Adı:
İnsanlığımı Yitirirken
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057728326
Kitabın türü:
Orijinal adı:
人間失格
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken
No Longer Human
Japonya'nın en çok okunan romanlarından İnsanlığımı Yitirirken'de Osamu Dazai, savaş sonrası Japonya'sının boğucu atmosferinin toplumdaki izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında giderek yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini aktarmak için teşrih masasına kendini yatırıyor.

Gündelik yaşamın acı veren detaylarını ve yıkıcı anların uğultusunu tüm yalınlığıyla kâğıda dökerek yarattığı bu anti-kahramanla, Japonya'nın genç aydınlarının Batı ile geleneksel kültür arasındaki sıkışmışlığını resmederek, bireyciliğin ve toplum karşıtlığının "salgın" gibi yayıldığı bir coğrafyada varoluşçuluk tohumları serpiyor.

Duygular hırpalanarak siliklenirken, dünyanın gerçekliğini yitirişini aktaran Dazai, dünyevi hazlar peşinde iyileşmeye çalışırken daha da parçalanan Yozo karakterinde cisimleşen evrensel sancının yansıdığı satırlarla yazın dünyasında ölümsüzleşiyor.

Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin...
120 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Ayna ,bak bana! Gör beni! Yaklaş , biraz daha yaklaş, göremiyorum içimdekini! Yaklaş ve vur başını başıma , acısın! Kanasın, cam parçalarınla , canım. Ancak öyle görebilirim kim olduğumu. Kanayan ben miyim , yoksa sen misin? İçimdeki ben, çık dışarı! Yüzleşmek istiyorum seninle, ama hayır olmaz! Sen içimde kalmaya devam etmelisin ben de kanayan her şeyi bir kaba toplayıp yeniden içmeliyim, aynadan hiçbir şey kaybettirmemek için…

Kişilik kazanırken kendimizden neler kaybettiğimizi hiç düşündük mü? Olduğumuz kişiler gerçekten de istediğimiz , mutlu olduğumuz , sevdiğimiz kişiler mi ? Aynaya bakıp , gerçek kendimizle yüzleşebilir miyiz? Kendimizin farkında olabilir miyiz? O fark etme anının enkazları başımızın üzerine yıkılırken oradan olabildiğince çabuk kaçmayı mı , yoksa molozların hepsi üzerimize dökülüp , bu kargaşa dinene kadar beklemeyi mi tercih ederiz? Ben kaçmayı tercih ederdim , Yozo da öyle yapıyor hem de hayatı boyunca.
Yozo’nun kendinden kaçıp en sonunda hayatın tüm enkazını üzerine boşaltmasının hikayesini inceleyeceğiz. Yazarın da intihar girişiminin başarılı sonuç verdiğini ve bu eylemi gerçekleştirirken de “Good Bye” isimli bir çalışmayı da tamamlamak üzere olduğunu da söyleyelim. Sana da Elvada Dazai!

Yozo’nun hayatı kitapta bir başkası tarafından anlatılıyor. Metne girişte Yozo’nun üç farklı zamanda çekilmiş üç fotoğrafı mevcut.

