İsmail Bilgin Sarıkamış beyaz hüzün romanı ile okuyucularını hüz0nlendiriyor. Osmanlı askerinin vatanını korumak adına inançla ve azimle verdiği mücadeleye tanıklığa davet eden bir hüznün hikâyesidir. Sarıkamış′la ilgili birçok bilinmeyen olay günışığına çıkıyor. Tarihi roman olduğu unutulmamalı okurken. Kronolojik sıralamasına veya şu Bilgi neden yok bunu neden yazmamışa takılınılmamalı bence.
Sarıkamış okuduğum ilk tarihi bir romandı.
Romanda türk askerinin yemeden, içmeden, uyumadan üzerlerinde ince kıyafetlerlerle soğuktan titreselerde, donsalarda yol aldıklarını, hep sıcak bir aş, sıcak bir ev ve kendilerini sıcak tutan giysiler giyeceklerini hayal edip, sonunda ölüm bile olsa asla vazgeçmeyeceklerini en ince ayrıntısına kadar anlatmış.
Ve ben her ne kadar inceleme yazamasamda, kitap herşeyiyle çok güzeldi. İsmail Bilgin'in eline ve yüreğine sağlık..
Bir an önce okuyun ve okutunuz.
Beyaz Hüzün gerçekten okunması gereken bir roman. askerlerimiz Sarıkamış Harekatında nice yoklukla, Ayağında çarıklar ile sırtında doğru dürüst elbisesi yok kumanyası yok Ruslarla doğru dürüst çatışmaya bile giremeden 90000 Vatan evladı şehit olmuştur. Yazar İsmail Hüzün olayları çok güzel anlatmış eline sağlık ben çok etkilendim buradan tüm şehitlere Allah'tan rahmet diliyorum Ruhları şad olsun. Bugün Şu güzel Vatan'da huzur içinde yaşıyorsak onların sayesinde yaşıyoruz.
Kitap o kadar mükemmel ki nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Okurken çoğu yerlerde kendimi kaybettiğim ve kitap devam edemediğim oldu sarıkamış savaşı hakkında biraz bilgiye sahip olup okumak daha çok fayda kazandırdı. Erlerin, subayların, açlığı yokluk içinde her şeyi bırakıpta karda kışta vatan için vatanı korumak için hayatlarını en acı şekilde feda eden kahramanlarımızın hikâyesidir.
Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum..
Beyaz bir hüznün hikayesi. Sarıkamış uğruna can veren şehitlerimizin hikayesi. Acının, özlemin, vatan aşkının hikayesi. Bu galibiyet kazanamasa da galip çıkan, bile bile ölüme koşan Sarıkamış şehitlerimizin hazin hikayesi…
İlk kez tarihi roman okudum ve ÇOK beğendim. Tarihi roman okumaya devam etmek de istiyorum açıkcası. Aslında bu kitabı kışın okumak istiyordum, bir nebze de olsa askerlerin çektiği o durumu anlayabilmek için. Ama kitaba ulaşmışken bekleyemedim. Bu kitabı resmen bir senedir okumak istiyorum ama bir türlü sıra gelmiyordu, ama sonunda okudum. Çok mutluyum ve çok hüzünlüyüm. O zamanın şartlarıyla böyle bir savaşa girilmesi beni çok üzdü.
Şimdi diyebilirsiniz ki madem bu kadar çok beğendin kitabı o zaman neden 9 puan verdin. 9 puan verdim çünkü, ilk kez tarihi roman okuduğum için hatalarını göremem diye düşündüm.
Sarıkamış unutulmaması gereken bir muharebe..!
Faik Çavuş' un da dediği gibi;
"Beni unutmayacaklar! Ne beni ne de bizleri! Akıbetimiz ne olursa olsun, Sarıkamış' a yürüyenleri unutmayacaklar! Sarıkamış' a girsek de girmesek de bizi unutmayacaklar! Mezarımız olsa da olmasa da bizi unutmayacaklar!"
Unutmayacağız Çavuşum! Hiçbirinizi hiçbir zaman unutmayacağız! Biz, Sarıkamış' a yürümenizi unutmayacağız! Şehitlerimize Fatiha okumayı unutmayacağız! Sizinle gurur duymayı hiç unutmayacağız! Biz, bu BEYAZ HÜZNÜ hiç UNUTMAYACAĞIZ!!!
