Adı:
İnsanlığımı Yitirirken
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057728326
Kitabın türü:
Orijinal adı:
人間失格
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken
No Longer Human
Japonya'nın en çok okunan romanlarından İnsanlığımı Yitirirken'de Osamu Dazai, savaş sonrası Japonya'sının boğucu atmosferinin toplumdaki izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında giderek yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini aktarmak için teşrih masasına kendini yatırıyor.

Gündelik yaşamın acı veren detaylarını ve yıkıcı anların uğultusunu tüm yalınlığıyla kâğıda dökerek yarattığı bu anti-kahramanla, Japonya'nın genç aydınlarının Batı ile geleneksel kültür arasındaki sıkışmışlığını resmederek, bireyciliğin ve toplum karşıtlığının "salgın" gibi yayıldığı bir coğrafyada varoluşçuluk tohumları serpiyor.

Duygular hırpalanarak siliklenirken, dünyanın gerçekliğini yitirişini aktaran Dazai, dünyevi hazlar peşinde iyileşmeye çalışırken daha da parçalanan Yozo karakterinde cisimleşen evrensel sancının yansıdığı satırlarla yazın dünyasında ölümsüzleşiyor.

Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin...
114 syf.
·1 günde·9/10 puan
Kitapla daha doğrusu yazarla tanışmam Bungou Stray Dogs isimli anime sayesinde oldu.Yazarın en tanınmış eseri olan İnsanlığımı yitirirken yarı otobiyografi şekilde nitelendirebileceğimiz yazarın hayatından kesitler ve duygu düşünceleriyle karşımıza çıkıyor. "Hayata dikiş tutturamamış" kavramıyla tanıştırdı beni Dazai. Yaşamak sanki onun için uygun bir şey değilmiş gibi tekrar tekrar hayatına son verme gayretiyle çabalıyor,beyni bununla haşır neşir iken bir yandan da maskeler altında sakladığı kişiliğinin ve yalnızlığının buhranlı ve bir o kadar karmaşık fikirleriyle zor bir süreç içinde yıpranıyor.Kitabı okudukça Dazai'nin yalnızlığıyla yalnız kalıp bazen onun depresifliğinin üzerime sindiğini hissettirdi bana. Sanki ellerimin arasından kayıp yalnızlığına mahkum oluşunu uzaktan izliyormuşcasına bir hüzne kapıldım okurken. Animeden kaynaklı yazara ayrı bir ilgi duyduğum için midir bilemiyorum ama hayata bakışıma,sahip olduğum değerlere ve yaşamaya farklı bir pencereden bakmamı sağladı.
120 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Ayna ,bak bana! Gör beni! Yaklaş , biraz daha yaklaş, göremiyorum içimdekini! Yaklaş ve vur başını başıma , acısın! Kanasın, cam parçalarınla , canım. Ancak öyle görebilirim kim olduğumu. Kanayan ben miyim , yoksa sen misin? İçimdeki ben, çık dışarı! Yüzleşmek istiyorum seninle, ama hayır olmaz! Sen içimde kalmaya devam etmelisin ben de kanayan her şeyi bir kaba toplayıp yeniden içmeliyim, aynadan hiçbir şey kaybettirmemek için…

Kişilik kazanırken kendimizden neler kaybettiğimizi hiç düşündük mü? Olduğumuz kişiler gerçekten de istediğimiz , mutlu olduğumuz , sevdiğimiz kişiler mi ? Aynaya bakıp , gerçek kendimizle yüzleşebilir miyiz? Kendimizin farkında olabilir miyiz? O fark etme anının enkazları başımızın üzerine yıkılırken oradan olabildiğince çabuk kaçmayı mı , yoksa molozların hepsi üzerimize dökülüp , bu kargaşa dinene kadar beklemeyi mi tercih ederiz? Ben kaçmayı tercih ederdim , Yozo da öyle yapıyor hem de hayatı boyunca.
Yozo’nun kendinden kaçıp en sonunda hayatın tüm enkazını üzerine boşaltmasının hikayesini inceleyeceğiz. Yazarın da intihar girişiminin başarılı sonuç verdiğini ve bu eylemi gerçekleştirirken de “Good Bye” isimli bir çalışmayı da tamamlamak üzere olduğunu da söyleyelim. Sana da Elvada Dazai!

