Beyaz Geceler

Fyodor Dostoyevski
Çevirmen:
Mehmet Özgül
Tasarımcı:
Suat Aysu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Beyaz mı geceler ?
7/10
·118 syf.·
2024 6. kitabı
Kör olduğunuzu düşündünüz mü hiç? Hiçbir şey göremediğinizi, birdenbire? Etrafınızdaki her şeyin silindiğini? İşte o manzara gerçekten de siyah mıdır acaba? "Kör karanlık" diye ifade ederiz, "gecenin körü" deriz falan ya hani, peki ya körlüğün rengi gerçekten de siyah değilse? Gerçek körlüğün, beyaz bir gecede gelmediğini kim söyleyebilir size, hele ki gerçekten de körlüğü deneyimlemediyseniz?.. Mutlak körlüğün rengi beyaz olamaz mı yani? Kahramanımızın macerasını ilk ağızdan okuyoruz. Kendisiyle sohbet eder gibi bir okuma deneyimi içerisindeyiz anlayacağınız. Hele ki girişteki o, şehirden, evlerden, sanki dostlarıymışçasına bahsedişi... Muazzamdı. Dosto yapmış yapacağını ;) Neyse efenim, sanırım oralarda da bayram tatilinin dokuz güne çıkarılmasından mütevellit, şaka şaka, yazlıklara göçüşlerden dolayı şehirde bir tenhalaşma hali zuhur ediyor. Bu da kahramanımızı kırlara bayırlara yöneltiyor. Olayın içine girmeden evvel güzel bir manzaraya falan doyuyoruz anlayacağınız. Sonrasında ise rıhtımın korkuluklarında bir kadın belirir, olaylar alevlenir... Nastenkaaa, Nastenka... Olaya dair bir şeylerden bahsetmek istemem, zira zaten benim gibi bir yavaş okur bile birkaç saatini vererek bitirebiliyorsa bu kitabı, siz hayli hayli bitirirsiniz, keyfinizi kaçırmayalım. Daha çok, "beyaz gecelerin verdiği körlükler" sebebiyle pek de ciddiye almayacağınız, isteseniz de alamayacağınız şeylerden bahsedesim var. İster kadın olun ister erkek, birini iyice tanıyıp çözmeden hayallerinizden bahsetmeyin. Kendinizden bahsetmeniz normal, işiniz gücünüz, hayatınız, sevdiğiniz şeyler falan... Bunlar sizi birbirinize bağlayabilir ama hayaller... Onların içine birini katmak pek de öyle kolay bir iş değil, ha hayalleriniz yolgeçen hanına dönmüşse o zaman sıkıntı yok, Arka Sokaklar'daki Rıza
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
Beyaz Geceler
10/10
·118 syf.·
2024 36. kitabı
Yine bir hüsran yine bir ayrılış... Kitap en sevdiğim dünya edebiyatı yazarı olan Dostoyevski'nin gençlik yıllarında yazdığı lirik bir eserdir. Öykünün isimsiz, içine kapanık, yaşamdan soğumuş kahramanı Petersburg'un caddelerinde dolaşır iken köprüde ağlayan Nastenka ile karşılaşır. Onu dinler, onun ilginç öyküsünü dinleyip ona teselli verir. Bir adamın tacizine uğramış kızı o mutsuz dünyasından kurtarır sonra ona aşık olur... Peki hiçbir kadınla bir yakınlık kurmamış, kendisini hayattan soğutmuş bu adam, hayatının merkezine koyduğu Nastenka ile mutlu olabilecek midir?.. Hayat onu yanıltır... Nastenka'nın Moskova'ya giden aşık olduğu adam geri döner. Nastenka birden kendini o unuttuğu, nefret ettiği adamın yanında bulur. Burda unutulan o yalnız adamdır. Hayatımda okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi. Kesinlikle okunmalı. Ah Dostoyevski yine yüreğimi parçaladın...
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
Beyaz Geceler
Puan vermedi·118 syf.··
2020 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Eylül 2020 21:51
Bunca yıl atalet içinde bir başına yaşayıp, şehrin duvarları ve evleriyle arkadaşlık edecek kadar kendini yalnız hisseden bir adamın, yaşama tutunmak için iyi niyetli tek çaresi zinde bir hayalperestlik olurdu herhalde.Peki, hayalperestliğiyle yeni bir dünya inşa edip burada kendine olağanüstü roller biçen bir adam , günün birinde en az onun kadar yalnızlaşmış bir kadına tıpkı hayallerinde ki gibi platonik şekilde bir aşk beslerse ne olur ? Kimsesiz bir adamın aniden kapısını çalan âşk denen tutkuya sıkı sıkı sarılmaktan başka bir seçeneği yoktur elbette . Tıpkı sevdiği kadına , saatlerce ve sıkılmadan o süslü hayal dünyasını anlatmaktan başka verebileceği birşeyinin olmaması gibi... Platonik bir aşkı , yalnızlığa hatta bulutların üstünde gezdiği o hayalperest dünyasına bile tercih eden bir adamın, saf ve temiz duygular beslediği aşkı uğruna yaptığı fedakarlık ve her karşılıksız sevginin beraberinde getirdiği hâyalkırıklıkları ile sonlanan bir hikaye. Doğrusu insan ruhunun derinliklerine dair yine ince mesajlar vermeyi başaran klasik bir Dostoyevski eseri diyebilirim.
