Cinder (Ay Günlüğü #1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
14542
Gösterim
Adı:
Cinder
Alt başlık:
Ay Günlüğü #1
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
421
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051425528
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Cinder (The Lunar Chronicles, #1)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artemis Yayınları
Baskılar:
Cinder
Cinder
Gelecekte bile, hikâye "bir varmış bir yokmuş" diye başlıyor...
İnsanlarla androidlerin yan yana dolaştığı Yeni Pekin'e hoş geldiniz.
Her ne kadar birlikte yaşamayı başarsalar da türlerin dostluğu sanıldığı kadar kolay değil.
Ölümcül bir veba insan nüfusunu tehdit ediyor. Ay İnsanları, Dünya'yı uzaydan izleyerek doğru zamanı kolluyor. Kimse Dünya'nın kaderinin tek bir kıza bağlı olduğunun farkında bile değil...
Becerikli bir mekanik ustası olan Cinder, herkesten saklasa da aslında bir sayborg. Üvey annesinin hakaretleri yetmezmiş gibi şimdi bir de üvey kardeşinin hastalanmasından sorumlu tutuluyor. Yakışıklı Prens Kai'in hayatına girmesiyle birlikte, Cinder birden kendini gezegenler arası bir anlaşmazlığın ortasında buluveriyor. Sorumluluk ve özgürlük, sadakat ve ihanet arasında kalan Cinder, Dünya?nın geleceğini koruma altına almak için önce kendi geçmişinin sırlarını açığa çıkarmak zorunda...   Yeniden kurgulanmış bu masalda Külkedisi ile tekrar tanışmaya ne dersiniz?
Marissa Meyer, Washington'ın Tacoma kasabasında doğup büyüdü. Henüz küçük bir çocukken kitaplara âşık olan Marissa, ergenlik yıllarından beri gençlik edebiyatı üzerine çalışıyor. Peri masallarına da büyük bir sevgi besleyen Marissa, gençlik günlerinden beri bu masalları yeniden kurguluyor ve bu tutkusundan da vazgeçecek gibi görünmüyor.
421 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Hepimiz için çok özel olan masallar vardır. Küçüklüğümüzde okuduğumuz, filmlerini izlediğimiz, kendimizi içindeki prens ya da prenseslerle özdeşleştirdiğimiz masallar. Külkedisi, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler, Kırmızı Başlıklı Kız ve diğerleri... Hangimiz Külkedisi'ndeki baloya gitmek istemedik ya da hangimiz Yedi Cüceler'in şirin mi şirin evlerinde olmak istemedik ki? Peki, neden incelememe bu cümlelerle başladım? Marissa Meyer'in dört kitaptan oluşan Ay Günlükleri Serisi çok sevdiğimiz masalların fantastik öğelerle, bilim-kurgu ile geleceğe uyarlanmış hali. Temayı bu masallardan alan serinin ilk kitabı ise Cinder. Yani Cinderella veya daha çok bilinen ismiyle Külkedisi. Evet hepimizin üvey annesi, kız kardeşleri, ayakkabısı, balkabağı vb. ile tanıdığımız Külkedisi. Tabii ki oldukça uzun bir süre, hattâ Dördüncü Dünya Savaşı'ndan yaklaşık iki asır sonra yaşayan bir Cinder'den bahsediyoruz.

Günümüzden uzun mu uzun yıllar sonra dünyada Afrika Uluslar Topluluğu, Amerika Cumhuriyeti ve Doğu Ulusları Topluluğu gibi topluluklar vardır. Bu yeni dünyada benzinli arabalar tarih olmuştur, android ve sayborglar vardır. Doğu Ulusları Topluluğu bünyesinde yer alan Yeni Pekin'de üvey annesi ve üvey kız kardeşleriyle yaşayan bir mekanik ustası olan Cinder de bir sayborgdur. Yani Cinder'in vücudunun bir bölümü metallerden ve kablolardan oluşmaktadır. Öte yandan dünya ciddi bir veba salgınının etkisi altındadır. Başta Doğu Ulusları Topluluğu olmak üzere hastalıkla uğraşan dünya topluluklarının içinde bulunduğu bu durumdan yararlanmak isteyen düşmanlar savaş için fırsat kollamaktadır. Bu düşmanlar kim mi? Tabii ki Kraliçe Levana önderliğinde Aylılar. Peki acaba mekanik ustamız Cinder bu olaylarda ne tür bir rol oynayacak?

