Bir Hayalperestin Anılarından

Beyaz Geceler

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·96 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2025 23:26
Bir hikayeniz yoksa nasıl yaşadınız bunca zaman Sevgi, bazen bir insan için iyi olan şeyi yapabilmektir, kendi kalbini parçalama pahasına." Dostoyevski'nin kaleminden süzülen bu duygu, kahramanımızın Nastenka'ya olan aşkını en güzel şekilde özetler. "bir anlık mutluluk, bir ömürlük acıya değebilir." zaman kavramı ustaca işlenmiş öyküye . Kısacık ve keyifli bir kitaptı. Dostoyevski'yi özlemiş olan ruhuma ilaç gibi geldi.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2022 16. kitabı
Kitapta, 'Beyaz Geceler' in ışığıyla aydınlanan Petersburg sokaklarında yapayalnız bir adamın Nastenka adındaki genç bir kıza olan aşkı anlatılır. Öykünün hayalperest anlatıcısı da olan bu adam, hayal kurmaktan yaşamaya fırsat bulamamış; kendi dünyasında kendi gerçekleri ile yaşayıp gitmektedir. O kadar yalnızdır ki her gün sokaklarda gördüğü insanları hatta binaları kendine dost edinmiştir. Nastenka da en az hayalperest kadar yalnız bir hayat sürmektedir. Torununu kontrol altında tutabilmek için kendisine iğneleyen kör ninesi ve sağır bir hizmetçi ile yaşamaktadır. Ayrıca kendisine evlilik vadederek giden bir adamı bir yıldır beklemektedir. Yolu hayalperest ile kesiştiğinde Nastenka, kendini bir aşk üçgeni içerisinde bulacaktır. Dostoyevski' nin gençlik yıllarında kaleme aldığı bu eser, diğer eserlerine göre daha sade bir dil kullanılarak yazılmıştır. Bir solukta okuyup bitirebileceğiniz bir kitap. Kısa ve aynı zamanda etkisinde bırakan bir kitap.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
8/10
·96 syf.··
2022 35. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2022 19:03
Bu kitap, sizi tatlılığı ile kandıracak, okuma boyu sinirlenmenize sebep olacak, sonunda ise sadece çatık kaşlarınızla gülümsemenizi sağlayacak. Dostoyevski, romantizm ve realizmin güzel bir karışımını sunmuş bize. Kitap hayalperest ve asosyal bir adamın, bir gece genç bir kız ile tanışmasıyla başlıyor. Toplam dört gece ve bir sabah bölümünden oluşan kitapta ikilinin birbirlerini tanımalarını, dost olmalarını, aşık olmalarını, aldatılmalarını görüyoruz. Yine de sanki Dostoyevski, gerçekçiliği yumuşatmak istemiş, ihaneti hafifletmeye çalışmış gibi hissetmeden alamadım kendimi. Kısaca, aşk üçgeninde sıkışan genç bir kızı, onu bekleyen, gerektiğinde kavuşup gerektiğinde ayrılan bir adamı okuyoruz. Okumalarınız arasına sıkıştırabileceğiniz çerez ve tatlı bir kitap olarak öneriyorum sizlere, iyi okumalar.
