Gülün Adı

Umberto Eco
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Gülün Adı
Puan vermedi
İtalyan yazar Umberto Eco’nun, konusu 14. yüzyılda geçen “Gülün Adı” romanında bir İtalyan manastırını yakından tanıma fırsatı buluyor okur. Suç, gizem, tarih, din, batıl inanç, sapkınlık, yozlaşma, ölüm, irade, itaat, felsefe ve daha pek çok kelimenin etrafında dönen romanın adı neden Gülün Adı? Çiçeklerle tasvir edilemeyecek karanlık bir dönemde geçiyor tüm anlatılanlar oysa. “Nerede ifrat varsa orada sorun vardır” düşüncemi destekleyen romanda muhteşem bir kütüphane de gözler önüne seriliyor. Kitabı elinize aldığınızda kırılgan bir gül tuttuğunuzu düşünüyorsunuz adından dolayı. Okudukça gülün o kadifemsi yaprakları yavaş yavaş dökülmeye başlıyor. Bazen baş döndürücü bir koku yayılıyor gülden, bazen koku hissini kaybetmişsiniz gibi hiç koku almıyorsunuz, bazen de ara ara o bildiğiniz gül kokusu burnunuza gelir gibi oluyor. Sonunda gül, tüm yapraklarını yere dökünce gül olmaktan çıkıyor mu? Cevabı okura bırakıyorum. Gülün zengin bir sembolik figür olduğunu unutmadan, romanda onun güzelliğine ve şanına yaraşır bir şeyler yakalamaya çalışırken, “ne büyük bir tezat” demeden geçemiyorsunuz. Eser ve elbette ‘gül’ hakkında söylenebilecek daha pek çok şey var. Hepsini engin düşünce gücünüze bırakıyorum. Bakın Eco, eserinde ne demiş: “Dünyanın kuralını bilmiyoruz, çünkü içinde yaşıyoruz; onu yaratılmış olarak bulduk.” (s.311) Gülün Adı
Edebiyat & Roman
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 198515,9bin okunma
Puan vermedi·591 syf.··
2023 5. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2023 15:00
Herkese merhabalar. Gülün Adı; 1327 yılında William adlı rahip ve onun çömezi olan Adso'nun yedi günlük serüvenini konu edinmektedir. İtalya'daki bulunan çok görkemli bir manastırda bir ölümü soruşturmak üzere görevlendirilen William çok çok başka cinayetlere de tanıklık edecektir. Benim yazardan okuduğum ilk kitaptı son olacak muhtemelen. Arka planında kilise ve Papa sorunlarını ele kitabı okurken çok zorlandım. Fazla tarih kokan bir kitap. Çok fazla uzun diyaloglardan oluştuğu için çok sıkıldım. İlgi alanıma hitap eden bir kitap değildi belki de o yüzden sevemedim. Ama çok yorucu ve zorlayıcı bir okuma oldu. Sırf cinayetleri gizini öğrenmek için sonuna kadar okudum yoksa yarım bırakmıştım. Sevgiyle ve kitapla kalın.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 198515,9bin okunma
Puan vermedi·591 syf.··
2024 21. kitabı
İlk olarak 1980 yılında yayınlanan roman Eco’nun ilk romanı olma özelliğini taşımasının yanı sıra İtalya’nın ilk postmodern yapıtlarından sayılıyor. Otuz dile çevrilmiş, on milyondan fazla satmış, birçok ödül almış, 1986’da aynı adla sinemaya uyarlanmış. Türkçe olarak 1986’da basılmış olan roman oldukça uzun ve dili ağır. Kitabın 1986 yılında çekilen filminde izleyenleri Ortaçağ’a doğru kısa bir yolculuğa çıkarıyor; ruhban sınıfının gücünü ölçüsüz bir şekilde kullandığı, kilise baskısının egemen olduğu, kilise-devlet-tarikatlar arası çekişmelerin yaşandığı bir döneme götürürken; diğer yandan da 1327 yılında İtalya'da bir manastırda gerçekleşen seri cinayetleri ve bu cinayetler hakkındaki soruşturmaları anlatılmaktadır. Kısaca kitap; hem ortaçağ Hıristiyan dünyasını en derinlere kadar irdeleyen bir tarihsel roman olma özelliği; hem de muazzam bir ustalıkla kurgulanmış bir polisiye roman olma özelliğini barındırmaktadır. Tarih ve polisiyenin birlikte harmanlandığı kitabın adının niçin Gülün Adı olduğunu yazar kitap içerisinde anlatıyor ayrıca dünyada bir çok dile çevrilen kitap, 21 yıl sonra yazar tarafından yeniden ele alınıyor ve bazı bölümler çıkartılırken bazı bölümler ekleniyor. Keyifli okumalar..