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
9/10
·118 syf.·
2020 53. kitabı
Yalnızlığı, hayallerinde yaşayan bir adamı ve bu adamın bir kıza karşılıksız aşkını -belki de duygu yanılsamasını- anlatan dört gece ve bir sabahlık lirik bir hikâye. Lirik ve melankolik bir zarafetle anlatılan bu kısa hikâye, karşılıksız aşkı yalın ve nahif bir atmosferde alışılmışın dışında bir duygulanım içinde okuyucuya aktarıyor. Yer yer kötümser, hayalperest ve kendi içinin ıssız karanlığına gömülen isimsiz anlatıcımız sevgisinin bir işe yaramadığını gördükçe de kahroluyor. Ancak buna rağmen -hissetiklerinin karşılık bulmamasına rağmen- sevdiği kıza iyi dileklerde bulunan yüce, soylu bir kalbe de ziyadesiyle sahip. "Göklerin her zaman açık olsun, sevimli gülücüklerin parlaklığını, mutlu görüntüsünü yitirmesin. Yapayalnız yaşayan, sana karşı şükranla çarpan bu yüreğe tattırdığın mutluluk anlarından dolayı seni hep hayırla anacağım." Ve dört gecelik bir mutluluk, bu yapayalnız yaşayan hayalperest adama yetiyordu belki de. "Ulu Tanrım! O ne uzun, mutlu saatlerdi! Bir insana böyle saatler yaşam boyu yetmez mi?" Ve kitaptaki en beğendiğim alıntı budur: "Niçin insanlar birbirlerine karşı açık yürekli davranmıyorlar? Neden en iyi insan bile karşısındakinden bir şeyler gizliyor, bütün düşündüklerini açıklamıyor? Sözlerimizin yabana atılmadığını bildiğimiz zamanlar bile neden içimizden geçenleri olduğu gibi söylemiyoruz? Nedense herkes olduğundan daha sert görünmek istiyor? Duygularını hemen açığa vurursa altta kalacakmış, kendisine önem verilmeyecekmiş gibi korkuya kapılıyor?.." Ve bir şey daha; "Beyaz Geceler, üslubunun keyif verici hafifliği ve zarafetiyle; ilkbahar esintileriyle dolu, gençlere özgü bir duygusallıkla bezeli atmosferiyle; zeki zarif ve iyi niyetli parodileriyle Dostoyevski'nin erken dönem eserlerinin trajikomik ve satirik evreninden ayrı bir
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
Puan vermedi
Normalde okuma yaparken kendimi olabildiğince kitaba vermeye çalışıyorum ama mesleğimden ötürü söz konusu Rusça eserler olduğunda her cümleyi incelemeden geçemiyorum. Bu eserde de durum tam olarak bu oldu. İncelemeyi yazmak için Rusçasını okumayı bekledim çünkü ne yazık ki - iyi bir tercüman olsa da - Mehmet Özgül'ün Beyaz Geceler çevirisini beğenmedim. Başka bir tercümandan okumanızı tavsiye ederim. Esere gelince; çok yalın bir şekilde, yalnız bir adam ve gece vaktinde karşılaştığı kadının hikayesini anlatıyor. Karakterlerin duygu yoğunluğunun kitabı akıcı kılan noktalardan biri olduğunu düşünüyorum. Dostoyevski'nin hemen hemen her eserinde olduğu gibi bu eserde de betimlemeler fazla ama insanı sıkmıyor. Okumayı düşünen arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum! :)
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
9/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2018 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2018 18:00
Dostoyevski’ nin dönem eleştirmenlerinden kötü eleştiriler aldığı için ruhsal çöküntüye girdiği, ilk gençlık eserlerinden olan Beyaz Geceler, yazarın diğer eserlerine göre daha sade bir dil barındırıyor. Buna rağmen diğer eserlerdeki anlam yoğunluğu ve duygusal doluluk bu eserde de üst seviyede. Ruhsal boşlukta olan insanların,sebepsiz yere başka ilişkilere yönelmesini hayalperest bir bakış açısıyla ele alan öykü, okura okuduğu her yaşta farklı lezzet veriyor.