ZORLUKLAR ÜZERİNE KURULMUŞ BİR SAVAŞ ANCAK BU KADAR ŞANLI OLABİLİRDİ ! SİZİ HİÇ UNUTMAYACAĞIZ !
Okulda bize "Türk ordusu Ruslar ile savaşamadan donarak can verdi" diye öğretmişlerdi. Fakat gerçek bu değil. Gerçekleri görmek için ne kadar geç kalmışım. Bizim o şanlı askerimiz donarak can vermedi. Biz savaştık! Ruslarla savaştık başarı elde ettik. Ermeni çetecilerine karşı savaştık. Şanlı Türk ordusu kalbindeki vatan aşkının ateşi ile bu vatanı korumak için elinden gelen her şeyi yaptı. Açlardı, açıktalardı, kıyafetleri incecik, ayakkabıları kara karşı dayanıksızdı. Atların yemeklerini hatta dışkılarındaki arpaları ayırıp yiyecek kadar çaresizlerdi. Ve artık dayanamadılar, kalplerinde yuva kuran vatan aşkı doğanın zor koşullarına dayanamadı ve Allahüekber dağlarının eteklerinde donarak can verdi.
Evet büyük bir hüzün. Bembeyaz bir hüzün. Ama bu hüznün içinde kahramanlık, vatan aşkı ve zafer de var. Bunlar unutulmamalı. Bizim askerimiz savaştı. Bunu herkes bilmeli.
Bu kitabı okuyunca sadece Osmanlı Rus savaşı değil acı görüyorsunuz. İki tümen arasında iletişim kurulmadığı için Türk askerlerinin yoğun kar yağışında birbirine ateş açarak kendilerine zarar verdiklerini görüyorsunuz. Kısaca o dönemin şartlarını görüyorsunuz. Sıcacık evinizde o soğuğu hissediyorsunuz. Tüyleriniz diken diken oluyor. İsmail Bilgin askerlerin gözünden anlattığı bu savaşın zorluklarına sadece askerler üzerinden bakmıyor. Aynı zamanda malını, mülkünü, evini bırakan halkın yaşadığı sıkıntıları da anlatıyor. Zorlukları görüyorsunuz. Zorluklar üzerine kurulmuş bir savaş ancak bu kadar şanlı olabilirdi.
Canları pahasına savaşan o şanlı askerlerin ruhu şad olsun. Sizi UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞIZ !
️Sarıkamış Beyaz Hüzün kitabının yorumuyla sizlerleyim. Türk askerinin Sarıkamış'a yaptığı o kutlu yürüyüş beni çok duygulandırdı. Akıcı dili ve anlatımıyla Faik Çavuş'un gözünden görmekteyiz.
️Balkan Harbiden sonra İstanbul'a dönen Faik Çavuş'un gözünden muhacirlerin çektiği zorluklar ve Türk askerinin humma (tifüs) salgınından ölümüne şahitlik ettiği anlatılmaktadır.
️Sarıkamış Harekatına katılmak için İstanbul'dan hareket eden Mithat Paşa vapuru Anadolu’nun bağrından, ana ocağından ayrılıp asker ocağına gelen Türk askeriyle doluydu. İstanbul'dan Trabzon limanına doğru yol alan vapur, Karadeniz'in hırçın dalgalarını yara yara ilerlemekteydi.
️Kafkas Cephesine gidecek erlerin bazıları ilk defa vapura binmiş merak içinde, bazıları ise anasını, babasını, ve yarini düşünmekteydi. Erler, Trabzon'da vapurdan inip Karadeniz dağları üzerinden önce Erzincan'a oradan da Erzurum'a hareket etmekteydi. Erlerin ne giyecek kaputları ne de ayaklarını ısıtabilecekleri potinleri vardı, çoğunluğu yazlık askeri kıyafetleriyle ya da sivil kıyafetle Sarıkamış cephesine hareket etmekteydi.
️ Erler, hep bir ümit içindeydi. Sıcak yemek, iyi bir uyku ve kalın giysilerle ısınma hayaliyle yürüyorlardı. Kesinlikle okunmanızı tavsiye ederim. Kitapla kalın dostlar
Gerçekten çok gerçekçi bir dile yazılmış tebrik ederim ve insan kitabı okuduğunda sanki kendini kitabın içinde hissediyor gerekse acıyı gerekse hüzünü insana iyi aşılıyor
Kitabın beni çok etkilediğini belirtmeliyim okumadan önce böyle olacağını tahmin ediyordum da bu kadar beklemiyordum.