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2023 25. kitabı
Kitapta yalnız bir adamın iç dünyası anlatılmakta. Yazarımız kendini insanlardan soyutlamış birisi olduğu için sekiz yıldan beri aynı şehirde olmasına rağmen hiç arkadaşı olmayan bir kişiliğe sahiptir. Hayalci bir kimliği vardır. Hikayede bu yalnız adamın genç bir kızla tanışarak onunla arkadaş olması sonra da bu kıza aşık olması ve bu kızın yazarın hayatında meydana getirdiği değişiklikler kitabın ana konusudur. (Alıntı) Kendim kitabın konusunu, kitapta bulunan karakteri değişik bulduğum için alıntı olarak kitabın konusunu paylaşmak istedim. Okursanız genel olarak bir erkeğin ilk görüşte aşkını ve abartılmış acısını anlatıyor.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
9/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 16. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2022 20:37
Yalnızca XIX. yüzyıl Rus edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en büyük yazarlarindan Dostoyevski'nin 27 yaşında yazdığı Beyaz Geceler, okuru sarıp sarmalayan sevecen ve hüzünlü bir uzun öyküdür. Hem "dört gece süren bir aşkın hayali" hem de bir kişilik parçalanmasının öyküsüdür. Beyaz Geceler isminin nereden geldiğine bakacak olursak Petersburg'daki bir doğa olayının adıymış aslında. Rusya'nın batı kısmında, kuzey kutbuna çok yakın bir yerde olan Petersburg'da Mayis ve Temmuz aylarında güneş 03.00 da doğar 24. 00 da batarmış. O kısacık 3 saattede hava hemen kararmıyormuş. Bu doğa olayına Beyaz Geceler ismi verilirmiş. (Yani kitapta bu geceler, kahramanımızın gönlünü kaptırdığı Nastenka adli genç kız ile geçirdiği dört gecedir.) İlk iki bölüm kitap hakkında bilgilendirme ile geçiyor. Açıkçası bu kadar ayrıntılı anlatım beni biraz sıktı fakat sonraki bölümler, yani öykünün kendisi şiirsel ve akıcı şekilde ilerliyor. Zevkli bir okuma hissi veriyor. "Beyaz Geceler" bir çırpıda okuyup bitirdiğim; yalnızlığı, karşılıksız aşkı yalın bir dille anlatan bir kitap oldu. Ana karakterin yaşadığı kentte tek bir tanıdığının olmaması, kalabalıkların ortasındaki yalnızlığı, hayallerinin içinde yaşaması ve bu yüzden çokça fırsatı kaçırması bana günümüz insanlarını anımsattı. Gerçekten Dostoyevski tüm kahramları ve duyguları oldukça güzel aktarmış. Kitabı okurken gerçekten bunu hissediyorsunuz. Baştan sona kitaptaki duygular bize hiç yabancı olmadığı için kitap daha anlamlı hale geliyor. Sırf bunun için bile okumalısınız diyebilirim. Kitabın konusuna kısaca değinecek olursam yalnız ve hayalperest erkek kahramanımız, bir gece yürürken nehir kenarında, korkuluklara yaslanmış ağlayan Nastenka adlı bir genç kızla karşılaşır ve onu daha sonra sarhoş bir adamdan kurtarır. Bunun
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2026 8. kitabı
Beyaz Geceler , Fyodor Dostoyevski’nin kısa ama etkileyici eserlerinden biri. Petersburg’un beyaz geceleri fonunda geçen hikâye, yalnız bir adam ile Nastenka arasında kurulan kısa ama yoğun bir duygusal bağı anlatıyor. Bence eserin en güçlü yanı, büyük olaylar yerine karakterlerin iç dünyasına odaklanması; yalnızlık, hayal kurma ve karşılıksız sevgi gibi temalar çok sade ama derin bir şekilde işlenmiş ve okurken insan ister istemez kendinden bir şey buluyor. Ayrıca bu hikâyenin farklı dönemlerde sinemaya uyarlandığını görmek de ilginç: Le Notti Bianche, Luchino Visconti tarafından daha sanatsal ve melankolik bir şekilde yorumlanmışken, Saawariya aynı hikâyeyi çok daha renkli ve duygusal, hatta müzikal bir tarzda sunuyor; White Nights ise birebir uyarlama olmasa da benzer temaları farklı bir çerçevede ele alıyor. Kısacası aynı hikâyenin farklı kültürlerde bu kadar değişik şekillerde anlatılabilmesi bana göre eserin ne kadar evrensel olduğunu gösteriyor.
