Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Eskiden sahip olduğum kendimi buldum…
Puan vermedi·704 syf.··
2022 1. kitabı
Saflık iyilik affedici olmak karşındaki özür dilediğinde onun kendisini anladığından bile onu daha iyi anlamak, kendiyle övünmemek, iltifat bile kabul etmemek bu tip özellikler gurursuzluk olarak nitelendirilir. İnsanların sana duyduğu saygı kalmaz… belki severler ancak anlamazlar. Onlara göre saf , budalasındır. Çok etkileyici bir eser…. Ne diyebilirim ki :/
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
7/10
·704 syf.··
2020 19. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2020 19:27
Dostoyevski'nin en bilinen yapıtlarından biri olan Budala...... sara hastası olan, budala denebilecek kadar saf ve iyi yürekli Prens Mışkin'in öyküsünü anlatıyor. Prens Mışkin tedavi olmak için gittiği İsviçre'den dönmesi olayların başlangıç noktası olur. Başkarakter her ne kadar Prens Mışkin olsa da kitapta onun kadar güçlü ve güzel kurgulanmış yan karakterler de bulunuyor ve bazılarının hikayelerine de daha yakından tanık oluyoruz. Bu dünyada iyi olmak mümkün müdür, yoksa bu biraz da budalalık mıdır? Allahımmmm ne zaman bitecek acaba dedirten uzun kitap. Güzel düşünceler barındırıyor tabii. Yazarı Dostoyevski nede olsa.
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2020 41. kitabı
Dostoyevski nin saf ama zeki, bilgili bir insan portresi çizdiği, zaten uzman olduğu suç psikolojisinde gayet yetkin, ölüler evinden anılar'a göndermeleri olan mükemmel romanı. Mışkin'in, '' geçenlerde cezaevlerini gezdim. '' diyip yaptığı suçlu psikolojisi analizleri bunun bir göstergesidir. Ayrıca Miskin'in yaptığı mükemmel psikolojik analizler bence dostoyevski'nin kendisine göndermedir. Sara nöbetleri betimlemeleri, Dostoyevski nin de sara hastası olduğu düşünülünce mükemmel realistiktir. Nasıl suç ve ceza'da Svidrigaylov, Dostoyevski nin bir itiraf karakteri olarak kabul ediliyorsa bence Mışkin'de edilebilir. Ben Mışkin'i birazcık Oblomov'a benzettim. Hatta baya baya benzettim. Hayat hakkında sağlam felsefesi olan, ama toplumda saf veya üşengeç olarak mimlenen iki karakter. Okuyun , okutun.
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2020 21. kitabı
·
86 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2020 20:47
Dostoyevski yi okumaya ilk lise birinci sınıfta "Suç ve Ceza" kitabı ile başlamıştım. O zamandan beri de çoğu kitabını okumaya devam ettim. Yaklaşık 1000 sayfa olan bu büyük eserine başlarken bitiremezsem yarım kalırsa sıkılırsam diye bir tereddüt edip okumayı ertelediğimi itiraf etmeliyim. Ama böyle büyük bir eseri neden şimdiye kadar okumadığıma pişmanım. Psikolojik analizlerin kişilik tahlillerinin bolca yer aldığı kitap tüm karakterlerin karakter yapısını derinden anlatmakta. Okurken içten içe prens için üzüldüm ne diyebilirim ki çok iyi biri olmakta zor. Tüm karakterlerin duygularını onlarla birlikte yaşatan Dostoyevski dehası. İdama giden bir adamın düşüncelerine hislerine ilk dafa bu kadar yakından tanık oldum ve daha birçok şey. Mutlaka okuyun derim ama yavaş yavaş anlaya anlaya düşünerek...
