Fatma

Fatma
@Fatimanu
Adaleti kitaplarda aradım, sevgiyi çocuklarda buldum.
Özel Eğitim Öğretmeni
17 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·544 syf.··
2025 13. kitabı
Öncelikle söylemeliyim ki her görüşe sempati duymasam da saygı duymayı mottom haline getirmeye çalışıyorum. Fakat şöyle ki düşüncesine ters etnik grupları ve insanları Dünya'dan silmeyi hedef haline getirmiş birisinin, düşüncelerini ne kadar ön yargısız okuyabilirim ve saygı duyarım diye kendime sormadım değil kitabı okumadan önce. Kitap, Adolf Hitler'in başarısız darbe girişimi sonucu hapse atıldığı dönemde davasını anlatmak amacıyla kendi ağzından yazılmış. Aynı zamanda ben de "Yazıldığı dönemde dikkate alınsaydı acaba aynı şeyler yine yaşanır mıydı?" sorusunu sordurdu. İlk olarak onun kendi çocukluğuna değindiği daha sonra ise gençlik dönemi ve asıl fikirlerinin nasıl geliştiği ile devam ediyor. Benim görüşüme göre kendi içinde çelişkileri bulunan bir insan. Bir önceki sayfalarda söyledikleri birkaç bölüm sonra çelişir hale geliyor. Her ne kadar onun görüşünden bakmaya çalışarak kitabı okumaya çalışsam da bunu başaramadım. Ve sonunu getirmekte de fazlasıyla zorlandım. Üst satır da belirttiğim üzere bunlar benim görüşlerim. Benim baktığımdan farklı bakış açısına sahip olan arkadaşların görüşlerini de okumaktan mutluluk duyarım. Aynı zamanda Hitler hakkında onun gözünden bir şeyler izlemek isterseniz size Triumph des Willens filmini öneririm. Dönemine göre çok iyi açılardan çekilmiş ve döneminin sinamatografisinin de çok ötesinde bir film. Ayrıca zamanında Hitler'in halkı nasıl etkisi altına aldığını da daha net görebilirsiniz.
1000Kitap
KavgamAdolf Hitler · En Kitap · 201612,8bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·208 syf.··
2024 3. kitabı
Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabı, öncelikli olarak Atatürk’ün okulların müfredatına koyulmasını istediği bir kitap olduğu için ilgimi oldukça çekmişti. Peki neden Atatürk bu kitabı okulların müfredatına koyulmasını istemiş olabilir? Kitabın içeriğini genel olarak ele alırsak yoksulluklara, imkansızlıklara ve elverişsiz olan doğa koşullarına rağmen bir avuç aydının önderliğine askerlerden din adamlarına, profesörlerden öğretmenlere, doktorlardan iş insanlarına kadar her meslekten insanın omuz omuza bir dayanışma sergileyerek; Finlandiya’yı geri kalmışlıktan kurtarmak için nasıl bir mücadele verdiklerini tüm insanlığa örnek olacak şekilde gözler önüne seriyor. Atatürk’ü bir toplumun küllerinden yeniden doğmasını ele aldığı için etkilemiş olabileceğini düşünüyorum. Çünkü Atatürk asker kimliğinin yanı sıra aynı zamanda bir devlet adamıydı ve diğer ülkelerin hasta adam olarak gördükleri bir ülkeyi yeniden küllerinden doğurmak istiyordu. Ancak Atatürk’ün kimliklerini asker ve devlet adamı olarak kısıtlayamayız Atatürk aynı zamanda başöğretmendi ve bu kitap aslında eğitimle o ülkenin nasıl küllerinden doğduğunu göstermektedir. Kitabın içeriğine baktığımızda ise ilk olarak Finlandiya’nın nasıl bir ülke olduğunu açıklıyor: Rusya’nın egemenliği altındaki fakir, bataklıklarla kaplı, eğitimsiz bir halk, ekonomik sıkıntılar ve sosyal gerilikleri vurguluyor, tıpkı yeni kurulan Cumhuriyet gibi. Evet bizim ülkemiz coğrafi olarak Finlandiya’dan ayrılan bir noktadaydı: Coğrafi konumumuz, iklimimiz, bitki örtümüz… gibi unsurlar açısından Finlandiya ile karşılaştırdığımızda avantaja çevirebileceğimiz yönlerdi. Kitabın ilerleyen sayfalarında ise Johann Wilhelm Snellman’ın Finlandiya’nın kültürel ve ulusal kalkınmasındaki liderliği ve fikirleri ele alınıyor. Snellman eğitim, dil ve milli
Beyaz Zambaklar ÜlkesiGrigory Petrov · Ayrıntı Yayınları · 2020124,9bin okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2024 2. kitabı
