Bugün kafamı toparlayabilmek için gece 3 e kadar yürüyüş yaptım. Yürüyüş sonunda yine ona mesaj attım ve geçen sene ve ondan önceki senede aynen yaşandığı gibi içimi yine ona döktüm. Çünkü cidden başka kimsem yok gibi hissediyorum. Ağzıma sıçtı gece yürüyüşe gittiğim için. Mutsuzluğuma çözüm bulmaya çalıştı ama mutsuzluğumun kaynağına mutsuzluğumu anlatmaya çalışmak pek işe yaramadı tabi. Ona dedim ki iki seçeneğim var ikisi de bok gibi ama birinin sonu uzun bir acı döneminden sonra mutluluk, diğeri de sonsuz mutsuzluk ama en azından rahatlama dedim. Bana, sonunda mutluluk olanı seç dedi. Yani seni hayatımdan çıkarayım diyemedim. Ben şimdi ona mutsuzluğumun kaynağı sensin hayatımı siktin desem bir daha suratıma bakmaz. Ama küfrettiğim ve onu suçladığım için değil de kendini suçlu hissettiği için. Bir daha kafasını kaldırıp gözlerime bile bakamaz. Belki de bunu yapmam gerekiyordur. Belki de zaten benim kontrolümde olmayan hayatımın elimde kalan son ipini de ona vermem gerekiyordur ki iplerin hepsini kökünden kessin ve bu durumdan kurtulayım başka iplikler bağlanmaya başlasın. Bilmiyorum. En iyisi yatayım. Dünyanın en acınası kızı iyi geceler diler.