Kitap, Carl Rogers’ın hümanistik yaklaşımını oyun terapisine uyarlayan Virginia Axline’ın çalışmalarını temel alır.
Kitabın merkezinde yer alan yönlendirici olmayan oyun terapisi çocuğa iyileştirilmesi gereken bir sorun olarak değil, kendi çözümleme yetisine sahip tam bir birey olarak yaklaşır.
Terapist çocuğu yönlendirmez, sadece onun varlığına ve özgürce kendini ifade etmesine eşlik eder.
Dibs’e ne yapması gerektiğini söylemez, oyunlarını eleştirmez veya ondan belirli bir performans beklemez. Bu tutum, Dibs’in o ana kadar deneyimlediği baskıcı ve kalıplara dayalı dünyadan kaçıp sığınabileceği ilk güvenli olacaktır.
Dibs’in sergilediği uyumsuz, korkak ve güvensiz tavırlar aslında onun zekasından değil kendini dış dünyadan korumak için kullandığı kalkandan kaynaklanır.
Üstün zekalı bir çocuk olmasına rağmen doğumundan itibaren maruz kaldığı duygusal yoksunluk ve ihmal, onu dış dünyayı tehlikeli bir yer olarak kodlamaya itmiştir.
Profesör babası ve doktor annesi için o, entelektüel standartlara uymayan bir "hata" gibidir.
Bu duygusal reddediş, Dibs’in içine kapanmasına ve dış dünyaya karşı aşılmaz duvarlar örmesine neden olur.
Onun iletişim kurmuyor gibi görünmesi aslında kendisini duygusal şiddetten ve reddedilmekten korumak için geliştirdiği bir savunma mekanizmasıdır.
Terapi odasındaki kum havuzu ve oyuncaklar Dibs’in kelimelerle ifade edemediği öfkesini, korkusunu ve en önemlisi bastırılmış benliğini dışarı vurduğu bir sahneye dönüşür.
Axline’ın sabırlı ve kabullenici tavrı sayesinde Dibs, korkularının üzerine gitmeye başlar.
Zamanla anlarız ki çocuğun dış dünyayla yaşadığı problemler aslında kendi varlığına duyduğu güvensizlikten beslenmektedir.
Kendini kabul etmeye başladıkça ailesinin ona yüklediği yetersiz çocuk imajını yıkar ve gerçek potansiyelini