Yozo’nun hayatı kitapta bir başkası tarafından anlatılıyor. Metne girişte Yozo’nun üç farklı zamanda çekilmiş üç fotoğrafı mevcut.

1. Fotoğraf Kendini Bulma Yılları: Gülmek için kendini sıkan ve yüzü bu haliyle maymuna benzeyen bir çocuk.

Karakterimizi şekillendirirken , ailemizin bu çabalama evremizde bize verdiği tepkilerin ne denli önemli olduğunu bir kez daha anlamamıza neden olacak bir bölüm. Bu ilk fotoğrafın çekildiği birinci evrede Yozo’nun kendine hiç uymayan bir kişiliği , ailesinin mutlu olduğunu görmek ve etrafındaki insanların onun ne kadar hissiz bir çocuk olduğunu fark etmesinler diye taktığı “sempatik ve komik çocuk” maskesinden başka bir şey değil. Tüm hayatı şakalar üzerine kuran bir çocuk hayal edelim. Çevresindeki herkesi mutlu eden ama şakaların ardında bir damla gözyaşı barındıran bir çocuk! Kişiliğini gizlemekte oldukça başarılı ve sinsi. Asla bir açık vermiyor. Peki ailenin burada nasıl bir yönü var , derseniz şöyle anlatayım. Bir çocuğun her zaman yansıttığı tek bir ruh hali varsa bunun için durup düşünmeli . Derinine inmeli . Bir çocuk sürekli olarak şakalar yapıyorsa , mutsuzluğunu asla dile getiremiyorsa sizce bu o çocuğun çok mutlu olduğunu mu, yoksa çocukta bir sorun olduğunu mu gösterir? Zaten lise yıllarına kadar böyle devam etmiş bir çocuğun daha sonra bozulmasını bekleyemeyiz. Yozo’yu bu dönemde dehşete uğratan bir kişi var hayatında , okul arkadaşı , sınıfın en silik tipi. Ondaki bu sahteliği görüyor ve ona “Mahsus Yapıyorsun!” diyor. Yozo’nun oyununun açığa çıkmasında ilk tehlikenin bir sınıf arkadaşı yani akran tarafından ortaya atılması da manidar.

2. Fotoğraf Lise Yılları ve Sonrası , Kayboluşa Hazırlık: Bu seferki gülümseme biraz daha becerikli ama yine de içinde bir insan mı var şüpheli.

Birkaç arkadaş edinmenin ve yeni çevreler tanımanın, yeni ilişkilerin, kadınların veya erkeklerin kişiliğimiz üzerine rolleri burada güzelce ele alınmış. Yozo da bu süre içerisinde arkadaşları vesilesiyle biraz kendinden kaçabilse de , maskesi sayesinde üzerinde oluşan yoğun ilgiden de sıkıntı yaşıyor ama bundan da vazgeçemiyor . Maskelerimizden kurtulmak kolay değildir. Alkol ve sigaranın da tanıdık arkadaşlığıyla bu yılları ilerletiyor.

3. Sona Doğru: Saçlarında beyazlar , daha 30’lu yaşlarında bile değil. Ölü gibi bir kenarda duruyor.

Karakterimiz kendi gibi olmaya son anda karar veriyor. Bu kendi gibi olma , maskeyi atma işinin ne kadar zor olduğunu söylemiştim. Maskeyi bir kadın yardımıyla atıyor, bu güne kadar olan çarpık ilişkilerine bir yenisini daha ekliyor ancak bu ilişki ilk başta ona kendi olma fırsatı verirken kendi olmanın ne kadar korkunç olduğunu anlıyor. Biz insanlar , ne kadar kendimiz olmaya dayanabiliriz ki ? Kendimizden ne kadar kaçarsak kaçalım yine de kendimize yakalanıyoruz ve bu yakalanma çoğumuz için bir felakete yol açıyor. Yozo için hatta yazar için de aynısını söyleyebiliriz. Yaptığı iş , seviştiği kadın, içtiği sigara ve konuştuğu her şey maskesi olan bir adamın kendinden kaçışının veya kaçamayışının, müthiş bir gözlem gücüyle aktarılmasına şahit oluyorsunuz bu kitapta.

“Alem buna izin vermez.
Alem değil, izin vermeyen sensin.
Böyle şeyler yaparsan , alemin tepkisi sert olur.
Alem değil, sen yaparsın.
Çok geçmez, alem seni gömüverir.
Alem değil, beni gömecek olan sen değil misin?”

ELLER HAVAYA!
“Herkes, birey olarak kendisinin korkunçluğunu, gizemini, düzenbazlığını, düşkünlüğünü bilsin!”
109 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Tükenmişlik, mutsuzluk, yılgınlık, amaçsızlık, çaresizlik örneği Yozo ile tanıştım İnsanlığımı Yitirirken kitabı ile. İnsan en yakınları dahil kimseye güvenemezken, kendisi gibi çevresindeki insanların da bir maske ardından hayat içerisinde rollerini oynadıklarını düşünürken, en önemlisi hiçbir yere kendini ait hissedemezken mutlu olabilir mi? Yozo içinde bulunduğu mutsuzluk girdabından " Tanrım benim gibi birinin duasını kabul edecek olursan şayet ömrüm boyunca bir kez olsun bana da bu mutluluğu bahşet!! şeklinde feryat ediyor.
Toplum içerisinde yalnız Yozo, insanlardan korkuyor, onlara hayır demekten, onlar ile herhangi şekilde iletişim kurmaktan kaçınıyor çünkü karşısındakinin de kendi yüreğinin de sonsuza dek onarılamayacak biçimde yara alacağı korkusunu yaşıyor. Tamamen kendisini bu akışa kaptırmış gibi görünse de farklı hissedebilmek için az da olsa çaba gösteriyor fakat her seferinde alkol en sonunda da morfin sığınağı oluyor. Kan kusacak kadar alkol, bağımlısı olacak kadar morfin kullanıyor. Sadece bir kez sevgi ve güven kırıntıları hissettiği belki de kurtuluşu olacak sevdiceğine sığınıyor. Buradan da yaşanılan trajedi ile " Saçlarım o gece ağarmaya başladı, her şeye karşı güvenimi kaybettim, insanlardan sonsuza dek kuşkulanmaya başladım. Dünyevi ümitlerimi , sevinçlerimi ve beklentilerimi sonsuza dek yitirdim." diyerek savruluyor ve itirafını ediyor; "insanlığmı yitirdim."...
Yaşadığı topluma yabancı olmanın, toplum ile kaynaşamamanın, yalnızlığın, sıkışmışlığın hikayesinin kısa ama oldukça derin anlatıldığı eser naif ruhlarda tahribata sebep olabilir...
120 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10 puan
Bir oturuşta okunmasını tavsiye edeceğim bir kitap. Başka türlüsünü yapmak da zor olur zaten çünkü Yozo (ana karakter) esir ediyor okuyucuyu.
İlk sayfadan son sayfaya kadar eksikliğini hissedeceğiniz tek duygu umut olabilir. Zira öfkeli ve çaresiz Yozo. Uyumsuz, ötekileşmiş biri. Bir pantomim sanatçısı gibi yaşıyor hayatını çünkü ağzını ne zaman açsa içindeki gerçekliği zapt etmek için çok yoğun bir mücadele vermek zorunda kalıyor.
Çok akıcı ve çok da dokunaklı bir metin bu Dazai'nin yazdığı. Yalznızlığı bu kadar gerçekçi bir şekilde anlatan bir kitap okumamıştım doğrusu.
Kesinlikle öneririm, sinirlendirecek kadar çaresiz hissedeceksiniz.
109 syf.
·6/10 puan
Kitabı okurken yozo karakterine hem acıma hem kızma duyguları arasında yaşadığım gelgitlerden dolayı ruh halim epey bozuldu. Bu duyguyu hissettirmesi açısından çok başarılı olduğunu düşünüyorum ancak ben bu tarz kitapları okurken çok mutsuz olduğum için çok sevdim diyemem. Benim için kitap okumak hayatıma anlam katmakla ilişkili birşey olduğu için malesef hayatın anlamını süpürüp götürüyor
Üzgünüm yozo
114 syf.
Kalbi kırılan ya da belki de hep kırık olan bir yazarın özyaşam öyküsü bu. Sonradan kırılan bir kalp değil de, doğuştan kırık...
'O yara, benim bebekliğimden beri, doğal olarak ortaya çıkmış, büyüdükçe iyileşeceği yerde, gittikçe derinleşmiş, kemiğe kadar inmiş... fakat o yara gün geçtikçe benim et ve kemiklerimden daha fazla içkinleştiğim bir şey haline gelmiş...'
İnsan olmayı öğrenememiş bir insanın öyküsü bu.
'İnsanlar bana bunun özünü öğretmemişlerdi. Eğer bunu anlayabilseydim... insanların yaşamlarıyla zıt düşüp, gece cehennemlerimde bu sıkıntıları yaşamazdım.'
Ellerimin arasında yine muazzam bir yüreği tuttum ve bu canımı acıtıyor. Ellerimin arasında yitip giden ve asla tutamadığım bir yürek, yitip gitmişliğiyle ve bir daha yitip gidecek olmasıyla canımı acıtıyor... Sayfalarını açık bırakmak istiyorum, orada kalsın, hiç sonu gelmesin, hiç sonunu getirmesin, ben sayfanın kenarlarına balonlar çizeyim, onun gülümsemesini hissedeyim istiyorum... içimde yaşama sevinci yokken, hassas ve ölmüş yürekleri mutlu etme isteğim neden?
'Bisikletle, yeşilliklerle kaplı şelaleye gitmek gibi şeyler benim isteyebileceğim şeyler değil.' Eziliyorum... bu cümlenin ağırlığıyla eziliyorum... İnsan yaşamının ne olduğu hakkında bir fikri olan var mı? Peki ya insan olmanın?
Son olarak... yazar, gerçek yaşamında intihar etmiş ve şu notu bırakmış; doğmuş olduğum için beni affedin.
Ben, insanlığını yitirirken, bu kadar güzel olanını görmedim...
109 syf.
·4 günde·9/10 puan
Dazai'nin hayatı Yozo isimli bir karakter üzerinden günceler eşliğinde anlatılmış.

ruhunu bir türlü bedenine oturtamamış bir adam ve bu bedenin dünya üzerinde yaşlananadeğin yalpalanmasını okudum bu kitapta. Yozo her şeyi sorgularken, sorguları 'olması gereken' şekilde son bulmuş olduğunu hissettim. hiçbir zaman tatmin olmamış, sadece olması gerektiği gibi yaşayan bir kimseydi. dile alamadığı onca korkusundan kaçmayı denediği yerlerin ona en çok zarar veren yerler olduğunu bile bile yürütmesi en çok kendisinden kaçmak istediğini hissettirdi bana. zira dile ağza bile zorlukla getirdiği korkularının, sürekli kafasında dönüp duran başı sonu illaki bilinen sorularının en değişik yolla sorgulama kaynağı kendisiydi. şaklabanlıkla başlayan kendisine yabancılığı, otuz yedi yaşında saçındaki akların görünmesiyle kendisi ve yabancılığı arasındaki sözsüz anlaşmalı bağı kopardı. çokbilmişlik havası, umuttan noksanlığı yüzündendi. bir oturuşta bitirilebilecek bir kitap, okuması güzel, üstüne fazla düşünülmedikçe.
109 syf.
·Puan vermedi
Kitaplar bittiğinde kendimi kitabın dünyasından atılmış, boşluğa düşmüş gibi hissederim. Yani o dünyada kitabın karakterleri yaşamaya devam ediyordur ama ben artık orada olamam, dışlanmışım gibi. Ama tamamen tek karakterin iç dünyasına odaklı ve bilinç akışı tekniğiyle yazılmış kitaplar bittiğinde o karakter hayatımdan çıkıp gitmiş, ben hayatıma devam ediyorum ve artık o benim hayatımda olamaz gibi, hayatımdan bir kişi eksilmiş gibi hissediyorum. Bu da öyle kitaplardan biri. Dazai'nin Yozo karakteri üzerinden anlattığı özyaşam öyküsü. “Yaşamım utançlarla doludur. İnsan yaşamının ne olduğu hakkında hiçbir fikrim yok.” diye başlıyor kitap. İç dünyasında mutsuz, depresif, isteksiz olan ama şaklabanlıklar yaparak insanlara bunu hiç fark ettirmeme konusunda oldukça başarılı olan Yozo. İnsanları anlamayan hatta onlardan korkan, insanları sevme yeteneğinin olmadığını düşünen bir karakter fakat mutlu ve normal bir insan rolü yaparak zaten yabancı hissettiği dünyada kendisine de yabancılaşmış. Yozo'nun sıkıntılı iç dünyası, hayata karşı tepkisizliği beni okurken mutsuz etse de okumaktan haz aldığım, çok akıcı ve yalın bir anlatımı olan bir kitaptı.
109 syf.
·46 günde·Puan vermedi
Okuduğum en iyi kitaplardan biri olabilir. Bungou Stray Dogs animesini izleyip karakterlerden öğrendiğim kadarıyla bu kitabı okudum. Kesinlikle öneririm.
120 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İnsanlığımı Yitirirken’i okurken ayna karşısına geçmiş ve kendi iç dünyamı inceliyormuş hissine kapıldım. O karamsarlık, yalnızlık ve dolduramadığım boşluk hissinin ilmek ilmek satırlarda işlendiğini görmek, sanki uzun zamandır görmediğim çok yakın bir arkadaşımı görmüşüm gibi hissettirdi. Çoğu yerinde güldüm. Oysaki komik geldiğinden değil, çok tanıdık geldiğindendi.

