Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·784 syf.··
Beğendi
·
2023 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2023 00:02
Dostoyevski’nin hemen tüm yapıtları gibi Budala da Hıristiyanlık ve ahlâk çağrışımları, göndermeleriyle yüklüdür. Ama, öteki büyük romanları gibi Budala’yı da kalıcı kılan, dinselliğin ve ahlâkçılığın ötesinde, insanlığın en can alıcı soruları ve sorunlarını görülmemiş bir gözüpeklikle deşmesi, insanoğlunun böylesi sorular ve sorunlar karşısındaki nerdeyse tüm hallerini en karanlık kuyulardan ürkütücü bir sezgiyle açığa çıkarabilmesidir. Budala”nın kahramanı Prens Mışkin Ondokuzuncu yüzyılın “akıllı-aptal” tipinin en ilginç bir biçimde canlandırılmış örneğidir. Budala, güçlü duygularla gurur ve ahlak arasındaki çekişmenin alanıdır. “Budala”nın kahramanı Prens Mışkin, belki de dış görünüşte böyledir, ama aslında yaşadığı toplumun insanlarından çok daha üstün değerlere ve duyarlıklara sahiptir. Çifte aşk, Dostoyevski’nin romanlarında sık rastlanan temalardandır. Bunun en belirgini ise Budala’da işlenmiştir. Dostoyevski'nin kaleminden çıkan yine muhteşem bir eser okumanızı tavsiye ederim.
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
Puan vermedi·784 syf.··
2021 24. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2021 00:45
19. yy ortalarında hasta bir gencin başından geçen olayların anlatıldığı kitapta ana karakterimiz olan sara hastası Prens Lev Nikolayeviç Mişkindir. Prens Mişkin tedavi gördüğü (İsviçre'de bir doktorun yanında) yerden elinde çıkını ile Petersburg'a döner ve uzak uzak uzaktan akraba olduğu General Yepançin'in eşi Lizaveta Prokefyevna Yepançina ile tanışmak için onlara bir ziyarette bulunur. General ve eşinin üç kızları vardır ve prensimiz Aglaya İvanovna Yepançina ile bir aşk yaşayacaktır. Ama maalesef bir sorun var ki o kadar spoiler vermek istemiyorum. Ben kitabı aşırı beğendim. Prens Mişkin gibi biri olduğumu düşünüyorum 19. yy ortalarında budala denen bizlere şimdilerde ne denilir bilirsiniz. Çıkar ve menfaati bitenin arkadaşlığı, akrabalığı bitiyor. O kadar alışılmış ki insanlar belli kalıplara girmeye, olması gereken gibi olmak garipseniyor. En güzel örneği bu kitap okumanızı tavsiye ederim.
1000k
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
7/10
·779 syf.··
2021 4. kitabı
Merhaba, Elinize aldığınız zaman uzun süre ara vermeden okumanız gereken bir kitap. 50 sayfa okuyup araya 3 4 gün girerse tamamen dağılabilirsiniz.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
8/10
·784 syf.··
Beğendi
·
2021 69. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2021 00:48
‘’Böyle bir dünyada dürüst olmak "budala" olmaktır.’’ Dostoyevski'nin dört büyük romanından biri; Budala... Kitap 19. yüzyıl ortalarında geçen romanın kahramanı Mişkin yani sara hastası olan, budala denebilecek kadar saf ve iyi yürekli Prens Mışkin'in öyküsünü anlatıyor. Aynı şekilde Prens Mışkin gibi Dostoyevski de sara hastası ve bu hastalığını “istenç dışı ama ayrıcalıklı bir deneyim” olarak görüyormuş. Mişkin ; İlginç kişiliğiyle aileyi ve Petersburg'da tanıştığı insanları etkiliyor. Aralarında olduğu insanların hepsinden daha iyi, temiz , saf olduğu için anormal görülüyor. Herkes ona Budala diyor. Romanın kalın olması gözünüzü korkutmasın. Bir Dostoyevski klasiği olarak son derece akıcı ve derin. Rusya'yı üç gruba ayıran yazar kaymak tabakası, bu tabakaya yükselmeye çalışan ve kaymak tabakadan tanıdığı orta tabaka ve bu iki tabakanın da hor görüp beğenmediği bir tabaka alt tabaka olarak adlandırıyor. Romandan örnek vermek gerekirse, Yepançinler'in bir nevi bakıcılığını üstlenmiş Moskovalı Belonskayalar üst tabakayı, Yepançinler orta tabakayı ve İppolit, Lebedev gibileri de alt tabakayı oluşturuyor. Kitaptaki her bir karakter çok başarılı bir şekilde tasvir edilmiş. İnsan onun yazdığı karakterleri okurken yazara hayran kalmadan edemiyor, karakterlerin davranış sebeplerini en ince ayrıntısına kadar hesaplayıp yazması olağanüstü gerçekten. Kitabı çok beğenerek , çok severek okudum. Herkesin hayatında mutlaka bir Dostoyevski okuması gerektiğini düşünüyorum..
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
10/10
·784 syf.·
Beğendi
·
2021 11. kitabı
Öncelikle merhaba, Bitmez dediler hatta bu kitabı bana alan arkadaşın annesi, "bu tövbe bitmez." demişti. Lakin gel gelelim her güzel şeyin bir sonu vardır.