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 198515,9bin okunma
9/10
·591 syf.··
2024 35. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2024 20:11
Kitabın adı ve popülerliğinden yola çıkarak bu kitabı bir aşk romanı sanıyordum. Meğer içinde felsefik, dini, tarihi bilgilerin olduğu olağanüstü bir polisiye cinayet romanıymış. Özellikle ilk 100 sayfasını atlatırsanız sizi Orta Çağ'ın ambiyansına sokan bazı yerlerini soluksuz okuduğunuz büyüleyici bir romana dönüşüyor.
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 198515,9bin okunma
9/10
·736 syf.··
2024 106. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2024 20:54
Yazarın romanın yazılma süreci ile ilgili bölüme gelene kadar aldığım notlar çöp oldu. Farklı olayları farklı zamanlarda nedensellik içinde düşündüğümüzde sonuç bariz bir şekilde gözlerimizin önünde olur. Bende daha önce okuduğum ortaçağ romanları ve kiliseler üzerine yazılan araştırma ve incelemeleri okuduğum için başka gözle kitabı okudum ve hepsi gerçek, el yazmaları var hissinde birçok not aldım. İşte yazarın esas başarısı bu. Ve kusursuz bir plan ve üzerinde yıllarca çalışmanın sonucu. Bu kitap için anlatıcısı buydu, hikaye bu diye anlatmak çok zor. Romanın sonunda yazar kitabı açıklamak için makale yazmış, ben bir inceleme ile anlatamayabilirim. Ama ne bulacağınızı veya neyin çağrışım yaptıracağını anlatmaya çalışabilirim bir kaç konu başlığı içinde; •İçsel inançtan daha çok güçlü olanın inancını benimsiyor gözükmek. Konu inanç değil kim güçlü! •Klisenin dünya sorunları üzerine kafa yorması göksel dünya ile ilişkisizliği. Sanki papazların değilde satranç ustalığındaki politikacıların hayatları gibi. Kilisede ölümden sonraki hayat değil yaşadıkları Hayatın kazanımları. •Yanıltıcı söz sanatını kullanmakta olan kilisenin nasıl işlediği. •Baskılanan bireylerin rahat yaşamdakilerden daha saplantılı daha şehvet düşkünlüğü içinde yaşamaları… •Edebiyat ihtiraslarından uzak gerçeklerin öne çıkılması istenmesi üzerine kullanılmış üslubu ile kitap ağır ilerleyebilir. Tarih, din, sosyoloji, ortaçağlar merakı olanlar için ideal bir eser. “Öyleyse bir kitaplık gerçeği dağıtma aracı değil, onun ortaya çıkmasını geciktirme aracı mıdır?” S:888(E-kitap) Kiliselerin tarihler boyu yaptığı şey…
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Okurken her şeyi görmezden gelmeli miyiz?
