Mikagiru

Mikagiru
@MnkBiTospa_
İçim boştur ve ayna kaplı
1642 okur puanı
Mart 2019 tarihinde katıldı
Uyduda hapis kalmak vs. kulede hapis kalmak.
Puan vermedi·385 syf.·
2021 23. kitabı
SPOİLER İÇERİR. . . . Evet. Serinin üçüncü ve en sevdiğim kitabı olan Cress'in incelemesiyle başlayalım. Cress'i sevmemin nedeni orijinal masallarında da en sevdiğimin Rapunzel olması mı bilmiyorum. Belki de serideki tüm karakterlerin aynı anda gözükmesidir. Neyse, uzatmadan konuya geçeyim. Zaten benim alıntılarımı eğer takip ettiyseniz, serinin hepsini okumuş kadar olmuşsunuzdur. :D Birinci kitabın sonunda İmparator Kaito tarafından hapse atılan (:')) ve ikinci kitapta da zaten hapiste olan mahkum Carswell Thorne'la (CARSWELL THORNE KİMLİK NO: 0082688359 DOĞUM TARİHİ VE YERİ: 22 MAYIS 106 TE, AMERİKA CUMHURİYETİ ARAMA SONUCU: İLGİLİ 437 HABER 12 OCAK 126 TE İTİBARİYLE TERS KRONOLOJİK SIRALAMA: ESKİ HAVA KUVVETLERİ SUBAY ADAYI CARSWELL THORNE İKİ HAFTALIK HIZLI BİR YARGILAMA SÜRECİNİN ARDINDAN SUÇLU BULUNARAK ALTI YIL HAPİS CEZASINA MAHKÛM EDİLDİ... Cinder’ın görüşünde yeşil renkli, yana doğru kayan yazılar, henüz birkaç ay önce yirmisine girmiş olmasına rağmen daha şimdiden oldukça kabarık bir suç listesine sahip olan Carswell Thorne’un geçmişini özetliyordu: Asker kaçağı, iki uluslararası hırsızlık, bir hırsızlık teşebbüsü, altı kaçakçılık ve bir kamu malı hırsızlığı. Son suçun tanımlaması, suçun kendisine haksızlık ediyordu.) beraber hapisten kaçan Cinder, Wolf’un tuzağına düşüp Paris'e giden ve sonra da o tuzaktan yine Wolf sayesinde kurtulan Scarlet'la karşılaşıyor. Daha doğrusu ikinci kitabın sonlarına doğru karşılaşıyor. Şimdi ise peşlerinde olan Dünya nüfusunun %75'inden ve Kraliçe Levana'dan kaçmak için Thorne'un çaldığı uzay gemisiyle uzayda asılı bir vaziyette bekliyorlar. Evet. Çalıntı uzay gemisi. Uzaydaki kocaman
1000Kitap
CressMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20154,714 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Allah bizi Kaz Brekker ve türevlerinden korusun. Ya da korumasın.
10/10
·624 syf.·
2021 1. kitabı
. . . Bu inceleme hem Kargalar Meclisi'nin hem de Sahte Krallık'ın incelemesidir. SPOİLER İÇERİR. ~~~~~~~ Saat 2.26. Kitabı yeni bitirdim ve bu duygu seli içinde incelemeyi nasıl toparlayacağım hakkında bir fikrim yok. #98228912 Tek kelimeyle muazzam. Hayatımda okuduğum en iyi fantastik serilerden biri olabilir. Gerek karakterlerin orijinalliği olsun gerek yazarın konuyu işleyiş tarzı olsun, gerçekten çok iyiydi. Yazarın belli bir bilgi birikiminin olduğu belli. Yazmak için yazmamıştı. Olay örgüsünü itinayla, ilmek ilmek işlemiş ve insanın anlaması için bazı yerleri iki üç kez okuması gereken bir yapıt ortaya çıkmış. Betimlemeleri iyiydi. Havada uçuşan hormonlar yoktu. Kullandıkları aktif organ sadece beyindi. Bu çok iyi geldi bana. Ayrıca ara sıra ekonomi terimleriyle boğuştum kitapta. İlk defa bir yazarın fantastik dünyayla gerçek dünya arasında böyle sosyal bir bağ kurduğunu gördüm ki benim okuduğum fantastik kitaplar siteye kaydettiğim kadarıyla sınırlı değil. Konudan ve karakterlerden bahsetmemem olmaz tabi. Romanlarımız normal kahramanlardan değil de tanıtımdan anlayabileceğiniz üzere antikahramanlardan oluşuyor: Eski grisha avcısı bir mahkum (Matthias), bahis düşkünü bir keskin nişancı (Jesper), bir kaçak (Wylan) , cellat olan bir grisha (Nina), Hayalet lakaplı bir casus (Inej) ve onları bir araya getiren, gözümün nuru, antilerin antisi, kaçış uzmanı dahi dolandırıcımız Kaz Brekker. Kitap karakterleriyle bu kadar bağ kurmayı acilen kesmeliyim. Konuya geçmeden önce, konuyu daha iyi anlamanız adına, karakterlerin önceki yaşantılarından bahsetmek istiyorum. Karakterlerin bazıları zaten birbirleriyle tanışık. Wylan'ın özel durumumdan sonra bahsedeceğim. Mesela. Matthias ve Nina'yı tanıtırken grisha diye bir kelime kullandım. Nedir bu
1000Kitap
Sahte KrallıkLeigh Bardugo · Martı Yayınları · 20213,254 okunma
Puan vermedi·400 syf.·
2020 65. kitabı
BU İNCELEME HEM Cadı Avcısı'NI HEM DE Kral Katili'Nİ KAPSAMAKTADIR. SPOİLER İÇERİR. ***************** Seri - ilk kitabın isminden de anlaşılabileceği gibi - 16. yüzyılda İngiltere'de yapılan cadı avlarını konu alıyor. Ülkenin adı İngiltere ya da Birleşik Krallık değil de Anglia diye geçiyor ama yazar ayan beyan oranın İngiltere olduğunu hissettiriyor. Neyse, ana karakterimiz olan 16 yaşındaki Elizabeth Grey de bir cadı avcısı. İki yıl önce ülkede cadıların başlattığı bir veba sonucunda ailesini kaybediyor. Zaten önceden yasak olmayan büyüler bu vebadan sonra yani ülkenin yarısı ölünce yasaklanıyor. Büyü yapanlar kazığa oturtulup yakılıyor. Büyü kullanımıyla ilgili yeni yasalar çıkıyor, yani XIII. Anıt oluşturuluyor. Bu anıt aynı zamanda cadı avcılarını fiziksel yaralardan koruyan bir mühürle bağlantılı. Anıt daha sonra kayboluyor ama zaten ileride ona değineceğim. Elizabeth de en yakın arkadaşı Caleb'la beraber acımadan cadıları yakalayıp Engizisyon'a teslim ediyorlar. Ama öldürmüyorlar. Buna dikkatinizi çekerim. Engizisyon'un başı Blackwell tarafında eğitilmiş bu iki genç, aynı zamanda cadı avcılarının en iyisi. Kimlikleri belli olmasın diye sarayda hizmetçi kılığında dolaşıyorlar falan filan. Sonra bir gün bu kızımız üzerinde cadıların kullandığı birtakım otlarla yakalanıyooor. Nasıl mı? Şöyle ki ülkenin aptal kralı bu kızımızı kendine metres olarak alıyor. Kız da kraldan hamile kalmamak için bu otları kullanıyor. Sindirdiyseniz devam ediyorum. Bana saçma gelen, bu otları kullanan büyücü diye adlandırılıyorsa normal hekimler hangi otları kullanıyor? Evet, doğada bir sürü ot var ama cadıların kullandığı otlar hep bilindik otlar. Bunların büyüyle insan iyileştirmesi gerekmez mi? Orada biraz durdum işte. Biraz saçma geldi. Neyse. Sonra Elizabeth idam edilmek üzere
1000Kitap
Cadı AvcısıVirginia Boecker · Yabancı Yayınları · 20163,468 okunma
Puan vermedi·335 syf.·
2020 45. kitabı
Herkese merhabalar :D. İstek parça alır gibi inceleme siparişi aldığım için elim döndüğünce güzel bir şey çıkarmaya çalışacağım. *** Eveeet. Bu kitabımızın ana karakterleri Magnus Bane ve Alec Lightwood. Tam hatırlayamasam da tahminen Düşmüş Melekler Şehri kitabıyla eş zamanda yaşadıkları macerayı anlatılıyor. Magnus, Alec için, içinde Tüm Avrupa, bolca iblis, bir adet şeytani tarikat ve kırmızı bir Maserati (bkz: kapak fotoğrafım) olan full bir tatil paketi hazırlıyor. Ama Magnus ve Alec' in birbirlerini tanımak için çıktıkları tatil tam bir kabusa dönüyor. Ortada insan katleden, Asmodeus'a tapan faal bir iblis tarikatı var. Magnus'un bu tarikatı 400 küsür yıllık hayatının hatırlayamadığı bir bölümünde, Ragnor Fell' e girdiği bir iddia sonucu eğlencesine kurduğu tahmin ediliyor. Ama Magnus neden bu tarikatla ilgili hiçbir şey hatırlamıyor? Tarikatın şuanki Büyük Zehir lakaplı (Magnus Bane büyük zehir demek :D) başı kim? Diye sorular geliyor insanın aklıma fakat bu soruların cevaplarını ancak kitabın sonunda alabiliyoruz doğal olarak. İtiraf etmek gerekirse bu kitabı Ölümcül Oyuncaklar'a göre biraz yavaş okudum. Ama bunun nedeni yazarın üslubu değil derslerim ve kitabın içerisinde herhangi bir Herondale olmamasıydı. (Zaten kısacık bir an bahsi geçtiğinde de Jace kendini açıkça belli etti :D.#84636201) Ayrıca kitapta Raphael'i görmek beni aşırı mutlu etti. Tessa' yı da Magnus gibi aktif olarak her seride gördüğümüz için şaşırmadım. Ama kitabın ortalarında Aline Penhallow ve Helen Blackthorn' u görmek, tanışma hikayelerini okumak beni biraz şaşırttı. Yazarın üslubuna gelecek olursak, klasik Cassandra Clare tarzıydı. Yerinde espri, yeterli dram. Yalnızca - serinin ilk kitabı diye olabilir tam emin değilim - aksiyon kısmı normale göre biraz az geldi. Ama bu
The Red Scrolls of MagicCassandra Clare · Margaret K. McElderry Books · 2019153 okunma
Puan vermedi·608 syf.·
2020 30. kitabı
BİLİMKURGUNUN BABASI DMİTRY BABA (NOT: TÜM SERİNİN İNCELEMESİ OLUP GENEL ŞEYLER ÜZERİNDE DURULMUŞTUR. SPOİLER İÇERMEMEKTEDİR.) ~~~~ Vay be. Metro 2035'i bitirdiğim zaman ağzımdan çıkan ilk kelimeler bu oldu. Vay be. Bu seri beni en çok etkileyen bilim kurgu serisi oldu. Okuduğum bilim kurgu kitapları listesinin zirvesine şanıyla oturdu. Bundan önce okuduğum kitaplar da güzeldi, ona itirazım yok. Ama bana en inandırıcı gelen seri bu seriydi. Biraz karamsar falandı ama tamamen nesnel ve güncel dünya siyasetiyle uyumluydu. Ayrıca yazarın bilgi birikimi ve genel kültürü beni bayağı etkiledi. Üslubu bazı yerlerde takılsa da genel olarak akıcı ve güzeldi. Konuyu uzatmak için gereksiz şeyler kullanmamıştı. Ayrıca kader, insanın seçimleri, sorumlulukları ve din konuları da çok güzel işlenmişti. Şimdi soracaksınız bana, sadece bunlar yüzünden mi sana en inandırıcı gelen gelecek senaryosu bu oldu? Tüm o romanlarda yazılan, yapay zeka dünyası, uzay keşifleri, insanların hayalindeki ümitvar gelecek dururken neden bu insanların köstebek gibi yer altında süründüğü, domuz ve mantarla beslendiği bu gelecek sana daha inandırıcı geldi? Şöyle izah edeyim: Dünya'mızı düşünün. Dünya'mız ne halde? Su kirliliği, hava kirliliği, toprak kirliliği had safhada. Buzullar eriyor, hayvan nesilleri aşırı avlanmadan, susuzluktan, açlıktan, hava değişimlerinden tükeniyor. Milyonlarca yıl öncesinden gelen komşularımızın bize bıraktığı hediyeleri umarsızca kullanıyor, Dünya'nın yemyeşil saçlarını yolluyor, doğal kaynakların iliğini sömürüyoruz. Eeee? Bizim doğaya verdiğimiz armağanlar ne? Zehirli gazlar ve kimyasallar. Ahahhahah, ne güzel hediyeler. Keşke biri de bana böyle güzel hediyeler verse. Böyle bir vaziyette güzel bir gelecek hayal etmek pek mümkün değil, değil mi? :) Neyse konudan
Metro 2035Dmitry Glukhovsky · Panama Yayıncılık · 20171,055 okunma