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
9/10
·784 syf.·
2021 3. kitabı
Budala Fyodor Mihailoviç Dostoyevski'nin en iyi dört romanından biri sayılmakta.Yazar bu romanını 1868 yılında yazmış.Oldukça dikkat çekmiş yayımlandığı dönemde.Roman hakkında olumlu ve olumsuz
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
9/10
·784 syf.··
2020 38. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2020 23:38
" Prens Mışkin ile aramızdaki benzerlik yalnızca yaşımızın yirmi altı oluşundan ileri gelmiyor. Hepimizin yaşamında ' başıma ne geldiyse iyi niyetim yüzünden geldi ' dediğimiz anlar vardır. Mışkin bu cümleyi belki de hiç kurmadığı için " Budala " olarak adlandırılıyor. Sanırım ben bu cümleyi geç kullanmaya başlamak farkı ile Mışkin'den bir adım öndeyim. Mışkin'in öyküsünü özgün kılan etken onun budalalık derecesine varan iyi niyetinden sonuna kadar vazgeçmemesidir. Kitapta üst tabaka Rus insanı, Dostoyevski'ye özgü bir dille bizimle buluşuyor. Rus insanına arada bir küfürler savuruyoruz bu buluşmada. Sizce Mışkin de verebiliyor mu bizimle bu tepkiyi? Aslında kitaba Dostoyevski'nin ilk büyük eseri denmesinin bir sebebi var. Budala'da aşk ve iyilik konuları genel temayı oluştursa da sosyal sınıfların acımasız bir gerçekçilikle anlatılması eseri daha da büyütüyor. Bunun üzerine Hristiyanlık ve Roma tenkiti de eklenince kitabın niteliksel hacmi de artıyor. Ölüm teması da kitabın en sancılı, en hissedilir kısımlarını oluşturuyor. Psikolojik tahlilleri her eserinde olduğu gibi burada da bizi rahat bırakmıyor. Öyle ki Mışkin'in o yumuşak ruhunun yanı sıra Aglae, Filipovna, İppolit, Rogojin gibi karakterler de iyi ve kötü tüm yönleriyle hayran bırakıyorlar kendilerine. Psikoloji ilminde söz sahibi olsaydım bölüm derslerine bir yenisini eklerdim: Dostoyevski...
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
9/10
·784 syf.··
Beğendi
·
2019 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2019 21:44
Dostoyevski’nin muhteşem eseri Budala’dan bahsetmek istiyorum. Dostoyevski’nin idamdan kılpayı kurtulmasının kendisinde yarattığı duyguları sık sık işlediği, ipolit'in nutkunun baya kafa açtığı, dönemin rus aristokrasisni baya iğnelenemiş, yer yer sıkıcı yer sürükleyici ama genelde eşsiz bir romandır .Bu muhteşem eserde katıksız saflığın, dürüstlüğün ve iyiliğin özellikle bu erdemler konusunda dibe batmış olan bir toplumda ne yazık ki budalalık emaresi olarak görüldüğünü mükemmel psikolojik tespitler eşliğinde açık, kusursuz ve acımasız bir şekilde anlattığı şaheseri. bu eserinde insan ruhunun aşk, tutku ve çılgınlık prizmasında hastalıklı bir şekilde kırılışını tüm berraklığıyla gözler önüne seren dostoyevski'ye hayran olmamak elde değil.. Son olarak bir anekdot eklemek gerekirse, dostoyevski yazdığı bi mektupta, bu kitap için, kafamdakilerin yüzde onunu bile kağıda geçiremedim demiş. Dostoyevski’nin romandan bir karekter yoluyla iletmiş olduğu mektubu aynen aktarmak istiyorum. ippolit'in açıklamasından: "her dahice düşünceyi ya da herhangi bir yeni düşünceyi, bunu da bırakın, kafada dogabilecek herhangi bir ciddi düşünceyi üzerine ciltler dolusu kitaplar yazsanız ve otuz beş yıl bunu durmadan insanlara açıklasanız, yine de kafatasınızdan çıkmak istemeyen ve sonsuza dek sizinle kalacak olan bir yanı kalır bu düşüncenin; böylece de düşüncenizin belki de en can alıcı yanını kimselere aktaramadan ölür gidersiniz. Kitapla kalın dostlar bu dev eseri okumak istiyor fakat erteliyorsanız bu akşam başlamanızı tavsiye ederim.️‍️
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
10/10
·784 syf.··
2022 72. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2022 23:12
-Daha çok minik bir yorum- Kitabı bitirir bitirmez bir yorum yapmak istedim ki ilerde buna bakınca kitap hakkında düşüncelerimi hatırlayabileyim. Öncelikle sonu için Prensi oyuna getirecekleri, ona unutamayacağı bir alayla kuşatacaklarını filan düşündüm. Kitabın başlangıcı asla sonu hakkında bilgi vermiyordu, bu harika oldu. Çünkü insanların kitabın sonu için "yaaa ben zaten bunu baştan anlamıştım" diyeceğini düşünmüyorum ve bunu çok sevdim. Her kısmı gerçektek ustalık eseriydi. Acemi yazılan cümlelere denk geldiğimi de söyleyemem. Kitabın kalınlığından ötürü( taşımak ve her yerde okumaya elverişli olmadığından) çok yavaş bitirdim ancak değdi mi? Tabiiki dee! Çok çok mutluyum pes etmeden bitirebildiğim ve daha önemlisi bu kitapla tanıştığım için. Son olarak şunu söylemek istiyorum: "Ahh be Mışkin!"
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma
10/10
·784 syf.··
2021 25. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2021 16:03
Avrupa’daki tedavisinden sonra Rusya’ya geri dönen prens kendini çıkar ilişkilerinin, aldatmacaların, aristokrat ilişkilerin boğuculuğunda buluyor ve işler hiç istediği gibi gitmiyor. Dostoyevski’nin son eserlerinden sayılan budala yazarın ruh tahlilleri için dorukta olduğu eserlerden bana göre. Kitaptaki tüm karakterlerin psikolojik durumları, karakterlerin iç dünyasını okura çok başarılı bir şekilde sunmakta.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201631,5bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.