Soğuk resmen içime işledi, askerimiz yürüyordu bende onlarla yürüyordum, onlar aç kaldı bende kaldım herşeyi onlarla beraber yaşadım sanki.
Bu stratejik hata nasıl yapılmış bilmiyorum ama kitapta anlatılanları başarılı buldum. Beyaz hüzün her yerimi sardı ve Sarıkamış’ın tüm detaylarıyla öğrenmiş oldum. Donan askerlerimizi daha nicesini. İnsanın yüreği kaldırmıyor.
Kalbimden çıkmamıştı hikayesi şimdi ise hiç çıkmayacak. Vatan dendi mi akan sular duruyor. Hiç usanmadan karda yürüdünüz, aç, ince kıyafetlerle. Size çok şey borçluyuz. Türk milleti sizi unutmayacak yiğitler…
Sarıkamış –İsmail BilginKonusu:
Sarıkamış, I. Dünya Savaşı sırasında yaşanan Sarıkamış Harekâtını konu alır. Roman, cephede savaşan askerlerin soğuk, açlık ve imkânsızlıklar içinde verdikleri mücadeleyi insani bir bakış açısıyla anlatır. Asıl vurgu, savaşın stratejisinden çok askerin yaşadığı acılar ve fedakârlıklar üzerinedir.
Tema:
Vatan sevgisi
Fedakârlık ve şehadet
Sabır ve dayanıklılık
Kardeşlik ve birlik ruhu
Savaşın insan üzerindeki yıkıcı etkisi
Romanın temel teması, “vatan uğruna sessizce verilen büyük bedel”dir.
Karakterler:
Eserde belirli bir kahramandan ziyade, Mehmetçik ön plandadır.
Anadolu’nun farklı köylerinden gelen askerleri temsil eder.
Açlık, soğuk ve ölüm karşısında gösterdikleri iman ve teslimiyetle öne çıkarlar. Bu yönüyle roman, kolektif bir kahramanlık anlatısıdır.
Mekân:
Doğu Anadolu’nun karlı dağları,
Sarıkamış ormanları ve cephe hattı.
Mekân tasvirleri oldukça güçlüdür. Özellikle soğuk, romanın neredeyse başlı başına bir “karakter” gibi anlatılmasını sağlar.
Dil ve Anlatım:
Sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştır.
Betimlemeler güçlüdür, duygusal yoğunluk fazladır.
Genç okurlar için öğretici ve akıcıdır.
Yer yer hüzünlü ve sarsıcı anlatım dikkat çeker.
Yazarın Vermek İstediği Mesaj:
1964 yılında Gelibolu'nun Evreşe bucağında doğdu. İlk ve ortaokulu Evreşe'de, liseyi Gelibolu'da bitirdi ve İstanbul Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Jeoloji Mühendisliği Bölümünü kazandı. Fakülteye devam ederken, iki sene süreyle Türkiye Çocuk dergisinde çalıştı. Daha sonra, mezun olduğu üniversiteye asistan olarak girdi. 1993 yılında yüksek lisansını, 1999 yılında doktorasını tamamlayarak jeoloji doktoru unvanını aldı.
2000 yılında, akademik hayatını sürdürdüğü İstanbul Üniversitesi'nden ayrıldı. Hâlen bir kamu kurumunda jeoloji mühendisi olarak çalışmaktadır. Yayınlanmış makaleleri bulunan yazarın, edebî faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel çalışmaları da sürmektedir.
Küçüklüğünden beri okuma yazmaya karşı büyük tutkusu olan yazar, 2000'de Ömer Seyfettin Hikâye yarışmasında İstanbul Depremi’ni anlattığı “Ne Oluyor Dendiği Zaman” adlı hikâyesi ile birinci oldu. Bu tarihten itibaren artan bir gayretle yazı hayatını sürdüren İsmail Bilgin, 2014'te Eskader tarafından tarih dalında "Kut’ül Amare" romanıyla; 2015'te de Yazarlar Birliği tarafından tarihî roman dalında ilk defa verilen büyük ödüle Çanakkale Romanları/Araştırmaları sebebiyle layık görüldü. Daha çok yakın tarih konularını, özellikle de 1. Dünya Savaşı dönemini ele alan eserlerle çocuklarda tarih bilincinin oluşmasına katkıda bulunmak için tarihî hikâyeler ve gençlik romanları yazdı ve yazmaya devam ediyor.