Yıllar önce okuduğum bu mükemmel kitap, bugün aniden aklıma geldi. Hayatı basit tesadüflerden ibaret sanmak yerine her şeyin ince ince detaylardan oluştuğunu ve bir amacı olduğunu düşünüyorum. Bundan yaklaşık 6 yıl kadar önce bu kitabı tesadüfi bir şekilde okumuştum ve bendeki etkisi yadsınmayacak boyuttaydı. Şuan okuduğum bölümümü seçmemdeki ilk adımım olmuştu bu harika tesadüf. Kitabın konusundan ziyade özel gereksinimli bireylerin "farkında mıyız?" sorusunu yöneltmek istiyorum. Elbette ki hepimiz insanı değerler çerçevesinde hareket edip özel gereksinimli bireylere yaklaşıyoruz. Fakat bu yaklaşımlarımızın farkında mıyız? Yolda yürürken fiziksel yetersizliği olan bir bireye, 'normal' diye adlandırdığımız bir bireye baķtığımızdan daha farklı bakıyoruz. Hatta minimum 2-3 defa dönüp bakıyoruz. Kafamıza hemen sorular doluşuyor: Acaba nasıl bu hale geldi, doğuştan mı sonradan mı, ailesi nasıl başediyor, tedavi görüyor mu ki, yazık çok da küçük hiç mi düzelmez... Fakat aynı yolda burnumuzun dibinden geçen 'normal' bireyin saç rengini dahi fark etmiyoruz. Aynı şekilde günlük hayatta farkında olamadan kullandığımız etiketler: engelli, özürlü, sağır, kör, dilsiz... Farkında olmadan yapıyoruz bunları evet. Hatta niyetimiz de kötü değil. Ama bu farkındalıkları kazanırsak hem özel gereksinimli bireyler hem de bizim için hayat çok daha anlamlı hale gelir. Hayat çok küçük detaylarda, üslubumuzda, kullandığımız kelimelerin yarattığı etkilerde gizli. Anlamının farkına vardığımız tesadüflerin hayatımıza eşlik etmesi dileğiyle... “Herkes kendini ifade etmek için kelimeleri kullanıyordu. Ben hariç. Ve eminim ki tüm bu insanlar kelimelerin gücünün farkında değildi. Oysa ben farkındaydım.”
İçimdeki MüzikSharon M. Draper · Timaş Genç Yayınları · 202139,9bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2024 1. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 04:15
Oturup tam bir kurgu okumayalı çok olmuştu. O yüzden benim için oldukça keyifli bir okuma oldu, hayatın yoğunluğundan uzaklaşmak istediğim zamanlarda kendimi bu kitabın başında dinlenirken buldum. Aslında kitap ne kadar fantastik olsa da realist yönleriyle de hayatınızdan izler bulabileceğinizi düşünüyorum. Zaten mitoloji bir yerde insanların dünyayı anlamlandırma çabası değil midir? Onlara "uydurma masallar" diyerek bakmaktan ziyade, "İnsanlar bunu nasıl anlamlandırmış?" diyerek bakarsanız kurguyla beraber anlam arayışınızı da arttırabilirsiniz. Yazarın mitolojik bir karakteri ele alıp bu kadar hayran olunası şekilde anlatması o kadar etkileyiciydi ki bazı geceler onu okurken uyuyakaldım ve uykumdan uyanıp devam ettim. Kirke alıştığımız tanrılardan çok farklıydı ne Zeus gibi ayaklarına kapanılan ne Athena gibi kurnaz ne de Hera gibi kıskançlıktan gözü dönmüş bir tanrıydı Kirke'ydi sadece. Kitapta birçok tanrıya ve mitolojik karaktere atıf yapılıyor. Her biri bir şekilde Kirke ile karşılaşıyor, açıkçası her gelen karakterde heyecanım daha da arttı -özeklikle Odysseus-. Kitabın içeriğine ve Kirke'ye biraz değinecek olursam: Kirke, Okeanos’un nympha kızlarından biri olan Perses ve Güneş Tanrısı Helios’un çocuklarından ilki. Sesinin insan sesine benzemesi ve gözlerinin farklılığından dolayı sürekli tanrılar arasında alay konusu olmuş hatta kendi ailesi tarafından bile hiçbir zaman sevilmemiş biri. Hikâye tam olarak buradan başlıyor Kirke kendisi olduğu için sevilmiyor, değer görmüyor. Diğer tanrı ya da tanrıçalar gibi olmadığı için en başta ailesi onu yok sayıyor. Kirke kendisini olduğu haliyle kabul etmeyi yüzyıllar sonra öğreniyor, anlamını buluyor. Peki ya bizler, anlam arayışını bulanımız var mı?
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,4bin okunma
Puan vermedi
2. Dünya savaşının ülkemize olan ağır yansımalarını, aynı topraklarda yaşayan insanların birbirlerine olan zulmunü, düşüncelerin prangalara nasıl vurulduğunu içimizi kararta kararta yüzümüze çarpıyor. Baş karakterimiz Mustafa Ural, o zamanın şartlarında düşünceleri parmaklıklara kapatılmaya çalışılmış-çalışılmış diyorum çünkü biz hâlâ o aydınların düşüncelerini okuyoruz, kapatmaya çalışanların adı ve sanından bi haber-aydın bir öğretmen. Kitap her ne kadar genel itibariyle onun yazdıkları yüzünden kaçak durumuna düşmesini ve köşe bucak kaçışını ele alsa da ülkenin nasıl bir durumda olduğunu da gözler önüne seriyor. Etrafındaki herkes ona kaçmamasını adaletin karşısına çıkmasını söylese de o da biz de farkındayız adaletin adalet olmadığının. Kitabımda imzası olan Rıfat Ilgaz'ın oğlu Aydın Ilgaz'ın cümlelerini tekrar ederek kitabın sonunu getirmiş ve umudumu diri tutmaya çalışmıştım :"Aydınlık günlere, aydınlığa."
Karartma GeceleriRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 20175,5bin okunma