Ay Günlükleri Serisi okumak için çok heyecanlı olduğum ve beklentilerimin de çok yüksek olduğu bir seriydi. Doğal olarak serinin ilk kitabından da beklentilerim yüksekti. Son sayfayı çevirdim, kitabı bitirdim ve beklentilerimin tam olarak karşılanmış olmasının keyfini çıkardım. Cinder'i okurken oldukça keyif aldım. Çocukluğumda okumaktan da, izlemekten de çok zevk aldığım Cinderella'nın gelecekteki versiyonunu da bir hayli sevdim. Başlangıçta isimler, terimler hemen oturmadığı için kafa karışıklığı yaşasam da ardından kitaba adapte olup Yeni Pekin'in tadını çıkardım. Marissa Meyer 1984 yılı doğumlu bir yazar, yani görece genç bir yazar olmasına rağmen bence bu alan için harika bir kitap ortaya çıkarmış. Bilinen masalları geleceğe uyarlamak fikri fazlasıyla hoşuma gitti. Yazar da bu fikri iyi bir şekilde kurgulayarak, akıcı, okuyucuyu sıkmadan cümlelere dökmeyi başarmış.

Ay Günlükleri Serisi'ne başlamanın ve Cinder'i bitirmenin mutluluğunu yaşarken, bir sonraki alışveriş için oluşturduğum sepette serinin ikinci kitabı olan Scarlet beni bekliyor. Arka kapaktan okuduğum kadarıyla Cinder'in yolu hepimizin sevdiği bir başka masal kahramanıyla kesişiyor. O masal kahramanı ise Kırmızı Başlıklı Kız. Cinder ve Scarlet'in bir araya geldiği kitabı da çok merak ediyorum.

Ayrıca kitabı daha çok sevmemi sağlayan bir noktaya da değinmek istiyorum. Tabii ki kapak tasarımı ve iç sayfalar. Artemis Yayınları ortaya kesinlikle harika bir iş çıkarmış. Özellikle kitap kapağına ve bölüm başlarındaki sayfalara  bayıldım. Son olarak, okurken fazlasıyla keyif aldığım Cinder sizlere gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap. Keyifli okumalar diliyorum.
421 syf.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Sindirella masalını asla sevememişimdir, kül kedisi bana her zaman itici bir hikaye olarak gelmiştir, o nedenledir ki bu kitaba bir türlü başlayamıyordum. Fakat bir gün kitap yoksunluğu yaşadığım sırada elime almış bulundum, almaz olaydım, elimden bırakamadım, halbuki bu romanı yavaş bir şekilde her bir satırının tadını ala ala okumayı isterdim. Ama yazarımız geleceğin Sindirella'sını öyle bir kurguya otutturmuş ki, herşey öyle akıcı ve sürükleyiciydi ki, uyarlama olduğu halde okuduğum en güzel kitaplardan bir tanesiydi, uyarlamayı geçin yazar kendince bir evren bir olay örgüsü oluşturmuş, okurken içine çekilmemek zaman kavramını unutmamak elde değildi. Harika bir fantastik-distopya romanıydı.