Puan vermedi
Gülün Adı Merhaba 1K okur dostlarım, Kitabı yarım bıraktım. Neden mi? Hemen açıklıyorum. Kitaba başlamadan önce birçok okurun kitaba dair olumlu eleştirilerini okudum. Ayrıca kitabı okuma arzusu içinde olan pek çok okuru da bizzat gördüm. Bunun üzerine ben de okuma kararı aldım. Kitap; bir manastırda işlenen cinayeti çözmek üzere başka bir manastırdan gelen William ve yardımcısının, kendilerini olaylar örgüsünün tam ortasında bulmalarını konu alıyor. Bir cinayet çözülemeden birkaç cinayetin daha işlenmesi ve bu cinayetlerin her birinin ortak noktasının manastırdaki kütüphane olması oldukça ilgi çekiciydi. Araya minik bir aşk hikâyesinin serpiştirilmiş olması da başta merak uyandırıcıydı. Buraya kadar her şey güzeldi. Ancak kitabı 440. sayfada yarım bıraktım. Çünkü yazarın kullandığı bazı ifadeler ve betimlemeler beni ciddi anlamda rahatsız etti. Bunları sizinle paylaşmak istiyorum. Birincisi, peygamberlerimizin büyücülükle nitelendirilmesi. İkincisi ise kütüphanede bulunan Kur’an-ı Kerim için “Arapların uydurduğu, yalan yanlış sözlerle dolu” şeklinde bir ifade kullanılması. Bu söylemler hiç hoşuma gitmedi ve o an kitabın kapağını kapattım. Şimdi bazı arkadaşlara şunu sormak istiyorum: Sırf kitap okuyalım diye ya da bir kitap çok viral oldu diye bu tür ifadeleri neden görmezden gelip kitabı yere göğe sığdıramıyorsunuz? Bunu gerçekten merak ediyorum. Ben kesinlikle tavsiye etmiyorum..
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
9/10
·691 syf.··
Beğendi
·
2017 31. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2017 21:31
Acaba ben ne yaptım, ne okudum? Tüm delilleri okuyucuya veren, verdikleri deliller ile beraber cinayetleri okuyucunun da çözmesini isteyen gerçek bir polisiye mi okudum, bir Orta Çağ gerilim romanı mı okudum, dinler arası, mezhepler arası, tarikatların ve rahiplerin başrolde olduğu bir roman mı okudum, gerçek kişi ve toplulukların hâkim olduğu tarihi bir kurgu mu okudum yoksa sağlam bir bilgi yumağı olan koca bir ansiklopedi serisi mi okudum karar veremedim, aslında bu öğelerin hepsini içeren güzel bir roman okudum. Saydıklarımın hepsini içeriyor Gülün Adı, hem de edebi değeri yüksek bir eser olarak. Öncelikle şunu söylemek isterim ki roman hiç beklemediğim şekilde kaliteli öğelerle dolu bir şekilde polisiye bir roman. Okur tarafından kolay kolay bir şekilde hiç dikkat edilmeyecek unsurlar, hareketler Eco tarafından delil olarak biz okura veriliyor ve gerçek bir polisiye romanda olması gerektiği gibi de bu deliller okura ayrıntılı olarak sunuluyor, sunulduktan sonra da her bir delilin, her bir detayın analizi yapılıyor ve karakterler tarafından yapılan her bir analizin üzerine yine karakterlerin karşılıklı yorumu yapılıp okura tekrardan sunuluyor. Gerçek bir polisiye romanda olması gereken hatta bir şart olan en önemli ayrıntıdır bu durum. Yazar, okurdan hiçbir şekilde bir delil saklamamalı ve romanın karakteri ile beraber okurun da cinayete hâkim olup üzerinde düşünüp cinayeti çözmesini istemesidir, günümüz polisiye romanlarının özellikle de seri katil polisiye romanlarında bu durum yoktur çünkü okuyucuya sürpriz yapmak ister yazar ve bu sürprizini de okurdan deliller saklayarak ve sonrasında da pat diye önüne sererek yapar; ama dediğim gibi gerçek polisiye romanda bu hususlar kabul edilmez, Eco’nun yaptığı gibi her bir ince detay okura verilmelidir, okurun da
Teknoloji
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Ortaçağın karanlığı
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2022 20:41
