Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Sevmenin Saf Hâli: Mişkin
5/10
·760 syf.··
2025 51. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 18:10
—Spoiler içerir— Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski, BudalaBudala romanında insanın iç dünyasını en çıplak hâliyle anlatır. Romanın merkezinde yer alan Prens Lev Nikolayeviç Mişkin, iyiliğin ve masumiyetin simgesidir. Uzun bir
Roman
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
Uzun kitabın kısa incelemesi.
Puan vermedi·760 syf.·
2024 37. kitabı
“Budala,” Dostoyevski'nin en derin toplumsal eleştirilerinden biridir. Saflığın, ahlakın ve insan olmanın ince sınırlarını sorgulayan bu eser, adeta bir vicdan aynasıdır. Yazar, toplumun çürüyen dokusunu, ahlaki ikiyüzlülüğü ve insan doğasının karanlık köşelerini ustalıkla yansıtır. Kitabın temel meselesi, akıl ve duyguların savaşıdır; modern bireyin çıkmazını gösterir. Dostoyevski, insanın özündeki safiyeti yücelten ama aynı zamanda bu saflığın toplum tarafından nasıl 'budalalık' olarak damgalandığını ustalıkla sergiler."Budala", sadece bir roman değil, aynı zamanda insana, topluma ve bu ikisinin birbirini nasıl yozlaştırdığına dair derin bir manifesto olarak öne çıkar.
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
Puan vermedi·760 syf.·
2023 132. kitabı
Kaliteli diliyle, Okuru sıkmayan anlatım tarzıyla harika bir kıtap, Kitabın ortasında Budalayı silkeleyesiniz geliyor Ama diyorsunuz ki Dosto’nun bir bildiği vardır. Beni tek yoran bi ara çok gereksiz uzatmalara gitti (Galiba o dönem sayfa başı ücret alıyormuş yazar ondan uzatmış olabilir) Harika bir son sizi bekliyor Ben bayıldım, Sonra dedim ki Ee Nastasya “Su testisi su yolunda kırılır.”
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
Prens Mışkin Unutulmaz
10/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2020 23. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2020 03:12
Dostoyevski : 1821-1881) Eser : 1869 Dürüstlüğü , açık sözlülüğü, karşısındakilerin hislerini anlayabilmesi, incitmekten cekinmesi, kibarlığı , saflık derecesinde içtenliği ile Dostoyevski’nin güzel kalpli iyi insanı Prens Mışkin’e daha eserin girişindeki tren yolculuğunda bayıldım. Prens’in “Şimdilik” durumum pek iyi değil” tarifindeki gibi umutsuzluktan umuda, en mutlu anlarında mutluluktan hüzüne geçişlerinde kendi ruh hallerimi buldum. Sınıflara ayrılmış bir toplumda kimseyi yargılamayan , herkesi anlamaya çalışan ve affediciğilini sergileyen Prens, eserin sonunda Rogojin’e karşı bile merhamet gösterdi. Kılık kıyafet, miras, gibi maddesel değerleri hiç ciddiye almazken, kendi dışındaki tüm çevresini koruyup, kollayarak sevdi. Dostoyevski’nin dervişinde ideal insanı yarattığını biliyoruz. Fakat eserdeki etkileyici ölüme yaklaşma anları tasvirleri, hastalıklar, insanoğlunun faniliğini acizliğini derinden hissettirdi. Ölüme yaklaştıkça hayatta kalma tutunma isteği ölümü kesin bir son olarak noktalayan bir anlatım buldum. Halbuki bizim edebiyatımızda , kültürümüzde genelde ölüm bir son olarak görülmez , ebediyet , sonsuzluk inanışları vardır. ( mesela Ahmet Hamdi Tanpınar’da) Prens benim için unutulmayacak bir karakter olarak hafızamda kalıcak. Hatta olaylar karşısındaki davranışlarından dönüp dönüp feyz alacağım. Nihal Yalaza Taluy çevirisi harika.