Roman bir Kül kedisi hikayesi olabilir fakat kurgusu ve olay örgüsü bildiğiniz sindirella'dan oldukça farklı, Bu kitaba başlamak isteyip de benim gibi ön yargılarından ötürü başlayamayan arkadaşlar varsa hiç tereddüt etmesinler okusunlar.
Emin olun pişman olmazsınız.
421 syf.
·4 günde·10/10
Bu kitabı okurken çocukluğuma dönmek istedim. Kötülüğün biz çocuklar dünyasına hiç ulaşmadığını düşündüğümüz, çizgi filmlerle ve masallarla büyüdüğümüz o masum çocukluk günlerine. Hepimiz biliriz, Külkedisi Cinderella masalını. Ve hangimiz istemedik ki bir peri değneği ile güzel kıyafetlere kavuşmayı ya da balkabağından fayton oluşmasını.. Bizim Cinderella masalımızda iyiler daima kazanır, kötüler ise kaybeder. Ama şimdi tüm bu bildiklerinizi unutun. Yazarımız Marissa Meyer, bizim Külkedimizi muhteşem hayal gücüyle yeniden kurgulamış.
Gelelim hikayeye. Gelecekte bile, hikâye " Bir varmış bir yokmuş" diye başlıyor.. İnsanlarla, androidlerin yan yana dolaştığı bir yer Yeni Pekin. Hikayemizin asıl kahramanı Cinder, Yeni Pekin'de bir mekanik ustası. Her ne kadar herkesten saklasada o bir sayborg. Yani vücudunun çoğu metallerden ve kablolardan oluşuyor. Sayborg olmadan önceki hayatıyla ilgili bir fikri yok. Tek bildiği yasal vasisi olan üvey bir annesi olduğu ve kendisinden hoşlanmayan iki kız kardeşe sahip olduğu. Tıpkı bizim Cinderella masalımızda olduğu gibi. Fakat burda olaylar bizim bildiğimiz gibi gitmiyor. Yazar bize ütopya değil, distopya yaratıyor. Ülkede ölümcül bir veba salgını yaygın, bu da binlerce insanın hayatını tehdit ediyor. Hikayemizde iki farklı kraliyet var. Aylılar ve Dünyalılar. Aylılar, dünyayı uzaydan izleyerek Dünyayı ele geçirmek için doğru zamanı kolluyor. Ve kimse Dünya'nın kaderinin sayborg bir mekanik ustası olan Cinder'e bağlı olduğunun farkında bile değil...
Ay Günlükleri Serisinin ilk kitabı olan Cinder, okumak için çok heyecanlı olduğum ve beklentilerimin yüksek olduğu bir kitaptı. Ve gerçektende beklentilerimi karşıladı, fazlasıyla.. Hatta yeri geldi Prens Kai ile Cinder'in olduğu bölümler hiç bitmesin istedim. Serinin ikinci kitabı Scarlet'i okumak için can atıyorum.
Yeniden kurgulanmış bu masalda Külkedisi ile tekrar tanışmanızı şiddetle tavsiye ederim.
421 syf.
·2 günde·10/10
Kitabın arka kapağında "gelecekte de masallar bir varmış bir yokmuş diye başlıyor" şeklinde bir cümle var.

Marissa Meyer'ın Ay Günlükleri serisinin ilk kitabı olan Cinder, yazarın masallarla bilim kurguyu bir araya getirme çabasının ilk ürünü, ve ilginçtir ki, bütün basitliğine rağmen, oldukça keyif veren bir eser. İlk kitabın baş karakteri Sindirella (Cinderella), gelecek zamanda, yeni bir dünya düzeninde Yeni Pekin'de mekanik ustası olarak çalışan, yeni adıyla Cinder bir genç kız. Cinder bir sayborg. Etrafta androidler, droidler cirit atıyor, gezegen boyutunda veba salgını var, herkes ölüyor, ayrıca Aylılar da iktidarlarını dünyaya yayma amacında. Androidler, druidler, sayborglar, insanlar, Aylılar derken, kitap ilginç karakterlerle örülü, hafif, ama asla sıkıcı olmayan eğlenceli bir bilim kurgu ve masal denemesine dönüşüyor. Zenginliğin, zengin olmanın alt metin olarak verildiği masallardan ayrı olarak burada tür farklılığının öne çıkarılması, farklı türden robotların, yarı insanların yine de insan muamelesi görmek talebinde olması, ve yine ahlâki kıstasın bütün farklılıklara rağmen his ve duygu sahibi olmak olarak gösterilmesi, çok olumlu bir özellik. Eser masaldaki ana olay akışını bir şekilde korumaya çalışıyor, ama bilim kurgu olması sebebiyle ister istemez bambaşka yollara sapıyor. Kitaptaki iyiler klişe bir şekilde iyi, kitaptaki kötüler klişe bir şekilde kötüler; bu anlamda masalların naifliği korunmuş oluyor sanki, ama bir de bilim kurgunun rengârenkliliği esere yedirilince çok güzel, çok hafif, keyifli bir eser çıkıyor ortaya.

