Bir Hayalperestin Anılarından

Beyaz Geceler

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

“HAYALLER HAYATLAR”
8/10
·96 syf.··
2024 92. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2024 19:06
"Sabretmek, öylece durup beklemek değil, ileri görüşlü olmaktır. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir." Şems-i Tebrizi Kahramanımızın ismini, işini, geçmişini ailesini bilmiyoruz. Kalabalık şehrin içinde yorulmuş bunalmış yalnız biri, anlatıcı olarak hayallerinden bahsediyor nasıl hayalperest yaşadığını anlatıyor. Yaşamından memnun olmayanların kaçtıkları alan hayalperestlik. Bazıları hayal kurmanın güçsüzleştiğini iddia edebilir. Her insan birazcık hayalperesttir. Ve kahramanımız Nastenka ile tanışıyor Beyaz Geceler başlıyor. Anlatıcı bu sefer Nastenca oluyor geçmişini ve beklentilerini anlatıyor. Duygusal ve psikolojik olarak yoğunlukta akıcı bir şekilde kitap akıyor. Kitapsız kalamayan hayal kurmayı öğrenen bir Nastenka çıkıyor karşımıza… “Aşk romanlarından nefret ederim. Genç kızların ahlakını bozuyor; onları hayalperest yapıyor.” Diyordu Fyodor Dostoyevski İnsancıklar kitabında. Fyodor Dostoyevski hayalperest olarak yaşadı, deneyimleri çıkarımları çok fazlaydı Beyaz Geceler’de isimsiz kahraman olarak kendi düşüncelerini verdi belkide… İnsancıklar kitabında ise çok başka bir hayalperest ve bakış açısı sundu. Bu kitabı sevenlere İnsancıklar kitabının( inceleme #228997087 ) hayalperesti ile tanışmasınıda tavsiye ediyorum.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
2021 69. kitabı
📚DİPÇE : Dostoyevski okurları bilir ki Petersburg yazar için ayrı bir yere sahiptir. Rusya için de öyle, doğulu Rus kentlerine nispet edercesine Petersburg, Rusya'nın batıya bakan penceresidir. Burası ayrıca kuzey kutbuna yakınlığı yani coğrafik konumu nedeniyle mayıs ayının ortalarından ağustos ayına kadar kararmayan gecelere sahne olur.Beyaz gece adı verilen  mucizevi bu astronomik durum şairane ruhlarda romantizmi yükseltir. Öykümüzün karakteri Hayalperest de bu ambiyanstan beslenen, kentin sokaklarını adım adım bilen, evleri ve insanlarıyla  içinden sohbet eden münzevi bir gençtir. Bir beyaz gecede tesadüf ettiği Nastenka adlı genç kıza kadar adını bilmediğimiz hayalcimizi bu masum çekingen haliyle tanırız. Öykünün diğer karakteri de farklı bir yalnızlık yaşayan Nastenka'dır. Ninesi ile nineye bağımlı bir hayat yaşayan kadın karakterimiz, dönemin  toplumsal yapısını yansıtan bir karakterdir aslında... Kadının, yaşamaya bakış açısı evlilikten geçen ve sadece bu yolla şekillenen bir çizgidedir, evlilik kurtuluş olarak görülmektedir. Hayalperest ile Nastenka arasında 4 gecede, esasen zamanın çok da algılanmadığı dört beyaz gecede yaşanan duygusal olaylar okurun gözünde Nastenka'yı bencil ve çıkarcı kadınları sembolize eden bir isme  dönüştürür. Oysa satır araları iyi okunduğunda Nastenka'nın griye bakan taraflarını görürüz. 17 yaşına kadar kör ninesinden başka insan görmeyen görece cahil, hayatı bilmeyen ama yaşamak için içinde  kor tutuşturan bir kızdır o, yanlışa çok açık biridir. İlk beyaz geceden Hayalperesti aşka karşı uyaran ama koşullar değiştikçe yaşadığı hayattan kurtulamayacağını zannederek panikleyen Nastenka ve  tecrübesizce gerçekleri görmek istemeyen Hayalperest esasen acıyı ve  kederi beraber çağırmıştır. Zira aynı Nastenka karşısında realist
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.·
Beğendi
·
2021 9. kitabı
Yapayalnız hiç ahbabı olmayan iki kelimeye muhtaç hayalperest adam dostluğa hasret kalmış, dertleşebileceği, danışabileceği kimsesi olmayan Nastenka ile tanışır ve dost olurlar. Hayalperest adam Nastenka’dan oldukça etkilenir ve ona aşık olur. Ancak Nastenka bir yıldır sadakatle beklediği başka bir adama aşıktır. Dostoyevski’nin kitapları beni her zaman etkiler, severek okurum. Beyaz Geceler de muhteşem, dört gece süren bir aşkın hayali ve bir kişilik parçalanmasının öyküsüdür.
