Ayrılmak zorunda bırakıldığım o soylu ve herkesin saygıyla söz ettiği kentin anımsanmasına neden olduğum sıralar, annemle babam da aralarında olmak üzere ülkemin insanlarının, onları yalnızca ölümün ve utancın beklediği o günlerde, bir ordunun onları kurtarmaya geleceğine inanacak kadar kör oluşları üstünde uzun uzun düşünmekten kendimi alamadım.