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
Puan vermedi·118 syf.··
2019 50. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2019 14:49
İyi bir kadınla iyi bir erkek birlikte değildir. Çünkü kadınlar kötü erkeklere aşık olup iyi erkeklerle dertleşir. Sözüyle başlamak istiyorum incelemeye.. Dostoyevski, bu eserinde öncelikle yalnızlık içindeki bir insanın iç dünyasına iniyor. Diğer insanların yaşamlarına nasıl bir güzellikle ve gıptayla baktığını dile getirirken , kendi hayatının ise ne kadar karamsarlık içerisinde olduğunu bize neredeyse her cümlesinde hissettiriyor. Delikanlının, Nastenka ismindeki kızla olan ilişkisine gelince, olay tamamen gizemlerle örülü olarak karşımıza çıkıyor. Yazar burada bize, adeta ''ben olayı anlattım , gizemi ise siz çözün'' diyor. Ama yine de cümleleri arasına olayın örgüsüyle ilgili küçük bazı ip uçları yerleştirmeyi de ihmal etmiyor. Bundan dolayı bu kitabın finali ile ilgili herkesin kendine göre farklı bir yorumunun olacağı düşüncesini taşıyorum. Yazarın, çok ilginç ve çok kısa olan bu öykü tarzında yazdığı kitap hakkında kararı herkesin okuduktan sonra, kendine göre yorumlayarak vermesinin daha doğru olacağı kanaatindeyim.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
9/10
·118 syf.··
2020 43. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 06 Eylül 2020 23:36
Konusu gayet klasik, anlatımı yalın ama etkileyici. Çok kısa denecek sürede kitaba adapte oluyorsunuz, olayı ve hisleri derinden yaşıyorsunuz. Insanın hem ne kadar basit hem de ne kadar karmaşık olabileceğine şahit oluyoruz. Dostoyevski'nin yirmili yaşlarda yazdığı bu nefis öyküyü deneyimlediğim için mutluyum.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
Okurken insanı öldüren bir kitap
9/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2018 38. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ekim 2018 16:44
“Bugün yağmurlu, iç karartıcı, kederli bir hava var. Tıpkı gelecekteki yaşlılığım gibi.” diyor Sayın Dostoyevski. Bu insanı okurken öldüren kitaplardan birisi bence. Yalnızlık, soyutlanma ve karşılıksız sevginin vermiş olduğu çaresizliğin anlatıldığı güzel bir yapıt.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma
8/10
·118 syf.··
Beğendi
·
2021 577. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2021 20:46
Dostoyevski, sonunda bu yazara kavuşabildik. Önceliği nispeten kolay bir kitabına vermek istedim. Dili de gayet akıcı ve yormuyor. Hayalperest bir adamın dört günlük (aslında 6) aşkını konu alıyor kitap. Hayalperest demişken, bu konuya da bir değinelim. Yazarın bu konuya bakışı biraz farklı. Toplumun dışına itilen insanlara yakıştırıyor bu tanımı ve bu insanların aşk, duygusallık, hayat gibi romantik kavramları sadece hayallerinde yaşadığını belirtiyor. Ki epey de romantik bir eser diyebiliriz. Aynı zamanda dramatiktir de. Nasıl? Öncelikle Aşk’a nasıl baktığınıza bağlı. Çünkü bana adamın yaşadıkları bir rüya ve o rüyadan uyanış gibi geldi. Gerçek gibi gelmedi. Çünkü biliyorum ki, Aşk asla gerçek sahibine ulaşmaz ve kıymetinin bilinmediği hissiz kalplerde heba olur. Şimdi ben böyle düşündüğüm için hikayenin kahramanına böyle bir son bekliyordum ve sekmedi. Yazarın kullandığı anlamda değil de bizim bildiğimiz anlamda hayalperest insanlar ise gerçek aşkın gerçek sahibini bulduğuna inanır ve bu sondan da asla mutlu olamazlar. O yüzden en başta nasıl baktığınıza bağlı dedim. Evet, biliyorum çünkü ben de aşık oldum. Yanlış kişi mi, doğru kişi mi? Önemli olan bu ve bundan sonraki düşünceler. Nastenka adlı kadının gidişi açıkçası ben acaba yazarın bir anısını kaleme alması üzerinden değerlendirdim. Tamamen hayal gücüyle kaleme alınmış bir eser gibi gelmedi. O tatlı cümleler öyle hiçbir his olmadan kurulmazdı kanaatindeyim. Yine söylüyorum kim olursanız olun, size çiçek vermeyene siz de çiçek vermeyin. Hatamız bu insanlara çiçek bahçeleri sunmak oluyor genelde. Bu hepimizi duygusal anlamda üzer ve bu durumu yaşayanları yorar. Geçmiş geçmişte kalıyor tabi. Hepimize mutlu bir gelecek, güzel günler diliyorum. İyi okumalar..
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 2020102bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.