Dmitry Glukhovsky

Dmitry Glukhovsky

Yazar
7.9/10
291 Kişi
·
537
Okunma
·
36
Beğeni
·
1.902
Gösterim
Adı:
Dmitry Glukhovsky
Unvan:
Gazeteci
Doğum:
Moskova, 12 Haziran 1979
Glukhovsky, Kudüs’teki Hebrew Üniversitesi’nde Gazetecilik ve Uluslar arası ilişkiler okudu. Genç yaşına rağmen oldukça etkileyici bir gazetecilik kariyerine sahip olan Glukhovsky, Fransız Euro News TV, Moskova’daki Russia Today TV ve Mayak Radyosu için çalıştı. Deutsche Welle Radyo, Sky News ve İsrail’in ulusal radyo kanalında muhabir olarak görev yaptı.

Gazeteci olarak Fas’tan Guatemala’ya, İzlanda’dan Japonya’ya kadar neredeyse bütün dünyayı dolaşan Glukhovsky, Çernobil faciası sırasında bozulan nükleer reaktörü filme almak için bölgedeydi. Baykonur’da Rus roketlerinin ateşlenmesini izledi. Kiryat-Shmona bölgesinde, İsrail ve Hizbullah arasındaki ilişkileri ateş hattından tüm dünyaya aktardı. Ayrıca Glukhovsky, “Kuzey Kutbu’ndan canlı yayın yapan ilk gazeteci” olma unvanını da taşımaktadır.

Glukhovsky, anadili Rusça’ya ek olarak İngilizce, Fransızca, Almanca, İbranice ve İspanyolca da bilmektedir. Bugün Moskova’da yaşayan yazar, “Metro 2033” kitabı ile 2007 yılında, Kopenhag EuroCon yarışmasında, Avrupa Bilim Kurgu Topluluğu (the Eurepean Science Fiction Society) tarafından Teşvik Ödülü’ne layık görüldü.

Metro 2033 kitabı, fazla talep üzerine 25 farklı dile çevrildi. Kitabı sadece Rusya’da 1 milyon kişi okudu. Geçen yıl piyasaya çıkan “Metro 2034” isimli kitabın Rusça dışındaki dillere çevrilmesi beklenmektedir. Ayrıca Metro 2033 kitabından uyarlama aynı adlı bir video oyunu da bulunmaktadır.
"İnsanların insanlıklarını yitirmemeleri için başkalarındaki güzellikleri görmeleri gerek.''
Halkımız başka nasıl yönetilebilir? Onları sürekli bir şeylerle oyalamak gerekiyor. Gem vurmak gerekiyor. Tabiri caizse, yönlendirmek, beyinlerine bazı fikirleri yerleştirmek gerekiyor. Din veya ideoloji gibi. Bunun için de düşman icat etmek gerekiyor. Düşmansız yapamazlar!
"Bir tek şunu söyle, sadece gördüğün ve hissettiğin şeylerle mi ilgilenirsin? Dünyanın sadece bunlarla sınırlı olduğuna gerçekten inanmıyorsun değil mi? Örneğin bir köstebek hiçbir şey görmez, doğuştan kördür. Ama köstebek görmüyor diye, bütün bu şeyler yoktur diyemezsin."
Eğer illa bir mucize istiyorsan, o zaman ona inanmaya da hazır olmalısın. Yoksa sonunda onu da elinden kaçırırsın.
3 kitaplık bir seri bu eserler. Tür olarak distopya geçse de kesinlikle değil. Adından anlaşılacağı üzere gelecekte nükleer yıkım sonrası insanların yeryüzünde radyasyon, mutasyona uğramış dev canavarlar nedeniyle metro istasyonların da yaşamasını konu alıyor. Açıkçası yazarın betimlemeleri nedeniyle böyle bir hayat olursa intihar edebileceğimi düşündüm. 1 metre-karelik odalar, devamlı karanlık olan metro istasyonları, naziler, karaderili hikayeleri, insanların yaşam standartları, metro dışında oksijenin zehirli olması, gaz maskesiyle dışarı çıkılması, insanların bir ekmek için bile birbirini öldürebilme kapasitesi, mutasyona uğramış canavarlar. Böyle bir yerde hayatta kalmayı hayal ettikçe içime korku doldu. Başta belirtmiştim kitap distopya olarak gözükse de değil. Bir yerde bakıyorsun siyasete girilmiş, bilim-kurguya dönmüş, fantastik olmuş, gerilim-polisiye derken her şeyden içinde barındıran bir kitap serisi bu seri.
İstasyonların koruyucusu olarak görevlendirilen savaşçılar mevcut eserde. Bir yandan yeraltı tünellerine sızarak onları öldürmek isteyen yer üstü canavarlarına karşı mücadele verirken bir yandan dilden dile dolaşan ve efsane mi gerçek mi olduğu bilinmeyen karanlık tünellerde yaşayan karaderililer, dev sıçan ve solucanlar gibi değişik mutasyona uğramış yaratıklara karşı savaşıyorlar. İşte tüm bu paranormal olayların tam ortasında, önünde çok önemli bir görev ve yeraltı dünyasını kurtarmanın sorumluluğunu sırtlanmış bir kahraman olan Artyom var.
Artyom'un iç dünyası... Üçüncü bir şahıs açısıyla anlatılsa da karakterin iç dünyasını o kadar iyi anlatıyor ki kitap(kitabın içinde bulunan harita da buna etken), karakteri yaşıyorsun. O korkularını, duygularını, hissettiklerini.
Bu kitabın sonu öyle bir yerde bitiyor ki bir daha ki kitabı okumak için bu kadar meraklandığımı hissetmemiştim bir seri de.
Tabiki eksiklikleri var. Bazı yerlerdeki diyalog kopuklukları, fantastik öğelerin çokluğu falan filan. Fantastik- sever olduğumdan beni kendine daha çok bağladı bunlar. Neyse uzun incelemeler çoğu okuyucu tarafından sevilmez. Kitapla ilgili daha çok anlatılacak şey var. Ayrıca oyun serisi de var kitabın. Denemek isteyen olursa diye söylemek istedim :)
Metro 2033. İsminden de anlaşılacağı üzere günümüz dünyasından çok farklı yıllar sonraki dünyayı konu ediniyor. Dünyanın bundan yıllar sonraki halini ve basit bir yeraltı distopyası beklerken, içinde siyasetten tarihe, bilim kurgudan fantastiğe, gerilimden polisiyeye kadar bir çok karışık türün örneklerini barındıran bir kitaptır kendileri. Kitap “turşu” gibi olmuş tabiri caizse, yazar ne bulduysa katmış kurgunun içine. :)