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
9/10
·96 syf.·
2020 4. kitabı
Yalnız Bir hayalperest,Nastenka adında genç bir kızla tanışır,Nastenka da bir o kadar yalnızdır.İkisi de birbirine yaşam öykülerini anlatmaya başlar. Dört gece süren bir aşkın hayali hem de bir kişilik parçalanmasının öyküsü olan güzel bir eser.
1000Kitap
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
9/10
·96 syf.·
2020 6. kitabı
Çok az ama derinlikli karakterle (iki buçuk diyebiliriz) yazılmış çok iyi bir hikaye.. Okuduğum Can yayınları baskısında çok doyurucu bir sonsöze yer verilmiş.
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
7/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2020 15:51
Beyaz Geceler St. Petersburg'da mayısın son haftası başlayıp temmuzun 15'ine kadar devam eden, geceleri havanın kararamaması olayına verilen isimdir. Hikayenin başkahramanı ''hayalperest'' bir gün Petersburg'da gezerken gözü ağlayan bir kadına takılır ve onunla konuşmayı ister ama cesaret edemez. Kadını takip etmeye başlar ve farkeder ki adamın biri de onu takip ediyordur ve onu taciz edecektir, buna duyarsız kalamaz ve kadının koluna girer onu kurtarır. Böylece dostlukları başlar, 4 gün içinde birbirlerine bütün hayatlarını dökerler. Hani olur ya bazen insana, hiç tanımadığın birine bütün hayatını anlatma arzusu, burada da aynısı vardır. Kahramanımız kitap gibi konuşur, yıllarca susmuş kimseyle tanışmamış şehirde kimseye selam bile vermemiştir ama şimdi onun için bütün sustuklarını anlatma vaktidir. İnsan içini dökünce rahatlar ve karşısındakine yakınlaşır ya hani burada da ikisi birbirlerine yakınlaşır ve birbirlerini çok sevmeye başlar ama tabi bir farkla, kadın dostça severken adam çoktan aşık olmuştur. Kadın(Nastenka) 1 yıl önce kiracıları olan adama tutulmuştur ve onu bekliyordur bir yıldır ve adama mektup gönderir ''hayalperest'' aracılığıyla. Mektubuna cevap gelmedikçe çılgına döner aşık olduğu adama sinirlenir soğur ve kahramanımıza yani sevdiğine değil ona sevene gitme kararı verir. Hepimiz yaşamışızdır bunu kime gitmeliyiz bizi sevene mi bizim sevdiğimize mi? Zor bir karardır hangisini seçsek öbüründe kalır aklımız. Nastenka da zorlanır epey ama sevdiği adam ortada yoktur bari sevilmeye layık olanı beni seveni seçeyim der ama o anda karşıdan biri gelmektedir. Aşığı. Tabi dayanamaz ve aşığına döner, gider. Hayalperest hayalleriyle ortada öylece kalır...Son...
