Leyla Şener

Leyla Şener

Çevirmen
8.3/10
186 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
43
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
656 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitaba değinmeden önce kısa bir bilgilendirme yapmak istiyorum. Aslında Suç Ve Ceza dışında Dostoyevski'ye ait başka eser okumak hiç içimden gelmemişti. Ama daha sonra birkaç incelemeye denk gelince ve özetleri gözden geçirince böylesi bir dehaya haksızlık olur düşüncesiyle Karamozov Kardeşler'i istedim. Ama gelin görün ki şimdi Budala incelemesi yapmaktayım. Olaylar olaylar...

Dostoyevski'nin en çok sevdiğim tarafı cesur ve açık olmasıdır. Açıktan kasıt şudur: Dönemin sadece güzelliğini, iyiliklerini veya insanların birbirlerine olan şaşalı, süslemeli davranışlarını ön plana çıkarmıyor; en azından o tür yazarlardan olmadığını gösteriyor. Bu yüzden her eseri bir ders, bir tokat niteliğindedir. Dönemin sosyoekonomi ve sosyoboyutunu olduğu gibi, perspektif bakış açısıyla sunuyor. Bu çok iyi bir gözlemci ve aşırı araştırmacı olduğunu gösterir. Üstelik yaşantısından ve çevresinden edinmiş olduğunu izlenimleri de aktarmaktan çekinmiyor ve bunu pohpohlayarak dile getirmiyor.

Dostoyevski'nin bu tarafı bana Rus Edebiyatında Anton Çehov'u hatırlatıyor. Roman ve klasikler konusunda nasıl Dostoyevski ön plana çıkıyorsa, Hikaye ve öykü dalında da Çehov aynı yeri almaktadır benim için.

Kitap 4 kısımdan oluşmaktadır. İlk iki kısım giriş diye başlar ve sonra 3. kısım ile gelişir ve sonuç olarak 4. kısımda biter...

Birinci kısım: Prens Mişkin İsviçre'den Rusya'ya gelişi(hastalığından dolayı gidip dönmesi)ni anlatmaktadır. Ülkesine tekrar geldiğinde beş parasızdır, berdüşt gibi dolaşmaktadır. Bu hadise sonucu isminin ve soyunun verdiği itibar ile yeni arkadaşlıklar, yeni maceralara tanık olacaktır.

İkinci kısım: Prens Mişkin'in ortama adapte olmasıyla 'aşık' olmasını anlatmaktadır. Bu sayede bir kaçış başlar ve beraberindeki birçok arkadaşını, dostunu, dostlukları geride bırakır ve kendisine karşı cephe almasına sebep olur.

Üçüncü kısım: Prens Mişkin'in Alaya'ya tutulmasını(birazdan aşağıda değineceğim) ve gerçek aşkı bulmasını bu olay üzerinden hadiselerin gerçekleşmesini anlatır.

Dörtüncü kısım: Yukarıda belirttiğim üç kısımlık olayın sonucudur. Eh, bunu da verirsem okumanıza gerek kalmaz. :)

Kitap karakterleri ve analizleri(benim dikkat ettiğim karakterler)

Prens Muşkin: Ana karakterimizdir. Genç, soylu, kendi halinde, arkadaş canlısı, biraz saf ve çok düşünceli biridir. Kitapta felsefik konuşmaları ve gözlemleri ile ön plana çıkıyor.

General: Prens Muşkin'in Rusya'ya geldikten sonra tanıştığı ve ahbaplığını kurduğu bir karakterdir. Prens Muşkin'e çok fazla yardımcı olmuş, evine götürüp yatacak yer ayarlamıştır. Kişisel özellikleri ise şair ruhlu, sert, disiplinli, güçlü, sakin gibi özelliklere sahiptir.

Rogojin: Yazacak bir şey bulamadım. :S

Ferdişçenko: Soğukkanlı, cıvık, işgüzar, utanma nedir bilmez bir karakter. Her Rus klasiğinde olmazsa olmaz tiplerden.

Nastasya Filipovna: Zengin, alımlı, göz kamaştırıcı, ilgi odağı bir karakter.

Afonasiy İvanoviç: Heybetli, uzun boylu, boğazına düşkün, yaşlı, saçları ağarmış bir ihtiyar.

Lizaveta Prokofyevna: General'in karısı sıfatındadır ve üç kız çocuğu vardır. Yaşına rağmen çocuksu hal ve hareketleri olsa da son derece haşin ve sert bir yapısı vardır. Kısacası iyi ve kötü yanlarıyla bir çocuk.

Aglaya: Üç kız kardeşin en neşelisi, sevimlisi, kendi halinde(bu yönüyle Prens ile benziyorlar) ve en güzeli diyebileceğimiz bir karakterdir.