Bir inceleme yazdım, çünkü canım inceleme yazmak istiyordu. Yazmaya koyulmak için bunun yeterli bir neden olduğuna inanıyorum. İnsan doğuştan uyduran bir yaratık değil midir zaten? "İnsan doğuştan uyduran bir yaratıktır." (s. 697) Umberto Eco sağolsun. Onun canı bir roman yazmak istemeseydi ve yazmasaydı, ben bu incelemeyi biraz zor yazardım. Canım istedi diyerek, bir de size Eco'nun sözleriyle hava atıyorum :)) Kendimi bu kadar gömdüğüm yeter, şimdi sıra övgüde. Kendimi tebrik ediyorum, böyle hacimli bir kitabı sonunda okuduğum için. İtiraf ediyorum, iki yıldır hacminden dolayı kaçıyordum. Ama kaç kaç nereye kadar. Sonunda korkumun üstüne gitmeye karar verdim. Ve işte sonuç. O kadar da korkulacak bir şey yokmuş. Umberto Eco yazmışsa, bize kalan tek şey okumak. İlk sayfalarda okurken sıkıldım tıpkı Tutunamayanlar'da olduğu gibi. Hatta ya bu kitap ne anlatıyor dedim. Sonra ilerledikçe, hımmm dedim, biraz daha ilerledim, vaayy be dedim. Sonra ne mi oldu? Kitap beni kendine hapsetti, tıpkı Tutunamayanlar da olduğu gibi. Yanlış anlaşılmasın, iki kitap da aynı konuyu işlemiş demiyorum. Sadece Tutunamayanlar da, hacminden dolayı okuru korkutan ve bildiğiniz gibi en çok yarım bırakılan kitap. Neyse, gereksiz sohbette bu kadarı yeterli. Bu gidişle, ben daha kitabı anlatmadan inceleme bitecek. Bilenler bilir, bilmeyenlere söyleyeyim. Umberto Eco, İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür. Gülün Adı kendisinin ilk kitabı. 1980 yılında yayınlanmış. Adamdaki, özgüvene bakar mısınız? İlk kitapta böylesine hacimli ve iddialı bir eser yazmak. Tıpkı Oğuz Atay gibi. Hayran olunası gerçekten. Ama düşündüğünüz gibi bir çırpıda yazmamış tabii. Uzun araştırmalar, incelemeler sonucu ve uzun bir sürede yazmış. Öyle olmasaydı, böyle bir eser olmazdı zaten. En güzel eserler uzun
Edebiyat
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
GÜL/ÜMSE
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2022 68. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2022 15:56
736 sayfalık bu kitabı elimden geldiğince sizleri sıkmadan açıklamaya çalışacağım. Umberto Eco'nun yazdığı bu ilk romanında yazar tüm riskleri göze almış. Sayfa sayısı, konusu, konunun geçtiği mekan, kişiler ve en önemlisi de kendi dönemini kurgulamak yerine ortaçağı seçmiş olması. Tüm bunların altından kusursuzca kalkmış bence ve bu da yazarın o büyük bilgi birikiminin bir kanıtıdır. Konusu her ne kadar polisiye diye geçse de yazar elinden geldiğince orta çağın, özellikle de kiliselerdeki tüm sorunlara uzun uzun değiniyor. Kitabın adını ilk başta "Suç Manastırı" olarak düşünen yazar bu durumda okuyucunun dikkatini sadece polisiye konusuna çekileceğini düşünmüş. Bu da kitabın içinde geçen diğer konulara gerçekten de haksızlık olurdu. Çünkü polisiye kısmı kadar şu konulara da değiniyor. Yazar, Papa ve imparatorluk arasındaki güç savaşına, tarikatlar arasındaki fikir ayrılıklarına, bir manastır içindeki kirli oyunlara, her insanın içinde ki o günahkâr kişiliğe. Ben kitabı okurken yazarın aslında değinmek istediği şeylerin bunlar olduğunu, polisiye kısmının sadece okuyucuyu romanda tutmak için kullandığını bile düşündüm. Fakat polisiye kısmı da o kadar zeka doluydu ki onu ufak bir araç gibi gösterirsem çok büyük haksızlık etmiş olurum. Yazar her iki konuyu da kusursuz bir felsefeyle okuyucuya aktarıyor. William ve çömezi (Adso) manastırda işlenen esrarengiz cinayetleri çözmeye çalışırlar. Uzun diyaloglar şeklinde geçen bölümlerde yazar sizi de konunun içine çekiyor. Onlarla beraber sizler de cinayetlerle ilgili akıl yürütmeye başlıyorsunuz. 7 gün şeklinde bölümlere ayrılmış kitap fakat bu 7 gün için de çok geniş bir zaman dilimine değiniyor yazar. Çünkü sadece manastırın için de geçen olaylara değil ortacağın tüm karanlık yanlarına da değiniyor. Bu açıdan tarihi bir
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Bir Cinayetten Çok Daha Fazlası