Dazai’nin bu yarı otobiyografik eserini okumak için biraz hayatı hakkında araştırma yapmak faydalı olacaktır. Anneme kitaptan biraz bahsettiğimde “bu adam psikopat.” dedi. Hayal kırıklığına uğramıştım, çünkü benim düşüncelerim de bu adamınkine benzerdi.

İçine düştüğü yalnızlığın ve depresyonun sonucunda giriştiği intihar denemeleri, onun ardından sürekli yaşadığı kalp kırıklıklarını anlattığı eserini merak eden kimse ertelememeli ve bulduğu ilk fırsatta okumaya başlamalıdır.
109 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitaplarda kendini arayan bir insan olarak, insanlığımın, kendime bile itiraf edemediğim, anlamlandıramadığım davranışlarımın sebeplerini daha ilk sayfalarında bulmanın heyecanı içerisindeyim. Bence mutlaka okunmalı, size de denk gelen, dokunan, arayıp bulamadığınız o satır, burada olabilir.
120 syf.
·10/10 puan
Sadece hissettiğini değil, hissetmek istediği, tatmak istediği diğer tüm duygularını yazıya dökmüş. Mor Bir Serserinin Gezi Notları için "Yazdığım en iç açıcı kitabım" demesine şaşırmıyorum. Kitabı (Mor Bir Serserinin Gezi Notları) okurken ciddi ciddi güldüğüm yerler oldu. İntihara meyilli bir karakteri olsa da yaşadığı sürece etrafındaki insanları sık boğaz etmemiş. Aslına bakarsak bu yüzden daralmış olabilir. Herkesi memnun etmek, her şeyi onaylamak. Ne kadar başına buyruksa bir o kadar da düşünen. Üstelik en ince ayrıntısına kadar. Bu insanı çıldırtıyor. Ölümden korkarken ona aşık olmak. Ya da bunların hiçbirisi. Dedikleri gibi "Osamu sadece kötü çocukluk geçirmiş, melek gibi bir çocuk".
Kendiminkiyle toplumdaki diğer insanların mutluluk anlayışının tamamen farklı olabileceği endişes, bu endişeyle geçirdiğim geceler, yattığım yerde dönüp durmama, kıvranmama, çıldıracak raddeye gelmeme bile neden olmuştu.
Şüphesiz insanın yüreğinde daha anlaşılmaz, dehşet verici bir şey vardır. İştah demek yetersiz kalır. Kibir diye adlandırmak kifayetsiz,renk ve iştah sözcüklerini bir araya getirmekse kafi gelmez.
Karşılıklı olarak birbirlerini kandırıp, üstelik ne tuhaftır ki, hiçbir yara almadan, sanki bunun farkında değillermiş gibi gerçekten çarpıcı, berrak ışıltılar yayan şen inançsızlık örnekleriyle dolu insan yaşamı.
.... Ertesi gün başlarız gene her şeye
Bir önceki günün hükmüyle
Kaçınmak için vahşi zevklerden