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
Bir Hayalperest'in aşkı
6/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2019 11. kitabı
St. Petersburg'da geçen ve hayalperest kahramanımızın Nastenka'ya aşkının, aşk üçlemesi şeklinde anlatıldığı bir Dostoyevski uzun hikayesi. İnsancıklar hikayesi ile dikkatleri üstüne çeken Dostoyevski'nin şiirli bir havada yazılmış bu ikinci hikayesini yazar, genç döneminde bir dergide yayınlanmıştır. Dostoyeski bu eserini çarpıcı eserleri arasında saymaz.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
Teşekkür ettim Dostoyevski'ye
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ağustos 2020 22:57
Bazı kitapların güzel bir hikayesi vardır, bazısında çok iyi bir üslup kullanılmıştır, bazı kitaplardaki etkileyici olan ise ana fikirdir. Fakat bir kısım kitaplar var ki uçsuz bucaksız bir ruha sahiptir. Okurken ağlayası gelir insanın, elinin her çevirdiği yaprakta kalbine çarpan esintisini hisseder, tutar omuzlarından sarsar seni kelimeler. Fazla romantik olmak değildir bu, başka bir şeydir. Kendinden yıllarca ve yollarca uzaktaki birinin kalbini böylesine etkilemek bayağı bir romantiklikle olacak iş midir? Basit bir aşk hikayesi de değil, öyle boş edebi laf kalabalığı da. Bu öylesine hoş, tatlı bir dille fakat aynı zamanda da senin hayatını üzerine kurduğun hayallerini sertçe ve dobraca sarsabilecek bir eser. Hep Dostoyevski'yle şöyle bir oturup sohbet etmek, "Bana beni anlat." deyip saatlerce olsun dinlemek isterdim. Şimdi ise düşünüyorum da o bunu yapmış zaten, hepimizi hepimize anlatmış. Kendimi okudum ben her sayfada. "Ve kendine soruyorsun: Nerede hayallerin? Ve başını sallıyor, şöyle diyor: Yıllar ne çabuk geçiyor! Ve yine soruyor kendine: Ne yaptın bunca yılı? En iyi zamanlarını nereye sakladın? Yaşadın mı yaşamadın mı? Baksana, diyor kendi kendine, yeryüzü nasıl soğuyor." Beni en sarsan kısım belki de buydu. Hayal dünyası çok geniş ve adeta tüm dünyası kendi hayalleri olmuş, gerçekliğe ve gerçek bir sevgiye muhtaç bir adamın bağlanıp kaldığı düşlerinin onu hep ama neden hep yalnız bırakması, hayal kırıklığıyla mutsuz kılması anlatılıyor. Hayallerin verdiği mutluluğa bağımlı olarak yaşamanın, sevgi ihtiyacını karşılamak için kendini bu şekilde avutmanın ve hayatını kendi yazdığı öykülerden ibaret kılmanın sonunun ne olacağını kendimize sorduruyor: "Ne yaptın bunca yılı?" "Yaşadın mı yaşamadın mı?" Bilmiyorum, gerçekten yaşadım mı ben, o kurduğum hayallerin,
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2020 11. kitabı
Dostoyevski yine huzurumuzu kaçırdı hamdolsun... İlk okuduğum anda “ya bunun filmi çekilse ne güzel olur!” dediğim ve yine aynı zamanda beni “Bir aşk dört gün sürer mi ya da ilk görüşte aşk var mıdır, kadın-erkek sadece arkadaş olamaz mı” gibi değişik sorulara yönelten bir kitaptır kendisi. Yazarın diğer hikayeleriyle kıyaslanamayacak kadar sade bir eserdir. Bu sebeple çok rahat okunabilir. Keyifli okumalar.
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma
Hisli Yalnızlık
9/10
·96 syf.··
2020 30. kitabı
Beyaz Geceler'in neden beyaz olduğu benim için muamma çünkü hayatım boyunca hiç beyaz bir gece görmedim ama bildiğim bişey varsa o da kitabın çok akıcı ve edebî açıdan çok doyurucu olduğudur. Dostoyevski 'nin karakter tahlilleri çok başarılı ki zaten Dostoyevski' yi de Dostoyevski yapan bu...! Sisler arasına gizlenmiş bir yalnızlık romanıydı. Beyaz sislerin örttüğü bir yalnızlık... Kitapta yalnız olan karakterimiz 'Hayalperest' çok güzel bir şekilde kendini ifade eden, edebî bir anlatımı olan en sevdiğim karakterdi kitapta. Ki zaten kitapta iki önemli karakter var biri 'Hayalperest' ismi bile yok tıpkı Aylak Adam kitabındaki Bay C. gibi. Diğeri de Nastenka..! Beni en çok hayal kırıklığına uğratan karakter Nastenka'ydı. Neden mi? Bence iyisi mi siz kitabı alın okuyun o zaman neden hayal kırıklığına uğradığımı anlarsınız. KİTAPLA KALIN sevgili okurlar :)
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 2018102bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.