İstediğiniz kadar birine hayat şöyle,
Bunları yaşıyorsun, şöyle oluyor,
Şu yaşlarda böyle hissediyorsun diye uzunca anlatın. O kişi kendi yaşamadan anlamaz. Kimisi erken olgunlaşır , kimisi geç.. herkes hayatının evrelerinde benzer duyguları tadıyor. Büyümenin ne demek olduğunu farklı yollardan öğrenerek aynı duygulara çıkıyor. Şuanda da ne kadar anlatsam belki kimisi anlamayacak.
Yaşına göre olgun biri her daim bir adım önde olmaktan ziyade bir yetişkin rolü oynar. Bir gün o rolü çocuksu neşeye çevirmek ister ve bunu yalnız bazı kişiler başarabilir. Bir nokta olur ki hayatta koşmamayı öğrendiğinizde ve yolun pürüzsüz değilde taşlı olmasına rağmen gökyüzünde o Gökkuşağı izlemeye saniyenizi bile ayırmayı öğrendiğinizde işte o çocuksu neşeye ulaşmaya adım atmış ve başarmış oluyorsunuz. Ne kadar düşerseniz düşün! Hayat tekrar ayağa kalkabilenler için devam ediyor.
Hiç dizinin yara almaması mümkün değil!
Ha ben yara almadım diyorsanız büyük bir fanusta yaşıyorsunuz demektir ki bu da sizi siz yapan farklılıkları öğrenmenize bir engel aslında. İnsan; Kendi kabuğundan çıkınca kendini bulur. En olmadığı güçlü haliyle karşılaşır. Acılara göğüs germiş bir kalp ile aklın gücüne hayran kalır.
Tüm bunlar ne kadar zor bir yol olsada ,
O yolun sonunda işte siz ortaya çıkıyor.
Biraz sakinleşin ve etrafınıza şöyle bir bakın. Koşmayı gerektiren ne? Zaten hayat hızla akıp giderken ne bu acele?