Alexandra: Üç kız kardeşten biridir. Yüzü pek gülmez, kederli, hüzünlü, daima düşünceli ve ağır bir yapısı vardır.

Adelaida: Üç kız kardeşten sonuncusudur. Son derece iyi huylu, yüzü huzurlu ki kitapta Prens Muşkin onun için:'' İnsan siziz yüzünüze bakarken iyi kalpli bir kız kardeş yüzü görüyor'' demişti.

İpolit: Benim en dikkat çektiğim karakter. Çok genç olmasına rağmen kitapta çok fazla sorumluluk yüklenmiş ve korkusuz, duygularını saklamayan verem hastası bir genç. Kitap içinde kendi ağzından çok iyi ve düşündürücü söylemleri vardı.

Kitap içinde bir diyalogda dikkatimi çeken bir şey olmuştu.
''Rus edebiyatı Puşkin ve Gogol'da oluşuyor benim için''(s-495) gibi bir değinme olmuştu. Dostoyevski'nin bu betimlemesini kendine göre yakın olarak gördüğü ve bu yüzden değindiğini düşünüyorum. Diğer kitaplarında değindimi bilmiyorum ama bu dikkat çekiciydi.

Yayınevi ile ilgilide şunu demeliyim ki, daha önce Antik Yayınları'na ait bir çeviri okumadım. Yazılar arası sıkışmalar çok sıksa da, noktalama işaretleri ve yazım kuralları kusursuza yakındı.

Bir son konum ise 'Nastasya' ve Budala ile Suç Ve Ceza karşılaştırması. (Kısaca değinmeliyim)

Gonçarov'un Oblomov, Dostoyevski'nin de Suç Ve Ceza, Budala kitabında da Nastasya iki defa hizmetçi rolünde görülüyor. Sadece Dostoyevski'nin okumuş olduğum bu iki eserinde Nastasya geçmekte. Ben buna dikkat çektim ve diğer eserlerini de okuyunca dikkatli olacağım. Nastasya... acaba bu isim neden... Neden hizmetçi ve kötü karakter...

Budala'yı Suç Ve Ceza'dan ayıran özelliği ana karakter Muşkin'dir. Suç Ve Ceza'da asi, nefret duygusu ön planda, soyutlanmış, içe dönük duygusal, değişen ruh hali gibi belitileri olan Raskolnikov'un tam tersi bir karakter olmasıdır. Yani farklılık sadece karakter analizi ile sınırlı; öte yandan pek bir fark yok. Bu yüzden iki eseri de okumak karşılaştırma ve analiz bakımından ideal diyebilirim.

Keyifli okumalar.
160 syf.
Beklentiler üzer ve hayal kırıklığı yaratır..
Puşkini eleştirecek veya okumasanizda olur gibi ifadeler asla kullanmam zaten haddime de değil. Yalnız Gogol, Turgenyev, Dostoyevski, Tolstoy gibi büyük yazarların etkilendiğini bilmek ve bu yazarların en temel taşının Puşkin olması ister istemez insanda büyük bir beklentiye girmesine neden olmaktadir bu da aynen bende olduğu gibi. Keyif alınacak bi hikâyeyi içerik olarak aşkın en saf hâlini dönemin siyasi rejimini ve rus halkının düştüğü durumu en ince ayrıntısına kadar işlendiğini bu kitapta aşırı beklentiye girmem sonucunda konuyu kaçırarak bitirmeme neden oldu. Sizlerinde aynı hataya düşmemenizi temenni eder keyifli okumalar dilerim.
240 syf.
·Beğendi·7/10
Tolstoy'un on yaşından itibaren çocukluk ve ergenlik devresini içtenlikle ve kendine has üslubuyla kaleme aldığı bir eser. 1800 lerin ikinci yarısının toplumsal yapısını, anne babasını sevgisini, eğitim sistemini, anne ölümüyle girilen çalkantılı ruh halini ve sevgi ve nefret arasındaki gidiş gelişleri ele alıyor . Tolstoy ve eserlerini anlamak için bunu da okumalıyız, bence.
152 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Eveeet yine ruhunuza çiçek aşısı gibi gelecek bir inceleme ile merhaba 

    Kitabın içeriğini anlatirken biraz da bana kitabın neler kattığından, hangi gizemli, daha önce bilmediğim görmediğim alemlere götürdüğünden bahsetmek isterim.
    Insanoğlu çift yaratılmıştır der kimileri. Buna  somut olarak da soyut olarak da inanmışımdır hep.  Soyuttan kasıt ne diye soracak olursanız. Şöyleki Dostoyevski  "öteki ben " kitabında bunu somut olan kadar  belirgin göstermiş. Kahramanımız Golyadkin, psikolojik rahatsızlıklarından dolayı çevresinde çok fazla düşmanı olduğunu düşünüyor. Aslında buna sebep ötekileşmiş olma, toplum tarafından sevilmeme gibi durumlardır. Kahramanımız düşmanlarından (çevresindekilerden) sürekli kaçar iken kendisine tıpa tıp benzeyen hatta ismi bile aynı olan biri ile karşılaşır. Toplum öteki Golyadkin'i yani sonradan geleni yalakalığından, çalışkanlığından dolayi daha çok sever. 

Zavallı gerçek Golyadkin'imiz ise olayları düzeltim der iken daha çok birbirine katar ve toplum tarafından iyice dışlanır. Olaylar işin içinden çıkılmaz durum alırken zavallı Golyadkin hep yanlış anlaşılır. Ve devamında ise okursanız göreceksiniz . Şaşırtıcı olaylar olacaktır.

Psikolojik bir roman olup etkisinde kalacağınızı söyleyebilirim. Trajik olaylar ve ayrıca trajikomik olaylar mevcut. Dostoyevski amcayı okuyun okutun.

Bol bol keyifli okumalar dilerim sevgili dost 1k  ekibi .
152 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
İlk olarak bu kitabı okurken çok heyecanlıydım, çünkü bir Dostoyevski yapıtı. Yeraltından Notları okuduğumda yazarın psikolojik gözlem ve çıkarımları harikaydı. Bu kitap da ise çok daha derin anlamlar yüklenmiş. Eğer siz de benim gibi karakterlerin iç dünyalarını yansıtan eserleri seviyorsanız bunu okumanızı şiddetle tavsiye ederim. Özellikle Dostoyevski'nin bütün kitaplarını.
'' Beni unutacak olursan,
Ben seninim hatırla!
Hayat hızla gelip geçerken,
Sen de beni hatırla. ''
592 syf.
·31 günde·Beğendi·10/10
Bana roman okumayı sevdiren ilk kitap bu o yüzden bende yeri çok ayrı.Polisiye hayranlığım bu kitabı okuduktan sonra arttı ve devamlı kitap okumaya almaya başladım kitapları sever oldum.Bence her okurun okuması gereken bir kitap
240 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10
Özellikle Rus klasiklerinin naifliğini çok seviyorum, okurken bambaşka dünyaları yaşıyorsunuz.. Bu naiflik bir de çocuk dilinden yazılmışsa zevkle okunan bir kitap çıkıyor ortaya..Ben 'yeniyetmelik' ile devam ediyorum, iyi okumalar..
152 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
ÖTEKİ KİM
Dostoyevski..Ne kadar güzel anlatıyor şu rezil hallerimizi..sanırsınız gün boyu oturup insanları izliyor da artık her halini her hareketini ezbere biliyor.. Kitap boyunca gerçekten Bay Golyadkin'in bir ikizi var zannettim, insanın bir ötekisinin var olduğunu göstermek bu kadar başarılı anlatılabilir. Kitabı bitirince bizle birlikte yaşayan öteki ben değil, ÖTEKİ ONLAR'ın var olduğunu düşünmeye başladım.. ve öteki onlar canının istediğini yaparken ben istemediklerimi yapıyordum, kitaptaki gibi ben bir börek yerken öteki Bay Golyadkin 11 börek yiyor, karnı doyuyor ve mutlu oluyordu.. Hayatımız kendimiz ve ötekimizle mücadele ile geçiyor VE NE TAM KENDİMİZ NE TAM ÖTEKİMİZ OLABİLİYORUZ, bu yorucu düzen geçip giden hayatı istediğimiz gibi yaşamamıza engel oluyor..
152 syf.
·Puan vermedi
Tavsiye üzerine okudum ve çok beğendim.
Kendi içindeki şizofreniyi keşfeden bir yapıt , çok çarpıcı, sürükleyici ve psikolojik ...
Yakov Petroviç Golyadkin’e selamlar ...
592 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Kitaba sadece olay örgüsüyle bakanlar kitabı sıradanlaştırırlar.Yazar her ne kadar olayları çok iyi anlatmışsa da kitapta baskın yön yazarın suç ve ceza üzerine felsefi bakış açısıdır.O açıyı yakaladığınız anda kitapta aldığınız haz katlanarak artıyor ve ara ara tekrardan kitabı okuyorsunuz.Eğer hukukçu iseniz veya hukuka ilginiz varsa muhakkak o felsefi bakış açısını ,kitabın düşündüren yönünü bulana kadar okumanız gereklidir.Zaten yazarı Dostoyevski yapan kısım anlatmış olduğu olay örgüsü veya betimlemeler değil suç ve cezaya getirmiş olduğu düşündürücü yaklaşımıdır.Kitabı okurken bunu yakalamaya çalışın.İyi okumalar..