33 yıl önce askere gitmemek için kendi ülkesinden kaçan ve vatandaşlık almadan yıllarca düşman ülkede yaşayan ve kendi ülkesine mektup yazan Mendel karakola götürülür
Teğmen: Bir yabancı olarak durumunu neden hemen yetkililere bildirmedin
Mendel : Neden durup dururken ihbar edeyim
Binbaşı : Duyuruları da mı okumadın
Mendel : Hayır
Binbaşı : Peki gazeteleri de okumuyordun
Mendel : Hayır (ama ona yürüyen ansiklopedi derlerdi ne kadar ironi)
Demek ki sadece okumak yetmiyormuş sadece okuyarak da insan aydınlanmıyormuş. Mendel! Sahaf Mendel! Dünyanın kitaplarını yalayıp yutmuş Mendel tam bir aptal cahil imiş. Müthiş hayal kırıklığı, kitap okuyacak diye içinde bulundukları savaşa rağmen bir gazete sayfası okumaktan aciz..okumayı sadece kitaptan ibaret sanan okuyan aptal cahil!!!!
Güçlü kadınların gözleri çoğu zaman biraz hüzün
taşır. Çünkü hayat onlara erken öğretmiştir; her savaş
kazanılmaz, her insan kalmaz, her söz tutulmaz
İşlerini yürekten yaparlar, sorumluluklarından
Kaçmazlar. Dışarıdaki fırtınalara karșı dimdik dururlar
kimse, gecenin sessizliğinde verdikleri mücadeleyi
bilmez.
Herkes onların ne kadar güçlü olduğunu konuşur;
oysa bazen onlar da sadece yorulduklarını söyleyebilmek
isterler. Bazen yüksek sesle haykırmak, bazen her şeyi
geride birakıp uzaklaşmak isterler.
lyiyim' demekten vazgeçmek ve birilerinin gerçekten
gelip, 'Bekle, yalnız değilsin. Geliyorum." demesini
duymak isterler.
Kalplerini kolay kolay açmazlar. Çünkü çoğu kez
güvenmiş, çoğu kez hayal kırıklığı yaşamışlardır.
Bu yüzden duvarlarının ardında hem kırgınlıkların
hem de sevgilerini saklarlar.
Çünkü güçlü kadınlar acı çekmeyen kadınlar
Değildir; acılarına rağmen yürümeye devam eden kadınlardır..
“Peki bunu bana niye yapıyor! Bunu bana neden yapıyor?”
Hayatının kalanı boyunca özneleri değiştire değiştire bu soruyu defalarca soracak Fidan. Her defasında böyle inanamayarak. Ama bu ilk. Sonraları görecek ki ne Hayal böyle olsun istemişti ne diğerleri. Kimse kimseye çok da bilerek zarar vermiyor. Herkes ilkin kendini düşünüyor sadece. Ve sonra bir tür can havliyle birbirinin omuzlarına basıyor, birbirinin omuzlarında yükselmeye çalışıyor. En çok da kendisine yardım etmeye çalışanların, en yakınlarının... Niyeyse kimsenin aklına el ele tutuşup denizden birlikte çıkmak gelmiyor.
Bu onun çocukluğunun son ağlama kriziydi; en sonuncusu ve en kontrolsüzüydü. Hayatında son defa kendisini zayıf bir şekilde gözyaşlarına teslim edecekti. O hayal kırıklığı ve öfke anında her şeyi ağlayarak dökmüştü: Güven, sevgi, inanç, saygı… Bütün çocukluğunu döküp atmıştı.