Ben keyifle okudum. Bu aralar, haftalardır yani, gerçek, hakiki, acıtan edebiyattan uzak duruyorum ve çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum. Toptaş'ın Heba'sı sonrası heba olduktan sonra kendimi dinlenmeye verdim; acıtan, can yakan hiç bir şeyi okumayı düşünmüyorum, polisiye kitaplar bile kısıtlı ruh durumları ve hep aynı şeyi anlatan yapısıyla gözüme daha güzel görünüyor. Aslında bilim kurguya ağırlık vermeyi de düşünüyorum. İthaki'nin bilim kurguları gönlümü çeliyor, öte yandan fantastik eserlere, mesela brandon sanderson eserlerine doğru uzanayım da diyorum..

bakalım..
421 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Adından da anlaşıldığı gibi Külkedisi hikayesini baz alarak yazılmış bir kitap. Fakat kitaptaki olaylar birebir hikayeyle uyuşmuyor. Bu benim hoşuma giden kısımlardan bir tanesi.
Hikayeyi bildiğinizden dolayı sıkılır mıyım diye düşünüyor olabilirsiniz -ben düşünmüştüm - ama böyle bir durum söz konusu değil. Çünkü beraberinde farklı sürprizler de gerçekleşiyor.
Fantastik bir dünyayla karşılaşmayı beklerken distopik bir dünyayla karşılaştım. Bu benim için sürpriz oldu diyebilirim. Yaratılan o dünyayı çok sevdim.
Cinder hayranı olamasam da Iko'ya ciddi anlamda bayıldım. Herkesin aksine benim bir parçam Kraliçe Levana'ya hayran kaldı.
Kitabın sonları aksiyondan geçilmiyordu. Yazar,kitabı öyle bir yerde noktalamıştı ki Scarlet'e bir an önce başlama arzusuyla yanıp tutuştum.
Bu tarz kitaplar seviyorsanız kesinlikle okumalısınız.
421 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Cinder "Kül Kedisi" masalının modern hayata uyarlanmış şekli ve gerçek halinden daha güzel olduğunu söyleyebilirim. Aksiyon daha çok son 150-200 sayfasında olsa bile çok akıcı bir kitaptı. Arada biraz üzülsem bile kitabı çok sevdim.
421 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bir kitabı ona bağlanacak kadar çok sevmemiz için bize her sayfasında bir şeyler öğretmesi şart değildir bence. Kimi zaman kurgusu çok hoşunuza gider, kimi zaman karakterleri çok seversiniz, kimi zaman sizi güldürür, size keyif verir. Cinder'a bayılmamın bir sürü nedeni var: kurgusu daha önce hiç rastlamadığım kadar değişik ve klişelerden arındırılmış, karakterler her sayfasında beni güldürecek ya da etkileyecek biçimde yaratılmış, okurken bir sonraki sayfada neler olacağını sanırım daha önce hiçbir kitapta bu kadar fazla merak etmemiştim. Bunlar gibi bir sürü sebep daha sayabilirim ama sevmemin en önemli nedenlerinden biri de, beşten fazla kişiye bu kitap sayesinde okuma alışkanlığı kazandırmış olmamdır.

Cinder çok farklı ve keyifle okuyacağınız bir kitap. Ay Günlükleri serisinin ilk kitabı. Seri kitaplar okumak gözünüzü korkutmasın sakın, çünkü bu seri sayesinde okuma alışkanlığı kazanan üç kişi de seri okumaktan hiç hoşlanmazdı. Ama kitabın kurgusunu ve karakterlerini görünce bir solukta bitirdiler seriyi.

Cinder'a başlayacaksanız eğer, hakkında hiçbir şey bilmeyerek başlayın bence. Bu şekilde sizin için çok daha heyecan verici olacaktır. Ve lütfen seriyi yarım bırakmayın, serinin son kitabını tatmamak hayal kırıklığı olur.

Seri sıralaması:
1. Cinder
2. Scarlet
3. Cress
4. Levana( ara kitap)
5. Winter (#27435847)
6. Uzak yıldızlar (ara kitap)

Ara kitap nedir bilmeyenler için kısaca anlatayım. Ara kitaplar serinin "olmasa da olur" dediğimiz kitaplarıdır. Kimi zaman karakterlerin geçmişini anlatır, kimi zaman da serinin diğer kitabında okumuş olduğunuz bölümün bir başka karakterin gözüyle anlatılışıdır. Bazen yan karakterler için yazılan kitaplardır. Bu kitapların asıl amacı okuyucunun aklında kalan soru işaretlerini götürmektir.