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 23:47
Kitabı bitirdim ve dürüst olmak gerekirse, üzerine bir şeyler yazmak için biraz sakinleşmeyi beklemem ve bu muhteşem kitabın hakkını vermek adına bütün notlarımı baştan sona dikkatlice incelemem gerekti. Valla ne yalan söyleyeyim, son zamanlarda okuduğum en sarsıcı, en "dolu" işlerden biriydi. Kitabı bitirdiğimde sanki o soğuk manastırdan yeni çıkmışım gibi hissettim. ​Kitap başladığında kendimi rahip William ve yardımcısı Adso ile birlikte İtalya’nın o puslu dağlarında buldum. İlk sayfalar biraz ağır gelebilir, kabul ediyorum; manastırın mimarisi, o günkü siyasi hava derken Eco bizi hemen hikayenin içine çekmiyor, önce bir sınıyor. Ama o kapıdan girdikten sonra atmosfer öyle bir sarıyor ki, sanki keşişlerin cübbelerinin hışırtısını duymaya başlıyorsun. Başta basit bir cinayet vakası gibi duruyor ama William’ın o keskin zekasını ve olaylara bakışını görünce "Tamam," diyorsun, "burada başka bir iş var." ​Hikaye ilerledikçe manastırın kalbi olan o devasa kütüphaneye ulaşıyoruz. İşte orası kitabın koptuğu yer. Kütüphane sadece bir bina değil, yaşayan bir organizma gibi. Kitaplar arasında kaybolurken sadece bir katili aramıyorsunuz; aslında bilginin ne kadar tehlikeli olabileceğini, bazı şeylerin neden saklandığını sorguluyorsunuz. William’ın bir dedektif gibi iz sürmesi, mantık yürütmesi harikaydı. Sanki Sherlock Holmes Orta Çağ'a ışınlanmış da cübbe giymiş gibi. ​Kitabın ortalarına doğru olay sadece bir polisiye olmaktan çıkıp tam bir fikir düellosuna dönüyor. "Gülmek günah mıdır?" ya da "Kilise fakir mi olmalı?" gibi sorular havada uçuşuyor. Bu kısımlar beni çok düşündürdü. Eco, o dönemin bağnazlığıyla özgür düşünceyi öyle bir karşı karşıya getirmiş ki, bugün bile hala aynı çatışmaları yaşadığımızı fark ediyorsun. Spoiler vermeyeyim ama cinayetler arttıkça
Edebiyat
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma

Yazar Hakkında

Umberto EcoYazar · 65 kitap
Umberto Eco (d. 5 Ocak 1932, Alessandria), İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür. Takma ismi Dedalus'tur. Dünya kamuoyunun gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Orta Çağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarındandır. Eco, 1971'den bu yana Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaktadır ve yapısalcılık sonrası göstergebilim gelişmelerine önemli katkılarıyla tanınmaktadır. Eco, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve bu akımın estetik anlayışı üzerine yaptı. Tarihçi, filozof, Orta Çağ uzmanı, James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış bir yazar. Yazarın ilk romanı Gülün Adı 1980'de yayımlandı. 1962'de Torino Üniversitesi'nde doçent, 1969'da ise Floransa Üniversitesi'nde görsel iletişim dalında profesör oldu. 1971'de Bologna Üniversitesi'ne geçti ve 1975 yılında bu üniversitenin Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü'nün başına getirildi. Eco'nun çalışmaları 1960'ların ortasından itibaren avantgarde yapıtlara, kitle kültürüne yönelmiştir. Son dönemlerde ise, güncel olay ve olguları da ele alan çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar arasında edebiyat eleştirileri, tarih ve iletişim yazıları önemli bir yer tutmaktadır. Eco özellikle tarih bilgisiyle süslediği eserlerinde tam bir ustalık gösterir. Özellikle Baudolino adlı eserinde Bizans ve IV. Haçlı Seferi hakkındaki anlatılar sürükleyicidir. Roland Barthes'tan sonra, "ayrıntıların anlamı" ya da "ayrıntıların sosyolojisi" adı verilen bir anlayışın önemli köşe taşlarından birisi olan Umberto Eco'nun pek çok eseri Türkiye'de yayınlandı. Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 2., 2008 yılında 14. sırada yer almıştır.