Adı:
Metro 2033
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
568
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055785284
Orijinal adı:
Metro 2033
Çeviri:
Deniz Banoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gürer Yayınları
Baskılar:
Metro 2033
Metro 2033
Moskova Metrosu'ndaki Sırrı Keşfetmeye Hazır mısınız? Rusya'da 1 Milyon Kişi Okudu, 25 Dile Çevrildi Haritalarıyla.

Yıl 2033...Nükleer savaş sonrası enkaz haline gelen dünyada insan soyu neredeyse tükenmiş, radyasyon yüzünden kentler yaşanamaz halde. Hayatta kalan birkaç bin kişi yeraltına, dünyanın en büyük nükleer sığınağı olan Moskova Metrosu'na sığınıyor.

Burası insanoğlunun son kalesi.

Yeraltındakiler için en büyük tehlike Karaderililer. İstasyonlar mini devletlere bölünmüş. İdealler, dinler, temiz su filtreleri gibi nedenlerle bir araya gelmiş halklar. Duygular yerini içgüdülere bırakmış.

Tek bir amaç var: Ne pahasına olursa olsun hayatta kalmak.

Genç Artyom'a yaklaşmakta olan karanlık tehlikeye karşı halkı uyarması için Metro'nun kalbi, "Polis" istasyonuna gitme görevi verilir. Metro'nun kaderi belki de tüm insanlığın kaderi Artyom'un elindedir artık.

Moskova metrosu, romanda anlatıldığı gibi labirente benzer, büyüklüğü ve hatları tam olarak bilinmeyen bir gizemdir. Metroda, devlet ve gizli servislere ait yüzden fazla gizli yeraltı sığınağı bulunur. Sovyetler Birliği döneminde liderleri korumak ya da ülkeden kaçırmak için yapıldığı söylenen Metro-2, Moskova metrosunun bir parçası ve en ünlü efsanelerinden biridir. Esin kaynağı olduğu çok sayıda mit ve şehir efsanesi vardır.

1979 Moskova doğumlu Dmitry Glukhovsky, 14-15 yaşlarında kafasında salt bir fikir olarak oluşturdu Metro 2033'ü. Gazeteci olarak Fas'tan Guatemala'ya, İzlanda'dan Japonya'ya kadar neredeyse bütün dünyayı dolaştı. Çernobil'de nükleer reaktörü filme almak için bölgedeydi. Kuzey Kutbu'ndan dünyada ilk kez canlı yayını gerçekleştirdi. Anadili Rusça'ya ek olarak İngilizce, Fransızca, Almanca, İbranice ve İspanyolca da bilmektedir. Metro-2033 kitabı ile 2007 yılında, Kopenhag'daki EuroCon yarışmasında, Avrupa Bilim Kurgu Topluluğu (the European Science Fiction Society) tarafından Teşvik Ödülü'ne (the Encouragement Award) değer görüldü. Bu kitaptan uyarlanan aynı adlı bir video oyunu da bulunmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
568 syf.
·Beğendi·9/10
3 kitaplık bir seri bu eserler. Tür olarak distopya geçse de kesinlikle değil. Adından anlaşılacağı üzere gelecekte nükleer yıkım sonrası insanların yeryüzünde radyasyon, mutasyona uğramış dev canavarlar nedeniyle metro istasyonların da yaşamasını konu alıyor. Açıkçası yazarın betimlemeleri nedeniyle böyle bir hayat olursa intihar edebileceğimi düşündüm. 1 metre-karelik odalar, devamlı karanlık olan metro istasyonları, naziler, karaderili hikayeleri, insanların yaşam standartları, metro dışında oksijenin zehirli olması, gaz maskesiyle dışarı çıkılması, insanların bir ekmek için bile birbirini öldürebilme kapasitesi, mutasyona uğramış canavarlar. Böyle bir yerde hayatta kalmayı hayal ettikçe içime korku doldu. Başta belirtmiştim kitap distopya olarak gözükse de değil. Bir yerde bakıyorsun siyasete girilmiş, bilim-kurguya dönmüş, fantastik olmuş, gerilim-polisiye derken her şeyden içinde barındıran bir kitap serisi bu seri.
İstasyonların koruyucusu olarak görevlendirilen savaşçılar mevcut eserde. Bir yandan yeraltı tünellerine sızarak onları öldürmek isteyen yer üstü canavarlarına karşı mücadele verirken bir yandan dilden dile dolaşan ve efsane mi gerçek mi olduğu bilinmeyen karanlık tünellerde yaşayan karaderililer, dev sıçan ve solucanlar gibi değişik mutasyona uğramış yaratıklara karşı savaşıyorlar. İşte tüm bu paranormal olayların tam ortasında, önünde çok önemli bir görev ve yeraltı dünyasını kurtarmanın sorumluluğunu sırtlanmış bir kahraman olan Artyom var.
Artyom'un iç dünyası... Üçüncü bir şahıs açısıyla anlatılsa da karakterin iç dünyasını o kadar iyi anlatıyor ki kitap(kitabın içinde bulunan harita da buna etken), karakteri yaşıyorsun. O korkularını, duygularını, hissettiklerini.
Bu kitabın sonu öyle bir yerde bitiyor ki bir daha ki kitabı okumak için bu kadar meraklandığımı hissetmemiştim bir seri de.
Tabiki eksiklikleri var. Bazı yerlerdeki diyalog kopuklukları, fantastik öğelerin çokluğu falan filan. Fantastik- sever olduğumdan beni kendine daha çok bağladı bunlar. Neyse uzun incelemeler çoğu okuyucu tarafından sevilmez. Kitapla ilgili daha çok anlatılacak şey var. Ayrıca oyun serisi de var kitabın. Denemek isteyen olursa diye söylemek istedim :)
568 syf.
·35 günde·7/10
Metro 2033. İsminden de anlaşılacağı üzere günümüz dünyasından çok farklı yıllar sonraki dünyayı konu ediniyor. Dünyanın bundan yıllar sonraki halini ve basit bir yeraltı distopyası beklerken, içinde siyasetten tarihe, bilim kurgudan fantastiğe, gerilimden polisiyeye kadar bir çok karışık türün örneklerini barındıran bir kitaptır kendileri. Kitap “turşu” gibi olmuş tabiri caizse, yazar ne bulduysa katmış kurgunun içine. :)