Bu seriyi tekrar tekrar okuyacağım ve bıkacağımı hiç sanmıyorum. Eğer okumadıysanız lütfen bir şans verin ve seriyi bitirin, bir solukta bitecek kadar akıcı. Öyle ki, serinin son kitabı 800 sayfaydı ve en yavaş okuyuşumla (yavaş okudum çünkü bitmesin istedim:) dört günde bitti.
Bu serinin verdiğini başka kitaplarda bulacağımı da hiç sanmıyorum...
Keyifli okumalar :):)
421 syf.
·Beğendi·10/10
Distopya türünü çok fazla okumasam da bazı bu türdeki kitaplar cidden inanılmaz güzel ve heyecan verici oluyor bu kitap gibi. Küçükken okuduğunuz ya da duyduğunuz masalları hatırlıyor musunuz? Külkedisi, Kırmızı Başlıklı Kız, Rapunzel vb. masalları eğer hatırlıyorsanız yazar bu masalları ele alıp masaldaki karakterler ile bambaşka bir dünya yaratmış. İlk kitap Cinder, evet aklınıza Cinderella gelebilir :D ilk kitapta Külkedisi ele alınmış İnsanlar ve androidler-sayborglar bir arada yaşamaktalar fakat insanlar onları kendilerinden dışlamakta ve aşağılamaktadır. Cinder bir mekanik ustası aynı zamanda bir sayborg vücudunun bazı kısımları makineden oluşmaktadır ayrıca üvey annesi ve iki kız kardeşi ile yaşamaktadır. Cinder bir sayborg olduğunu herkesten saklamaktadır eğer öğrenirlerse dışlanacağını biliyor bu yüzden ellerinden hiçbir zaman eldivenlerini eksik etmiyor. Bir gün hükümdarın oğlu Prens Kai, Cinder'ın dükkanına gelerek bir anda kızın hayatına girer.
Aynı zamanda tüm dünyayı kasıp kavuran ve tedavisi olmayan veba hastalığı sarmış bulunmaktadır ve ülkenin hükümdarı da bu hastalığa yakalanmıştır ayrıca bu hastalığa Cinder'ın çok sevdiği, tek anlaşabildiği kardeşi de yakalanır ve bu durumdan Cinder kendini sorumlu tutar. Üvey annesi bunu öğrendiğinde hem Cinder'ı uzaklaştırmak hem de onun üstünden para kazanmak için Cinder'ı saraydaki laboratuvar'a denek olarak yolluyor. Cinder kendini bir anda vebaya çare bulunması için yapılan deneylere gönüllü bir sayborg olarak buluyor. Bu esnada Cinder'ın üzerinde yapılan bazı testler sonrası Cinder'ın geçmişi hakkında ve onun ne kadar özel olduğuna dair bilgiler elde ediyoruz. Bu sırada ülke sarayda verilecek baloya da hazırlanmakta ve balonun beklenmedik bir konuğu da vardır. Ay insanlarının Kraliçesi Levana... Aycılar bazı güçlere sahipler bu güçler: insanların görüşlerini kontrol edebilme,duygularını istedikleri gibi şekillendirebilme. İnsanlara göre Aycıların hepsi kötü ancak hepsi değil tabi başlarında ki Kraliçe Levana hariç. Dünyayı ele geçirebilmek için tek derdi Prens Kai ile evlenmek.
Kitap çok akıcı ve heyecan vericiydi ilk yarıya kadar konuyu anlamaya çalıştım anladıktan sonra tüm sayfalar su gibi akıp geçti. Karakterlere bayıldım Cinder'ın küçük üvey kardeşini çok sevdim Külkedisi masalındaki gibi iki kardeşte kötü değildi. Prens Kai muhteşem, bir prens diye ukala olmamasına ve laf sokup dalga geçmesine bayıldım. Dr. Erland ve Iko harikaydı Tabi bu karakterlerin yanında nefret ettiğim bir çok karakterde vardı.
Kitabın sonundaki detaya bayıldım özellikle, hani Cinderella Külkedisine dönüşmeden önce merdivenlerde ayağı takılır ve ayakkabısı kalır ya ve Prens ayakkabıyı eline alır,bu kitapta da Cinder'ın sayborg ayağı merdivenlerde takılıp çıkıyor ve Prens Kai ayağı eline alıyor :D İkinci kitap Kırmızı Başlıklı Kızı ele almış ve okumak için sabırsızlanıyorum <3 :D
