Netlik, hayatı sandığımızdan çok daha fazla hafifleten bir şey. Birini özlediysen ararsın. Buluşmak istiyorsan davet edersin. Seviyorsan söylersin, sevmiyorsan saklamazsın. İçinde bir soru varsa sorarsın, bir sorun varsa konuşursun. Kendini anlatırsın; anlaşılmayı sessizce beklemezsin.
Fakat insanların çoğu net olmaktan kaçınır. Çünkü netlik cevap getirir. Cevap ise her zaman hoşumuza gitmez. Bazen aramadığımız kişinin bizi özlemediğini öğreniriz. Bazen davet ettiğimiz kişi gelmek istemez. Bazen de duymaktan korktuğumuz şey tam karşımızda durur. Bu yüzden belirsizliği seçeriz. Belirsizlik, umudun son sığınağıdır.
Oysa insanı yoran şey gerçeğin kendisi değil, gerçekle yüzleşmeyi sürekli ertelemektir. Söylenmeyen sözler, sorulmayan sorular ve atılmayan adımlar zihinde yaşamaya devam eder. Her ihtimali aynı anda taşımaya çalışırız. Olabilecekleri düşünür, olmayacaklara anlam yükler, kendi sessizliğimizin içinde senaryolar kurarız. Bir süre sonra yükün kaynağı yaşadıklarımız değil, yaşamadıklarımız olur.
Net insan kırılgan görünür, ama aslında en güçlü olandır. Çünkü gerçeği bilmenin, ihtimaller arasında kaybolmaktan daha değerli olduğunu kabul etmiştir. Reddedilebilir, yanlış anlaşılabilir, hatta yara alabilir. Ama en azından hakikatin üzerinde durur. Belirsizliğin sisinde değil.
Belki de hayatın büyük kısmı doğru cevapları bulmakla değil, doğru soruları zamanında sormakla ilgilidir. Çünkü insanı en çok verilen cevaplar değil, hiç sorulmamış sorular yorar.
Peyami
Sizler, ey en yüksek ve en iyi şeyi bilimin derinlerinde, işlerinizin gürültüsü içinde, geçmişin karanlığında, geleceğin bahçelerinde, yer altlarında ya da yıldızların ötesinde arayanlar! Bu aradığınız şeyin adı nedir biliyor musunuz? O tek ve hep olan şeyin adı? Onun adı güzellik.