Olaylar Moskova metrosunda geçiyor. İnsanların sebep olduğu kirlilikler ve radyasyon sonrası yeryüzünün yaşanılmaz hale gelmesi üzerine insanlar radyasyonun ve dünyada radyasyon sonrası mutasyona uğrayan varlıkların olumsuz özelliklerinden kaçmak üzere yeraltı metrosuna sığınırlar ve kendilerine orada yepyeni bir dünya kurarlar. Yanlarında ise yeryüzünden mümkün oldukça şeyi yanlarında götürürler yaşalarına devam edebilmek için. Yaşamak için yiyecekler, beslemek ve yararlanmak için hayvanlar ısınmak için sobalar ve odunlar… Buna rağmen yanlarında götüremedikleri şeyler de vardır. Örneğin; güneş ışıkları, tertemiz oksijen, ağaçlar… Ancak yeryüzünde onları bekleyen tehlikenin yanı sıra yeraltının karanlık dünyasında da birtakım tehlikeler insanları rahat bırakmamaktadır. İstasyonların koruyucusu olarak görevlendirilen savaşçılar, bir yandan yeraltı tünellerine sızarak onları öldürmek isteyen yer üstü canavarlarına karşı mücadele verirken bir yandan dilden dile dolaşan ve efsane mi gerçek mi olduğu bilinmeyen karanlık tünellerde yaşayan ruhlar, dev sıçan ve solucanlar gibi değişik mutasyona uğramış yaratıklara karşı savaşmaktadırlar. İşte tüm bu paranormal olayların tam ortasında, önünde çok önemli bir görev ve yeraltı dünyasını kurtarmanın sorumluluğunu sırtlanmış bir kahraman olan Artyom bulunmaktadır.