1. Fotoğraf Kendini Bulma Yılları: Gülmek için kendini sıkan ve yüzü bu haliyle maymuna benzeyen bir çocuk.

Karakterimizi şekillendirirken , ailemizin bu çabalama evremizde bize verdiği tepkilerin ne denli önemli olduğunu bir kez daha anlamamıza neden olacak bir bölüm. Bu ilk fotoğrafın çekildiği birinci evrede Yozo’nun kendine hiç uymayan bir kişiliği , ailesinin mutlu olduğunu görmek ve etrafındaki insanların onun ne kadar hissiz bir çocuk olduğunu fark etmesinler diye taktığı “sempatik ve komik çocuk” maskesinden başka bir şey değil. Tüm hayatı şakalar üzerine kuran bir çocuk hayal edelim. Çevresindeki herkesi mutlu eden ama şakaların ardında bir damla gözyaşı barındıran bir çocuk! Kişiliğini gizlemekte oldukça başarılı ve sinsi. Asla bir açık vermiyor. Peki ailenin burada nasıl bir yönü var , derseniz şöyle anlatayım. Bir çocuğun her zaman yansıttığı tek bir ruh hali varsa bunun için durup düşünmeli . Derinine inmeli . Bir çocuk sürekli olarak şakalar yapıyorsa , mutsuzluğunu asla dile getiremiyorsa sizce bu o çocuğun çok mutlu olduğunu mu, yoksa çocukta bir sorun olduğunu mu gösterir? Zaten lise yıllarına kadar böyle devam etmiş bir çocuğun daha sonra bozulmasını bekleyemeyiz. Yozo’yu bu dönemde dehşete uğratan bir kişi var hayatında , okul arkadaşı , sınıfın en silik tipi. Ondaki bu sahteliği görüyor ve ona “Mahsus Yapıyorsun!” diyor. Yozo’nun oyununun açığa çıkmasında ilk tehlikenin bir sınıf arkadaşı yani akran tarafından ortaya atılması da manidar.

2. Fotoğraf Lise Yılları ve Sonrası , Kayboluşa Hazırlık: Bu seferki gülümseme biraz daha becerikli ama yine de içinde bir insan mı var şüpheli.

Birkaç arkadaş edinmenin ve yeni çevreler tanımanın, yeni ilişkilerin, kadınların veya erkeklerin kişiliğimiz üzerine rolleri burada güzelce ele alınmış. Yozo da bu süre içerisinde arkadaşları vesilesiyle biraz kendinden kaçabilse de , maskesi sayesinde üzerinde oluşan yoğun ilgiden de sıkıntı yaşıyor ama bundan da vazgeçemiyor . Maskelerimizden kurtulmak kolay değildir. Alkol ve sigaranın da tanıdık arkadaşlığıyla bu yılları ilerletiyor.

3. Sona Doğru: Saçlarında beyazlar , daha 30’lu yaşlarında bile değil. Ölü gibi bir kenarda duruyor.

Karakterimiz kendi gibi olmaya son anda karar veriyor. Bu kendi gibi olma , maskeyi atma işinin ne kadar zor olduğunu söylemiştim. Maskeyi bir kadın yardımıyla atıyor, bu güne kadar olan çarpık ilişkilerine bir yenisini daha ekliyor ancak bu ilişki ilk başta ona kendi olma fırsatı verirken kendi olmanın ne kadar korkunç olduğunu anlıyor. Biz insanlar , ne kadar kendimiz olmaya dayanabiliriz ki ? Kendimizden ne kadar kaçarsak kaçalım yine de kendimize yakalanıyoruz ve bu yakalanma çoğumuz için bir felakete yol açıyor. Yozo için hatta yazar için de aynısını söyleyebiliriz. Yaptığı iş , seviştiği kadın, içtiği sigara ve konuştuğu her şey maskesi olan bir adamın kendinden kaçışının veya kaçamayışının, müthiş bir gözlem gücüyle aktarılmasına şahit oluyorsunuz bu kitapta.

“Alem buna izin vermez.
Alem değil, izin vermeyen sensin.
Böyle şeyler yaparsan , alemin tepkisi sert olur.
Alem değil, sen yaparsın.
Çok geçmez, alem seni gömüverir.
Alem değil, beni gömecek olan sen değil misin?”