Olaylar Moskova metrosunda geçiyor. İnsanların sebep olduğu kirlilikler ve radyasyon sonrası yeryüzünün yaşanılmaz hale gelmesi üzerine insanlar radyasyonun ve dünyada radyasyon sonrası mutasyona uğrayan varlıkların olumsuz özelliklerinden kaçmak üzere yeraltı metrosuna sığınırlar ve kendilerine orada yepyeni bir dünya kurarlar. Yanlarında ise yeryüzünden mümkün oldukça şeyi yanlarında götürürler yaşalarına devam edebilmek için. Yaşamak için yiyecekler, beslemek ve yararlanmak için hayvanlar ısınmak için sobalar ve odunlar… Buna rağmen yanlarında götüremedikleri şeyler de vardır. Örneğin; güneş ışıkları, tertemiz oksijen, ağaçlar… Ancak yeryüzünde onları bekleyen tehlikenin yanı sıra yeraltının karanlık dünyasında da birtakım tehlikeler insanları rahat bırakmamaktadır. İstasyonların koruyucusu olarak görevlendirilen savaşçılar, bir yandan yeraltı tünellerine sızarak onları öldürmek isteyen yer üstü canavarlarına karşı mücadele verirken bir yandan dilden dile dolaşan ve efsane mi gerçek mi olduğu bilinmeyen karanlık tünellerde yaşayan ruhlar, dev sıçan ve solucanlar gibi değişik mutasyona uğramış yaratıklara karşı savaşmaktadırlar. İşte tüm bu paranormal olayların tam ortasında, önünde çok önemli bir görev ve yeraltı dünyasını kurtarmanın sorumluluğunu sırtlanmış bir kahraman olan Artyom bulunmaktadır.

Baş karakter olan Artyom’un iç dünyasının kitapta çok güzel aktarıldığını söyleyebilirim. Onun korkuları, iç dünyasında yaşadığı şaşkınlıklar, sorular, kafa karışıklıkları, rüyaları çok güzel tasvir edilmiş. Ancak yine de karakteri çok benimseyip sımsıkı bağlanamadım ve bu yüzden kitabı içime sinerek okumadım pek. Başlarda güzel ve gizemli bir kitap olarak ilerliyor. Kitapta en arka ve en ön sayfada metro istasyonunu gösteren detaylı bir harita var. Buna bakarak kitabı ve karakterlerin yaşadığı maceraların nerede nasıl geçtiğini gözünüzde canlandırmak daha kolay oluyor. Bu kitabı orijinal kılan bir yön olmuş. Sanırım yazar kafasında bir dünya yaratmış bu dünyayı gerçek dünya ve gerçek dünyadaki yıkımlar, savaşlar, siyasi bölünmelerle kitaptaki dünyadaki karakterler ve çatışmalarla alegorik yolla özdeşleştirmeye çalışmış. Siyasi yönü de ağır basan kitap bu yüzden Metro. Mutasyona uğramış canavar fikrinde bir sorun görmesem de yazarın çok fazla fantastik ögeye başvurmuş olması da biraz itici geldi bana. Yine de dünyanın olası sonunu ve yeraltı dünyasını çok iyi kurguladığını düşünüyorum.

