri nasil anlatsin diyip ve bu gercegi yusufun nasil anlattigina heycanla tanik olacaginiz bir eser
"Ölüm Allah'ın emriydi. Allah emretmeden kuş kanadını oynatamaz, karınca adımını atamazdı."
Orhan Kemal
Sayfa 99 - Everest Yayınları,39. Baskı
Keşke o kuşların arasında olsaydı insan olacağına!
Gözlerini yumdu.
Ya da kanadı olsaydı insanların, kuş misali, uçsalardı, uçabilselerdi.
Orhan Kemal
Sayfa 250 - Everest Yayınları
Bir insan ya insan olmalı, insanlar için canını vermeli, ya da kalabalık etmemeli dünyamıza! Ben bunu bilir bunu söylerim.
Orhan Kemal
Sayfa 164 - Everest Yayınları 37.Baskı Şubat 2017
"Aliii!"
"Hı?"
"Pilav pişti oğlum."
"Geliyorum ana"
"Soğan da ister misin?"
"Bak hele bak. Hastaya kar sorulur mu?"
Orhan Kemal
Sayfa 48 - Everest Yayınları 37.Baskı Şubat 2017

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bereketli Topraklar Üzerinde
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
380
ISBN:
9789752895546
Kitabın türü:
Yayınevi:
Everest Yayınları
"Bu kitap, kendi bilgi ve görgülerim dışında, bir lokma ekmek için kötü iş şartları içinde zehir gibi bir hayatı yaşayanlardan derlenmiş malzemeyle meydana gelmiştir. Yayımlanmadan önce, çeşitli ırgat, usta, usta yardımcısını toplayarak bir gece sabaha kadar okudum onlara. Dinlediler. Pardon, dediler, bu bu kadar olur. Bütün anlattıkların doğru. Eksik bile. Çukurovanın bereketli topraklarında öyle işler olur ki, aklın durur. Sana anlatsak, bir değil beş roman çıkarırsın..." 

Orhan Kemalin kitapları bir okurun hayatta rastlayabileceği o çok nadir hazineler arasında yer alır. Çok az yazar okurunun dünyasında onun kadar iz bırakır, okurunu onun kadar biçimlendirir. Orhan Kemal umudu ve iyimserliği yeniden kazanmamız için yol gösterir bize. Edebiyatımızın en değerli ustalarından biri olan Orhan Kemalin kitaplarını yayımlamaktan onur duyuyoruz.

 

Kitabı okuyanlar 493 okur

  • Fuat Bayer
  • Özgür Özdemir
  • Irmak Koyunseven
  • Cemal Bay
  • esen
  • İBRAHİM AVCI
  • SihirliFlut
  • Gülay Senyörük
  • kenan boybey
  • Nilda Türe

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.4
14-17 Yaş
%6.4
18-24 Yaş
%23
25-34 Yaş
%32.3
35-44 Yaş
%19.6
45-54 Yaş
%10.2
55-64 Yaş
%3.4
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%49.3
Erkek
%50.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%34.2 (53)
9
%31 (48)
8
%19.4 (30)
7
%10.3 (16)
6
%3.9 (6)
5
%0
4
%0
3
%0.6 (1)
2
%0
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları