Cinderella'yı bir sayborg olarak okumak gerçekten ilginç bir deneyim oldu benim için. Yazarın yeniden anlatım için bambaşka bir evren oluşturup yine de orijinaline bağlı kalabilmesi oldukça büyük bir yetenek. Söz konusu bilim kurgu olunca orta çağ prensesleriyle olan farklılığı çok fazla çünkü (^^) Birkaç özgün dokunuş da mevcut tabii tıpatıp aynısı da değil hikaye.
Öncelikle kitaba aşırı yüksek beklentilerle başlamamak lazım. Çoğumuzun bildiği "Külkedisi" masalı nasıl sakin ve yavaş ilerliyorduysa bu kitap da aynı şekilde ilerliyordu. Yeri geldi çok sıkıldığım bölümler oldu yeri geldi heyecandan kaç bölüm okuduğumu fark edemedim ama kitabı bırakacak duruma beni getirmediği için yazara da teşekkür ederim, hikayenin dinamiğini dengeli tutmaya çalışmış. Bu, kitabın aksiyon dolu olduğunu da göstermiyor bu arada.
Şöyle ki hikayede yine orijinalinden farklı olarak bilinmeyenler unsuru var ve Cinder saraya daha çok dahil olmaya başladıkça gizemleri de yavaş yavaş çözmeye başlıyor. Hikayenin temeli de bu gizemleri çözme odaklıydı aslında. Dolayısıyla robotların aksiyon dolu savaşlarından ziyade stratejik hamlelerin ve entrikaların daha çok konu aldığı bir hikayeydi.
Gizemlerin açığa çıkma sürecinde ise saray doktorunun birkaç yardımı hariç tek başına yol alıyor Cinder hep. Yani, found family dediğimiz ekip oluşumu kavramını bu kitapta göremedim ama diğer kitaplarda yavaş yavaş bir ekip oluşacak gibi görünüyor. Buna göre de bu kitabın seriye minik ama iddialı bir giriş niteliğinde bir hikaye olduğunu gösteriyor. Her kitabın adından da anlaşılacağı üzere kalabalık bir ekip beni bekliyor gibi (人 •͈ᴗ•͈)
Gizem demişken...
Arkadaşlar, ben aşırı zeki veya dahi biri değilim. Ama artık çoğu kitabın neredeyse en başından o hikayenin gizemli unsurunu çözmüş oluyorum. Bu
İlgimi çekecek kitapların tükendiğini düşündüğüm anda karşıma bu seri çıktı. En yakın arkadaşımın da övgüleri üzerine seriye başlamış bulundum. Konser hazırlıkları sınav haftası derken okuma sürem uzadı da uzadı. Ama kitabı tekrar elime aldığımda bırakamadım ve bitiverdi hemen. Demem o ki gerçekten sürükleyici bir kitaptı. Ve tabii, benim buraya dönmemi de sağladı bir nevi.
Hemen bir inceleme klasiğim olarak belirtmek istiyorum ki incelemem iki bölümden oluşacak çünkü benim tarzım bu. Öncelikle spoiler barındırmayan bölüm, daha sonrasında ise kitaptaki olayları iyi-kötü yorumladığım spoilerlı bölüm. O zamaann uzun zaman sonra inceleme yazma konusunda paslanmış mıyım bakalımm.
SPOILERSIZ BÖLÜM:
Öncelikle genel olarak seriden bahsedeyim.
Serimiz çocukken bize anlatılan, çizgi filmlerini izlediğimiz veya resimli kitaplarını okuduğumuz masal prenseslerinin geleceğe uyarlanmış versiyonu. Cinder ise adından da anlaşılacağı üzere Cinderella'dan uyarlanmış. Açıkçası bu yüzden biraz ön yargılıydım, acaba masalın aynısı olur da sıkılır mıyım gibi sorular vardı aklımda fakat masalın hiç de aynısı olmadığını gördüm okurken.
Kitabımızın konusu:
Baş karakterimiz Cinder adında bir sayborg. Adri Linh adında bir kadının evlatlığı aynı zamanda. Ve aynı masalda da olduğu gibi Cinder'ın iki üvey kız kardeşi var, üvey annesi ve kız kardeşleri ise ona kötü davranıyor. Mekanik ustası olan Cinder, ailesini para kazanıp geçindirmekle de sorumlu aynı zamanda. Kitabımız Yeni Pekin'de geçiyor ve bu dönemde Yeni Pekin'de ölümcül salgın bir hastalık var. Bu hastalık ülkede büyük zorluklara yol açıyor ve insanların büyük kısmının ölmesine neden oluyor. Biz de kitapta Cinder'ı ve onun çevresinde gelişen olayları okuyoruz.
Kitap hakkındaki görüşlerim:
Gerçekten uzun süre sonra isteyerek okuduğum
Herkesin çok sevdiği o seriye sonunda başladım ve sanırım bende çok seveceğim!! Ay Günlüğü serisinin ilk kitabı Cinder'a yapacağım incelemeye hoşgeldiniiiz!
Konusundan bahsetmeyeceğim çünkü çoğu kişi biliyor, bilmiyorsanız da kitabın açıklamasına bakabilirsiniz^^
Önceliiikle yazarın yazım dilinden bahsetmek istiyorum,
okuması çok keyifli bir yazım dili var Marissa Meyer'ın, eğer tüm kitapları böyleyse çok güzelll. Bol diyaloglu ve evren inşasında da yormayan bir anlatımı var, kolaylıkla anlıyorsunuz.
Evren demişken ben kitabın evrenini çok sevdim. Ay'da yaşayan varlıkların olması ve onlara "Aylılar" denilmesi, özel yetenekleri olan göz boyama falan çok güzel işlenmiş, bayıldım!!
Karakterlerimizi de çok sevdim, Cinder ve Kai'yı deli gibi shipliyoruumm ve bence çok sevimliler. Favori karakterim tabi ki Cinder'ın androidi Iko. (Iko o kadar komik ki sahnelerinde hep kahkaha attım ashanslaös)
Uyarlama kısmı da bence baya iyi kurgulanmış. Külkedisi masalı zaten evrenin atmosferine uyumlu bir şekilde eklenmiş ama en sevdiğim şey, aslında diğer masal karakterlerinin de bu evrende olması. Sanırım Levana karakteri de Pamuk Prenses'te ki Kötü Kraliçe (sanırım değil direkt öyle hatta ayna detayları falan baya güzel işlenmişti) Masallara yapılan göndermeleri de baya sevdim.
(not: levana sen ne kadar fenasın ya, ben bu kadından korkuyorum ösmasjabs)
Özellikle masalları ve masal kahramanlarını çok seven biri olarak böyle bir retelling çok hoşuma gitti. Baya başarılı bir iş olmuş.
Yarın da hemen Scarlet'a başlamayı düşünüyoruum.
Yani anlayacağınız üzere çok sevdim, diğer kitapları da beğenirsem tüm zamanların favorisi listeme girecek bir seri!!!
Okuduğunuz için teşekkür ederim, iyi günlerr! <3
Öncelikle herkesten özür dilemek istiyorum çünkü ‘bir retelling ne kadar iyi olabilir ki?’ diye düşündüğümden seriyi bir yıldır bekletiyordum ama HARİKA BİR SERİ çıktı. Bilimkurgu desen var, azcık romantizm var, fantastik de var. DAHA NE OLSUN??
Kitaba başlamadan önce hakkında bildiğim tek şey: Cindirella retellingi (retelling mi deniliyordu emin değilim ama uyarlaması işte) olmasıydı. İyi ki de başka bir şey bilmiyormuşum yoksa keyfi kaçardı. Dili çok akıcıydı ve güzeldi özellikle başlarda rahatsız edici bir sahne var, çok iyi yazılmış tüylerim diken diken oldu.Vaktim olsa tek oturuşta bitirirdim.
Çok da keyfini kaçırmadan azıcık konusundan bahsedeyim. Olaylar, 4. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Yeni Pekin’de geçiyor. Kitap boyunca başarılı bir mekanik ustası olan Cinder’ın ve pazarda tanıştığı Prens Kai’nin perspektiflerinden olayları okuyoruz. (Birkaç perspektif daha oluyor ama bunlar kadar sık değil. Bence bu da kitabı sürükleyici kılan bir diğer özellik.) O zamanlar tüm Dünya’nın en büyük sorunu; bulaştıktan bir hafta sonra ölümle sonuçlanan veba salgını. Yeni Pekin yönetiminin de bu hastalık için geliştirdiği pek çok yöntem var. Sayfalar ilerledikçe bu yöntemlerin altında yatan asıl amacı ve hastalığın kaynağını öğreniyoruz.
~SPOİLER~
Tüm teorilerim tuttu ters köşe yeseydim daha güzel olabilirdi ama buna da okeyim.
Başından sonuna sevdiğim karakterler:
1-)Cinder
İlerleyen kitaplarda daha çok okumak isteyeceğim bir karakter oldu kendileri
2-) Peony
ÇOK MUTSUZUM. BALODA PRENSLE DANS ETTİĞİ BİR SAHNE OKUMAK İSTERDİM AMA… ;(
3-) Iko
Yine çok mutsuzum
İlk sevmeyip sonra sevdiğim karakterler:
1-) Dr. Erland
Başlardaki deney sahnesinde nefret etmiştim ama şuan favorim
NEFRET ettiklerim;
1-) Adri
2-) Levana ve ekibi
Levana bana, pamuk
Merhabaa. Nasılsınız? Bugün Ay Günlükleri serisinin ilk kitabı olan Cinder’ in yorumuyla geldim. Konusundan bahsedecek olursak Cinderella’ yı herkes biliyordur herhalde. Bu seri genel olarak masal karakterlerinin geleceğe yorumlanmış hali ile ilgili. Aralarında büyük fark olduğunu söyleyeyim. İlk kitabımız Cinder de Cinderella’ dan esinlenilmiş. Cinder adlı mekanik ustamız bir sayborg. Fakat bunu herkesten saklıyor çünkü sayborglar toplumda dışlanıyor. Her şey Prens Kai’ nin androidini dükkanına getirip tamir etmesini istemesiyle başlıyor. Bu arada dünyada yaklaşık 11 yıldır var olan bir salgın hastalık var. Cinder’ in üvey kardeşi bu hastalığa yakalanıyor ve üvey annesi de bu olaydan Cinder’ i sorumlu tutuyor. Bu da hikayemizde büyük bir etken yaratıyor. Düşüncelerime gelecek olursak Cinder harika bir karakter. Fakat tüm talihsizlikler onun başına toplanmış sanki dfygshkjfka. Ben kitaplarda kendini aşağılayan, hiçbir işe yaramayan ve güçsüz kızları sevmem. Gerçi kimse sevmez. Cinder bunun zıttı. Bu yüzden harika bir karakter! Prens Kai. Aslında klasik bir Prens fakat ben ayrı bir sevdim onu sanki. Sonunda üzüldüm de... Yalnız ben en kötü karakter Kraliçe Levana’ yı da çok sevmiş olabilirim. Kitapta kötüleri de iyileri de sevdim. Nolur beni kendinden soğut Levana hdsjk. Kötü karakterleri sevmek istemiyorum. Aşırı akıcı bir kitaptı normalde 3 günde bitebilir. Ben rs sınırındaydım bu yüzden okumam uzun sürdü. İçeriği tamamen temizdi. Rahatlıkla 12+ diyebilirim. Burada bırakıyorum. Kitapla kalın, hoşçakalın.
"Prens, merdivenin tüm basamaklarını ziftle kaplamıştı.
Ve Cinderella merdivenlerden koşarak indiğinde,
Sol ayakkabısını geride bırakmak zorunda kaldı."
Çok güzeldi. Başta çok sevmiştim. Sonra ortalarında bir iki diyaloğu sevmedim yapay geldi. Bu yüzden bakış açım olumsuzlaştı. Fakat sonra çabucak toparladı. Yazarın diğer karakterleri kurguya dahil edişine bayıldım. Seri okurken devam kitaplarını hemen okuyasim gelmez. Ama şuan hemen ikinci kitaba geçmek istiyorum. Yazarın diline, üslubuna bayıldım... Kitapta bir iki diyalog hariç beni rahatsız eden hiçbir yer olmadı. Genel bütünlüğe bakınca onlar da göz ardı edilebilir.
Sürekli karşıma çıkan, hakkında övgüler olan bu seriye başladım sonunda ve okuyunca neden bu kadar beğenildiğini anlamış oldum. Konusu çok farklıydı evet hep duyduğumuz masallardan esinlenilmiş ama bunu aynı zamanda farklılaştırmış da ben çok beğendim. Akıcı ve kesinlikle kasmıyor. Farklı bir havası vardı bu benim aradığım şeydi. Cinder güzel bir karakterdi, Prens Kai hemen favori karakterim oldu ancak diğer kitaplarda olmayacak sanırım bu biraz üzücü :( yine de kitap çok yarıda bitti devamını okumak için sabırsızlanıyorum.
Cinder, bir cyborg tamircisidir ve en yakın arkadaşı (Iko adında bir robot) ve kız kardeşi (Pearl adında tamamen insan bir kız) ile birlikte Prens Kai'ye aşık olur.
Ancak hayat sadece temizlik ve şarkı söylemekten ibaret değil; ortalığı kasıp kavuran bir veba ve sakatlayıcı bir yoksulluk var. Veba her an herkesi vurabilir.
Cyborglar (kahramanımız Cinder gibi) veba araştırmaları için kurban edilmek üzere günde bir adet olmak üzere işe alınır. Ailelerine 'fedakarlıkları' karşılığında yüklü miktarda para veriliyor .