Kitapta üçüncü bakış açılı anlatım vardı çok akıcı olmasa bile güzel bir dili vardı. Bazı yerlerde okurken kopukluk hissettim özellikle diyaloglar arasında bağlantı sorunları oluyordu. Kitap belli yerlerde çok meraklandırıp akıp gidecek kadar sürükleyici, belli yerlerde ise tıkanıp kalıyor ve bir türlü ilerlemiyordu. Sonu farklı ve merakta bırakacak şekilde bittiKarmaşık, farklı ve özgün bir distopya sevenler için önerebileceğim türden bir kitap. Detaylı yorumlar için: http://yorumatolyesi.blogspot.com/...33-kitap-yorumu.html
568 syf.
·Puan vermedi
Nükleer bir felaket sonrası yaşananları konu alan olay dizisinde hayatta kalabilen insanların yeni dünyada (metro hattında, kitapta harita da ekli) tek bir amacı var : hayatta kalmak . Kitap kısa sürede sizi kendisine bağlayacak kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Bilgisayar oyunlarına meraklıysanız yine aynı isimde oyunu da var.
Karakter tasarımı ve olay örgüsü olarak iyi bir kitap ama bazen gereksiz betimlemeleriyle sıkıyor. Post apokaliptik bir evrende geçen bu kitap bu tür evrenleri sevenler tarafından okunabilecek iyi bir eser
568 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Her metroya indiğimde aklıma gelen kitap. Dünya yüzeyinin yaşanamayacak kadar kötü duruma düşünce insanlarda metro tünellerinde yaşamaya başlarlar. Elbetteki yalnız değillerdir. Sonunda o kadar şaşırmıştım ki... Severek okuyacağınızdan eminim.
568 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
2312'den sonra ilaç gibi gelen post-apokaliptik destan. Baş karakterin varoluşla ilgili geliş-gidişlerini, sona ermekte olan dünya yaşamını anlamlandırmadaki zorluklarını herşeye rağmen hayatta kalanların son umudu Moskova metrosu sahnesinde anlatan başarılı bir epik. Hep "Batı" veya İskandinav kaynaklı bilimkurgu/fantazi türüne alışmış ama içten içe sıkılmış bana ferah bir nefes aldıran roman. Umarım 2034 ve 2035 'de aynı yoğunluk ve edebi dil ile devam eder. Okuyun ve üzerine düşünün derim.
568 syf.
·1 günde
Yıl 2033...
Dünya nükleer bir felaket sonrası yaşanmayacak hale gelir.
Radyasyon sonucu mutasyona uğrayan hayvanlar düşünün. Kocaman sıçanlar ve solucanlar gibi.
Dünya radyasyon altındayken insanlarda yeryüzünde yaşayamayacağı için metro en müsait yerdir.
Labirent gibi bir metro düşünün; kaybolabilirsiniz. :)
Tabi bu metroda da mevcut yaratıklar...
Artyom, kahramanımız.
Artyom'un iç dünyası da anlatılıyor.
Bazı kitaplarda harita mevcutmuş ama ben pdf okuduğum için göremedim :(
Aşağıda tanıtım filmi mevcut... :)
Ben beğendim, 2034 ve 2035'de var daha. Keyifli okumalar...

https://youtu.be/mON5WmA5REk
568 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
daha önce oyununu oynadığım için deja vu olduğum yerler vardı. hikayesi iyi anlatılıyordu nükleer savaş sonrası ortamı hissettim beni en çok cezbeden tarafı haritasıydı çok güzel tasarlanmıştı
598 syf.
·9 günde·7/10
Güvenmek iyidir fakat kontrol etmek daha iyidir.