ELLER HAVAYA!
“Herkes, birey olarak kendisinin korkunçluğunu, gizemini, düzenbazlığını, düşkünlüğünü bilsin!”
114 syf.
Kalbi kırılan ya da belki de hep kırık olan bir yazarın özyaşam öyküsü bu. Sonradan kırılan bir kalp değil de, doğuştan kırık...
'O yara, benim bebekliğimden beri, doğal olarak ortaya çıkmış, büyüdükçe iyileşeceği yerde, gittikçe derinleşmiş, kemiğe kadar inmiş... fakat o yara gün geçtikçe benim et ve kemiklerimden daha fazla içkinleştiğim bir şey haline gelmiş...'
İnsan olmayı öğrenememiş bir insanın öyküsü bu.
'İnsanlar bana bunun özünü öğretmemişlerdi. Eğer bunu anlayabilseydim... insanların yaşamlarıyla zıt düşüp, gece cehennemlerimde bu sıkıntıları yaşamazdım.'
Ellerimin arasında yine muazzam bir yüreği tuttum ve bu canımı acıtıyor. Ellerimin arasında yitip giden ve asla tutamadığım bir yürek, yitip gitmişliğiyle ve bir daha yitip gidecek olmasıyla canımı acıtıyor... Sayfalarını açık bırakmak istiyorum, orada kalsın, hiç sonu gelmesin, hiç sonunu getirmesin, ben sayfanın kenarlarına balonlar çizeyim, onun gülümsemesini hissedeyim istiyorum... içimde yaşama sevinci yokken, hassas ve ölmüş yürekleri mutlu etme isteğim neden?
'Bisikletle, yeşilliklerle kaplı şelaleye gitmek gibi şeyler benim isteyebileceğim şeyler değil.' Eziliyorum... bu cümlenin ağırlığıyla eziliyorum... İnsan yaşamının ne olduğu hakkında bir fikri olan var mı? Peki ya insan olmanın?
Son olarak... yazar, gerçek yaşamında intihar etmiş ve şu notu bırakmış; doğmuş olduğum için beni affedin.
Ben, insanlığını yitirirken, bu kadar güzel olanını görmedim...
114 syf.
·1 günde·9/10
Kitapla daha doğrusu yazarla tanışmam Bungou Stray Dogs isimli anime sayesinde oldu.Yazarın en tanınmış eseri olan İnsanlığımı yitirirken yarı otobiyografi şekilde nitelendirebileceğimiz yazarın hayatından kesitler ve duygu düşünceleriyle karşımıza çıkıyor."Hayata dikiş tutturamamış" kavramıyla tanıştırdı beni Dazai.Yaşamak sanki onun için uygun bir şey değilmiş gibi tekrar tekrar hayatına son verme gayretiyle çabalıyor,beyni bununla haşır neşir iken bir yandan da maskeler altında sakladığı kişiliğinin ve yalnızlığının buhranlı ve bir o kadar karmaşık fikirleriyle zor bir süreç içinde yıpranıyor.Kitabi okudukça Dazai'nin yalnızlığıyla yalnız kalıp bazen onun depresifliğinin üzerime sindiğini hissettirdi bana.Sanki ellerimin arasından kayıp yalnızlığına mahkum oluşunu uzaktan izliyormuşcasına bir hüzne kapıldım okurken.Animeden kaynaklı yazara ayrı bir ilgi duyduğum için midir bilemiyorum ama hayata bakışıma,sahip olduğum değerlere ve yaşamaya farklı bir pencereden bakmamı sağladı.
120 syf.
·Beğendi·10/10
Dazai'in bu yarı otobiyografik eserini okurken dehşetle ona çok fazla benzediğimi fark ettim. Bilmiyorum belki de kitabı okurken o ruh hali içerisine girdim veyahut zaten sahip olduğum ruh halini fark ettim. Bu kitabın ana kahramanı Yozo-Dazai'in kendisi bir nevi- duygularını, karamsarlığını, sorunlarını, hayatı anlamsız buluşunu şaklabanlık adı verdiği sembolik maske ile kıyasıya örten birisi. Ve belki de bu baskıların katlanılmazlığı, daima süren yalancılık eğilimi ve kendini her daim anlaşılmaz ve normal olmayan bir yaratık olduğuna inandırışının etkisiyle hayatına sürekli bir son verme uğraşı içindedir. Uğraşı içindedir,diyorum çünkü defalarca denemesinin ardından başarabilmiştir bunu. Bu hikaye (Yozo'nun dolayısıyla Dazai'in) bana bazen başka bir evrende benim hikayem gibi geliyor doğrusu. Bundan dolayı mıdır bilmem bende ayrı bir yeri var. Ama asıl insanlığın hikayesi olduğunu da düşünmeden edemiyorum. Her gün türlü şaklabanlıkla(eğlence programları,saçma sapan diziler) acılarını,zavallılıklarını gizleyerek daha da intihara meyilli hale gelişinin hikayesi insanlığın. Ve her gün intihar etmeyi denemesine karşın ölemeyip daha da beter halde yoluna devam etmeye çalışmasının...
Eh ne diyeyim inşallah sonunda Dazai gibi başarıya ulaşmaz insanlık.
120 syf.
·1 günde·10/10
Yazarın varlığından tesadüfen bir video sayesinde haberdar oldum. Yazar Osamu Dazai birçok intihar girişiminde bulunmuş ve bu kitabında direkt olmasa da Yozo isminde bir karakter üzerinden kendi hayatını anlatmış. Yazar hayata bir türlü tutunamamış, hayat dolu gibi görünen üzgün bir palyaço aslında. İç dünyasının karanlık, hüzünlü yanını kitaba o kadar iyi yansıtmış ki kitabı okurken insanın içine bu hüzün çöküyor. Onun için moraliniz bozuksa bu kitabı çok da tavsiye etmiyorum.

