Toparlamıştım aslında ama yavaş yavaş yine eskiye dönüyorum gibi. Bunda onun payı da çok tabi. Napıcam. Beni sevmiyor biliyorum. Ama beni bırakmıyor. Ben onu seviyorum ve ben de onu bırakamıyorum. Bu aralar 4 senedir ilk defa beynim bana oyun oynamıyorsa kıskançlık belirtisi gösterdi ve yemin ederim kafam o kadar karışık ki. Hala çok kibar hala bana değer veriyor biliyorum. Bana diğer kızlara davranmadığı gibi davranıyor ama bu sadece en yakın olduğunuz için mi yoksa başka bir şey için mi ayırt edemiyorum. Bence sadece sorumluluk almak istemiyor. Çünkü sadece adımız yok. Tek bildiğim hiçbir şey bilmediğim ve bu durumun biz Muğladan gidene kadar devam edeceği. Tabi başımıza yine major skandal bir olay gelmezse... Pardon aslında bildiğim bir şey var ve o da beni sevmediği. Ama sevmeyen biri de kıskanmaz ki. House of balloons a döndük. Neyse en iyisi yine overthink denizinde yüzmeden uyumak. Keşke hiç Muğlaya gelmeseydim. Keşke hiç onunla karşılaşmasaydım. Keşke o gün yanına gitmeseydim falan filan yine her gece kurduğum cümleler. İyi geceler.
Bazen böyle mal gibi düşünüyorum acaba hiç tanışmasaydık nasıl olurdu diye. Şuanki ben olmazdım bence. Çünkü 17 yaşımda tam karakterim oturmaya başladığında tanıştık ve bir yerde de düşüncelerimi şekillendiren oydu. Benim de onu şekillendirdiğimi düşünüyorum. Beraber büyüdük. Yorgunluğumu da şekillendiren oydu gerçi. Belki şuanki ben olmazdım ama daha mutlu olurdum emindim. Daha mutlu değil de sadece mutlu olurdum.