Siborglar gerçek vatandaşlar olarak kabul edilmediğinden her an teslim edilebilirler. Cinder'ın üvey annesi biraz fazla zorlandığında Cinder'ı teslim etmeye karar verir. Oradan doktorla görüşülür ve kurban edilmeye hazırlanır.
Bir kitabı ona bağlanacak kadar çok sevmemiz için bize her sayfasında bir şeyler öğretmesi şart değildir bence. Kimi zaman kurgusu çok hoşunuza gider, kimi zaman karakterleri çok seversiniz, kimi zaman sizi güldürür, size keyif verir. Cinder'a bayılmamın bir sürü nedeni var: kurgusu daha önce hiç rastlamadığım kadar değişik ve klişelerden arındırılmış, karakterler her sayfasında beni güldürecek ya da etkileyecek biçimde yaratılmış, okurken bir sonraki sayfada neler olacağını sanırım daha önce hiçbir kitapta bu kadar fazla merak etmemiştim. Bunlar gibi bir sürü sebep daha sayabilirim ama sevmemin en önemli nedenlerinden biri de, hayatımdaki ondan fazla kişiye bu kitap sayesinde okuma alışkanlığı kazandırmış olmamdır.
Cinder çok farklı ve keyifle okuyacağınız bir kitap. Ay Günlükleri serisinin ilk kitabı. Seri kitaplar okumak gözünüzü korkutmasın sakın, çünkü bu seri sayesinde okuma alışkanlığı kazanan üç kişi de seri okumaktan hiç hoşlanmazdı. Ama kitabın kurgusunu ve karakterlerini görünce bir solukta bitirdiler seriyi.
Cinder'a başlayacaksanız eğer, hakkında hiçbir şey bilmeyerek başlayın bence. Bu şekilde sizin için çok daha heyecan verici olacaktır. Ve lütfen seriyi yarım bırakmayın, serinin son kitabını tatmamak hayal kırıklığı olur.
Seri sıralaması:
1. Cinder
2. Scarlet
3. Cress
4. Levana( ara kitap)
5. Winter (https://1000kitap.com/gonderi/27435847)
6. Uzak yıldızlar (ara kitap)
Ara kitap nedir bilmeyenler için kısaca anlatayım. Ara kitaplar serinin "olmasa da olur" dediğimiz kitaplarıdır. Kimi zaman karakterlerin geçmişini anlatır, kimi zaman da serinin diğer kitabında okumuş olduğunuz bölümün bir başka karakterin gözüyle anlatılışıdır. Bazen yan karakterler için yazılan kitaplardır. Bu kitapların asıl amacı okuyucunun aklında kalan soru işaretlerini
Çok güzel bir kitaptı. Yazarın dili, olaylar iyiydi, akıcıydı. Cinder, Kai ve Iko’yu çok sevdim ama geri kalanları sevemedim. Gelecek kitabı bir an önce okumak istiyorum, çok güzeldi.
Meyer , Washington Tacoma'da doğdu ve Pacific Lutheran Üniversitesi'ne girdi ve burada yaratıcı yazarlık üzerine derece aldı. Cinder'i yazmadan önce , Meyer, beş yıl boyunca bir kitap editörü olarak çalıştı ve Alicia Blade'in kalem adı altında Sailor Moon hayranı kurgu yazdı . The News- Tribune'ye verdiği röportajda, hayran kitlesinin yapımının yazılı el sanatlarını öğrenmesine yardımcı olduğunu, anlık geri bildirimini verdiğini ve ona eleştiri almanın yollarını öğrettiğini söyledi.
Meyer, o başlangıçta yazmak için ilham kaynağı oldu belirten kül 2008'de katıldıktan sonra Ulusal Roman Yazma Ay o fütüristik bir sürümü odaklanan bir hikaye yazdı yarışmasında Çizmeli Kedi . Ayın Günlükleri , Cinderella , Küçük Kırmızı Başlıklı Kız , Rapunzel ve Kar Beyazılığının hikayelerine dayanan dört kitap dizisidir (tetraloji). İlk kitap olan Cinder , New York Times'ın en çok satan kitabıydı.
Meyer, 2013'te Alice Harikalar diyarı olan Queen of Hearts'un yer aldığı genç bir yetişkin seriyle Feiwel & Friends'den iki kitaplık bir anlaşma imzaladı . İlk kitap olan Heartless , 2016 sonbaharında bir yayın için hazırlandı . Tek başına bir roman. Yayıncılar Haftalık sonradan bir süper kahraman serisi yazacağını açıkladı.