312 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Herkesin çok beğenerek okuduğu övgülere boğduğu ve benim de çok zamandır merak ettiğim seriye sonunda başladım.
Kitaba Sindrella'nın geleceğe uyarlanmış hali olduğunu düşünerek okumaya başladım.
Aslında Cinder'in bazı özellikleri -kötü kalpli üvey anne, iki üvey kardeş ve onların ona köle gibi davranması- haricinde olayların hiç bir bağlantısı yoktu - ah tabi bir de prens var- ...
Kitabın konusundan biraz değinirsem
Cinder bir Mekanik Ustası hatta Yen'i Pekin'in en ünlü ustası.
Vee pek kimse bilmese de o bir Sayborg..
Yeni Pekin de çok büyük bir Veba salgını var ve bu salgın bütün ülkenin güçsüz ve savunmasız bırakmış durumda.
Bunu fırsat bilecek çok kötü kalpli Kraliçe Levana yı asla unutmamam gerekir. 'Ay Kraliçesi Levana' kötü kalpli bir hükümdar ve sadece aycıların sahip olduğu özel yeteneğiyle herkesi kontrolü altına alıyor...
Cinder ve Prens Kai ise prensin bozulan
tamir etmesi için Cindere getirmesiyle tanışıyorlar.
Ama asıl olaylar Peony e Vebanın bulaşmasıyla kızışıyor.
Bu olay sonrasında Cinder'ın üvey annesi Cinder ı vebaya bir antidot bulmak için Sayborgları toplayan ve onlar üzerinde deneyler yapan kuruma gönderiyor.
Ve her şey işte tam o zaman başlıyor.... Gerçekten Harikaydı ve Çok sürükleyiciydi.
421 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
“Gelecekte bile, hikaye ‘Bir varmış, bir yokmuş.’ ile başlıyor.”
Öncelikle seri hakkında bilgi vermek istersem seri eski popüler masal karakterlerinin geleceğe uyarlanmasıyla yaratılan yeni bir dünyada geçiyor. Mesela şu an yorumunu yaptığım ilk kitap karakterimiz Cinder, külkedisi uyarlamasıyla yapılmış ve gelecekti külkedisi bir sayborg. Kulağa çok heyecan verici geliyor değil mi? Cidden öyle.
İlk kitap Cinder ve az da olsa Kai’nin ağzından anlatılıyor. Kitap mükemmel akıcı, asla sıkılmadan okuyorsunuz. Bu kitap ilk kitap olduğu için daha çok bilgi verici olduğunu düşünüyorum. İşte Kraliçe Levana kim? Aslında Cinder kim? Prenses Selene ne oldu? Prenses Selene aslında kim? Bu gibi soruların cevaplarını alıyoruz. Yani bu kitap bir isyanın ilk basamakları diyebilirim. Bu isyanda Cinder ve diğer karakterlerimize güç kuvvet diliyorum. Karakterlerin hepsi muhteşem oluşturulmuş. Hepsini ayrı ayrı seviyorsunuz. Cinder, benim kablolu kekim. Acaba kaçımız onun yaptığını yapardık? Bu güçlü hallerine bayılıyorum. Cidden muhteşem kurgulanmış bir karakter. Benim favori karekterim Iko oldu. Yani kısacası akıcı, hiç sıkmayan, konusu güzel, bol aksiyonlu bir seriye başlamış bulunmaktayım. Ben kitaba 10/10 veriyorum.
421 syf.
·17 günde·10/10
Uzun süredir bu kadar güzel bir fantastik kurgu okumamıştım. Yazarın dili güzel, kitabın konusu güzel, fikir güzel ve tam anlamıyla mükemmel bir kitap. Son iki günde 237 sayfa okudum neredeyse o kadar heyecanlıydı sonları! Ben çok çok severek okudum, herkese de tavsiye ederim.
421 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
GELECEKTE BİLE, HİKÂYE "BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ" DİYE BAŞLIYOR...