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
Budala
10/10
·704 syf.··
2020 43. kitabı
İnsan utanır ya bazı kitaplara yorum yapmaya bende öyle yani ben kim dosteyevsi'yi incelemek kim diyor iç sesim. Yani insan bu kadar mı mükemmel analizler yapar bir insanın içinde ki buhranları acıyı çıkmazı işler Bazı yazarlar doğuştan yazardır işte Dosteyevsi de öyle ben yorum yapabilecek düzeyde değilim bu adama.. Prens pişkin olmuş kalbim içimde bir ton yara acı buhran var gece yastığa başımı koyduğum an tavan da gölgeler oynaşıyor okuduğum da ki kitap da ki karakterler yanımda ve ben onları ağırlamak için çay yapmak istiyorum işte bu kadar gerçek karakterler Şimdiden keyifli okumalar dilerim okumayan kalmışsa eğer.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2020 16. kitabı
Bu kitabı orta okul yillarimda okumuştum. 5 gün odadan hiç çıkmadım diyebilirim. Öyle bir işlemişti ki karakterime... Ah Aglaya.. ne sevmiştim seni. Ve şimdi, 30 yaşımda, yeniden okuyup çocukluğuma merhaba demeyi düşünüyorum.
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
Budala
8/10
·704 syf.··
2021 3. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 22:09
Dostoyevski'nin ustalık eserlerinden biri -benim nazarımda en önemlisi- olan Budala, biraz kalınca olduğundan dolayı başlarda okunmaya çok da cazip görünmez. "Bu kitap biter mi?" gözüyle bakılsa da ustaca işlenmiş kurgusu, kahramanları ve felsefesi açısından kitabın oldukça doyurucu bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Bol kahramanlı Dostoyevski kitaplarına aşina olmanın ve Dostoyevski'nin hayat hikayesine vakıf olmanın bu kitabı okumanın ilk şartı olduğunu hatırlatmakta fayda var. Sara hastası Prens Mişkin'in hikayesini okuruz ve bu Dostoyevski'nin kendi hikayesidir bir bakıma. Otobiyografik açıdan çok detay bulamayız aslında ama Mişkin, 'idam edilecekken affedilen bi adamın hikayesi'ni anlatırken Dostoyevski'nin kendi hikayesini hatırlarız. Mutlak iyi bi adamdır Mişkin, saflığı ve gülünçlüğü yüzünden insanlar ona 'Budala' deyip onu hor görseler de bir süre sonra herkesin güvenini ve saygısını kazanacaktır. Nihayetinde insanların onu kabullenmesi bile Mişkin'in soluklanacak bir gölge bulmasına yetmeyecektir. Nöbetleri ve yaşadıkları her ne kadar zihnini bulandırsa da acıya boyun eğmeye devam edecektir ve bu acı çekme seanslarında tamamen bilinçlidir. Her şeyi sezip, hissetmektedir ama sonsuz bir kabule yemin etmiş gibidir. Kurtuluşa acı çekerek varacaktır sonuçta. Kitap biraz acıklı bir sonla bitse de yol değil varış önemlidir düşüncesiyle "Ne kitaptı ama!" dedirtir. Şüphesiz tavsiye ederim.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
Puan vermedi·704 syf.··
2021 7. kitabı
“Senden kaçtı, çünkü seni ne kadar çok sevdiğinin farkına vardı. Senin yanında olmaya gücü yetmedi.” Yani böyledir insanoğlu, korkar.
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
çıkarabilmesidir. “Budala”nın kahramanı Prens Mışkin Ondokuzuncu yüzyılın “akıllı-aptal” tipinin en ilginç bir biçimde canlandırılmış örneğidir. Budala, güçlü duygularla gurur ve ahlak arasındaki çekişmenin alanıdır. “Budala”nın kahramanı Prens Mışkin, belki de dış görünüşte böyledir, ama aslında yaşadığı toplumun insanlarından çok daha üstün değerlere ve duyarlıklara sahiptir. Çifte aşk, Dostoyevski’nin romanlarında sık rastlanan temalardandır. Bunun en belirgini ise Budala’da işlenmiştir.
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
Bu devrin insanları
8/10
·704 syf.··
2021 15. kitabı
Bu devir, sıradan insanların en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir.
1000Kitap Gerçek Okurlar
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.