Baş karakter olan Artyom’un iç dünyasının kitapta çok güzel aktarıldığını söyleyebilirim. Onun korkuları, iç dünyasında yaşadığı şaşkınlıklar, sorular, kafa karışıklıkları, rüyaları çok güzel tasvir edilmiş. Ancak yine de karakteri çok benimseyip sımsıkı bağlanamadım ve bu yüzden kitabı içime sinerek okumadım pek. Başlarda güzel ve gizemli bir kitap olarak ilerliyor. Kitapta en arka ve en ön sayfada metro istasyonunu gösteren detaylı bir harita var. Buna bakarak kitabı ve karakterlerin yaşadığı maceraların nerede nasıl geçtiğini gözünüzde canlandırmak daha kolay oluyor. Bu kitabı orijinal kılan bir yön olmuş. Sanırım yazar kafasında bir dünya yaratmış bu dünyayı gerçek dünya ve gerçek dünyadaki yıkımlar, savaşlar, siyasi bölünmelerle kitaptaki dünyadaki karakterler ve çatışmalarla alegorik yolla özdeşleştirmeye çalışmış. Siyasi yönü de ağır basan kitap bu yüzden Metro. Mutasyona uğramış canavar fikrinde bir sorun görmesem de yazarın çok fazla fantastik ögeye başvurmuş olması da biraz itici geldi bana. Yine de dünyanın olası sonunu ve yeraltı dünyasını çok iyi kurguladığını düşünüyorum.

Kitapta üçüncü bakış açılı anlatım vardı çok akıcı olmasa bile güzel bir dili vardı. Bazı yerlerde okurken kopukluk hissettim özellikle diyaloglar arasında bağlantı sorunları oluyordu. Kitap belli yerlerde çok meraklandırıp akıp gidecek kadar sürükleyici, belli yerlerde ise tıkanıp kalıyor ve bir türlü ilerlemiyordu. Sonu farklı ve merakta bırakacak şekilde bittiKarmaşık, farklı ve özgün bir distopya sevenler için önerebileceğim türden bir kitap. Detaylı yorumlar için: http://yorumatolyesi.blogspot.com/...33-kitap-yorumu.html
Klasik sonlardan, tahmin edilebilir hikayelerden sıkıldıysanız Metro serisi tam size göre. Distopik bir Nuh'un gemisi anlatısı, alabildiğine gerçekçi ve karamsar, ve fakat umuda açık. İnsanlık, alışkanlıklar, ev, yurt, milliyet fikri, ideolojiler üzerine beklenmedik savrulmalar bekliyor okuyanı. Belki de çok beklendik.
Nükleer bir felaket sonrası yaşananları konu alan olay dizisinde hayatta kalabilen insanların yeni dünyada (metro hattında, kitapta harita da ekli) tek bir amacı var : hayatta kalmak . Kitap kısa sürede sizi kendisine bağlayacak kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. Bilgisayar oyunlarına meraklıysanız yine aynı isimde oyunu da var.
Karakter tasarımı ve olay örgüsü olarak iyi bir kitap ama bazen gereksiz betimlemeleriyle sıkıyor. Post apokaliptik bir evrende geçen bu kitap bu tür evrenleri sevenler tarafından okunabilecek iyi bir eser
Her metroya indiğimde aklıma gelen kitap. Dünya yüzeyinin yaşanamayacak kadar kötü duruma düşünce insanlarda metro tünellerinde yaşamaya başlarlar. Elbetteki yalnız değillerdir. Sonunda o kadar şaşırmıştım ki... Severek okuyacağınızdan eminim.
2312'den sonra ilaç gibi gelen post-apokaliptik destan. Baş karakterin varoluşla ilgili geliş-gidişlerini, sona ermekte olan dünya yaşamını anlamlandırmadaki zorluklarını herşeye rağmen hayatta kalanların son umudu Moskova metrosu sahnesinde anlatan başarılı bir epik. Hep "Batı" veya İskandinav kaynaklı bilimkurgu/fantazi türüne alışmış ama içten içe sıkılmış bana ferah bir nefes aldıran roman. Umarım 2034 ve 2035 'de aynı yoğunluk ve edebi dil ile devam eder. Okuyun ve üzerine düşünün derim.
Metro 2034, ilk kitap kadar heyecan vermiyor.
Hunter yanına Homer ile genç Ahmet‘i de alarak keşfe çıkıyor.
Söylemeyi unuttum; Ahmet yeni karakterimiz tabi daha çok karakter çıkıyor ortaya.
Keşfe çıktıkları sırada salgın bir hastalık olduğunu öğreniyorlar.
Kan ve barut kokusu alıyorsunuz bol bol.
Çok fazla diyalog yok hatta bir yerden sonra sıkılıyorsunuz :( Karakterlerin düşünceleri ve davranışları sürekli bir döngü içerisinde. Tartışma da çıksa çatışma da düşünceler hiç değişmiyor ve bu tekrarlandığı zaman sıkılıyorsunuz.
Ah! Unutmadan birde aşk hikayemiz mevcut :) Kötü çocuğumuz olan Hunter'a aşık bir kızımız var. -_-
Keyifli okumalar :)
Metro 2033 benim için fazla mükemmeldi. Beklentimin üstündeydi ve heyecanla okudum fakat Metro 2034 böyle olmadı. Gerçekten sıkıldım ve kitap elimde süründü. 2033'le pek bağlantılı bulamadım ama bir iki şey için okunması gerektiğini düşünüyorum. Kitapta fazlaca sıkılmama rağmen yine de sonu beni tatmin etti ve beğendim ama gerçekten pek de gerekli bir kitap gibi gelmedi.
Harika bir başyapıt. Metro serisinin açık ara en iyi kitabıydı. Birbirine zıt ideolojilerin çarpıştığı, insanların nasıl köleleştirildiğini, nasıl uyutulduğunu, kurtarıcıların nasıl hain damgası yediğini anlatan müthiş bir eser.