↬ Muhteşem! Kurgu süperdi. Kitap süperdi. Kitabın iç tasarımı çok hoştu. Yess! I loved this book ∩▂∩

↬ Marissa Meyer, hayal dünyasını bir güzel gözler önüne sermiş, çokkk ta güzel bir eser oluşturmuş.

↬ Masallara olan sevdam Cinder'ı almam ve okumam için bile yeterdi. Gelişen olayları, duyguları, durumları zevkle okudum. Bana güzel hisler yaşattı. Ah! Güzel Cinder'ım... Karakterlerde yerinde ve adabına uygundu.

↬ Scarlet 'ı okumak için sabırsızlanıyorum. Kitabın son kısımlarında olaylar efsane bir şekilde hem hızlandı hem karıştı. O sonla da merak zirvede :)

↬ Marissa Meyer kalemini gerçekten beğendim. Akıcı, keyifli, sürükleyici ve sıkmayan bir dile mevcut ~ Bu durumdan çevirmeninde büyük bir emeği ve katkısı var tabi  ﺴ

Δ Eğer siz de masallar içinde yeni bir kurgunun misafiri olmak istiyorsanız işte o kitap bu! :)

İyi Okumalar!
Farklılıklarımıza rağmen, birbirimizi sevme gücüne sahibiz. Zayıflıklarımıza rağmen, birbirimize yardımcı olmak da bizim elimizde.
Marissa Meyer
Sayfa 334 - Artemis Yayınları
Tek bir millet olarak çok daha güçlüyüz. Farklılıklarımıza rağmen, birbirimizi sevme gücüne sahibiz. Zayıflıklarımıza rağmen, birbirimize yardımcı olmak da bizim elimizde.
Cinder ellerini arka ceplerine soktu. “Yani hava aracını tamir eder ve bir elbise bulabilirsem, bu sene gerçekten de baloya gidebileceğimi mi söylüyorsun?”
Adri’nin dudaklarının köşesi kıvrıldı. “Senin o,” derken, bakışları Cinder’ın çizmelerine indi, “acayipliklerini saklayacak uygun bir elbise bulabilmen bir mucize olur. Ama evet; eğer hava aracını onarırsan, baloya gidebilirsin sanırım.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Cinder
Alt başlık:
Ay Günlüğü #1
Baskı tarihi:
Ocak 2015
Sayfa sayısı:
421
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051425528
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Cinder (The Lunar Chronicles, #1)
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Artemis Yayınları
Baskılar:
Cinder
Cinder
Gelecekte bile, hikâye "bir varmış bir yokmuş" diye başlıyor...
İnsanlarla androidlerin yan yana dolaştığı Yeni Pekin'e hoş geldiniz.
Her ne kadar birlikte yaşamayı başarsalar da türlerin dostluğu sanıldığı kadar kolay değil.
Ölümcül bir veba insan nüfusunu tehdit ediyor. Ay İnsanları, Dünya'yı uzaydan izleyerek doğru zamanı kolluyor. Kimse Dünya'nın kaderinin tek bir kıza bağlı olduğunun farkında bile değil...
Becerikli bir mekanik ustası olan Cinder, herkesten saklasa da aslında bir sayborg. Üvey annesinin hakaretleri yetmezmiş gibi şimdi bir de üvey kardeşinin hastalanmasından sorumlu tutuluyor. Yakışıklı Prens Kai'in hayatına girmesiyle birlikte, Cinder birden kendini gezegenler arası bir anlaşmazlığın ortasında buluveriyor. Sorumluluk ve özgürlük, sadakat ve ihanet arasında kalan Cinder, Dünya?nın geleceğini koruma altına almak için önce kendi geçmişinin sırlarını açığa çıkarmak zorunda...   Yeniden kurgulanmış bu masalda Külkedisi ile tekrar tanışmaya ne dersiniz?
Marissa Meyer, Washington'ın Tacoma kasabasında doğup büyüdü. Henüz küçük bir çocukken kitaplara âşık olan Marissa, ergenlik yıllarından beri gençlik edebiyatı üzerine çalışıyor. Peri masallarına da büyük bir sevgi besleyen Marissa, gençlik günlerinden beri bu masalları yeniden kurguluyor ve bu tutkusundan da vazgeçecek gibi görünmüyor.

Kitabı okuyanlar 2.005 okur

  • Senanur Kale
  • Nazeninpapatya
  • Sevde
  • Eylül Nazlı Kula
  • Feyza
  • Ezgi
  • Merve Mermertaş
  • Batuhan KIRAN
  • Dilara Akbulut
  • Tuğçe Duygu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7.1
14-17 Yaş
%49.6
18-24 Yaş
%24.8
25-34 Yaş
%14.2
35-44 Yaş
%2.4
45-54 Yaş
%1.2
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%95.4
Erkek
%4.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%39.2 (354)
9
%24.7 (223)
8
%18.7 (169)
7
%9.2 (83)
6
%4.1 (37)
5
%2.1 (19)
4
%0.2 (2)
3
%0.7 (6)
2
%0.4 (4)
1
%0.3 (3)

Kitabın sıralamaları