Serinin son kitabı. Metro 2033 ile başlayan yolculuk bu kitapla sona eriyor. Kitap, 2033’te olduğu gibi Artyom ile başlıyor. Metro 2034’te başka karakterler ile giden hikâye okuyucular tarafından çok beğenilmeyince, yazar da ilk kitabın kahramanı Artyom ile hikâyeyi sonlandırmış, iyi de yapmış. İlk kitaptaki kahramanlarımızın da, ikinci kitaptan tanıdığımız karakterlerin de hikâyelerini birbirlerine geçirerek, yeni, akıcı ve merak uyandırıcı bir macera ortaya çıkmış.
Metro 2034’ün incelemesini yazarken, seriye yakışan bir son umut ettiğimi yazmıştım. Bu beklentimin karşılandığını, hatta umduğumdan daha tatlı bir tatmin yaşadığımı söylemeliyim. Metro 2035, sadece özlenen eski sevgiliyi hatırlatıp bir tebessüm bırakmadı, daha da ötesine çıkarak yeni ve daha ulaşılamaz bir tat bıraktı. Artyom duygusal olarak bağlandığımız bir karakter oldu. WDNKh sanki okuyucunun evi gibi, o istasyonda geçen bölümler bir huzur getirdi. Bir distopya eseri olan Metro 2035, gerçekçiliğini öyle korudu ki, bir kere bile “Olmayacak bir eser okuyorum, eh, olacak o kadar saçmalık, hayal ürünü işte.” dedirtmedi. Bize ait tüm çıplak gerçekler, şimdiki hayatımıza dair çıkarılacak bir sürü dersler, günlük kavgalarımız, küçüklüğümüz ve olabileceklerimizle ilgili, hepimizi anlatan bir kitap olmayı başardı. Tüm bunları söylemek kolay, ama böyle bir eseri yazmanın çok zor olduğunu bilmek gerek.
Böyle büyük ve etkileyici hikâyeler kolay kolay yazılmaz. Ne sıklıkla olacağını bilemem, ama arada sırada, bir metro yolculuğu sırasında aklıma her şeyi başlatan o “Kimdi o? Artyom, git bir göz at!” cümlesi gelecektir. Şöyle derler: “Kitapseverler yatağa asla yalnız girmezler.” Artyom’un hikayesi de aklım bende kaldıkça benim içimde yaşayacaktır. Metro serisi, okumanız bitince fazladan bir ömür daha