Ve büyük kederlerden
Tıpkı yoldaki taşın etrafından dolanan kurbağa...
𝚃𝚊𝚗𝚛ェ𝚖 𝚋𝚊𝚗𝚊 𝚐𝚞̈𝚌̧ 𝚟𝚎𝚛! 𝙸̇𝚗𝚜𝚊𝚗𝚕𝚊𝚛ェ𝚗 𝚘̈𝚣𝚞̈𝚗𝚞̈ 𝚊𝚗𝚕𝚊𝚖𝚊𝚖𝚊 𝚢𝚊𝚛𝚍ェ𝚖 𝚎𝚝. 𝙸̇𝚗𝚜𝚊𝚗𝚕𝚊𝚛 𝚍𝚒𝚐̆𝚎𝚛 𝚒𝚗𝚜𝚊𝚗𝚕𝚊𝚛ェ𝚗 𝚞̈𝚣𝚎𝚛𝚒𝚗𝚎 𝚋𝚊𝚜𝚜𝚊 𝚍𝚊 𝚌𝚎𝚣𝚊𝚜ェ 𝚢𝚘𝚔. 𝙱𝚊𝚗𝚊 𝚋𝚒𝚛 𝚘̈𝚏𝚔𝚎 𝚖𝚊𝚜𝚔𝚎𝚜𝚒 𝚟𝚎𝚛!
...Karşılıklı olarak birbirlerini kandırıp,üstelik ne tuhaftır ki hiçbir yara almadan, sanki bunun farkında değillermiş gibi gerçekten çarpıcı, berrak ışıltılar yayan şen inançsızlık örnekleriyle dolu insan yaşamı.
Horiki ve ben.
İlişkimizde birbirimizi aşağılıyor, değersizleştiriyorduk. Eğer, toplumun "dostluk" dediği buysa, Horiki'yle aramdaki tam anlamıyla bir "dostluk"tu.
Osamu Dazai
Sayfa 85 - Sel Yayıncılık
𝑩𝒆𝒏𝒊𝒎 𝒊𝒄̧𝒊𝒏 "𝒕𝒐𝒑𝒍𝒖𝒎" 𝒅𝒊𝒃𝒊𝒏𝒊 𝒈𝒐̈𝒓𝒆𝒎𝒆𝒅𝒊𝒈̆𝒊𝒎, 𝒅𝒆𝒉𝒔̧𝒆𝒕𝒍𝒊 𝒃𝒊𝒓 𝒚𝒆𝒓𝒅𝒊.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlığımı Yitirirken
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057728326
Kitabın türü:
Orijinal adı:
人間失格
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken
No Longer Human
Japonya'nın en çok okunan romanlarından İnsanlığımı Yitirirken'de Osamu Dazai, savaş sonrası Japonya'sının boğucu atmosferinin toplumdaki izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında giderek yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini aktarmak için teşrih masasına kendini yatırıyor.

Gündelik yaşamın acı veren detaylarını ve yıkıcı anların uğultusunu tüm yalınlığıyla kâğıda dökerek yarattığı bu anti-kahramanla, Japonya'nın genç aydınlarının Batı ile geleneksel kültür arasındaki sıkışmışlığını resmederek, bireyciliğin ve toplum karşıtlığının "salgın" gibi yayıldığı bir coğrafyada varoluşçuluk tohumları serpiyor.

Duygular hırpalanarak siliklenirken, dünyanın gerçekliğini yitirişini aktaran Dazai, dünyevi hazlar peşinde iyileşmeye çalışırken daha da parçalanan Yozo karakterinde cisimleşen evrensel sancının yansıdığı satırlarla yazın dünyasında ölümsüzleşiyor.

Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin...

Kitabı okuyanlar 1.097 okur

  • Şifa Karakoç
  • pıt pıt
  • Nehir Yılmaz
  • Baran
  • G'okumakta
  • hyakkimaru
  • psikologokur
  • hümeyza bostancı
  • Yaren
  • Eylül Doğan

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%10.9 (52)
9
%11.6 (55)
8
%17.2 (82)
7
%8.8 (42)
6
%4.4 (21)
5
%1.9 (9)
4
%1.1 (5)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%0