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
10/10
·760 syf.··
Beğendi
·
2019 4. kitabı
Dostoyevski muhteşemmm..Sara hastası olan Prens Mışkin,yaşamının belirli dönemini hatırlamaz..İsviçre de tedavi gördüğü zaman sonrası anavatınına döner...O kadar yaşamdan ve insanlardan uzak yaşamıştır ki bir nevi Pollyanna misali iyimserliğiyle ve insanları ,onların entrikalarına bile kendince bir asalet katarak bakış açısı geliştirip kendini olayların içinde bulur.Ancak kitapta diğer kahramanlarda iyilik konusunda pekte aşağı kalmazlar bence prensten...Rus hayatı olayların gelişimi ve ruhsal tahliller ve saptamalar gerçekten muhteşem...
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
10/10
·760 syf.··
Beğendi
·
2021 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2021 19:14
Prens mişkinde bir anlamda kendimi gördüm. Kime ne kadar iyi niyetle yaklaşırsan yaklaş herkes seni Sadece kullanışlı bir obje olarak görüyor.Herşeye rağmen budala gibi yaşamaya devam.Kitabı çok beğendim herkesin okuması gereken bir kitap.
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
Budayan Budala
8/10
·753 syf.··
Beğendi
·
2020 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2020 01:33
Budala; (arka kapakta da geçtiği gibi) Dostoyevski'nin, kişinin içsel sorunları ve toplumdaki varoluşunu en çıplak biçimde ele alan yapıtlarından biridir. 1860 lı yıllarda kaleme alınmış bu eser baş
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
9/10
·760 syf.··
Beğendi
·
2019 103. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2019 00:48
Kalınlığıyla beni ürküttüğü için okumayı hep ertelemiştim, oysa ilk sayfayı okumaya başlamamla sürüklenmem bir oldu. "Fazla uzatılmış" diye düşündüğüm konular yok muydu? Elbette vardı, ama hep #dostoyevski farkıyla. Rus aristokrasisi, din ve din adamları, ölümü beklemek, saygınlık kaybı ve daha birçok konudaki görüşünü yazan; ama düşündüklerinin onda birini bile yazamadığını söyleyen canımız Dosto'muz... Bir bu kadar daha yazsa, seve seve okurdum. Kıyımsız, yardımsever, iyi niyetli, çocuksu Prens Mışkin'e -yazarı hariç- #budala diyeni de üzerim, bu da böyle biline. Tavsiyemdir. =)
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
Budala
Puan vermedi·779 syf.··
2020 172. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2020 08:45
Aşırı iyi niyet ve yaşanmamışlıklar sinirleri yıpranmış sara hastası olan Mışkin'den tam bir budala çıkarır. Mışkin'in detaylara ve kurnazlıklara aklı basmayan düz bir bakış açısı var. Çoğu zaman kendisiyle alay eden insanlara karşı tepki bile veremeyen, hemen affeden, iyi niyet kapılarını sonuna kadar açmış korkak bir kahraman Mışkin. Aşk ya da kadın nedir bilmeyen bir Prens, duygularının anlık akışında sürüklenip gülüyor. O herkese aşık olabilir ve aynı anda kimseye aşık da değildir çünkü aşkla ilgili bir fikri yoktur çünkü budaladır. Bu hikayede tam anlamıyla iyilikten maraz doğuyor. Hastalık derecesinde iyilik Prens'i delirmenin eşiğine getiriyor. Ne demişti şair: Biraz aklın varsa delir / Kent sensiz de çalkalanır.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma
Puan vermedi·779 syf.··
2020 18. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2020 22:51
Dostoyevski nin bence suç ve ceza kadar güzel bir kitabı. Prens mişkın örneği çok ütopik bir karakter ama herkes onda bir parçasını bulacaktır. Kitabı okurken ben kendimi bazen budala olarak niteledim. Nastasya ise çılgın tutkulu ama hasta bir tipleme. Diğer kişiler çok iyi kurgulanmış. Dostoyevski nin farkı anlaşılıyor. Dostoyevski okumaya devam
BudalaFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 201831,5bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.