Öncelikle karakterlerden bahsedeyim. İlk kitaptaki tanıdık karakterler burada da var. Bunların yanına yenileri de ekleniyor ve güzel işlenmişler. İkinci kitaptaki gibi yüzeysel değil bence. İlk kitapla kıyasladığınızda kitabın ana karakteri Artyom’un geçirdiği başkalaşımı net bir şekilde hissedebiliyorsunuz.

Olay örgüsüne gelecek olursak diğer kitaplara göre çok daha başarılı. İnsanın psikolojisi çok iyi işlenmiş. Toplumların nasıl yönetildiği, insanların nasıl koyunlaştığı üzerinde sıkça duruluyor ve olaylar bu kavramların etrafında şekilleniyor.

Üç kitapta da 1 yıl boyunca yaşanılan olaylar anlatılıyor ama son kitaptakiler sanki yıllar almış gibi. Okurken olaylardaki çeşitlilik çok hoşuma gitti ve her olayın sonunda “şimdi bu işin içinden nasıl çıkacak?” diye merak ettim. Tam filmlik bir kitap olmuş bu açıdan.

Yazarın biyografisi

Adı:
Dmitry Glukhovsky
Unvan:
Gazeteci
Doğum:
Moskova, 12 Haziran 1979
Glukhovsky, Kudüs’teki Hebrew Üniversitesi’nde Gazetecilik ve Uluslar arası ilişkiler okudu. Genç yaşına rağmen oldukça etkileyici bir gazetecilik kariyerine sahip olan Glukhovsky, Fransız Euro News TV, Moskova’daki Russia Today TV ve Mayak Radyosu için çalıştı. Deutsche Welle Radyo, Sky News ve İsrail’in ulusal radyo kanalında muhabir olarak görev yaptı.

Gazeteci olarak Fas’tan Guatemala’ya, İzlanda’dan Japonya’ya kadar neredeyse bütün dünyayı dolaşan Glukhovsky, Çernobil faciası sırasında bozulan nükleer reaktörü filme almak için bölgedeydi. Baykonur’da Rus roketlerinin ateşlenmesini izledi. Kiryat-Shmona bölgesinde, İsrail ve Hizbullah arasındaki ilişkileri ateş hattından tüm dünyaya aktardı. Ayrıca Glukhovsky, “Kuzey Kutbu’ndan canlı yayın yapan ilk gazeteci” olma unvanını da taşımaktadır.

Glukhovsky, anadili Rusça’ya ek olarak İngilizce, Fransızca, Almanca, İbranice ve İspanyolca da bilmektedir. Bugün Moskova’da yaşayan yazar, “Metro 2033” kitabı ile 2007 yılında, Kopenhag EuroCon yarışmasında, Avrupa Bilim Kurgu Topluluğu (the Eurepean Science Fiction Society) tarafından Teşvik Ödülü’ne layık görüldü.

Metro 2033 kitabı, fazla talep üzerine 25 farklı dile çevrildi. Kitabı sadece Rusya’da 1 milyon kişi okudu. Geçen yıl piyasaya çıkan “Metro 2034” isimli kitabın Rusça dışındaki dillere çevrilmesi beklenmektedir. Ayrıca Metro 2033 kitabından uyarlama aynı adlı bir video oyunu da bulunmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 36 okur beğendi.
  • 537 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 476 okur okuyacak.
  • 31 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları