Merhabalar herkese. Elimde seri olarak bulunan #börü setinin ilk kitabı ile buradayım. Bu seriye başlamadan bazı okurlardan illâki okumam gerektiği ısrar edildiğinde bir merakla okumaya başladım. Pek bana göre degil sanırım ama hadi okuyum diyerek elime aldım. İyiki almışım. Börü beni büyüledi diyebilirim. Kurgulama , olayların sıralanışı , anlatım mükemmel. Basımda oluşan aksaklıklardan bahsetmek istemiyorum. Kitabın akıcılığı yazım konusunu okuyucuya unutturuyor ya da es geçirtiyor. Nacizane tavsiyem hayatın telaşını ve yoğunluğunu unutmak isteyenlere önerimdir.
Yazar hakkında ufacık bilgi bırakmak isterim Türk mitoloji yazarı olarak adını yazdıran bir isimdir. (Yazarımızın hayatı ile ilgili ben de merak içindeyim ama bildiğim bu kadar.)
#çağlayanyılmaz dan #Börü1 Yeniden Dirilişin Ve İntikamın Kitabı.
Bir intikama kaç taht sığabilir?
Börüleri intikamı , kurt ve aslan'ın varoluşu bu taht da kaç kişi oldugunu belirler.
Börü'nün babasını ve annesini kaybedişinden sonra kardeşi ile kurt üzerinde başlar olaylar. Börü aşılması güç olan bir güç , adaletin elidir.
Kitabın sonu #börü2 ye geçiştir.
Ilk kitap da birinci kuşak anlatılmıs olup ikinci kitap da diger kuşağa geçiş yapmıştır.
Sevgiler
Saygılar
Hoşça kalın
Sadece Tarih kitapları okuyan biri olarak, tarihte yaşanmış gerçek olaylardan tat alıyor olmamdan olsa gerek ki kitabı okuduğumda gerçek tarihi olayların yer almamasından dolayı çok bi beklentimi karşılamadı. Ancak bu kitap tat vermedi anlamına gelmiyor hilal bıyıklı yazarımızın kaleminden hoş bir destansı kitaptı. Sadece beklentimi karşılamadı okadar.
Kitabı ilk yüz sayfasında yarıda bırakmak zorunda kaldım. Uzun zamandır okumak isteğim bir kitaptı, indirimde rast gelince atmıştım sepete. Ama okumaya başlayınca bu heyecanım yerini hayal kırıklığına bıraktı. Sonraki 300 sayfayı okumaya ne sabrım ne de mecalim kaldı. Düzelir, toplar diye bekledim ama böyle bir gidişatı da yoktu. Resmen Diriliş Ertuğrul'u izler gibi hissettim kendimi. Üçüncü sınıf bir televizyon dizisinin senaryosundaymış hissi hiç gitmedi içimden! Anlatımı popüler bir dille ve sanatsız yapılmış. Konusu mitolojik sayılabilecek derece de ama o anlatımdan da yoksun. Tam anlamıyla bir fiyaskoymuş! Hadi bitirmek için direneyim dedim; fakat tarihi romanlar gibi, hele hele Türk tarihi ile alakalı bir romanlarda ne sabrım olur ne affım. Büyük ümitle okumak istedim, beklentilerim boşa çıktı, üzüldüm. Kesinlikle serinin bu kitabını tavsiye etmem. Diğer seri kitapları nasıldır onu da bilemem, ama bendeki bu kötü hissiyat bu serinin diğer kitaplarına karşı önyargı oluşturdu. Sırf "yazmak" için yazmamak gerekliliğini yeniden anlamış oldum. Karar kıymetli okurlarındır. Benden bu kadar.
Öncelikle bu güzel kitap için yazarımız Çağlayan Yılmaz'a teşekkürü bir borç bilirim.
Kapakta yer alan " YENİDEN DİRİLİŞİN VE İNTİKAMIN KİTABI " ibaresi az çok kitap hakkında size bilgi verecektir.
Kitabımızın ana karakteri olan Börü Han'ın yiğit bir alp olmasının ve ardından Uyguriler'in Lideri olup onları karanlıktan aydınlığa çıkarmasını anlatan güzel bir kitap.
Bir solukta okuyabileceğiniz, okurken damarlarınızdan akan kana hayran olacağınız kitaplardan bir tanesi.
BörüÇağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 20173,360 okunma
Kitap, benim gözümde büyüttüğüm gibi değilmiş. Başlayacak dizisinden etkilenip okudum. Tabi ki herkesin görüşü farklı olabilir. Bakalım dizisi nasıl olacak?
Öncelike şunu söyleyeyim Börü sizlere çiçekli böcekli bir aşk romanı sunmuyor! Börü, Türklerde kadınlara verilen değeri, mücadeleci ve güçlü karakterleri olan kadınları anlatıyor. Bu savaş romanında kadının erkekten bir farkı yok. bu tarz kitaplar benim hoşuma gidiyor mükemmel sizede tavsiye ederim.
BörüÇağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 20173,360 okunma
Buzul çağının son demlerindeki dünya. O dünyaya hükmeden 3 gaddar imparatorluk. Sıradışı bir kurgu ve masalsı olaylar zinciri. Farklı isimlerle karşınıza çıkan uygarlıkları aslında hepiniz biliyorsunuz. Fantastik roman sevenler için çok ideal bir tercih.
Kitap ismi ile Börü dizisini anımsatsada, hiç alakası yok, Kitaba dönersek fantastik bir roman olarak gayet başarılı bir yüzüklerin efendisi tadında bir roman gayette başarılı olmuş. Fantastik roman sevenler için gayet güzel bir roman devamını da okuyup bu seriyi bitirmek isterim.
Tarihi olayları felan aktarmıyor tarihimizi ve mitolojiyi birleştirerek bir Türk mitolojisi kitabı. Ve çağlayan yılmaz bu börü adlı kitap serisinde bizim kendimize yeteceğimizi açık açık gösteriyor.Börü kitabı bize çiçekli böcekli bir kitapta sunmuyor. Börü bize kadınlara verilen değeri güçlü olan karakterleri olan kadınlarımızı anlatıyor. Romanda kadının erkekten hiç bir farkı yok. En güzel yanı buydu bence. Ve bu romanda bir AYSERA HATUN var. Hatta sadece AYSERA HATUN değil pek çok kadın savaşçı var. Dili çok sadece akıcı ve çağlayan yılmaz bu Konuyu baştan sona gayet güzel bir şekilde ortaya koymuş.Ayrıca Börünün o zaman ki karanlık döneme ışık tuttuğu bazı noktaları da göz önüne getirmiş.Ayrıca Börünün o zaman ki karanlık döneme ışık tuttuğu bazı noktaları da göz önüne getirmiş.Entrikalar basit değil, gereğinden fazla hiç değil. Savaş sahnelerinin tasvirleri müthiş olsa da savaş kısımlarının daha uzun olması daha iyi olabilirdi ama biraz kısa. Çekinmeden betimlenen savaş sahnelerinde akan kan ve o çarpışma benim gözlerimin önüne kadar serildi.
BU KİTABI OKU YANİ BENCE
DİYECEKLERİM BU KADAR... HOŞÇAKAL
Dünyaya, kattıkları muazzam eserlerle ve bize bıraktıkları akıl almaz efsanelerle, Acun'un en büyük ve eski mitolojisini oluşturan ataları Kadim Türkler'in miraslarını yaşatmak için yola çıkmış bir Ademoğlu. Kalemini, yeryüzünü atlarının nalları altında titreten kutlu savaşçıların gecelerine yol gösterici olan ayın altın ırmaklarına batırıp, efsanelerin rüzgarla kulağına fısıldadıklarını yazmaya başladı. Türkiye'de ilk ve şuan için tek olan tarih ve fantazyanın harmanlandığı tarzının sancağını, edebiyat dünyasında açmış bulunmaktadır. Tozlu raflar altında kaybolmuş, tarihin karanlıklarında unutulmuş, uyanmayı bekleyen o muhteşem efsaneleri, fantastik edebiyat alanında dünyanın en iyisi olduğumuzu kanıtlamak, yeniden hak ettiği ihtişamda ayağa kaldırıp, sancağını en tepede dalgalandırmak gayesindedir. Her kitap, farklı dünyalara açılan bir kapıdır ve bu kapılar, evrendeki gölgesi olduğumuz Kadim Atalarımızın efsanevi dünyalarına açılmaktadır. Kendisi yazmıyor. Sadece gönül terini mürekkebine katıp, göğün çocuklarının ayak seslerini dinliyor, kutlu mücadelelerinde akıttıkları her damla teri, avuçlarına düşen yağmur damlalarında hissediyor.