Alıntı
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2024 11. kitabı
"Nasıl şeyler bunlar tek kelimesini bile anlamıyorum. " kitap için güzel bir özet cümle sevimli ve kısa bir hikaye ben beğendim. Hitap şekli benim de hoşuma gitti sürekli Nastenka diyip duruyorum.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
8/10
·96 syf.··
2020 49. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2020 19:28
Uzun bir aradan sonra Dostoyevski cümleleri, psikolojik betimlemeleri o kadar iyi geldi ki, söylemeden geçemeyeceğim. Beyaz Geceler yazarın hacimli eserlerine nazaran kısa bir öykü kitabı diyebilirim. Yalnız kısalığı yanıltıcı olmasın, her bir satırı sayfalarca anlam ifade ediyor. Bu anlam öylesine derin ki kitaba adını veren beyaz gecelerin, kahramanımızın aşkını, o aşkın aydınlık ve saf tarafını temsil etmesi kadar incelikli. Beyaz geceler St. Petersburg'da Mayıs sonu ve Temmuz'un ilk haftası yaşanan, gece olduğunda havanın kararmadığı bir hadise diyebiliriz. Dostoyevski'de kitabın ana karakterleri hayalperest ile Nastenka'yı bu beyaz gecelerde buluşturarak hem kitaba ismini veriyor hem de aşkın en beyaz halini kelimelerle resmediyor. Kitabımız konu bakımından kulağa hiç yabancı gelmiyor. Nastenka isimli karakterimiz 1 senedir sevgilisini beklemekte ve çaresiz. Diğer karakterimiz hayalperest ile St. Petersburg'da karşılaşıyorlar. Bu sırada bahsettiğim beyaz geceler yaşanmakta. 4 günlük bir süreçte birbirlerini tanımaya başlayan ve sohbet eden karakterlerimiz şahane bir anlatımın kapılarını aralıyor bizlere. Dostoyevski böylesine bilindik bir konuyu öyle bir anlatım ustalığıyla zenginleştiriyor ki, sayfalar su gibi akıp gidiyor. Konu Dostoyevski olunca kitabın konusundan çok anlatımı her zaman dikkatimi çeken tek unsurdur. Bu kitabı benim için özel kılan nokta da bu oldu. Yazar beklentisiz, karşılıksız ya da sadece bir aşkı konu ediniyor gibi görünse de, metnin altında yatan yalnızlık olgusunun muazzam bir anlatımı var. Hayalperestin ağzından antılan "yalnızlık" öylesine güzel sözcüklerle ifade edilmiş ki, bu hissi gözle görülür, elle tutulur bir halde bize armağan etmiş sanki yazar. Hiç tanımadığımız biriyle ilk kez tanışır gibi tanışıyoruz yalnızlıkla. Sonrasında
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
Küçük şeylerle avunamaz mı insan? Belki; bazı şartlarla, bazı şartlarda...
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 30. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2022 16:35
Yazan Dostoyevski olunca konusuna bakma gereği duymadan okumaya başladım, okurken bir miktar Kürk Mantolu Madonna tadı aldım. Benzer başlayan hikayelerin bu kadar birbirinden bağımsız sonlarda oluşu da şaşırtmadı değil. Elimde olmadan iki hikayeyle kıyaslama yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Birinde sonsuza kadar bağlılık, diğeri ise sonsuza kadar bağımlılık... Beyaz Geceler'de hayalperest erkek karakterimizin çabasının boşa gitmesine mi üzüleyim, sevgisinin nedenine asla anlam veremediğime mi bilemiyorum. Dostoyevski yine ruh halimi berbat edip gitti. Beni kendimle büyük bir çatışma içerisinde bırakıp gitti. "İnsanı anlamak mümkün değil!" diyor satırlarda, ve sonunda yine haklı çıkıyor..
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mart 2022 19:19
Dostoyevski ile tanışma kitabım olan bu “harika” kitap olduğu için çok sevinçliyim, Sabri Gürses çevirisi ve ön sözüyle okuduğum içinse daha çok. Kitapta derin bir yalnızlık çeken ana karakterimiz olan “Hayalperest”in hayatı ve en özel bulduğu tüm hayallerine yeğlediği dört gecesi anlatılıyor. Bu gecelerin başkarakteri olan Nastenka, ninesiyle yaşayan ninesinin de etkisiyle yalnızlaşan ve Hayalperest gibi yalnızlık çeken genç bir kadındır. Hayalperest ise kadınlara karşı çok çekingen olan biridir. Bir gece ansızın gerçekleşen bi olay sayesinde tanışırlar. Diğer gece birbirlerine hayat hikayelerini anlatmaya başlamalarıyla kısa romanımız da başlar… Ön sözünde Sabri Gürses’in de bahsettiği gibi çokça ülkede, ülkelerin kültürel yapılarıyla da beraber şekillenerek uyarlanmış çokça filmi bulunmaktadır. Ülkemizde de Nejat Uygur’un oynadığı Cafer Bey filmi de buna bir örnektir. İncelememi Sabri Gürses’in “Visconti’nin uyarlamasının romanın sinemaya yapılmış en parlak uyarlama olduğunu doğrular.” sözüyle bahsettiği, kitaptan uyarlanmış en parlak filmi izlemek için sabırsızlanarak bitiriyorum.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2019102bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.