HER METROPOLE BİR MOMO PROJESİ (SPOILER İÇERİR!!!)
Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde, nereden geldiği bilinmez, Momo adlı bir kız çocuğu, kentin fakir kesimlerinde bir yerde bir amfi tiyatro kalıntısına sığınmış ve orada yaşamaya başlamış. Filmin birinde (İbo ile Güllüşah) de şu replik geçer ya hani: "Başın sıkışınca yoksula git. O, neyi var neyi yoksa seninle paylaşır." Momo da bu filmi izlemiş olacak ki, yoksul halkın cömertliğine sığınmış. Onların sayesinde amfi tiyatroda yaşamaya başlamış, onların sayesinde karnı doymuş, aç açıkta kalmamış. Peki Momo'nun bu, kıt kanaat geçinen insanlara faydası neymiş derseniz: iyi bir dinleyici olması. Pek de yabana atılası bir özellik değil, hele ki günümüzde. İnsanların gerek mantıklı sebepler çerçevesinde, gerekse paranoya yaparak içine düştükleri o yalnızlık çukurunda, içten içe özlemini duydukları belki de en önemli şey, konuşacak birinin eksikliğidir. Peki Momo'yu bu işte özel kılan ne? Momo sadece dinliyor. Yargılamadan, kızmadan, darılmadan ya da onaylamadan... Momo'ya derdini anlatanların, sorunlarının çözümünü ya da iç huzurunu kendi kendilerine bulması sizce de tesadüf mü? Bence değil. Çünkü Momo gibi davranmayıp, akıl veren, yargılayan, kızan veya her şekilde onaylayan dinleyiciler, sorunu olan insanın sorununu çözmek şöyle dursun, ortaya yeni sorunlar çıkarmaya ya da sorunu örtmeye gebe bir yol izliyor olabilirler. Hal böyle olunca da anlatıcının kendiyle yüzleşmesinin, sorunların çözümünde daha akılcı ve net sonuç veren bir yöntem oluşu muhtemel.
Büyükler genelde sorunlarıyla ön planda olurlar, hep bir şeylerden yakınırlar, sürekli mutsuzdurlar ve doğal olarak da büyükler söz konusu olduğunda, Momo'nun işi genelde dinlemek oluyor. Fakat çocuklar söz konusu olunca, odak noktası da oyunlar oluyor tabii.