İlgili videoyu merak edenler buradan bakabilirler:
https://www.youtube.com/watch?v=w6MPFmgIcFc

Bu da yazarın başarılı olduğu intiharın veda notu: "Doğmuş olduğum için beni affedin."
120 syf.
·3 günde·9/10
Kitabı, intihar eden veya intihara meyilli olan yazarların kitaplarını okumaya zaafım olduğunu bilen bir dostumun 39 yıllik hayati boyunca 5 kere intihara tesebbus ederek en son denemesinde bunu basarmis bu yazarın kitabini sen kesin seversin mutlaka oku tavsiyesi uzerine temin edip çok kısa bir sürede istemsizce içsellestirmek zorunda kalarak okudum.

Osamu Dazai kendi yaşamından esinlenerek kendi yarı öz yaşam öyküsünü anlattığı " İnsanligimi Yitirirken " kitabiyla Yaşamı boyunca, diğer insanlar gibi kendine ait düşünceleri ve hayalleri gerçekleştirme çabasını bunları gerçekleştirirken ki yaşadığı zorlukların üstesinden gelirken bunda başarısız olurken yaşadıkları ve bunun sonucunda ruh hâline etkilerini . Hayatini olumsuz yonde etkileyen olaylar sonucunda parasiz , basarasiz bir şekilde hayatina devam ederken dahil olan Alkol , uyuşturucu, fuhuş , verem gibi bir çok olumsuz şekilde insan hayatını önemli derecede etkileyen zorlukları yaşamında en büyük hayali olan başarılı bir yazar olmak düşüncesini gerçekleştirmek için verdiği nafile çabayı çeşitli kez denediği ilaç içerek, denize atlayarak ( kız arkadaşıyla beraber gerçekleştirdiği bu denemesinde kız arkadaşı ölürken , kendisi sağ kurtuluyor . ) akıl hastanesin de tedavi olmak için yatması, başarılı olmayan yaşam mücadelesini anlatıyor.