Almanlar deyince ilk aklımıza gelen, güçlü bir sanayi ve disiplin dolu bir hayat. Savaş konusu ve katı milliyetçilikleri de her zaman baskındır. Sanırım yukarıdaki bu atasözü de bunları destekliyor. Ama bu atasözünü bir Rus da kullanacaktı. Karanlığın ortasında kalmış, korkunun, vücudunun her zerresine kadar işlemiş bir insan: Artyom.
https://www.youtube.com/watch?v=OHt6N-j_QsM
Son yüzyıllarla birlikte insanoğlu, medeniyetin en üst zirvesine çıkmış, makineleşmenin getirdiği felaket ise toplumda onulmadık yaralar açmıştır. Nükleer bombalar son zamanların; insan, bitki hayvan ve tüm canlılar için hep bir endişe kaynağı olmuştur.İnsan kendi yaşamına neden son vermek ister? Neden insanlar hep birlikte yaşamayı zorlaştırır? Aslında bu sözleri yazarken ve bu eser bir bilim-kurgu mahiyetinde iken, kitap okuma boyunca aklıma hep Japonya geldi. Hiroşima ve Nagasaki. İnsanlığın utancı. Nasıl olur dedim? Korkunç bir bomba insanların üzerine nasıl bırakılabilirdi? Bunu atan da aklı ve beyni taşıyan bir insandı. Düşünebiliyor musunuz? Atom bombası atılırken bir çocuk oynaşıyordu, okula gidiyordu, bir kadın ailesine yemek yapıyordu, insanlar çiçek dikiyor, yaşamlarına devam ediyorlardı. Fakat bu durum onbinlerce insanın ölümüne, sakat kalmasına ve yıllarca hayatın durmasına yol açtı. Peki ne içindi?...

Kitabın konusuna gelince... Konu yaşam ve yazgı olunca yukarıdaki yazıyı yazmak zorunda kaldım. Metro... Moskova Metrosu... Heykellerin, mimarinin, koşuşturmacanın olduğu milyonlara hizmet eden bir metro. Ama ansızın bir savaşla bütün durumlar bir kaosa dönüşür. Korkunç emelleri olan zihniyetler, insanların ve şehrin üzerine nükleer bombalar atar. Hayatta kalanlar; karanlıklarla, yaratıklarla, pis sularla dolu bir metro tünelinin içinde yaşama tutunmak zorunda kalırlar. Bu öyle bir metro ki saat ve zaman kavramının durduğu, sabah ve gecenin belirsizliği... Hep karanlık, hep korku... Acaba insanoğlu tertemiz bir günlere yeniden kavuşabilecek miydi? Öyle ya, insan bu, yaşamını hem mahveder hem de güçlü bir arzuyla hayatı ister.

Bilim- kurgu türündeki bu eserin başlangıcı ve sonu tempolu geçiyor. Din ve sosyal temalı konular ön plana çıkıyor. Ortalarda biraz sıksa da bir macera, bir hayatta kalma tablosunun güzelliği bunu bertaraf etti. Yazar, 18 yaşında yayınlamış diyorlar. Takdir ettim. Metro 34 ve 35 biraz daha güzel olur umarım. Saygılar...
600 syf.
·Puan vermedi
"Kim bir ömür boyu karanlığa bakacak kadar cesur ve kararlıysa,ilk umut ışığını o fark edecektir" Artyom ve maceralarını anlatan bu kitap devletlerin bencilliğini ve insanların hayatta kalmak için neler yapabileceğini çok iyi anlatmış Artyom un başına gelenler sanki biz yaşıyormuşuz gibi geliyor onunla üzülüyor onunla korkuyor onunla sinirleniyoruz farklı düşünceleri tanıyor ve yorumluyoruz daha bitirmememe rağmen beni etkilemeyi başardı bilim kurgu seven sevmeyen herkesin okuması gereken bir kitap.
568 syf.
·18 günde·Beğendi·7/10
post apokaliptik dünyaya ilgi duyan kişilere tavsiye edebileceğim bir roman.
romanda anlatılan yer altı dünyası benim çok aklıma yatmadı, gerçi rusya'da bulunan metroların anlatılanlara göre devasa boyutlar da ve derinliklerde olduğu düşünülürse ( olası bir savaş anında 20.000 kişinin yaşayabileceği metro istasyonlarından bahsediliyor) akla yatkın bir dünya. ayrıca kitapta çevirmenin küçük anektodları gayet hoş ve rus kültürünü az biraz tanımanızı sağlıyor.
568 syf.
·Beğendi·8/10
Uzun zaman sonra nüklüer felaket kitabı anca bu kadar güzel olabilirdi. 2 günde biten bu kitap beni kendine aşık etti. Tabi başta oyunu oynayıp kitabı öyle merak etmiştim. Şiddetle tavsiye ederim.
Mermi cebimde siyah bir kapsül var, bu bir antibiyotik mi?
- Hayır o siyanür. Düşmanın seni yakalaması durumu için.
- Ama Tanrı intiharı yasaklamıştır. Doğrudan Cehenneme giderim!
- Öyleyse kendininkini bana ver. Yakalanma durumunda iki tanesini birden çiğnemeyi tercih ederim. Hem Nazilerin elinde de Cehenneme gidersin, siyanür sadece bunu hızlandırır.
Birincisi, şansına inan.
Yoldaş Che Guevera’nın dediği gibi:
"Hasta la victoria siempere!"
İkincisi, ki bu daha da önemli:
"NO PASARÁN!”
"Bir tek şunu söyle, sadece gördüğün ve hissettiğin şeylerle mi ilgilenirsin? Dünyanın sadece bunlarla sınırlı olduğuna gerçekten inanmıyorsun değil mi? Örneğin bir köstebek hiçbir şey görmez, doğuştan kördür. Ama köstebek görmüyor diye, bütün bu şeyler yoktur diyemezsin."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Metro 2033
Baskı tarihi:
Mayıs 2010
Sayfa sayısı:
568
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055785284
Orijinal adı:
Metro 2033
Çeviri:
Deniz Banoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Gürer Yayınları
Baskılar:
Metro 2033
Metro 2033
Moskova Metrosu'ndaki Sırrı Keşfetmeye Hazır mısınız? Rusya'da 1 Milyon Kişi Okudu, 25 Dile Çevrildi Haritalarıyla.