Öyle bir hayat ki insanlıginı yitirmemek icin güzel şeylerin çok az olduğu ama talihsizliğin, kadersizliğin, yapayalnızlığın, eziyet çekmenin, dışlanmanın , yoksulluğun, daha çocukluk döneminde başladığı zorluklara karşi etkili bir savunma arayışınin bir ömür boyu sürdüğü hak etmedigini düşünmek zorunda kaldigini düsundugum bir yaşam. Verilen büyük mücadele ve her şeye rağmen şikayet etmeyip , insan olarak kalabilmeye çalışma mücadelesi oldukça etkileyici bir yaşanmışlık silsilesiyle anlatilan olaylar okuyucu olarak beni oldukça etkiledi.
120 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bir yaşamın yitimi nasıl anlatılabilirse öyle anlatılmış. Kitaba sahilde ikindi vakitleriydi başladım. Ara verdim ama aklımda hep ondaydı. Kendimi buldum dersem abartmış olmam sanırım. Öylesine yitmiş öylesine bitmiş bir roman işte. Okurken keyif alarak göz kırpmadan okudum
120 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Osamu Duzai'nin en önemli eserlerinden biri olan bu kitapta;kendi öz yaşam öyküsüdür.Çocukluğunda yaşadığı yalnızlığı,genliğinde ailesinden kopuşunu,sıkıntılı yıllar ve intihar girişimleri sade bir anlatımla kaleme alınmaktadır...
120 syf.
·Puan vermedi
Japonya hakkında farklı bilgiler öğreneceksiniz. Hristiyanlık etkisi açık peygamberimizin adının şarap yasağıyla anılması da ayrıntı.Erkek güzeli bir gencin hayata karşı edilgen duruşu korkuları ve baba oğul ilişkisi Üzerine bireyci bir yaklaşım. Zamanının ötesinde bir eser
120 syf.
·Beğendi·9/10
Bundan birkaç yıl önce Türkiye'de Japon Edebiyatı ile ilgili çok az kitap bulunabiliyordu, tabii o zaman daha Murakami ünlü değil kimsenin Uzak Doğu'dan haberi yok.
İşte Ölemeyen Adam lakaplı Dazai Osamu ile o zaman tanışmıştım. Sevdiğim bir kitap ve sevdiğim bir adamdır. Şiddetle tavsiye edilir. Belgesel türünde animesi de mevcut.
120 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Dazai'den okuduğum ilk kitaptır. Toplumdan soyutlanmayı ve kişinin kendini soyutlaması iyi bir şekilde anlatılmıştır. Yapılan sembolizmi beğendim, onun dışında Yozo'nun ilişkilere karşı tepkileri empati kurabileceğim bir haldeydi. Aslında bir günlük olarak yazılmış kitabı asıl okuyucu olan araştırmacıyla birlikte okumamız hikayeye ayrı bir boyut katmış.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İnsanlığımı Yitirirken
Baskı tarihi:
Şubat 2020
Sayfa sayısı:
109
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786057728326
Kitabın türü:
Orijinal adı:
人間失格
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Baskılar:
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken
İnsanlığımı Yitirirken
No Longer Human
Japonya'nın en çok okunan romanlarından İnsanlığımı Yitirirken'de Osamu Dazai, savaş sonrası Japonya'sının boğucu atmosferinin toplumdaki izdüşümünü ve bireyin kalabalıklar karşısında giderek yabancılaşarak insani değerlerini yitirişini aktarmak için teşrih masasına kendini yatırıyor.

Gündelik yaşamın acı veren detaylarını ve yıkıcı anların uğultusunu tüm yalınlığıyla kâğıda dökerek yarattığı bu anti-kahramanla, Japonya'nın genç aydınlarının Batı ile geleneksel kültür arasındaki sıkışmışlığını resmederek, bireyciliğin ve toplum karşıtlığının "salgın" gibi yayıldığı bir coğrafyada varoluşçuluk tohumları serpiyor.

Duygular hırpalanarak siliklenirken, dünyanın gerçekliğini yitirişini aktaran Dazai, dünyevi hazlar peşinde iyileşmeye çalışırken daha da parçalanan Yozo karakterinde cisimleşen evrensel sancının yansıdığı satırlarla yazın dünyasında ölümsüzleşiyor.

Yaşamı intihar girişimleriyle şekillenmiş bir yazardan, ölümün sınır çizgilerine misilleme yapan bir metin...

Kitabı okuyanlar 238 okur

  • Özgür Karaçam
  • Poyraz
  • Samet Yılmaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%1 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0