Yıl 2033...Nükleer savaş sonrası enkaz haline gelen dünyada insan soyu neredeyse tükenmiş, radyasyon yüzünden kentler yaşanamaz halde. Hayatta kalan birkaç bin kişi yeraltına, dünyanın en büyük nükleer sığınağı olan Moskova Metrosu'na sığınıyor.

Burası insanoğlunun son kalesi.

Yeraltındakiler için en büyük tehlike Karaderililer. İstasyonlar mini devletlere bölünmüş. İdealler, dinler, temiz su filtreleri gibi nedenlerle bir araya gelmiş halklar. Duygular yerini içgüdülere bırakmış.

Tek bir amaç var: Ne pahasına olursa olsun hayatta kalmak.

Genç Artyom'a yaklaşmakta olan karanlık tehlikeye karşı halkı uyarması için Metro'nun kalbi, "Polis" istasyonuna gitme görevi verilir. Metro'nun kaderi belki de tüm insanlığın kaderi Artyom'un elindedir artık.

Moskova metrosu, romanda anlatıldığı gibi labirente benzer, büyüklüğü ve hatları tam olarak bilinmeyen bir gizemdir. Metroda, devlet ve gizli servislere ait yüzden fazla gizli yeraltı sığınağı bulunur. Sovyetler Birliği döneminde liderleri korumak ya da ülkeden kaçırmak için yapıldığı söylenen Metro-2, Moskova metrosunun bir parçası ve en ünlü efsanelerinden biridir. Esin kaynağı olduğu çok sayıda mit ve şehir efsanesi vardır.

1979 Moskova doğumlu Dmitry Glukhovsky, 14-15 yaşlarında kafasında salt bir fikir olarak oluşturdu Metro 2033'ü. Gazeteci olarak Fas'tan Guatemala'ya, İzlanda'dan Japonya'ya kadar neredeyse bütün dünyayı dolaştı. Çernobil'de nükleer reaktörü filme almak için bölgedeydi. Kuzey Kutbu'ndan dünyada ilk kez canlı yayını gerçekleştirdi. Anadili Rusça'ya ek olarak İngilizce, Fransızca, Almanca, İbranice ve İspanyolca da bilmektedir. Metro-2033 kitabı ile 2007 yılında, Kopenhag'daki EuroCon yarışmasında, Avrupa Bilim Kurgu Topluluğu (the European Science Fiction Society) tarafından Teşvik Ödülü'ne (the Encouragement Award) değer görüldü. Bu kitaptan uyarlanan aynı adlı bir video oyunu da bulunmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 446 okur

  • Fatih Mehmed S.
  • özge
  • Oğuzcan Ertürk
  • Kemal Yasin Keklik
  • pınar osmanağaoğlu
  • .. иіиӑ sэиӑ NuЯ..
  • Murat Altuğ
  • Gültekin Tapan
  • Doctor Synergy
  • Serdar Fatih Karaoğlu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%10
18-24 Yaş
%30
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%15.7
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%20.8
Erkek
%79.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.3 (49)
9
%21.7 (50)
8
%21.7 (50)
7
%18.3 (42)
6
%6.1 (14)
5
%2.2 (5)
4
%0.9 (2)
3
%0.9 (2)
2
%0.9 (2)
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları